İmar Kanunu Madde Amaç: Madde 1



Yüklə 0,68 Mb.
səhifə1/11
tarix30.10.2017
ölçüsü0,68 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11

Not1: İlgili kavramlar bölümünde farklı renklerde göreceğiniz kavramlar hangi renkte ise o kavramın karşılığı olan karardaki bölümde aynı renktedir.

Not2: Bu kararlardan ancak bir kısmı, zaman yettiği ölçüde derslerde gösterilmiştir.

İmar Kanunu

1. Madde

Amaç:

Madde 1 – Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”
İlgili Kavramlar
İmar Planlarının Amacı

Yönetmelikte Yer Almayan Gösterimlerin Belediye Meclisi Kararı İle Kabul Edilerek Bu Doğrultuda Plan Değişikliği Yapılmasının Hukuki Durumu

T.C.

DANIŞTAY

6. DAİRE

E. 1999/1533

K. 2000/4161

T. 21.6.2000

İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ ( İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeli'nde Yer Almayan Gösterimler )

İMAR PLANI YAPILMASI VE DEĞİŞİKLİKLERİNE AİT ESASLARA DAİR YÖNETMELİK ( Yönetmelikte Yer Almayan Gösterimler İçin İmar Planı Değişikliği Yapılıp Yapılamaması )

YÖNETMELİKTE YER ALMAYAN GÖSTERİMLER ( İmar Planı Değişikliği Yapılıp Yapılamaması-İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmelik )



3194/m.1

ÖZET : İmar planları yapılırken veya bu planlarda değişikliğe gidilirken İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmelikte öngörülen kurallara ve bu yönetmeliğe ekli lejand hükümlerine uyulması zorunlu olduğundan anılan yönetmelikte yer almayan gösterimlerin belediye meclisi kararı ile kabul edilerek bu doğrultuda plan değişikliği yapılmasında mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

İstemin Özeti: Ankara 9. İdare Mahkemesinin 31.12.1998 günlü, E: 1997/927, K: 1998/1536 sayılı kararının taraflarca usul ve yasaya aykırı olduğu öne sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Berberoğlu'nun Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Turan Karakaya'nın Düşüncesi: Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz istemlerinin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince tetkik hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:



KARAR : Dava, ..., ..., ... ve batı yakası 1/1000 ölçekli imar planlarında yer alan sosyal donatı ve PTT alanlarının, plan uygulaması sırasında karşılaşılabilecek sorunların ortadan kaldırılması amacıyla, yeniden düzenlenmesine ilişkin 18.03.1997 günlü, 87 sayılı belediye meclisi kararının büyükşehir belediyesince uygun bulunmaması nedeniyle söz konusu kararda ısrar edilmesine ilişkin 01.07.1997 günlü, 207 sayılı belediye meclisi kararının iptali istemiyle açılmış, idare mahkemesince, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, imar mevzuatında resmi kurum, idari tesis, sosyo-kültürel tesis ve kreş alanı gibi Özel mülke de konu olabilecek kullanımlarla ilgili olarak, hangi kurum ve kuruluşların yada özel şahısların bu alanları kamulaştırması gerektiğinin belirlenmemiş olduğu, bu durumda uygulama aşamasında bu alanların yapılanmasında ciddi çözümsüzlüklerle karşılaşıldığı ve taşınmaz sahiplerinin büyük ölçüde mağdur oldukları, ... Belediyesinin orta ve düşük gelirli insanların yaşadığı dava konusu alanda bu soruna bir çözüm yolu geliştirdiği, bu çerçevede, yukarıda açıklanan sosyal donatı ve PTT alanlarının gündeme getirdiği uygulamada çıkacak sorunları gidermek ve kamulaştırmayı hangi kurumun yapacağına bir çözüm getirmek amacıyla davalı belediye tarafından 1/1000 ölçekli 00475, 00476 sayılı etüdlerin hazırlandığı, ... Doğu Yakası İmar Planı değişikliğini kapsayan 00475 arşiv sayılı etüdde, planlama alanında "İdari Tesis" olarak ayrılan alanlar belediye hizmet alanı'na "PTT ve İtfaiye Alanı" olarak kullanabilecek alanda sadece "itfaiye alanı" olarak kullanılabilecek "belediye hizmet alanı'na dönüştürüldüğü, ayrıca "kreş" ve "sosya1-kültürel tesisler" olarak belirlenen alanların ise "... Belediye Kreş Alanı" ve "... Belediye Sosyo-Kültürel Tesisler Alanı" olarak belirlendiği, planlama ve yapılaşma ile ilgili diğer şartlara ilişkin plan notunda ise, "... Belediye Meclisince 08.09.1995 gün ve 226 sayılı kararı ile uygun görülen, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 03.11.1995 tarihinde onaylanan ... Doğu Yakası İmar Planı Plan notları aynen geçerlidir." kuralına yer verildiği ... Batı Yakası İmar Planı değişikliğini kapsayan 00476 arşiv sayılı etüdde; planlama alanında "resmi kurum" alanı olarak ayrılan alanların "Belediye Hizmet alanı"na dönüştürüldüğü, "Kreş ve Sosyo-Kültürel Tesisler" olarak ayrılan alanların ise "... Belediyesi Kreş alanı", "... Belediyesi Sosyo-Kültürel Tesisler alanı" olarak belirlendiği, ayrıca planda ... Mahallesinde ayrılan PTT alanının kaldırıldığı ve doğusunda yeralan "Park ve Spor alanı'na dahil edildiği, ... Mahallesinde ayrılan PTT alanının ise "... Belediyesi sosyo-kültürel ve İdari Tesisler Alanı'na dönüştürüldüğü, planlama ve yapılaşma ile ilgili diğer şartların ise planda 1 adet plan notu olarak getirildiği, ... Doğu Batı Yakası İmar Planı değişikliği kapsamında kalan sosyal donatı alanlarının yeniden düzenlenmesi etüdü ... Belediye Meclisinin 18.03.1997 gün ve 87 sayılı kararı ile uygun görüldüğü ve onaylanmak üzere ... Büyükşehir Belediyesi İmar Daire Başkanlığına gönderildiği, söz konusu önerinin büyükşehir belediye başkanlığınca incelendiği ve 3194 sayılı İmar Yasasının "İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 21. maddesi hükmü doğrultusunda bir çözüm içermediği gerekçesiyle uygun görülmediği, ancak dava konusu uyuşmazlıkta anılan yönetmeliğin 21. maddesine konu olacak bir durumun bulunmadığı, çünkü değişiklik kararının nedeninin, adı geçen ortak kullanım alanlarına sahip çıkacak yatırımca kurum ve kuruluşların bulunmaması olduğu, konunun sosyal donatılar için ayrılan alanların yerlerinin değiştirilmesi ya da azaltılmasından çok bu alanların mülkiyetleri ile ilgili olduğu, bu konuda davalı idarenin bir öneri getirmek suretiyle bu alanları kullanım amacı aynı kalmak koşuluyla, kendi adına kamulaştırarak taşınmaz sahiplerinin mağduriyetlerini önlemek istediği, daha sonra bu alanların planda belirtilen amaçlar doğrultusunda, kamulaştırmayı yapan yerel yönetim birimi tarafından doğrudan kullanılacağı talepte bulunan özel ya da tüzel kişi ya da kuruluşlara kiralanacağı ya da satılacağı, planlama ilkeleri ve şehircilik esasları açısından amacın kullanımın planda önerilen amaç doğrultusunda gerçekleşmesi olduğu ve plan değişikliği ile bunun sağlanacağı, ancak dava konusu kullanımlar arasında yer alan PTT alanlarının ileride özelleştirmeye konu olacağı savı ile farklı kullanımlara tahsis edilmesi konusunda yapılan işlemin kamu yararına olmadığı, çünkü öncelikle posta, telgraf ve telefon kullanımları, kentin iletişim altyapısının en temel öğesini oluşturduğu, posta telgraf ve telefon hizmetleri için bu şekilde ayrılacak alanların tüm kentlilerin kullanımına açık bir ortak kullanım türü olduğu, bu alanların mülkiyetinin kamuda ya da öze! mülkiyette olması bu kullanım türünün ortaklaşa kullanılan bir hizmet olma niteliğini değiştirmediği ülkemizde özelleştirmeye konu olan kullanım sadece telefonla sınırlı olup posta ve telgraf hizmetlerinin bu programın dışında tutulduğu, davalı idarenin bu denli belirsizliklerle dolu olan bir konuda, ilgili kuruluşun görüşünü dahi almadan arazi kullanımlarında değişiklik yapmasının mevzuata uygun olmadığı, davalı idarenin varsaydığı gibi telefon işletmesinin özelleştirilmesi durumunda da planda bu kullanım için ayrılan alanın ilgili özel kuruluş tarafından satın alınabileceği ya da kiralanabileceği, bu tür bir alana gereksinim olmadığının belirlenmesi üzerine ise, plan değişikliği yapılarak ilgili alanda sınırlı olmak üzere yeni kullanım türünü belirlemenin yerel yönetimlerin yetkisi içinde olduğu, bu bakımdan bu denli çok seçeneğin olduğu bir konuda PTT alanlarının, ilgili kuruluşun görüşü de alınmadan plan değişikliği ile ortadan kaldırılmasının yerinde bir plan değişikliği kararı olmadığı, sonuç olarak PTT alanlarına ilişkin olarak yapılan değişiklik dışındaki düzenlemelerin kullanım türünün planda belirtildiği gibi kaldığı ve kullanımın herkesin yararlanabileceği nitelikte olduğu, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı unsurlar taşımadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin PTT alanlarıyla ilgili kısmının iptaline, diğer değişikliklere ilişkin kısmının ise reddine karar verilmiş, bu karar taraflarca temyiz edilmiştir.

Temyize konu idare mahkemesi kararının dava konusu plan değişikliğinin PTT alanlarıyla ilgili bölümünün iptaline ilişkin kısmında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.



İmar planları, insan, toplum, çevre ilişkilerini kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımları yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma ve kullanım dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere hazırlanır.

Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde imar planı hazırlanması hususunda görevli olan belediyeler, imar planı yapılması ya da mevcut imar planlarında yapılacak değişiklikleri, bu konuda 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca çıkarılmış İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmelikte öngörülen usullere göre yapmak zorundadırlar. Anılan yönetmeliğin 12. maddesinde her ölçekteki planların bu yönetmeliğin Ek-2. maddesinde yer alan lejand ve plan çizimi normlarına göre hazırlanacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin Ek-2/a maddesinde de 1/1000 ölçekli imar planlarındaki lejand hükümleri yer almaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu belediye meclisi kararı ile plan uygulamasında karşılaşılabilecek sorunların önceden giderilmesi amacıyla mevcut imar planlarındaki kreş, sosyo-kültürel tesisler gibi bir kısım alanların plan gösterimlerinin "... Belediyesi kreş alanı ... Belediyesi sosyo-kültürel tesisler alanı" şeklinde değiştirilerek söz konusu sosyal donatı alanlarının plan değişikliği yapan davalı ... Belediye Başkanlığı ile ilişkilendirildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, anılan yasal düzenlemeler uyarınca imar planları yapılırken veya bu planlarda değişikliğe gidilirken İmar Plan Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmelikte öngörülen kurallara ve bu yönetmeliğe ekli lejand hükümlerine uyulması zorunlu olduğundan anılan yönetmelikte yer almayan gösterimlerin belediye meclisi kararı ile kabul edilerek bu doğrultuda plan değişikliği yapılmasında mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Ankara 9. İdare Mahkemesinin 31.12.1998 günlü, E: 1997/927, K: 1998/1536 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına, iptale ilişkin kısmının ise onanmasına, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 21.06.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------

İlgili Kavramlar

İmar Planlarının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olması gerektiği, planın bütünü açısından araştırma ve inceleme yapılabileceği gibi planın tümü gözetilerek parsel bazında da keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabileceği

T.C.

DANIŞTAY

6. DAİRE

E. 1995/1289

K. 1995/3163

T. 19.9.1995

İMAR PLANININ UYGUNLUĞUNUN ARAŞTIRILMASI ( Keşif ve Bilirkişi İncelemesinin Parsel Bazında Yapılması )

KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNİN PARSEL BAZINDA YAPILMASI ( İmar Planının Uygunluğunun Araştırılmasında )

PARSEL BAZINDA KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( İmar Planının Uygunluğunun Araştırılmasında )



2577/m.31

3194/m.1,8

ÖZET : İmar planlarının, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenebilmesi amacıyla yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemeleri, planın tümü gözetilerek parsel bazında da yaptırılabilir.

İstemin Özeti: Aydın İdare Mahkemesinin 11.10.1994 günlü, E:1992/1205, K:1994/1536 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu öne sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi Ö.K.`nin Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Savcı H.Ü.`nün Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Türk Milleti Adına karar veren Danıştay Altıncı Dairesince tetkik hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, ... davacıların müşterek malik oldukları 418 ve 1152 parsel sayılı taşınmazlarıda kapsayan ve 26.10.1992 günlü, 6/28 sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan imar planının iptali istemiyle açılmış; idare mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 50 metrenin kamu kullanımına ayrıldığı, ikinci 50 metrenin ise günübirlik tesis alanı olarak ayrıldığı, davacıların üzerinde yapıları bulunan parselleri arasından yol geçirildiği, fiili duruma dikkat edilmediği iddia edilmekte ise de, imar planının planlama ilkeleri, şehircilik esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığının saptanması amacıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması kararı verilmesine karşın istenilen ücretin yatırılmaması nedeniyle imar planının bir bütün olarak göz önüne alınıp değerlendirilmesi ilkesi gereği parsel bazında inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacılara ait 418 ve 1152 parsel sayılı taşınmazların dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile konut ve ticaret alanı olarak belirlenecek bu parseller arasından 7 metrelik bir yol ile önlerinde otopark oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

İmar planlarının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenebilmesi amacıyla yerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemelerinde planın bütünü açısından araştırma ve inceleme yapılabileceği gibi planın tümü gözetilerek parsel bazında da inceleme yapılabileceği açıktır.

Ancak, davacının planın şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla sözkonusu incelemenin yaptırılması için gerekli olan ücreti yatırmaması nedeniyle keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılmaması yerinde olmakla birlikte dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden de, ileri sürülen soyut iddialara itibar etmeye hukuken olanak bulunmadığı anlaşıldığından davayı reddeden mahkeme kararı sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.

Açıklanan nedenlerle Aydın İdare Mahkemesinin 11.10.1994 günlü, E:1992/1205, K:1994/1536 sayılı kararının yukarıda açıklanan gerekçeyle ONANMASINA, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 19.9.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.



MADDE 2

Kapsam:



Madde 2 – Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir.”

Kararda Bulunan İlgili Kavramlar

-Boğaziçi Kanunu'na göre, bu kanuna tabi alanlarda yapılan imar planlarının amacı.

-Konut ve Yapı kavramı ve yapı kavramın içeriğinin nasıl doldurulduğu.

-Taban Alanı Kat Sayısı ( T.A.K.S. )

- Boğaziçi Kanunu'nun çıkarılış amacı

-İmar Planlarının hangi esaslar dikkate alınarak hazırlanması gerektiği

-İmar planlarının yargısal denetiminde dikkate alınacak usuller

-Bilirkişi Raporu

-Boğaziçi Etkilenme Bölgesi

T.C.

DANIŞTAY

6. DAİRE

E. 2007/4056

T. 25.4.2008

BOĞAZİÇİ GERİGÖRÜNÜM VE ETKİLENME BÖLGESİNDEKİ TAŞINMAZ ( Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü Sahası/Özelleştirme Yüksek Kurulunca T.A.K.S. ve H.'ı Fazlasıyla Artıran İmar Planı Değişikliği - Boğaziçi Kanunu'nun Amacına Kurallarına ve Kamu Yararına Aykırılığı )

İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ ( Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü Sahası - Boğaziçi Kanunu Md. 10'da Belirtilen Nitelik Yoğunlukta ve Yükseklikte Bir Yapılaşma Öngörülmemiş Olması Nedeniyle Kanuna Uygunluk Bulunmadığı )

ÖZELLEŞTİRME YÜKSEK KURULUNCA ONAYLANAN İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ ( Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü Sahası/T.A.K.S. ve H.'ı Fazlasıyla Artırdığı - Boğaziçi Kanunu'nun Amacına Kurallarına ve Kamu Yararına Aykırılığı )

KARAYOLLARI 17. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ SAHASI ( Özelleştirme Kapsam ve Programına Alınıp Özelleştirme Yüksek Kurulunca T.A.K.S. ve H.'ı Fazlasıyla Artıran İmar Planı Değişikliğinin Onanması - Boğaziçi Kanunu'na Aykırılıklar Nedeniyle Yürülüğünün Durdurulması )

BOĞAZİÇİ KANUNU'NA TABİ ALANLAR ( Yapılan İmar Planlarının Amacının Boğaziçinin Kültürel ve Tarihi Değerlerini ve Doğal Güzelliklerini Kamu Yararı Gözetilerek Korumak ve Geliştirmek ve Nüfus Yoğunluğunu Arttıracak Yapılanmayı Sınırlamak Olduğu -T.A.K.S. ve H.'ı Fazlasıyla Artıran İmar Planı Değişikliği Yapılamayacağı )



2709/m. 65657127

3194/m. 24589

2960/m. 110

4046/m. 141

2985/m. 4

ÖZET : Dava, İstanbul, Beşiktaş İlçesi, Ortaköy, 30 ada, 157 sayılı parsele ilişkin olarak 27.12.2006 tarihinde Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliğinin iptaline ve yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Ortaköy mahallesindeki, gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 14.12.1074 günlü, 8172 sayılı kararıyla tespit ve ilan edilen, 24.6.1983 günlü, 15175 sayılı kararıyla sınırları belirlenen Boğaziçi Sit Alanı gerigörünüm ve Etkilenme Bölgesinde kalan ve Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü tesis sahasının bulunduğu taşınmazın, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11.8.2006 günlü, 2006/70 sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığı, 3194 sayılı Kanunun 4046 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının görüşü alınarak 1/5000 ölçekli Beşiktaş-Ortaköy koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hazırlandığı ve İstanbul III nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna gönderildiği, anılan Kurulun 28.11.2006 günlü, 2117-2 sayılı kararına göre değişiklik yapılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun dava konusu 27.12.2006 günlü, 2006/104 sayılı kararıyla 1/5000 ölçekli Beşiktaş-Ortaköy koruma amaçlı nazım imar planı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin onaylandığı anlaşılmaktadır.



Boğaziçi Kanunu'na göre, bu kanuna tabi alanlarda yapılan imar planlarının amacı, Boğaziçinin kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alanlardaki nüfus yoğunluğunu arttıracak yapılanmayı sınırlamak olup, bunun sağlanabilmesi için kanunun 10. maddesinde, "Gerigörünüm" bölgesinde Taban Alan Kat Sayısı ( T.A.K.S. ) azami % 15 ve 4 katı ( H = 12.50 m. irtifaı ), "Etkilenme" bölgesinde ise gene Taban Alanı Kat Sayısı ( T.A.K.S. ) % 15 ve 5 katı ( H = 15.50 m. irtifaı ) geçmemek şartı ile konut yapılabileceği kuralı getirilmiştir.

Dava konusu planda ise, planlama alanının %35'i rezidans, %15'i ticaret, %10'u yönetim merkezi ( ofis-büro ) olacak şekilde yoğunluk arttırıcı ve mevcut idari binanın 1,5 ile 2 katı yüksekliği aşmamak koşulu ile yapı yapılabileceğinin öngörülmesiyle Kanunda yer alan h=15.50 m. irtifaı kat kat aşacak şekilde yüksekliğin kabul edilmesinde Boğaziçi Kanununun amacına, kurallarına ve kamu yararına uygunluk görülmemiş, yürütmenin durdurulması istemi kabul edilmiştir.

İstemin Özeti : İstanbul, Beşiktaş İlçesi, Ortaköy, 30 ada, 157 sayılı parsele ilişkin olarak 27.12.2006 tarihinde Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliğinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti : Davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı ayrıca davanın süresinde açılmadığı belirtilerek, davanın öncelikle usül yönünden reddedilmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak da dava konusu plan değişikliğinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gibi 2577 sayılı Yasanın 27. maddeside öngörülen koşulların da bulunmaması nedeniyle yürütmenin durdurulması isteminin ve haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Davalı Yanında Davaya Katılanın Savunmasının Özeti :Dava konusu plan değişikliğinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gibi 2577 sayılı Yasanın 27. maddeside öngörülen koşulların da bulunmaması nedeniyle yürütmenin durdurulması isteminin ve haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi ... Düşüncesi: 2577 sayılı Yasanın 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı ... Düşüncesi: İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, 37 pafta, 30 ada, 157 parsel sayılı taşınmazın ''Turizm Kongre Merkezi, Ticaret ve Kültürel Tesis alanı ile kısmen yeşil alan olarak belirlenmesine ilişkin 1/5000 ölçekli Beşiktaş-Ortaköy koruma amaçlı nazım imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada yürütmenin durdurulması istenilmektedir.

3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinde belediye ve mücavir alanları içerisinde nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı ve belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde planların valilikçe yaptırılıp onaylanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Yasa'nın 9. maddesinde ise, maddede sayılan hallerde plan yapma yetkisi istisnai olarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na verilmiştir. Bu maddeye 4046 sayılı Kanunun 41 nci maddesiyle eklenen ikinci fıkrasında da, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan ( Belediye ) gerekli görüş alınarak, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe gireceği ve ilgili belediyelerin bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremeyeceği, ayrıca bu belediyelerin görüşlerini onbeş gün içinde bildireceği öngörülmüştür.

Anayasa'nın 6. maddesinde hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı belirtilmiş, 127. maddesinin birinci fıkrasında mahalli idarelerin, il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri olduğu, ikinci fıkrasında ise kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

Kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla üretilmiş birer belge niteliğinde olan imar planları; yöre halkının sağlığını ve çevreyi korumak, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını, iyi yaşama düzenini, çalışma koşullarını ve güvenliğini, o çevrede yaşayan halkın yerel ortak gereksinimlerini sağlamak amacıyla yapılır.Bu nedenle 3194 sayılı Kanununun 8. maddesinde nazım ve uygulama imar planı yapma yetkisi, Anayasanın 127. maddesi uyarınca halkın mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamakla görevli belediyelere verilmiştir.3194 sayılı kanunun 9. maddesinde sınırlı bazı hallerde imar planı yapılmasına ilişkin olarak Bayındırlık ve iskan Bakanlığına yetki veren hükümler bulunmaktaysa da, merkezi yönetime bırakılan bu yetkiler, kamu yararı ve ülke geneli ile ilgileri nedeniyle sayılan özellikleri taşıyan somut yerlerle sınırlı makro düzeyde yetkilerdir. Diğer taraftan 3194 sayılı Kanunun 4. maddesinde, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gibi bazı özel kanunlara tabi olan alanların nitelikleri gereği toplumu etkileme özelliğinden dolayı bu alanlarda imar planı yapma yetkisi yerel yönetimlere bırakılamayacak derecede önemli görülmüş ve kamu yararının daha üst düzeyde sağlanabilmesi için imar planı yapma yetkisi ve usullerinde istisnalar getirilmiştir.Buna karşılık, 3194 sayılı kanunun 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesi ile eklenen fıkrada ise, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin imar planını yapma yetkisinin, nitelik ya da amaç belirlemesi yapılmadan sadece özelleştirme programına alınması nedeniyle taşınmazın daha yüksek bedelle satılabilmesini sağlamak amacıyla Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Özelleştirme Yüksek Kuruluna verilmesi Anayasanın 127. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.

Ayrıca, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nun 5162 sayılı Yasa ile değiştirilen 4. maddesinin birinci fıkrası hükmünde yer alan, gecekondu dönüşüm projesi uygulayacağı alanlarda veya mülkiyeti Toplu Konut idaresi Başkanlığı'na ait arsa ve arazilerden konut uygulama alanı olarak belirlediği alanlarda veya valiliklerce toplu konut iskan sahası olarak belirlenen alanlarda çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde her tür ve ölçekteki imar planlarını yapma, yaptırma ve tadil etme yetkisi belediyelerden alınarak Toplu Konut idaresi Başkanlığına verilmesi yolundaki hükmün iptali talebiyle yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesinin 8.12.2004 günlü, E:2004/61, K:2004/123 sayılı kararıyla; İmar planlarının düzenlenmesinde yerel ortak gereksinimlerin gözönünde tutulacağı, ancak gecekondu dönüşüm projesi ve toplu konut uygulamalarının yerel ihtiyaç olmanın yanı sıra ülke düzeyinde çözümlenmesi gereken bir sorun olduğu, Anayasa'nın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler Bölümünün Konut Hakkı ile ilgili 57. maddesinde Devlete, şehirlerin özellikleri ve şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alma ve toplu konut teşebbüslerini destekleme görevi verildiği, ülkenin konut sorununu çözmek üzere kurulan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na, gecekondu dönüşüm projesi uygulanacak alanlarla, toplu konut alanlarında çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde imar planı yapma yetkisinin verilmesi sosyal devlet olmanın gereği olduğu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na verilen imar planı yapma yetkisinin yerel yönetimleri tamamen devreden çıkarıp dışlamadığı, Yasanın, belediye meclislerine veya valiliklere Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca yapılan/yaptırılan imar planlarını üç ay içerisinde aynen ya da değiştirerek onaylama yetkisini verdiği gerekçesiyle, Anayasaya aykırı görülmeyerek iptal istemini reddetmiştir.Ancak, 4046 sayılı Yasanın 41. maddesiyle, özelleştirme programına alınan yerlerde Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Özelleştirme Yüksek Kuruluna verilen imar planı yapma yetkisinin, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde toplumu ilgilendiren, yerel yönetimlerin yetemeyeceği alanlarda makro düzeyde planlama amacı taşımadığı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında kanunun ''Amaç ve kapsam'' başlıklı 1. maddesinin incelenmesinden anlaşılmaktadır.

Nitekim , Anayasanın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtilmiştir.Bu çerçevede Özel Çevre Koruma Kuruluna imarla ilgili özel yetkiler verilmiştir.Yine Anayasanın 63. maddesinde, Devletin, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlayacağı, bu amaçla destekleyici tedbirler alacağı belirtilmiş, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunuyla koruma kurullarına imar yetkileri verilmiştir.Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Özelleştirme Yüksek Kurulunun ise özelleştirilecek taşınmazlar için buna benzer bir görevi bulunmamaktadır.

Bu durumda, yerel yönetimlere ait olan imar planı yapma yetkisinin ancak yerel yönetimlerin imkanlarının yetemeyeceği, toplumu ilgilendiren, kamu yararının üstün olduğu, makro düzeydeki planlamalarda, kanunlarla o yeri korumakla, o yeri geliştirmekle ya da o hizmetin yapılması için kurulan ve görevlendirilen kurumlara istisnai olarak verilmesi mümkün olup, Anayasa mahkemesince de bu şekilde uygun görülmektedir. 4046 sayılı yasanın 41. maddesinde ise sayılan bu durumlardan hiçbirisinin bulunmadığı ve imar planı yapma ve değiştirme yetkisinin özelleştirme kapsamındaki taşınmazların daha yüksek bedelle satılması amacıyla getirildiği anlaşılan maddenin Anayasa'nın yukarıda anılan 127., 56., ve 63. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

4046 sayılı yasanın 41. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki düşünce kabul edilmemesi halinde uyuşmazlığın mevcut yasal düzenlemelere göre incelenmesi gereklidir.

3194 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıların bu Kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş, 4 üncü maddesinde de, "2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." denilmek suretiyle 3194 sayılı Kanuna göre öncelikle uygulanması gerekli kanunlar gösterilmiştir. 3194 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının gerekli görülen hallerde yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve re'sen onaylamaya yetkili olduğu planlar belirtilmiş, bu maddeye yukarıda anılan 4046 sayılı Kanunun 41 nci maddesiyle eklenen ikinci fıkrasında da, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerde, imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, içeriği itibariyle ayrıksı ve sınırlı bir alana ilişkin bulunan 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmünün, Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında özel kanun niteliğinde olduğu kabul edilemez.

Buna göre özelleştirme kapsamında olan ve Boğaziçi bölgesinde bulunan alanlarla igili imar planlarının yapılması, değiştirilmesi ve onaylanmasına ilişkin uygulamalarda 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.

İmar Kanunu karşısında özel kanun niteliğinde olan 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun ''İmar planlarının yapılması, onayı ve tadili:'' başlıklı 10 maddesinde; gerekli görüldüğü takdirde "Boğaziçi Alanı" için yapılan planların revize edilmesi "gerigörünüm" ve "etkilenme" bölgelerinde 3030 sayılı Kanuna göre, "sahil şeridi" ve "öngörünüm" bölgelerinde İstanbul Büyük Şehir Belediyesince hazırlanarak Belediye Meclisinin kararı ve Belediye Başkanının onayından sonra "Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu" onayı ile yürürlüğe gireceği, İlgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşları, Büyük Şehir Belediye Başkanlığında bir ay süre ile ilan edilen "Sahil Şeridi" ve "Öngörünüm" bölgeleri ile ilgili planlara itiraz edebileceği, belediye Başkanlığının planı itirazları ile inceleyeceği ve görüşünü de ekleyerek Belediye Meclisine sunacağı, belediye Meclisinin durumu bir ay içinde inceleyerek karara varacağı, Büyük Şehir Belediye Başkanının ve Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulunun onayı ile kesinleşeceği, plan değişikliklerinin de aynı usule göre yapılacağı belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Ortaköy mahallesindeki, gayrimenkul Eski eserler ve Anıtlar Yüksek kurulunun 14.12.1074 günlü, 8172 sayılı kararıyla tespit ve ilan edilen, 24.6.1983 günlü, 15175 sayılı kararıyla sınırları belirlenen Boğaziçi Sit Alanı gerigörünüm ve Etkilenme Bölgesinde kalan ve Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü tesis sahasının bulunduğu taşınmazın, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11.8.2006 günlü, 2006/70 sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığı, 3194 sayılı Kanunun 4046 sayılı kanunla değişik 9. maddesi uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca İstanbul büyükşehir belediye başkanlığının görüşü alınarak 1/5000 ölçekli Beşiktaş-Ortaköy koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hazırlandığı ve İstanbul III nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna gönderildiği, anılan Kurulun 28.11.2006 günlü, 2117-2 saılı kararına göre değişiklik yapılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun dava konusu 27.12.2006 günlü, 2006/104 sayılı kararıyla 1/5000 ölçekli Beşiktaş-Ortaköy koruma amaçlı nazım imar planı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin onaylandığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu imar plan değişikliğinde planlama alanının fonksiyonu ''Turizm Kongre Merkezi, Ticaret ve Kültürel Tesis alanı ile kısmen yeşil alan'' olarak belirlenmiş, plan notlarında, Turizm Kongre Merkezi, Ticaret ve Kültürel Tesis alanında, ticaret alanı ( iş ve alışveriş merkezleri,ticari büro kullanımları,sergi ve satış tesisleri, toptan ve perakende ticaret ) tesisleri, yönetim merkezleri ( ofis-büro ), sosyo kültürel tesisler, her türlü turizm tesisleri, kongre merkezi ve rezidans yapılmasının düzenlendiği, bu alanda emsalin 2.80 olarak belirlendiği, burada yapılacak yapılardaki maksimum yüksekliğin tescilli idari blok binasından uzaklık ile bağlantılı olarak bu binanın 1,5 ile 2 misli yüksekliğini aşamayacağı, planlama alanındaki toplam inşaat alanının %15' i ticaret, %10'u yönetim ( ofis-büro ),%10'u sosyo-kültürel tesis, %35'i rezidans ve %30'u turizm kongre merkezi kullanımına ayrıldığı belirtilmiştir.

Yukarıda anılan mevzuat uyarınca, Boğaziçi Sit Alanı Etkilenme Bölgesinde kalan ve bu niteliği itibariyle Boğaziçi Kanununa tabi olan dava konusu alanda 2960 sayılı Kanunun yukarıda anılan 10. maddesi uyarınca, İstanbul Büyük Şehir Belediyesince hazırlanarak Belediye Meclisinin kararı ve Belediye Başkanının onayından sonra "Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu" onayı ile plan değişikliği yapılması gerekirken, Boğaziçi Sit Alanında yetkili olmayan Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ve Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanan dava konusu imar planı değişikliğinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Boğaziçi kanununa göre, bu kanuna tabi alanlarda yapılan imar planlarının amacı, Boğaziçinin kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alanlardaki nüfus yoğunluğunu arttıracak yapılanmayı sınırlamak olup, bunun sağlanabilmesi için kanunun 10. maddesinde, "Gerigörünüm" bölgesinde Taban Alan Kat Sayısı ( T.A.K.S. ) azami % 15 ve 4 katı ( H = 12.50 m. irtifaı ), "Etkilenme" bölgesinde ise gene Taban Alanı Kat Sayısı ( T.A.K.S. ) % 15 ve 5 katı ( H = 15.50 m. irtifaı ) geçmemek şartı ile konut yapılabileceği kuralı getirilmiştir.

Dava konusu planda ise, planlama alanının %35'i rezidans, %15'i ticaret, %10'u yönetim merkezi ( ofis-büro ) olacak şekilde yoğunluk arttırıcı ve mevcut idari binanın 1,5 ile 2 katı yüksekliği aşmamak koşulu ile yapı yapılabileceğinin öngörülmesiyle Kanunda yer alan h=15.50 m. irtifaı kat kat aşacak şekilde yüksekliğin kabul edilmesinde Boğaziçi Kanununun amacına, kurallarına ve kamu yararına uygunluk görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu imar planı değişikliğinin dayanağı olan 4046 sayılı yasanın 41. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna varıldığından dava dosyasının Anayasa Mahkemesine göderilmesi, kabul edilmediği taktirde açıkça hukuka aykırı olan ve uygulanması halinde telafisi imkansız zararlar doğuracak olan dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulması isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.



Yüklə 0,68 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə