I d I n I a V a 3IV1ho nin

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.6 Mb.
səhifə99/140
tarix30.12.2018
ölçüsü8.6 Mb.
1   ...   95   96   97   98   99   100   101   102   ...   140

YAĞUPYAN, KRİKOR

(yak. 1570 -1635 veya 1636, İstanbul) 18. Ermeni patriği.

İlk eğitimini Rahip Urfalı Sırabion'dan aldıktan sonra, 1595'te Amid'de (bugün Diyarbakır) vartabedlik payesini aldı. İlk kez 1601'de patriklik makamına seçilerek II. Krikor Gesaratzi (Kayserili Krikor) adı ile tahta çıktı. Haziran l602'de Patrik An-tepli Hovhannes tarafından Sis'te (bugün Kozan) episkoposluk rütbesine yükseltildi. 1608'e dek patriklik tahtında kaldı, löll'de ikinci kez patriklik tahtına çıkan Krikor, l621'e kadar bu görevde bulundu. l623'te bir kez daha patriklik tahtına çıkan Krikor, l626'da görevinden son kez ayrıldı. 1609' da ilk gezisini yaparak Mısır ve Sina'ya gitti. Dönüşünde Kudüs'teki Ermeni manastırı için yardım toplayarak 1610'da Kudüs'e geçti. 1627'de Polonya'ya gittiği de bilinmektedir.

Patrikliği, düzenleme çalışmaları ile geçen Krikor'un dönemine rastlayan en önemli olaylardan biri Celali isyanları ve bunların getirdiği açlıktır. Bu ayaklanmalardan kaçan Ermenilerin İstanbul, Rumeli, Yalova ve İzmit bölgelerine yerleşmeleri, yeni göçün getirdiği karışıklıklar da Patrik Krikor'un döneminde yer alır. Bir diğer önemli olay ise Başpatriklik Elçisi Episkopos Tateos tarafından Armaş'taki manastırın kuruluşudur.

II. Krikor misyonerlerce ve diğer yollardan Ermeniler arasına sızdırılmaya çalışılan Katolik mezhebine karşı çıkmış, bu konuda bir de önemli mektup kaleme almıştır.

Patrikliği bıraktığı dönemde doğum ve ilk görev yeri olan Kayseri'de ruhani lider-



YAHUDHANE

398


399

YAHUDİ BASINI

tür gazeteler arasında uzun süre çıkan El Cugeton (Dalgacı) 1909-1931 arasında Elia Karmona tarafından haftalık olarak yayımlanmıştır.

Alliance Israelite Okulları'nın(->) Türk Yahudilerini eğitmeye başlamasıyla İstanbul Yahudileri arasında kullanılmaya başlanan Fransızcanm etkisiyle 1908-1922 arasında Lucien Sciuto L'Aurore'u; 1908-1918 arasında Sami Hochberg Lejeune Turc'ü; 1919-1923 arasında Jak Loria LaNasion'u; 1923-1924 arasında Albert Gatenyo La Gazzette'i; 1946'da Marsel Şalom LaPres-se'i; 1948-1958 arasında Albert Benaroya L'etoüe du Levant'ı Fransızca olarak yayımlamışlardır.

ŞAL Q M yeni merkezinde

Gazetemiz, uzun ileri ftritn



Avram Leyon bugünleri görebilseydi

lik görevini yürütmüştür. Bazı tarihçiler ve biyografi yazarları uzun süreli gezileri sırasında görevinden ayrıldığını kabul ederek, onun beş veya altı kez tahta çıktığını kaydederler.

Döneminin aydınlarından olan Patrik II. Krikor'un yazılı eserlerini kaydeden tarihçiler vardır. Kilise doktrini dışında yazdığı manzum eserler de günümüze dek korunmuşlardır.

II. Krikor, ölümünde Şahin Çelebi'nin önayak olması ve Sadrazam Bayram Pa-şa'mn izniyle Galata'daki Surp Krikor Lusa-voriç Kilisesi(->) avlusuna gömülmüştür. Mezar taşı bulunmayan kabri 1731 yangını sırasında kaybolmuştur. Tomarza'da bir köprü inşa ettirdiği de bilinmektedir.



Bibi. A. Alboyacıyan, Krikor Gesaratzi Bad-riark Yev İrjamanagı (Patrik Kayserili Krikor ve Dönemi), Kudüs, 1936; H. Asadur, "Gos-dantnubolso Hayeri Yev İreniz Badriarknerı" (İstanbul Ermenileri ve Patrikleri), Intartzag Oratzuytz Surp Pırgçyan Hivantanotzi Hayotz (Suıp Pırgiç Ermeni Hastanesi Kapsamlı Takvimi), İst., 1901, s. 88-90; ay, "Gosdant-nubolso Panasdeğdz Hay Badriarknerı" (istanbul'un Ermeni Şair Patrikleri), Intartzag Oratzuytz Surp Ptrgçyan Hivantanotzi Hayotz (Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Kapsamlı Takvimi), İst., 1905, s. 398-406; K. Taranağtzi, Ja-managakrutyun Krikor Vartabedi Gamak-hetzvo Gam Taranağtzvo (Rahip Kemahlı veya Taranağlı Krikor'un Tarihi), Kudüs, 1915; S. Sarraf-Hovhannesyan, Vibakrutyun Gosdant-nubolis Mayrakağain 1800 (Başkent İstanbul'un Topografyası 1800), Kudüs, 1967; Y. Torkomyan, Yeremya Çelebii Kömürcyan, Is-dambolo Badmutyun (Eremya Çelebi Kömür-ciyan, İstanbul Tarihi), I-III, Viyana, 1913-1918; "Jamanagakrutyun Turkio Hayotz Badri-arkneru" (Türkiye Ermenileri Patrikleri Kronolojisi), Şoğagat, 11. yıl, S. 2 (1962), s. 62.

VAĞARŞAG SEROPYAN



YAHUDHANE

Eskiden Yahudilerin topluca yaşadığı mahallelerde birkaç ailenin bir arada barındığı çok katlı binalara verilen ad. "Yahu-dihane" de denirdi.

Fetih sırasında istanbul'da Halic'in iki yakasında Yahudi yerleşimi olduğu bilinmektedir. Fethi izleyen yıllarda Rumeli ve Anadolu'dan gelen Yahudilerle 1492'de ispanya'dan göçe zorlanan Yahudiler büyük ölçüde Balat'a(-») yerleştirilmişlerdi. Balat ve Hasköy(-») Yahudi mahalleleri ve dolayısıyla yahudhaneler bakımından dikkati çekecek bir yoğunluğa sahipti. Ayrıca Eminönü, Ortaköy, Galata, Kuzguncuk semtlerinde de yahudhaneler bulunduğu bilinmektedir.

1477 tarihli bir kayda göre istanbul'da yahudhane sayısı 1.647 iken 16. yy'ın başlarında 8.070'e ulaşmıştı.

Eski kaynaklarda yahudhaneler birkaç kadı ve ahşap binalar olarak tanımlanmıştır. Osman Nuri Ergin, bu yapıları, şimdiki apartmanlara benzetmiş ve oda oda kiraya vermenin eskiden beri uygulanageldi-ğini belirtmiştir.

istanbul'da gayrimüslimlerin kagir ev yapmalarına izin verilmediği yıllarda ahşap olarak inşa edilen yahudhaneler içlerinde birden çok aileyi barındırdığı için buralarda sık sık yangınlar çıkardı. Balat ve Has-

köy semtlerinin istanbul'un çok yangın çıkan yerleri oluşu bazı kaynaklarda yahud-hanelerin varlığıyla izah edilmektedir.

Yahudhanelerle ilgili olarak 18. yy'dan kalma iki belgede ilginç bilgiler bulunmaktadır: Bunlardan biri 1139/1727 tarihli olup, Yeniçeri Ağası Hasan Ağa ile Di-van-ı Hümayun'da Çavuşbaşı ismail'e hitaben yazılmış bir hükümdür. Bu hükümde Yeni Cami civarındaki yahudhanelerde oturanların bu evlerden çıkarılması ve kendi milletlerinin çoğunlukta olduğu yerlerde oturmaya mecbur edilmeleri buyu-rulmuştur. 1156/1743 tarihli olan ve hassa mimarbaşına hitaben yazılan ikinci hükümde ise Ortaköy Camii civarında olup da yanan Yahudi evlerinin, tekrar yapılmasına izin verilmeyeceği, bu hususta herhangi bir başvuruda bulunulmaması belirtilmiştir.



Bibi. Evliya, Seyahatname, I, 71; Altınay, Oni-kinci Asırda, 88-89, 157-158; İnciciyan, istanbul, 23, 39, 50, 96, 133; Ergin, Maarif Tarihi, I-II (1977), 52; Pakalm, Tarih Deyimleri, III, 601.

İSTANBUL


YAHUDİ BASIMEVLERİ

Osmanlı Imparatorluğu'nun ilk matbaası daha 1493'te Sefaradlarm ispanya'dan Osmanlı topraklarına gelişlerinden bir yıl dahi geçmeden ispanyol göçmeni David ve Samuel ibn Nahmies tarafından istanbul'da kuruldu, ilk basılan kitap 13 Aralık 1493 tarihli Yakub ben Asher'in Arba'ah Tu-rim adlı eseridir, istanbul 16. yy'ın başından 18. yy'ın sonuna kadar Ibranice matbaacılığın en önemli merkezlerinden biri oldu. Nahmias ailesi 1518'e kadar bu mesleği sürdürdü. 1483'te italya'nın Son-sino şehrinde Dr. Israel Natan Sonsino ve oğlu Yesua Sonsino, o günün aydın kesiminin özlemi olan matbaacılık mesleğine el attılar ve Kuzey italya'da ibrani harfleriyle bir matbaa kurdular. Bugün dahi çok kullanılan bir yazı türü olan italik hurufatı matbaaya sokan, bir metnin başlangıcının bir büyük harfle belirtilmesi, dini yayınlarda sahife düzeni, ciltçiye sahife sırasını takip imkânını veren folyo işaretleme tekniği vb Sonsinoların matbaacılığa hediye ettikleri buluşlardır. Aile mesleğine katılan, Israel Natan'ın torunu Gerson ben Mose 1526'da italya'dan ayrılarak önce Selanik'e yerleşti ve 1530'da istanbul'a gelerek oğlu Eliezer ile beraber yayımcılığa başladı.

1504-1547 arasında Sonsinoların yayımladığı eser sayısı 40'm üzerinde olup en ünlüsü bir basım başyapıtı olan 1547 tarihli çok lisanlı Tevrat'tır (Bible Polyglotte). Söz konusu Tevrat'ta aynı sahifede Ibranice metni; Aramca Onkelus metin; Saadia ha-Gaon'un Arapça metni ve Dr. Moşe Ha-mon'un İran'dan getirdiği Yahudi bilgini Yaakov ben Yosef Tavus'un Farsça tercümesi, gayet düzenli ve okunaklı bir şekilde iç içe yer almaktadır. 1504-1530 döneminde istanbul'da, aralarında Alfassi ve Maimonides'in bazı eserleri de olmak üzere 100'den fazla eser basıldı.

Bu arada, Rrakov'da (Polonya) Hristi-yanlığı zorla kabul ettikten sonra istanbul'a

kaçarak Museviliğe dönen Halicz kardeşlerin (1551-1553) ve ispanya'dan istanbul'a göç eden Salamon ve Jozef Jabes'in (1559-1593) matbaaları ünlüdür, istanbul'da 1579'dan 1595'e kadar faaliyette bulunan diğer bir ünlü matbaa da Don Jozef Na-si'nin Ortaköy'de Belveder mevkiindeki konağında kurduğu ve ölümünden sonra karısı Reyna tarafından devam ettirilmeye çalışılan matbaadır. Iö39'da Haham Salamon Franko, seçilmiş malzeme ile kurduğu matbaada birçok eser yayımladı. l640'ta ölümünden sonra matbaayı oğlu Abraham Franko ile damadı Salamon Ga-bay devam ettirdiler.

Matbaacılık 18. yy'da da devam etti ve istanbul, yüzyılın sonuna kadar Ibranice matbaacılığın en büyük merkezlerinden biri olma hüviyetini korudu.

Ribi Yona ben Yaakov Eskenazi de bu meslekte, 18. yy'ın en ünlü simasıdır. Kullandığı hurufatın dizaynını kendi çizen, geliştiren ve onları döken Ribi Yona 1711'de Vilnali Ribi Naftali ben Azral Eskenazi ile ortak olarak matbaasını Ortaköy'e taşıdı. Bir aralık 50 kadar işçi çalıştıran matbaa 1741 yangınında tamamen harap oldu ise de tekrar, fakat daha küçük çapta kuruldu. Babalarının ölümünden sonra müesseseyi oğulları Ruben ve Nesim devam ettirdiler. Kendisi de hakkak olan Ruben eserleri resim ve kompozisyonlarla süslemeye başladı. Nesim ölünce (1768) oğlu Samuel, Ruben ölünce de (1770) oğlu Me-nahem bu dede mesleğini devam ettirdiler. Kapandığı 1777'ye kadar bu matbaada basılan 188 eser arasında Zohar, Hemdat Ya-mim'in ilk baskısı, Yahudi Ispanyolcasma tercümeli bir Tevrat özellikle zikredilmelidir.

istanbul'da ayrıca, Abraham Fran-ko'nun damadı Ribi Abraham ben Meir Ro-sanes'in kayınpederinin malzemesi ile kurduğu matbaa, Benyamin ben Moşe Ru-so'nun Selanik'ten getirttiği hurufat ile 1742'de kurup ancak 1751'e kadar sürdürebildiği tesis, 1750'lerde Isak Valero ve 1782'de Haim Eli Pardo'nun matbaaları, bastıkları Yahudi Ispanyolcası eserler ve tercümeler ile bu lisanın gelişmesine ve bu dilde edebiyatın Ibraniceden yoksun topluma hitap edebilmesine imkân tanıdılar. İstanbul Yahudileri daha sonra, Rafael Haim Pardo'nun 1801'de kurduğu tesise kadar matbaasız kaldılar.

NAlM GÜLERYÜZ



YAHUDİ BASENİ

Yahudiler Türk topraklarında ilk matbaayı İspanya'dan geldikten l yıl sonra 1493'te kurmuş olmalarına rağmen ilk gazeteyi ilk Türkçe gazete olan Takvim-i Ve-kayi'den(.->) (1831) 9 yıl sonra izmir'de yayımlamışlardır. Rafael Uziel'in La Buena Esperansa gazetesinin ardından istanbul'da ilk Yahudi gazetesi Leon de Hayim Kastro'nun Ör Israel, 1853'te Raşi harfleriyle (ibrani harflerinin benzeri) ve Yahudi tspanyolcasıyla yayımlanmıştır. Onu Moşe Pesah'ın 1855-1858 arasında yayımladığı ElManadero gazetesi izlemiştir.

EL TYEMPO

,-okd-o ~ıh; '- O'iT-a fm -s o-btso vr'd-ı

fit TT£ftWO

çvra « ı-rtu Vı ra-*

t -j-» «'»x*if»f*~-ffH

f »l "t 1$ hl -Hr~f H 1*1 I.IVfliılB"! W* m-) **»!«,!•!

W 51CM fi» 1JKM •»«

-*•<«( ra*Wi.£f«Wj$ifj'F.



lÎH.ft'İyy-l C p.TV .)"«

(M.G.)

El Telegraf 'm 29 Ekim 1988 tarihli (solda) ve El Tyempo'nun 27 Martl930 tarihli son sayısı. N. Benbanase, Örneklerle Türk Musevi Basmımn Tarihçesi, ist., 1988



Cumhuriyet yıllarına kadar Raşi harfleriyle ve Yahudi Ispanyolcasıyla yayımlanan gazetelerin çoğu sadece birkaç ay, bazıları birkaç yıl çıkabilmişlerdir. Çoğunluğu haftalık olarak yayımlanan bu gazeteler arasında Isak Karmona'nın 1871'de kurmuş olduğu El Tyempo (Zaman) gazetesi 1930'a kadar yayımlanmıştır. Son yayımcısı David Fresko El Tyempo uzun yıllar haftada üç kez yayımlanmıştır.

Uzun yıllar yayımlanmış olan diğer bir gazete ise El Telegraf'(Telgraf) gazetesidir. 1871'de yayımcı Marko Mayorkas'ın çıkardığı El Nasyonal'm (Milliyet) devamı olan bu gazete 1872-1930 arasında yayımlanmıştır, ilk dönemlerinde David Fres-ko'nun başyazarlığını yaptığı El Telegraf sonraki dönemlerde Mois Dal Mediko ve Isak Gabay tarafından yayımlanmıştır.

ŞALOM, Asturias Ödülü'ne aday

Cumhuriyet öncesi dönemde yayımlanan diğer gazeteler genellikle kısa dönemli olmuştur. Bunların arasında 1860'ta Ye-hezkel Gabay tarafından yayımlananJour-nallsraelit (Yahudi Gazetesi); 1908-1909 yıllarında Viktor Levi ve David Elnekave tarafından yayımlanan La Pat'ria (Vatan); 1908-1910 arasında Viktor Levi tarafından yayımlanan La Boz (Ses); 1867'de Mois Eli tarafından yayımlanan El Luzero (Fener) sayılabilir.

Mutluyuz, gururluyuz

Judeo-Espanyol Eecclcrî ilgi görüyor

Gözlem

kitap yayınların]

mrdürüyor

1899'da İbrani harfleriyle Türkçe ve Yahudi Ispanyolcasıyla çıkan Ceride-i Lisan adlı gazete Abraham Leon tarafından yayımlanmıştır. Türkçe bölümünün ibrani harfleriyle yayımlanan gazetenin bu bölümünün yayımcısı ibrahim Nom (Avram Naum) idi. Gazetenin amacı İstanbul Yahudileri arasında Türkçenin yayılmasını sağlamaktı.

SilvyoOVAOYA

Şalom'un 2 Mayıs 1993 tarihli sayısı. Şalom Gazetesi Arşivi



Cumhuriyet öncesi dönemde Caba i Cohayko (Coha, Nasrettin Hoca'ya Yahudilerce verilen addır) (1860); El Çuflete (Düdük) (1909); El Burlon (Alaycı), 1909; El Grasiozo (Sevecen) (1910) gibi mizah gazete ve dergileri de yayımlanmıştır. Bu

Haftalık yayımlanan bu gazeteler dışında Albert Karasu'nun 1917'den 1971'e kadar yayımlamayı sürdürdüğü günlük LeJournal d'Orientgazetesi sadece istanbul Yahudilerine hitap etmemekle birlikte İstanbul Yahudi basınının en uzun süreli gazetelerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır.

Cumhuriyet sonrasında Yahudi tspan-yolcasıyla gazete yayımlamaya devam eden istanbul Yahudileri bu dönemde Latin harflerini kullanmaya başlamışlardır. Zamanla bir bölümü Türkçe yayımlanan bu gazetelerin başlıcaları şunlardır: La Boz de Oriente (Doğunun Sesi) (1931-1939), yayımcıları İsak Algazi, Leon İsrael ve Mois Dal Mediko; Şabat (Cumartesi) (1947-1950), yayımcıları Moşe Benbasat, İzak Ya-eş; Atikva (Umut) (1947), yayımcısı Yaakov Kıymaz; Ör Yeuda (Yeuda Işığı) (1948), yayımcıları İzak Yaeş, Menahem Maden; La Vara (Asa) (1950), yayımcısı Moşe Benbasat; La Luz (Işık) (1950-1953), yayımcıları İlyezer Menda, Robert Bali, Moşe Levi Belman, İsak Misistrano; El Tyempo (Zaman) (1957-1959), yayımcıları Moşe Levi Belman, Isak Kohen; La Luz de Turkiya (Türkiye'nin Işığı) (1953-1955), yayımcısı Robert Bali.

Bunların dışında İlyezer Menda tarafından 1953-1972 arasında yayımlanan haftalık La Vera Luz (Gerçek Işık) gazetesiyle 1947'de Avram Leyon tarafından yayımlanmaya başlayan ve günümüzde halen yayımını sürdürmekte olan Şalom (Selam-Barış) en uzun süreli gazeteler olmuştur.

İstanbul Yahudileri 1867'den başlayarak Raşi harfleriyle Türkçe Şarkiye (1867), Zaman(_l872), Ceride-i Terceme(1876) ve 1908-1909 arasında günlük İttibad gazetesini de yayımlamışlardır.

Cumhuriyet döneminde Nesim Mazli-ah'ın Hür Adam (1930); Sami Kohen'in Türkiye'nin Sesi (1949-1950); Robert Se-zer'in Haftanın Se» (1957) gazeteleri Türkçe yayımlananlara örnek gösterilebilir.

1977-1978'de Selim Hubeş tarafından 15 günde bir yayımlanan Beklenen ilgi dergisi ise özellikle toplumun genç kesimi tarafından adı gibi ilgiyle karşılanmasına rağmen çok ömürlü olamamıştır.

istanbul Yahudi basını 19. yy'ın sonla-nyla, 20. yy'ın ilk yıllarında gazetelerin dışında çok sayıda ispanyolca, Fransızca ve Türkçe dergiye de hayat vermiştir. David Elnekave'nin 1909-1922 arasında yayımladığı El Cudio (Yahudi); David Mar-kus'un(->) 1923-1938 arasında Fransızca yayımladığı Homenora; günümüzde Milliyet gazetesi dış politika yazarlarından Sami Kohen'in babası Albert Kohen'in 1939-1949 arasında yayımladığı La Boz de Türkiye (Türkiye'nin Sesi) bunun başlıca örnekleridir.

istanbul Yahudileri ayrıca ülkenin basın hayatına Sağlık Dünyası (1955-1965, yayımcısı eczacı Albert Mazon) gibi tıp; İktisadiyat Mecmuası (1914-1918, yayımcısı Moiz Kohen [Munis Tekinalp]) ve Türkiye Ticaret Gazetesi (1919-1923, yayımcısı M. Revah) gibi iktisadi; Hukuki Bilgiler Mecmuası (1929-1942, yayımcısı Gad

YAHUDİ İSPANYOLCASI

400


401

YAHUDİ MUSİKİSİ

Franko) gibi hukuki; Yeni Fikir (1941-1942, yayımcısı Yakım Bahar) gibi edebi gazete ve dergileri de kazandırmışlardır.

1983'e dek Avranı Leyon tarafından yayımlanan ve günümüzde İstanbul Yahudi basınının tek gazetesi olan Şaloın 1984'ten beri Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın AŞ tarafından yayımlanmaktadır. 1986'dan bu yana yayın yönetmenliğini Silvyo Ovad-ya'nın yürüttüğü Şatom yeni şekliyle Türkçe yayımlanmaktadır. Sadece bir sayfasını Yahudi İspanyolcası olarak sürdüren Şa-lom'un haricinde Ağustos 1994'te yayın hayatına atılan Moşe Grosman'ın Tiryaki adlı aylık dergisi Türk Yahudi basınının ikinci bir sesi olma yolunda ilerlemektedir. SlLVYO OVADYA

YAHUDİ İSPANYOLCASI

1492'de ispanya'dan kovulan Yahudilerin kullandıkları dil. Yahudice, Judeo-Espan-yol da denir.

Özellikle yerleşmiş oldukları Osmanlı topraklarında ülkenin dilini kullanmak ya da Yahudiliklerini gizlemek için herhangi bir baskı görmemelerinden dolayı günümüze dek muhafaza etmeyi başardıkları bu dil, beş asır boyunca ortaçağ İspanyol-cası karakterinden bir hayli farklılaşmasına rağmen aynı kökleri taşımaktadır.

Osmanlı topraklarında gelişen dil beş asırlık dönemde Yahudilerin ilişkide bulundukları toplumların dillerinden büyük oranda etkilenmiş olmasına rağmen özünde 15. yy Ispanyolcasını muhafaza etmiştir. Selanik kökenli dilbilimci Joseph Neha-ma'nın 1977'de yayımlanan Dictionnaire duJudeo-Espanyolzdlı sözlüğü incelenecek olursa bu geniş kapsamlı çalışmada yer alan kelimelerin önemli bir bölümünün Türkçe, İbranice, Fransızca, Yunanca, İtalyanca ve Arapçadan geldiği görülür. Özellikle Osmanlı topraklarında yaşatılan dil bölgeden bölgeye gerek kullanım biçimi, gerek şive açısından farklılıklar gösterse de asırlar boyunca Akdeniz Bölge-si'nde yaşayan Yahudilerin ortak lisanını oluşturmuştur. Okullarda hiçbir zaman öğretilmemiş, yüzyıllar boyu anadan çocuğa öğretilen bir dil özelliği taşımıştır.

Günümüze kadar dilbilgisi yönünden kaideleri belirlenmemiş olan bu dil İspanyolca gibi Latin dillerinin cümle yapısı özelliklerine sahiptir. Latin alfabesinin yayılıp yerleşmesine kadar "Raşi" denilen (İbrani haflerinin İspanyolcada kullanılması) alfabeyle yazılan dil 20. yy'da kullanıldıkları ülkelerin yazım biçimlerine uygun şekilde yazılmaya başlanmıştır. Günümüzde İstanbul'da kullanılan Yahudi İspanyolcası Türk dili yazım kurallarına uymaktadır ve aynen Türkçe gibi okunmaktadır.

1875'te Doğu Yahudilerinin eğitilmesi amacına yönelik olarak Fransızların kurmuş oldukları Alliance Israelite okullarının^-») etkisiyle Yahudi İspanyolcası zamanla zayıflamış ve eğitim görmüş Yahudiler tarafından hor görülen avam dili olarak değerlendirilmiştir. 20. yy'ın başında özellikle genç.nesillerin kullandıkları dilde önemli ölçüde Fransızcamn etkisi görülmeye başlanmıştır.

Şalom'un 9 Kasım 1994 tarihli sayısının Yahudi İspanyolcası ile hazırlanan bir sayfası. Şatom Gazetesi Arşivi

Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar genellikle toplu bu' şekilde yaşayan İstanbul Yahudileri anadillerini daha sağlıklı bir şekilde korurken, bir yandan Alliance Israelite okullarının, diğer yandan Cumhuriyetle birlikte gelen milliyetçilik akımlarının ve "Vatandaş Türkçe Konuş" kampanyalarının etkisiyle anadillerinden uzaklaşmışlardır.

1950'li yıllara kadar Türkçeyi genelde kötü bir şiveyle konuşan İstanbul Yahudilerinin Türkçenin anadilleri olmasından uzun bir süre sonra asırlar boyunca tarihlerini ve dinlerini inceleyen çoğu eserin bu dilde yazıldığını hatırlamaları ve bu dili bilmenin dünyada en fazla konuşulan diller arasında yer alan İspanyolcamn anlaşılıp konuşulmasında büyük ölçüde kolaylıklar getirebileceğini anlamaları üzerine bu dilin yok olma süreci büyük zorluklarla da olsa yavaşlatılmaya çalışılmaktadır.



İstanbul Yahudilerinin tarihinin, kültürel ve dini değerlerinin korunması için önem taşıyan bu dilin yaşatılması İstanbul'da yayımlanmakta olan başta Şalom gazetesi ve Tiryaki dergisinin hedeflerinden birini teşkil etmektedir. Şalom gazetesinde Yahudi İspanyolcası bölümünü yöneten Salamon Bicerano ve Yusuf Altıntaş'ın senelerden beri yazmakta oldukları makaleler bu dil üzerinde çalışan Avrupa üniversitelerinde etüt konusu olmuştur. 1994'te İsrail'de gerçekleştirilen I. Judeo-Espanyol Dili'ni Yaşatma Kongresi'nde de Şalom gazetesinin önerileri kongre kararlarının temelini oluşturmuştur. Haftada bir sayfa dahi olsa Yahudi İspanyolcasına yer veren tek gazete olma özelliğini taşıyan Şalom, kültürel değerlerin yok olmaması için bu dildeki kitapların yayımlanmasına da büyük önem vermektedir.

Son yıllarda 500 yıldan beri sürdürülen bu kültürün yaşatılmasına önem ve-

ren İstanbul Yahudileri bu dilde şarkılar seslendiren Los Paşaros Sefaradis, Janet ve Jak Esim, Erensya Sefaradi gibi müzik gruplarını desteklemekte ve toplulukların çalışmalarıyla atalarından miras kalan bu dilin tamamen kaybolmayacağı inancım taşımaktadırlar.

SİLVYO OVADYA



YAHUDİ KÖPRÜSÜ

bak. AYVANSARAY KÖPRÜLERİ



YAHUDİ MEZARLIKLARI

Bizans döneminde Yahudi mezarlıkları Balat dışında ve Kasımpaşa'da yer alırlardı. Kasımpaşa'daki mezarlığın üzerine III. Murad'ın (hd 1574-1595) imamı Abdülke-rim Efendi'nin bir cami inşa etmesi üzerine 1583'te Yahudilere Hasköy'de bir mezarlık arsası padişah tarafından tahsis edilmiştir. Başlangıçta sadece Hasköy semtindeki Yahudilere hizmet veren Hasköy Mezarlığı, daha sonraları Galata ve Beyoğlu Yahudilerine de hizmet vermiştir. 1894'te Galata ve Beyoğlu bölgesinde yaşayan Yahudilerin sayıca çoğalmaları Yahudileri yeni mezarlık arsaları arayışına yönelttiyse de özellikle Ulus Mezarlığı'nın oluşturulmasına kadar İstanbul Yahudilerinin büyük bir çoğunluğu için Hasköy Mezarlığı kullanılmıştır. 1975'te Boğaziçi Köprüsü çevre yollarının yapımı sırasında bir bölümü istimlak edilerek Örnektepe'ye taşınan mezarlar 1993'te oradan da kaldırılmışlardır. Günümüzde çevre yolu üzerinde Haliç Köprüsü'ne gelmeden önceki kesimde yolun her iki tarafında yer alan mezarlıkta defin işlemleri sürdürülmektedir.

Yahudilerin İstanbul'da tarih boyunca kullandıkları ve bugün büyük bir çoğunluğu mevcut bile olmayan başlıca mezarlıklar Balat tarafında Bizanslılardan kalma olan Bizans'ın son ve Osmanlı'nın ilk ha-hambaşısı Moşe Ben Eliya Kapsali(->) ile görevi ondan devralan Hahambaşı Eliyav Mizrahi'nin gömülü oldukları Eğrikapi; onun yakınında bulunan Bayrampaşa; Kuruçeşme sırtlarında yer almış olan ve Kuruçeşme, Arnavutköy ve Bebek'te yaşayan Yahudilerin gömülü oldukları Kuruçeşme; 1704'te Üsküdar cemaatinin kendi mülkleri olduğunu ispatladıkları, ancak uzun seneler mülkiyeti Ermeni ve Yahudi cemaati arasında sorun olan Üsküdar Mezarlığı'dır.

Kuzguncuk sırtlarında yer alan ve yüzlerce tabut şeklinde masif mezar taşlarının yer aldığı Kuzguncuk Mezarlığındaki taşlar 1990'lı yılların başında İsrailli tarihçi Prof. Mina Rozen tarafından incelenmiş ve bu araştırma kitap haline getirilmiştir.

Avrupa yakasından, Asya yakasına geçilirken Boğaziçi Köprüsü'nün sağ tarafında yer alan Ortaköy Mezarlığı'nın Bizans döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. 1813'te yanan Ortaköy'deki Etz ha-Hayim Sinagoğu'nun(-») yeniden inşası için hazırlanan 1825 tarihli fermandan anlaşılacağı üzere İstanbul'un fethedilmesinden önce bu semtte bir Yahudi cemaati mevcuttu. Kuzguncuk Mezarlığı'nda olduğu gibi Ortaköy Mezarlığı'nda da gömüler sürdürülmektedir.

1865'te yabancı uyruklu Yahudiler, zamanın hahambaşısı Yakir Geron'dan talepte bulunarak ayrı bir mezarlık kurmak istediler. Osmanlı hükümeti 14 Eylül 1867 tarihli bir emirle Şişli Çiftlik mevkiinde bir mezarlık oluşturulmasına izin verdi. Günümüzde Abideihürriyet Caddesi üzerinde yer alan ve İtalyan Musevi Mezarlığı olarak bilinen bu mezarlıktaki çoğu mezar taşları zamanın İtalyan sanatçılarının elinden çıkmıştır.

1901'e dek ölülerini Sefarad Yahudilerinin (İspanya kökenli) mezarlıklarına gömen Aşkenaz (Doğu Avrupa kökenli) cemaati gömüleri için Sefarad cemaatlerine belirli bir harç ödemekteydi. Bu tarihten sonra kaldırılan harç ile Aşkenaz cemaatine mezarlık tesis etmek hakkı da verilmiştir.

1919'da Osmanlı hükümetinin izniyle Aşkenaz cemaati o tarihlerde Ambarlı Dere Sokağı olarak adlandırılan bugünkü Ulus'ta bir mezarlık tesis etme olanağını buldu. Günümüzde Aşkenaz cemaatinin dışında Sefarad cemaatinin ölülerinin de gömüldüğü bu mezarlığın girişinde 1986' da Neve Şalom Sinagoğu'na(->) düzenlenen saldırıda ölen 23 kişinin mezarları ve olayın anısına Prof. Hüseyin Gezer tarafından hazırlanan bir anıtmezar yer almaktadır.

Günümüzde İstanbul Yahudilerinin defin işlemlerinin önemli bir bölümü 17 Nisan 1920 tarihli iradeyle izni alınan ve Aşkenaz Mezarlığı'na yakın bir yerde bulunan Ortaköy sırtlarındaki Ulus Mezarlığı'na yapılmaktadır. Geçmiş yıllarda Arnavutköy Mezarlığı olarak anılan bu mezarlık 80 dönümlük bir alan üzerine kuruludur.

Ulus'taki mezarlığın genişletilememesi yüzünden kısa bir süre sonra yetersiz kalacağını düşünen Musevi cemaati 1990'lı yılların başında İstanbul Belediyesi'nden yeni bir mezarlık arsası için talepte bulunmuş ve İstanbul için yeni mezarlık alanını oluşturacak olan Kilyos yakınındaki bölgede bir arsa tahsis edilmiştir. 1994'te bu mezarlık arsasının çevre duvarlarının inşası ve alanın düzleştirilmesi çalışmaları sürdürülmekteydi.

SİLVYO OVADYA



Dostları ilə paylaş:
1   ...   95   96   97   98   99   100   101   102   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə