TüRKÇE Özne (İşi yapan, üstlenen)

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 1.32 Mb.
səhifə8/15
tarix22.01.2019
ölçüsü1.32 Mb.
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   15
Parti Dönemi" denir.

ORDUNUN SİYASETTEN AYRILMASI

3 Mart 1924'te kabul edilmiş bir yasayla hükümette yer alan Genel Kurmay Başkanlığı siyaset dışına çıkarılmış, 19 Aralık 1924'te alınan bir kararla, askerlerin görevleri devam ederken milletvekili olamayacaklarına dair yasa kabul edilmiştir.



2. TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI (17 KASIM1924)

17 Kasım 1924'te Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay, Adnan Adıvar gibi isimler bir araya gelerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurduklarını ilan etmişlerdir. Türkiye'nin ilk muhalefet partisidir.

Parti programında ülke yönetiminde merkeziyetçilik, ekonomide liberalizm ve din düşüncesi ve inançlara saygı ilkeleri yer alır.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Şeyh Sait İsyanı'nı kışkırtmış olma ihtimalinden dolayı 3 Haziran 1925'te kapatılmıştır.



ŞEYH SAİT İSYANI (13 ŞUBAT 1925)

Şeyh Sait İsyanı 13 Şubat 1925 günü başlamıştır. İsyancılar önce Genç'i daha sonra Muş, Çapakçur, Elazığ, ve Palu'yu ele geçirdiler. 7 Mart'ta Diyarbakır'ı kuşattılarsa da başarılı olamamışlardır.



-TARIH-

57


Daha sonra ordu birliklerinin olaya hakim olmasıyla isyan hareketleri gerilemeye başladı. Şeyh Sait ve isyanın elebaşları 15 Nisan'da ele geçirildi. Ancak isyanın bastırılması Mayıs ayı sonunu bulmuştur.

Sebepleri:

» Musul'u Türkiye'ye bırakmak istemeyen İngilizlerin Şeyh Sait'i desteklemeleri.

» Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının mevcut yönetimi eleştirmesi.

» Şeyh Sait'in "Din elden gidiyor" diyerek rejimi ortadan kaldırıp saltanat ve halifeliği egemen kılmak istemesi.

Sonuçları:

» Ali Fethi Okyar Hükümeti isyanı bastıramadığı için istifa etti. Yerine İsmet Paşa Hükümeti kuruldu.

» Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştır.

» İlk Çok Partili hayata geçiş denemesi başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

» Ayaklanma bastırılmış isyancılar cezalandırılmıştır.

» Türk ordusu yıpranmış ve zor duruma düşmüştür. İngilizler Musul meselesinde avantaj elde etmişlerdir. Musul'un kaybedilmesine yol açmıştır.

» Şeyh Sait isyanı cumhuriyet rejimine yönelik bir isyandır.

ftilgiNotu J

Tarihimizde üç kez İstiklal Mahkemesi kurulmuştur.


  1. Ayaklanmalar sırasında Hıyanet-i Vataniye
    Kanunu'nu uygulamak için

  2. Sakarya Savaşı sırasında Tekalif-i Milliye
    Kanunu'nu uygulamak için

  3. Şeyh Sait İsyanı sırasında Takrir-i Sükûn

ATATÜRK'E SUİKAST GİRİŞİMİ

Mustafa Kemal Atatürk, Türk İnkılabını gerçekleştirmede emin adımlarla ilerlerken, Atatürk ve onun eserlerine karşı olanlar siyasi yoldan mücadeleye girişerek, Türk inkılabına darbe vurmak, gelişme ve ilerlemesini önlemek istediler.

Mustafa Kemal Atatürk'ü ortadan kaldırmak için planlar yapmaya başladılar. Atatürk'ün 7 Mayıs-15 Haziran 1926 tarihleri arasında yapacağı Batı Anadolu gezisi sırasında ona İzmir'de bombalı bir suikast düzenleyeceklerdi. Atatürk, İzmir gezisini 16 Haziran'da yapacaktı. Ancak gezi bir gün gecikti. Fakat suikast planının haber alınması üzerine suikastçılar yakalandılar. İzmir'de kurulan istiklal mahkemelerinde yargılandılar ve çeşitli cezalara çarptırıldılar. Böylece rejim karşıtlarının bu çabaları da boşa çıkmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, bu suikastla ilgili olarak şunları söylemiştir.



"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuhyeti ilelebet payidar kalacaktır. Türk Milleti emniyeî ve saadetini sağlayacak prensiplerle medeniyet yolunda îereddütsüz yürümeye devam edecektir."

3. SERBEST CUMHURİYET FIRKASI (12 AĞUSTOS1930)

Mustafa Kemal Paşa'nın önerisiyle Fethi Okyar Bey tarafından kurulmuştur. Türkiye'nin üçüncü siyasi partisidir ve ikinci muhalefet partisi özelliğine sahiptir. Parti programında; ekonomide liberalizm; Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, laiklik ilkelerine bağlı kalınması; seçimlerin tek dereceli olması ve kadınların siyasi haklardan yararlanması ilkeleri yer alıyordu.



Kuruluş Sebepleri

» Ekonomik bunaiımın Türkiye'yi etkilemesi

» Hükümetin mecliste tek parti olduğu için denetlenememesi

» Çok partili hayata yeniden geçmek ve demokrasiyi tam olarak hayata geçirmek.

Amacından uzaklaşması üzerine açıldıktan birkaç ay sonra kapatıldı.

MENEMEN OLAYI (23 ARALIK1930)

Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasından sonra Derviş Mehmet kendi fikrindeki kişilerle Menemen'de ayaklanma çıkarmıştır. Ayaklanmanın amacı dini kurallara dayalı bir düzen kurmaktı.

Olaya ilk müdahale eden yedek Subay Kubilay isyancılar tarafından öldürülmüştür. Ordu Menemeni kuşatmış, çevrede sıkı yönetim ilan edilmiş, isyancılar İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanmışlardır.

58-

-GENEL YETENEK GENEL KÜLTÜR DERGİSİ-


Şeyh Sait İsyanı ve İzmir Suikastı'nda olduğu gibi Menemen İsyanı'nda da Cumhuriyet düşmanlarının faaliyetleri bir kez daha önlenmiştir. Fakat bu olaylar Türkiye'de çok partili demokrasinin uygulanmasını geciktirmiştir.

1924 ile 1938 yılları arasında meydana gelen isyan ve ayaklanmalar:


  1. Nasturi Ayaklanması -> 12- 28 Eylül 1924

  2. Şeyh Sait Ayaklanması ->13 Şubat- 31 Mayıs 1925

  3. Raç Kotan ve Roman Tedip Harekatı—>9-12 Ağustos
    1925

  4. Sason Ayaklanması->1925-1937

  5. Birinci Ağrı Ayaklanması -»16 Mayıs -17 Haziran
    1926

  6. Koçuşağı Ayaklanması—>7 Ekim- 30 Kasım 1926

  7. Mutki Ayaklanması ->26 Mayıs-3 Ağustosi 927

  8. İkinci Ağrı Ayaklanması ->13-20 Eylül 1927

  9. Bicar Tenkil Harekatı—>7 Ekim-17 Kasım 1927

  10. Asi Resul Ayaklanması -^22 Mayıs- 3 Ağustos 1929

  11. Tendürük Harekatı-^14- 27 Eylül 1929

  12. SavurTenkil Harekatı-^26 Mayıs- 9 Haziran 1930

  13. Zeylan Ayaklanması —»Haziran- Eylül 1930

  14. Osamar Ayaklanması^ 16Temmuz-10 Ekim 1930

  15. Üçüncü Ağrı Harekatı—^7-14 Eylül1930

  16. Pülümür Harekatı-^8 Ekim-14 Kasım 1930

  17. Menemen Olayı -^23 Aralık 1930

  18. Tunceli (Dersin) Tedip Harekatı^i 937-1932

4.DEMOKRATPARTİ(1946)

Cumhuriyet Halk Fırkası 1945'e kadar ülkeyi tek başına yönetmiştir. Tek partinin sorunları çözmede yetersiz kalması üzerine bir grup CHP'den ayrılıp Demokrat Parti'yi kurmuştur. Kurucuları; Adnan Menderes, Celal Bayar, M. Fuat Köprülü ve Refik Karaltan'dır.

1946'da muhalefet olarak meclise girmiş, 1950'de seçimleri kazanarak iktidar olmuştur. Böylece Türkiye'de çok partili hayata geçilmiş oldu.

İNKILÂPLAR

İnkılap mevcut düzenin bir halk hareketi ile değiştirilip yerine yeni bir düzen kurulmasıdır.

Atatürk'e göre inkılap; 'Türk Milleti son asırda geri bırakılmış müesseseleri yıkarak yerine, milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseseleri koymuş olmaktır."

Türk İnkılabf nın amaçları;

- Toplumsal eşitliği sağlamak




  • Demokrasinin Türkiye'de yerleşmesini
    sağlamak

  • Türk kültürünü geliştirmek

  • Laik devlet anlayışına geçmek

A- HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILÂPLAR

Hukuk kuralları toplum yaşayışını düzenler. Fertlerin huzur ve güven içerisinde yaşamasını sağlar. En gelişmiş toplum düzeni olan devletlerde fertler arasındaki ilişki, modern hukuk kurallarının uygulanmasıyla arzu edilen seviyeye ulaşır.

Yeni Türk devletinin kurulmasıyla birlikte başlayan batılaşma hareketi zorunlu olarak devlet, cemiyet ve hukuk hayatında laikliği temel prensip olarak öngörmüştür.

Medeni Kanun'un Kabulü (17 Şubat 1926)

Osmanlı Devleti'nde 19. yy.da ihtiyaçlar artınca İslam Hukuku'nun medeni hukuk kuralları bir araya getirilerek "Mecelle" adı altında toplanmıştı. Mecelle yeni medeni kanun kabul edilene kadar yürürlükte kaldı.

Medeni Kanun 17 Şubat 1926'da TBMM'de kabul edilmiş, 6 Ekim 1926'dayürürlüğe girmiştir.

Medeni Kanun'un kabûlü ile;

» Mirasta kız ve erkeğin eşit pay almaları

sağlanmıştır. >> Resmi nikah zorunlu hale getirilmiştir.

Böylece evlilik devlet kontrolü altına

alınmıştır. » Boşanma hakkı düzenlenmiştir ve kadınlara

da bu konuda haklar tanınmıştır. » Kadın ve erkek arasında ekonomik ve sosyal

alanlarda eşitlik sağlanmıştır. » Tek eşle evlilik zorunluluğu getirilmiştir. » Patrikhane ve konsoloslukların yargı yetkileri

sona ermiştir. >> Türkiye'de hukuk birliği sağlanmıştır.



Hukuk alanında yapılan diğer yenilikler;

1809 tarihli İtalyan Ceza Kanunu'ndan alınan ceza kanunu 1 Mart 1926 tarihinde kabul edilmiştir. 3 Mart 1926'da kabul edilen bir kanunla yargı organlarının bağımsızlığı ve halkın çıkarları



-TARIH-

59


gözetilmeye çalışılmıştır. Alman Ceza Kanunları Türkiye şartlarına uygun hale getirilerek Ceza Mahkemeleri Usul Kanunu hazırlanmıştır. Bu kanun 20 Nisan 1929'da yürürlüğe girmiştir.

Alman ve İtalyan kanun ve eserlerinden yararlanılarak hazırlanan kara ticareti ile ilgili kısım 29 Mayıs 1926'da deniz ticaretiyle ilgili kısım ise 15 Mayıs 1929'da yürürlüğe girmiştir.

24 Nisan 1929 yılında İsviçre'den alınan İcra ve İflas Kanunu faydalı olmaması nedeniyle 30 Haziran 1932'de yeniden düzenlenerek kabul edilmiştir.

BilgiNotuf

1930'da çıkartılan Belediye Kanunu ile kadınlara belediye meclisine üye seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

5 Aralık 1934'te ise Türk kadınına milletvekilliği seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

C- EĞİTİM VE KULTUR ALANINDA YAPILAN İNKILÂPLAR

Osmanlı Devleti'nde özellikle XVII. yüzyıldan itibaren eğitim sisteminde büyük bir yozlaşma başlamıştır. Okullarda teknik bilgilerin öğretilmesi gözardı edilmiş ve teknik alanlarda gelişmelerin önüne geçilmiştir. Sonunda, bu alanlarda düzenlemeler yapmak amacıyla Avrupa'dan teknik adamlar ve subaylar getirtilmek zorunda kalınmıştır.

XIX. yüzyıla gelindiğinde toplumun genelinde eğitim seviyesinin çok düşük olduğu görülmüş ve düzenlemelere gidilmiştir. Fakat başarı sağlanamamıştır.

Yeni Türk Devleti'nde eğitimin sisteminin birleştirilmesi, eğitimin devlet denetimi, gözetimi altında yapılması, yeni nesillerin sağlıklı yetişmesi ve inkılapların teminat altına alınması için şarttı. Üstelik yeni Türk Devleti'nin temel yapısının laikliğe dayalı olduğu daha başlangıçta ortaya konmuştu. Bu sebeple laiklik ilkesini devletin temel direği haline getirmek yolunda dine dayalı eğitim sisteminin de ortadan kaldırılması zorunluydu.



Eğitim Alanlarındaki İnkılapların Amaçları

a. Laik çağdaş eğitimi sağlamak

b. Eğitimde birliği sağlamak

c. Bilimsel eğitimi yaygınlaştırmak

d. Eğitimi millileştirmek

e. Eğitim alanında eşitlik sağlamak

f. Her alanda teknik eleman yetişmesini sağlamak

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)

Öğretim birliğini sağlamada gecikmenin meydana getireceği zararlar büyük olacağı için 3 Mart 1924 tarihinde "Tevhid-i Tedrisat Kanunu" çıkartıldı. Bu kanunla;

» Azınlık okullarında ve yabancı okullarda dini ve siyasi amaçlı eğitim verilmesi yasaklandı.

» Öğretim birleştirilerek bütün eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı.

» Medreseler kapatılarak laik eğitim anlayışı etkili hale geldi.

>> Yabancı okullardaki Türkçe, Tarih, Coğrafya ve Felsefe grubu derslerinin Türk öğretmenler tarafından Türkçe olarak okutulması sağlandı.

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun Çıkarılması (2Mart1926)

2 Mart 1926'da "Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun" kabul edildi. Bu temel kanunla, öğretimin birleştirilmesi ilkesi ışığı altında eğitim işleri düzenlendi. Devletin izni olmadan hiçbir okulun açılamayacağı belirtildi. Çağdışı bütün dersler programlardan kaldırıldı.



Millî Eğitimin Genel Amaçları ve Temel İlkeleri

Türk Eğitimin Amaçları:

» Türk Milletini, medeniyet yarışında en ileriye

götürmek » Gençleri Türk Milletini yüceltecek şekilde

yetiştirmek >> Atatürk ilkelerine bağlı vatandaşlar

yetiştirmek » Bedence ve ruhça sağlıklı bir gençlik

yetiştirmek » Ülkenin ihtiyacı olan hizmet ve sanat

adamlarını yetiştirmek » Bir üst okula öğrenci hazırlamak

Eğitim ve Öğretimin İlkeleri:


  • Öğretiminin millî olması

  • Öğretimin bir bütün olması

  • Öğretimin bilim ve tekniğe dayanması

  • Laiklik

  • Karma eğitim ve öğretim ilkesi

60-

-GENEL YETENEK GENEL KÜLTÜR DERGİSİ-


Harf İnkılâbı (1 Kasım1928)

Öğretimi zorlaştıran en önemli faktör, Türkçenin Arap alfabesi ile yazılmasıydı. Latin alfabesi, Türk dilinin yazılması ve okunması için en elverişli harfleri taşıyordu. 1 Kasım 1928'de Yeni Türk Harfleri Hakkındaki Kanun yürürlüğe girdi. Latin harflerinin kabulüyle;

>> Batılılaşma ve çağdaşlaşma yolunda önemli bir adım atıldı.

» Okuma yazma oranı hızla arttı. Milli Mekteplerin Açılması (1928)

Yeni Türk Devleti'nin en büyük çabalarından biri herkese okuma-yazma öğretilerek bilgisizliğin ortadan kaldırılması alanında gerçekleşmiştir. Bu amaçla Millet Mektepleri (1928) ve Halkevleri(1932) açılmıştır.

Eğitimle ilgiii diğer inkılaplar:

» 1924 yılında bir devreli liselere "orta mektep" denilmeyebaşlandı.

» 1936'da Eğitmen Kursları, 1937'de Köy Eğitim Yurtları öğretmen yetersizliğinin çözülmesinde büyük yarar sağladılar.

» 1933 yılında "İstanbul Üniversitesi'nin Kurulması Hakkında Kanun" çıkarıldı. Bu kanun "darûlfünun"u kaldırıyordu. Yerine yeni "Üniversite" kuruyordu.

>> Cumhuriyet döneminde açılan ilk yüksek okul "Ankara Hukuk Mektebi'dir."(1925)

TürkTarih Kurumunun Kurulması (1931)

Türk milletinin tarihteki köklerini, Türklerin dünya medeniyetine kazandırdığı unsurları ortaya çıkartıcı çalışmalar yapmak amacıyla 12 Nisan 1931 tarihinde 'Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti" kurulmuştur. (Bu kuruluş 1935 yılında Türk Tarih Kurumu adını almıştır) Bu kuruluş yaptığı milli ve milletlerarası kongrelerde Türk Tarih görüşünü geliştirmeye ve bütün dünyaya açıklamaya çalışmaktadır.



Türk Dil Kurumunun Kurulması (1932)

Türk dili araştırmaları yapmak amacı ile, şimdiki "Türk Dil Kurumu" olan "Türk Dili Tetkik Cemiyeti"ni 12 Temmuz 1932'de kuruldu. Türk Dil Kurumu'nun kurulmasıyla;



  • Türkçenin bir bilim dili olarak gelişmesini
    sağlamak




  • Türkçenin zenginliğini ortaya koymak

  • Konuşma ile yazı dili arasındaki farklılıkları
    ortadan kaldırmak gibi amaçlar hedeflemiştir.

Güzel Sanatlar İnkılâbı: Müzik:

1924 yılında Ankara Musiki Muallim Mektebi kurulmuştur.

1930'dan sonra İstanbul Belediyesi Konservatuarı açılmıştır.

1935'te Ankara'da Milli Musiki ve Temsil Akademisi kurulmuştur.



Tiyatro: Tiyatro Meslek Okulu açılmıştır.

Resim, Heykel Süsleme: 1937'de Resim ve Heykel Müzesi açılmıştır.

Maarif Vekaleti bünyesinde Sanayi-i Nefise Müdürlüğü kurulmuştur.



D- TOPLUMSAL ALANLA İLGİLİ İNKILÂPLAR Kılık- Kıyafet Alanındaki İnkılaplar

Osmanlı toplumu farklı dinlere mensup milletlerden oluştuğu için belli bir kıyafet birliği de yoktu.

Osmanlı padişahları zaman zaman birliği sağlamak için düzenlemeler yapmışlardır. II. Murat döneminde 11k-Kıyafetteki ayrıcalıklara son verebilmek için memurların ceket, pantolon ve fes giymeleri zorunlu hale getirildi. II. Abdülhamit zamanında ise fes dinin bir simgesi haline geldi. Atatürk kılık kıyafette de bir değişikliği ön görüyordu. Bu amaçla 25 Kasım 1925'te "Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanun" kabul edildi. 1934'te yapılan Kanuni düzenlemelerle de din adamlarının görev alanları dışında dini kıyafetlerle dolaşması yasaklandı.

Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım1925)

"Efendiler ve ey millet, biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti Şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tahkatıdır."

Osmanlı Devleti'nin başlıca din kurumları tekke ve zaviyelerdi. İslam'da çeşitli dini düşünce akımları mevcuttu. Bu akımlara Tann'ya ulaşmada tutulan yol anlamında "tarikat" adı verilirdi. Çeşitli tarikatlar "Tekke" denilen kuruluşlarda faaliyet gösteriliyordu. Tekkelerin daha küçük olanlarına Zaviye adı verilirdi. Zamanla bu kurumlar çağın dışında kaldı. Sayıları oldukça artan tekke ve zaviyeler dini



-TARIH-

61


sömürü merkezleri haline geldi. 30 Kasım 1925'te çıkarılan bir kanunla tekke ve zaviyeler kapatıldı.

Takvim, saat, ve ölçülerde değişiklik yapılması

Avrupa'nın kullandığı miladi takvim artık milletlerarası bir takvim olmuştu. Bu nedenle resmî devlet işlerinin ve resmi olmayan sosyai yaşayışın milletler arası ölçülere uydurulması için kanuni düzenlemeler yapılmaya başlandı. 1925 yılında hicri ve rumi takvimler bırakılarak milletlerarası miladi takvim; ezanî ve vasatî saatler bırakılarak, gece yarısından başlayan 24 saatlik günlük zaman ölçüsü kabul edilmiştir.

1928 yılında Arap rakamları bırakılarak milletlerarası rakamlar kabul edildi. 1931 yılında da arşın, okka, enzade gibi bölgelere göre değişen ağırlık ölçüleri yerine; dünyanın yaygın olarak kabul ettiği ölçüler kabul edildi. Böylece iç piyasadaki alışverişlerin daha sağlam esaslar üzerine oturtulması sağlandı.

DilgiNotu j

Milletlerarası rakamlar ve ölçülerin kabul edilmesi, milletlerarası ekonomik ve ticari ilişkilerimizde büyük bir kolaylık getirdi.



Hafta Tatilinin Kabul Edilmesi

İslam geleneğine uygun olarak Cuma günleri tatil sayılıyordu. Medeni hayat ile aramızdaki bu kopukluğu kaldırmak, ekonomik ve politik hayatın daha yararlı ve uyum içinde devamını sağlamak amacıyla, 1935 yılında Pazar gününü resmi tatil kabul eden bir kanun çıkartıldı. Böylece Türk devletinin ve Türk milletinin medeni memleketlerle ortak yaşaması ve çalışması sağlandı.



Soyadı Kanunu'nun Kabulü

Osmanlı toplumunda soyadı kullanılmıyordu. Kişiler ya babalarının adıyla ya da doğdukları yerlere göre anılmaktaydılar. Ayrıca ailelerin de belirli bir adı olmadığından, evlilik kurumu adsız idi. Bütün bunlar kişilerin birbiriyle, devletle olan ilişkilerinde, askerlik işlerinde, ekonomik ilişkilerde sorunlar yaratıyor, karışıklığa neden oluyordu. 21 Haziran 1934 yılında Soyadı Kanunu kabul edilerek, herkesin öz adı yanında bir de soyadı taşıması zorunluluğu getirildi.

Aynı yıl çıkarılan bir kanun "ağa, hacı, hafız, hoca, molla, efendi, bey, beyefendi, hanım, hanımefendi, paşa, hazretleri" gibi eski toplum yapısını yaşatan unvanların kullanılmasını da yasakladı. Soyadı Kanununa uygun olarak TBMM, Gazi Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadını verdi.

C3

a:

ÜJ

Q

€O İfh



E- EKONOMİK ALANDAKİ GELİŞMELER

Türk Milli Mücadelesi maddi imkansızlıklar içinde kazanılmış bir zaferdir. Türkiye'nin hür ve bağımsız yaşayabilmesi ve güçlü bir devlet olabilmesi için ekonomik kalkınmasını sağlaması gerekmektedir. Ekonomi alanında yapılan inkılaplar şunlardır.



li Ekonominin Kurulması

Yeni Türk Devleti kurulduğunda Türkiye'de sanayi hemen hemen yok gibiydi. Ekonominin zaten az olan bütün kaynakları savaşların etkisiyle tamamen tükenmişti. Atatürk; bütün dünyada olduğu gibi memleketimizde de en başta bulunan önemli işimiz ekonomidir." diyerek ekonomik alanda çalışmalar başlattı.



İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)

Milli ekonominin amaçlarını ve bu amaçlara ulaşmada izlenecek yöntemleri kararlaştırmak için 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplanmıştır. Kongrede Misak-ı İktisadi (Ekonomik And) kabul edildi. Buna göre, Türk Milleti savaşarak elde ettiği bağımsızlığından asla ödün vermeyecekti. Siyasi bağımsızlık gibi ekonomik bağımsızlık da esastır. Bu esaslar dahilinde yapılacak çalışmalar belirlendi.



Alınan Kararlar

  • Üreticinin, milli sanayinin, ihracatın
    korunması ve teşvik edilmesi ile ilgili tedbirler

  • Borsanın millileştirilmesi

  • Ticaret alanında bir bankanın kurulması

  • Hava ve deniz ulaştırmacılığının geliştirilmesi

  • Çiftçilerin kredi şartlarının kolaylaştırılması




BilOİNotu/

Kongredeki en önemli karar, büyük devletlerin ekonomik buyruğuna girmeden, kendi çabamız ve öz kaynaklarımızla kalkınmamız gerektiği öngörülmüştür.



Sanayi Alanında Yapılan Yenilikler

Sanayileşme ekonomik kalkınmanın başlıca unsurudur. Halbuki Osmanlı Devleti'nde kapitülasyonlar sanayileşmeye asla izin vermemişti. Kurtuluş savaşı bittikten sonra Türkiye'de sanayi adına hiçbir önemli kuruluşun bulunmadığı görüldü.



62-

-GENEL YETENEK GENEL KÜLTÜR DERGİSİ-


Teşviki Sanayi Kanunu'nun Çıkarılması (28 Mayıs 1927)

Cumhuriyet döneminde, kalkınmada sanayileşmenin önemi kavrandığından Teşviki Sanayi Kanunu çıkarıldı. 1927 yılında kabul edilen bu kanun, on beş yıl süre ile yürürlükte kalmak üzere çıkarıimıştı. Sanayi için kabul edilen koruyucu tedbirlerin bu süre içinde yeîerli etkiyi yaratması bekieniyordu. Kanun, özel kesimde oluşacak sermaye birikimine devlet desteği sağlayarak sanayileşmeyi gerçekleştirmek amacını taşıyordu.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   15
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə