BiRİNCİ oturum açılma Saati: 10. 48 Başkan : Sait AÇBA BaşkanvekiLİ : Mehmet Atlan karapaşAOĞlu (Bursa)



Yüklə 2.83 Mb.
səhifə10/38
tarix30.12.2018
ölçüsü2.83 Mb.
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   38

BAŞKAN – Hükümetin görüşü?..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Neresi, ben anlamadım?

FAZLI KARAMAN (İzmir) – Üstat şöyle: Ana ortaklık tanımı, tanımlar içerisinde… 43’te konsolide mali tabloların ana ortaklık bankalar tarafından yapılacağı söyleniyor. Ama en baştaki tanımlar içerisinde ana ortaklıkta finansal holding şirketlerinde ana ortaklığın yapısı daha farklı izah ediliyor. Şimdi, ana ortaklık, sadece bankaymış gibi algılanıyor burada. Dolayısıyla bankaları kaldırırsak problem kalmayacak. Yani, sadece ana ortaklık kalırsa problem kalmayacak.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Uygundur.

BAŞKAN – Redaksiyon yeterli midir?

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Bunlar redaksiyonla düzeltilir mi; kuşkuluyum.

BAŞKAN – Fazlı Bey, o halde iki satırlık bir önerge yazıverin.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – 38’de çıkarılmış zaten o. Alt komisyonda…

BAŞKAN – 38 hallolmuş da, bunda yok.

Buyurun Mustafa Bey.

MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) – Şimdi, bu madde önemli. Bankaların varlıkları, sermaye yapıları açısından. Ama sonundaki cümlede bütün bunlara uyulmamasının mesuliyetini, mesuliyet bankada var elbette ama, banka kuruma bildirecek diyoruz. Yani, kurumun bunlara ilişkin herhangi bir mesuliyeti yok bunları tespite ilişkin, bir hükmü yoktur gibi algılanabilir bu. Yani, banka bildirmediyse, kurumun da resen banka bildirmeden önce de bunu tespite ilişkin bir mesuliyeti yok mu? Burada biraz kurumu sorumluluktan uzak mı tutuyoruz? Ben öyle algılıyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

TEVFİK BİLGİN – Sayın Başkanım, Sayın vekiller; aslında kanunun bütününde bu gibi bilgiler istiyoruz, malum. Hemen hemen her maddede devamlı bilgi akıyor. Buradaki kasıt, bize periyodik bilgiler geliyor malum, bankanın bir bilgiyi hazırlamasından bize gelene kadar belli bir süre geçiyor. Biz şunu söylüyoruz: Elbette ki biz sizi izliyoruz, yerinde ya da uzaktan. Ama sizin tespitlerinizde eğer eşiğe -O eşik lafı da ilginç bir kelimedir tabiî- geldiğiniz ya da yaklaştığınızı tespit ederseniz, bize onu doğrudan, anında bildirin. Asıl amaç budur. Anlık bildirimi sağlamak, o anda.

MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul) – Kendi kendini ihbar edecek.

TEVFİK BİLGİN – Bir anlamda.

Yeni bir düzenlemedir.

BAŞKAN – 43 üncü madde üzerinde bir önerge var, okutuyorum:

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında “ana ortaklık bankalar için” ibaresinden “bankalar” ibaresinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fazıl Karaman

İzmir


BAŞKAN – Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

43 üncü maddeyi önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

44 üncü maddeyi okutuyorum:

(Madde 44 okundu)

BAŞKAN – Maddeyle ilgili söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

45 inci maddeyi okutuyorum:

(Madde 45 okundu)

BAŞKAN - Maddeyle ilgili söz talebi?..

Buyurun Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, bankalar … tarafından düzenlenecek yönetmelikte öngörülen usul ve esaslara göre yüzde 8 oranından az olmamak üzere belirlenecek sermaye… oranına… Yani, bu kadar yüzde 8 oranının önemini biliyorum da, bu kadar bağlayıcı bir şekilde kanunda kesinleştirmek doğru mu? Bunu belki bir eşikte, yani şu oran ile şu oran arasında gibi bir değerlendirmeyle burada hükme bağlamak daha uygun olmaz mı? Yüzde 8 çok kategorik bir ifade oluyor diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

TEVFİK BİLGİN – Sayın Başkan, sayın vekillerim; yüzde 8 sermaye yeterliliği rasyosu, malum olduğu üzere, 1990’lı yılların başından itibaren Türk bankacılık sisteminde uygulanan bir rasyodur. Esası çok uzun hesaplamalar sonucunda, her türlü kalemi ağırlıklandırarak, bankanın sermaye ihtiyacını bulup ona göre bir rasyo hesaplarsınız, bunun yüzde 8’in altına düşmemesi gerekir. Yüzde 8’e yaklaşması bile tehlikelidir. Yüzde 8’in altına düşmesi, zaten Fona devir veya tasfiyenin birinci nedenlerinden biridir. Bu anlamda, bizim geçmişteki deneyimlerimizde de bu rasyo tüm dünyada uygulanan bir rasyodur. Bazel… uygulanmaya devam edilecek bir rasyodur. Bizim deneyimlerimiz bu rasyoyu sırf burada yazmadığımız için, kanunda yazmadığımız için bazı davalarımızda zorluk yaşadık. Bunun, kurumun inisiyatifine bırakıldığı şeklinde mahkemelerde yaklaşımlar oldu. Bu, çok temel bir düzenleme, onun için buraya yazma gereği duyduk.

Arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Başka söz talebi?.. Yok.

Önergeyi okutuyorum:

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bankacılık Kanun Tasarısının 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fazıl Karaman

İzmir


Hasan Fehmi Kınay

Kütahya


Halil Aydoğan

Afyonkarahisar



“Bankaların iç sistemleri, aktif ve mali yapıları dikkate alınarak, asgari sermaye yeterliliği oranını artırmaya, bankalar bazında farklılaştırmaya, kaynağı katılma nisabı olan aktiflerin risk ağırlıklarının belirlenmesinde bu hesapların özelliklerini dikkate almak suretiyle düzenleme yapmaya Kurul yetkilidir”

BAŞKAN - Sayın Başkan, Hükümet adına size soralım, önergeye katılıyor musunuz?

TEVFİK BİLGİN – Sayın Başkan, Hükümet adına yanlış olur sanırım.

BAŞKAN – O zaman önergeyle ilgili görüşünüzü soralım.

TEVFİK BİLGİN – Tamam, görüşümü aktarmaya çalışayım.

Şu andaki düzenlemelerimizde sermaye yeterliliği rasyosunun hesabında -deminki mantıkla devam ediyorum- zaten bankalar bazında ya da özel finans kurumları bazında bunu kurul belirliyor ağırlıklandırmayı. Burada spesifik olarak kanun maddesine de bunu derc etme gereği duyulmuş. Bizce bir sorun gözükmüyor.

BAŞKAN – Yani şu andaki bir uygulamayı kanuna taşımış oluyorsunuz.

TEVFİK BİLGİN – Bizce bir sorun gözükmüyor, ama Hükümet olarak konuşmuyorum tabiî.

BAŞKAN – Anladım, şahsi görüşünüzü sormuş oldum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Etmeyenler…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Anlamadım, ihtiyaç yok mu dediniz?

BAŞKAN – Bir uygulamadır, taşınmasında fayda var diyor Sayın Özyürek.

TEVFİK BİLGİN – Taşınmasında fayda var şeklinde.

BAŞKAN – Yararlı diyorsunuz.

Önerge kabul edilmiştir.

Önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

46 ncı okutuyorum:

(Madde 46 okundu)

BAŞKAN – Maddeyle ilgili söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

47 nci maddeyi okutuyorum:

(Madde 47 okundu)

BAŞKAN – Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

48 nci maddeyi okutuyorum:

(Madde 48 okundu)

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?..

Buyurun Sayın Kepenek.

YAKUP KEPENEK (Ankara) – Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Ben burada katılım bankalarının kredi mekanizmasıyla ilgili olarak bir şeyler sormak istiyorum. Burada katılım bankalarının kredi mekanizmasının nasıl işleyeceği, daha doğrusu bu konuda Hükümetimizin bir hazırlığı vardı. Vardı diyorum, çünkü sonucunu bilmiyorum. Bu İslam özel sektörünü … anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair Kanun Tasarısı.

Maddeyle ilgili söz talebi?.. Yok.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Geçmiş mi o?

YAKUP KEPENEK (Ankara) – Sizden geçmiş, geçen sene Ağustosta gelmiş, fakat öyle duruyor, hiçbir şey yapılmış değil.

Şimdi, şu, İslam özel sektörünün geliştirilmesi bağlamında katılım bankalarının kredi mekanizması nasıl işleyecek? Sonra bu yasanın durumu nedir?

Son olarak da şunu söyleyeyim: Siz de çok iyi bilirsiniz, çalışmalarda, araştırmalarda hep şu vurgulanıyor: Bu iş daha çok, yani İslam özel sektörü ya da İslama dayalı ekonomi uygulamasında daha çok bankacılık öne çıkıyor. Daha doğrusu faizsiz bankacılık öne çıkıyor. Gerek teorik tartışmalar gerek uygulamaya yönelik araştırmalar, bu çerçeveye… Şimdi burada kredi hesabında verilmesinde ve sonrasında, kredinin dönüşünde, geri alınmasında geçerli olan hukuk kurallarına, geçerli olan uygulamanın, pratiğin, uygulamanın dışında farklı bir… Buradaki işin özü nereye gider, nedir? Bu konuda eğer açıklamalarda bulunursanız, yararlı olur diye düşünüyorum. Çünkü, sanıyorum önümüzdeki günlerde gene belki yeniden gündeme gelecek, belki gelmeyecek, onu da bilmiyorum. Bu İslam özel sektörünün düzeni meselesinde bile… Çünkü en önemli öge bu, burada kredi verme ve onun işleyiş mekanizmalarıdır. Bu konuda açıklamalarda bulunursanız teşekkür ederim.

Bu nedenle söz aldım.

BAŞKAN – Sayın İnal, buyurun.

AHMET İNAL (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, BDDK’nın ve TMSF’nin Değerli Başkanı; Sayın Bakanım, bir şey öğrenmek istiyorum eğer bilgi varsa, yoksa sonra ben yazılı olarak da alabilirim.

Bankaların asli ve en önemli görevlerinden birisi de, ekonomik faaliyetlerde katkıda bulunmak. Sanayi üretimi ve hizmet işletmelerini kredilendirmek ve desteklemektir aynı zamanda. Dolayısıyla istihdama da önemli katkı olacaktır bu şekilde. Ancak, eğer bilgim eksikse bilmiyorum veya böyle bir intiba kamuoyunda, Türk bankacılığı, özellikle son yıllarda devlete para satan, işte hazine bonosu, tahvil alan, beri tarafta nema üzerine daha çok faaliyet gösteren faiz kazancı ve yüksek faizli kredi kartlarını toplumda yaygınlaştırmak bir fecaat halini aldı bu da. Gerçi KİT’lerimiz de kârlarının çok önemli bir bölümünün nema kârları olarak geldiğini de biliyoruz. Elimizde şöyle bir bilgi varsa öğrenmek istiyorum: Bankalarımızın, Türk bankacılığının sanayie, üretime ve hizmet işletmelerine verdiği kredi oranlarının tüm kredi içerisindeki payı nedir? Bu konuda bir oran var mıdır? Bir banka veya bankalarımız ne kadarını bu tür istihdama, üretime ve sanayie yönelik olarak kredi kullandırmak zorundadırlar? Buna uymayan bankalar için bir müeyyidemiz var mı ve uygulanan bir müeyyide var mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın İnan, teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Kepenek’in belirtmiş olduğu katılım bankalarının kredilendirme mekanizmasının nasıl olacağı, kimi kredilendireceği, hangi usulle kredi vereceğiyle ilgili olarak ve ÖFK’larla ilgili bir yönetmelik var. Bu Özel Finans Kurumlarının Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, 20.9.2001 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanmış. Burada fon kullandırma yöntemleri var ÖFK’ların. Ve ayrı ayrı belirlemiş, nasıl fon kullandırılacağı. Öyle zannediyorum sistemin işleyişini görmek açısından bu madde faydalı olabilir, uzun bir madde, isterseniz onun fotokopisini verelim. Burada kurumsal finansman desteği var, bireysel finansman desteği var, kâr-zarar ortaklığı yatırımı var, finansal kiralama var, mal karşılığı ve saikin finansmanı var, ama aynı zamanda Osman Bey de sektörün içinde olduğu için, daha canlı bilgi verebilir.

AHMET İNAL (Batman) – İyi olur.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Sayın İnal’ın belirtmiş olduğu Türk bankacılığının piyasadan topladığı fonları nereye kullandığı, yani kredi dağılımının nasıl oluştuğu önemli, çünkü kredilerin dağılım biçimi de ekonomiye, finans sistemine nasıl katkı sağladığı, nasıl ivme kazandırdığını gösteren bir husustur. Nisan 2005 tarihi itibariyle rakamları verecek olursak, yani bilanço üzerinden hareket edersek, toplam bilanço büyüklüğü Nisan 2005’te bankaların, 320 katrilyon lira. Toplam krediler 109 katrilyon lira ve bunun içinde tüketici ve kredi kartları toplamı var, 31 katrilyon TL olmak üzere. Kalanı da menkul değerlermiş… Ama, mevduat-kredi dağılımına göre verecek olursak, kredilerin dağılımıyla ilgili bir tablo var, bunun da fotokopisini verelim.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, Tamaylıgil’in kısa bir sorusu var, buyurun.

BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) – Kredi tanımlaması yapılırken bu kanunda tanımlanan katılım bankalarının ilgili müşteri olan şirketleri vermiş oldukları fonun hangi başlıkta muhasebeleştirdiği konusunda bir kapalı soru var kafamda da, onu öğrenmek istiyorum. Şimdi, finansal kiralama şeklinde veyahut direkt olarak o şirkete sermaye katılımı haline dönüştürüp, ödenmiş sermaye ve özvarlıklar hesabı içinde yer aldığı takdirde, bir ortaklık kimliğine bürünülüyor mu A şirketinde? Ortaklık kimliğine bürünüldüğü zaman, ola ki o A şirketinin bir iflası söz konusu oldu, anonim şirketlerde de iflasta herkes ortaklık payı mucibince sorumluluk sahibi oluyor. Burada o ortaya çıkabilecek tablodaki risk ne olacaktır bankalar açısından? Yani, o muhasebeleştirme açısından nasıl gerçekleşiyor?

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Sayın Başkan, Osman Beye söz verirseniz açıklarlar sanıyorum.

OSMAN AKYÜZ (Özel Finans Kuruluşları Genel Sekreteri) – Özel finans kurumlarımız bu yasa çerçevesinde kullandırdıkları her türlü fon kredi addediliyor. Dolayısıyla genel prensiplerde bankalarımız kredilendirmede hangi kurallara tabi ise, özel finans kurumları da o kurallara tabi. Zaten aynı hükümleri ÖFK’lar da…

BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) – Benim sorduğum şu idi, alan şirket…

OSMAN AKYÜZ – Efendim, müsaade ederseniz…

Kullandırdığımız fonlarda 4 tür söz konusu. Bir tanesi, leasing, zaten onu tanımlamaya gerek yok. Bir tanesi kurumsal finansman. Herhangi bir emtiayı peşin alıp veresiye vermek; bir alım satım akdi orada gerçekleşiyor. Vade geldiğinde paranızı alıyorsunuz. Bir de, kâr-zarar ortaklığı var müşterimizle yaptığımız. O iştirak anlamında bir kâr-zarar ortaklığı değildir, iş bazında, proje bazında bir ortaklıktı, kısa süreli bir ortaklıktı. Sözleşmeyle karşılıklı yükümlülükler tespit ediliyor, iş sonunda kâr-zarar paylaşılıyor ve ortaklık bitiyor. Yani, bir hissedarlık anlamında finansman değil, sadece belli işler için kısa süreli finansman teminine yöneliktir. Orada işin kârına zararına ortak olmadır. İşin tanımı da sözleşmeyle belirleniyor efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OSMAN AKYÜZ – Efendim, bir dördüncüsü, vesaik karşılığı finansman sağlamaktır ki, onu daha çok dış ticaret işlemlerinin finansmanında kullanıyoruz. İhracatın veya ithalatın finansmanında o yöntemi yaygın olarak kullanıyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

49 uncu maddeyi okutuyorum:

(Madde 49 okundu)

BAŞKAN – Maddeyle ilgili söz talebi?..

Buyurun Sayın Kumkumoğlu.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Burada, sermayesinin çoğunluğu ayrı ayrı veya birlikte, Hazineye, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına, genel ve katma bütçeli dairelere ait bankalar doğrudan veya dolaylı olarak kontrol ettikleri ortaklıklarıyla birlikte bir risk grubu oluşturur deniliyor.

Şimdi, bu risk grubu tanımına ne sebeple ihtiyaç var? Alt komisyondaki arkadaşlarımızdan rica ediyorum.

TEVFİK BİLGİN – Alt komisyonda ilave edilen bir şey bu.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – BDDK var, o cevap versin.

TEVFİK BİLGİN – Sayın vekilim, müsaade ederseniz, arkadaşlarımla konuşup size cevap vereyim.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Yani, devlete ait kurumları, hepsi devletin kurumları bir risk grubu olarak yansıtmak ne anlama geliyor?

BAŞKAN – Sayın Kumkumoğlu, önergeler var, onları okutalım, bu arada arkadaşlar görüşürler, bir hazırlık yaparlar.

Aynı mahiyette 2 adet önerge vardır; birleştirerek okutuyorum:

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bankacılık Kanunu Tasarısının 49 uncu maddesinin yedinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.



Mehmet Akif Hamzaçebi Trabzon

Mustafa Özyürek

Mersin


Gürol Ergin

Muğla


Ali Kemal Kumkumoğlu

İstanbul


“Bu maddenin uygulanmasına ve banka ve ortaklıklarda yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yapanlar ve velayet altında olmayan çocuklar bakımından aynı risk grubuna dahil edilecek gerçek ve tüzelkişilerin tespitine ilişkin usul ve esaslar kurulca belirlenir.”

BAŞKAN – Aynı nitelikte bir diğer önerge de, Fazıl Karaman (İzmir), Halil Aydoğan (Afyonkarahisar), Hasan Fehmi Kinay (Kütahya) milletvekilleri tarafından verilmiştir.

Hükümet önergeye katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Sayın Başkan, buyurun.

TEVFİK BİLGİN – Sermayesinin çoğunluğu ayrı ayrı veya birlikte Hazineye Özelleştirme …. bankalar diyor, bu bankalarımız özelinde Ziraat ve Halk Bankası. Bu bankaları, bu fıkrayı koymazsak bir risk grubu gibi algılamak zorunda kalacağız; yani, Ziraat ve Halkı birlikte aynı kapsama sokmak zorunda kalacağız, o zaman faaliyetlerini, işleyişlerini aşırı derecede sınırlamış oluruz. Bu fıkrayla beraber onları birbirinden ayırıyoruz.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Devletin bankalarını bu risk grubunun altına niye alıyoruz?

TEVFİK BİLGİN – Analizlerimizde, hesaplamalarımızda onları da dikkate aldığımız için, onlar da sonuçta bir banka ve hesaplamalarda aynı mahiyette dikkate alınıyorlar. Sadece sahiplik anlamında devletin sahipliğini ayrımlaştırıyoruz.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Garip bir düzenleme.

BAŞKAN – Sayın Karaman, alt komisyon üyesi olarak yapacağınız bir açıklama var mı?

FAZIL KARAMAN (İzmir) – Şimdi, Ali Kemal Beyle epeyce tartıştık; yani, risk grubunda terazinin dengesini iyi kollamak gerekiyor; yani, ne çok katı bir tutum ne de bankacılık sistemini işlemez durumda tutmamak gerekiyor. Sütten de epeyce ağzımız yandığı için yoğurdu üfleyerek yememiz gerekiyor.

O çerçevede, bankaların kredi kullanırken, birtakım ilişkileri tanımlamaya çalışıldı burada. Tasarıdaki metinle işleyen sistemde birtakım problemler olacağı düşünülerek, BDDK bir metin hazırladı ve onu derç ettik.

Amacımız şu: Risk grubunun ne olduğu konusunda küçücük bir açıklama yapayım: Benim bir şirketim var, benim oğlumun bir şirketi var, ayrıca benim yönetim kurulu üyesi olduğum bir şirket var, hepsi kredi kullanıyorlar, bunların hepsi risk grubu terazisinin içine giriyor. İşte bunları tanımlarken, bu terazinin içerisine hangileri girecek, bu risk grubu içerisinde. Bunu tanımlarken de, dediğim gibi, ne eski dönemde yaşadığımız tecrübeleri yaşayalım ne de yürüyen sistemi bozalım; yani, buradaki dengeyi kuran bir metindir bu.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Buyurun Sayın Kumkumoğlu.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Doğrusu, ben, bu konuda Sayın Bakanın düşüncesini de öğrenmek isterim.

Şimdi, bu bankalar, sadece bankacılık faaliyeti içerisinde bulunan bankalar değil, bu bankalara biz farklı misyonlar yüklemişiz; kimi üreticiyi destekleyecek kimi köylüyü destekleyecek kimi KOBİ’yi destekleyecek; yani, bu bankaları, bu devlet bankalarını, sadece kâr-zarar hesabı üzerine kurulu bankalar biçiminde bir statü içerisine almak ve bu sebeple bunları bir risk grubu diye şekillendirmek, oluşturmak, sadece bu bankanın değil, bu banka aracılığıyla devletin sunduğu hizmetlerin de, giderek kanuna karşı yapılmış işler gibi, riskler gibi sayılarak veya riskli alanlar gibi sayılarak, yapılan işlemlerin kanunsuz işlemler olduğu, dolayısıyla, bu bankalardan beklenen misyonların zaman zaman sadece bu gerekçeyle yerine getiremediği birtakım olumsuz sonuçlar doğurabilir; yani, bir devletin kendi bankasını, kurumun kendisini, Hazinesini risk grubu olarak ilan etmesi ne demek arkadaşlar? Hazine diyorsunuz. Hazineyi risk grubu içerisine alıyorsunuz; yani, böyle bir şey, bu nasıl bir anlayış; yani, Hazine nasıl risk grubu içerisinde olabilir? Bu devletin her şeyi bir yerde Hazine.

BAŞKAN – Sayın Bakanım, buyurun.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Şimdi, burada, risk grubu olarak belirlenmenin bazı sonuçları var, belki bu sonuçlarından hareketle konuyu çözmek mümkündür. Belli bir ilişkiyi ve bütünü risk grubu olarak saydıktan sonra, onunla ilgili, kredi kullandırma koşullarıyla bağlantılı olarak, işte, kredi açma, kredilerin izlenmesiyle bağlantılı olarak, karşılıklar ve teminatlarla ilgili olarak, belli düzenlemeler ve esaslar getiriliyor.

Burada, kamu bankaları veya özel bankalar diye ayırım yapmaya da gerek yok aslına bakarsanız, bu çerçeve içerisinde bütünü belirledikten sonra, buradaki sınırları ve hareket alanlarını belirlemek doğal bir hadisedir; zaten bu konu, şu andaki mevcut yönetmeliklerde de var, bu yönetmeliklerdeki hüküm, burada, kanuna aktarılmış vaziyettedir, tereddüde mahal olacak bir konuyu ifade etmez.

Elbette Hazineyi risk olarak algılamak doğru değil; ama, Türkiye'yi, kamu bankalarının sürekli görev zararları yüzünden geldiği durum ve bunun neticesinde kamu bankalarına aktarılan kaynakların sonunda nasıl bir yük oluşturduğu bilinen bir gerçektir. Bu hadiseler yaşandıktan sonra da, nitekim karşılığı gösterilmediği sürece bütçelerde, kamu bankalarına ilave görevler verilemeyeceği, ödettirilemeyeceği de esaslara bağlanmıştır.

BAŞKAN – Bir yerde denetim altına alınmış oluyor.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Evet, prensipleri koymuş oluyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bir önerge daha var; okutup, oylarınıza sunacağım:

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz tasarını 49 uncu maddesinin beş ve altıncı fıkralarının tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Ali Kemal Kumkumoğlu

İstanbul


BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu önergeye?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Şimdi, bu, şu anda zaten yönetmeliklerde var, kanundan çıktığı zaman bunu zaten BDDK yönetmelik haline dönüştürür, bir uygulama sonucu ortaya farklı bir şey çıkmaz, yıllardır da bunun kabul biçimi budur zaten. Onun için, gerek yok önergeyle çıkarmaya, bu nedenle katılmıyoruz.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Gerekçe okunsun efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Kanunla Hazineyi bile risk grubu içerisine alan bir anlayış önlenmek istenmektedir.

BAŞKAN – Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

50 nci maddeyi okutuyorum:

(Madde 50 okundu)

BAŞKAN – Maddeyle ilgili söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

51 inci maddeyi okutuyorum:

(Madde 51 okundu)

BAŞKAN – Maddeyle ilgili söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

52 nci maddeyi okutuyorum:

(Madde 52 okundu)

BAŞKAN – Maddeyle ilgili söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

53 üncü maddeyi okutuyorum:

(Madde 53 okundu)



Dostları ilə paylaş:
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   38


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə