ÜÇÜNCÜ fasilarafat ve müzdeliFE'de telbiYE



Yüklə 0,56 Mb.
səhifə1/19
tarix27.12.2018
ölçüsü0,56 Mb.
#86768
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   19

ÖNSÖZ

Dünya düzenini sağlamak ve ahiret saadetine ulaştırmak için Sevgili Peygamber'i vasıtasiyle bizlere Kur'an-ı Kerim'i indiren Allahu Teala'ya sonsuz hamd ü senalar ederim. Mübarek sözleriyle Kur'an-ı Kerim'in mücmelini açıklayan ve güzel hareketleriyle bizlere örnek teşkil eden Hz. Muhammed Aleyhisselam'a ve O'nun Al ve Ashabına salat ve selam ederim.

Bundan sonra bilmiş ol ki, dinimizin iki ana kaynağı vardır. Bunlardan biri Kur'an-ı Kerim, diğeri de O'nun açıklaması olan Hadis-i Şeriflerdir. Her ne kadar Allah Kelamı'na başka bir şeyin karışamayacağı yine Kur'an lisaniyle bildirilmiş idiyse de, bir ihtiyati tedbir olarak Resul-i Ekrem, hadislerinin yazılmasına müsaade etmemişti. Bununla beraber hariçte olanlara duyurulması için bazı müsaadeleri de vardır. Sahabe-i Kiram bu yasağa uydukları gibi Tabiin de bunlara uymuş ve hicri birinci asrın sonuna kadar hadisler yazılmamış, ancak, kuvvetli hafızların ezberlemeleri sayesinde ağızdan ağıza intikal ederek gelmişlerdir.

Ne zaman ki Kur'an-ı Kerim, doğu ve batıya yayıldı, Mushaflar çoğaltılıp her tarafa gönderildi, böylece Kur'an'a hadislerin ve başka bir sözün karışma tehlikesi ortadan kalktı; (öte yandan hadis bilginlerinin kısmen ölmeleri ve kısmen de başka memleketlere dağılmaları, hadislerin kaybolma tehlikesini ortaya koyduysa da, o zamanın devlet ve din adamları bu önemli dava üzerine eğilerek hadisleri bir araya toplamak için faaliyete geçtiler.)

Bu hususta ilk adımı 110. Hicride ölen Halife Ömer b. Abdülaziz atmıştır. Şöyle ki:

Amr b. Hazm'e yazdığı mektupta: "Hadise dair bildiklerini yaz: zira hadis bilginlerinin ölmeleri ve etrafa dağılmaları ile hadis ilminin kaybolacağından korkuyorum." demiştir. Rivayet ve dirayet yoluyla Hadis İlmi'ni ilk önce ortaya koyan zat da. 124 Hicri'de ölen, Şihab-ı Zühri'dir. Hadise dair kaleme alınan ilk kitap, 149 Hicri'de ölen İbn-i Cüreyc'in kitabıdır. Fakat bu kitap mevcut değildir. Bize kadar intikal eden hadis kitaplarının ilki, İmam-ı Malik'in "Muvatta"ıdır. Hacca gittiği Hicri 144 yılında Abbasi Halifelerinnden El-Mansur, İmam Malik'e: "İbn-i Ömer'in ihtiyatlarından, İbn-i Abbas'ın ruhsatlarından ve İbn-i Mes'ud'un şazlarından kaçınarak Sahabe-i Kiram ve Hulefa-i Raşid'in kabul ettikleri ortamda bir hadis kitabı yaz. Bunu etrafa göndererek her tarafta okunup yalnız buradaki hadislerle amel edilmesini sağlamaya çalışalım." diye emretti ve İmam Malik de Muvatta'ı yazdı.

Bu iki hadis kitabı yayıldıktan sonra birçokları hadis derleme sevdasına kapılarak bir hadis için günlerce yol yürüdü ve hatta yaya olarak çölü aşanları da oldu. Maksatları ravileri azaltarak hadisi en kısa yoldan ve gerçek şekliyle alabilmekti.

Böylece hadisler derlenip toplandıktan sonra da tashihlerine, ravileriyle birlikte ezberlenmelerine ve senetlerine son derece önem vermişlerdi. Ne zaman ki, Kur'an ve hadisten mülhem olarak Fıkh'ın usul ve füruu ortaya kondu, fıkıh kitapları yazıldı ve fıkhi meseleler yerleşti, artık hadis incelemesinden vazgeçilerek din ve dünya ihtiyaçları için herkes fıkıh ile uğraşmaya başladı. Buna tesir eden diğer bir sebep te hadisler daha çok incelendiği takdirde yeni ihtilafların başgöstermesi ve daha başka mezheplerin doğması korkusu idi. Hatta bu yüzden bugün bir fertte toplanmasında imkan olmıyan ağır şartlar öne sürerek içtihat ve istinbat kapılarını da kapadılar ve böylece hadis ile uğraşanlar da azalmış oldu.

Şüphesiz bu hal böyle devam edemez. Çünkü zamanın icabı ve hayat şartlarının değişmesiyle, doğacak bazı meseleler hakkında indi ve keyfi mütalaalara boyun eğmeden doğru hüküm vermek veya yeni hükümler çıkarmak ve İslam Dininin eski nüfuzunu yaşatmak için elbette Kur'an ve hadise müracaat edilecektir.

Bunların böyle hassas ve titiz davranmaları karşısında, aslında birlik ve bereberliği ve her yönüyle çalışıp ilerlemeyi emreden, doğru muhakemeye sahip olan, akıl ve mantığın reddedileceği hiçbir yönü bulunmayan ve cihanşümul bir din olan İslamiyet'i yıkmak, akıl ve mantığın alamıyacağı uydurmaları Resu-i Ekrem'e isnad ederek alemlere rahmet olarak gönderilen o büyük insan Hz. Muhammed Aleyhisselam'ı küçük düşürmek için zındıklar, şahsi çıkar, siyasi maksat ve batıl inançlarını tervic için, dinden nasibi olmayan bazı kimseler de hadis uydurmaktan geri kalmıyorlardı. Bunların yanında başka bir sınıf daha vardı. Bunlar da kendi görüşleriyle Kur'an-ı Kerim ve gerçek hadisleri kifayetsiz (!) bularak, insanları düştükleri isyan bataklığından kurtarmak için Tergıb ve Terhib hadisleri uyduruyorlardı. Böylece kimisi dünyayı öküzün boynuzuna yerleştiriyor, kimisi İslamiyet'in kesinlikle kabul etmediği Ruhbaniyet ve ataleti teşvik ediyor, muzahref ve yaldızlı sözlerle yüce İslam Dini'ni yıkmaya çalışıyorlardı.

Kassas ve istismarcıların işine gelen bu uydurmaların alabildiğine yayıldığını ve saf müslümanların fikirlerinin teşviş edildiğine gören gerçek bilginler, hemen bu bozguncuların önüne geçerek Kur'an-ı Kerim'e uymayan ve Resul-i Ekrem ile ilgisi bulunmayan bu uydurmaları atarak muteber hadis kitapları vücuda getirdiler. Bunlar "Sıhah-ı Sitte" diye anılan Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei ve İbn-i Mace gibi muteber altı hadis kitabıdır. Bunların da en sahihi, Buhari ile Müslim'dir. Bu zatlar hadislerin sıhhati için öyle ağır şartlar koşmuşlar ki, Buhari, derlediği 600 bin, Müslim'de topladığı 300 bin hadisten ancak 10 bin civarında hadisleri kitaplarına alabilmişlerdir. Diğerleri yalnız sahih hadislerle yetinmeyip, amel babından hasen hadisleri de kitaplarına almışlardır.

Ayrıca makbulünü merdudundan ayıran, Nisaburi'nin "El-Ma'rife", Bağdadi'nin "El-Kifaye" ve "Camiu'l-Edeb", İbn-i Salah'ın "Ulumu'l-Hadis", Nevevi'nin "Et-Takrib ve't-Teysir", Iraki'nin "Elfiye", İbn-i Hacer'in "Nuhbetü'l Fiker" ve Suyuti'nin "Tedribu'r-Ravi" gibi muteber kitapları ve mevzu hadisleri bir araya toplayan daha başka eserler de vardır.

Ne yazık ki, bu kıymetli eserler, bugüne kadar dilimize çevirilmedikleri için mevzu hadisler memleketimizde halen revatça ve geçer akçe gibi piyasaya sürülmektedirler. Doğrusu uydurma hadislerin mevcudiyeti üzerinde titizlikle durulması gereken önemli bir davadır. Buna rağmen ihtiyatı elden bırakmamak ve i'tinalı davranmak lazımdır.

İşte bu boşluğu bir nebze doldurur düşüncesiyle, nisbeten daha mutedil davranan Aliyyü'l-Kari'nin Mevzuat adlı eserini mümkün olan bazı kısaltmalar ile dilimize çevirmeyi uygun buldum. Eserde 600 civarında mevzu hadis vardır. Kıymetli meslektaşlarıma ve bütün din kardeşlerime yardımcı olabileceğimi ümid ederim. Ancak mevzuatı daha iyi kavrayabilmek ve hadis ile ilgili terimleri anlayabilmek için de, kısa bir Usul-i Hadis'i başına almayı uygun buldum.

Tevfik ve hidayet ancak Allah'tandır.

"Bismillahirrahmanirrahim"
Kur'an-ı Azim'i indiren Allahu Teala'ya ham'eder ve hadisleri ile Kur'an-ı açıklayan Resul-i Ekrem'e, O'nun al ve ashabına salat ve selam ederim.

Bundan sonra Kelam-ı Kadim'in hizmetçisi ve sağlam hadislerin müdavimi Bari Teala'nın mağfiretini uman Sultan Muhammed'in oğlu Aliyyü'l-Kaari der ki: Allahu Teala'nın kelamı, fazl u keremi ile, yazılışına ve hatta noktasına varıncaya kadar korunmuştur. Çünkü Allahu Teala: "Kur'an-ı biz indirdik ve onu biz koruyacağız" buyurmuştur. Resul-i Ekrem'in hicretinden günümüze kadar 1300 küsur yıldan fazla zaman geçtiği halde korunmakta olup korunmasına devam edilecektir.1




Yüklə 0,56 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   19




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin