İstanbul ansiklopediSİ



Yüklə 5,06 Mb.
səhifə2/76
tarix04.01.2019
ölçüsü5,06 Mb.
#90131
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   76

İSTANBUL

ANSİKLOPEDİSİ

5197 —


ERKSAN (Metin)



Soldan sağa: Aîi, Barbaros, Salâhaddin Erköse kardeşler

(Resim: S. Bozcalı)



du. Kendisi şöyle anlatıyor: «O tarihde An-karanın tek günlük gazetesi Ulus idi ve kimseye günlük gazete çıkarma imtiyazı verilmiyordu. Günlük siyasî gazete çıkarmak için Halk Partisinin 5000 liralık teminat mektubu almak lâzım geldi, Ankara Postası adını koyduğum bu gazeteye bu teminat mektubu verilmedi, Ankara Postası gayri siyasî olarak çık-dı, yaşatamadım, bir ay sonra kapandı». Üzgün olarak İstanbula döndü, 1946 da ilk çok partili seçimlerde Cumhuriyet Gazetesi tarafından Marmara bölgesindeki seçimleri takibe gönderildi; aynı gazetenin Türkiyenin her tarafına yolladığı muhabirlerin seçim röportajları büyük ilgi gördü. Daha sonra muhtelif gazetelerde çalışan Necmi Erkmen 1954 de Türk Telgraf Ajansını kurdu, bu satırların yazıldığı sırada bu ajansın başında bulunuyordu.

Bayan Zeliha (Şensoy) ile evlidir; Cazibe (doğ. 1951), Pırlanta (doğ. 1952) ve Meh-med (doğ. 1954) adında üç evlâdı vardır. İstanbul Gazeteciler Cemiyeti üyesidir. Amatör balıkçılardandır, iyi otomobil kullanır, yelken sporunu sever. Esentepede Gazeteciler Mahalle sindeki evinde çiçek, sebze, meyva yetiştirme işi dışındaki eğlencelerinden; Yunanistan, İtalya, Fransa ve Almanyaya gitınişdir; fransız-ca bilir. Esmer, uzunca boylu, nâzik, iyi arkadaş, içki meclislerinin efendi âdâb bilir ve tec-

rübeli iyi gazetecidir.

ERKÖSE KARDEŞLER — İstanbul Radyosunda ve İstanbul gazinolarında icrâyi sanat eden, Ali, Salâhaddin ve Barbaros adında üç sazende kardeş.

Ali — Kemânî ve bestekâr; 1926 da Bur-sada doğdu, babası ûdî Hacı Şaban adında bir sanatkârdır, annesinin adı Ulviyedir; Kemânî Demir Ali de amcasıdır.

İstanbul'da 6. İlk Okulda, Ankarada Cebeci Ortaokulunda ve tahsile devam etmeyerek artık aile mesleği olmuş sâzendeliğe intisab ûtii. İlk keman derslerini amcası Demir Ali'den almışdı; 1945 de Emin Ongamn Üsküdar Musiki Cemiyetine girdi. Burada musiki bilgisini genişletti, Sadi Işılayın saz topluluğuna katıldı ve en şöhretli gazinolarda çalışmaya başladı. 1950 de Ankara Radyosunun açtığı imtihanı kazanarak Ankara Radyosuna alındı; 1950 - 1960 arasında değerli bir kemânî olarak şöhretini yapdı. 1961 de İstanbul gazinolarından aldığı câzib teklifler üzerine îstan-bula geldi İstanbul Radyosuna intisab etti; o tarihden bu yana Radyoda ve gazinolarda saz topluluklarına iştirak etmekdedir.

Kuş, tavuk, çiçek, sebze meraklısıdır; a-câib şekilli ve değişik lezzetli biberleri vardır. Evli olup iki kız, bir oğlu vardır.

Bâzıları piyasada tutulmuş, sevilmiş on-beş kadar da bestesi vardır.

Salâhaddin — Üdî ve bestekâr; Ali Er~ kösenin öz kardeşi; 1929 da Bursada doğdu; İstanbulda 6. İlkokulda ve Ankarada Cebeci Orta Okulunda okudu; Üdî Sedad Öztoprağın ilk ve son talebesi oldu; kaderini kendisinden üç yaş büyük kardeşinin kaderine bağladı; 1950 Ankara Radyosunun açtığı imtihanı beraber girerek ks,zandıkdan sonra, bu satırların yazıldığı tarihe (1966) gelinceye kadar hayatlarını aynı çerçeve içinde geçirdiler, şu fark ile ki Ali, kafes ve kümes hayvanları ve bağçe meraklısı iken Salâhaddin gençliğinde futbol oynamışdır, hâlen de maç seyri tiryakisidir; evli, dört kızı ve bir oğlu vardır. Şarkı ve saz eseri yirmi beş kadar bestesi vardır.

Barbaros — Klarnetçi; Erköselerin öz kardeş olarak en küçüğü, 1936 da Bursada doğdu; Samsun İlk Okulunda, Ankarada Csbe-ci Orta okulunda okudu; Ankarada Riyaseti Cumhur Orkestrası şefi Osman Özkabak'dan musiki dersleri aldı; büyük kardeşlerinin yanında musiki sanatı piyasası hayatına atıldı. Evli, bir çocuk sahibidir ve hünerli bir klarinet-çi olarak tanınmışdır.



Hakkı GÖKTÜRK

ERKSAN (Metin) — Ünlü sinema - film rejisörü; 1929 da Çanakkalede doğdu, Birinci Cihan Harbi içindeki ittihadcı mebusan meclisinde Çanakkale mebusu Ahmed Kâzım Bey adında bir zâtin oğludur. Aşağıdaki satırları Ses mecmuasından alıyoruz; ünlü bir rejisörün sanat hayatını belirten değerli bir tenkid yazısıdır :

«Metin Erksan'ın sinema serüveni İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde okuduğu 1947 yıllarında başlar. O tarihlerde Dünya gazetesine «Kamera» adiyle film tenkidle-ri yazıyordu. İlk senaryolarını meydana getirdiği 1950 yılında Atlas Film için Yusuf Ziya Ortaç'ın «Binnaz»ını senaryo haline getirmiş, fakat bu konu ancak on yıl sonra filme alınırken rejisörlüğünü bir başkası yapmıştı.

«Erksanm ilk filmi, Bedri Rahmi Eyüboğ-lu'nun derlediği «Âşık Veysel »in hayatı oldu. «Karanlık Dünya» adını taşıyan ve 1952 de çekimi tamamlanan filmin gösterilmesi sansür tarafından yasaklandı. Ama, sessiz sedasız bir netice yerine çeşitli çevrelerde etkiler yaratan «Karanlık Dünya» her şeye rağmen, 22 yaşında genç bir sinemacı olan Erksan için ümit ka-

pılarının açılması demek olmuştu. 1954 te Atlas Film firması Peyami Safa'nın «Cingöz Re-cai» sini perdeye aktarmak vazifesini ona verdi. Ertesi yıl, Halide Edip Adıvar'm «Yolpalas Cinayeti»ni meydana getirdi. Daha sonra Güzide Sabrinin romanı «Ölmüş Bir Kadının Evrakı Metrukesi»ni filme almak isterken askere çağırıldı. Ordu Film Merkezinde çevirdiği «Dünya Havacıları Türkiyede» adlı bir dokü-manter, onun meslek hayatındaki ilk dönemin son ürünü olmuştur.

«Metin Erksan'ı Türk film piyasasında ilk defa söz sahibi eden film 1958'de meydana getirdiği «Dokuz Dağın Efesi» oldu. Bu film Çakıcı Mehmet Efe'nin maceralarını anlatıyordu. Senaryo ve mizansen olarak E. Kazan'm ünlü Viva Zapata»sım tekrarlanmasına rağmen, sinema tekniği yönünden bir hayli başa-bir rejisör için yabancı sinemadan etkilenmek, rıh bulundu. Henüz, kişiliğine kavuşamamış tekrarlara düşmek, o günlerde tabiî karşılanabilirdi. Fakat 1959 sonlarında yaptığı «Hicran Yarası» ve 1960 ta çevirdiği «Şoför Nebahat» Erksan'a bağlanan ümidini parçalamıştı. Ancak, aynı yıl meydana getirdiği «Gecelerin Ö-tesi» o zamana kadar yaptıklarının içinde biraz daha bizden olan bir konudan, bir gazete haberinden çıkmıştı. 1962 ye kadar çevirdiği «Mahalle Arkadaşları» ve «Oy Farfara Farfa-



Metin Erksan

(Resim: S. Bozcalı)



EBKSON (Şevki)

— 5198 —


istanbul

ANSİKLOPEDİSİ

5199 —


EKKUL (Emin)


ra» bu endişenin sonunda meydana çıktı. Erk-san'a Türk sinemasında gerçek yerini kazandıran, bu filmlerden sonra Fakir Baykurt'un romanından perdeye aktardığı «Yılanların Ö-cü» olmuştur. Köy hayatında gerçekleri bulup çıkarmak yönünden sinemamıza en ilgi çekici örneği veren genç rejisörün bu başarısı, onun meslek hayatında bir dönüm noktası teşkil e-der. Daha sonra yaptıkları, O Henry'nin hikâyesinden meydana gelen «Çocuk Hırsızları» ve «Sahte Nikâh» gene iyi bir film imkânı bulana kadar geçirilen zamanın ürünleriydi. Nihayet, 1963 yılı içinde Erksan, o güne kadar yaptıklarının çok daha ötesine geçerek, bu defa da İtalyan «Neo-realisme»nin etkisinde «Acı Hayat»! yaptı. «Acı Hayat» belki konu ve senaryo yönünden pek ilgi çekici sayılamazdı. Ama sinema tekniği ve oyuncu yönetiminde Erksan kimsenin yapamadığı bir idare gösteriyor, bu alandaki kudretini de ortaya koyuyordu. Artık çok daha iddialı, sinema çevrelerinin olduğu kadar, ülkemiz dışındaki insanların da ilgisini çekecek bir film yapmanın zamanı gelmişti. Rejisör yeniden köye çıkmak, seyirciye «Yılanların Öcü»nde verdiği gerçek problemlerin bir yenisi ele almak arzusiyle yanıyordu. Böylece, Necati Cumalı'mn yaşanmış hikâyesinden hazırlanan senaryo ile «Susuz Yaz» ortaya çıktı. Gayesi susuzluğu ve buna paralel olarak da üç kişi arasındaki kişisel çatışmaları bir cinsî heyecan atmosferi içinde göstermekti. Erksan'ın «Acı Hayat» in arkasından daha üstün bir başarı sağlayacağı, ele aldığı problemlerin derinlerine sokulacağı beklenirdi. A-ma, filmi bilhassa yücelten E. Taş, H. Koçyi-ğit ikilisinin oyunları ve rejisörün birkaç sahnede yarattığı taşkın mizansenler oldu. Neticede «Susuz Yaz», filmin prodüktörü Ulvi Do-ğan'ın iyi niyetli gayretiyle Berlin Film Festivaline katıldı ve beklenmedik bir şekilde birinciliği kazanıverdi.» (Coşkun Şensoy, 1964) Prodüktör Ulvi Doğan'm «Susuz Yaz» üzerinde rejisör Metin Erksan'ın büyük hakkını inkâr etmesi Türk sinemacılığının en çirkin vak'-alarından biri oldu.

ERKSON (Şevki) — Muallim, mürebbi, değerli maarifti, Türkiyede izci teşkilâtının kurucularından ve ilk izcilerden; hicrî 1309 (M. 1891 - 1892) da İzmirde doğdu, ilk tahsilini ve orta tahsilinin bir kısmını orada yapdı,

İ'stanbulda Mercan idadisinde okudu, 1918 de istanbul Dârülmuallimininden (Öğretmen O-kulundan) mezun olarak Edirne Tatbikat ilk Okulu baş öğretmenliği ile meslek hayatına girerek 1957 yılına kadar kırk yıl çalışdı, muallimlik, müdürlük, maarif müdürlüğü, maarif müfettişliği yapdı; emekliye ayrıldıkdan sonra da on sene (1957-1967) fahrî olarak ilk okul öğretmenliğine devam etti; 1967 de 75 yaşında sıhhatli, zinde idi.



Şevki Erkson

(Resim: S. Bozcalı)

1917 de Türkiyede okullarda «Keşşaflar» adı ile ilk izci teşkilâtı kurulur iken İsviçreden Parfit adında bir uzman getirilmişdi, ve bu zât istanbul Dârülmuallimininde misafir edil-mişdi; Mösyö Parfit .kendisine yardımcı olarak o okulun son sınıf öğrencilerinden sekiz genç seçmiş idi ki bunlardan biri Şevki Erkson idi; 1919 da Bebek Dârüleytamında (Yetimler Yurdunda) müdür olduğunda ilk işlerinden biri izci teşkilâtı kurmak olmuşdu, bu başarısından ötürü kendisine bir berat ile nişan verildi.

Hayatı hakkında başka bilgi edinilemedi. (Hürriyet Gazetesi, 1967)



Bürhâneddin OLKER

ERKUL (Ahmed Cevad) — Hâkim ve ressam; aslen istanbullu olan babası Muham-mer Mükerrem Beyin hâkimlik ile bulunduğu

Selânikde 1897 yılında doğdu; annesi Cebeli-berekette Alibekiroğlu aşireti beylerinden Hüseyin Beyin kızı Müveddet Hanımdır; Muammer Mükerrem Bey mesleğinde Adliye Nezâreti müsteşarlığına ve Temyiz Mahkemesi İstida Dâiresi Reisliğine kadar yükselmiş, menıuri-yetden aynldıkdan sonra da avukatlık yap-mışdır.

A. Cevad Erkul Selânikde Nümûnei Terakki Mektebinde okudu; Balkan Harbi içinde Istanbula geldiler, Kadıköyünde Saint Joseph Fransız frerler mektebine girdi, bu mektebi bitirdikden sonra Birinci Cihan Harbinde ihtiyat zabiti olarak asker oldu, 1918 mütarekesinde terhisinden sonradır ki İstanbul Darülfünununun Hukuk Fakültesinde yüksek tahsilini yapdı; hâkimlik yaparken Güzel Sanatlar Akademisine girerek çocukluğundan beri büyük bir aşk ile bağlandığı resim sanatı ile akademik ciddiyetle meşgul olmaya başladı, Akademide ünlü ressam Hikmet Onat'ın atölyesine devam etti.

Çocukluğunda başlamış resim aşkım şöylece anlatıyor: «Selânikde Nümûnei Terakki Mektebinde iken hemen her derste, defter ve kitaplarımın arasına kâğıtlar yerleştirir, muallim ders anlatırken resimlerini çizerdim. Mü-teaddid defalar tutuldum ve azar işittim. Bir



Ahmed Cevad Erkul

(Resim: Yasar Ekinci)

sefer Arabî muallimi sarıklı Emin Efendiden bir tokat yedim, uslanmadım; fransızca muallimi Mösyö Leson'un resmini yaparken tekrar yakalandım, fakat bu hocam resmi pek beğendi, gülerek aldı. Resim muallimimizi Nazmi Bey ise beni pek severdi, onun da daima takdirine mazhar oldum.

«Saint Joseph'de fransızcamı kuvvetlendirerek resim tahsili için Avrupaya gitmeği, daha doğrusu kaçmağı tasarladım, olmadı. O zaman saltanat devrinin nüfuzlu adliyecilerinden ve temyiz reislerinden olan babam: — «Bu memlekette ressamlar aç kalır, sen de benim gibi hâkim olacaksın! diye zorlardı. Sanayii Nefise Mektebine girmek istedim de şiddetle ve tazyikle men edildim, küçük büyük bütün resimlerim yırtıldı...»

Asıl mesleğinde îstanbulda yıllarca hâkimlik yapdı, adliye müfettişliğinde bulundu ve 1956 da Temyiz Mahkemesi âzalığından e-mekliye ayrıldıkdan sonra kendisini tamamen resime verdi; ve bilhassa bir peyizaj- (manzara) ressamı olarak tanındı; 1946 da Güael Sanatlar Birliğine girmişdi, resim sergilerine katıldı, pek çok tablosu beğenilerek satın alındı, devlet dâireleri ile resmî ve husûsî müesseselerde tabloları asılıdır. Günün ilk ışığı altındaki renkleri tesbit edebilmek için A.C. Er-kulun, sehpâsını ve boya kutusunu alarak evinden çıkdığı çok görülmüşdür. Bir deniz âşı-kıdır, tablolarının çoğunda deniz vardır. Resimdeki mesleğini ifâde ederken: «Empressi-onism, resim sanatının en güzel, en tatlı koludur kanaatindeyim» diyor.

1926 da Hayrünnisâ Nuhbe Hacımla ev-lenmişdir; Hüdâdad adında (doğ. 1927) bir kızı vardır; bu satırların yazıldığı sırada 70 yaşlarında bulunan sanatkâr, evinde zevcesi, kızı ve bir torunu ile ve resimleri ile mesud ve sakin bir ömür sürmekde idi (1968).

Sami KURTULAN

EIIKUL (Emin) — Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında îstanbulda sehreminliği (belediye başkanlığı) yapmış ve İstanbul kanalizasyona onun himmeti ile kavuşmuşdur ki bu şehre emsalsiz büyük hizmettir; «Operatör Emin Bey» diye anılır.

1881 de Manastırın Gerebne kazasında doğmuşdur, bu kasabanın eşrafından Yahya Beyin oğludur. İstanbulda Kuleli Askerî Idâ-

ERKUT (Osman Cevdet)

5200 —


İSTANBUL

ANSİKLOPEDİSİ

S2Ö1 —


ERMAN (Ğelengüİ)


Operatör Emin Erkul

(Resim: Kemal Zeren)

dişinde, sonra Askerî Tıbbiyede okumuş, 1905 de yüzbaşı rütbesi ile mezun olmuşdur. Cerrahî ihtisasını Gülhâne Hastahânesinin hâriciye kısmında yapmış ve ihtisasını Almanyada ta-mamlamışdır, dönüşünde Gülhâne Hastahânesinin harb cerrahîsi operatörlüğüne tâyin edil-mişdir; bir müddet de Prof. Orhan Abdi Beyden boşalan kürsüde muallimlik yapmış; 1918 mütârekesinde Bursaya çekilerek bir muayenehane açmış, Bursanın Yunanlılar tarafından işgal altında bulunduğu sırada, gizli millî teşkilâtın Bursada mümessiliğini yapmışdır; 1920 de Bursadan meb'us seçilmiş ve az sonra Ankarada Birinci Büyük Millet Meclisine ka-tılmışdır. 1924 de istanbul .şehreminliğine tâyin edilmiş, dört buçuk sene kadar bu vazifede kalmış, 12 ekim 1928 de istifa ederek ayrıl-mışdır.

Bir daha devlet kapusu hizmeti kabul etmemiş, politika âlemine girmemiş, dervişane bir inzivayı tercih etmiş, ancak hayatının son yıllarında bazı hayır derneklerinde çalışmış ve

2 haziran 1964 de 83 yaşında vefat etmişdir.

Şu kısacık hal tercemesini güçlükle elde ettiğimiz Operatör Emin Beyi burada rahmetle anmayı bir vecîbe biliriz.



ERKUT (Osman Cevdet) — Kalem ve kılıç sahibi askerlerden, hâkim - general; istanbul Barosu avukatlarından ve Cumhuriyet Senatosu Birinci Devre Kütahya Senatörü; ve-kaarı ile, iffeti ilt, ilim ve irfanı ile seçkin bir sîmâ; 1894 de Kümelide Yakovada doğdu; yüzbaşı Ali Rıza Bey ile Hatice Hanımın oğludur; Üsküb Askeri Rüşdiyesinde, Üsküb İdadisinde, Manastır idadisinde okudu, 1912 de istanbul Harbiye mektebini bitirerek makinalı tüfek teğmeni olarak ordu hizmetine girdi; Balkan Harbinde, Birinci Cihan Harbinde, istiklâl Harbinde cebhelerde muharebelere girdi, en ileri ateş hatlarında bulundu ve bu harbler-de rütbesi yükseldi, cebhe arkasında da mühim askerî memuriyetlerde bulundu. Istiklâjl Harbi içinde bir geri hizmete alındığı sıra Ankara Darülmuallimininde (Öğretmen Okulun-

General Osman Cevdet Erkut

(Resim: Şabiha Bozcalı)

da) edebiyat muallimliği yapdı, asker ve sivil arkadaşları ile «Anadolu Duygusu» adı ile^ edebî bir mecmua çıkararak bu mecmuanın müdürlüğünü yapdı. Bursanın istirdadında Bursa Işıklar Askerî Lisesinin yeniden kuruluşunda ilk muallimleri arasında bulundu ve edebiyat muallimliğini yapdı, 1925 de Istan-bulda Kuleli Askerî Lisesi Türkçe ve Edebiyat muallimliğine tâyin edildi, bir müddet sonra Taşkışlada bulunan 5. Piyade Alayı emrine verildi. Istanbulda bulunduğu bu yıllarda ordu merciinden gerekli izni alarak istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine devam etti, hukuk tahsilini üstün başarı ile bitirerek 1927 de hukuk diploması aldı ve orduda hâkim sınıfına geçdi; Karaköse 1. Süvari Tümeni hukuk müşavirliğinde, Ankarada Millî Müdafaa Vekâleti Müsteşarlık Mahkemesi âzalığında, izmir Müstahkem Mevkii ve Balıkesir 2. Kolordu Kumandanlıkları mahâkim şubeleri müdürlüklerinde, istanbul 1. Örfî idare Kumandanlığı baş hâkimliğinde (2. şube müdürlüğünde), Millî Müdafaa Vekâleti Askerî Adalet Teftiş Kurulu Başkanlığında (bu kurulun ilk ve kurucu başkanı), istanbul Harb Akademileri kumandanlığı ve 1. Ordu kumandanlığı baş hâkimliklerinde bulundu.

1965 genel seçiminde Türkiye Köylü Millet Partisinin genel kurul adayı olarak Kütahya senatörü seçildi.

Nazire (Kaya) Hanım ile evlenmiş ve üçü kız biri erkek dört evlâd sahibi olmuşdur; kızlarından biri küçük yaşda vefat etmiş, Sühey-lâ Erkut yüksek iç imar, Leylâ Ünyeli evli ev kadım, oğlu Necdet Erkut bankacı - sigortacıdır.

Hâkim - General Cevdet Erkut kısa bir hastalığı müteakip 14 Kasım 1966 da vefat etti, Zincirlikuyu kabristanına defnedildi.

Almanca ve fransızca bilirdi. Fıtrî bir is-tidad ile güzel resim yapardı; dikkate değer yağlı boya tabloları bırakmışdır. Edebî dergi ve gazetelerde çıkmış hikâyeleri vardır. Çocukluğunun geçdiği imparatorluk Kümelisini çok iyi bilirdi ve oradaki Türk cemâatinin eriyiş acısını ve hicret perişanlığını çok derinden duymuşdu, hâtıralarını kalem diline vereceği sırada vefatı büyük kayıbdır.

Çok nâzik, çok çok terbiyelii, güzel bir yüze sâhibdi; o kadar asâletli vekaara sâhib

idi ki, sokağa sivil esvabla değil, pelâspare içinde bile çıksa görenler hiç tereddüd etmeden bu adam bir paşadır derdi.

ERMAN (Azmi Nihad) — «Gazeteci, muharrir; 1911 de Istanbulda doğdu; babasının adı Nihad, annesinin adı Süreyyâdır; Üsküdar Ittihad ve Terakki Numune mektebinde, Galatasaray Lisesinde okudu (1930); istanbul Üniversitesi iktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünü bitirdi (1950); 1935 - 1940 arasında ticâret ile uğraşdı ve muhasebecilik yapdı. .1941 de gazeteciliğe başladı ve uzunca bir zaman Yeni Sabah Gazetesinde çalışdı. Gazeteciler Cemiyeti, Gazeteciler Sendikası, Üsküdarı Güzelleştirme Cemiyeti üyesidir. Amatör fotoğrafçıdır; Aliye (Oğuzkurt) Hanımla evlidir; fransızca bilir; Yunanistan, italya, Fransa, ispanya ve Almanyaya gitmişdir. Yeni Sabah ve Ankara Akşam Haberleri ve Memleket gazetelerinde yirmibeş tereeme romanı yayın-lanmışdır.

Eyyub Sultan, Aşk Kampı, Hürriyet Zaferi isimli üç telif romanı vardır.» (Kim Kimdir Ansiklopedisi, 1962).

ERMAN (Ğelengüİ) — 1952 yılında Türkiye Güzellik Kraliçesi seçilmiş bir hanım; baba soyadı «Tayfuroğlu» dur; 1933 de Istanbulda doğdu; ilk tahsilini ailesinin vazife icabı bulunduğu Aydında yapdı, sonra Istanbulda Sainte Pulcherie fransız kız mektebinde ve Nötre Dame de Sion fransız kız lisesinde okudu, lisenin onuncu sınıfında sınıfta kaldı, o yıllık yakınlarının teşviki ile güzellik müsabakasına katılarak Türkiye Güzellik Kraliçesi seçildi ve tahsili terk ederek, bir sene kadar bir müessesede çalışdı! film prodüktörlerinden Hurrem Ermanla evlendi, kadınlığa yakışan vekaar ile ev hanımlığının huzuruna çekildi, biri kız, biri oğlan iki evlâd sahibidir.

1963 de Hürriyet Gazetesinin yazarlarından Bay Adnan Tâhire kraliçe seçildiği gecenin hâtırası olarak şunları söylemiş: «... Kork-dum ve biraz da heyecanlandım; bana güzellik kraliçesi tacını giydiren Burhan Felek Beyin (B.: Felek. Burhan) sözünü ise hiç unutamam — Ben sana kraliçelik tacını giydiriyorum, dikkat et, başkaları külah giydirmesin!., de-mişdi».

Bürhâneddin OLKER

ERMAN (Sâhir)

— 5202 —


İSTANBUL

ANSİKLOPEDİSİ

5203 —



ERMENİ, ERMENİLER


ERMAN (Sâhir) — İstanbul Hukuk Fakültesi profesörlerinden, avukat; 1918 de îs-tanbulda doğdu; İtalyan Lisesinde okudu (1930-1937), İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi (1942), Ceza Hukuku ve Usûlü Kürsüsü asistanı (1943), ayni kürsüye doçent (1950), ayni kürsüye profesör oldu (1960). Enise (Fidan) Hanjımla evlidir; Ahmed (doğ, 1944), Hasan (doğ. 1944) ve Yasemin (doğ 1957) a-dmda üç çocuğu vardır. Fransızca, İtalyanca, Lâtince bilir. Fransaya, Belçikaya, Isviçreye ve pek çok sefer İtalyaya gitmişdir. İstanbul Türk - İtalyan Dostluk Cemiyeti ve Anadolu Kulübü üyesidir.

Eserleri: «Nazarî ve Tatbikî Ceza Hukuku (1959; Prof. Sulhi Dönmezerle birlikde), «Sahtekârlık Cürümleri» (1956), «Hakaaret ve Sövme Cürümleri» (1950), «İzahlı Basın Kanunu» (1954), «Askerî Ceza Hukuku» (1956), «Hukuk Felsefesi Dersleri» (1950, terceme), «Devletler Hukuku» (1948, terceme), «İdare Hukuku» (1944, terceme).-

Bibi.: Kim Kimdir Ansiklopedisi

ERMAN (Verda) — Çağdaş kıymetli piyanist İstanbullu bir Türk kızı; hal tercemesi-ni elde edemedik; memleketimizde batı müziği üzerinde otorite bilinen bir dostumuz delâleti ile gönderdiğimiz mektuba cevab alamadık, mektubumuz eline geçmemiş de olabilir; değerli sanat münekkidi Selmi Andak'ın aşağıdaki satırlarını nakletmekle yetiniyoruz:

«Şehir Orkestrasının Cemal Reşid Rey idaresindeki ikinci konserinde Listzt'in mi bemol majör piyano konçertosunda ise genç virtüöz piyanist Verda Erman'ı dinlemek büyük kazanç. Zaten yabancı diyarlarda başarılar kazanan genç solistlerimizi yurdumuzda gereği kadar dinlemek fırsatını bir mevsim boyunca bile az buluyoruz. Müzik öğrenimini Parisde geliştiren ve 1963 yılı Marguerite Long yarışmasında «Paris Şehri» ödülünü kazanmış olan Verda Erman, Liszt'in konçertosunu gereken güçte ve dinamik tempoda çaldı. Parlak bir tekniği var. Verda Erman'ı dinleyiciler içten ve çoğunlukla alkışladılar.» (S. Andak, Cumhuriyet Gazetesi).

ERMAN AİLESÎ — Geçimini geceleri eğlence yerlerinde akrobatik gösterilerle sağla-

yan ve 1965 de İstanbul basınında adından bahsedilmiş bir aile; topluluğu baba ile on yaşında ikiz iki oğlancık teşkil ediyordu. Baba Namık Erman eski bir güreşçi, oğullarından Cihan akrobat, Saf aka da palyaço idi; havada 360 derecelik «Ölüm Perendesi» denilecek kadar tehlikeli perendeler atan Cihan gaayetle şirin, sevimli bir oğlancık idi; sahneye palyaço kılığında çıkan kardeşi ile bir ilk okula talebesi, her ikisi de okulda çalışkanlık ile tanın-mışdı; 1965 de bu topluluğa küçük kız kardeşleri Işık da katılmak üzere idi. Bibi: Hürriyet Gazetesi

ERMAN KARDEŞLER (Ayten ve Ay-şen) — Tiyatro sanatçısı iki aktris kardeş; büyüğü Ayten, İstanbulda doğdu, çocuk yaşında Avni Dilligil'in Çığır sahnesine girdi ve «Hep Çocuk Kalacağız» piyesinde önemli bir role çıkdı, aynı tiyatroda «Fidanaki»de oyna-dıkdan sonra Karaca Tiyatrosunda, Küçük Operada, Samsun Tiyatrosunda çalışdı ve aktör Şemsi Inkaya ile evlendi, en önemli oyunları «Şaşkın Komser» ve «Hissel Şayia» dır.

Küçüğü Ayşen de îstanbulda doğdu, ablasının teşviki ile sahne hayatına atıldı; Küçük Operada, Karaca Tiyatrosunda, İstanbul Tiyatrosunda, Ankara Meydan Sahnesinde, Kadıköy Özel Tiyatroda çalışdı, aktör Yılmaz Gruda ile evlendi, rol aldığı en önemli oyunlar «Ana Hanım, Kız Hanım» ve «Yediden Yet-mişe»dir.

Bu kardeş aktrislerin hayatı hakkında başka bilgi edinilemedi. (1968). Bibi.: Ses Mecmuası

ERMAN FİLM -- Sinema filmi şirketlerinden biri; 1948 de «Erman Kardeşler» adı altında Hurrem Erman tarafından Beyoğlun' Ğâ Hava Sokağında 7 numaralı binada kurulmuş ve 1955 de Alyon Sokağında 11/4 numaralı binaya nakledilmişdir, daha sonra şahsî bir müessese olmuş, adı «Erman Film» olara)* tescil edilmiş, bu isim de 1963-1964 arasında «Erman - Saner Film» şeklinde değiştirilmiş, 1964 de tekrar Erman Film'e çevrilmiş-dir.

Aktüalite kordelâlarla birlikde 1948 den 1965 yılına kadar çeşidli isimleri altında müessese 65 film çevirmişdir. Başhcaları oynayan artistlerin isimleri ile birlikde şunlardır:

1948

— Damga (Müessesenin ilk filmi) Sezer Sezin, Memduh Ün



1951

  • Tâhir ile Zühre
    Iraklılarla müşterek

  • Arzu ile Kanber
    İraklılarla müşterek

1961 -1962

- Sokakdan gelen kadın

Sevim Çağlayan, Ahmed Mekin

- Tatlı Günah

Ayhan Işık, Belgin Doruk

- Yavru Kuş

Göksel Arsoy, Muhterem Nur

- Düğün Alayı

Eşref Kolçak, B. Doruk


  • Bir demet yasemin
    G. Arsoy, B. Doruk

  • Gol Kiralı Cafer

Subhi Kaner, Serpil Gül, İsmail Dünbüllü

1962 -1963



  • Ayşecik ateş parçası
    Zeyneta Değirmencioğlu

  • Çifte nikâh

Ayhan Işık, Leylâ Sayar, S. Gül

- Afilli Delikanlı

İzzet Günay, S. Alışık, Gülsüm Kamu

- Zorlu Damad

A. Işık, Türkân Şoray


  • Küçükbeyin kısmeti
    A. Işık, T. Şoray

  • Aşkımın ilk baharı

L. Sayar, Efkan Efekan -Cafer çocuk hırsızı Ş. Kaner, S. Gül, Cin Ali

- Ayşecik canımın içi

Z. Değirmencioğlu, A. Işık, T. Şoray

1963-1964

- Ayşecik çıtıpıtı kız

Z. Değirmencioğlu ,Hülyâ Koçyiğit, S. Alışık

- Ayşecik fakir prenses

Z. Değirmenoioğlu, Muhterem Nur, E. Efekan

- Helâl olsun Ali Abi
'A. Işık, S. Alışık

Şaşkın Baba

A. Işık, H. Koçyiğit, Vahyi Öz, H. Kentmen

— Acı Aşk

T. Şoray, Ahmed Mekin, S. Alışık, E. Efekan

— Şıpsevdi

A. Işık, Ajda Pekkan, V. Öz

— Bomba gibi kız

Eşref Kolçak, Çolpan İlhan

— Korkusuz Kabadayı

E. Koçak, Ç. İlhan, Diler Saraç 1964 -1965

— Vurun Kahbeye

H. Koçyiğit, A. Mekin

— Öksüz Kız

Z. Değirmencioğlu, T. Şoray, Ediz Hun

— Turist Ömer

S. Alışık, V. Öz, Gülbin Eray

— Şaka ile karışık

S. Alışık, Piliz Akın, T. Şoray, İzzet Günay

— Ayşecik Cimcime Hanım

Z. Değirmencioğlu, S. Alışık, V. Öz

— Bir İçim Su

H. Koçyiğit, E. Hun, H. Kentmen

— Ayşecik Boş Beşik

Z. Değirmencioğlu, Muzaffer Akgün, V. Öz

— Nazar Değmez İnşallah

İ. Günay, H. Koçyiğit, S. Alışık

— Günahsız Kaatiller

Tamer Yiğit, Semra Sar, Ekrem Bora

— Arslan Marka Nihad

H. Koçyiğit, 1. Günay, H. Kentemen


Yüklə 5,06 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   76




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin