I d I n I a V a 3IV1ho nin

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.6 Mb.
səhifə64/140
tarix30.12.2018
ölçüsü8.6 Mb.
1   ...   60   61   62   63   64   65   66   67   ...   140

TEUTONİA ALMAN KULÜBÜ

Merkezi Beyoğlu'nda, Galip Dede Cadde-si'nde bulunan, 1847'de kurulmuş Alman kulübü.

Teutonia'yı, 19. yy'ın ortalarından itibaren İstanbul'da sayıları giderek artan Alman tüccar, mühendis, teknisyen ve elçilik mensupları 1847'de kurmuşlardır. Kuruluşa önayak olanlar Bohemyalı Alman cam tüccarlarıydı. Kulübe Teutonia adı verilmesi, kurucularının Almanların Toton köklerine dönüş özleminin ifadesiydi. Kulübün günümüzde de bulunduğu, Yüksekkaldı-rım'a kavuşan Galip Dede Caddesi'nde-ki bina 19. yy'da bütün Alman kolonisinin toplantı, siyasal ve kültürel etkinlik merkeziydi.

İstanbul'da bulunan Alemannia, De-utscher Ausflugsverein gibi başka Alman dernekleri faşizm döneminde 1933'ten itibaren Teutonia'ya bağlandı. 1939'da kulübün yönetim kurulu başkam Deutsche Bank'ın İstanbul şubesi müdürlerinden Weidtmann'dı. 1944'e kadar Teutonia, İstanbul'da Alman Nazilerinin toplantılar yaptığı bir yer halindeydi.

1944'te Türkiye ile Almanya arasındaki siyasal ilişkilerin kesilmesinden sonra Teutonia binasına da el kondu. 1954'te bina geri verildi ve Teutonia bir süre De-utscher Klub adını aldı. 1956'da, Alman Kültür Merkezi'nin(->) çalışmaları Teutonia Alman Kulübü binasında başladı. Teutonia da varlığını bağımsız olarak sürdürdü. 1962'de kulübün 250 üyesi vardı.

Daha sonraki yıllarda Teutonia, Alman kolonisi ve Türk-Alman ilişkileri açısından önemini bir ölçüde kaybetti. Türk-Alman Kültür Derneği ve onun devamı olan Alman Kültür Merkezi öne geçti. Alman Lise-si'yle(->) olan doğrudan mekânsal bağlantısı yüzünden halen lisenin çeşitli kültürel etkinlikleri bu binada yapılmaktadır.

İSTANBUL

TEVFİK FİKRET

(24 Aralık 1867, İstanbul - 19 Ağustos 1915, İstanbul) Şair ve yazar.

Babası Pertevniyal Valide Sultan'ın(-0 kâhyası Hüseyin Efendi, annesi Hatice Re-fia Hanım'dır. Baba tarafından Çankırılı, anne tarafından Sakızlıdır. Tevfik Fikret Aksaray'da doğup büyüdü. Mahmudiye Valide Rüştiyesi'nden sonra girdiği Mek-teb-i Sultani'yi (Galatasaray Lisesi) 1888'de birincilikle bitirdi. Hariciye Nezareti isti-

TEXEER, CHARLES

260


261

THEODOSIUS I

şare odasında çalışmaya başladı. Burada işsiz oturulduğunu görerek istifa etti ve birikmiş aylıklarını da hak etmediği gerekçesiyle almadı. Bir süre sadaret mektubi kaleminde çalıştı. 1889'da tekrar istişare odasına geçti. 1890'da dayısının kızı Nazmiye Hanımla evlendi. Bu evlilikten tek çocuğu Halûk dünyaya geldi (1895). Ticaret Mekteb-i Âlisi'nde başladığı öğretmenliğini Mekteb-i Sultani'de sürdürdü. Öğretmen aylıklarının gerekçe gösterilmeden indirilmesi üzerine bu olaya tepki göstererek Mekteb-i Sultani'den ayrıldı ve 1897'de Ro-bert Kolej'e(->) Türkçe öğretmeni olarak girdi. Kısa bir aralık dışında hayatının sonuna kadar bu görevde kaldı. Bu arada Servet-i Fünun(->) dergisinin yöneticiliğini yaptı (7 Şubat 1896-1900). II. Meşrutiyetin ilanından sona Mekteb-i Sultani müdürlüğünde bulundu (1909-1910). Rumelihisarı sırtlarındaki, planlarını kendi eliyle çizdiği ve "Aşiyan" adını verdiği evinde öldü (bak. Aşiyan Müzesi).

Hayatı boyunca doğruluk ve namus konusundaki şaşmaz tutumuyla kişisel, toplumsal ve siyasal olaylar karşısında tavır almış olan Tevfik Fikret şiirde de bu doğrultuda ürünler verdi. Siyasal ve toplumsal olayları, II. Abdülhamid'in baskıcı yönetimini, dinsel tutuculuğu hem bu anlayış içinde ve hem de özgürlük, ilericilik, Batılılaşma adına eleştirdi. Servet-i Fünun edebiyatı içinde Batılı sanat anlayışına açılma konusunda öncülük etti. Türk şiirine içerik ve biçim alanında değişiklikler ve yenilikler getirdi. Şiirlerinde önceleri bireysel duyguları, doğayı, günlük yaşayıştan etkilendiği konuları işledi. Siyasal olayların akışıyla 1900'den sonra toplumsal ve siyasal içerikli didaktik-lirik şiirler yazdı. Şiirlerini Rübâb-ı Şikeste (1897', 1910), Halûk'un Defteri (1911), germin (1914) adlı kitaplarda topladı. Çocuklar için yazdığı şiirlerden oluşan son kitabı hece vezniyledir.

Tevfik Fikret hep istanbul'da yaşadı. Böyle olmasına karşılık istanbul'u doğrudan doğruya konu aldığı pek az şiiri vardır. Bunların en ünlüsü "Sis"tir. Şiirde top-



Tevfik Fikret Aşiyan'da. Cengiz Kahraman arşivi

lumsal ve siyasal olayların gidişinin yarattığı umutsuzluğun, yönetimin baskısının yarattığı tepki dile getirilir. Şair, sislere gömülmüş İstanbul'u, bütün bir yönetiminin simgesi gibi görür ve lanetler. "Köhne Bizans" diye nitelediği istanbul "bin kocadan artakalan bîve-i bakir" (bin kocadan artakalan bakir dul), "Şark'ın ezelî hâkime-i câzibedarı" (Doğu'nun öteden beri imrenilen kraliçesi) olarak görülür. Şiirini Örtün, evet, ey hâile... Örtün, evet, eyşehr/ örtün ve müebbeden uyu eyfâcire-i dehr!.. (Örtün, evet, ey felaket, örtün, evet, ey kent / önün ve sonsuza kadar uyu, ey dünyanın koca kubbesi) diye bitirir.

Günlük yaşayışı anlattığı, toplumsal olayları konu ettiği şiirlerinde de istanbul ya da semtlerinin adı hemen hemen hiç geçmez. Bosfor (Boğaziçi), Köprü, Heybe-liada, Göksu gibi semtlerin ve mekânların adının geçtiği şiirlerinin sayısı çok azdır: "Şehrâyin", "Ramazan Sadakası", "Seza", "Şehitlikte".

Tevfik Fikret yazılarında da doğrudan doğruya istanbul'u konu etmemiştir. Bazı edebiyat adamlarını anlattığı yazılarında

Texier'in

Ayasofya Camii

rölövesi.

Arredemento

Dekorasyon

(Temmuz 1990)

("Ekrem Bey"), bazı "musâhabe-i edebi-ye'lerinde ("Aziyâde") konu gereği istanbul'dan söz edilir.



Bibi. Y. Nabi, Tevfik Fikret, İst., 1954; İ. Hikmet Ertaylan, Tevfik Fikret, İst., 1963; A. Öz-kırımlı, Tevfik Fikret, ist., 1987; K. Akyüz, Tevfik Fikret, ist., 1947; M. Kaplan, Tevfik Fikret, İst., 1971; Tevfik Fikret, Dil ve Edebiyat Yazıları, (haz. İ. Parlatır), Ankara, 1987.

ERAY CANBERK



TEXIER, CHARLES

(22 Ağustos 1802, Versaittes -l Temmuz 1871, Paris) Fransız arkeolog ve gezgin.

1823'te Paris Güzel Sanatlar Okulu'ndan mezun olduktan sonra Fransa'daki eski eserlerin çizimleri ile görevlendirildi. 1833' te Doğu yolculuğuna çıktı. 1837'ye kadar Anadolu'yu gezerek antik eserlerin çizimlerini yaptı. 1837'de Fransa'ya dönen Texi-er iki yıl sonra Mezopotamya ve iran'ı gezmek üzere yeniden Doğu'ya döndü. 1840'ta College de France'a profesör tayin edildi.

Texier'nin yolculuklarından getirmiş olduğu binlerce çizimden ancak küçük bir bölümü iki grup halinde basıldı. Descripti-on de l'Asie Mineure. Beaux arts, monu-ments historiques, plans et topograpbie deş cites antiques adıyla basılan ve birinci yolculuğa ait çizimleri içeren birinci grup üç büyük folio ciltten oluşur. Bitinya, Frigya ve Galatya'yı içeren birinci cilt 1839'da; Kapadokya, Likaonya, Isauria, Misya, Tro-ya, Teutranya, Aiolya ve İyonya bölgelerini kapsayan ikinci ve Lidya, Menderes Manisa'sı, Karya, Afrodisias, Knidos, Lik-ya kent ve bölgelerinin çizimlerine yer veren üçüncü ciltler 1849'da yayımlandı. Türkçeye Küçük Asya (1923-1924, 3 c.) adıyla tercüme edilmiştir. İkinci seyahatin görüntülerini içeren ve Description de l'Armenie, de la Perse et de la Mesopota-mie. Premiere partie, geographie, geologie, monuments anciens et modemes, moeurs et coutumes adıyla basılan ikinci grup yine büyük folio iki ciltten oluşur. Mont Olym-pe d'Asie, Constantinople, Royaume du Pont, Armenie, Ani adındaki birinci cilt 1842, ikinci cilt ise 1849'da basılır. Tüm

gravürler Augustin François Lemaître (1792-1870) tarafından yapılmıştır.

Bu yolculukların ikincisinde Texier Bursa'dan iznik ve Gebze üzerinden gelerek Ağustos 1839'da istanbul'u ziyaret eder. Dil Iskelesi'nden Eskihisar'a geçerken oradaki Bizans kalesini kısaca anlattıktan sonra Tuzla'daki içmelerden de söz eder ve buraya özellikle Rumların geldiklerini söyler. Üsküdar'da Mihrimah Sultan ve Atik Valide camilerinden söz eden Texi-er, döneminin Osmanlı mimarisini beğenmez ve Selimiye Camii'nin bunun en kötü örneklerinden biri olduğunu yazar.

İstanbul'da bulunduğu müddetçe 13 Ağustos'ta meydana gelen Beyoğlu'ndaki bir yangını anlatan Texier, aynı zamanda Divanyolu'nda birkaç hafta önce ölen II. Mahmud'un cenazesinin dikdörtgen bir çadır altında gömüldüğünü yazar, 1840'ta, herhalde Mezopotamya'dan dönüşünde, Fatih Külliyesi'ndeki hamamın rölövesini yapmış olduğunu söyler, aynı zamanda Aralık 1838'de Fatih medreselerinin tamir edilmiş olduklarını kaydeder.

Texier'nin kitaplarında İstanbul'a ait gravür yoktur.

STEFANOS YERASİMOS



TEZEL, NAKİ

(6 Ağustos 1915, İstanbul - 24 Temmuz 1980, İstanbul) Masal çalışmalarıyla tanınmış folklor araştırmacısı.



1934'te Pertevniyal Lisesi'ni bitirdikten sonra istanbul Belediyesi İstatistik ve Neşriyat Şubesi'nde çalışmaya başladı. M. Ha-lit Bayrı'nın(-0 destek ve teşvikleriyle folklor derleme ve araştırmalarına yöneldi. Eminönü Halkevi'nde çalıştı ve 1934-1940 arasında bu halkevinin yayımladığı Yeni Türk(->) ve Halk Bilgisi Haberleri(-*) dergilerinin yazı işlerinde görev yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra (1940) Ankara'da çeşitli kamu görevlerinde bulundu. 1971'de İş ve İşçi Bulma Kurumu'ndan emekliye ayrıldı.

Tezel, Halk Bilgisi Haberleri, Ülkü, Türk Folklor Araştırmalan(->), Konuşmalar, Hisar, Köy Postası, Türk Yurdu, Yücel gibi dergilerde derleme ve araştırmalar yayımlamış, daha çok masallarla ilgili çalışmalarıyla tanınmıştır.

Halk Bilgisi Haberleri 'nde 24 sayı süren "İstanbul Masalları" dizisi (1936-1938) yayımlayan Tezel, bu derlemesiyle I. Kû-nos'tan(->) sonra istanbul masalları üzerinde çalışan ikinci araştırmacı olmuştur. Bu metinler daha sonra İstanbul Masalları (1938) adıyla kitap halinde de yayımlanmıştır.



Tezel'in masal çalışmaları Köy Postası dergisinde de yayımlanmıştır. Keloğlan Masattan (1936), Altın Araba (1942), Peri Kızı (1945), Konuşan Kaval (1946), Altın Bülbül (1953), Talih Kuşu (1960) ve sık sık yeni basımları yapılan Türk Masalları (2 c., 1971) vd, N. Tezel'in bellibaşlı masal kitaplarıdır. Ayrıca bu masallardan kimi örnekler Fair Talesfrom Turkey (1946), Contes Populaires Türe (1953) ve TheMo-use and Elephant (1969) adlarıyla İngilizce ve Fransızcaya da çevrilip yayımlanmıştır.

Köroğlu Masalı (1939) adlı derlemesinde "Köroğlu Destam"nın "İstanbul Kolu" ya da "Köroğlu'nun Ortaya Çıkışı" olarak adlandırılan ilk kolu bulunmaktadır.

N. Tezel, derleyip yayımladığı masallarda kaynak kişilerin anlattığını aynen vermek yerine, olay ve motiflerini bozmadan kendine göre yeniden kaleme almasıyla dikkati çeker.

Türk Halk Bilmeceleri (1969) adlı kitabı, yayımlandığı yıla kadar derlenmiş metinlerin tümünü içermese de konuyla ilgili ilk eserlerden biri olma özelliğine sahiptir.



Tezel'in Halk Bilgisi Haberleri'nde, "istanbul Manileri" başlığı ile yayımlanmış, 4 sayı süren bir yazı dizisi daha bulunmaktadır (1939-1940). Aynı dergide ayrıca "istanbul'da Lohusalık Âdetleri" (S. 73, Teşrinisani 1937) adlı bir araştırması da yayımlanmıştır.

Bibi. A. R. Önder, "Naki Tezel", TFA, X, S. 209 (Aralık 1966), s. 4267-4268; İ. Özkan, "Naki Tezel", Türk Folkloru Araştırmaları 1982, Ankara, 1983, s. 216-217; N. Gözaydın, "Tezel, Naki", TA, XXXI, Ankara, 1982, s. 160.

M. SABRİ KOZ



TEZKİRECİ OSMAN EFENDİ CAMÜ

Beşiktaş İlçesi'nde, Kuruçeşme'de, Kuru-çeşme-Arnavutköy yolu üzerindedir. Cami, Tezkereci veya Kuruçeşme Camii adıyla da bilinir.

18. yy'da yapılmış olan camiye giriş kapısı eksende değildir. Sol tarafta bulunan bir kapıdan son cemaat yerine girilir. Bu giriş kapısının sağından ahşap merdivenlerle kadınlar mahfiline çıkılır. Mahfili taşıyan direkler kompozit ahşap küçük başlıklar taşırlar. Mahfil ahşap tırabzanlarla mihrap yönüne açılır. Mahfilin solunda üç pencere, diğer kısımda ise bir pencere yer alır.

Son cemaat yerine giriş veren kapının karşısında, ahşap küçük bir kapıdan minareye çıkış vardır. Harime giriş mihrap ek-senindedir. Kapı yanında iki pencere yer almaktadır. Harim dikdörtgen plandadır. Girişin iki yanında maksureler yer almaktadır. Sağ cephe duvarında dört pencere bulunur. Bu pencereler çift sıradır ve üsttekiler yuvarlak kemerli, alttakiler dik-



Tezkireci

Osman Efendi

Camii

Zeynep Özgen



dörtgen sövelidir. Mihrabın iki yanında üçer pencere vardır. Mihrap içten yarım yuvarlaktır. Dıştan ise yarını kubbeyle örtülü çıkma yapar. Minber, tavan ve taban ahşaptır. Tavan içten düz, dıştan meyilli çatı ile örtülüdür. Harimin sağında bulunan yüksek kottaki bir kapıdan ek bir mekâna girilir. Bu ek mekâna bir giriş de yapı dışındandır. Bu mekân dikdörtgen planlıdır. Mihrap yönünde iki yuvarlak kemerli, sağda ise üç tane dikdörtgen pencere bulunur. Sol köşede yer alan minarenin kürsü kısmı kesme taştan, silindirik gövdesi ise sıvalıdır. Yapı fevkani olup ek mekân altında bir çeşme, harim altında ise dükkânlar bulunur. Yapının solunda yer alan nazirenin duvarında da bir çeşme yer alır. Bibi. Öz, İstanbul Camileri, II, 42.

ESRA GÜZEL ERDOĞAN



THEODOSIUS I

(11 Ocak347, Cauca [İspanya'nın Galiç-ya bölgesinde] -17 Ocak 395, Mediolanum [Milano]) Bizans imparatoru (379-395).

5. yy'dan itibaren Ortodoks kilisesi tarafından "Büyük" lakabı ile onurlandırıldı. Dönemi, Bizans İmparatorluğu'nun putperestlikten (paganizmden) ayrılarak kesin biçimde Hıristiyanlaşmasına işaret eder.

Küçük adı Flavius olup, ispanyol kökenli bir generalin oğludur. Britanya, Gal-ya ve Balkanlar'da asker olarak hizmet veren Flavius babasının 375'te gözden düşerek idam edilmesi üzerine askeri kariyerine ara vermek zorunda kalmıştı. Fakat Konstantinopolis'i ele geçirmek üzere Trakya'da ilerleyen Got orduları ile Valens (hd 364-378) komutasındaki Roma ordusu arasında Ağustos 378'de Adrianopolis'te (Edirne) yapılan savaşta Romalıların büyük bir yenilgiye uğraması üzerine, The-odosius yeni Batı Roma imparatoru Gra-tian tarafından Doğu'nun hâkimi ilan edildi. İktidarını sağlamlaştırmak isteyen The-odosius, Konstantinopolis surları önüne dek gelen Barbar Gotlarm bir bölümünü imparatorluğun müttefiki olarak ilan ederek, onları "feoderati" adı altında Trakya ve Ponnania'ya (Aşağı Tuna) yerleştirdi. Bizans ordusunda hizmet vermeleri karşılı-



THEODOSIUS I ANITI

262


263

TIBBİ MÜSTAHZARLAR

I. Theodosius'un gümüş bir tabak üzerindeki

kabartma tasviri.

Madrid Kraliyet Akademisi / Nevra Necipoğlu arşivi

ğında otonomi ve vergi muafiyeti sağladı. Bu sayede Bizans ordusunun en yüksek mevkilerine gelen Gotlar bir süre için de olsa imparatorluğun düşmanı olmaktan çıkarıldılar. (Got birliklerinin Konstantinopo-lis'te ve çevresinde yarattığı rahatsızlık ve imparatorluğa yönelik tehdit ancak II. Te-odosios(-t) döneminde [408-450] bertaraf edilecekti.)

Apostat (kâfir) diye anılan İuli-anus'tan(->) (hd 361-363) sonra Bizans'ı Hıristiyan düşüncesine yaklaştıran kişi Theodosius olmuştur. 325 tarihli iznik Konsili amentülerine yürekten bağlı olan imparator 28 Şubat 380'de yayımladığı bir fermanla "baba", "oğul" ve "kutsal ruh"un aynı özden geldiğine inananları "Katolik Hıristiyan" olarak tanımladı (söz konusu ferman Katolik teriminin geçtiği ilk belgedir) ve 381'de topladığı L Konstantinopo-. lis Konsili'nde Teslis Teorisi'ni (Trinite) tekrarlayarak İsa'nın insani niteliğini öne çıkaran Ariusçuluğu mahkûm etti (bak. konsiller).

390'da bir komutanın öldürülmesini bahane ederek Selanik şehrini emrindeki Got birliklerine talan ettiren Theodosius, bu yüzden Piskopos Ambrosius tarafından aforoz edildi, fakat aynı yıl nedamet getirerek kiliseye kabul edildi ve putperestlere karşı acımasız tutumunu sertleştirerek 391'de her türlü kurban ve adak ayinini yasakladı. Aynı yıl merkez olarak kabul ettiği Konstantinopolis'e yerleşti. 380'den itibaren zamanının büyük bölümünü Kons-tantinopolis'te geçiren Theodosius, burada Roma'daki Traianus Forumu'ndan esinlenerek tasarlanan, antik çağın en büyük meydanı Tauri Forumu'nu(->) kurdu. Ele-utherius Sarayı'na(->) bir hipodrom ekledi, Marmara kıyılarında bir liman yaptırdı.

392'de Batı Roma İmparatoru Valentini-anus'un ölümü üzerine Roma'yı ele geçiren paganistleri saf dışı etmek üzere 394'te İtalya'ya giden Theodosius, yorgun ve hasta çıktığı savaştan sonra Milano'ya giderek kısa süre yeniden birleştirdiği Roma İmpa-ratorluğu'nun tek hâkimi olduysa da sosyal ve dinsel konularda istediği çözümlere ulaşamadan hayata gözlerini kapadı.

Theodosius ilk evliliğini Aelia Flavia Flacilla ile yapmıştı. Bu evlilikten doğan çocukları Arkadios(-0 395-408 arasında Doğu Roma imparatoru, Honorius ise 395-423 arasında Batı Roma imparatoru oldu. Kızı Pulheria yaklaşık 385'te ölmüştü. Gaita ile yaptığı ikinci evliliğinden ise diğer kızı Galla Placidia doğdu.

Theodosius'u oğullan ile birlikte gösteren obelisk, Konstantinopolis'te, Hippod-rom'da(-0 yükseliyordu. Theodosius'un 393'te Yunanistan'da düzenlenen olimpiyat oyunlarına son vermesinden sonra aralarında Fidias'ın yaptığı Zeus heykeli de bulunan pek çok eski eserin Konstantinopolis'e taşındığı bilinmektedir. 11. yy yazarı Kedrenos'a göre, sarı saçlı, kartal burunlu biri olan Theodosius ölümünden sonra Konstantinopolis'teki Havariyun Ki-lisesi'ne(->) gömülmüştür.



Bibi. N. Q. King, TheEmperor Theodosius and the Establishment of Christianity, Londra, 1961; A. Lippold, Theodosius der Grosse und seine Zeit, Münih, 1980; W. Ensslin, Die Reli-, gionspolitik deş Kaisers Theodosius d. Gr., Münih, 1953; M. Favan, La politica gotica di Te-odosio nettapubblicistica delsuo tempo, Roma, 1964.

AYŞE HÜR


THEODOSİUS I ANITI

Roma İmparatorluğu döneminde bir Roma şehri görünümünde gelişen Bizantion-Konstantinopolis'in büyük meydanları anıtlar ve heykeller ile süslenmişti. Şehrin ortasında yer alan ve en büyük meydanı (forum) olan Taurus ya da Theodosius Meydam'nda da çeşitli anıtlardan başka bir de İmparator I. Theodosius (hd 379-395) adına dikilmiş büyük bir sütun bulunuyordu (bak. Tauri Forumu; Beyazıt). Anıtın yapımına 386'ya doğru başlanmış ve Bizanslı tarihçi Teofanes'in bildirdiğine göre, imparatorun ölümünden az sonra, 396'da tamamlanmıştır. Theodosius Anıtı Roma şehrini süsleyen Traianus (hd 98-117) ve Marcus Aurelius (hd 161-180) anıtlarının bir benzeri idi. Gövdesinin içinde minare merdiveni biçiminde spiral bir merdiven, tepesine kadar çıkışı sağlıyordu. Anıtın gövdesinin dışı ise imparatorun kazandığı zaferleri tasvir eden kabartmalarla süslenmişti. Konstantinopolis'te bu anıtın ikinci benzeri de Cerrahpaşa semtindeki Arkadios Sütunu(->) idi.

Anıtın tepesinde L Theodosius'un gümüş kaplamalı heykeli bulunuyordu. 480'deki depremde bu heykelin devrildiği bir kaynaktan öğrenilir. 506'da İmparator I. Anastasios (hd 491-5Î8), kendi hey-

I. Theodosius

Anıtı'mn

Bayezid


Hamamı'nm

temelinde

malzeme

olarak


kullanılan

parçaları.

Ertan Uca,

1994/TETJVArşivi

kelini döktürerek, anıtın tepesine koydurmuş ise de çok geçmeden heykelin bir halk ayaklanmasında tahrip edildiği sanılmaktadır. Sütun üzerindeki kabartmaların şehrin geleceğini haber verdiğine halk tarafından inanılıyordu.

1204'te IV. Haçlı Seferi'ne katılan Batılı şövalyeler, Konstantinopolis'in düşüşü kargaşası içinde kendini imparator ilan eden V. Aleksios Murtzuflos'u (V. Aleksi-os) kaçtığı Batı Trakya'da yakalayıp başkente getirdiklerinde "Bir imparator, şanına layık yüksek bir yerde öldürülmelidir" diyerek, bu anıtın tepesinden aşağıya atmışlardır. Hattâ Geoffroy de Villehardo-uin'in yazdığına göre Haçlılar, gövdedeki -geleceği haber verdiklerine inanılan- kabartmalardan birinde bu olayın anlatıldığını sanmışlardır. Bizans döneminde anıtın tepesindeki küçük mekân, erken Hıristiyan çağının sütun tepesinde yaşayan azizlerini (Simeon Stylites) taklit eden "tarik-i dünya" keşişlerinden birine barınak olmuştu.

Kent Osmanlılara geçtiğinde (1453) anıtın ne durumda olduğu bilinmemektedir. Paris'te Louvre Müzesi'nde ve Ecole deş Beaux Arts'da bulunan desenlerin bu anıtı tasvir ettiği ve Gentile Bellini (yak. 1429-1507) tarafından çizildiği ileri sürülür ise de, bu görüş tam olarak desteklenmez. Bir anıtın gövdesindeki kabartmaları tasvir eden 18 levhadan ibaret bu desenler, Bel-lini'nin elinden çıkan orijinaller olmayıp, daha geç dönemlerde kayıp orijinallerden alınmış kopyalardır. Anıt II. Bayezid döneminde (1481-1512) yıkılmıştır. Zaten hasar görmüş ve çatlamış durumdaki sütunun 1509'daki çok şiddetli depremde bütünüyle yıkıldığına ihtimal verilir. Nitekim Albili Pierre Gilles(->) de, İstanbul'a gelişinden (1544) yaklaşık 40 yıl önce anıtın yıktırılmış olduğunu yaşlılardan öğrendiğini bildirir. Anıtın parçaları, Bayezid Külli-yesi'nin(-») bir parçası olarak yapılan Bayezid Hamamı'nm temelinde malzeme olarak kullanılmıştır.

Şimdi İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bulunan bazı parçaların da bu anıta ait oldukları kabul edilir. 1929'dan sonra Bayezid Hamamı'nın temelinde bulunan ve 1956'da yine aynı temelde daha başkaları meydana çıkarılan kabartmalı mermerlerin, bu anıtın kalıntıları oldukları hiçbir şüphe götürmez.

I. Theodosius Anıtı'mn, büyük meydanın neresinde dikili bulunduğu hususunda açık bir bilgi veya ipucu yoktur. Herhalde bugünkü hamama yakın bir yerde bu-

lunuyordu. Bütünüyle mermerden yapılmıştı ve bu türden anıtlarda olduğu gibi muhtemelen boyu 40 m'ye yakın olmalıydı. Mermerden kare planlı bir kaidenin üstünde yükselen yuvarlak gövdesinin dışında, âdeta bir "resimli roman" gibi helezo-nik biçimde uzanan kabartmalarda, İmparator L Theodosius'un seferleri, savaşları ve zaferleri anlatılmıştı. En üstte, içteki merdiven bir balkona ulaşıyor, bunun üstünde de küçük bir "petek" kısmı bulunuyordu. Hamamın temelinde kullanılan parçalarda, Roma lejyonerlerinin bir akarsuyu (Tuna?) geçtikleri görülür. Hâlâ hamamın temelinde duran bir parça üzerinde de, diz çökmüş olarak imparatora saygılarım gösteren Roma askerleri yer almaktadırlar. Hamamın çevresi dikkatli bir araştırmadan geçirildiğinde daha başka parçaların bulunacağına ihtimal verilir.



Bibi. [Cl. Fr. Menestrier], Columna Theodosi-ana, guam vulgo bistoriatam vocant, abArca-dio imperatore Constantinopoli erecta im ho-norem Theodosii iunioris..., Venedik, 1765; P. Gyllius, De topograpbia Constantinopole-os, Lyon, 1561, III, 16, s. 159-160, (Ingilizcesi The Antiquities of Constantinople, [çev. J. Ball], Londra, 1729 [tıpkıbasımı New York, 1988], s. 194-196); G. de Villehardouin, La Conqu-ete de Constantinople, (Natalis de Wailly basımı), Paris, 1872, s. 182, (E. Faral basımı), Paris, 1938-1939, II, s. 115-117; Gunther von Pairis, Die Geschichte derEroberung von Kons-tantinopel, (çev. E. Assmann), Weimar, 1956, s. 91-93; J. W. Unger, Quellen der byzantinisc-hen Kunstgeschichte, Viyana, 1878, s. 71-175; ay, "Ueber die vier Kolossal Sâulen in Cons-tantinopel", RepertoriumfürKunstuıissensc-haft, II (1879), s. 118-121; E. Müntz, "La colon-ne theodosienne â Constantinople d'apres leş pretendus dessins de Gentile Bellini, conser-ves au Louvre et â l'ecole deş Beaux-Arts", Re-vue deş Etudes Grecqu.es, I (1888), s. 318-325; Th. Reinach, "Commentainre sur le poeme de Constantin", ae, IX (1896), s. 74-78; L. Thuas-ne, Gentile Bellini et Sultan Mohammed II, no-tes sur le sejour dupeintre venitien â Constantinople, Paris, 1888, s. 41-42; C. Gurlitt, "An-tike Denkmalsâulen in Konstantinopel", Der Baumeister, VII (1909), s. 109-102 (ayrıca da basıldı); Schneider, Byzanz, 85; Janin, Constantinople byzantine, (l. bas.), 84-85; G. Be-catti, La colonna codide istoriata, Roma, 1960, s. 83-150; Müller-Wiener, Bildlexikon, 258-264; bulunan parçalar hakkında G. Mendel, Cata-logue deş sculptures grecques, romaines et byzantines..., İst., 1914, III, no. 1315-1316; S. Cassar-D. Talbot Rice, Second report upon the Excavations..., Londra, 1929, s. 57-60; J. Koll-witz, Oströmische Plastik der theodosianischen Zeit, Berlin, 1941, s. 3-16; S. Eyice, "Neue Frag-mente der Theodosius-Sâule", ist. Mut., VIII (1958), 144-147.

SEMAVİ EYİCE




Dostları ilə paylaş:
1   ...   60   61   62   63   64   65   66   67   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə