Azerbaycan’da Müstakil Hanlıklar Devrine Umumî Bir Bakış



Yüklə 8,92 Mb.
səhifə13/178
tarix17.01.2019
ölçüsü8,92 Mb.
#98430
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   178

Aynı zamanda General Repnin, Şeyhali Han’ı öldürtmenin zorluğu karşısında, Rusya’nın aynı anda hem İran’la, hem de Osmanlı’yla mücadele ettiğini dikkate alıp, siyasi bir manevra yaparak, Şeyhali Han’ı, yeniden Guba Han’ı olarak tanıyabileceklerini düşünüyordu.101 Şeyhali Han bir buçuk yıl Tabasaran’da kaldıktan sonra Hazrali Hanbuta Bey’le ve diğer Guba ayanları ile birlikte 1810 yılında Rusları, eski Guba Hanlığı arazisinden kovup çıkarmayı başardı ve 4 ay Guba vilayetini idare etti.102
General Repnin, General Tormosov’a gönderdiği 16 ağustos 1810 tarihli raporunda bununla ilgili “Bütün Guba vilayeti ahalisinin isyan ettiğini, herkesin ‘sağ olsun han, yaşasın han’ diye bağırdığını, Guba ile bütün ilişkilerin kesildiğini, Buduk mahalı hariç, bütün Guba halkının isyan ederek Şeyhali Han’ın tarafına geçtiğini” yazıyordu.103

Şeyhali Han Grız köyünü kendisi için geçici ikametgah seçerek buradan Hanlığı idare etmeye başladı. Böylece, geçmiş Guba Hanlığı arazisinde Rus işgalcilere karşı halk isyanı başlatmış oldu. Şeyhali Han’ın önderlik ettiği bu isyana beyler, din adamları, köylüler vb. katılmışlardı. Bunu Rus kaynakları da doğrulamaktadır. General Tormosov, Şeki Hakimi Cafergulu Han’a gönderdiği 18 Ağustos 1810 tarihli mektubunda “Şeyhali Han’ın Guba sınırlarında görünmesinin bütün halkı ayaklandırdığını” yazıyordu.104 General Tormosov’un General Tihonovski’ye gönderdiği 170 sayılı emrinde şöyle yazıyordu: “Bakü komutanı Repnin’den pek hoş olmayan haberler aldım. Sadece Guba şehri değil, bütün Guba vilayeti Şeyhali Han’a katılmış. Sıvastopol alayının iki Birliği ile savunulan Guba şehrinin Derbend ve Bakü ile bütün ilişkileri kesilmiştir”.105 Fakat, Şeki ve Şirvan süvarilerinin de yardımı ile onların üzerlerine saldıran Albay Lisaneviç, Çiçi köyü yakınlarında Guba Hanı’nın önderlik ettiği isyancıları bozguna uğrattı ve vilayeti onlardan temizledi. Şeyhali han Akuşa’ya geldi. Burada damadı Abdullah Bey de ona katıldı.106

Şeyhali Han, Akuşa Kadısı Ebubekr’in yardımıyla ikinci defa Akuşalıları kendi etrafına toplamayı bildi ve 8 binlik orduyla Kazıkumuklu II. Surhay Han’ın oğlu Nuh Bey’le birleşerek Guba’ya saldırdı. Şeyhali Han, Rustov köyünde karargah kurdu, Guba şehri ve Zeyhur hariç Guba vilayeti tamamen onun yönetimi altına geçti.107

Guba isyanını bastırma operasyonuna General Tormosov bizzat kendisi komuta ediyordu. O, Mustafa Han’a yazdığı 12 Eylül 1810 tarihli mektubunda: “İran’a ve Osmanlı’ya karşı askeri operasyonları bitirip Rus ordusunun büyük bir kısmını Guba’ya yönelttiğini, Şeyhali Han’ın önderliği altındaki isyanı bozğuna uğratacağını ve Gubalıları gerektiği şekilde cezalandıracağını” yazıyordu.108 General Tormosov General Hobelsin’e hemen Şeki’ye bir askeri birlik göndermesi hakkında emir vermişti. Bu askeri birlik Şekili Cafergulu Han’ın topladığı bin kişilik Şeki süvarisi ile birleşip Hınalık dağlarında Şeyhali Han’ın isyancılarına arkadan saldıracaklardı. Karabağ’dan yeger (atıcı) alayının iki birliği toplarla birlikte Şirvan’a gönderilmeleri ve bu birliklerin Mustafa Han’ın önderliği altında Guba üzerine hücuma geçmeleri düşünülüyordu. Mustafa Han, yolda Bakü’den gelecek olan ek bir askeri birliği de alıp Binbaşı Ryabin’in ordusu ile birleşerek Guba üzerine bitirici saldırıyı gerçekleşmeyi planlamıştı.109

General Tormosov, Guba isyancılarına karşı gönderilen güçlerin baş kumandanlığını Garabağlı İbrahim Halil Han’ı ailesi ile birlikte zalimce katletmiş olan Albay Lisaneviç’e vermişti.110

Rus orduları ile Şeyhali Han’ın ordusu arasında ilk çatışma 20 Eylül’de Beşbarmak Dağı’ndan 200 isyancının Rus askerlerine ateş açmasıyla başladı. Yarım saat devam eden çatışmada her iki taraftan kayıplar oldu. 23 Eylül’de Şeyhali Han’ın bin kişilik ordusu Rus askerlerine iki defa ağır darbe vurdu ve yalnız topçuların müdahelesinden sonra isyancılar geri çekilmişlerdi.111

Lisaneviç’in ve ek güçlerin Guba bölgesine gelmesinden sonra bile çatışmalar devam ediyordu. Lisaneviç, 21 Ekim 1810 tarihli raporunda, “Grız ve Yuharı Baş bölgelerinin isyancılardan temizlendiğini ve eyalette sabitliğin berpa olunduğunu, ayrıca Şeyhali Han’ın taraftarları ile beraber Tabasaran’a kaçtığını ve halen de Yersi köyünde bulunduğunu” belirtiyordu.112

25 Ekim’de Lisaneviç’in komuta ettiği Rus askeri birliği Yersi köyüne saldırdı. Rus kaynaklarında, burada çıkan kanlı çatışma sonucunda isyancıların 100 kişi kayıp verdiyi belirtiliyordu. Fakat Rus askerlerinin kayıpları hakkında hiçbir bilgi verilmiyordu. Lisaneviç 6 gün Yersi köyünde kalmış, bu süre içerisinde köy Rus işgalcileri tarafından yıkılmıştır. Bundan sonra Lisaneviç Guba’ya dönmüştür. İsyana iştirak eden bütün beyler tutuklanmıştı. General Tormosov, başkalarının da örnek alması için, günahkar sayılanların mahkeme kararıyla Sibirya’ya sürgün edilmesini, mülklerinin ise Ruslara hizmet edenlere verilmesini emretmişti.113

1810 yılında Guba isyanı yenilgiye uğrasa bile, Şeyhali Han, Rus işgalcilerine karşı mücadele etmeye devam ediyordu. General Repnin 1811 yılının 16 Ekimi’nde Markis Pauluçi’ye yazdığı mektubunda, Şeyhali Han’ın 6.000 kişilik bir ordu topladığını ve yeniden Guba’ya hücum etmek istediğini yazmıştı.114

Abbaskulu Ağa Bakıhanov bir yazısında şöyle diyor: “1810 yılında çıkan isyanı kaybettikten sonra Tabasaran’a gelemeyen Şeyhali Han, damadı Abdullah Bey’le birlikte Akuşa’ya gidiyor ve Guba üzerine yeniden bir saldırı düzenlemenin planını yapıyordu. Şeyhali Han, Akuşa Kadısı Ebubekir’in yardımı ve İran’dan gönderilen para yardımı ile 8 bin kişilik ordu toplayarak, Gazıkumuklu II. Surhay Han’ın oğlu Nuh Bey’le birilikte Guba’ya saldırmıştı”.115

6 Kasım 1811 yılında general Guryev’in orduları Şeyhali Han’ın birlikleri tarafından bozğuna uğratıldı.

Rus kaynaklarının itirafına göre, Rus birliklerinin verdikleri kayıp sayısı 317 kişiye ulaşmıştı.116 Guba şehri ve Zeyhur köyü hariç Guba eyaleti yeniden Şeyhali Han’ın hakimiyetine geçer. Yerli halk yeniden Ruslara karşı mücadele etmeye başlar. Bu defa Şeyhali Han, Rustov köyünde geçici olarak ikamet ediyordu.117

Rus General ve emrindekiler endişe ve korku içinde Şeyhali Han’la mücadele için güçlü bir ordu oluşturdular. 22 Kasım 1811 yılında Rustov köyü yakınlarında çıkan savaşta Şeyhali Han yenilgiye uğratıldı. Kaynaklardan alınan bilgilere göre, isyancılar savaş alanında 100’den çok ceset bırakarak gitmişlerdi. Toplamda ise isyancılardan 600 kişinin öldüğü ve yaralı sayısının bunun iki katı olduğu belirtiliyordu. Rus kaynaklarına göre Ruslardan 92 kişi ölmüş ve 24 kişi yaralanmıştır.118

Bu dönemde Rusya-İran ve Rusya-Osmanlı savaşları devam etmekte olup, Ruslar taraflar arasında üstünlük sağlamaya başlamışlardı. 1810-1812 yıllarındaki Rusya ile Osmanlı arasındaki savaş Rusların zaferiyle sonuçlandı. 16 Mayıs 1812 yılında taraflar arasında Buharest Barış Anlaşması imzalandı ve Osmanlı’nın Kafkasya’yla olan sınırları değişmedi. Bununla beraber, Osmanlı, Güney Kafkasya topraklarının birçoğunun Rusya’yla birleşmesini tanımak zorunda kaldı.

1813 yılında İran, yenilgiyi kabul etti ve Ekim ayının 12’sinde yapılan Gülüstan Barış Anlaşması’na göre Nahçıvan ve İravan Hanlıkları hariç geriye kalan Kuzey Azerbaycan Hanlıkları üzerinde Rusya’nın hakimiyetini tanıdı.

Guba Hanlarının Hakimiyet Dönemi:

Hüseyn Han-1689

Ahmed Han-(1689-1698)

Sultan Ahmed Han-(1698-1718)

Hasan Ali Han-(1718)

Hüseyneli Han (1718-1757)

Feteli Han-(1757-1788)

Şeyhali Han-(1790-1819)

Hasan Han (1796)

1 Abdullayev G. B. , İz İstorii Severo-Vostoçnogo Azerbaydjana v 50-80-gg. XVIII Veka, Bakü 1958.

2 Bakıhanov A. A. , “Gulistan-i İram”, Redaksiya Komentarii, Primeçaniya i Ukazateli Akad. AN Azerb.

3 A.g.e., , s. 122.

4 A.g.e.,

5 İ. P. Petruşevskiy, Oçerki po İstorii Feodalnıx Otnoşenii v XVI-XIX vv. v Azerbaydjane i Armenii Moskva-Leningrad 1948, s. 140.

6 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 123.

7 A. İ. Lopuhin, Jurnal Puteşestviya Çerez Dagestan, 1718g. ”İstoriya, Geografiya i Etnografiya Dagestana XVIII-XIX vv. (arhivnıye materialı) ”, Moskva 1958, s. 7-8.

8 Rossiyskiy Gosudarstvennıy Voenno-İstoriçeskiy Arhiv, Fond Voenno-Uçebnıy Arhiv (RGVİA, f. VUA), delo 1874, list 48, A. Bakıhanov, a.g.e., s. 102.

9 Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII. v. s. 89.

10 Arhiv Vneşney Politiki Rossiyskoy İmperii (AVPRİ), f. Snoşeniya Rossii s Persyey (SRP), opis 1, 1727 god, delo 9, list 101.

11 Greber İ. G., İzvestiya o Nahodyaşihsya s Zapadnoy Storonı Kaspiyskogo Morya Mejdu Astarhanyu i Rakoyu Kuroy Narodah i Zemlyah i o ih Sostoyaniy v1728 Godu, Soçineniya i Perevodı k Polze i Uveseleniyu Slujaşiya.

12 AVPRİ, f. 97 (SRP), op. I. 1728 g. d. 14, l. 12.

13 Bakıhanov A., a.g.e., s. 125.

14 Butkov P. G., Materialı Dlya Novoy İstorii Kafkaza s 1722 po 1802 god, çast pervaya, Sankt-Peterburg 1963,.

15 G. Abdullayev, Azerbaycan v XVIII Veke, s. 185.

16 RGVİA, f. VUA, d. 18474, l. 19-20; Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 189.

17 RGVİA, f. VUA, d. 18474, l. 20; Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 189-190.

18 RGVİA, f. VUA, d. 18474, l. 20; Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 190.

19 Biberşteyn M., a.g.e, s. 13.

20 Butkov P. G., a.g.e., s. 1. hisse, s. 249.

21 Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 187.

22 A.g.e.,

23 Abbas Kulu Aga Bakıhanov, Gyulustan-i İram, (Redaksiya, Komentarii, Primeçaniya i Ukazateli Akad. Z. M. Bunyatova), Baku 1991, s. 158.

24 Abbas Kulu Aga Bakıhanov, Gyulustan-i İram, Komentarii, s. 259.

25 Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 210.

26 M. İskenderova, Bakinskoe Hanstvo, Bakü 2000, s. 203.

27 A. Djafarov, Prisoedinenie Şirvanskogo Hanstvo k Rosii i Vosstanovlenie Goroda Şamahı, Avtorev. Kand. Dis., Baku 1955, s. 5.

28 Butkov P. G., Materialı Dlya Novoy İstorii Kafkaza s 1722 po 1802 god, çast pervaya, Sankt-Peterburg 1963.

29 İskender Bey Hacınski, a.g.e., 10-12.

30 Şahin Fazil Ferzelibeyli, Guba Tarihi, Bakü 2001, s. 63.

30 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 160; Azerbaycan Tarihi, Uzak Geçmişten 1870’li Yıllara Kadar, Bakü 1996, s. 526.

31 Azerbaycan Tarihi, Uzak Geçmişten 1870’li Yıllara Kadar, Bakü 1996, s. 527.

31 A.g.e., s. 527-528.

32 P. G. Butkov, a.g.e., I. hisse, s. 253; Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 228.

33 Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 231.

34 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 132-134; Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 517.

35 Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 521.

36 M. Hacınski, a.g.e., s. 132; Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 521-522.

37 M. Hacınski, a.g.e., s. 132. Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 522.

38 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 161.

39 Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 522.

40 A.g.e.,

41 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 161; Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 525.

42 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 162;.

43 A. Bakıhanov, a.g.e.,

44 İ. Berezin, Putişestvie po Dagestana i Zakavmazya, III. hisse, Kazan, s. 13; Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 538.

45 Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 324-325.
46 V. Leviatov, a.g.e., s. 136-137.

47 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 162.

48 P. G. Butkov, a.g.e., II. hisse, s. 20-21.

49 Abdullayev G., Azerbaydjan v XVIII Veke, s. 531. A. Bakıhanov, a.g.e., s. 164.

50 P. G. Butkov, a.g.e., II. hisse, s. 73; III. hisse, s. 146.

51 P. G. Butkov, a.g.e., II. hisse, s. 74; E. Şükürzade, Feteli Han Kubinski, Bakü 1943, s. 19.

52 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 165.

53 V. Leviatov, a.g.e., s. 143-144.

54 A.g.e., s. 143.

55 P. G. Butkov, a.g.e., II. hisse, s. 141; V. Leviatov, a.g.e., s. 144.

56 V. Leviatov, a.g.e., s. 144.

57 V. Leviatov, a.g.e., s. 149-150.

58 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 165; V. Leviatov, a.g.e., s. 151.

59 E. Şükürzade, Feteli Han Kubinski, Bakü 1943, s. 2.

60 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 168-169.

61 M. Hacınski, a.g.e., s. 26-27.

62 A.g.e., s. 26-27.

63 C. Mustafayev, Severnıe Hanstvo Azerbaycana, (Konets XVIII-Naçalo XIX vv.), Bakü 1989, s. 26.

64 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 186.

65 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 171.

66 V. Leviatov, a.g.e., s. 177.

67 O. P. Markova, Rossiya, Zakafkasya i Mejdunarodnıye Otnaşeniya v XVIII v. Moskva 1966, s. 291.

68 P. G. Butkov, a.g.e., II. hisse, s. 380; A. Bakıhanov, a.g.e., s. 175.

69 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 175.

70 V. Leviatov, a.g.e., s. 177.

71 A.g.e.,

72 Bak: Azerbaycan Tarihi, Uzak Geçmişten 1870’li Yıllara Kadar, Bakü 1996, s. 551.

73 V. Leviatov, a.g.e., s. 179-180.

74 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 176.

75 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 176.

76 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 176-177.

77 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 177.

78 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 177.

79 V. Leviatov, a.g.e., s. 182.

80 V. Leviatov, a.g.e., s. 188.

81 Onun Anası Hürizad Hanım kocası Feteli Han’ın ölümünden sonra Gaytag usmisi Rüstem Han’la evlenmiştir. (Bak. Gülüstani-İram. s. 177).

82 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 177.

83 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 181.

84 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 181-183.

85 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 184.

86 Azerbaycan Tarihi, (7 cilt), IV. cilt, Bakü 2000, s. 19.

87 N. Mamedov, İstorii Goroda Kubı v XIX-Naçalo XX Vekah. Dissertasiya na Soiskanie Uçenoy Stepeni Kandidata İstoriçeskih Nauk, Bakü 1989, s. 31-32.

88 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 189.

89 Azerbaycan Tarihi, (7 cilt), IV. cilt, Bakü 2000, s. 25.

90 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 189-190.

91 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 190.

92 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 191.

93 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 191.

94 Aktı Kavkazskoy Arkeografiçeskoy Komissii (AKAK), III. cilt, sened. 763, s. 405.

95 Aktı Kavkazskoy Arkeografiçeskoy Komissii (AKAK), IV. cilt, sened. 861, s. 573.

96 Aktı Kavkazskoy Arkeografiçeskoy Komissii (AKAK), II. cilt, sened. 763, s 403.

97 Aktı Kavkazskoy Arkeografiçeskoy Komissii (AKAK), IV. cilt, sened. 992, s. 641.

98 A.g.e.,

99 A.g.e.,

100 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 192.

101 Aktı Kavkazskoy Arkeografiçeskoy Komissii (AKAK), IV. cilt, sened. 1013, s. 655-656.

102 A.g.e., s. 657-659.

103 A.g.e., sened 1019, s. 661.

104 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 193.

105 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 193.

106 AKAK, IV. cilt, sened. 791, s. 533.

107 AKAK, IV. cilt, sened. 1099, s. 662.

108 A.g.e., sened 1021, s. 662-663.

109 AKAK, IV. cilt, sened 1075, s. 665.

110 A.g.e., s. 666.

111 A.g.e., sened 1028, s. 669-670.

112 AKAK, V. cilt, sened 234, s. 193.

113 A. Bakıhanov, a.g.e., s. 193.

114 AKAK, V. cilt, sened 234, s. 167.

115 A.g.e., A. Bakıhanov, a.g.e., s. 193.

116 AKAK, V. cilt, sened 231, s. 165.

Nahçıvan Hanlığı


A. Nuru AlekperoĞlu

Nahçıvan Devlet Üniversitesi Tarih Kürsüsü / Azerbaycan


A. Farİde AlİyoldaŞKIZI

Azerbaycan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü / Azerbaycan

nsekizinci yüzyılın ortalarında kurulmuş olan bağımsız Azerbaycan hanlıklarından biri de Nahçıvan bölgesindeki Nahçıvan Hanlığı’dır

Türkiye ile sınır olan bu hanlık Azerbaycan’ın Türkiye ile ilişkilerinde de kendine has bir yeri bulunmaktadır. Azerbaycan tarihinde derin iz bırakmış olan bu hanlığın tarihi üzerine, maalesef bugüne kadar yeterince incelemede bulunulmamıştır.

Nahçıvan hanlığının tarihi hakkındaki bilgilere, bu hanlığın Rusya’ya ilhak edilmesiyle ilgili bir iki bilgi dışında XVIII-XIX. asırlarda ve XX. asırdan önce yaşamış ve Rus asıllı Kafkasbilimcilerin yazdıkları eserlerde rastlanmaktadır. Bu konuda K. N. Nikitinin “Nahçıvan Şehri ve Nahçıvan Kazası”1 makelesini örnek verebiliriz. Yazar, Nahçıvan sınırlarından bahsederken, arazisi Nahçıvan hanlığının sınırları ile aynıdır der.2 K. N. Nikitin’in eserinde hanlıklar devrine ait sosyal ve iktisadi konularda ilginç bilgilere rastlanır.

Son zamanlarda Nahçıvan tarihi ve XVIII. asırlardaki dönemiyle ilgili bazı incelemeler yayımlanmıştır. Buna, Sahibe Budagova’nın “Nahçıvan Diyarının Tarihi Coğrafyası (XVIII. asrın II. yarısı-XIX. asrın yarısı” adlı eserde,3 Nahçıvan bölgesinin arazi değişmesine tesir eden siyasi olaylar açıklanır; Nahçıvan hanlığının kuruluşu hakkında bilgiler verilir.

F. M. Aliyev ve M. M. Aliyev’in birlikte kaleme aldıkları “Nahçıvan Hanlığı”, Bakı 1996, adlı kitabında ilk kez hanlığın sosyal ve siyasi tarihi hakkında ayrıntılı bilgiler de verilmiştir. Bu kitap, tarihi, edebi eserler ve arşiv kayıtları esas alınarak yazılmıştır. F. M. Aliyev ve M. M. Aliyev’in bu eserini, Nahçıvan hanlığı tarihinin öğrenilmesinde önemli bir adım olarak belirtmeliyiz. Bununla birlikte bazen birbiriyle çelişen bilgilerin ve zamanların verildiği, siyasi tarihe daha fazla yer verildiği halde iktisadi konulara daha az değinildiği görülmektedir. En önemlisi, Hanlığın demokrafik durumundan bahsedilmemesidir. Halbuki, bugün Ermeni milliyetçilerinin Karabağla birlikte ezeli Azerbaycan toprağı olan Nahçıvan’ı da talep ettikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu konulara bilhassa dikkat çekmenin gerekli olduğu kanaatindeyiz. T. T. Mustafazade’nin 1999’da yayımlanmış olan “Nahçıvan Vilayeti XVIII Yüzillikde” adlı makalesinde4 en çok hanlık zamanına, özellikle de Nahçıvan hanlığının diğer hanlıklar ve komşu devletlerle münasebetleri üzerinde durulmuştur.

Okuyucuya takdim ettiğimiz bu yazıda, tarih ilminin Nahçıvan hanlığının tarihinin öğrenilmesinde elde ettiği muvaffakiyetlere dayanmakla beraber, tarihçilerimizin sathi olarak ele aldıkları ya da birbirleriyle çelişen bilgiler verdikleri konularda gerçekleri açığa çıkarmayı ve en önemlisi. Hanlık zamanında Nahçıvan diyarının demokratik manzarasını ortaya koyabilmek için ilk ve orijinal kaynaklara müracaat etmeyi kendimize vazife bildik.

Nahçıvan Hanlığının Safevi döneminde Çuhursed beylerbeyliğinin içinde mevcut olan Nahçıvan “ülkesi”nin bünyesinde bulunduğunu belirtmek gerekir. Nahçıvan ülkesi, Ustaclı tayfasının idarecileri tarafından yönetilirdi. 1722 yılında başkenti İsfahan şehrinin Afganların yönetimine geçmesi ve Safevi Devleti’nin olaya suskun ve ilgisiz kalması sebebiyle Osmanlı Devleti, Azerbaycan’ın birçok yerini o sırada Nahçıvan’ı da hakimiyetine almıştı. Nahçıvan diyarının arazisinde “Nahçıvan Sancağını” oluşturmuşlardı. Nahçıvan Sancağı, Nahçıvan, Sair, Mevazi, Dereşahbuz, Mülki-Arslan, Mevazi

yi-Hatun, Karabağ, Kışlaagat, Dereşam, Azatciran, Şorlut, Derenurkut, Sisyan ve Dedeleyiz nahiyeleri olmak üzere ondört bölüme ayrılmıştı.5

Afşarlardan olan Nadir’in liderliğinde yeniden oluşan İran Devleti, Azerbaycan’ın diğer toprakları gibi Nahçıvan diyarını da 1735’te tekrar hakimiyeti altına almıştır. 1736’da Mugan kurultayında kendini şah “seçtirmiş” olan Nadir, Nahçıvan eyaletine aynı zamanda iki hakim tayin etti. Bunlardan biri, hakim-i ülke-yi Nahçıvan, diğeri hakim-i tümen-i Nahçıvan olarak adlandırılmıştı. Hakim-i tümen-i Nahçıvan, Şah tarafından belirlenen, ekonomi ve inzibat işlerini yönetir, hakim-i ülke-yi Nahçıvan ise, Afşar boyunun hakimi ve eyaletden toplanan askeri birliğin reisi idi.6 Nahçıvan tümeninin hakimi Mirze Rıza, yerli ahaliyi çok ezdiğinden ve kendisi için belirlenmiş meblağdan fazla vergi topladığından ona karşı ahalide büyük kin oluşmuştu. Bunun için 1736’da Mugan kurultayından hemen sonra Nadir şah, onu vazifeden uzaklaştırıp Ağa Hasan’ı Nahçıvan’a hakim tayin etti.7

Fakat, Ağa Hasan, ahaliye kötü muamele etmekteydi. 1747 yılının Haziran ayında Nadir Şah, Ayanların suikastı sonucu öldürülünce Azerbaycan’ın genelinde olduğu gibi Nahçıvan’da da İran hakimiyetine son verildi. Kengerli boyunun lideri Haydar Kulu Han, Ağa Hasan’ın hakimeyitine son verip kendini Nahçıvan’ın bağımsız hanı ilan ederek Nahçıvan şehrini, Hanlığın merkezi yaptı. Hanlık, idari yönden Elince, Hok, Dereleyez, Ordubat, Eylis, Deste, Calanbek ve Velev olarak bölgelere ayrıldı.8 Bölgeler, Mirzabey unvanlı yöneticiler tarafından idare ediliyordu. Bölgelere dahil mahalleleri muhtarlar yönetirken, Hanlığın şehirlerinde polis görevini ‘Darga’ ve ‘Asasbaşı’ yürütüyordu.

Dargaların emrinde yüzbaşı ve onbaşılar bulunuyordu. Pazarları Dargalar denetliyordu. Maaş almayan Dargalar, görevlerinin karşılığında hergün bakkallardan 15 kuruş gümüş para almaktaydılar. Dargalar sadece denetlemiyor aynı zamanda şeriat kanunlarının hayata geçirilmesini de sağlamaya çalışıyorlardı. Ayrıca Asasbaşı unvanlı idareciler de, şehri ve pazarı geceleri korumakla görevliydiler. Bunlar da Dargalar gibi maaş karşılığında hergün bakkallardan 15 kuruş alma hakkına sahiptiler.9

Hanın en yakın yardımcısı vezirler idi. Herhangi bir sebeple Hana gelenler görüşme konularıyla ilgili olarak önce Kethuda tarafından kabul edilirlerdi. Miraplar ise, hem şehir hem de köy suyundan yararlananlardan 5 batman tahıl ya da yarım batman pamuk alıyorlardı.10

Nahçıvan hanlığının geliri, ziraat ve haycvancılığa dayalıydı. Devlet (hazine) toprakları önceki özelliğini kaybederek bir tür hanın özel mülkü statüsüne çevrildi. Bazı durumlarda bu topraklar, hanın rızası ile herhangi bir kimsenin hizmetine göre ‘tiyul’ adıyla kullanıma verilirdi. Topraktan tiyul olarak istifade eden şahsa ‘tiyuldar’ denilirdi. Tiyulun miras olarak geçebilmesi çin hanın onayı şarttı. Tiyuldar, elde edilen mahsülün belirli bir kısmını hazineye vermek zorundaydı. Nahçıvan hanlığında topraktan istifadeye göre verilen vergiye “behre”11 denilirdi. Hanlığın toprakları başlıca, Han ailesine mahsus olan halise toprakları, şahsi mülkiyyet olan mülk toprakları, dini müesseselerin emrinde olan vakıf toprakları, köy icmasına mahsus olan halk toprakları olarak adlandırılmaktaydı.

Dağ köylerinde yaşayan ahalinin esas meşguliyeti hayvancılık idi. Köylüler, raiyyetlere, rençberlere ve ilatlara ayrılırdı. Raiyyetler, kendilerine verilmiş olan toprağı ekmek ve elde ettikleri mahsülün onda birinden beşte birine kadar olan miktarını vergi olarak vermek durumundaydı. Ne toprağı ne de emek aleti olmayan rençberler, hanın ve beylerin topraklarında çalışır ve elde edilen mahsülün yaklaşık üçte bir hissesini alırlardı. Yaylak ve kışlak hayatını sürdürerek hayvancılık yapan göçerlere de ilat denilirdi.

Nahçıvan Hanlığına bağlı tüm bölgelerden ergenlik çağına girmiş kimselerden 20 kepik (kuruş)’i ana para olmak kaydıyla, yılda gümüş para olarak 1 manat her evden 20 manat ev parası (duman parası) vergi olarak alınırdı.12 Hazine topraklarından toplanmış mahsülün her 10 hissesinden 3,5’u beye, kalanı ise toprağı işleyenlere kalırdı. Ağa topraklarından toplanmış mahsülün beşte biri hazinenin, kalan hissesi ise ağanın payına düşerdi.

Hayvancılıkla meşgul olanlar, hayvanlarını hana mahsus çayırlıklarda otlattıkları için “çöpbaşı” yahut “çobanbeyi” adlı bir vergi öderlerdi. Köylüler ise “bağ parası, değirmen parası” gibi başka adlarla anılan vergileri öderlerdi. Sanatkârlardan “mancanak parası, toxucu parası”, ticaretle meşgul olanlardan “gümrük vergisi, kapan parası” gibi vergi ve rüsumlar alınırdı.

Hanlığın arazisinde “Nahçıvan ve Ordubad” olmak üzere iki şehir bulunmaktaydı. Nahçıvan şehri “Elhan, Şahab, Kurdlar ve Sarvanlar” olmak üzere dört mahalleden oluşmaktaydı. Şehirde dört pazar bulunmaktaydı. Nahçıvan şehri, hanlığın başlıca ticaret merkezi idi. Ordubad şehri, iki dağın arasında Ordubad çayının vadisinde yerleşmişti. Ordubad şehri, inzibati cihetten “Andbaras, Kurtistan, Mingis, Serşehir ve Üç Düdünce” adlı beş mahalleye ayrılmıştı. O devirde, Ordubad Nahçıvan’dan küçük olmakla birlikte bayındır bir şehirdi. Tabii ki bu, Nahçıvan şehrinin akınlara daha fazla maruz kalmasıyla da ilgilidir. Nahçıvan’ın nüfusu 5.000 civarındaydı.

Kengerli boyunun tayfaları Kısıllı, Sarbanlar, Ağabeyli, Karadolak, Alihanlı, Karahanbeyli ve Karabağlar köylerinde yaşıyorlardı.13
Nahçıvan Hanlığı, Zengezur dağlarından başlayarak Aras nehri vadisine kadar olan araziyi ihtiva etmekteydi.

Nahçıvan Hanlığının askeri kuvvetinin az olması sebebiyle, Haydarkulu Han, daha güçlü hanlarla ittifak içinde olmaya gayret gösteriyordu. Haydarkulu Han, Karabağlı Penaheli Hanla müttefikti. Gürcü Çarlarıyla birlikte 1752 yılında Şekili Hacı Çelebi Han’a karşı olan saldırıya da birlikte katıldılar. Başarısızlıkla sonuçlanan bu saldırıdan döndükten sonra Haydarkulu Han, hanlığının iktisadını düzenlemekle meşgul oldu. Haydarkulu Hanın vefatından sonra (1763-64) Nahçıvan hanlığı, biraz zayıfladı. Tahta çıkan Hacı Han, Kengerli Kerim Han Zend’e bağlılığını beyan etmişti. Daha sonraları Kerim Han, Hacı Han’ı Şiraz’a davet ederek ufak bir bahaneyle esir aldı. 1770 yılında Kerim Han, Zend’in yardımıyla tahta çıkmıştı. Rahim Han da üç yıl sonra Velikulu Han Kengerli tarafından devrilmişti.14


Yüklə 8,92 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   178




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin