DiNİN İnsan hayatindaki yeri ve onemi syf 1



Yüklə 158,64 Kb.
səhifə1/3
tarix25.11.2017
ölçüsü158,64 Kb.
  1   2   3

 DİNİN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ Ü1

S-1-Neden Dinimizi öğrenmeliyiz?Okulun, genel öğretimdeki amacına ulaşmasında Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi nasıl katkıda bulunabilir? Dinin günlük hayatımızdaki etkileri nelerdir,Din olmasaydı toplumsal hayatta ne gibi değişiklikler olurdu.s13

S-2 -Dinin insan doğasının ruhsal yönlerini karşılayan yönleri nelerdir? .(MEB ort ogr.Öğretim prg Ank s45.)

S-3 -İnsan dinden uzak kalabilir mi? .(MEB ort ogr öğretim prg Ank s45.)

S-4-İnanma ihtiyacının sebepleri nelerdir? .(MEB ort ogr öğretim prg Ank s45.)

S-5- Dinin insan hayatında ve kendi hayatınızdaki yeri ve önemiyle ilgili örnekler veriniz ? .(MEB ort ogr öğretim prg Ank s45.)

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

S-1-Bir öğretim yılında görülecek toplam din dersi kaç saattir? 

. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi, Orta öğretimde din dersleri haftada 1 ders saattir. Bir Öğretim yılında 36 hafta vardır. Yani 36 altı saat din dersi. 1 ders toplam 40 dakika olunca verilen eğitim toplam 24 saattir. Bu da 1 güne tekabül etmektedir. Yani Bir lise öğrencisi yılda (365 günde) toplam yalnız 1 gün din öğretimi (eğitimi değil)görmektedir.! HUKUKTA-ANAYASADA DİN ÖĞRETİMİ:Din öğretiminin hukukî temeli Tevhîd-i Tedrisat Kanununa dayanır. Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin hukukî temelini de Anayasamızın 24.ve 42 Maddesi oluşturmaktadır. Ayrıca uluslararası birçok antlaşmalar da din öğretiminin yapılmasının bir zorunluluk olduğunu açıkça ifade etmektedirler. .

 1739 Sayılı Milli Eğitim bakanlığı Temel kanununa göre: Türk Millî Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,

1. Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; 2. Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; Böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan millî birlik ve bütünlük içinde iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı seçkin bir ortağı yapmaktır. O HALDE BU AMACIN HEPSİNİ EN İYİ GERÇEKLEŞTİRMEDE EN BÜYÜK YARDIMCI DİN KÜL.DERSİDİR.

S-2-“Din Üzerine Konuşmanın Adabı NEDİR?

“Turkiye de herkes,Din,Tıp,Futbol,siyasette uzmandır” (Hülya Cebecik)
-"Ey insan! Haddini bil! Ticaret ehli değilsen dükkan açma. Hal ehli değilsen ağzını açma. Büyüklerin olduğu mecliste ahkam kesme. Körler çarşısında ayna satma. Ehil olamıyorsan bari edepli ol.." (Hz. Mevlana)

Bilgili bilgisiz, sorumlu sorumsuz herkes din üzerine konuşuyor, kanaatlerini ifade ediyor, hatta tartışıyor.? Bunun faydalı yönleri olabileceği gibi hem dinin kendisi için hem insanlık için çeşitli sakıncaları da olabilir. Medeniyet tarihi büyük oranda dinden ibarettir. Din, tarih boyunca bütün insanlığın ve hayatın en önemli parçası olmuştur. Dinî konular üzerine yapılan konuşmalara ve tartışmalara gelince şu unutulmamalıdır ki, hayatın en basit bir meselesini dahi ele alırken, bir tek insan hakkında yahut bir tek insanın özel bir özelliği hakkında değerlendirme yaparken dahi dikkatli olmak gerekirken; tarih boyunca yüz milyonlarca insanın en mukaddes değerlerini oluşturan din hakkında konuşurken, tartışırken, yargıda bulunurken elbette çok daha dikkatli olmak gerekir. Bir konuda konuşmak için hem doğru bilgi sahibi olmak hem uygun bir dil ve üslûp kullanmak bir zorunluluktur.

. İnsanın din üzerine konuşabilmesi için taşıması gereken asgari şartlar nelerdir? Bu, din üzerine konuşan kişinin o din ile ilişkisine bağlıdır.Eğer din üzerine konuşan kişi, o dine iman etmiyorsa, inkâr içinde ise, biz o kişiden iki şey isteriz. Bu bizim en tabii hakkımızdır. Doğru bilgi, saygılı dil ve üslûp.İslam’ın kadim kaynaklarına dayanılarak bu cağa uygun yorumunu bilmeyen ya da bu yorumun yöntemlerini bilmeyenlerin din konusunda kesin fikir belirtmeleri yanlıştır. Bir bütün olarak din üzerinde konuşabilmek için doğru bilgi sahibi olmak mecburiyeti vardır. Dinin doğru bilgi kaynaklarına, Kur’an ve hadis bilgisine, on dört asırlık kültür mirası bilgisine sahip olmak yetmez;Aynı zamanda söz konusu bilgi kaynaklarından yararlanma yöntemine, usûl bilgisine,O zamandaki bilginin çağdaş hayatla ilişkisi konusunda yorum yeteneğine sahip olmak da gerekir. Din üzerine ihtisas yapmış, ilahiyatçı, araştırmacı yazarlarımızın konuşmaları bazen aydınlatıcı olmuyor, bilâkis kafaları karıştırıyor diye toplumdan bir eleştiri var. Buna ne dersiniz?Her şeyden önce yüce dinimize göre hiç kimse dinde otorite değildir. Bilindiği gibi İslâm’da ruhban sınıfı yoktur. Hiç kimse Allah adına konuşma yetkisine sahip değildir. Fahreddin Râzi, din üzerine konuşanları üç sınıfa ayırır. A). Bilenler ve bildiğini bilenler, yani hem bilgi sahibi olup bildiklerinin farkında olanlar. Ona göre bunlar gerçek bilginlerdir. Onlara uymak gerekir. B). Bilmeyenler ve bilmediğini bilenler, bilmediğinin farkında olanlar. Bunlar aydınlanmak isteyenlerdir. Aydınlatmak gerekir.C). Bilmeyenler ve bilmediğini bilmeyenler. cahil olup cehaletinin farkında olmayanlar. Asıl kaçınılması gerekenler bu kategoride olanlardır.Bilhassa din-akıl, din-bilim, din-çağdaşlık, din-demokrasi, din-ahlâk ilişkileri konusunda  bazı aydınlarımızın dünyada gelişen sosyal bilimlerle ilgili gelişmelerin de çok gerisinde kaldıklarını özellikle ifade etmek istiyorum. Kaynak:T.C.Diy.İşl.Bşk.2008 Mayıs Aylık dergi.. 

 

S-3-İslam Alimlerine göre Dinin tanımını yapınız ve vurgulanan önemli öğelerin önemini açıklayınız?



Tanım: Kuralları Allah tarafından belirlenen ,peygamberler aracılığıyla insanlara gönderilen,İnsanların istek ve iradeleriyle seçtikleri,onları Dünya ve Ahirette mutlu etmeyi amaçlayan ilahi kurallardır.
S-4-İnanmak ihtiyacı neden doğuştan dır? ."(Fıtrat nedir?Bu hadiste neler anlatılmıştır?)       İsviçreli psikolog Pierre Bovet, "Din Duygusu ve Çocuk Psikolojisi" adlı eserinde, belli bir yaşa gelen bütün normal çocukların, sırf kendilerine mahsus tamamen "kendi malları" olan (yani fıtratlarında bulunan) sanki "tabii bir dinleri" vardır. Bu iptidai inançların teşekkülünde, cemiyet kadar, ferdin şuur, idrak ve hayal alemi de önemli rol oynar. Belki çocuk, toplumdan  edindiği dini kavramların içeriğini, bizzat kendisi tayin eder. Ancak, zamanla cemiyet ile kendi arasındaki tezatları görür, yeni intibaklara gider. Şanlı Peygamberimiz (asv)'den öğrendiğimize göre: "Bütün çocuklar İslam fıtratı üzere doğarlar, daha sonra, onları, anaları, babaları (ve toplum) şu veya bu dine sokar.”

       ---İslam ın kurallarıyla aklı selimin kuralları arasında çelişki olmaz.!Çelişki görünüyorsa Ya akıl ya da bilgi de sorun vardır!Her insan İslam fıtratı(İslam ın emirlerine yatkın doğar)-İnsanlar doğrulara yatkın olarak doğar,ancak anne babasının ve çevrenin kültürü çocukların yetişmesinde önemli etkendir.



   Amerikalı filozof William James   Çocukların "fıtri dini" konusunda araştırmalar yapmış,şu sonuçlara ulaşmıştır:Örneğin hiçbir ders almamış olan sağır ve dilsiz bir çocuğun hatıralarını ve davranışlarını incelemiştir. Sonradan iyi bir eğitimden geçirilen bu çocuk, eğitim öncesi "fizik ötesi" düşünce ve duygularını şöylece özetlemiştir:      "Babamla gezintiye çıktığımız oluyordu. Tabiat ve manzaralar bana çok tesir ediyordu. Konuşmayı ve yazmayı bilmiyor, fakat düşünüyordum. Kendi kendime soruyordum: "Acaba dünya nasıl var oldu?", "İnsan, hayata nasıl başladı?", "Bitkiler ve diğer canlılar nasıl meydana geldi?", "Dünya'yı, Ay'ı, Güneş'i var eden sebep ne?", "Bu eşya alemi nasıl doğdu?", "Bütün bu soruları kim aklıma getiriyor?", "İlk insan, ilk hayvan, ilk bitki, tohumsuz nasıl meydana geldiler?", "Nereden gelip nereye gidiyoruz?", "Kainatın başlangıcı nasıl olabilirdi?" Bilhassa, bu soruya cevap bulamazdım. Düşünür, düşünür vazgeçer, bir müddet sonra, yine aynı meseleye dönerdim"(bk. Pierre Bovet, Din Duygusu ve Çocuk Psikolojisi, s.71-72).

      S-5 -İnsan neden dinden uzak kalamaz?İnsanın doğasında inanma ihtiyacı var mıdır: Niçin inanıyoruz? (bk. s.140) İnsanın diğer varlıklardan ayrılan manevî yönleri nelerdir ve Dinin insan doğasının ruhsal gereksinimlerini karşılayan yönleri nelerdir? ***DİN DEĞERLERİNİN KAPSAYICILIĞI?***

Fiziksel/ruhsal olarak dinden uzak kalmak mümkün değildir.Çünkü İnsan bilmeden yada kabul etmese de Allah ın koyduğu kurallara uygun davranıyor ya da davranmak zorunda kalıyor.(Doğru-dürüst olma-ölüm-zevkleri,yemesi içmesi çalışması. vs)

. Din, insan doğasının gereksinimlerini karşılayan öğelerden biridir.İslam dini insan doğasına paralel olarak ihtiyaçlarını ve mutlu olmasını merkeze alarak gelmiştir. -İnsan inanan bir varlıktır,eğer biz bu ihtiyacını doğru şekilde karşılamazsak yanlış kişiler ve yanlış bilgiler o boşluğu doldurur.Din insanın inanma ihtiyacını karşılayarak Onu hep doğru ve güzele yönlendirir.Bu gün doğaları bozulmamış bütün insanlar ve çocuklar aynı zamanda müslümandırlar,Müslümanlığın bir emrini yapmaktadırlar.Yani Dünya da ne kadar güzel ve iyi davranış varsa bunlar aynı zamanda İslam’ın amacıdır . Dünya da iyi ve doğru olarak kabul gören her şey,her davranış,her değer yargısı İslam dininin ve Kuran ın öz malıdır.Bir Japon un çalışkanlığı,iş ahlakı ve disiplini,Bir Almanın Temizliği,dürüstlüğü,Bir Avrupalının Hak ve hukuka dikkat edişi,bir yamyamın adaleti,bir Afrikalının Sabrı,Bir Amerikalının Araştırma-Okuma-öğrenme aşkı,bir Türkün misafirperverliği,diğer gamlığı(Müslüman Türk askerinin Çanakkale savaşında düşman askerlerini tedavi etmesi)gibi…Dünya da iyilik ,gelişme erdemli olma adına var olan bütün güzel davranışlar İslam da vardır,Din bunları gerçekleştirmek için gelmiştir.Dünya da ki bütün güzel şeyler İslam ın çocuğudur.       

                                                                     

S-6-İyi insan yetiştirme de NEDEN DİN-İLİM(BİLİM)BİRLİKTE ÖĞRETİLMELİDİR?DİN İLİM AYRIŞMASININ SAKINCALARI-SONUÇLARI NELER OLABİLİR?

   ***"İnsan vicdanını din ilimleri aydınlatırken(doyururken) Aklını fen ilimleri aydınlatır.İkisinin birlikte öğretilmesiyle eğitimin amaçladığı erdemli,ahlaklı,bilgili insan tipi ortaya çıkar.Din öğretimi ve eğitiminden vazgeçilerek Sadece Fen bilimlerinin öğretimine önem verilmesinden hile,kuruntu doğabilir;Fen bilimlerini öğrenmeksizin sadece din bilimlerinin öğretiminden ise taassup doğar.O halde eğitimin amacı olan bilgili,vatan ını seven,ahlaklı insanlar yetiştirmek için din ilimleriyle fen bilimlerini birlikte öğretmelidir.

         S-7-İnsan ne için yaratılmıştır?

S-8-DİNİ DUYARLILIK İNTİHAR İLİŞKİSİ-İnsanlar neden doyumsuzluk yaşamaktadırlar?İntiharın sebepleri ve çareleri nelerdir?

"Allah aşkı derya deniz gibidir. Kendi meşrebince her insan ondan su alır. Fakat kimin ne...kadar su alacağı kabının büyüklüğüne bağlıdır. Kiminin kabı fıçıdır, kiminin kova, kiminin kırbadır, kiminin matara..." (Elif Şafak)

----Manevî buhrana çare olan reçete nerededir?sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilmeyip farkına varamadığımız için bu buhranlara ‘yabancıl ar’ın reçete yazmasını beklemişiz. Tespitlere göre dünyada her üç saniyede bir kişi intihar girişiminde bulunurken, her yıl yaklaşık 1 milyon kişi intihar sonucu ölüyor. Türkiye’de de durum iç açıcı değil: Son 30 yılda intihar edenlerin sayısı yüzde 440 artış göstermiş. Başta depresyon olmak üzere ruhsal hastalıkların, intihar riskinde 10 kat artışa neden olduğuna dikkat çeken Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Doç. Dr. Doğan Yeşil Bursa, “Yalnızlık, düş kırıklığı, utanç, aşağılanma, başarısızlık, aile içi çatışmalar gibi zorlayıcı hayat olayları intihar riski ile ilişkili bulunmuştur” dedi.. . Türkiye’de yaşanan intihar sayısı ‘zengin ülkeler’ kadar değil, ama tedbir alınmazsa gidiş o istikamette. Bir yılda intihar neticesi ölenlerin sayısı, trafik kazalarında ölenlerin yarısı kadarmış. Ve gençlerin ölüm sebebi sıralamasında intihar 4. sırada yer alıyormuş. Bütün bunlar tehlikenin kapımıza dayandığını göstermiyor mu? Tabiî ki intihar gibi vak’aları tek bir sebeple izah etmek kolay değil. Bu noktada, ‘ruh sağlığı’nın önemine dikkat çekiliyor. Onu da temin eden sebeplerin başında sağlam inanç ve sağlam aile yapısı gelmiyor mu? İnsanlık, temelde ‘inançsızlık’ hastalığıyla hastalıklı. Bu hastalık yayıldıkça, intiharlar da artıyor. İnsanların ebedî hayatlarını tehlikeye atan ‘imansızlık’, dünyevî hayatları tehdit eden intihar tehdidinden daha tehlikeli değil mi?

. Çok para,bol alkol,anne baba tarafından sevgisiz yetiştirilen çocuklar,can sıkıntısı,hayatın anlamsız gelmesi,ruhsal ve fiziksel sarsıntı,gerginlik,korku ,engel,ümitsizlik duygusu,aşağılık duygusu,kimyevi madde..Doyumsuzluk.gibi etmenler intiharlara sebep olabilmektedirler.İnsanın mutlu olmak için tutunduğu şeylerin büyüsü bozulduğunda,İnsanın bu doyumsuzluğunu neler tatmin edebilmektedir….“O halde intiharı önlemenin en önemli yolu sağlam bir iman(inanç) ve dini hayattır. ..)İnanan insan hayatın zorluk ve sıkıntılarına karşı daha dayanıklı olur. Dini hayatın iki boyutu:İnanç ve Düzenli ibadettir.Bu iki unsur ne kadar kuvvetli ise,toplumla ve hayatla bütünleşme o kadar olumlu olur.İntihar oranı o kadar az olur(Stack adlı psikoloji uzmanı)dindar insanın strese karşı dayanıklılığı fazla olur ve intihara yönelimi azalır.Dindarlık oranının yüksek olduğu yerlerde intihar oranı çok azdır”(Stack adlı psikoloji uzmanı) Yapılan istatistikler sonucunda, Bazı Avrupa Ülkelerinde,her türlü ihtiyaçlar karşılanıyorken(İşsizlik sigortası,Ev,yazlık,araba vs) neden İntihar oranları dünya ortalamasının üzerindedir(İsviçre..gibi)?Halkı Müslüman olan ülkelerde İntihar oranı 1/1000 iken ,Bazı Avrupa ülkelerinde intiharların 10/1000 olması Dinin Önemini bize anlatması açısından önemlidir. İntihar oranları bakımından Avrupa ve Müslümanlar!Peygamber efendimiz (s.a.v) Kim ki kendini bir demir parçası ile öldürürse(intihar ederse) cehennemde o demir parçası elinde olup devamlı olarak karnına saplayıp duracaktır.Kim ki ,zehir içerek intihar ederse o kimse,cehennemde devamlı zehir içecektir.Kim ki,kendini yüksek bir yerden atıp intihar ederse,cehennemde hep yükseklerden aşağılara atılacaktır…buyurmuştur.

Hayatın "Anlamsızlığı" ve "İntihar.!"

İnsanların pek çoğu için ölüm ürkütücü, hatta dayanılması çok zor bir korku sebebi olmasına rağmen, bazı durumlarda bazı kimselerin ölüme tereddütsüz atıldıkları ya da öldürülmeyi arzu ettikleri görülür. Kişinin kendi ölümüne karar vermesi; "intihar.!"

İnsanlar neden intihar eder? Hangi sebeplerle kendi hayatlarına kendi elleriyle son vermek isterler?  Bu sorulara verilecek görünür pek çok sebep olabilir. Ancak hemen hepsinin arkasında bir tek temel saik bulmak, hepsini bir sebebe indirgemek mümkün! O da, hayatın artık yaşamak için yeterince anlamlı görünmemesidir.

Denebilir ki; “İnsanoğlu pek çok sıkıntıya dayanabilir, bir şey hariç; “anlamsızlık!” Kimse anlamsızlığa dayanacak kadar güçlü olamaz!”

Her ne surette olursa olsun “anlamsızlık” çizgisine gelmiş birini hayatta kalmaya razı etmek kolay kolay mümkün olamaz. Ve işte o zaman “intihar” dediğimiz olgu ile karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olur.

S- 9-Bozgunculuk,anarşizm,düzeni bozma,huzursuzluk gibi kavramlarla neden İslam ,aynı yerde bulunamaz?

Sadece güvenlik kuvvetlerinin önlemiyle kötülükler önlenebilir mi?

*Toplumun ortak değeri olan din dikkate alınmadan yapılması amaçlanan bir çok şey başarılı olabilir mi?

Kanun,hukuk,güvenlik kuvvetleri suç ortaya çıktıktan sonra müdahale edebilmektedirler.İslam ahlakı ve ihsan kavramı gereği din suçu ortaya çıkmadan engellemektedir.O halde din suçu düşünce aşamasında engelleyerek,kanunlara,hakimlere,güvenlik kuvvetlerine yardımcı olmakta;onların yüklerini hafifletmektedir.

Kelime olarak Anarşi : karışıklık, kargaşalık, düzensizlik. Anarşilik: karışıklık çıkarmak, insanları kanunsuzluğa itmeye çalışmak demektir. Anarşist: düzen tanımaz, yıkıcı, isyancı, bozguncu,demektir. Anarşide daima kaos ve kargaşa hakimdir..Dünyayı ve insanlığı güzel ahlak ve düzenli hayata ulaştırmayı hedefleyen bir din, elbette kural tanımazlığın ve düzen yıkıcılığın odağı olan anarşiliği, en tehlikeli ve zararlı faaliyet olarak ilan edecektir. Kur'an, terör ile birlikte her türlü fitne ve fesadı(Anarşistliği-huzur bozmayı,fısıltı haberleri) da yasaklayarak Toplumda kargaşa çıkarmayı En büyük günahlardan biri olan adam öldürmekten daha ağır suç saymıştır.

Geçenlerde bir üniversitede kargaşa çıkaran anarşizmi savunan grup, hocalarını dinlemediği gibi;Ünv.binasına "DEVLET KALDIRILSIN,SİSTEM YIKILSIN,DÜZEN OLMASIN,POLİSLİK KALDIRILSIN” DİYE pankart astılar ve ardından sloganlar atarak üniversiteyi birbirine kattılar...---Şimdi Askerlerimizin görevlerinden ,polislerin işlerinden atılmasını ,devletin ve düzenin kaldırılmasını isteyen bu insanların dedikleri yapılırsa nasıl bir durum ortaya çıkar?


Kur'an-ı Kerim,fitne çıkartan, yönetime geçtiği zaman fitne tohumları ekenlerin bozgunculuğun dehşetini, fitnenin korkunçluğunu açık bir biçimde ortaya koymuştur : “O yeryüzünde iş başına geçti mi, orada fesat çıkarmaya, ekini ve zürriyeti(nesli) kökünden kurutmaya koşar. Allah fesadı sevmez (Bakara Sûresi 2/205)(Ders ktb) Kur an, fitne/fesat çıkarmayı adam öldürmekten daha tehlikeli ve zararlı göstermektedir. Bir Ayet-i Kerimede Cenab-ı Hak :”Fitne, zulüm ve baskı adam öldürmekten daha korkunçtur .”(Bakara Sûresi, 217 ) buyurmaktadır. . Bir Müslüman'ın ruhunda düşmanlık,kin, vahşet ve fitne çıkarmak yoktur. En büyük düşmanıyla (İnsan olması ve yaratanlarının,dünyalarının bir olması yönünden)bir nevi kardeşliği vardır. Mümin, “Yaratılanı hoş gördük, Yaratandan ötürü” hakikatini vicdanının derinliğinde hisseder. Mümin, muhabbet fedaisidir, husumete(düşmanlığa)vakti yoktur. İslam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v), rahmet ve şefkat peygamberidir. Kur'an-ı Kerimde Cenab-ı Hak Resulüm!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik (Enbiya Sûresi,107 ) buyurmaktadır.Nitekim amcasını öldüren ve olmadık işkence ve kötülükleri yapanları affetmişti.Bunlar Hz Peygamberin Merhamet ve şefkat abidesi olduğunu gösterir.

Kur'an terörü lanetlemiş, anarşiyi, fitne ve kaos oluşturmayı en dehşetli ve tehlikeli bir olay olarak nitelemiştir. İslamiyet, her türlü terör, zulüm ve ihaneti yasaklar; anarşilik ve bozgunculuğun her türlüsüne şiddetle karşı çıkar. İslam dini, zarara zararla, zulme zulümle karşılık vermeyi yasaklar.(Mekke nin fethi,Vahşi nin affı..)



S-10-Neden Din sadece vicdanlarda kalan bir olgu olamaz?      . Dinin hayatımıza yansıması gerekir(Salih amel,dürüst olma,çalışma,üretken saygılı olma vs)İslam ın vicdanla sınırlı olmadığını göstermektedir..Bilinmeyen,yaşanmayan uygulanmayan bir dinin önemi olmadığı gibi sonuçları da ortaya çıkmaz.. Dinin muhatabı akıl sahipleridir.Dolayısıyla cansızlar,bitkiler,hayvanlar,deliler,çocuk ve bunaklar din ile sorumlu değildir.DİNİN İLGİ ALANI: İnsanın bütün inanç,söz,fiil ve davranışlarıdır.Din insanın bütün faaliyetlerini konu edinir ve yol ve yöntem gösterir.Bazılarının sandığı gibi din;sadece insan ile Allah arasındaki ilişkileri düzenlemekten,sadece ibadet(namaz ,oruç,hacdan)den ibaret değildir.

Din,insanın Allah ile insanlar,canlılar ve çevre ile olan ilişkilerini düzenler.Bu sebeple son din İslam ın yüce kitabı Kur’an; İnsanın; nasıl iman edip ibadet edeceğini bildirdiği gibi yemesinden içmesine,evlenmesinden ,boşanmasına,,ticaret kurallarından boşanmasına,miras taksiminden, konuşmasına,ondan yürümesine,Annenin çocuğunu kaç sene emzireceğinden ,birisinin evine nasıl girileceğine,çocukların ana babalarının odalarına ne zaman nasıl gireceklerine,yemeğin birlikte ve ayrı yenmesine,ruhsal ve fiziksel olarak sağlıklı bir hayat sürmesine…varıncaya kadar bütün söz ve temel davranışlarıyla ilgili temel kurallar getirilmiştir.Yani din /İslam;İnançlar manzumesi olmadığı gibi gönüllere,zihinlere,evlere, ve camilere de mahkum değildir.Kaynak:Diyanet işl.bşk.yay. İnsan din ve peygamber syf 28 Yıl 2003 Ankara . DİNİN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ



S-1-Milli Eğitimin,Anayasanın,kanunların amaçlarının gerçekleştirilmesine DİN bilgisinin katkısı nedir?

1.Okulun,devletin,eğitimin,kanunların,hukukun amacı:Erdemli,bilgili,ahlaklı,büyüklerine saygılı ,küçüklerine sevgi gösteren,güvenilir,sözünde duran,vatanını milletini seven,vatanı ve kutsal değerleri ni her şeyden üstün tutan,Çalışkan,dürüst,cesur,kendine güvenen,girişimci,hayata iyimser bakabilen,başarıyı ve iyi şeyleri hedef edinmiş,tutumlu,üretken,araştırmacı,..vs. İnsanlar yetiştirmektir.Bu amaçta İslam dini ile Anayasa ve kanunlarımız amaç birliği içindedir..Yani İYİ/KALİTELİ insan yetiştirme hem dinimizin hem de kanunlarımızın amacıdır.O halde bu noktada iyi bir din öğretimi/Eğitimi aynı zamanda iyi bir vatandaşlık/kanun kural öğretimidir…(1739 MEB KANUNU10.madde)

            Mutlu birey ve mutlu toplum yetiştirmek için dini eğitim ve bilgi şarttır.Çünkü din ile kötülükler birbirine ters tir yani dinin olduğu yerde kötülükler olmayacağı/olmaması gerektiği gibi ,kötülüklerin olduğu yerde de din olmaz.Bu noktada din bir adım daha ileri giderek İnsanı dünya ve Ahi ret mutluluğuna ulaştırmayı hedefler.O halde Iyi bir dini eğitimi iyi bir vatandaşlık eğitimi ve kanunların amaçlarını gerçekleştirmektir.İste bundan dolayı dinimizi öğrenmeliyiz. Dolayısıyla bu amaç hangi sistemle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin bir anlamda dinin amacı gerçekleşmiş olur.

 

    2-AKIL ÜSTÜ SORULARI CEVAPLANDIRMA:İnsanların cevaplayamayacakları metafizik soruların cevabını din bize vererek bu konuda insanı ruhsal olarak rahatlattığı gibi enerjisini daha verimli alanlara kanalize etmesini sağlar...Nitekim bu soruların cevapları kendiliğinden veya başka branş öğretmenlerince doyurucu olarak cevaplandırılamayacağından Din bilgisi dersinin okutulması zorunludur.



Bu konuda bir düşünür şöyle cevap vermiştir:”Bir kişi bir bilim dalında uzman olsa Onun sözü ancak kendi uzman olduğu konuda geçer.Din konusunda sadece dini bilen ve yaşayanların sözleri geçerlidir.Örneğin fizik mühendisinin bir hastalığın teşhisinde küçük bir doktor kadar hükmü geçmez,Tıp konusunda uzmanlaşmış birisinin din konusunda bir cami imamı kadar sözü geçmez..

. İnsanin evrendeki konumu ve ne için yaratıldığı,İnsanın fizik ötesi ile ilgili merak ettiği sorular,İnsanin öldükten sonra başına nelerin gelecektir?Bizi kim yarattı?Neden Evrende her şey bir amaca kilitlenmiş olarak hareket etmektedir?Neden Evrende her şey bu kadar düzenli hareket etmektedir ?İnsan aklı her zaman doğruyu bulabilir mi?Bulsa da Ondan her zaman doğru davranışlar ortaya çıkar mı ? gibi soruların cevabını gerçek olarak sadece din verebilir. . Allahın vahyettikleri içinde aklın algılayamadığı hususlar da bulunmaktadır. Aklın algılama sınırları içindeki vahiyler aklın ilkeleriyle ters düşmez; Akıl ve vahiy birbirini tamamlar. Bununla birlikte Allah, vahyin anlaşılması ve yorumlanması için İnsana akıl nimetiyle birlikte seçme özgürlüğü vermiş bundan dolayı insani yapıp ettiklerinden dolayı sorumlu tutmuştur.. Dolayısıyla akıl ve vahiy dinin iki önemli kaynağıdır.O halde Din,aklın kanat çırpıp uçamayacağı alanlardaki bilgi eksikliğimizi ve bu eksikliğin vereceği sıkıntıyı giderir…

 



Yüklə 158,64 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə