I d I n I a V a 3IV1ho nin

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.6 Mb.
səhifə60/140
tarix30.12.2018
ölçüsü8.6 Mb.
1   ...   56   57   58   59   60   61   62   63   ...   140

TELGRAF

1845'te Amerika'da ilk telgraf hattının faaliyete geçmesini takiben Osmanlı ülkesindeki ilk telli telgraf denemesi 9 Ağustos 1847'de sarayda yapılmış, bunun başarılı olması üzerine mors alfabesinin mucidi S. Morse'a Abdülmecid (hd 1839-1861) tarafından bir madalya verilmişti, ilk telgraf hattının çekilmesi ise Kırım Savaşı'na rastlar (1853-1856) (bak. haberleşme). Müttefik güçler İstanbul-Varna-Balıklava (Kırım kıyılarında) arasına bir deniz kablosu dö-şemişler, Varn'a-Şumnu-Rusçuk-Bükreş hattı Avusturya-Macaristan Devleti sınırına kadar uzatılarak, Avrupa şebekesiyle bağlanmış ve hattın döşendiği müjdesi de padişaha telgrafla bildirilmişti. Bu hatların mülkiyeti savaştan sonra Osmanlı Dev-leti'ne bırakıldı.

Askeri amaçların yanında, telgrafın Ba-tı'da icat edilip uygulamaya konulmasından çok kısa süre sonra istanbul'da sivil amaçlarla kullanılmaya başlamasının temel nedeni, hızlı haberleşmenin 19. yy'm ikinci yarısında istanbul'da önemli ticari ve parasal faliyetlerde bulunan yabancı ve Levanten tüccar ve bankerlerin başlıca ihtiyaç ve taleplerinden biri olmasıydı. Bu nedenle, ilk telgrafhane, yabancı ve Levanten

L

TENiS

244

245


TEODOROS KİLİSESİ

U -fe^:!w;«M"

Vv

:5

burjuvazinin yoğun olduğu, özellikle bankerlerin mekân tuttuğu Galata-Beyoğlu yöresinde Galata Telgrafhanesi adıyla kurulmuştu (bak. postaneler; PTT). Bunu, Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Paşa hükümetinin daveti üzerine İstanbul'a gelen mühendis Dolaro ile Black'in 1855'te döşediği İstan-bul-Edirne-Şumnu hattı izledi. Babıâli karşısında İstanbul Telgraf Merkezi'nin yapımına başlandı ve 15 Eylül 1855'te Osmanlı telgrafının resmi açılışı yapıldı. Aynı yıl telgraf umum müdürlüğüne getirilen Billu-rizade Mehmed Efendi tarafından İstanbul ile Rumeli ve Anadolu'daki şehir ve kasabalar arasında bağlantı kuran hatlar tesis edildi. 1860'ta İstanbul-Ankara hattı kuruldu. 1860 başlarında İstanbul'da 44 merkez vardı. 186l'de Kerkük ile bağlantı sağlandı.



Telli telgrafın gelişmiş modeli olan telsiz telgraf tekniği ise istanbul'da 1917'de (İzmir'de 1905'te), Okmeydam'nda kurulan istasyonda uygulamaya konuldu.

Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte her konuda olduğu gibi haberleşme alanında da yeni düzenlemelere gidildi ve 4 Şubat 1924'te 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu yayımlandı. 1925'te uluslararası haberleşmenin gereklerine uygun olarak Ankara ve İstanbul'da güçlü telsiz, telgraf ve telefon teşkilatı kurulmasına girişildi, her iki istasyon da 1927'de tamamlandı. 1929' da İstanbul-Berlin arasında giden telgraf adedi 89.532, Ankara-Istanbul-Roma arasında 22.718, İstanbul-Viyana arasında 43.976, İstanbul-Londra arasında 12.708, İstanbul-Paris arasında 2.032 idi.

1980'lerin sonlarına kadar telgraf en hızlı yazılı haberleşme aracı olmayı sürdürdü. 1984 itibariyle İstanbul'da yılda gelen ve giden telgraf sayısı 1.458.843'tü ve Türkiye'nin telgraf hacminin yüzde 12,1'ini oluşturuyordu. Bu tarihten itibaren başta bankalar olmak üzere resmi kuruluşlar daha modern araçlara yöneldiklerinden PTT'nin telgraf hizmetinde ve telgraf talebinde büyük bir düşüş gözlendi. Şehir içinde özel hızlı kuryeler, teleks ve özellikle telef aks telgrafın yerini almaya başladı. 1994 itibariyle İstanbul'a gelen ve İstanbul'dan giden telgraf sayısı yaklaşık 3.400.000 civarındadır.

İSTANBUL


istanbul'un ilk tenis kortlarından birisi

Taksim'de kurulmuştu. Cengiz Kahraman arşivi

TENİS

Diğer birçok modern spor gibi, tenis de 1910'lu yıllarda Türkiye'ye geldi, ilk kez İstanbul'da, buraya yerleşmiş ve tütün-pa-muk ticaretiyle uğraşan ingiliz aileler arasında oynanmaya başladı. Kadıköy'de, Mo-da'da yine ingilizler tarafından yaptırılan istanbul'un ilk tenis kortu, ilk tenis karşılaşmalarına sahne oldu. Edward Whitall, Colonel Simonds ve Nonvill kardeşler ise ilk tenis oynayanlar arasında yer aldılar. Daha sonra, Bebek'te oturmakta olan Colonel Binns, Basil ve Weis gibi İngilizler de kendi aralarında bir tenis kulübü kurup Bebek'te yaptırdıkları kortta tenis oynamaya başladılar. Bunu Ohannesyan ve Ananyan adlı varlıklı iki Ermeni gencinin Abramoviç ve Hotchickson gibi arkadaşlarıyla birlikte "Osmanbey Tenis Kulübü" ile burada bir tenis kortu kurup faaliyete geçmeleri izledi. Bu arada Majak ve Jovarsky adlarında iki arkadaşın Sıra-selviler'de bir tenis kortuyla tenis kulübü kurdukları görüldü.

1915'te ilk Türk futbolcusu olarak tanınan Fuad Hüsnü Bey'in (Kayacan) girişimiyle Fenerbahçe Spor Kulübü(~») çatısı altında bir tenis şubesinin faaliyete geçirilmesiyle ilk Türk tenisçileri ortaya çıktılar. Bu tenisçiler, Fenerbahçe'nin Kur-bağalı Dere kenarında ve Kuşdili Cayı-rı'ndaki kulüp binasının yanında yaptırılan çimento tenis kortunda yetiştiler. Türk tenisinin ilk ünlü isimleri ve aynı zamanda devirlerinin tanınmış birer futbol yıldızı olan Galip Kulaksızoğlu, Said Salahaddin Cihanoğlu(->), onları takiben de Zeki Rıza Sporel bu kortta yetişip parladılar. Daha sonra esaretten dönen Tevfik Haccar (Taşçı), yurtdışından dönen İbrahim Cim-coz ile Prens Muhsin Yeğen, Mehmet Reşat Pekelman ve Ekrem Rüştü Akömer bu kortta kendilerini gösterdiler. 1923'te çimento kortun yanında bir de toprak kort yaptıran Fenerbahçe, teniste en parlak yıllarını yaşadı. Sedat Erkoğlu, Vahram Şi-rinyan ve Suat Subay gibi Balkan şampiyonluğuna kadar yükselmiş tenisçilerimiz de bu korttan yetiştiler. Türkiye'nin ilk bayan tenisçileri olan Vecihe Taşçı, Mediha Bayar, Adriel Sadak ve Hidayet Karacan hanımlar da yine Fenerbahçe kulübünün bu kortlarında yetişip parladılar.

1930'lu yıllarda Taksim'de yapılan kortlarda da zengin bir tenis faaliyetine rastlandı. Daha sonra İstanbul Tenis-Eskrim ve Dağcılık Kulübü'nün kurulmasıyla tenis sporunda bir ihtisas kulübü ortaya çıktı. Diğer kulüplerimizin bıraktıkları tenis faaliyetini bu kulüp ciddi olarak sürdürdü. Taksim'deki kortlarında Türk tenisinin ilk uluslararası turnuvası bu kulüp tarafından tertiplendi. İstanbul tenisseverleri bu turnuvalarla tenis dünyasının pek çok ünlü ismini kortlarımızda izleme imkânını buldular. Usta tenisçi Nazmi Bari(->) de burada yetişti. Tenis sporunun doğup büyüdüğü ve geliştiği istanbul bugün de bu açıdan önemli bir merkezdir.

CEM ATABEYOĞLU



TEODORA

(497, Konstantinopolis ?-548, Konstan-tinopolis) Bizans imparatoriçesi (527-548).



İmparator I. İustinianos'un (hd 527-565) eşi ve Bizans imparatoriçeleri arasında en tanınmış olanıdır. Doğumu, ailesi ve tahta çıkmadan önceki hayatı hakkında iki değişik yorum vardır. Bunlardan biri İustinianos dönemi saray yazarlarının övgü dolu anlatımları, diğeri ise tarihçi-ya-zar Prokopios'un(->) ünlü yapıtı Bizans'ın Gizli Tarihi'nde yazılı olanlardır. Resmi tarihçiler, ailesinin soylu, babasının da senatör olduğunu yazarlar. Prokopios ise babasının Hippodrom'da Yeşiller Partisi adına çalışan Akakios adında bir vahşi hayvan bekçisi olduğunu, Teodora'nın küçük yaşta yetim kaldığından annesi tarafından diğer iki kız kardeşi ile birlikte sahne hayatına teşvik edildiğini ve fahişelik yaptığını yazar.

Bugün bu karşıt yorumların her ikisini de kabul etmek oldukça güçtür. Her ne kadar, Teodora'nın İustinianos ile karşılaşmadan önceki hayatı fırtınalı geçmişse de, onun Prokopios'un anlattığı derecede sapkınlığa düştüğünü varsaymak zordur. Çünkü geleceğin imparatoru İustinianos'un ahlakı bu derece bozuk bir kadınla evlenerek mevkiini tehlikeye düşürmesi akla yatkın değildir. Prokopios'un Bizans'ın Gizli Tarihi'nde anlattıklarının biraz abartılı olduğunu kabul etmek gerekir. Tanıştıklarında (522 civarı) İustinianos 40 yaşlarında, Teodora ise ondan yaklaşık 15 yaş küçüktü. İustinianos bu zeki, güzel, kendine güvenen kadından etkilenmiş ve onunla yaşamaya başlamıştı. Veliahtın Teodora ile evlenmesine yaşlı imparatoriçe Eufe-mia karşı çıkmıştı. Onun ölümünden sonra (524) İmparator I. İustinos (hd 518-527) çıkardığı bir kararname ile sahneyi bırakmış aktrislerin (üstelik asalet unvanı da almışsa) devlet büyükleri ile evlenmelerine izin vermiş, böylece bu evliliği engelleyen son yasak da kalkmıştır. 525'te Ayasof-ya'da yapılan bir törenle patrik tarafından evlendirilen çift, 527'de yaşlı imparatorun ölümü üzerine imparatorluk tacını giymişlerdir.

Hırslı ve akıllı bir kadın olan Teodora tahtta büyük bir başarı ve üstünlük sergile-

di. İmparatorluk onurunu koruyarak devlet işlerinde etkili oldu. İlk politik gücünü Nika Ayaklanması'ndaC-O (Ocak 532) imparatoru kaçmaktan vazgeçirip isyanı bastırmaya razı ederek gösterdi. Bu andan itibaren kocasının ve devletin üzerinde büyük bir etki kurdu. İmparatorun, eşine danışmadan hiçbir işe girişmediği o dönemde çıkarılan kanun ve kararlarda Teodora'nın imzasının bulunmasından daha da iyi anlaşılmaktadır. Teodora bu gücüyle parlak devlet ve ordu adamlarını gözden düşürmeyi başardı (örneğin Komutan Belisarios, Kapadokyalı İoannes gibi). Buna karşılık kendine sadık kalanları yüksek mevkilere çıkardı. Bunların arasında General Narses ve Papa Vigilius gelir. Ayrıca Prokopios, Teodora'nın imparatordan yardım isteyen Gotlar Kraliçesi Amalasuntha'nın ilerideki muhtemel bir etkisinden çekinerek öldürülmesinde rol oynadığım yazar.

Teodora özellikle kadınlarla ilgili bazı yasaların çıkarılmasına önayak oldu; bunlar evlenme, boşanma ve zina gibi konularla ilgili kanunlardı. Teodora'nın İusti-nianos'u etkileyemediği tek alan dinsel görüşüdür. İmparatorun Ortodoks olmasına karşılık Teodora monofizit doktrini kabul etmiş ve onlara karşı bazı ödünler verilmesini istemiştir. Teodora'nın İustinianos döneminin görkemine de büyük katkısı oldu. Konstantinopolis'te imparatorluğun çeşitli yerlerinde eserlerin yaptırılmasında imparatorla birlikte pay sahibi oldu. Bu nedenle, ithaf yazıtlarında olsun, anıtlarda olsun Teodora her zaman İmparator İustinianos ile bir tutuldu ve onunla birlikte anıldı.

Bizans tarihinin bu ünlü imparatoriçesi 28 Haziran 548'de kanserden ya da kangrenden öldü. İhtişamlı bir törenden sonra, yapılmasına katkıda bulunduğu Ha-variyun Kilisesi'ne(-t) gömüldü. Tarihçiler Teodora'nın ölümü ile İustinianos'un çökmüş olduğunu vurgulayarak, imparato-riçenin, eşi üzerindeki etkisini ve onun hayatındaki önemli yerini bize bir kez daha kanıtlamak isterler.

Bibi. C. piehl, Theodora imperatrice de Byzance, Paris, 1920; W. Shubart, Justinian und Theodora, Münih, 1943; C. Diehl, Impe-

ratrices de Byzance, Paris, 1959, s. 37-57; J. W. Barker, Justinian and the later Roman Empi-re, Madison, 1966; R. Browning, Justinian and Theodora, Londra, 1971; A. Bridge, Theodora. Portrait in a byzantine landscape, Londra, 1978; H. G. Beck, "Kaiserin Theodora und Prokop", DerHistoriker und sein Opfer, Münih, 1986; Prokopios, Bizans'ın Gizli Tarihi, ist, 1990.

ASNU BİLBAN YALÇIN

TEODORA

(?, Ebissa [Kastamonu havalisinde] - 867, Konstantinopolis) Bizans imparatoriçesi (842-856) ve azizesi.

Ermeni asıllı drungarios (donanma komutanı) Marinos ve Teoktiste Florina'mn kızı olan Teodora, İmparator Teofilos'a(-0 (hd 829-842) evlenmek üzere sunulan bir grup genç kız arasından seçilerek 830'da (bazı kaynaklara göre 821'de) imparatoriçe olmuştu. Teodora'nın bu seçimde dönemin ünlü kadın şairi Kassia'yı safdışı ettiği rivayet edilir. 842'de kocasının ölümü üzerine henüz bebek olan oğlu III. Miha-el'in naibesi sıfatıyla tahtı ele geçirmişti. Teodora, Mihael'in yanısıra bir oğlan ve beş kız doğurmuştu. Kendisine yönetimde kardeşleri Kayser Bardas(->) ve Petronas, dayısı ya da amcası Sergios Niketiates ve logothetes (yüksek memur) Teoktistos yardımcı oluyorlardı. Ateşli bir tasvirsever olan Teodora, kocasının ikonoklast politikalarına karşı çıktı ve Patrik VII. îoannes Grammatikos'u azlederek yerine I. Met-hodios'u atadı. 11 Mart 843 te, Teodora, Methodios ve Teoktistos Blahernai Kilise-si'nden Ayasofya'ya doğru sembolik bir yürüyüş yaparak tasvirler kültünü yeniden canlandırdılar ve "Ortodoksluğun za-ferf'ni ilan ettiler (bugün halen Ortodoks kilisesinde Doğru İnanç Günü adıyla kutlanmaktadır).

III. Mihael yetişkin yaşa geldiğinde Teodora'nın gücünü sınırlamaya çalıştı. 1055'te iktidarın güçlü adamı Teoktistos'un öldürülmesini takiben, Teodora kızlarıyla birlikte Konstantinopolis'teki Gastria Ma-nastırı'na(->) çekilmeye zorlandı, fakat sonradan affedilerek 858'e kadar saray seremonilerine katılmasına izin verildi. I. Ba-sileios'un(->) (hd 867-886) ölümünden kısa süre sonra ölen ve Gastria'ya gömülen

I. İustinianos'un

eşi


imparatoriçe

Teodora ve

hizmetçileri.

Mozaik, Son Vitale,

Ravenna, MÖ 547

dolayları.

Cengiz Kahraman

arşivi


Teodora, Ortodoks kilisesi tarafından azize ilan edilmişti. Yortu günü 11 Şubat'tır.

Bibi. C. Diehl, Theodora, imperatrice de Byzance, Paris, 1904, s. 133-156; Ostrogorsky, Bizans, 205-210; R. Jenkins, Byzantiuni: The Imperial centuries AD 610-1071, Londra, 1966, s. 154-160.

AYŞE HÜR


TEODORA

©95, Konstantinopolis - 31 Ağustos 1056, Konstantinopolis) Bizans imparatoriçesi (1042; 1055-1056).

Makedonyalılar Hanedam'nm(-») son temsilcisi olan Teodora, VIII. Konstanti-nos'un (hd 1025-1028) üçüncü kızıydı. 1028'de geride erkek vâris kalmadığı için tahtın gerçek hâkimi olan ablası Zoe sayesinde bir "porfirogenneta" ("mor odada doğan" anlamına gelip tahtın meşru vârislerine işaret eder) olarak sarayda imparatoriçe muamelesi gördü. Fakat birbirinden nefret eden kız kardeşler arasında çatışma kısa sürede su yüzüne çıkacaktı. Teodora, önce Zoe ve kocası III. Romanos Ar-giros(-0 (hd 1028-1034) ile anlaşmazlığa düştü. Sonra da kız kardeşinin ikinci kocası IV. Mihael'eC-O (hd 1034-1041) karşı yapılan bir suikast girişimine karıştığı için Konstantinopolis'teki Petrion Ma-nastırı'na kapatılarak rahibe olmaya zorlandı. Aynı yıl yeni imparator V. Miha-el'in(-0 (hd 1041-1042) tahttan indirilmesi amacıyla başlatılan bir isyan sırasında manastırdan çıkarılarak Zoe ile eşit haklara sahip imparatoriçe ilan edildi (21 Ni-san-12 Haziran 1042), fakat Zoe'nin IX. Konstantinos Monomahos'la(->) (hd 1042-1055) evlenmesi üzerine tahttan çekildi. Konstantinos'un ölümü üzerine 1055'te yeniden tahta çıkan Teodora'nın kilise toplantılarına bir erkek edası ile katılması Patrik I. Mihael Kerularios'un(->) tepkisini çekmişti. Hiç evlenmeyen Teodora'nın 31 Ağustos 1056'da ölmesiyle Makedonyalılar Hanedanı son bulmuştur.



Bibi. Ostrogorsky, Bizans, 297-313; H. Madler, Theodora, Michael Stratiotikos, Isaak Kom-nenos.Ein Stück byzantinischer Kaisergeschich-te, 1894, s. 17-27.

ASNU BÎLBAN YALÇIN



TEODOROS (AYİOS) KİLİSESİ

Eminönü İlçesi'nde, Yenikapı'da, doğuda Paşazade Sokağı, kuzeyde Hayriye Tüccarı Caddesi, güneyde İmrahor Hamamı Sokağı arasındadır. Kilise, yüksek duvarlarla çevrili geniş bir avlunun ortasında bulunur. Avlunun batısında Langa Özel Rum İlkokulu, güneyinde Ayios Teodoros Ayazması vardır. Avlunun doğusundaki mermer çan kulesi, baldaken tipindedir.

Kilise, 1583 tarihli Tryphon ve 1604 tarihli Paterakis listelerinde yer almıştır. Kiliseyi, 1645'te Kumkapı'daki yangında tahrip olan Ermeni kiliseleri ile birlikte belirten Kömürciyan, bu yapının da diğer kiliseler gibi Sultan İbrahim'in yazılı izni doğrultusunda yeniden inşa edildiğini açıklar. 18. yy'ın sonunda Baladı S. Hovannes-yan, kiliseyi "Langa taraflarında Ay'Teodo-ros" adıyla tanımlar. Kilise, kitabelerine gö-

TEODOSİA AYAZMASI

246


247

TEOFANES

re 1830'da yeniden inşa edilmiştir. Altı-Ye-di Eylül Olayları(-0 sırasında önemli ölçüde tahrip olan kilise, daha sonra yenilenmiştir.

Mimari: Kilise, doğu-batı doğrultusunda, dikdörtgen planlı, doğuda yarım yuvarlak apsis dışa çıkıntılıdır, iki yüzlü kırma çatı ile örtülü yapıda, apsisin örtüsü yarım konik çatıdır. Dışta sıvasız olan yapı, kaba yönü taş ile inşa edilmiş, köşelerde ve batı cephenin alt bölümünde düzgün kesme taş kullanılmıştır. Cephelerde yer yer düzenli tuğla sıralan ve devşirme malzeme görülür. Doğuda apsis duvarı, bir sıra düzgün kesme taş, iki sıra tuğla düzeninde almaşık tekniktedir. Yapıyı saçak altında, taştan iki düz silme arasında bir içbükey silme dolanır.

Kilise bazilikal plan tipindedir. Üç nef-li naos, doğusunda orta nef hizasında içte derin ve yarım yuvarlak apsis, batısında kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı narteks ile sınırlanır. Naosta nef ayrımı altışar sütunlu sıralar ile sağlanmıştır. Apsisin iki yanında sütun sıraları hizasında, kare kesitli duvar payeleri vardır. Yan nefler, orta neften bir basamak yüksektir. Doğudaki ilk sütunlar hizasında belirlenen bema yan netlerden bir, orta neften iki basamak yüksektir. Batıda narteks üzerinde bulunan galeri, kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen planlı orta nef hizasında yarım yuvarlak çıkıntılıdır. Galeriye çıkış, narteksin kuzeyindeki ahşap merdiven ile sağlanmıştır.

Naosta netleri sınırlayan sütunlar yuvarlak kemerlerle bağlanır. Sekizgen mermer altlıklar üzerindeki sütunların gövdeleri açık yeşil renkte boyalıdır. Korint tipi sütun başlıkları kartonpiyer tekniğinde yapılmıştır.

Kilisenin örtü süstemi betondur. Orta nef basık tonoz, yan nefler ve narteks düz tavan ile örtülüdür. Apsisin örtüsü içte yarım kubbedir. Yan neflerin tavanı sütunlar hizasında, narteksin tavanı ise nefler hizasında kirişlerle bölünmüş, kirişlerin çevresi, alçıdan düz silmeler ve diş motifi ile bezenmiştir.

Kilisenin naosa açılan beş girişinden ikisi kuzey ve güneyde eksende karşılık-

Ayios


Teodoros

Kilisesi'nin

narteksin

güneyinden

görünümü.

Zafer Karaca,

1991

h, üçü batıda naıtekste nefler hizasındadır. Kuzey ve güneydeki girişler yuvarlak kemerli, nartekstekiler dikdörtgen açıklık-lıdır. Nartekse açılan üç yöndeki birer giriş yuvarlak kemerlidir.



Kuzey ve güneyde bulunan karşılıklı altı pencere eş aralıklı ve yuvarlak kemerli; giriş açıklıkları üstündeki birer pencere küçük boyutlu, sıranın son pencereleri alt hizada, diğerleri aynı hizada ve eş boyutludur. Doğu ve batıda, üstte orta nef hizasında üçlü pencereler, yan nefler hizasında da birer pencere karşılıklı ve basık kemerlidir. Batıda, eksendeki girişe simetrik üçer pencere eş boyutlu ve yuvarlak kemerli, naosa açılan girişe simetrik birer pencere ise dikdörtgendir.

Naosun doğusunda, apsiste üç niş, apsisin kuzey ve güney yanlarında ikişer niş, bemanın kuzey ve güneyinde karşılıklı birer niş bulunur. Apsisteki nişlerden eksendeki, zemine kadar ve yuvarlak kemerli, diğer ikisi simetrik ve enlemesine dikdörtgendir. Apsisin kuzey-güney yanlarında ve bemanın yan duvarlarında eş büyüklükte ve yuvarlak kemerli nişler bulunur.

Naosta, doğuda üç nefi kapsayan ahşap ikonastasis, kuzeydeki sıranın doğudan ikinci sütununa oturan ahşap ambon ve karşısında yer alan ahşap despot koltuğu oyma ve kabartma tekniğinde bitkisel motiflerle bezelidir.

Bibi. H. D. Andreasyan, "Eremya Çelebi'nin Yangınlar Tarihi", TD, S. 27 (1973), s. 59-84;

A

Ayia Teodosia Ayazması'nın plan ve kesiti.



A. M.

Schneider,

"Hagiasma

in der Bıçakçı

Çeşmesi

Sokağı",


Archâologiscbe

Anzeiger,

55 (1940)

Indciyan, İstanbul; Z. Karaca, istanbul'da Osmanlı Dönemi Rum Kiliseleri, İst., 1994; P. Ke-rameus, "Naoi tes Konstantinoupoleos kata to 1583 kai 1004". Ho en Konstantinoupolei Hellenikos Philologikos Syllogos, XXVIII (1904), s. 118-145; Schnieder, Byzanz.

ZAFER KARACA



TEODOSİA (AYİA) AYAZMASI

Fatih İlçesi'nde, Fener'de, Kasap Demir-han Mahallesi'nde, Bıçakçı Çeşmesi Sokağı, Musa Bey Sokağı, Fil Yokuşu Sokağı ve Devirhan Çeşmesi Sokağı'nın sınırladığı adada, Kâtip Çelebi İlköğretim Okulu'nun yakınına rastlayan boş arsada bulunmaktadır.

Fetihten sonra, Rumların çok yoğun bir yerleşim yeri olan bu bölgede, kendileri tarafından ziyaret edilen bir yer olması muhtemel görülen bu ayazma sonraları terk edilmiştir. Bu arsa üzerinde, 20. yy'm başlarında Hacı Mehmed Efendi'nin ahşap konağı bulunuyordu. O yıllarda ayazmanın tonozunun ortasına bir delik açılarak, bir kuyu gibi ayazmanın suyundan istifade edilmiştir. Bu konağın yıkılmasından sonra uzun bir süre boş kalan bu arsanın 1948' de Ayşe Ellialtıoğlu'na ait olduğu, ayazmaya da ihya edilerek bu hanımın adının verilmesinin düşünüldüğü kaydedilmiştir. Yakın tarihlerde bu arsaya gecekonduların yapılması sırasında ayazmanın giriş kısmı toprak molozla kapatılmıştır. Bugün sözü edilen gecekondular yıktırılmış durumda ise de ayazmanın içine girebilmek olanaksızdır. Tonozun orta kısmındaki delik, bir tahta kapak ve bunun üzerine yığılan taşlarla kapatılmış durumdadır.

ilk olarak M. Gedeon tarafından incelenmiş olan ayazma, basit çizim ve kısa notlarla tanıtılmıştır. Gedeon bu yapının bir hamam kalıntısı olabileceğini belirtmiştir. Daha sonra A. M. Schneider tarafından incelenmiş, bir öncekinden daha detaylı bilgiler, sıhhatli çizimler ve yorumlar ile tanıtılan yapının Bizans dönemine ait bir ayazma olduğu açıklanmıştır. Ayrıca bu yapının Demakellion mevkiinde olduğu bilinen Hıristos veya Panayia kiliselerinden biri ile bağlantısının olabileceğini belirtmiştir. S. Eyice, hiçbir somut .ipucunun bulunmamasından dolayı bu konudaki tereddütlerini belirtmiştir.

Bu yapı, sanki yeni bir buluntu imiş gibi ve içinde Imparatoriçe Teodora'nın me-

B

zarının bulunduğu iddiasıyla Nisan 1949'da bir gazeteye haber olmuş, bu sansasyonel haber karşısında dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu yıllar içinde S. Eyice ve H. Göktürk tarafından incelenerek hakkındaki son gözlemler İstanbul Ansiklopedi-«"nde yayımlanmıştır.

Teodosia Ayazması merdivenli bir koridor ve buna bağlı dikdörtgen planlı mahzenden oluşmaktadır. Ayazmanın mahzen kısmı her ne kadar Bizans dönemine ait ise de koridorun oldukça geç bir devre ait olduğu tespit edilmiştir. Üzeri beşik tonozla örtülü, on dört basamaklı taş bir merdivene sahip olan koridor, bir sahanlıktan sonra sağa kıvrılmakta ve içi su dolu havuza yönelmektedir. Yaklaşık 5x3 m boyutlarındaki, enine dikdörtgen planlı havuzun üzeri beşik tonozla örtülmüştür. Bu havuz sahanlıktan bir set ile ayrılmış, bu setin üç bir yanı, her iki yüzü işlemeli mermer korkuluk levhaları ile sınırlanmıştır. Üzerinde, çelenk içinde altı kollu bir kris-ma rölyefi olan levhalar 5-6. yy'ın üslup özellikleri göstermekte olup bunların devşirme malzemeler olduğu tespit edilmiştir.

Su, köşelerden birine yakın bir künkten havuza dolmakta, fazla su ise setin yakınındaki başka bir delikten dışarı atılmakta idi. Duvarları su sızdırmayan horasan-harcı ile sıvanmış olan havuzun içindeki suyun daimi olarak temiz ve berrak olduğu kaydedilmiştir.



Bibi. M. J. Gedeon, Byzantinon Heortologion, İst., 1899, s. 186; Schneider, Byzanz, 48; A. M. Schneider, "Hagiasma in der Bıçakçı Çeşmesi Sokağı", Archâologiscbe Anzeiger, 55 (1940), s. 592-595; "Çok Mühim Bir Bizans Eseri Meydana Çıkarıldı", Cumhuriyettik Nisan 1949), s. 1; H. Göktürk, "Ayia Teodosia Ayazması", İSTA, III, 1552; S. Eyice, "Bıçakçı Çeşmesi So-kağı'nda Bizans Ayazması", İSTA, V, 2745-2746; ay, "İstanbul (Tarihi Eserleri)", 1A, V/2, s. 1214/83; ay, "Ayazma", DlA, IV, 230; M. Belge, istanbul Rehberi, İst., 1993, s. 130.

ENiS KARAKAYA



TEODOSİOS H

(10 Nisan 401, Konstantinopolis - 28 Temmuz 450, Konstantinopolis) Bizans imparatoru (408-450).

Döneminde Konstantinopolis büyük ölçüde imar edilmiş, hukuk alanında reformlar yapılmış, kültür ve bilim hayatında önemli atılımlar yaşanmıştır.

ArkadiosC-0 (hd 395-408) ile Eudok-sia'nın oğlu olan Teodosios, tahta 8 yaşında çıktığında şehrin eparhosu (vali-be-lediye başkam) Antemios'un(->) niyabeti altındaydı. Ileriki yıllarda ise güçlü ve seçkin kişiliği ile sivrilen ablası Pulhe-ria'mn(-») ve Atinalı bir putperest hitabet profesörünün kızı olan karısı Atenais-Eu-doksia'nın etkisi altında yaşadı. Bilime ve sanata düşkün tipik bir Konstantinopolis-li olan Teodosios, devlet işlerini Antemi-os ve Kiros(-») ile hadım Hrisafios gibi yüksek bürokratlara bıraktı.

Teodosios döneminin önemli imar faaliyetlerinden biri, Hun akınlarına karşı başkenti korumak amacıyla, 413'te Epar-hos Antemios tarafından kara surlarının inşa edilmesi ve 437'de şehri neredeyse tü-

II. Teodosios'un tasvirini taşıyan sikke (ön ve arka yüz).



H. G. Goodacre, A Handbook for the Coinage ofthe Byzantine Empire, Londra, 1928-1933

müyle tahrip eden büyük depremden sonra yeni eparhos Kiros tarafından girişilen yenileme çalışmalarıyla birlikte Marmara ve Haliç kıyılarını çevreleyen deniz surlarının da yapılmasıdır (439). Konstantino-polis'in günümüze değin ulaşmış bu son surları dönemin imparatorlarının adıyla, Teodosios Surları diye anılır (bak. surlar).



Teodosios'un asıl önemli çalışmaları eğitim ve hukuk alanlarındadır. 4. yy'dan beri var olan Konstantinopolis Üniversitesi 425'te yemden organize edilip genişletilmiştir. Bu eğitim merkezi ile imparatorluğun Grekleşmesi yolunda önemli adımlar atılmıştır. 438'de I. Constantinus(->) döneminden beri yayımlanan tüm imparatorluk fermanlarının bir araya toplanmasından oluşan ve Bizans hakkındaki literatürde Codex Theodosianus diye tanınan koleksiyon ise bu sürecin önemli kilometre taşlarından biridir.

Teodosios'un dinsel konulardaki tutumu günün koşullarına göre sapkınlık çiz-gisindeydi. İsa'da bir arada fakat birbirinden ayrı iki doğa bulunduğunu ileri süren Nasturiliği formüle eden Konstantinopolis Patriği Nestorios'u destekleyen Teodosios, sonra gönülsüzce de olsa onun aforoz edilmesine onay vermişti.

450'de bir av partisi sırasında attan düşerek ölen Teodosios geride erkek evlat bırakmadığı için taht kız kardeşi Pulheria ile evlenen sadık generali Markianos'a (hd 450-457) kalmıştır. Paris'te bulunan bir mermer büstün Teodosios'a ait olduğu kabul edilir.

Bibi. J. B. Bury, History of the Later Roman Empire from the death of Theodosius I to the death oflustinian (395-565), Londra, 1923, c. I, s. 212-235; A. H. M. Jones, The Later Roman Empire. A social, economic and admi-nistrative survey, Oxford, 1964, c. I; A. Gül-denpenning, Geschichte deş oströmischen Re-iches unter den Kaisem Arcadius und Theodosius H, Amsterdam, 1965; C. Luibheid, "Theodosius II and Heresy", Journal of Ecclesias-ticalHistory, S. 16 (1965), s. 13-38; M. Giacc-hero, "II realismo della politica orientale di Te-odosio II", Accademia romanistica constanti-niana. Atti del VConvegno internazionale, Perugia, 1983, s. 247-254; Ostrogorsky, Bizans, 51-55.

AYŞE HÜR



Dostları ilə paylaş:
1   ...   56   57   58   59   60   61   62   63   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə