Atiklarin aritilmasinda mikroorganizmalarin kullanilmasi



Yüklə 312.76 Kb.
səhifə1/6
tarix30.01.2018
ölçüsü312.76 Kb.
  1   2   3   4   5   6

YAKIN ÇEVREMİZDEKİ ORGANİZMALAR

Sevcan GÖK , Berrak Karahan , Pınar Kerbetan

Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Öğretmenliği

sevcancansel@hotmail.com, madam_mao@hotmail.com,

aaa_d_aaa@hotmail.com

ÖZET

Yakın çevremizde bizi doğrudan etkileyen ve yaşamımızı değiştiren birçok organizma bulunmaktadır. Bu organizmalar çoğu zaman gözle görülemeyecek kadar küçük olduğu için, organizmayla karşılaşır karşılaşmaz tedbir almamızı engeller.Yakın çevremizdeki organizmaların bizi etkileyen en önemli faktörü hastalıklar.Bu hastalıklar çoğu zaman bulaşıcıdır ve birkaç kişiden başlayarak kıtaları hatta dünyayı etkileyen pandemik salgınlara neden olmaktadır.Bulaşıcı hastalıkların başında virüsler gelmektedir.Virüsler canlı ile cansızlar arasında ne olduğu tam olarak bilinemeyen yaratıklardır.Birçok çeşidi ve şekli olmasına rağmen aynı yapı planını izlerler.Virüsler ele geçirdiği hücreyi kendi denetimi altına alarak onun kendi görevini yapmasını engeller ve hastalıklara neden olur.Dünyada birçok salgın hastalık virüsler yüzünden meydana gelmiştir.Kuş gribi,domuz gribi,aids gibi birçok hastalık insanlık tarihini büyük ölçüde etkilenmiştir.Günlük yaşamımıza da birçok etkileri olan virüslerin, günümüzde neden olduğu bazı hastalıkların tedavileri kolaylıkla yapılabilirken bazı hastalıkların hala tedavisi yapılamamaktadır.Buda virüslerin hayatımızı ne kadar çok etkilediğini göstermektedir.Yakın çevremizde hastalıklara neden olan etkenlerden birisi de ev tozu akarlarıdır.Bu canlılar yastıklarda,yorganlarda,halılarda,kilimlerde bol miktarda bulunmakta ve alerjiye neden olmaktaktadır.Ev tozu akarları nemli ortamda hızla çoğalmakta ve yüksek sıcaklıkta ortadan kaybolmaktadır.Ayrıca deri döküntüleri ile de beslenmekte ve dışkısından hastalık nedeni olan alerjenler meydana gelmektedir.Evimizde bu akarlardan korunmanın yolu tüylü materyallerden uzak durmak,yatak yorgan gibi uykuda temas ettiğimiz eşyaları havalandırmak,temizliğini düzgün bir şekilde yapmaktadır.

Yakın çevremizde bulunan diğer organizmalar ise mantarlar, riketsiyalar ve protozoalardır. Mantarlar ökaryotik, klorofil içermeyen, hiflerden oluşan, spor oluşturan ve heterotrof yaşayan organizma grubudur. Kendi besinlerini kendileri yapamadıklarından dolayı saprofit, parazit ve simbiyotik olarak yaşarlar. Mantarlardan bir çok şekilde faydalanırız. Ekmek yapımında, fermentasyon yaparak alkollü içkilerin eldesinde ve de penisilin gibi bir çok antibiyotiğin üretilmesinde mantarlardan faydalanırız. Mantarların faydalanılan yönlerinin yanında zararları da vardır. İnsan, hayvan ve bitkiler üzerinde parazit yaşayarak hastalık meydana getirirler. En sık ayak parmak arası, koltukaltı, kasık gibi yerlere, bunun dısında sırt, gögüs,ayak tırnakları gibi yerlere yerleşerek kaşıntı, kızarıklık oluştururlar.Eğer müdahele edilmezse iltihap oluşturabilir ve ciddi rahatsızlanmalar görülebilir. Korunmak için pamuklu giysiler giymeli, iyice kurulanmalı, başkasının tarağını, havlusunu kişisel eşyalarını kullanmamalıyız. Riketsiyalara baktığımızda bunlar bit,pire ve kene gibi asalakların bağırsaklarında yaşayarak insan kanını bu canlıların emmesiyle o bölgeyi enfekte ederek hastalık meydana getirirler.Halk arasında lekeli humma diye bilinen tifüs hastalığı bit aracılığıyla insana taşınır. Yeryüzündeki tüm hastalıkların çoğu sularla ilişkili olarak ortaya çıkmaktadır. Yılda yaklaşık 200 milyon insan su ile ilişkili hastalıklara yakalanmakta ve yılda 2 milyon kişi kirli sulara bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Suda yaşayan canlılardan hastalıklar bulaşmaktadır ve bu canlılardan en önemlisi PROTOZOA lardır. Protozoalar; kolera, tifo, tetanos ve verem gibi bulaşıcı hastalıklara yol açar.
Bakteriler de çevremizde bulunan diğer bir organizma türüdür. Mikroskobik oln bakteriler monera aleminde yer alırlar. Prokaryot özellik gösterirler fakat zarla çevrili organelleri ve de zarla çevrilmiş bir nukleusu yoktur. DNA ları sitoplazma sıvısı içerisinde dağılmış şekilde bulunmaktadır. Ayrıca sitoplazmalarında bulunan tek organelleri zarsız olup protein sentezlemeye yarayan ribozomdur. Bunun dışında organel bulundurmazlar. Bakteriler organik atıkların bol bulunduğu, kirli suların çok olduğu, çöplerin fazlaca birikip kokuştuğu yerlerde yaşaralar. Bakterileri sınıflandırırken birçok kıstas kullanmaktayız. Bunlar; beslenme şekillerine göre, oksijen ihtiyacına göre, Gram boyasıyla boyanmasına göre ve şekillerine göredir.

Hayatımızda sürekli duymaktayız şu hastalığa sebep olan bakteri, bakteri vardır elleme, bakterilerden korunmak için ellerini yıkamalısın gibi kullanımları fakat bahsedildiği gibi bütün bakteriler zararlı mıdır? Bu soruya cevabımız tabiî ki hayırdır. Yararlı olan bakteriler de vardır. Hatta hayatımı devam ettirebilmemiz için gerekli olan bakteriler de.

Bakteriler uygun ortam koşulları sağlandığında çok hızlı olarak üreyebilmektedirler. Bundan dolayı da zararlı olan yani patojen özelik gösteren bakteriler vücudumuza girdiğinde onlara uygun ortamı sağlamış oluyoruz ve uygun davranmadığımızda çoğalmalarına yardımcı oluyoruz. Fakat dikkat etmemiz gerekenleri bilirsek patojen bakterilere karşı dayanıklı olup hastalıklara davetiye çıkarmamış oluruz.
Anahtar Kelimeler: Virüs, ev tozu akarları, mantar, riketsiya, protozoa

VİRÜSLER
VİRÜSLERİN KEŞFİ
Virüs kelime olarak zehir anlamına gelmektedir. Robert KOCH, Louis PASTAEUR ve diğer bilim adamları bulaşıcı hastalıkların nedenini bakteri olarak bulmuşlardır. Bilim adamları 19. yüzyılda tütün bitkisindeki mozaik hastalığının nedenlerini araştırırken, bu hastalığın bulaşıcı olduğunu ortaya koymuşlardır. Ancak buna neden olan şeyin ne olduğunu bulamamışlardır. Hasta bitkinin yaprakları, mozaik bir şekilde lekelendiği buruştuğu için, bu hastalığın ismini tütün mozaik hastalığı olarak belirlemişlerdir.

Virüsler ilk zamanlarda bakterilerin salgılamış olduğu bir zehirli madde olarak düşünülüyordu. Ancak sonra virüs bir organizmaya bulaşan, bakterilerin salgıladığı bir zehirli madde olarak kabul edildi. Bilim adamları virüsün bir organizmaya bulaşarak hastalık yaptığını gösterdi. Tütün bitkisinden çıkarılan özüt, porselenden yapılmış bir filtreden geçirilerek virüsler yakalandı. Süzülen özüt, hastalığın bulaşmadığı tütün bitkisinin yapraklarına sürüldüğünde, bitkinin hastalandığı ortaya çıktı. Hollandalı mikrobiyolog M.W. BEIJERINCK bu hastalığın bitkinin bütün organlarına zamanla yayıldığını gözlemledi.


20. yüzyılda, tütündeki mozaik virüsünün yanı sıra bitkide, insanda ve hayvanlarda çeşitli hastalıklar yapan canlı sıvıların olduğu keşfedilmiştir. Salatalık, patateste mozaik hastalığı yapan virüsler sayılabilir. İnsanlarda ise sarı humma, çocuk felci, grip, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve su çiçeği gibi hastalıklara neden olan virüslerin olduğu da görülmüştür.

V


Nanometre ,gözle göremediğimiz maddeleri ölçmek için kullanılır. 1nm =o,oooooooo1 m
İRÜSLERİN YAPISI

Bir virüs bir organizmada hastalık yapabilen en küçük canlıdır. Dış görünüşleri, yapıları ve genel özellikleri bakımından diğer organizmalardan birçok farklılık gösterirler.Bakteri, protozoa ya da mantarlar gibi gerçek bir bir hücre yapısı göstermezler.

Virüslerin bakterilerden ve mikroorganizmalardan daha küçüklerdir. yaklaşık 20 - 400 nm arasında değişirken, bakteriler ortalama 1000 nmdir. Başka bir deyişle 1 mikron büyüklüğündedir. Virüslerin en büyüğü bile, en küçük bakteriden daha küçük ya da hemen hemen aynı büyüklüktedir.

Nükleik asidi koruyan protein yapısında kılıflar kapsid denir. Viral genom ve kapsitten oluşan bölüme virion adı verilir. Kapsid, kapsomer adı verilen daha küçük bölümlerden yapılmıştır. Virüsü tanımlamada önem taşırlar. Ayrıca kapsidin nükleik asidi koruma, hücre dışında yaşama ve yeni hücrelere virusun girmesini sağlama özellikleri vardır. Kapsomerleri oluşturan yapı üniteleri belirli bir simetri içerisindededirler.Helikal simetri,kübik simetri ve kompleks yapıda bulunabilirler.


Nükleik asit, bütün canlı hücrelerde ve virüslerde bulunan, nükleotid birimlerden oluşmuş polimerlerdir.

Virüsler tamamen hangi hücreye enjekte olmuşsa o hücrelerin sistemlerinden faydalanırlar.Bu nedenle zorunlu hücre içi parazit olarak yaşamlarını sürdürürler.Canlı hücrelerin dışında yaşamlarını sürdüremezler.Metabolik aktivite gösteremezler.Hücre içine girmeleriyle birlikte o hücrenin metabolik sistemlerinden yararlanmaya başlarlar.Hücre dışında inaktif ,hücre içinde ise aktif duruma geçerler.Yalnızken metabolik aktivitelerini sürdürecek enzimleri bulunmamaktadır.Bu nedenle yaşamlarını sürdürebilmeleri için mutlaka canlı bir hücreye ihtiyaçları vardır.Bakterilerin ve diğer mikroorganizmaların ise metabolik faaliyetlerini sürdürebilecekleri enzimleri bulunur.Bu nedenle bakteriler ve diğer mikroorganizmalar hücre içinde de aktiftir.

Organizmaya giriş yolu nasıl olursa olsun, virüsler belirli bir doku ya da organa yerleşme eğilimi gösterir.kuduz ve çocuk felci gibi virüsler sinir sistemine, sarılık virüsleri karaciğere,sindirim sistemine yerleşirler.Virüslerın üretilmeleri için doku kültürlerinden, embriyonlu yumurtalardan ve deney hayvanlarından yararlanılır.Üretilmeleri özel ve zor teknikler gerektirir, güç ve masraf gerektirir.Küçük yapıda oldukları için normal mikroskopta görülmezler fakat elektron mikroskobunda görülebilirler.

V
Bakteriyofaj, bakterileri enjekte eden bir virüstür. Terim genelde kısaltılmış hali olan faj olarak kullanılır.
irüslerde ya DNA ya RNA bulunabilir ancak genelde ikisi birden olmaz. Bunun bir istisnası insan sitomegalo virüsüdür, bir DNA çekirdek ve birkaç mRNA parçası bulunur. Virüslerde bulunan nükleik asit, tek veya çift iplikli olabilir.Bu nedenle virüslerde çift iplikli DNA, tek iplikli DNA, çift iplikli RNA ve tek iplikli RNA.Hayvan virüslerinde hem RNA hem DNA olabilir.Bitki virüslerin ise tek iplikli RNA'ya sahiptirler. Bakteriyofajlarda genelde çift iplikli DNA olur..

Tek iplikli RNA virüslerindeki zincirler ya pozitif anlamlı (artı iplikli de denir), ya da negatif anlamlı (eksi iplikli denir) olarak adlandırılabilirler.(Badur,2006)



VİRÜSLERİN SEBEP OLDUĞU HASTALIKLAR
Adenovirüsler:Solunum sistemi hastalıkları
Herpes virüsler: Uçuk, gözde keratit, zona, rahim kanseri (muhtemelen), Burkit lenfoma (küçük kız çocuklarında).
Poxumus:Su.
Pücarnovirüs:Çocuk felci,üst solunum yolu hastalıkları, soğuk algınlığı.
Mixovirüs:Grip.
Paramyxovirüs:Kabakulak,kızamık,SSPEhastalığı.
Rhabdovirüs:Kuduz.
Togavirüs:Sarıhumma,ensafalit.
Rektrovirüs, meselâ HTLU-III: AIDS hastalığı.
1-KUDUZ

Kuduz hastalığı bir hayvanın ısırması ya da hayvanın salyasının insan vücudundaki bir sıyrıktan vücuduna girip, onun kanına karışması sonucu ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır ve insanın ölümüne neden olabilir. Tıpta rabies veya hydrophobia denir


Kuduz hastalığı tüm sıcak kanlı hayvanlarda görülen bir hastalıktır. Soğuk kanlı hayvanların (yılan, timsah, kurbağa) vücutlarında ise virüsü taşımalarına rağmen bu hastalığa yakalanmazlar.5 ya da 8 gün içinde hasta bu hastalıktan ölebilir.Kuduz hastalığının bulaşması virüsün kuduz hayvanın salyasının başka bir hayvanı ısırmasıyla o hayvana bulaşmasıyla olur.Virüs tahriş olmamış sağlam deriden organizmaya giremez.Hastalık belirtileri tüm hayvanlarda benzer olmasına rağmen birkaç ufak farklılık vardır.Hasta hayvanın ısırmasını izleyen 14-90 gün içinde hastalık 2-3 gün devam eden sakin kuduz dönemi ile başlar. Bu dönemde hareketlerde, ve huyda değişiklikler görülür. Daha sonra 3-4 gün süren hayvanın sese ve ışığa karşı duyarlılığı gözlenir ve bu dönem saldırgan dönemle devam eder. 2-3 gün süren ve hayvanın ölümü ile sonuçlanan paralitik devrede çenedeki felçten dolayı ağız kapanmaz, devamlı salya akar, su ve yiyecek alamayan hayvan zayıflayarak ölür.

Kuduz virüsü beyni etkiler.Bu hastalığın nedeni ise Rabies virüsüdür.Bu virüs uygun şartlarda (0-4°C’ta) yıllarca kalabilir. Güneş ışığı, ultraviyole, X-ray deterjanlar ise bu virüsü etkisiz hale getirebilir.İnsanlara, hastalığa yakalanan hayvanlardan onların tükürüğüyle geçer.Köpekler,kediler, tilkiler ve yarasalar bu hastalığa yakalanabilirler.

Isırılan yerde kızarıklık.ağızdan salya gelmesi,sakinken birden öfkelenmesi belirtileridir.Aşı ve serum ile tedavi edilebilir.
2-KIZAMIK

Bu hastalığın neden olduğu virüsler Miksovirüs grubundadır. Hastalık virüsü 150 nanometre boyutundadır.Genetik materyali tek iplikli RNA’dır. Hastalık solunum ya da hapşırma sonrası zerrecikler ile bulaşmaktadır.


Belirtileri, ateş, öksürük, yanma, şişmiş gözler, boğaz yanması, yanak iç cidarında beyaz ufak noktalar, ciltte kızarmalar, kırmızı lekelerdir.Aşı ve şuruplar ile tedavi edilebilir
3-AİDS

H


Retrovirüs, Retroviridae virüs ailesine ait olan bütün virüslere denilmektedir.
astalığın nedeni HIV virüsüdür.Bu virüsü retrovirüsler grubunda bulunmaktadır. Retrovirüsler de diğer virüsler de olduğu gibi paketlenmiş genetik yapıya ve bir protein kılıfına sahiptir.Bu virüs yaklaşık 100 nanometre boyutundadır. Genetik materyali RNA’dır
Aids virüsü kan yoluyla, cinsel ilişkiler veya anneden çocuğa bulaşır.Tedavi için bir ilaç yoktur fakat AZT (Zidovudine, Azidotimidin) adı verilen bu ilacın hastalığı yavaşlatıcı gözlemlenmiştir.
Ayrıca kabakulak,suçiçeği,uçuk,çocukfelci gibi hastalıkların

da virüs kaynaklı olduğu bilinmektedir.



4-SARS (Ağır Akut Solunum Yolu Yetersizliği Sendromu)

Ani başlayan ve hızlı gelişen, öncelikle üst solunum yollarında ve akciğerlerde görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Sars öksürük ya da hapşırmayla bulaşır.Bu hastalığa neden olan virüs coronavirüs familyasından gelmektedir.Yaklaşık 120 nanometre boyutundadır. Genetik materyali RNA’dır.


VİRÜSLER VE GRİPLER
GRİP NEDİR?

Gribe neden olan virüslerin solunum yollarından bulaşması ile duyarlı kişilerde ortaya çıkan solunum yolları enfeksiyonuna grip denir.Grip çok eski çağlardan beri bilinen bir hastalıktır.

İnsanlarda gribe neden olan

İnfluenza virüsleri; İnfluenza A B C dir


İnfluenza A

İ


Değişinim ya da mutasyon, canlının genetik bilgisinde meydana gelen ve kuşaktan kuşağa aktarılan kalıtsal değişmelerdir.
nsanda ve diğer memeli türlerinde gribe neden olan virüstür. Influenza A virüsleri kanatlı hayvanları hariç, insanda domuzda ve atlarda gribe neden olmaktadır.Influenza A virüslerinden H1,H2,H3 ve N1,N2 antijeni taşıyan virüsün alt tiplerinin insanda gribe ve salgınlara sebep olmaktadır.En ağır gripten ve salgınlardan asıl sorumlu olan virüs İnfluenza virüsüdür.Çok sayıda alt tipleri bulunmaktadır.Bugüne kadar 15 alt tipi bulunmuştur. H1 Molekülü 1918 yılında Kuş Gribi virüsünün insana geçmesine neden olmuş ve yalnızca akciğerde tutunabilme özelliği sağlamıştır.Ama H5 alt tipi oldukça tehlikelidir, geçirdiği mutasyonlar sonucu,Kuş Gribi virüsünün akciğer dışında insanın diğer hücrelerine tutunmasına neden olmuştur.(Minbay,Akay,Aydın ve İzgür,2004)




Kuş gribi:

Kuş Gribinin ( Avian Influenza - AI ) baktığımızda,hastalık ilk kez 1878’de İtalya’ da Perroncito ismindeki bilim adamı tarafından bulunmuştur.Yirmi yıl sonra kuş gribi Almanya,Macaristan ve Avustralya’ da görülmüştür. Daha sonra bu ülkelere Belçika, Fransa, Hollanda, Romanya,Rusya ve İsviçre,Mısır,Çin, Japonya,Endonezya v.s ile Güney Amerika eklenmiştir.I.Dünya savaşında ortaya çıkan ve 20-40 milyon insanın ölümüne neden olan İspanyol Gribine dayanmaktadır.1918 yılında ilk kez ortaya çıkan H1N1 virüsü mutasyonlar sonucunda kuşlardan insanlara bulaşarak I. Dünya savaşında ölen insanlardan fazla sayıda insanın grip yüzünden can vermesine neden olmuştur.Kuş Gribi bu kadar insanın ölümüne sebep olunca bilim adamları tarafından laboratuar çalışmalarında 1918 yılında salgına neden olan virüsün genetik yapısını inceleyebilmek için benzerini üretilmişlerdir.1957 yılında yapısını değiştiren ve H2N2 haline gelen virüs Asya’ da Asya Gribine neden olmuştur. 1968 Yılında yine değişime uğrayarak virüs ortaya H3N2 olarak karşımıza çıkmış ve Hong Kong gribine neden olmuştur.(Eraksoy,2006,s.24)

Ü
RNA polimeraz,bir DNA veya RNA molekülündeki bilgiyi RNA molekülü olarak kopyalayan bir enzimler ailesidir.
lkemizde Balıkesir Manyas ilçesi Kızıksa Beldesinde 05 Ekim 2005 tarihinde çıkan ilk kuş gribi enfeksiyonu kolay atlatılırken bir süre sonra ikinci vaka 26.12.2005’de Iğdır’da ortaya çıktı ve bu salgını izleyen ard arda salgınlar devam etti. H5N1 virüslü materyallerle temas sonucu 06. 01. 2006 tarihinde ayni aileden 3 kişinin ölümü WHO - DSÖ ( Dünya Sağlık Örgütü)’nün işbirliğiyle olabilecek 21 kişi tanıdan toplam 4’ü ölümle sonuçlanmıştır

Dünyayı büyük ölçüde etkileyen bu salgının sebebi ise değişen doğal denge ve ekosistem ile canlı yapılarının, yaşayışlarının farklılaşmasıdır.Kuş Gribi virüsünün RNA polimeraz enziminin, insan grip virüsünün RNA polimerazına dönüşmesi için gerekli aminoasit değişikliği sayısı 10dur ve bu dönüşümü sağlayacak mutasyonların meydana gelmesi için uzun süre beklenmemektedir.Bugüne kadar insan ve kanatlılardan elde edilen H5N1 virüslerinde bu aminoasit mutasyonlarından 7 tanesine rastlanmıştır. Dolayısıyla H5N1 virüsü,İnsan Virüsleriyle arasındaki farkı kapatmıştır.Bu nedenle H5N1’in aşması gereken çok fazla bir engelin kalmamıştır ve salgınlara neden olmuştur.





Domuz gribi:
İ
Antikor,çok hücreli hayvansal organizmaların bağışıklık sistemi tarafından; kendi organizmalarına ait olmayan organik yapılara karşı geliştirilen glikoproteinin yapısındaki moleküllerdir.
nfluenza A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan,insanlarda gribe yani hastalığa neden hastalıktır.Bu hastalığa salgın yapan grip de denilmektedir.Hastalık ilk kez Meksika’da sonra ABD’de (Nisan 2009) görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.Dünyanın bütün bölgelerinde,bir çok ülkesinde görülmektedir.

Her sene toplumun %5-15’inde gribe neden olur.Her yıl 500 milyon mevsimsel grip 5 milyon hastaneye yatış 250 bin 500 bin ölüm gerçekleşmiştir.Tüm dünyayı etkileyen salgınlar yeni İnfluenza A’ya bağlı gelişmiştir.Virüs nokta mütasyona bağlı olarak yapı değiştirir.Önceden virüse karşı oluşan antikorlar yeni gelişen virüse etkili olamaz.Farklı türlerdeki İnfluenza virüsleri tek bir türde bir araya gelip yepyeni bir İnfluenza virüsünün ortaya çıkar ve insanlara bulaşarak salgına neden olur.(Şadi yenen,2009,s:16)



Virüslerin kendi kendilerini inşa yöntemiyle 3 boyutlu şekilde oluşmaları fizikçilerin oldukça ilgisini çekmektedir.


Domuz gribi nasıl bulaşır? Hastalığın seyri nasıldır?

1-Hayvanların solunum ürünleri ile yakın bir şekilde temas sonucu insanlara solunum yolundan geçmektedir.

2-Grip olan bir kişinin ağzındaki zerreciklerle temastan veya 2 m. Uzaklıkta solunum yollarından geçmektedir.

3-Hasta olan kişinin temas ettiği yerlerde dokunma ile bulaşmaktadır.

4-Bir kişiye influenza virüsü bulaştıktan sonra hastalık belirtileri gelişinceye kadar geçen süre: 2-3 gündür.Bu süre bir gün kadar kısa ya da yedi gün kadar uzun olabilir

5-Mevsimsel grip, kuş gribi ve domuz gribi belirtileri her üçünde de aynıdır.Hastalık başladıktan yedi (7) gün sonra çoğu zaman hastalık tamamen iyileşir.(Büke,2009)


Domuz gribi belirtileri ve tedavisi

  • Yüksek ateş

  • Kuru öksürük ve boğaz ağrısı

  • Yorgunluk

  • Halsizlik

  • Üşüme ve titreme

  • Kas ve eklem ağrıları

  • İştah kaybı bulantı kusma

Hastalık genel olarak hafif seyretmektedir.Çoğu hastalar bir hafta dinlenerek ilaç kullanmadan bile iyileşe bilmektedir.Durumu ağırlaşan kişiler çok sayıda değildir.Bu kişilerde altta yatan astım, kronik akciğer hastalığı gibi hastalıklar bulunmaktadır. Durumu ağırlaşan hastalarda diğer organ yetmezlikleri de eşlik etmektedir. Altta herhangi bir hastalığı olmayan kişilerde de birden bire hastalık ağırlaşabilmektedir.Bu duruma neden olan faktör/faktörler henüz bilinmemektedir.Durumu kötüleşen hastalarda kötüleşme ve hastalığın ağırlaşması hastalığın 3. ile 5. günlerinde kendini göstermektedir.Bol sıvı ve dengeli beslenmeyle evde yada hastanede hafif seyirli hastaların tedavileri yapılmaktadır.(Bodur,2009,s:24)




Antiviral, Virus enfeksiyonlarına karşı kullanılan farmakolojik ajanlardır.

Zatüre ile ilerleyen bu gripte bakteriyel etkenlere de dikkat edilmelidir.Ağırlaşmış bir hastaya erken antiviral tedavi hayat kurtarıcı niteliğindedir.


Domuz gribi tedavisinde kullanılan antiviral ilaçlar
(48 saatten sonra etki etmemektedir)

1. M2 iyon kanal inhibitörleri

– Amantadin

– Rimantadin

2. Nöraminidaz inhibitörleri

– Oseltamivir

– Zanamivir ( Dirençli kökenler bulunmaktadır.Çok toksik etkiye sahiptir

Domuz gribi tedavisinde antibiyotikler kullanılamaz.Çünkü hastalığa neden olan etken virüstür.Antibiyotik ise bakterilerden kaynaklanın hastalıklarda kullanılır.


Kimler risk grubundadır?

  • Hamileler

  • İki (2) yaş altındaki bebekler

  • K
    İnhibitör, kimyasal bir tepkimenin hızını azaltan veya önleyen bir maddedir.
    ronik akciğer hastalığı olanlar (astma dahil)

  • 15 yaşa kadar olan çocuklar

  • Diyabetliler

  • Kronik kalp hastalığı, böbrek ve karaciğer hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi baskılı hastalığı olanlar ya da bu tür ilaçları kullananlar

  • Aşırı kilolular



Domuz gribi tanısı hangi yöntemlerle konulur?

  • rRT-PZR: Referans laboratuarlarında yapılır. Gribin alt tipleri bulunur.4 5 saatte yapılabilir.

  • Viral kültür:Çok pahalı bir yöntemdir.Aşı üretilmesi amacıyla kullanılır

  • Hızlı test:Duyarlılığı düşüktür.30 dakika içinde test sonucu alınır.



Yakın çevremizde bulunan bu patojenik organizmalardan biz nasıl korunuruz?


  • Aksırma ve öksürme sırasında ağzımızı ve burnumuzu kağıt mendil ile kapatmalıyız.

  • Tek kullanımlık kağıt mendil kullanmalıyız.

  • Ellerimizi sık sık yıkayıp temizlemeliyiz.

  • Kağıt mendil yoksa dirseğimizin iç yüzü ile ağız ve burunnumuzu kapatmalıyız.

  • Grip olduğunu şüphelendiğimiz kişilerin yanında bulunmamaya özen gösterelim,zorunlu durumlarda tedbirlerini almalıyız.

  • Grip kişi biz isek ; tıbbı maske ile diğer insanların sağlığını tehlikeye atmamalıyız.

  • Dengeli beslenelim,kronik rahatsızlığımız var ise bu hastalıklarımızın tedavisine önem vermeliyiz.

  • Toplu taşıma araçlarında ve halka açık yerlerde dokunduğumuz yerlere dikkat edip,ellerimizi sürekli yıkamalıyız.


Domuz gribi aşıları


Aşı, hastalıklara karşı bağışıklık sağlama amacı ile insan veya hayvan vücuduna verilen, zayıflatılmış hastalık etkenidir.

Dünyada 4 tane aşı onaylı olarak grip tedavisinde kullanılmaktadır.Mevsimsel gripte kullanılan aşılardan farklıdır.İlk aşı Çin’de üretilmiştir.Celvapan, Pandemrix, Focetria, Fluval P gibi aşılar domuz gribi için üretilmiştir.Dördünün de içinde Californiya/2009/(H1N1)v,adjuvan adı verilen maddelerden bulunmaktadır.Yan etkileri milyon kişide 20 olmasına rağmen adjuvan isimli aşı içeriği maddesi ciddi nörolojik yan etkileri içermektedir.Bu aşılar ilk 48 saat içinde yapılmalıdır ve tehdid grubu bu aşılar ile aşılanmalıdır

Grip virüsları, çok hızlı bir şekilde yapısını değiştirirler.Bundan dolayı aşılanacak olan insanlarda en yüksek düzeyde ve en fazla korunma gerçekleştirebilmesi için aşının en güncel virüse karşı geliştirilmiş olması gerekir. Dünya Sağlık Örgütünün, domuz gribi dışında bile mevsimsel grip aşılarının üretimi ve hazırlanması için en uygun aday aşı virüsünün seçilebilmesi amacıyla dünyadaki mümkün olduğu kadar çok virüse erişme ihtiyacının bundan kaynaklanmaktadır.(Us,2009,s:48)

Ülkemizde domuz gribi
Ülkemizde domuz gribinden 400 kişinin üzerinde insan hayatını kaybetmiştir.Hala tedavi görmekte olduğu bilinen kişiler vardır.26 milyon civarında aşı alınmıştır fakat tartışmalar sonucunda aşı bilinci ülkemizde tam anlamıyla sağlanamamıştır.Sağlık bakanlığı aşıların 6. faz çalışmalarını gerçekleştirmiş ve aşılama işlemlerini kontrol etmektedir.
Ayrıca grip yapan virüslerde İnfluenza B İnfluenza C olmak üzere 2 tip daha karşımıza çıkmaktadır fakat bunların alt tipleri bulunmamaktadır.B ve C tek tiptir.

Pandemik hastalıklar,bir kıta, hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara denir

03 Aralık 2009 tarihi saat 16:30 itibari ile ülkemizde tespit edilen pandemik H1N1 virüsüna bağlı ölüm vaklarının sayısı maalesef 241 olmuştur.


Domuz gribine yakalandığımızı düşünüyorsak ne yapmalıyız?
Eğer kendimizi kırgın hissediyorsak, yüksek ateşimiz varsa, öksürük ya da boğaz ağrımız var ise:

- Evden dışarı çıkmamaya özen göstermeliyiz; işyeri, okul ya da kalabalık yerlere mümkün olduğunca bulunmamaya çalışmalıyız evde kalmaya çaba göstermeliyiz.

- Dinlenmeye ve bol sıvı almalıyın.

- Öksürme, aksırma esnasında temiz mendille ağız ve burnumuzu kapatmalıyız ve önceden kullandığımız mendilleri bir daha kullanmamalıyız.

- Özellikle öksürme ya da aksırma sonrası olmak üzere ellerimizi sabun ve bol su ile köpürterek yaklaşık 30 saniye ve sık sık yıkayın.

- Hastalığımız konusunda ailemizi ve arkadaşlarımızı bilgilendirmeliyiz ve ev halkından alışveriş gibi diğer insanlarla temas gerektiren işler için yardım istemeliyiz.







EV AKARLARI

A


Alerji, vücudun, aslında zararlı olmayan bazı maddelerden veya hava şartlarından etkilenmesidir.
llerjenler ev içi ve ev dışı olmak üzere 2 grupta incelenir.Dış ortamda genellikle ağaçlar,otlar,yabani otların polenleri,küfler bulunur.Yabani küfler bulunur olarak mevsimsel alevlenme gösterir. Küfler dış ortamda çok miktarda bulunur.Ancak nemli ortamlarda daha fazla kendilerini gösterirler.Havalardaki değişmeler başladıkça yani sıcaklıklar artmaya başladığında bunlar etkilerini göstermeye başlarlar ve en yüksek düzeyde dış ortamda bulunurlar.Ev akarları,küfler ve diğer dış ortam alerjenleri bu dönem içersinde bir çok semptomlara neden olurlar doğrudan yakın çevrimizde olmalarından dolayı bizi oldukça fazla etkilemektedirler.

Ev tozu akarları ev tozundaki allerjenlerin önemli kaynağını oluştururlar.Bu canlıların uzunluğu 0.3mm kadar olup mikroskobik canlılardır.İnsan deri döküntüleri ve küflerle beslenirler. Yatak, yastık, battaniye ve tüylü oyuncaklarda akarların en fazla bulunduğu yerlerdir.Ev içersindeki akarların miktarları coğrafi bölgeye ve iklime bağlı olarak değişir.Çoğalmaları için en uygun sıcaklık 25 derecedir.Aktif oldukları nem düzeyi ise %70 ila %90 arasıdır.Bunların larvaları ise kuraklığa dayanıklıdır

Dermatophagoides farinae, Dermatophagoides pteronyssinus, Dermatophagoides microceras, Euroglyphus maynei ve Blomia tropicalis başlıca ev tozu akarlarına örnektir.


Ev akarları ile en fazla temas uyku halinde olur.Çünkü en fazla karşımıza yataklarımızda,yorganlarımızda,yastıklarımızda çıkarlar.Ayrıca bebeklerin tüylü oyuncaklarında ve kıyafetlerinde de sıkça rastlanır.
Evin havalandırma düzeyini artırmak nemi azaltarak ev tozu akarı sayısını da azaltır. Bunu yapmanın en hızlı yolu pencereyi açmaktır. Nem giderici ve iyonlaştırıcılar oldukça pahalı aletlerdir, yapılan testlerde kullanımının anlamlı bir farklılık yaptığına rastlanmamıştır.


Y
Astım, solunum yollarının süregelen bir iltihap sonucu aşırı derecede duyarlı olmasına ve bazı etkenlerle zaman zaman daralmasına neden olan hastalıktır.
ukarıdaki tabloyu incelediğimizde nem oranı arttıkça ev tozu akarlarının bölgelere göre nasıl bir değişim ve artış gösteridiğini görmekteyiz.

Akarların hastalık yapan en önemli nedeni alerjiye neden olan dışkılarıdır. Bir akar bir gün içerisinde ortalama 20 defa dışkılar ve 100 akar haftada 2 mikro gram alerjen meydana getirebilir.Yakın çevremizdeki ev tozu akarlarının 1 gramda 2 mikrogramdan daha fazla alerjeni bulunması alerji gelişimine neden olmakta ve 10 mikrogramın üzerinde bulunması durumunda da , astım atağına neden olduğu bilinmektedir.


Ev tozu akarlarına karşı önlemler


  • Yatak-yastık kılıflarının temizliğine dikkat edilmelidir.Özellikle evde astım gibi hastalar varsa daha dikkatli davranılmalıdır

  • İç ortam nemini dengede tutulmalı.Akarlar nemi sevdikleri için ev içi havasız nemli kalması durumda yakın çevremizde bize en çok zarar veren alerjenler akarlar olabilir.

  • Yatak odasından tüylü oyuncakların yorgan battaniyeler kaldırılması dikkat edilmeli.Çünkü akarlarla en fazla temas içinde olduğumuz zaman gecedir.Ve uyurken bize fark etmeden çok fazla zarar verirler.

  • Toz tutan eşyaların temizliğine dikkat edilmeli varsa sürekli toz toplayan eşyalar gerekiyorsa sürekli solunan ortamdan yakın çevremizden alınmalıdır.


Mite adı verilen ev tozu akarlar gözle görülemeyen, ancak mikroskopta incelebilen, 0.1 - 0.5 mm çapındaki minik canlılardır. İnsanların dökülen deri hücreleri, saç, kıl, kepekten ve diğer organik maddelerden beslenirler. Ne kadar temiz olursa olsun her evde bulunan ev tozu akarlarının en yoğun olarak üredikleri yerler insanların yatakları (ideal nem, sıcaklık ve besin nedeniyle), yastık, yorgan, halı dipleri ve kumaş kaplı mobilyalardır. Bir gram ev tozu içerisinde 100-500 adeti canlı olmak üzere, neredeyse 19.000 akar bulunmaktadır.
Elektrik süpürgesiyle temizlik;Delik aralığı 0.3 mikrometreden ufak olan filitreli bir süpürge ile yapılan temizlik akarlarla savaş için önemli bir araçtır.
Yatak:Akarları yastığımızdan uzak tutmak için yüksek sıcaklıkta yıkamalıyız ve yatağı da ara sıra süpürmeliyiz.Yatağımızla aramıza bir engel koymak da Yatak, yorgan ve yastık üzerine örtmek de oldukça uygundur.
En kolay çözümlerden biri de, yatağımızı tamamen kaplayacak plastik çarşaflarla örtmektir.Ama bu tarz örtüler gürültülü olduğu ve bunalttıkları için rahat değiller.
EV TOZU AKARLARINA ÖRNEKLER


Ayrıca polenler, hayvan, böcek, besin alerjenlerinin etkilerini de yakın çevremizde maruz kalmaktayız



MANTARLAR

GENEL ÖZELLİKLERİ

Mantarlar ökaryotik canlılar grubunda yer alırlar.Sporla üreme ve eşeyli ile eşeysiz üreme görülür. Yapılan araştırmalar sonunda mantarların ne bitkiler alemine ne de hayvanlar alemine ait olmadiği, kendine özgü Mantarlar Alemi’nin içinde yer aldığı bulunmuştur. Çünkü mantarlar ile bitkiler arasında büyük farklılıklar belirlenmiştir.Bu farklılıklardan en önemlisi mantarların bünyesinde yeşil renkli olan klorofil maddesi bulundurmamasıdır.Klorofil, bitkiler alemine özgü bir organeldir ve özümleme yaparak bu yolla besin maddesi oluşturmaya yarar.Mantarların hayvanlar alemine sokulamamasının da en önemli nedeni hayvanlar gibi aktif hareket edemiyor oluşlardan kaynaklanır.




Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə