Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ile üye hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami Haşıloğlu’dan oluşan mahkeme heyeti tarafından 9 Nisan 2010 günlü oturum açıldı



Yüklə 0,59 Mb.
səhifə1/7
tarix15.01.2019
ölçüsü0,59 Mb.
#96639
  1   2   3   4   5   6   7



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2009/191

CELSE NO :53

CELSE TARİHİ :09.04.2010
BAŞKAN :KÖKSAL ŞENGÜN 20909

ÜYE :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

KATİP :MEHMET ALİ ALTUNKAYNAK 128002
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ile üye hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami Haşıloğlu’dan oluşan mahkeme heyeti tarafından 9 Nisan 2010 günlü oturum açıldı.

Tutuklu sanıklardan Levent Ersöz, Fatih Hilmioğlu, Oğuz Bulut, İbrahim Şahin, Durmuş Ali Özoğlu, Mehmet Haberal dışındaki tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Sanık müdafilerinden Sanıklar Birol Başaran, Adil Serdar Saçan, Tuncay Özkan, Hasan Atilla Uğur, İlyas Çınar, Hüseyin Vural Vural müdafii Av. Serkan Günel, Sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Ruşen Özmen, Sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Ahmet Çörtoğlu, Sanıklar Adnan Bulut, Ahmet Tuncay Özkan müdafii Av. Seçil Özdikmenli, Sanık Tuncay Özcan müdafii Av. Feyza Yüksel, Sanık Hasan Ataman Yıldırım müdafii Av. Naciye Sezer Nirun, Sanıklar Mehmet Haberal, Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. Köksal Bayraktar, Sanık Mehmet Haberal müdafii Av. Dilek Helvacı, sanık Mehmet Haberal müdafi Av. Yasemin Antakyalıoğlu, Sanık Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. İlkay Sezer, Sanıklar Tuncay Özkan, Mesut Özcan ve Hüseyin Nazlıkul müdafii Av. Gizem Öcalan, Sanık Mustafa Özbek müdafii Av. Mustafa Hisar, Sanıklar Yalçın Küçük, Taylan Özgür Kırmızı, Muhammed Sarıkaya müdafii Av. Hasan Fehmi Demir’in geldikleri görülmekle, huzurdaki yerlerine alındı.

Açık yargılamaya başlandı.

Sanıkların ve müdafilerinin beyan ve taleplerinin alınmasına geçildi.

Sanık Fahri Kepek söz istedi verildi:” Sayın Başkanım Değerli üyeler ben birkaç konuya değinmek istiyorum. Benim avukatım yok Sayın mahkemeden avukat talep ettik birde siz dün açıklama yaptınız baro avukat göndermediğinden kendiniz avukat edeceğinizi yani bildirdiniz yani ben avukat ücretini yani sanıklara karşılaşacağını söylediniz. Ben.”

Mahkeme Başkanı :”Efendim öyle söylenmedi avukat temin edemeyene mahkeme tarafından avukat temin edilir ancak mahkeme sonunda yargılama sonunda bir mahkumiyet durumunda mahkeme masrafı olarak avukatlık ücreti de sanıktan tahsil edilir dendi.”

Sanık Fahri Kepek:”Tamam siz anlaşıldı Sayın Başkanım.”

Mahkeme Başkanı :”Anlaşıldı mı?”

Sanık Fahri Kepek:”Evet Sayın Başkanım.”

Mahkeme Başkanı :”Öyle dendi yani.”

Sanık Fahri Kepek:”Evet, şimdi Sayın Başkanım bende durumumu arz etmek istiyorum ben 16 aydır tutukluyum, burda maddi, manevi benim kimsem yok, kimseden bir destek yardımcı alamıyorum ve kimsemde gelip gitmiyor daha önce yazılı ve sözlü olarak da durumumu beyan ettim sizlere.”

Mahkeme Başkanı :”Size son gelen yazıya göre avukat baro tarafından bir avukat tahsis edilmiş size henüz daha size ulaşmadıysa onu bilmiyoruz yazısı bize geldi.”

Sanık Fahri Kepek:”Ulaşmadı bana ben şunu dile getirmek istiyorum ben bu davada şu an bana cezada verseniz, vermeseniz tahliye etseniz dahi benim avukat ücretini ödeme imkanım yoktur. Zaten iddia edildiği gibi yani bu davadan tutuklu yargılandığımdan dolayı çıkınca iş bulacak mıyız bulup bulamayacağımız malum. Artı benim ellerinizden öper 3 tane kızım var artı ben bir aşağılık ücrete yani bir işe girip çalışmaya başladığım zamanda da yani aldığımız 503 lira asgari ücret bununla da ancak kendimi, çocuklarımın imkanlarını yani zaruri ihtiyaçları karşılamak zorunda kalmak durumundayım ve ben şimdiden kayıtlara geçmesi için belirdi kayıtlara geçmesi için yani açıklama yapma gereği duydum. Ben bana gönderdiğiniz avukata dahi yani herhangi bir ücret ödeyemem bunlar kayda geçsin ben buyum yani. Benim maddi, manevi bir desteğim yok beni 16 aydır tutukluyorsunuz kuvvetli suç şüphesi iddia ediyorsunuz, kuvvetli suç şüphesinin de ne olduğunu açıkladığınız yok.”

Mahkeme Başkanı :”Fahri Kepek bu mahkemenin sizin hakkınızda da hükmü değil yasanın, yasanın hükmünü size açıklanması. Yasa öyle söylediği için o size açıklanıyor. Mahkemenin mahkeme masrafını size yüklediği avukat ücretini ödeyeceksiniz şeklinde bir düşüncesi bir kararı yok yani o yasanın, yasanın hükmü.”

Sanık Fahri Kepek:”Sayın Başkanım bu durumda yani bende durumumu arz ettim yani şimdiden ben peşinden konuşayım da yani söyledim durum böyle yok maddi olarak yani bir imkanım yok bir destekçimde yok, kimsede yok. Ne ile tutuklu olduğumuzda belli burda. 16 aydır savunma yapmayı bekliyoruz daha ne kadar bekleyeceğimiz yani açık yargılama devam ediyor. İkinci bir konu yine durumları arz ettiğim üzere size kaleme verdiğim dilekçeler ve bana ait dilekçeler kalemden bir listesi çıkartılarak tarafıma verilmesini talep etmiştim dilekçe verdim sayın Mahkemeye. Bunlar bana şu an kalemden verilmedi. Benim avukatım olmadığı için kalemden veya benim yazdığım dilekçeleri takip etme imkanım yok tutuklu olduğum halde cezaevinde ortamında. Sayın Başkan Değerli üyeler ben 16 aydır tutukluyum cezaevinde meslek edinme ve bazı kurslar açılıyor bu kurslara bende katılmak için dilekçe veriyorum iddia edilen Ergenekon terör örgütü üyesi olduğumuz için herhangi bir meslek kursuna katılamıyorum. Göndermiyorlar beni cezaevinden artı liseyi dışardan açık öğretimden okumak istiyorum bu da engelleniyor hakkımda bütün deliller toplanmıştır ve muhafaza altına alınmıştır. Karartma ihtimalim yoktur adli sicil kaydım temizdir. Bihakkın tahliyesini ya da en sıkı adli tedbir kontrolleri uygulanarak bihakkın tahliyesine karar verilmesini sizlerin vicdanlarına havale ediyorum saygılarımla.”

Sanık Hüseyin Keskin söz istedi verildi:”Sayın Başkanım müsaade ederseniz kürsüye çıkmak istiyorum.”



Mahkeme Başkanı :”Gelebilirsin, gel bakalım.”

Sanık Hüseyin Keskin:”Sayın Başkanım Değerli üyeler. Sayın Başkanım 19 aydan beri tutukluyum. Hakkımda herhangi bir somut yani bir delil yok gerçi taktir ederseniz o sizin taktiriniz mahkeme sizin mahkemenizle ilgili olan Sayın Hasan Hüseyin Özese tarafından istenilen jandarma ve emniyetten gelen yazılarla ilgili size bir açıklama yapacağım Sayın Başkanım. Hüseyin Keskin isimli şahsın yakalandığı 21.10.2008 tarihinden 1 hafta önce ve sonrası herhangi bir olayın olup olmadığının tespiti ile ilgili istenilmiş olup Sarıkamış ilçe jandarma komutanlığı kayıtlarında Hüseyin Keskin isimli şahsın hakkında adli, idari herhangi bir soruşturmanın, soruşturmanın yapılmadığını arz ederim diye yazı geldi Sayın üye. Bu jandarma ilçe jandarma karakolundan gelen yazı bu da Sarıkamış ilçe karakolundan polis karakolundan gene aynı Hüseyin Keskin’in yakalandığı 21.10.2008 tarihinden bir hafta ve önce sonrası daha içinde alan asayişe müessir toplu olay gösteri vesair bir faaliyetin olmadığı buna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge rastlanmadı hususunu bilginize arz ederim diye Cemal Keskin ilçe emniyet müdürü. Sayın Başkanım 19 aydan beri tutukluyum ve mağdurum yani buraya her gün geliyorum hafta içi mahkemenizin olduğu zamanlar hani darağacı ip boynumda geliyorum yani ne yaptım, benim suçum nedir, ben ne yapmışım Sayın Başkanım ne yapmışım? Ben Sarıkamış’a gezmeye gittim bunu size beyan ettim yani orda antika bir silahtan dolayı 19 aydan beri yatıyorum yani bir suçum yok vallahi yok Allah aşkına yani 19 aydan beri bir insan suçunu bilemez mi Sayın başkanım ben suçumu da bilmiyorum. Terör örgütüne bilerek ve isteyerek üye olmuşum ben nasıl üye olmuşum, nerde üye oluşum? Onu da bilmiyorum yani öyle bir şeyde yok hayatımda terör örgütü nedir bilmiyorum tamam belki Sarıkamış’ta o da benim bir yani hayat tecrübemdi diyebilirim yani karakolluk, adliyelik benim tecrübem olmadı hayatım boyunca ben karakola mahkemeye çıkmış bir insan değilim. Orda farazi düşüncelerle varsayım düşüncelerle şey yaptım konuşma yaptım şimdi tamam belki onun ceremesini çekiyorum. Yani şeyini çekiyorum ama bir suçum yok Sayın Başkanım yani bir şey yapmadım ben ki ben yani böyle eşkal üzerine yani Hüseyin Keskin Sarıkamış’a gidecek şunu yapacak böyle bir ihbar yok, bir şey yok ben orda karakolun önünden geçerken yani çok komik poğaça almaya gidiyorum belimde silah görünüyor bu yani o da antika silah. Bunu anlattım size savunmamı da yaptım 2, 3 ay oldu 2, 3 aydan beri bitireli savunmamı bitireli oldu yani burda yani hep böyle ailemi perişan ediyorum yani Sayın Başkanım yani ailem üzülüyor benim burda durumuma üzülüyor. Ya ben ne yapmışım 19 aydan beri tutukluyum. Yani bir şeyde diyemiyorum bir şeyde hakkımda bir şey yok ki diyeyim ki Sayın Başkanım ben bunu yaptım siz mahkemenizce istemiş olduğunuz yazılar geldi bir şey yok yani hakkımda bir şey bir şey yapmadım. Burda kağıtlardan yani hepsi belli Sayın Başkanım ben ne yapmışım? Kusura bakmayın heyecanlanıyorum heyecandan dolayı da kelimeleri de unutuyorum ama sadece dediğim tek şey ben bir şey yapmadım. Yani beni burda suçlanıyorum ama yani bilmiyorum Sayın Başkanım yani Sayın üyeler Allah aşkına yani sizler tek gideceğim merci sizsiniz başka gidecek bir yerim yok. Bir Allah bir sizsiniz ya suçum olsa kabul edeceğim diyeceğim ki bunu yaptım ya bunu derim en azından suçum var derim ama buradaki kabullenecek bir şeyim yok yani kabul edeceğim bir şey yok bir tek kabul ettim tamam silah. O da antika silah 6136 Yani Sayın Başkanım Sayın üyeler yani Allah aşkına yani istirham ediyorum sizlerden lütfen yani ben 19 aydan beri tutukluyum daha ne kadar sürecek ailem dışarıda perişan olmuş, ailem annemle görüşüyorum telefonda 10 dakika boyunca ağlıyor oğlum ne zaman çıkacaksın konuşamıyorum bile. Yani ona buradaki durumumu yani bunları ben size söylüyorum Sayın Başkanım yani sizde bilin yani ben bir şey yapmadım. Neden böyle ailem perişan ben burda böyle her gün darağacı ip boynumda bu şekilde geliyorum yani böyle ümitle, umutla bakıyorum yani böyle yani diyemiyorum Sayın Başkanım. psikolojimde bozuldu yavaş yavaş beni anlayın 19 aydan beri tutukluyum bugün geçer yarın geçer, yarın çıkarım ya bir şey yapmadım yani ben biliyorum. Mahkemenizden önce ben biliyorum ben bir şey yapmadım çünkü bir şey yapmış olsam zaten burda yazar Hüseyin Keskin bir şey yaptı der zaten burda Sayın Başkanım lütfen Allah aşkına. Yani Sarıkamış’a Ertaç Giray’ın yanında çalıştım Sarıkamış’taki benim askerden komutanım onlar tutuksuz ben tutukluyum. Onlarda tutuklu olmuş olsaydı tamam derdim herhalde bir suç var ben tutuluyorum burda ama ben tulukluyum bir tek ben tutukluyum. Ben burda kimse benimle beraber gelen yok bir tek ben buradayım. Yani Sayın Başkanım yattığım göz önünde bulundurularak tahliyemi talep ediyorum Sayın Başkanım teşekkür ediyorum.”

Sanık Mehmet Koral söz istedi verildi:” Sayın Başkan Değerli üyeler 16 aydır burda tutukluyum terör örgütüne üye olmaktan ben ne isteyerek ne bilerek ne bilmeyerek terör örgütüne kesinlikle ne üye oldum ne de bu konuyla ilgili arkadaşlarımız bilmeyerek deniliyor ya basında çıkan haberler üzerine. Bilmezler diye onun için böyle konuşuyorum kesinlikle terör olaylarının hepsini lanetlemiş bir insan olarak burada terör örgütüne üye olmaktan karşınızda huzurunuzda bulunmaktayım. 16 ay boyunca tutuklu kaldığım süre içerisinde başlayan ciddi sağlık sorunlarım sebebiyle ve bu birbirini tetikleyerek şeker, tansiyon, kolesterol olmak üzere en son geçtiğimiz hafta 2 sefer kardiyolojiye giderek muayene oldum muayenem esnasında doktorun söylemiş olduğu şey 20 yıllık tansiyon hastası mısın dedi? Kalbimin görmüş olduğu hasar o şekilde ve ben sizin tabi karşınızda yargılanıp aklanmak istiyorum bu kara ile yaşamak istemiyorum benim çoluğum çocuğum var tabi ki bunu da sizler çıkaracaksınız ortaya. Ancak ben sağlıksız olduğum zaman veya sağlığımı kaybettiğim zaman kendimi sizlere nasıl ifade edeceğim veya nasıl ispat edeceğim? Bunun için yattığım süreninde göz önünde bulundurularak sağlık koşullarım göz önünde bulundurularak tutuksuz yargılanmak üzere gerekse adli tedbir kontrolleri alınarak tahliyemi talep ediyorum Saygılarımla.”

Sanık Ersin Gönenci söz istedi verildi:” Sayın başkanım benim ilk talebim baro tarafından maddi durumumun iyi olmadığı için bana avukat verilmesi ve bu avukatında şahsına isminin bildirilmesini talep ediyorum. İkinci talebim ise Başkanım Sayın Başkanım Sayın mahkeme heyeti.”

Mahkeme Başkanı :”Onların içerisinde var mı o? Gelen yazı nerde, bu barodan gelen yazı var getir onu bakayım. Getir onu çabuk, evet.”



Sanık Ersin Gönenci:”Sayın başkanım, Sayın mahkeme heyeti 7 Ocak 2009 tarihinde Sivas’ta gözaltına alınıp İstanbul’a getirildim mahkemece tutuklanıp cezaevine konuldum 16 aydır cezaevinde tutuklu bulunmaktayım. Sayın Başkanım tutuklu olmamın sebebi ise İbrahim Şahin’i tanıyor olmam İbrahim Şahin’le bir telefon görüşmesi yapmam ve bu telefon görüşmesinde kendisinin benden Sivas’ta yaşayan bir kişinin adresini istemesi benimde bu adresi mesajla iletmiş olmamdır. Bu nedenlerden terör örgütü üyesi olmaktan suçlanıyorum. Sayın Başkanım İbrahim Şahin’i geçmişte devletine hizmet vermiş terörle mücadele etmiş bir insan olarak biliyordum kendisi aslen Tokat’lıdır Sivas’ta da bir çok akrabası ve arkadaşları vardır. Sivas’la Tokat arası bir saatlik mesafedir. Sivas’ta akrabalarını ziyarete geldiğinde bir vesile ile tanışmıştım zaman zaman Sivas’a uğradığı oluyordu. 2, 3 yılda bir anca denk gelirsek görüşüyorduk. BU arada benim annem Sayın Başkanım Kafkasya muhaciridir yani Çeçen asıllıdır. İbrahim Bey bana Kafkasya Türklerine özel gılıniş yemeğini bilir misiniz diye geçmiş sohbetlerimizde sormuştu. Bende annem iyi bilir bizim evimizde de pişirir Sivas’a geldiğiniz bir zaman misafirimiz olur, yersiniz demiştim. Daha sonra bu yemeği, bu yemeği anneme hazırlatıp kendisini telefonda evime davet ettim. Telefonda kendisini eve davet ederken: Başkanım gılıniş hazır buyurun gelin bekliyoruz ve de kendisi benden yaşta büyük olduğu için başka bir istediğiniz, arzunuz olursa emrinizdeyiz yaptırmamı istediğiniz başka bir şey varsa ben buralardayım diye aramızda bir konuşma geçti. İddianamede ise bu telefon görüşmesi bahsettiğim glıniş yemeğinin gıl hecesi çıkarılmış nokta nokta iş hazır her şey hazır emrinizdeyiz şeklinde yorumlanmıştır. Halbuki bu telefon görüşmem sadece bir yemek davetinden ibarettir. Daha sonra ise bu yemek daveti ile alakalı olmayan aramızda bir konuşma geçti. İbrahim Şahin Sivas’ta bulunan Minaz Güler’in adresinde benden telefonunu istedi neden istediğini kendisi savcılık sorgu ifadesinde iddianamenin 907. sayfasında açıklamıştır. Başkanım Kayserili bir yazardan bu şahıs hakkında kendisine bir bilgi veriliyor ve onun üzerine benden istediğini ifade ediyor yani kendisi savcılık sorgusunda bunu beyan ediyor. Beni aradı tarihte de başkanım başka insanlardan da bilgi istediğini bende iddianameden öğrenmiş oldum, dosyadan öğrenmiş oldum. Ben Minaz Güler’in açık adresini bilmediğim için sadece hangi caddede olduğunu adını ve adresini kontörüm olmadığı içinde bir arkadaşımın cep telefonundan mesajın sonuna adımı yazarak ilettim. Ben Minaz Güler’i hayatım boyunca bir kez bile görmedim Başkanım hiç tanımıyorum. Sayın Başkanım iddianamede benim bu insana karşı yapılacak suikasta görev ve talimat aldığım kanısına varılmıştır. Başkanım ben bu iddialara göre bu insana zarar vereceksem neden İbrahim Şahin’e mesaj çekerken sonuna adımı yazayım? Ben kimseden talimat almadım ve de talimat vermedim kimsenin adamı değilim Sayın Başkanım kimse de bana bir emir veremez. Sivas küçük bir şehir olduğu için herkes birbirini gıyaben de söylenti olarak da tanır, bilir. Minaz Güler hakkında bildiklerim çektiğim mesajdan ibarettir Sayın Başkanım emniyette gözaltı sürecinde bana suçum söylenmedi ve de neden gözaltına alındığımı anlamadım bilmiyorum. Yapılan ev aramasında rahmetli babamdan kalan çalışması kullanılması mümkün olmayan eski bir tabanca alındı. Bu sebeple İstanbul’a getirilip tutuklandım. Huzurunuzda olmamın sebebi budur. Hiçbir yasadışı örgütle ve olayla ilgim alakam yoktur. Üniversite öğrencisiydim derslerimle ilgileniyordum. Babam rahmetli olduğundan evde en büyük çocuk ben oluğum için günlük bulduğum işlerle de evimin geçimini sağlıyordum halen tutuklu olduğum için ailem ve ben maddi olarak mağdur durumdayız. Eğitim hayatımda aksamıştır. Sayın Başkanım bu şekilde bakmakla sorumlu olduğu bir ailesi öğrencilikten doğan sorumlulukları olan bir insanın örgüt üyesi olması mümkün değildir. Bunlar içinde zamanım yoktur. Bu davada iddia edilen darbe girişimleri darbeye zemin hazırlama gibi konular yargılanmaktadır. Ben Anadolu’da Sivas gibi bir şehirde kendi halinde sıradan 29 yaşında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Bu yaştaki bir insanın hiçbir yetkisi ve makamı ve özelliği olmayan 29 yaşındaki öğrencinin bu tip suçlamalarla suçlanması akla ve mantığa uygun olmadığı gibi hayatın olağan akışını da aykırıdır. Sayın Başkanım iddia edilen suikast planlarında Minaz Güler’in adı geçmemektedir. Benim adımında kurgulanan suikast listelerinde ve S! listesinde geçmediği iddianamede görülmektedir. İbrahim Şahin Minaz Güler’in adını kimseye iletmemiştir bu da iddianamede geçen tapelerde bellidir. Bu hususlar dikkate alınarak 16 aydır ki tutukluluk süremin benim ve ailemin maruz kaldığı büyük mağduriyetler, sabit ikamet sahibi olmam, adli sicilimin temiz olması, bu dava sonunda terör örgütü üyesi suçlamalarından yüzde 100 beraat edeceğime olan inancım sebepleriyle daha fazla mağdur edilmeden bil hakkın tahliye edilmemi saygılarımla arz ederim.”

Mahkeme Başkanı :”Ersin Gönenci sana.”

Sanık Ersin Gönenci:”Efendim başkanım.”

Mahkeme Başkanı :”Sana Fatma Cengiz’e, Fahri Kepek’e ve Mustafa Dönmez’e size avukat Fatma Aygören isimli bir bayan avukat.”

Sanık Ersin Gönenci:”Fatma.”

Mahkeme Başkanı :”Baro tarafından tayin edildi Fatma Aygören.”

Sanık Ersin Gönenci:”Sicil numarası da alabilir miyiz Sayın Başkanım?”

Mahkeme Başkanı :”36193.”

Sanık Ersin Gönenci:”36193 tamam.”

Mahkeme Başkanı :”Fatih’te bürosu.”

Sanık Ersin Gönenci:”Kendisi ile hala görüşemedik Başkanım şimdi bizim savunma sıramıza daha var ama.”

Mahkeme Başkanı :”Efendim o size gelmek, gelmek durumunda.”

Sanık Ersin Gönenci:”Huzurunuza geldiğimizi zaman Başkanım yani hazır olmak için burda biz sadece buradaki diğer sanık avukatlardan istifade ediyoruz onlarında zaten kendi dertleri başından aşmış başkanım yani. Kimseye bizi boyun eğdirmeyin Başkanım devletimiz bize de bir avukat versin.”

Sanık Hasan Ataman Yıldırım söz istedi verildi:” Sayın Başkanım ben daha evvelki hafta ve geçen hafta iki ayrı talebim olmuştu, bu taleplerden bir tanesi TİB’den gelen kayıtlarda çift kayıtlar vardı düplikasyonlar bunun için naip hakimle bir 5, 10 dakika bir görüşüp kendisine göstermek yani ispat etmek istemiştim, 2. bir talebim olmuştu bu maskeleriler diye bir site var Amerika’da Utah’ta onun bakılarak tespit edilmesini onunla ilgili bir yazı vermiştim bu iki isteğimi de yani naip hakimle beraber mümkünse bakalım diye talebim olmuştu ve geçen haftaki kararda benim talebimin kabul edildiğini yazıyor ama bu iki talepte mi kabul edildi sadece biri mi kabul edildi? Onu bilmiyorum ve ben Pazartesi günü devam edeceğim savunmama o savunma sırasında bunu gösterip uzun zaman almasın diye bugün mümkünse 5, 10 dakikalık naip hakimle bir çalışmak istiyorum saygılarımla, sağ olun.”



Sanık Mustafa Dönmez söz istedi verildi:”Sayın Başkan Sayın mahkeme heyeti 7 Ocak 2009 tarihli lojman aramasında el konulan defterlerimin birisinin içinde aramalarda tespit edilmeyen ancak 6 gün sonra polis merkezlerinde çizilerek ortaya çıkarılan krokinin yanında Sayın başbakana yapılacak sözde suikastın planları olduğu ileri sürülen iki adet A4 kağıdının bulunduğu bildirilmiş ve şahsım suçlanmıştır. Ancak bu güne kadar şahsıma mal edilen kroki ve suikast planı üzerinde parmak izi kriminal incelemesi yapılmamıştır. Dilekçemde bu bahsedilen krokinin ufaltılmış halini ekledim dilekçeme. Burda hem el yazımın hem de rakamlarla işaretlenmiş sayfa olduğu bahsediliyor. Sonuç olarak bu dilekçemle ilgili size arz edeceğim Zir vadisi aramalarında dayanak teşkil eden kroki ve Sayın başbakana suikast planı olduğu iddia edilen iki adet A4 kağıdı üzerinde bulunan yazıların birbirleri ile aralarında kriminal benzerlikler olup olmadığının kontrolü çünkü bu güne kadar bu konuda hiçbir araştırma yapılmadı. Polisin çizdiği çok açık ancak sürekli suçlanıyorum suikast planı üzerinde mevcut el yazılarının şahsıma ait olup olmadığının kriminal inceleme yapılarak araştırılmasını talep ediyorum. Yine kroki ve suikast planı üzerlerindeki parmak izi ve avuç içi izlerinin kriminal incelemelerinin yapılması ve savunmamda kullanılmak maksadıyla bir suretlerinden şahsıma verilmesini talep ediyorum efendim. Efendim yine geçen hafta taleplerimle ilgili olarak almış olduğum kayıtlardan şahsım ile ilgili 3. iddianame içinde geçen iddiaların dayanak noktalarından birisi olan profesör Emin Gürses ile 23 Ocak 2009 tarihli tape numarası 1556 yine 28 Ocak 2009 tarihli tape numarası 1561 olan telefon görüşmelerinin ses kayıtları tarafıma verilen ses kayıtlarının içinden çıkmamıştır. 90 sayfalık iddianamenin yaklaşık yarısı efendim bu konuşmalarla ilgilidir ama ses kayıtları bende hala mevcut değildir bu gün itibariyle. Şahsımın kullandığı 0537 numara ile başlayan buraya açık yazdım telefon ses kayıtlarının bir sene dinlenmiş olduğu yine bu kayıtlar içinde belli efendim. Benim bunun dışında bir telefonum daha var. Sürekli kullandığım ancak benim aldığım bu kayıtların içinde efendim onlar çıkmadı bunların da yine bu dilekçemin yanında sunacağım bir boş CD’ye bunların yüklenerek şahsıma verilmesini talep ediyorum efendim. 7 Ocak 2009 tarihinde Sakarya Sapanca ev araması sırasında polisler tarafından bulunduğu iddia edilen suç malzemelerinin bazılarının üzerinde iple bağlanmış kırmızı renkli adli makamlara ait mühürlerin bulunduğu tespit edilmiştir. Polisler bunları koyarken kendi depolarından çıkarttıkları mühimmatların bıçakların üzerinde adli mührü unutmuşlar efendim benim böyle bir görevim yok ben bunları nasıl temin edebilirim? Şimdi bu mühürler şu anda sizlerin ellerinizde bu konuda şöyle bir talebim var bu mühürlerin incelenerek efendim mahkemeye hangi mahkemeye ait olduğu hangi olaya karıştığı, hangi adli emanet depolarında muhafaza edildiği hangi kolluk görevlileri tarafından işleme tabi tutulduğunun tespit edilmesi ve gelen belgelerden de bir suretinin savunmamda kullanılmak üzere şahsıma verilmesini talep ediyorum. Efendim yine 3. iddianamenin 506. sayfasında Sayın Profesör Emin Gürses’i yatmakta olduğu kandıra İzmit cezaevinde ziyaret etmiş olduğum bildiriliyor. Benim arkadaşım görüşmek isterim tabi ki ama kendisini ziyaret etmedim çok net 3 yerde bununla ilgili bir suçlama var iddianameye girmiş. Ancak gerçeği yansıtmayan yalan olan asılsız olan bu iddianın anlaşılabilmesi için Kandıra cezaevinden şahsımın Profesör Emin Gürses’i ziyaret edip etmediğimin sorulmasını ziyaret etmiş isem ziyaret evraklarının istenmesini talep ediyorum efendim. Efendim 15 gün evvel Hasdal askeri cezaevine 24 Mart 2010 tarihi itibariyle saat 14 sularında İstanbul il emniyet müdürlüğünden olduklarını beyan eden polisler gelmişlerdir. 7 Ocak 2009 tarihinde evlerimizde yapılan aramalar sırasında el konulduğu belirtilen polisler tarafından cezaevinde şahsıma iade edilmek istenen malzemeler içinde el koyma tutanağında bulunmayan malzemeler olduğu görülmüştür bunlar sizin diyorlar ancak o benden aldıkları tutanaklarda öyle bir malzeme yok. Teslim edilmek istenen malzemeler arasında arama tutanağına göre bize ait olmayan malzemeler bulunduğu gibi bize ait olanlardan ise bir kısım malzeme tahrip olmuş, bir kısım defterim, evrakım yıllarca biriktirdiğim akademistlerin yayınları buruşmuş, yıpranmış, ıslanmış durumda olduğunu gördüm. Teslim edilmek istenen malzemelerin içinde sadece şahsımıza ait olan malzemeleri almak istediğimde ise gelen polisler İstanbul Emniyet Müdürlüğünde amirlerini de arayarak ya hepsini alırsınız ya hiç birini alamazsınız şeklinde beyan ederek yanlarında getirdikleri malzemeleri şahsıma teslim etmemişlerdir. 7 Ocak 2009 tarihinde evlerimizde yapılan aramalar sırasında herhangi bir yakınımız, komşusuz, avukatımız bulunmadığından Cumhuriyet savcısı da bulunmadığından, evimizde birçok maddi ve manevi değeri olan malzeme kaybolmuştur. Polisin tutanağa geçirmeden keyfi olarak evlerimizden almış olduğu malzemeler arasında aile fotoğrafları, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait olan giyim malzemeleri kılıçlar harp okulunda aldığım meç ki bunu da yasadışı şey olarak iddianameye eklemişler. Antika kilim ki bundan da belgesini arz edeceğim ama kayıtsız götürmüşler. Antika vazonun ne işi var neden alır polis götürür? Aramalar sırasında evlerimizden alınan şahsi malzemelerimizin tamamı arama ve el koyma tutanaklarına geçirilmemiştir. Tutanağa işlenmeyen malzemelerden olan aile bireylerinin fotoğrafları ile rahmetli anne ve babamın bazı fotoğraflarını nemden buruşmuş ve bolmuş olduğunu gördüm polis aramalarında bulunan evlerimizde kaybolan kıymetli malzemelerin arasında bu 500 adet aile fotoğraflarının polislerin tarafından alınacağı, bunların kayıtsız tutanağa işlenmeden yanlarında götürecekleri başlangıçta bir anlam verememiştik. Arama sonrası ancak Hasdal askeri cezaevinde şahsıma teslim edilmek istenen malzemeler arasında bulanan aile şeceremizi gösteren bu fotoğrafları üzülerek gördüm. Oysa söz konusu malzemeler el koyma tutanağında kayıt altına alınmayan malzemelerdendir. Polisin içinde çeteleşmiş bir kısım unsurun sağa sola mühimmat koyarak bunun krokisini de evimden aldıkları ve çalışma defterime 6 gün sonra çizdikleri yetmezmiş gibi şimdide evimizden alınan arama sonrası kaybolan malzemeleri malzemelerden olan kısmen yıpranmış halde bulunan resimlerin polisler tarafından alındığı ortaya çıkmıştır. Bu duruma Hasdal askeri cezaevi personeli de şahit olmuştur.”

Mahkeme Başkanı :”Bir dakika, efendim yargılama yapılıyor burda, yargılama yapılıyor, lütfen. Görevli kapıyı kapat artık doldu kapayın kapıyı kapıları kapayın. Evet buyurun.”



Yüklə 0,59 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə