Kehf Suresi (18/110)



Yüklə 1,78 Mb.
səhifə1/54
tarix07.01.2022
ölçüsü1,78 Mb.
#80558
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   54

Kehf Suresi (18/110)


بِسْمِ
adıyla

اللَّهِ
Allah\ın

الرَّحْمَٰنِ
Rahman

الرَّحِيمِ
Rahim



Türkçe Transcript (*)

Bismi(A)llâhi-rrahmâni-rrahîm(i)

Ali Bulaç Meali

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

Abdullah Parlıyan meali

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü'minleri rahmetine alan Allah adına. *

Edip Yüksel Meali

Rahman ve Rahim ALLAH'ın ismiyle. *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.

Süleyman Ateş Meali

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...

Yusuf Ali (English)

Inthe name of Allah, MostGracious, MostMerciful(19). *

M. Pickthall (English)

Inthe name of Allah, theBeneficent, theMerciful

Kehf Suresi
1


الْحَمْدُ

hamdolsun ki



لِلَّهِ

Allah'a


الَّذِي أَنْزَلَ

indirdi


عَلَىٰ عَبْدِهِ

kuluna


الْكِتَابَ

Kitabı


وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ

ve ona koymadı



عِوَجًاۜ

hiçbir eğrilik




















Türkçe Transcript (*)

Elhamdu li(A)llâhi-lleżî enzele ‘alâ ‘abdihi-lkitâbe velem yec’al lehu ‘ivecâ(n)

Ali Bulaç Meali

Hamd, Kitabı kulu üzerine indiren ve onda hiç bir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir.

Edip Yüksel Meali

ALLAH'a övgü olsun, kuluna kitabı indirmiş ve onda hiç bir eğriliğe yer vermemiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Hamd, o Allah'a mahsustur ki kulu (Muhammed'e) kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.

Süleyman Ateş Meali

Allah'a hamdolsun ki, kuluna Kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Hamt o Allah'a ki, kuluna Kitap'ı, kendisinde hiçbir eğiklik ve çelişme yapmaksızın indirdi.

Yusuf Ali (English)

Praise be to Allah,(2325) Who hath sent to His Servant the Book, and hath allowed therein no Crookedness:(2326) *

M. Pickthall (English)

Praise be to Allah Who hath revealed the Scripture unto His slave, and hath not placed therein any crookedness,

Kehf Suresi
2


قَيِّمًا

dosdoğru olarak



لِيُنْذِرَ

uyarması için



بَأْسًا

azaba karşı



شَدِيدًا

şiddetli


مِنْ لَدُنْهُ

katından (indirdi)



وَيُبَشِّرَ

ve müjdelemesi için



الْمُؤْمِنِينَ

mü'minlere



الَّذِينَ يَعْمَلُونَ

yapan


الصَّالِحَاتِ

iyi işler



أَنَّ لَهُمْ

kendileri için bulunduğunu



أَجْرًا

mükafat


حَسَنًا

güzel






















Türkçe Transcript (*)

Kayyimen liyunżira be/sen şedîden min ledunhu veyubeşşira-lmu/minîne-lleżîne ya’melûne-ssâlihâti enne lehum ecran hasenâ(n)

Ali Bulaç Meali

Dosdoğru (bir Kitaptır) ki, kendi katından şiddetli bir azabla uyarıp-korkutmak ve salih amellerde bulunan mü'minlere müjde vermek için (onu indirdi); şüphesiz onlara güzel bir ecir vardır.

Edip Yüksel Meali

Kusursuz bir (kitap)... O'ndan gelecek şiddetli bir cezaya karşı uyarsın ve erdemli davranan müminlere kendileri için güzel bir ödülü müjdelesin.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onu dosdoğru (bir kitap) olarak (indirdi) ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları) uyarsın ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel bir mükafat bulunduğunu müjdelesin.

Süleyman Ateş Meali

Onu dosdoğru (bir Kitap) olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları) uyarsın ve iyi işler yapan mü'minlere de kendileri için güzel mükafat bulunduğunu müjdelesin.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Katından dosdoğru gelen açık bir söz olarak indirdi onu. Ki, zorlu bir iş ve oluş konusunda uyarsın ve barışa yönelik hayırlı ameller sergileyen müminlere, kendileri için güzel bir ödül öngörüldüğünü muştulasın...

Yusuf Ali (English)

(He hath made it) Straight(2327) (and Clear) in order that He may warn (the godless) of a terrible Punishment from Him, and that He may give Glad Tidings to the Believers who work righteous deeds, that they shall have a goodly Reward, *

M. Pickthall (English)

(But hath made it) straight, to give warning of stem punishment from Him, and to bring unto the believers who do good works the news that theirs will be a fair reward.

Kehf Suresi
3


مَاكِثِينَ

kalacaklardır



فِيهِ

onun içinde



أَبَدًا

sürekli olarak





Türkçe Transcript (*)

Mâkiśîne fîhi ebedâ(n)

Ali Bulaç Meali

Onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.

Edip Yüksel Meali

Ki orada sürekli kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlar orada sürekli kalacaklardır.

Süleyman Ateş Meali

Onlar sürekli olarak o mükafat içinde bulunacaklardır.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onlar, o hal üzere sonsuza dek kalıcıdırlar.

Yusuf Ali (English)

Wherein they shall remain forever:(2328) *

M. Pickthall (English)

Wherein they will abide for ever;

Kehf Suresi
4


وَيُنْذِرَ

ve uyarması için



الَّذِينَ قَالُوا

diyenleri



اتَّخَذَ

edindi


اللَّهُ

Allah


وَلَدًا

çocuk




Türkçe Transcript (*)

Veyunżira-lleżîne kâlû-tteḣaża(A)llâhu veledâ(n)

Ali Bulaç Meali

(Bu Kur'an) 'Allah çocuk edindi' diyenleri uyarıp-korkutur.

Edip Yüksel Meali

Ve "ALLAH çocuk edindi," diyenleri de uyarsın.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ve "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.

Süleyman Ateş Meali

Ve: "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Ve "Allah bir çocuk edindi" diyenleri uyarsın diye indirdi onu.

Yusuf Ali (English)

Further, that He may warn those (also) who say, "(Allah) hath begotten a son":(2329) *

M. Pickthall (English)

And to warn those who say: Allah hath chosen a son,

Kehf Suresi
5


مَا

yoktur


لَهُمْ

onların


بِهِ

bu hususta



مِنْ عِلْمٍ

hiçbir bilgisi



وَلَا لِآبَائِهِمْۚ

ve atalarının



كَبُرَتْ

ne büyük (küstahça)



كَلِمَةً

söz


تَخْرُجُ

çıkıyor


مِنْ أَفْوَاهِهِمْۚ

ağızlarından



إِنْ يَقُولُونَ

onlar söylemiyorlar



إِلَّا

başka bir şey



كَذِبًا

yalandan






















Türkçe Transcript (*)

Mâ lehum bihi min ‘ilmin velâ li-âbâ-ihim(c) keburat kelimeten taḣrucu min efvâhihim(c) in yekûlûne illâ keżibâ(n)

Ali Bulaç Meali

Bu konuda kendilerinin ve atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

Edip Yüksel Meali

Ne onların, ne de atalarının bu konuda bir bilgileri yoktur. Ağızlarından ne büyük bir söz çıkıyor! Yalandan başka şey söylemiyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Süleyman Ateş Meali

Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından ne büyük (küstahça) söz çıkıyor! Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Ona ilişkin ne kendilerinin bir ilmi vardır ne de atalarının. Söz olarak ne büyüktür ağızlarından çıkıveren! Onlar bir yalandan başka şey söylemiyorlar.

Yusuf Ali (English)

No knowledge have they of such a thing, nor had their fathers. It is a grievous thing that issues from their mouths as a saying.(2330) What they say is nothing but falsehood! *

M. Pickthall (English)

(A thing) whereof they have no knowledge, nor (had) thee fathers. Dreadful is the word that cometh out of their mouths. They speak naught but a lie.



Yüklə 1,78 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   54




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə