Kur'an'ı Tanıma metodu ve fatiha sure'SİNİn tefsiRİ



Yüklə 0,71 Mb.
səhifə23/30
tarix08.01.2019
ölçüsü0,71 Mb.
#93384
1   ...   19   20   21   22   23   24   25   26   ...   30

şİrk ve tevhİd


Burada şunu da hatırlatmalıyız ki tevhid şirkin karşıtıdır. Ortaklık anlamına olan şirk kelimesi ile müşareket kelimesi aynı kökten türemiştir. Hz. Musa (a.s) Kur’an’ı Kerim'de Allah'tan bazı şeyler istemiştir. Onlardan biri şudur: "Risaleti tebliğ etmede Harun'u bana şerik kıl."

Ortaklığın manası, insanın Allah'tan başkasını Allah'a şerik koşması mıdır? Yani, bir anda iki mabuda ibadet etmek midir? Buna göre insanın Allah'a değil de Allah'tan başka bir varlığa ibadet etmesi şirk değil midir?

Kur'an-ı Kerim, Sebe kavmi hakkında şöyle buyurmuştur: Hüdhüd kuşu Süleyman'a dedi ki: "Sebe’den sana yakin bir haber getirdim. Orada, onlara bir kadının hükümdâr olduğunu gördüm; kendisine her şey verilmiş ve bir de çok büyük tahtı var. Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder buldum..."

Güneşe tapan ve güneşten başka bir şeye ibadet etmeyen bu insanlar bir tek mabuda ibadet ettikleri için müşrik değiller mi?

Kur'an açısından şirk sadece iki şeye tapmak değil; Allah yerine Allah'tan başkasına tapmak da şirktir. Çünkü Kur'an'a göre bütün varlıkların Allah'a ibadet etmeleri gerekir. Eğer biri Allah'a ibadet edeceği yerde Allah'tan başkasına ibadet ederse, ibadette Allah'a ortak koşmuş olur. Bu yüzden batıl mabuttan başka bir şeye ibadet etmeyen mesela, güneşe tapan ve bundan başka bir şeye tapmayan biri de müşrik sayılır.

“Takva sahiplerinden olun.”

Takva hakkındaki konuşmalarımızda bu konudan etraflıca bahsetmiş bulunuyoruz. Ancak, bu ayet hakkında şunu belirtmek zorundayız ki, bu ayet takvayı, tevhidin sonucu olarak zikretmiştir. Takva nasıl tevhidin sonucu olur? Şimdi bunu araştırmak istiyoruz.

Takva (Veka) kelimesinden türemiş olup, korumak anlamına gelir. Ve bu da nefsi arındırmayı gerektirir. Önceden de bahsettiğimiz gibi, Kur'an ve Ehl-i Beyt hadislerinden de anladığımız üzere takvanın da iman gibi birkaç derece ve aşaması vardır.

Temiz ve pâk bir inanç, temiz bir ortam ister. Yani, toprağa ekilen bir buğday tohumunun yeşerip büyümesini istersek o toprak ekin için elverişli olmalıdır. Doğru düşüncelerin gelişmesi için de temiz ve sağlıklı bir ruh gerekir. Temiz bir düşünce temiz olmayan bir ruhta bulunursa o ikisi arasında savaş başlar ve nihayet ya ruh teslim olur ve temizlenir ya da ruh galebe eder; ve sonuçta da o fikir ve düşünce kaybolup gider.

Bakara suresinin başında Kur’an’ı Kerim şöyle buyurmuştur: “Bu kitap takvalılar için hidayet kitabıdır.” Bu takvadan maksat herkesin fıtratında olan ve onunla dünyaya gelen takvadır. Kur’an’ın hidayeti takvanın bu merhale ve derecesini korumuş olan kimselere şamil olur, ama takvayı koruyamayıp pisliklere bulaşan kimseler artık hakkın kelamını kabul etmezler.

Kur’an’ı Kerim, konumuz olan ayette buyuruyor ki, eğer insan Allah'a ibadet ederse, ruhunun temizliği artar, doğru ve temiz inançları daha iyi kabul eder, temiz ve iyi işler yapar

“Öyle bir Allah’tır ki size yeryüzünü döşek kılmıştır, gökyüzünü tavan. Gökten yağmur yağdırır; o yağmurla meyveler yetiştirir. Sizi rızıklandırır. Onun şeriki var demeyin, zaten olmadığını bilirsiniz de”

İnsan Allah'ı tanıdıktan sonra O’na nasıl tapmaz? Halbuki Allah'ın rububiyetinin ayet ve mazharlarını bu alemde görmektedir. Sizin dinlenmeniz için bir döşek şeklinde yaratılan bu yeryüzü tesadüf sonucu mu var oldu? Yoksa bunu Allah mı yarattı? Başınızın üstünde bir tavan gibi görünen gökyüzü ve asılı durup kandil şeklinde parlayan yıldızlar nasıl var olmuştur? Gökyüzünde beliren ve daha sonra yağmur olup yeryüzüne inen bulutlar, rengârenk bitkilerin yeşermesine sebep olur ve daha sonra çeşitli meyveler yetişir. Bunların tümü kendi kendine mi var olurlar, yoksa onların yaratanı mı var ve belirli bir nizam doğrultusunda mı onları yaratır?

Evet, her türlü hayır, ihsan ve rahmeti var eden böyle bir yaratıcıya ibadet etmek gerekir. O halde, ne faydası ve ne de zararı olan bir taşa tapmak niye, başka bir insana tapmakla esir durumuna düşmek niye?

Sadece, Allah'a tapmak özgürlük getirir. O'na tapmak özgürlüğün özüdür.

Hafız, şiir diliyle bunu şöyle ifade ediyor:

.......... ........ .......... ......... ........ ........ .......

Kemendine bağlı olmak tam özüdür kurtuluşun

(23) “Kulumuza indirdiğimiz Kur'an'da şüpheniz varsa ona benzer bir sure getirin, doğrulardansanız Allah'tan başka tanıklarınızı da çağırın.”

(24) “Bunu yapmazsanız, kesin olarak da yapamazsınız ya, sakının odunu insanlarla taşlar olan ve kafirlere hazırlanan ateşten.”

Kur’an’ı Kerim bu ayetlerde Kur’an’ın mucize olduğu konusunu ele almış ve insanları mücadele ve mübarezeye davet etmiştir. Diyor ki: Eğer Kur’an’ı, insanların yazdığı kitaplar gibi görüyorsanız siz de onun gibi bir kitap getirin.

Kur'an, bu ayette sadece muhataplarını mübarezeye davet etmiştir, ama İsra suresinde aynı konuyu öyle bir şekilde ele almıştır ki artık muhataplar sadece Peygamberin zamanındaki Araplar veya o dönemdeki insanlar değil; bütün çağ ve zamanlardaki insanların hepsine hitap edip onları mübarezeye davet etmiştir ve hatta insanların yanı sıra cinlere de hitap etmiştir. İsra suresinde Kur'an şöyle buyurmuştur:

"De ki insanlar ve cinler, bu Kur'an'ın bir benzerini meydana getirmek için bir araya gelseler bir benzerini meydana koyamazlar, hatta bir kısmı bir kısmına yardım etse bile."112[112]

Bu gibi ayetler iki hakikati beyan etmektedir. Biri, mucizenin alemde var oluşu, diğeri de Kur'an'ın mucize oluşudur. Kur'an açısından bunların hiçbirinde şüphe edilemez.


KUR'AN'IN MUCİZE OLDUĞUNU İNKÂR ETMEK


Günümüzde bazı kimseler, Kur’an’ı gönülden kabul etmek istedikleri halde mucizenin felsefesini idrak edemedikleri için onun mucize olduğunu inkar ediyorlar veya alemde mucizenin olmadığını savunuyorlar. Bunlar Kur'an'da zikredilen denizin ikiye ayrılması ve Musa'nın (a.s) asasının ejderha olması gibi mucizeleri bile tabii manalara tevil etmişlerdir. Bu da Kur’an’ı inkar etmekten başka bir şey değildir. Kur’an’ı Kerim birçok ayetlerde geçmiş peygamberlerin mucizelerini nakletmiştir.

Şimdiki konumuz olan ayetlerde evvela mucizenin varlığını ispat edilmiş ve ikinci olarak da Kur'an'ın ilahi mucizelerden biri olduğu açıklanmıştır. Kur'an'ı Kerim, daima vicdanlı kulları düşünmeye davet etmiştir, bizim vazifemiz ise bu davete icabet etmek ve düşünülmesi gereken konuları düşünmektir. Bu konulardan biri de Kur’an’ın mucize olduğudur, bu konu üzerinde düşünmemiz ve İslami öğretilerin en büyük sırlarından olan mucizenin sırrını çözmemiz gerekir. Bu konunun açıklık kazanması için, ilk olarak "mucize" kelimesini ele alıyoruz.



Yüklə 0,71 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   19   20   21   22   23   24   25   26   ...   30




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin