M.Ö Yy. Bati anadolu ion yapilarinda çati mimariSİ hazirlayan öğül Emre ÖNCÜ


III.M.Ö.5.YY. BATI ANADOLU ION YAPILARINDA



Yüklə 0,73 Mb.
səhifə5/12
tarix03.01.2019
ölçüsü0,73 Mb.
#89075
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12

III.M.Ö.5.YY. BATI ANADOLU ION YAPILARINDA

ÇATI MİMARİSİ


III.I.M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Mimari Faaliyetlerini Duraksatan Siyasal Olaylar

M.Ö.547/46’ da Sardeis’ in düşmesiyle229, Batı Anadolu üzerinde yoğunlaşan Pers baskısı ve özellikle Dareios’ un M.Ö.513 yılında düzenlediği İskit seferinden sonra230, Trakia ve Propontis’ in tümüyle Pers hakimiyetine girmesiyle Ionia’ nın Karadeniz kolonileri ticari faaliyetlerinin kesintiye uğraması sonucu ortaya çıkan ekonomik gerileme231, M.Ö.5.yy. Batı Anadolu mimari faaliyetlerinin büyük oranda durmasına neden olmuştur232. M.Ö.500 yılında Miletos’ un başında bulunan Aristagoros233; Sardeis satrabı Artaphernes’ in Naksos seferinin başarısızlıkla sona ermesi sonucunda, bu sefere Artaphernes’ i teşvik eden kişi olarak kendinin cezalandırılacağını düşünerek Miletos’ luları Pers’ lere karşı ayaklandırmıştır234. M.Ö.499 yılında Miletos’ta başlayan ilk hareket kısa sürede Miletos’ a komşu kentlere de yayılmış ve Ion kentleri tiranları devirerek bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Kıta Yunanistan’ dan yeterince destek alamamasına karşın Ion kentleri, Sardeis’ i akropol dışında ele geçirince Karia, Lykia ve Kıbrıs şehirleri de müttefik olarak ayaklanmaya destek vermiş235 ve “Ionia İhtilali” M.Ö.499-94 yılları arasında Persler’e karşı Batı Anadolu’nun başlattığı büyük bir özgürlük savaşı haline dönüşmüştür236.

M.Ö.497’de Pers ordusu hazırlıklarını tamamladıktan sonra, öncelikle Kıbrıs ve daha sonra Batı Anadolu kentleri üzerine yürümüş; Aiolis, Mysia ve Hellespontos kentleri ile Ionia ve güneyi arasında sınır hattı oluşturduktan sonra, ihtilalcilerin son büyük kalesi Miletos’ u kuşatmıştır. M.Ö.494 yılında Miletos önlerindeki Lade Adası’nda yapılan deniz savaşında yenilgiye uğrayan Ion müttefikleri237, Miletos’ u teslim etmişler ve Ionia İhtilali Miletos yurttaşlarının Susa ve Fenike’ye sürülmesiyle sona ermiştir238. Ionia İhtilaline katılan diğer şehirler de, benzer şekilde cezalandırılmıştır. Hatta bu yıllara kadar bağımsızlığını koruyabilmiş olan Samos ve Lesbos Adaları Pers egemenliği altına girmişlerdir239.

M.Ö.450 yıllarına kadar Athina’nın gerek Kıta Yunanistan, gerekse Doğu Akdeniz savaşları, Batı Anadolu’yu egemenliği altına almış olan Persler’ in bölgedeki siyasi ve ekonomik etkinliklerine müdahale etmesine engel olmuştur240. Ancak M.Ö.449 yılnda Persler ile imzalanan “Kallias Barışı” sonucu241, “Attika-Delos Deniz Birliğinin” asıl amacı olan; Batı Anadolu’ya özgürlük kazandırma ülküsünün bir kısmı sağlanabilmiştir242.

M.Ö.478/77 yıllarında kurulan “Attika-Delos Deniz Birliği”243 Kallias barışıyla birlik üyesi Batı Anadolu şehirlerini nispeten Pers hegemonyasından kurtarsa da, özellikle M.Ö.450 sonrası birlik için toplanan vergilerin artması sonucu Batı Anadolu kentlerinde ve Adalar’da sıkıntılara yol açmıştır244. Bununla beraber, Dareios II’ nin (M.Ö.424-404) Kallias barışını yok sayarak, Anadolu satrapları Tisaphernes ve Pharnabazos’ u Batı Anadolu kentlerinden vergi almak üzere görevlendirmesi245, M.Ö.5.yy son çeyreğinde Batı Anadolu kentlerinin içinde bulunduğu darboğazı ortaya koyar. M.Ö.414 yılında Attika-Delos Deniz Birliği, Persler’in Batı Anadolu kentleri üzerine yönelmesiyle tümüyle ortadan kalkmıştır246.

III.II.M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion Yapıları Grubu


Batı Anadolu ve bölgeye yakın Adalarda M.Ö.5.yy.’ da hayat bulan siyasi kargaşa ve ekonomik kriz ortamı, bölgenin M.Ö.6.yy.’ da özellikle koloni ticaretiyle oluşan güçlü ekonomik getirilerinin kaybolmasına yol açmıştır. Kuşkusuz ekonomiyle ilişkili sanatsal faaliyetler ve imar hareketleri, bu kargaşa ortamıyla büyük ölçüde durmuştur. Özellikle Ionia İhtilali sonrasında Batı Anadolu’ da, yüzyılın sonuna kadar geçen süreçte büyük çaplı mimari buluntuları yoktur. Bu nedenle M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion mimarisi hakkında bilgi verebilecek buluntular, M.Ö.5.yy. ilk çeyreği ile son çeyreği içine tarihlenirken, ara döneme ait buluntular herhangi bir yapıyla bağlantısı kurulamayan tekil parçalarla sınırlıdır247.

M.Ö.5.yy ilk çeyreğine verilebilecek Batı Anadolu Ion mimarisi konusunda buluntu içeren beş örnek; Polyksena lahdi (M.Ö.500-490), Labraunda Zeus kutsal alanından bulunmuş geç arkaik-erken klasik parçalar (M.Ö.500-490), Milet Athena tapınağı (yaklaşık M.Ö.490), Halikarnassos Apollon (?) tapınağı (M.Ö.5.yy. ilk çeyreği) ve Daskyleion Erken Klasik Yapı (yaklaşık M.Ö.475) buluntu grubu içerisinde; Milet Athena tapınağı ve Halikarnassos Apollon tapınağı dışındaki örnekler, M.Ö.erken 5.yy. Batı Anadolu Ion yapılarında uygulanan çatı mimarisine ışık tutacak niteliktedir.

Çanakkale’ nin Biga ilçesi yakınındaki Kızöldün tümülüsünde, 1994 yılında bulunan248 ve uzun yüzlerinden birinde yer alan Polyksena’ nın kurban edilişi sahnesinden dolayı249 Polyksena ismiyle anılan lahit; lahit teknesinin üst kısmında ve kapağında işlenmiş olan mimari elemanlarla, M.Ö.erken 5.yy. Ion mimarisi hakkında önemli bilgiler sunar250. Lahit teknesinin üst kısmında iki fascialı architrav betimlenmiştir. Lahit kapağında ise Ion kyması, dar friz, geisipodes ve ikinci Ion kyması kuşağı şeklinde dizilime sahip Ion çatı mimarisine ait elemanlar mevcuttur (Şekil.2-a ; Levha.1-2). Lahit kapağının kısa kenarları alınlıklıdır, ancak bunların yarım kaldığı, özellikle alınlık kabartmaları için ayrılmış olan dışa profilli kabaca işlenmiş bölümlerden anlaşılmaktadır. Üst örtü iki yöne eğimli çatı şeklinde oluşturulmuştur ve lahdin bir Ion yapısını tasvir ettiğinin en önemli göstergelerinden olan kalypter, stroter ve antefiksleri tasvir eden unsurlar izlenebilmektedir. Ancak bunlar, alınlıkta olduğu üzere, Polyksena’ nın kurban edildiği uzun kenar üzerindeki kesimde genel konturları verilip tamamlanamamışken, diğer kanatta tam olarak işlenmiştir. Ion yapılarında yaygın olarak kullanıldığı bilinen akroterler, Polyksena lahdinde de uygulanmak istenmiş olmalıdır. Bunun en önemli göstergesi alınlık üst ve yan köşelerinde akroter düzlemlerinin yapılmış olmasıdır. Polyksena lahdi kapağında, Ion mimarisine ait tüm mimari elemanların işlenmiş olmasına karşın, geison ve sima tasvir edilmemiştir.

Labraunda Zeus Kutsal alanından son yıllarda ele geçen geç arkaik Ion mimarisi buluntuları, Labraunda’ da M.Ö.6.yy. sonu 5.yy. başında Ion düzeninde bir yapının varlığını işaret eder. Buluntular in antis planlı ve yaklaşık 8X13 m. ölçülerindeki mermer bir yapıya ait olarak önerilmektedir251. Labraunda geç arkaik buluntuları Ion kymaları ve volütleri korunmuş bir Ion başlığı252, alt kenarı boyunca inci dizisi içeren yaklaşık aynı boyutlarda üç Ion kyması bloğu253 ve yaklaşık aynı ölçülerde altı geisipodes parçası254 şeklinde listelenebilir (Şekil.2-c).

Halikarnassos’ tan ele geçmiş üç adet anthemionlu sütun tamburu, çift “S” ve palmet bezemelerinin stil özelliği ile M.Ö.5.yy. ilk çeyreğine tarihlenir255. Sütun tamburları bezeme özelliğiyle Samos Polykrates tapınağı ile karşılaştırılır ve bu nedenle Ion düzeninde bir yapıya ait olmalıdır256. Parçaların ait oldukları yapı ise Halikarnassos’ ta varlığı düşünülen ve M.Ö.5.yy.’ a tarihlenen Apollon tapınağı olarak önerilir257.

Miletos’ ta Ionia İhtilali’ nden hemen önce yapılmış olan Athena tapınağı, M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion mimarisi faaliyetleri içinde önemli tekil yapılardan biri olmasına karşın, buluntularının azlığı nedeniyle dönem mimarisi hakkında yeterli bilgi sunmamaktadır258. Miletos Athena tapınağı M.Ö.500-490 arasına tarihlenir ve yapı bir platform üzerinde inşa edilmiştir259. Yapıya ait ele geçmiş buluntular sütun başlığı260 ve Ion kymalı parçalardan ibarettir261.

Daskyleion’ da 1954-59 yılları arasında yapılmış olan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmış olan, “İncili Duvar” olarak isimlendirilen hellenistik teras duvarında kullanılan devşirme bloklar262, 1988 yılında T.Bakır başkanlığında yeniden başlayan Daskyleion kazılarında, Daskyleion ve yakın çevresinden ele geçmiş yakın tarihli diğer mimari parçalarla beraber Ateşlier tarafından değerlendirilmiştir263. Bu çalışma sonucunda buluntuların erken klasik döneme tarihlenebilecek bir yapıya ait olduğu tespit edilmiştir264. Mevcut parçalar ışığında oluşturulan rekonstrüksiyon (Şekil.3-a); yapıyı, kapı yan kanatlarında birer pencere içeren, in-antis planlı bir Ion yapısı olarak gösterir265. Yapı M.Ö.477-468 yılları arasında Daskyleion satrabı olan Artabazos tarafından inşa ettirilmiş olan bir andron olarak önerilmiştir266.

“Erken Klasik Yapı” olarak isimlendirilen Daskyleion’ daki bu yapıya ait ele geçen çatı mimarisi parçaları, M.Ö.5.yy. ilk yarısında Batı Anadolu Ion yapıları çatı tasarımları hakkında önemli bilgiler içerir. Yapının çatı mimarisine ait, ele geçen parçalar; üst kenarı boyunca inci dizisi bulunan iki fascialı ve fasciasız architrav blokları267 (Şekil.3-b), iki farklı ölçüye sahip Ion kymaları268, geisipodes parçaları269 (Şekil.4-a ; Levha.4-a) ve iki farklı ölçüde düz yüzeyli bloklar270 şeklinde sıralanabilir. Yapının geison ve alınlık bölümleriyle ilgili mimari parçalar mevcut değildir271. Buluntular ışığında oluşturulan çatı çizimine göre yapının çatısında architrav, Ion kyması, dar friz, geisipodes, Ion kyması şeklinde bir dizilim oluşturulmuştur272 (Şekil.2-b).

M.Ö.5.yy. ilk çeyreğinden sonra yaklaşık 50 yıllık dönem içinde, Batı Anadolu Ion mimarisi yapılarına ait buluntu mevcut değildir. Bunun nedeni, bu dönem içindeki siyasal kargaşa ve ekonomik bozulmalar nedeniyle yapı faaliyetlerinin durmuş olması veya buluntularının bu güne değin ele geçmemiş olması olabilir. Yüzyılın sonlarına verebileceğimiz önemli iki Ion yapısı, Sardeis Anıt Mezarı (yaklaşık M.Ö.430) ve Ksanthos Nereidler Anıtı (yaklaşık M.Ö.400) ise, Batı Anadolu’ nun daha önceki dönemde Ion yapı faaliyetlerinin izlendiği Ionia ve çevresi yerine, Pers egemenliğinin baskın olduğu ve satraplık merkezlerinden biri olan Sardeis ve Ionia’ ya uzak bir bölge olan güneybatı Anadolu kıyılarındadır.

Sardeis Mezar Anıtı M.Ö.430-420 tarihleri arasına tarihlenir273. Yapıya ait biri 1969, diğeri 1977 yılında Paktolos çayının yatağında, birbirinden yaklaşık 20 m. uzaklıkta bulunan iki kabartmalı alınlık parçası mevcuttur274 (Şekil.4-b). Yapı Anadolu’ daki en erken Ion düzeninde mezar anıtı ve alınlığında Pers cenaze yemeği tasvir edilen en erken buluntu olarak tanımlanır275. Alınlık parçaları dışında mimari buluntusu olmaması nedeniyle, özellikle Nereidler Anıtı ile karşılaştırılarak yapılmış olan farklı denenme çizimleri mevcuttur276.

Nereidler Anıtı’ nın Lykia’ da yer alması dışında, ikinci önemli ayırt edici özelliği peripteros planlı bir mezar anıtı olmasıdır. Yapı M.Ö.5.yy. sonlarına tarihlenir277. Mevcut buluntular tüm yapıyı ayağa kaldırmak için yeterlidir278. Nitekim 19.yy. ortalarında Londra’ ya taşınan Nereidler Anıtı buluntuları ile yapının ön cephesi British Museum’ da ayağa kaldırılmıştır279. Yapının çatı mimarisine ait hemen hemen tüm mimari parçaların bulunması ise, özellikle M.Ö.5.yy. sonlarında Batı Anadolu Ion mimarisi çatı tasarımlarını tanımlamak için oldukça önemlidir (Levha.4-b).

M.Ö.5.yy. son çeyreğine ait Sardeis Mezar Anıtı ve Ksanthos Nereidler Anıtı, bu yüzyıl içinde bölgede yoğunlaşan Pers egemenliğiyle yükselişe geçen doğu gelenekleriyle yerel mimari üslupların birleşmesi sonucu ortaya çıkan yeni bir yapı tarzının, Ion düzeni mezar anıtlarının ilginç örneklerini ortaya koymaktadır. Bu yapılarda süslemeye dayalı unsurlar Pers sanatı etkileri taşısa da, mimari düzenleme Batı Anadolu çizgilerini tümüyle korumaktadır. Bu nedenle yapılara ait çatı mimarisi tasarımları M.Ö.6.yy ve erken 5.yy. örnekleriyle aynı şekilde düzenlenmiştir.



III.III.M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion Yapılarında Çatı Mimarisi

M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion yapıları içerisinde çatı mimarisine ait buluntular içeren örnekler sayıca az olsa da, buluntuların nitelikli olması ve M.Ö.6.yy. yapılarına ait boşta kalan bazı noktaları aydınlatıcı bilgiler sunmaları açısından önemlidir.

Polyksena lahdi280, lahit teknesinin üst kesiminde ve kapağında işlenen Ion düzeni çatı mimarisine ait tasvirleriyle, M.Ö.5.yy. başlarında uygulanan Ion yapılarını örnek almış olmalıdır281. Mimari elemanların dizilimi ve özellikle alınlık ile iki yöne eğimli çatıda; kalypter, stroter ve antefiks gibi detayların verilmiş olması, bu tür bir öneriyi güçlendirir niteliktedir (Şekil.2-a ; Levha.1-2). Mimari elemanlar arasındaki oransal bozukluklar ise, lahit kapağında mimari bir yapının örnek alınmış olmasına karşın, bu mimari unsurların süslemeye dayalı kaygılarla uygulanmış olduğu yorumuyla açıklanabilir.

Lahit teknesinin üst kesiminde, lahitin dört tarafını kuşatan iki fascialı architrav uygulanmıştır282. Architravın üst kısmında yer alan ve tüm architravı kuşatan yarım daire profilli ince silme, lahit kapağının en alt sırasını oluşturan Ion kymalarının aksına uyması gereken inci dizilerine ait olmalıdır (Şekil.2-a ; Levha.2-a). Ancak lahdin plastik ve mimari tasvirlerinin bazı noktalarında görülen tamamlanamamış kısımlar283, bu bölümdeki inci dizilerinin de tamamlanamamış olabileceğini işaret eder.

Lahit kapağında Ion kyması kuşağı, dar friz, geisipodes kuşağı, ikinci Ion kyması kuşağı şeklinde dizilime sahip mimari elemanların tasviri izlenebilmektedir (Levha.2-a). Kapağın en alt sırasını oluşturan Ion kymaları, köşe palmetleriyle sonlandırılmıştır (Levha.2-b). Polyksena lahtinde Ion kymalarını sınırlayan köşe lotus-palmetlerine, işlev olarak benzerlik gösteren bir örnek, arkaik Didyma Apollon tapınağına ait buluntular içerisinde mevcuttur284. Kymalar omuz üstlerinden kavis yapmıştır ve bu nedenle M.Ö.6.yy. ortasının dik profilli kymalarından farklı olduğu söylenebilir285. Kyma omzundaki bu kavis, kyma sonlarının, M.Ö.5.yy. ikinci çeyreğinde görülen üçgenimsi form ve sivri profile yaklaşıldığını ortaya koyar286. Ancak kyma sonları net sivri şekli almamış ve hafif yayvan profile sahiptir. Kyma aralarındaki kamalar, iki kyma arasında sınır oluşturacak şekilde, tüm kyma yüksekliği kadar uzanmamış olup, kyma yüksekliğinin dörtte üçü kadardır. M.Ö.6.yy. son çeyreğine tarihlenen kymalarda kamalar, toplam kyma yüksekliğinin yarısı oranını biraz aşmaktadır287. M.Ö.5.yy. ikinci çeyreğinden itibaren kamalar, kymaların arasında tam bir sınır oluşturucak şekilde tüm kyma yüksekliği boyunca uzanır288. Bu kriterlerle Polyksena lahdinde izlenen kymaların M.Ö.6.yy. sonu ve özellikle M.Ö.5.yy. başlarına tarihlenmesi gerekir289 (Şekil.2-a ; Levha.1-b).

Lahit kapağında birinci Ion kyması kuşağının üzerinde dar bir silme yer almaktadır. Geisipodesin altında yer alan bu ince silme, bazı Ion yapılarında kullanılan friz kuşağını tasvir etmiş olabilir (Şekil.2-a ; Levha.2-a). Nitekim ahşap mimarideki tasarım önerilerinden yola çıkılarak; Dor düzeni taş yapılara adapte edien triglif frizi, Ion düzeninde dar frize dönüşmüş olabilir290. Bu dar silmenin üzerinde geisipodes kuşağı yer alır. Ion mimarisi üst yapı tasarımlarının Batı Anadolu erken örnekleri için önemli bilgiler sunan detaylar içerisinde, Polyksena lahdi kapağında uygulanmış olan geisipodes kuşağı önemli bir yer teşkil eder291 (Şekil.2-a ; Levha.2). Bunun en önemli nedeni, bu örneğin, Batı Anadolu Ion yapıları buluntuları içerisinde, Labraunda’ dan bulunan parçalarla birlikte, ele geçmiş en erken geisipodes olmasıdır292. Geisipodesin üzerinde ikinci Ion kyması kuşağı yer almaktadır. Bu kyma kuşağı da, kapak altında yer alan kymalar gibi köşe palmetleriyle sonlandırılmıştır. Kapak altında yer alan kymalardan daha küçük boyutlu, ancak aynı form özelliklerine sahip bu kyma sırasının altında, kymaların aksına uyan ve her kama arasında dörder tane olan inci dizisi yer alır (Şekil.2-a ; Levha.1-b). Her kyma aksında dört tane inci dizisi yer alması, incilerin dar ve şişkin profilli olmasına neden olmuştur293.

Lahitte geison yoktur ve iki yöne eğimli çatı ikinci Ion kyması sırasının hemen üzerinden başlar. Polyksena’ nın kurban edilişinin tasvir edildiği uzun kenar üzerinde kalypter, stroter ve antefikslerin dış kontürleri işlenmiş, ancak detaylar birkaç sıra dışında tamamlanamamıştır (Levha.2-a). Diğer uzun kenarda ise kalypter, stroter ve antefiksler detaylandırılmıştır. Çatıda dört sıra stroter ve bunlara paralel dört kalypter sırası dikey hatta genel dizilimi oluşturur. Kalypterler Korinh formludur294. Son stroter sırasını oluşturan antefikslerin altında, geison gibi, sima da bulunmaz. Bunun yanında mahya kiremitleri profillendirilmemiştir (Levha.2-a). Bu bölüm dört köşe bir silme halinde tüm yatay hat boyunca uzanır. Ancak bu silmenin kalypterlere göre yüksek olması, mahya kiremitlerinin de tamamlanamamış olabileceğini düşündürebilir. Antefiksler 1/4 oranında dik yükselerek, ikinci yarısında içbükey profil yapmıştır ve bu nedenle tepe noktası hafif sivridir. Benzer formlu antefiksler Kıta Yunanistan’ da, M.Ö.550-490 tarihleri aradında Nemea’ dan295, Thebai’ den296 ve aynı zamanda Thasos’ dan297 bulunmuştur. Tüm bu buluntularda antefiksler palmetlerle bezelidir. Antefikslerin palmetle bezenmesi için en uygun form ve benzer örnekler göz önünde bulundurulduğunda, Polyksena lahdi kapağında tasvir edilen antefikslerin de palmetlerle bezeneceği, ancak diğer yarım kalmış unsurlar gibi bunların da tamamlanamadığı düşünülebilir298.

Polyksena lahdinin kapağı, kısa kenarlar üzerinde, diğer Ion düzeni mimari tasvirlerine uygun olarak alınlıklara sahiptir (Levha.1-a). Ancak alınlıklar, mimari ve plastik tasvirlerin bir bölümünde olduğu gibi yarım kalmıştır (Levha.1-b). Köşe ve tepe akroterleri için oluşturulan düzlemleri ile dış konturları belirlenmiş olan alınlıklar, çatı düzleminden dışarı taşar şekilde kabaca işlenmiştir. Bu düzenleme alınlığın kabartmalı yapılmak istendiği önerisini gündeme getirir ve bu, Batı Anadolu erken Ion yapıları çatı mimarisi için önemli bir veri oluşturur. Çünkü Batı Anadolu’ da M.Ö.5.yy. ortalarına kadar, Ion yapılarının herhangi birine ait ele geçmiş kabartmalı alınlık buluntusu mevcut değildir299. Polyksena lahdi kapağının Ion düzeninde bir mimari yapının çatısını örnek aldığı düşünülürse, bu durumda örnek alınan yapı veya yapıların alınlıklarının kabartmalı olması önerisi sunulabilir. Nitekim yarım kalmış olsa da, alınlık bölümlerinin yapısal özelliklerinden bu bölümlerin kabartmalı yapılmak istendiği kabul edilebilir. Alınlık kabartmaları tamamlanamamış olsa da, Polyksena lahdinin alınlıklarının, Batı Anadolu Ion yapılarında kabartmalı alınlık tasarımına ait en erken buluntu olduğu söylenebilir.

Labraunda’ dan bulunmuş olan arkaik dönem sonu, klasik dönem başına tarihlenen bir grup geisipodes parçası ve Ion kymaları M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion mimarisi çatı tasarımlarıyla ilgili önemli buluntu grubunu oluşturur300 (Şekil.2-c). Bunun en önemli nedeni, buluntuların M.Ö.5.yy. başlarına ait Polyksena lahdi kapağında izlenilebilen Ion düzeni çatı mimarisi tasviriyle paralellik teşkil etmesi olarak belirtilebilir.

Labraunda’ dan bulunan Ion kymalı üç adet blok301 ve beş geisipodes parçası302, ait oldukları yapı olarak önerilen Oikos’ un303 Ion düzeninde olduğunu ortaya koyar ki, aynı alanda ele geçmiş olan ve Ion kymalarıyla aynı tarihlerden olan sütun başlığı da bu öneriyi destekler niteliktedir304.

NA 5 katalog numarasıyla tanımlanan Ion kymalı blok 23.5 cm yüksekliğe ve 42 cm korunmuş uzunluğa sahiptir (Levha.3-b). Oikos’ un içinden bulunmuş olan bu blok Bodrum müzesinde korunmaktadır305. D 140 katalog numarasına sahip Ion kymalı blok 23.5 cm yüksekliğinde, 126.0 cm uzunluğundadır ve Oikos’ un kuzeyinde bulunmuştur306 (Levha.3-a). D 138 katalog numaralı Ion kymalı blok 22.2 cm yüksekliğinde, 138.1 cm uzunluğundadır ve yapının kuzeyinden ele geçmiştir307. Ele geçmiş üç parçada da kymalar 16.3-17.0 cm arasında değişen üst genişliğe sahiptir. Her kyma aksında iki inci yer alır. Kymalar Polyksena lahdi kymalarıyla oldukça benzerdir. Bu nedenle Labraunda Ion kymalı blokları M.Ö.500-490 yılları arasına tarihlenebilir308. İki farklı yüksekliğe sahip kymalı blok grubunun varolması ise, Polyksena lahdinde olduğu gibi, yapı çatısında iki farklı Ion kymalı kuşağın varlığını işaret eder.

Labraunda In-antis’ e ait NA 93, NA 94 ve NA 68 katalog numaralarıyla tanımlanan geisipodese ait üç diş parçası 22.0 cm yüksekliğindedir ve diş genişlikleri 14.5-14.7 cm arasında değişmektedir309 (Levha.3-c). NA 21 ve NA 5 olarak kaydedilen geisipodes kuşağına ait diğer iki parça ise 22.0 cm yüksekliğindedir ve 16.-16.7 cm diş genişliğine sahiptir310. Dişli blokların tümü aynı yüksekliğe sahipken, diş genişliklerinin iki farklı grup oluşturması iki farklı yapıya ait olabilecekleri şeklinde öneri getirilmesine neden olmuştur311. Ancak dişli blokların yüksekliklerinin aynı olması aynı yapıda kullanılmış olabilecekleri yönünde görüş sunulmasına olanak sağlar. Diş genişlikleri arasındaki yaklaşık 2.0 cm’ lik fark ise işçilik hataları olarak değerlendirilebilir.

Daskyleion Erken Klasik Yapı, ele geçmiş çatı mimarisine ait parçalarıyla, M.Ö.5.yy. Batı Anadolu yapı grubu içinde en önemli erken örneklerden birini oluşturur. Ele geçen parçalar fascialı ve fasciasız iki grup architrav blokları (Şekil.3-b), iki farklı ölçüde Ion kymalı bloklar, geisipodes blokları (Şekil.4-a ; Levha.4-a) ve ince bir silme oluşturabilecek düz blok şeklinde sıralanabilir312.

Yapıya ait architrav blokları fascialı ve fasciasız olmak üzere iki grup oluştururken, bu blokların büyük çoğunluğu hellenistik dönem teras duvarında devşirme olarak kullanılmıştır313. Fascialı bloklar 28.5 cm yüksekliğinde ve 72.0-272.5 cm arasında değişen uzunluklara sahiptir. Alt fascia yüksekliği 16.0 cm, üst fascia ise bloğun üst kenarı boyunca uzanan inci dizileriyle birlikte 12.5 cm yüksekliğe sahiptir314. İkinci grup fasciasız architrav blokları 28.0 cm yüksekliğindedir ve uzunlukları 128.0-205.0 cm arasında değişmektedir315. İki fascialı bloklarda olduğu gibi, fasciasız architrav bloklarında da blokların üst kenarı boyunca inci dizileri yer alır. İnci dizilerinin yükseklikleri 3.5-3.9 cm arasında değişmektedir ve kymalar arasına gelen ikili gruplar 12.0-14.0 cm uznluğundadır316. Fascialı ve fasciasız architrav blokları, üst kenarları boyunca uzanan inci dizileri ve yaklaşık aynı yükseklikte olmaları nedeniyle aynı yapıya ait olmalıdır. Fascialı bloklar yapının ön cephesinde (Şekil.3-a), fasciasız bloklar ise yan kenarlarda kullanılmış olabilir317.

Daskyleion Erken Klasik Yapı’ ya ait iki farklı ölçüde Ion kymalı blok grubu, 1966 yılında hellenistik teras duvarından alınarak İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ ne götürülen ve son dönem kazılarında hellenistik dönem villasından bulunan bloklardan oluşur318. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ nde korunan blokları da içeren büyük boy kymalı bloklarda yükseklik 15.0 cm, kyma genişliği 12.0-14.0 cm, kama yüksekliği 5.3 cm olarak tespit edilmiştir319. Daskyleion Hellenistik dönem villasında ele geçen kyma ikinci grubu oluşturan küçük boyutlu kymalardandır320. Kyma yüksekliği yaklaşık 10.5 cm, genişliği ise yaklaşık 10.0-11.0 cm dir. Boyut olarak değerlendirildiğinde büyük kymaların architrav blokları üzerinde birinci Ion kyması kuşağını, küçük kymaların geisipodes üzerinde ikinci Ion kyması kuşağını oluşturmuş olabileceği belirtilmektedir321 (Şekil.4-a ; Levha.4-a).

Kymalar stil özelliği olarak, omuzlarından aşağıya doğru kavis yaparak oval profil oluşturmuş ve bu nedenle kyma dibi hafifçe sivrilerek kyma üçgen form kazanmaya başlamıştır322. Kyma aralarındaki kamalar, toplam kyma yüksekliğinin üçte biri kadar uzanmaktadır323. Kymaların M.Ö.6.yy. ikinci yarısında olduğu gibi yuvarlak ve dibi yassı profilden324 sıyrılmış olması ve hafifçe sivrilmesi M.Ö.5.yy. başlarını işaret eder325. Ayrıca kamaların M.Ö.6.yy. ikinci yarısında toplam kyma yüksekliğinin yarısı kadar yükselmesi özelliği de326, Daskyleion Erken Klasik Yapı kymalarında üçte iki oranına yükselmiştir. Ancak kamaların M.Ö.5.yy. ortalarında tüm kyma yüksekliği kadar uzanarak, kymaları birbirinden ayırması özelliği327 de tam olarak oluşmamıştır. Bu nedenle Daskyleion Erken Klasik Yapı kymaları M.Ö.5.yy.’ ın ikinci çeyreği başlarına tarihlenebilir328.

Daskyleion Erken Klasik Yapı’ ya ait geisipodes parçaları; Hellenistik teras duvarından ele geçen yeni buluntu329 ve 1966 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ ne götürülen üç büyük blok330 olarak listelenebilir. Geisipodes bloklarında toplam yükseklik 20.5 cm, diş genişliği 12.0 cm, iki diş arası 10.0 cm, diş sıralarının üzerindeki taenea yüksekliği 5.2 cm, blokların üst kenarında uzanan inci dizisi yüksekliği 2.6 cm, inci dizisi çift aks uzunluğu 10.2 cm dir331 (Şekil.2-b).

Daskyleion Erken Klasik Yapı çatı mimarisi buluntuları içinde anılabilecek son buluntu, Ateşlier tarafından geisipodes üzerindeki Ion kyması kuşağının üstünde yer alabileceği düşünülen ince blokların bir parçasıdır332. Yapıya ait geison buluntusu yoktur. Bunun dışında, 1997 yılı kazı çalışmalarında bulunan palmet bezekli mermer antefiks parçası333 dışında üst örtüyü tanımlayabilecek buluntu da mevcut değildir.

Tüm bu buluntular ile Daskyleion Erken Klasik yapıda; cephede iki fascialı architrav, Ion kyması, dar friz, geisipodes, ikinci Ion kyması kuşağı şeklinde bir dizilimin çatı mimarisini oluşturmuş olabileceği söylenebilir334 (Şekil.18-e). Ion kymalarını architrav ve geisipodes üzerinde karşılayan inci dizileri bu dizilimin oluşturulabilmesinde en önemli belirteçleri oluşturmaktadır335. Bunun yanında Daskyleion Erken Klasik Yapı’ dan biraz erken tarihli olan ve Daskyleion’ a oldukça yakın bir bölgeden, Çanakkale-Biga’ dan bulunan Polyksena lahdi kapağında işlenen çatı tasviri ile karşılaştırıldığında, Erken Klasik Yapı için vurgulanan çatı tasarımı önerisi desteklenmektedir336.

Sardeis’ ten ele geçen ve üzerinde cenaze yemeği tasviri bulunan iki kabartmalı alınlık parçası (Şekil.4-b), M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion yapıları çatı mimarisi tartışmaları alanında önemlidir. Erken grubu oluşturan Polyksena Lahdi, Labraunda buluntuları ve Daskyleion Erken Klasik Yapı’ dan yaklaşık elli yıl sonra, M.Ö.5.yy. II. yarısı (yaklaşık M.Ö.430-420337) Ion mimarisi çatı tasarımları hakkında bilgi veren tekil buluntulardan biri olması ve özellikle alınlık mimarisi plastik tasvirleri hakkında bilgi içermesi Sardeis buluntularının önemini arttırır.

1969 ve 1977 yıllarında Paktalos çayının yatağında, birbirlerinden yaklaşık 20 m uzaklıkta bulunan cenaze yemeği tasvirli iki alınlık parçası, Sardeis’ te yer alan Ion düzeninde bir mezar anıtına ait olmalıdır338. Her iki parçada izlenebilen Lesbos kymaları ve inci dizilerinin benzerliği ve her iki bloğun aynı cins mermerden yapılmış olması, parçaların aynı yapıya ait olması önerisini güçlendirir niteliktedir339.

Alınlık sol bölümünden olan parçada, kabartma olarak; alçak bir seki üzerinde oturan üç kişi ve bunların sağında yüksek bir kline üzerinde, mezar sahibi olması muhtemel bir erkek figürü yer alır340. Alınlık sağ bölümünden olan parçada ise, iki hizmetkar ve bunların arkasında, üzerinde yiyecek ve içeceklerin bulunduğu servis masası tasvir edilmiştir341. Kline üzerindeki erkeğin sağ elinde, sağ parçanın sol kenarında bulunan hizmetkarın sağ elinde ve ziyafet masasının üzerinde bulunan bazı kaplar, Pers cam ve metal eşyalarında görülen formunlara sahiptir342.

Bir mezar anıtına ait olduğu düşünülen alınlık parçalarından; sol bölümde bulunan 58.0 cm, sağdaki 59.0 cm yüksekliğindedir343. Bu yükseklik farkı ise ikisi arasında bir merkez parçasının yer almış olması veya iki parçanın aynı yapıdaki farklı alınlıklara ait olması gibi iki farklı öneriyle tanımlanmıştır344. Bunun yanında plastik tasvirlerdeki kabartma yüksekliği farkı ve işçilik farkları345, iki parçanın aynı yapıdaki farklı alınlıklara ait olması önerisini ön plana çıkartabilir. Ancak iki parçada tasvir edilen cenaze yemeği sahnesinin birbirini tamamlayıcı olması, bu önerinin net şekilde doğrulanabilmesini güçleştirir.

Alınlıkların kabartmalı yapılmış olması, Sardeis buluntusu bu iki parçayı önemli kılar; Batı Anadolu Ion yapıları içinde, net olarak kabartmalı alınlık için gösterilebilecek en erken örnektir346. Sardeis alınlıkları, aynı zamanda, kabartmalı alınlığın Batı Anadolu’da ilk kez, tapınaklar gibi büyük yapılar yerine, mezar anıtları gibi daha küçük boyutlu yapılarda uygulandığı önerisini destekler347. Bunun yanında Sardeis Mezar Anıtı, Batı Anadolu mimarisinde Ion düzeni anıt mezar geleneğinin ilk örneğidir348. Aynı zamanda kabartmalarda görülen Pers etkileri, Pers gelenekli ancak ağırlıklı olarak Batı Anadolu mimari kimliğini yansıtan dönem özelliklerini göstermesi açısından önemlidir349. Sardeis Batı Anadolu’ daki Pers satraplık merkezlerinden biridir ve bölgede Pers etkilerinin görülmesi olağandır, ancak Batı Anadolu orijinli Ion düzeninin uygulanması, dönem mimarisi için bilgilendiricidir.

Yapıya ait öneri çizimler, Sardeis mezar anıtına yakın tarihli Nereidler Anıtı ile karşılaştırılarak oluşturulmuştur350. Öneri çizimlerin bir bölümünde taşıyıcı olarak Ion düzeni sütunlar önerilmişken, bir bölümünde karyatidler kullanılmıştır. Bunun en önemli nedeni ise, Delphi Knidoslular ve Siphnoslular Hazine Binalarında uygulanan yapı tarzının geleneksellik ile, M.Ö.5.yy. Ion mimarisinde uygulanmış olabileceği düşüncesidir351.

Batı Anadolu Ion mimarisi kadar, Lykia sanatı için de fazlasıyla önem taşıyan Ksanthos Nereidler Anıtı, Sardeis Mezar Anıtı ile başladığı düşünülen Ion düzeni mezar mimarisinin en önemli örneklerindendir. 1842 yılında Fellow tarafından Londra’ ya götürülen Nereidler Anıtı’ na ait mimari ve plastik buluntuları352, günümüzde British Museum’ da ayağa kaldırılmış ön cephesiyle sergilenmektedir353. Mevcut buluntular ışığında oluşturulan öneri çizimleri ve yapının ön cephesinin rekonstrüksyonu, diğer mimari detaylar kadar çatı mimarisini de tüm detaylarıyla ortaya koymaktadır354.

Nereidler Anıtı’ nın tarihi konusunda farklı görüşler olmasına karşın, yapı genel olarak M.Ö.400 tarihlerine verilir355. Özgün mezar mimarisi örnekleriyle ön plana çıkan Lykia’ da, Pers egemenliği altındaki bir dönemde inşa edilmesine karşın, tümüyle Batı Anadolu kimliğini yansıtan Ion düzeninde yapılmış olması, yapıyı M.Ö.5.yy Batı Anadolu Ion mimarisi değerlendirmelerinde ön plana çıkartır. Yerel bir prensin mezar anıtı olması356 ve Ion kültürünün yaygın etki alanına uzak sayılabilecek bir bölgede yer alması, yapının Batı Anadolu geleneksel mimari kimliği içinde değerlendirilmesi konusunda tartışmalara yol açabilir. Ancak detaylarındaki farklar dışında, tasarım ve mimari süsleme unsurları bu tür eleştirilerin sonuçsuz kalacağını ortaya koyar357.

Nereidler Anıtı eğimli ana kayada yüksek bir podyum üzerinde 6X4 sütunlu peripteros planlı inşa edilmiştir358. Çatı tasarımına ait tüm mimari parçalar ele geçmiştir ve bu nedenle yapıya ait detaylı çatı rekonstrüksyonları yapılabilmiştir359. İki yöne eğimli örtü sistemini destekleyen, çatının taşıyıcılarının genel sistemi architrav, geisipodes, geison şeklindedir (Şekil.18-g) ve kısa kenarlarda kabartmalı alınlıklar kullanılmıştır360 (Levha.4-b). Bunun dışında peristasis ve cellanın tavan sistemine ait mermer ana kirişler ve tavan kasetleri361 dışında, iki yöne eğimli çatıya ait tüm mermer mimari elemanlar mevcuttur362.

Yapıya ait ele geçmiş architrav blokları; yapının doğu (ön) cephesinin uzun kanatlarında kuzeydoğu ve güneydoğu köşelerine ait birer tane, batı cephede kuzeybatı köşeye ait bir tane olarak ele geçmiştir363. Architrav blokları 48.7 cm yüksekliğe sahiptir ve alt kenardan 1.9 cm yukarıda 6.0 cm yüksekliğinde ve 4.8 cm dışa profilli ince silme tüm bloklarda izlenebilmektedir364. Ön cephede architrav kuşağını, ölçüleri 203.4 cm ile 227.2 cm arasında değişen üç blok oluşturur. Bloklar üzerinde görülen av sahneli kabartmalar ise, architravın kabartmalı yapılmış olması adına, Batı Anadolu mimarisinin erken örneklerinden olan Dor düzenindeki Assos Athena tapınağıyla benzerdir365. Batı Anadolu Ion yapılarında architravın kabartmalı yapılması istisna bir özelliktir ve geleneksel bir uygulama olarak önerilen architravın fascialı yapılması, architrav üzerinde friz yerine Ion kyması kuşağının yer alması gibi uygulamaların Nereidler Anıtı’ nda yapılmamış olması, yapının çatı tasarımındaki farklılıkları vurgular. Öyle ki, Nereidler Anıtı’ nda architravın üst kenarı boyunca uzanan kyma reversa profili366 dışında Ion kyması gibi süsleme detayları yoktur (Şekil.18-g).

Architrav üzerinde geisipodes bulunmaktadır. Geisipodes yüksekliği 18.5 cm, diş genişliği yaklaşık 10.0 cm, iki diş arası 7.0 cm dir367. Geisipodes kuşağındaki diş sıraları bu ölçüleriyle sık görünüm sergiler ve bu durum, çatıdaki yatay hareketliliği arttıran bir etken olarak karşımıza çıkar (Şekil.9-a). Geisipodesler, architrav üzerinde taşınan ve peristasis üst örtüsünü oluşturan tavan kasetlerini destekleyen mermer tavan kirişlerinin, architrav üzerine binen uçlarının geisipodes bloklarına geçme oluşturabilmesi için, köşelerinde geçme yuvalarına sahiptir368. Geisipodesin üzerine binen geison blokları ortalama 96.0 cm uzunluğunda, 58.0 cm genişliğinde ve 20.0 cm yüksekliğindedir369. Bloklar Ion yapılarının karakteristik geison profilindedir ve ön kısımlarının üst bölümünde küçük yarım daire ve hafif dışbükey profilli bir silme yer alır (Şekil.18-g).

İki yöne eğimli üst örtüyü destekleyen çatı taşıma sistemi bu şekilde düzenlenmişken, yapının prostasis ve cella tavanını örten sistem, mermer kirişlerin desteklediği tavan kasetleriyle oluşturulmuştur370 (Şekil.8-a). Peristasis ve pronaos üzerinde yer alan tavan kasetleri, kaset merkezinde herhangi bir bezeme içermezken, cella üzerinde yer alan tavan kasetlerinin merkezi, etrafı Ion kymalarıyla sınırlandırılmış lotus-palmet bezeklidir371.

İki yöne eğimli örtü sisteminin tüm konstrüksyonu mermerdir372. İki yöne eğimli çatı kısa kenarlarda kabartmalı alınlıklara sahiptir373 (Levha.5-a). Merkezden iki sağ ve iki sol olmak üzere dört parçadan oluştuğu anlaşılan kabartmalı alınlıkların, yapının doğu cephesinde yer alanı üzerinde mezar sahibi olduğu anlaşılan yerel prens ailesi, hizmetkarları ve köpeği ile birlikte; batı alınlığında ise mezar sahibi yerel prensle ilişkili olabilecek bir savaş sahnesi tasvir edilmiştir374. Alınlık, kabartmalı bloklarının üzerine yerleştirilen çapraz geison ve sima ile çerçevelendirilmiştir (Şekil5-a). Alınlığın kabartmalı yapılmış olması, Sardeis Mezar Anıtı’ nda da benzer şekilde ileri sürülen, Batı Anadolu Ion yapılarında kabartmalı alınlığın ilk olarak tapınaklar yerine, daha küçük boyutlu yapılarda uygulanmış olması teorisini destekleyebilir. Bunun yanında, Nereidler Anıtı’ nın alınlık kabartmaları, tasvir edilen sahnenin alınlık formuna uydurulması aşamasındaki başarısıyla da M.Ö.5.yy. sonunda Batı Anadolu Ion yapılarında kabartmalı alınlıkların en gelişmiş şeklini aldığını gösterir. Üst örtüyü taşıyan sistem, tüm yapı üzerinde kısa eksende yerleştirilen altı adet; 340.5 cm uzunluğunda, 32.0 cm derinliğinde, merkezde 105.0 cm, yanlarda 57.5 cm yüksekliğe sahip iki yöne eğimli mermer bloklarla sağlanmıştır375. Bu taşıyıcı elemanlar üzerinde, mermer kapama kiremitlerinin yerleştirilmesi için uygun profilleri bulunan bloklar taşınır376.

Çatı uzun kanatları aslan başı çörtenli sima bloklarına sahiptir377. Aslanların ağzı ile sima bloğunun paralel doğrultusunda açılan oyuklar, su tahliye kanallarıdır ve aslan başı şeklinde süsleme detaylarıyla oluşturulmuş çörtenlerin aynı zamanda işlevsel olduğunu gösterir378. Çatı kapama kiremitleri Korinth sistemindedir; stroterler yaklaşık 68.0X48.0 cm ölçülerindedir ve çatının bir kanadında 5X20 sıra olmak üzere toplam 100 adet kullanıldığı anlaşılırken, 20.5 cm genişliğinde, 11.3 cm merkez ve 4.0 cm yan yüksekliğe sahip kalypterlerin çatının bir kanadında 6X11 sıra ile toplam 126 tane kullanıldığı hesaplanmıştır379.

M.Ö.5.yy. sonunda Batı Anadolu Ion yapılarının çatı tasarımlarının tümüyle mükemmel çizgilerine ulaştığını ve basit bir tasarım şeklinin kusursuz oranlarla uygulanarak, aynı zamanda süsleme detaylarının incelikli kullanımı sonucu, bir bütün olarak çatı mimarisinin çarpıcı güzelliğinin tümüyle klasik şeklini aldığını ortaya koyan Nereidler Anıtı yapıldığı yüzyılın en önemli örneklerindendir.



III.IV.Değerlendirme

M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion yapılarının çatı tasarımlarını anlamaya yönelik örnekler sayıca az olsa da, buluntuların nitelikli olması; M.Ö.6.yy. ile 5.yy. arasında bağlantılar kurulabilmesine ve M.Ö.5.yy. örneklerinin kendi içerisinde değerlendirilebilmesine olanak sağlar. Özellikle yeni buluntular olmaları nedeniyle konuyla ilgili fikirlerin geliştirilmesinde önemli olan Polyksena lahdi, Labraunda buluntuları ve Daskyleion Erken Klasik Yapı çatı mimarisi elemanları bu noktada anahtar rol oynar.

M.Ö.6.yy. Batı Anadolu Ion yapılarında çatı mimarisine ilişkin tartışmaların odak noktasını architrav ve geisipodes oluşturmaktadır. Buluntuların azlığı nedeniyle önerilerin güç olmasına karşın, Didyma Apollon tapınağı ve Larisa model yapısına dayanılarak önerilen, Batı Anadolu Ion yapılarında üç fascialı architravın geleneksel kullanım teorisi380; bir mimari yapıyı örnek aldığı kabul edilirse Polyksena lahdi ve Daskyleion Erken Klasik Yapı iki fascialı architravlarıyla olanaklı görülmemektedir. Aynı zamanda M.Ö.5.yy.’ ın son örneği olan Nereidler Anıtı architravının düz yapılmış olması da üç fascialı architravın geleneksel kullanım tezini zayıflatır. Batı Anadolu Ion yapılarında geleneksel kullanımdan söz edilecek olursa, Polyksena Lahdi ve Daskyleion Erken Klasik Yapı, öncüllerinin tasarım çizgilerini sürdürmüş olmalıdır. Bu durumda örnek alınan öncü yapıların architravlarının da iki fascialı olması gerekir. Ancak en azından Didyma Apollon tapınağı üç fascialı architravı ile bu teori olanaksız görünmektedir. O halde, Batı Anadolu Ion yapılarında architravın düz, iki veya üç fascialı olması geleneksel kullanımın yansımalarından öte, yapı maliyeti ve beğenilerle ilgili olmalıdır. Yapıların cephelerinde tekdüze yatay bir düzlemi, hareketlendirmek için iki veya üç ayrı silmeye dönüştüren bu uygulama; işçilikteki maliyet hesaplamaları, yapıyı inşa eden mimarın kişisel beğenileri veya yapıyı finanse edenlerin istekleri ile bağlantılı olabilir381.

Ion yapılarında geisipodes kullanımıyla ilgili olarak, M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion yapıları grubundaki Polyksena lahdi, Labraunda geç arkaik buluntuları, Daskyleion Erken Klasik Yapı ve Ksanthos Nereidler Anıtı buluntuları önemlidir. Dört örnekte de geisipodes kullanılmıştır ve bu örnekler, geisipodesin Batı Anadolu Ion yapılarında yaygın kullanımı olduğunu gösterir.

Batı Anadolu arkaik Ion yapılarında geisipodes buluntuları olmamasına karşın, yapıların öneri çizimlerine eklenen geisipodeslerin dayanak noktasını da M.Ö.5.-4.yy. buluntuları oluşturur. Bu noktadan hareketle, Ion yapılarının erken Ege mimarisindeki ahşap yapıların geleneksel çizgilerini bazı noktalarda takip ettiğini ve ahşap yapılarda tavan kirişi şeklinde yapıcı bir mimari elemanın, taş yapılarda işlevsel olmayan geisipodes şeklinde kullanıldığı önerisinde bulunulabilir. Ancak bu durumda da, Ephesos Artemis, Didyma Apollon gibi Batı Anadolu’ nun en önemli arkaik Ion yapılarının çatı mimarisinde, buluntu olmaksızın geisipodesin kullanıldığı önerisinde bulunmak tartışmaya açıktır.

Batı Anadolu Ion yapılarının çatı mimarisinde tartışmalı olan bir diğer mimari unsur, Polyksena lahdi ve Daskyleion Erken Klasik Yapı’ da karşımıza çıkan dar frizdir. Polyksena lahdinde geisipodesin hemen altında kullanılan dar friz, Daskyleion Erken Klasik Yapı’ da da benzer şekilde uygulanmış olmalıdır. Ahşap mimari geleneklerden yola çıkılarak, Dor düzeni taş yapılarda triglif frizine dönüştüğü düşünülen kesim, Ion düzeni taş yapılarda friz olarak kullanılmış olabilir382. Bu teoriye göre Polyksena lahdi ve Daskyleion Erken Klasik Yapı için önerilen dar frizler, bazı Ion yapılarında kullanılan frizin simgesel kullanımı olarak düşünülebilir.

Arkaik Ion yapılarının çatı tasarımlarında tartışmalı bir diğer konu, çatı mimari elemanlarının dizilimiyle ilgili teoriler, M.Ö.5.yy. Ion yapıları çatı mimarileriyle değerlendirildiğinde yapıcı sonuçlara ulaşılabilir. Labraunda’dan ele geçen geç arkaik mimari elemanlar içinde iki farklı ölçüde Ion kymasının varolması, benzer buluntuların Daskyleion Erken Klasik Yapı’ da da tespit edilmesi ve Polyksena lahdinde iki farklı ölçüde Ion kymasının tasvir edilmiş olması; Ion düzeni yapıların çatı tasarımlarında mimari parçaların genel dizilimi hakkında fikir verir. Buna göre yapılarda architrav üzerinde, Ion kyması-geisipodes-Ion kyması şeklinde dizilim her üç yapıda da benzer şekilde uygulanmıştır (Şekil.2). Bu durumda buluntuların yetersizliğine karşın, Gruben tarafından Didyma Apollon tapınağı arkaik evresi çatısı için önerilen benzer dizilim uygun olmalıdır383. Benzer uygulama arkaik Artemision’ da da kullanılmış olabilir. Ancak buluntuların yetersizliği ve özellikle Didyma Apollon ile Ephesos Artemis tapınaklarına ait ele geçmiş geisipodes buluntularının mevcut olmayışı, net görüş belirtme aşamasında yanıltıcı sonuçlara neden olabilir. Bununla birlikte M.Ö.5.yy. yapı gruplarının son örneği olan Nereidler Anıtı’ nda Ion kymasının kullanılmamış olması ve çatı diziliminin architrav-geisipodes-geison şeklinde olması, genellemelerin yanıltıcı olabileceği fikrini destekler384.

M.Ö.5.yy. Ion yapıları, Ion yapılarında kabartmalı alınlık kullanımına dair önemli fikirler verir. M.Ö.6.yy. Batı Anadolu Ion yapılarında kabartmalı alınlık kullanımına dair buluntu yoktur385. Polyksena lahdi alınlığının kabartmalı yapılmak istenmesi, ancak tamamlanamamış olması önerisi kabul edilirse, Batı Anadolu Ion yapılarında en erken kabartmalı alınlık uygulama düşüncesinin bu eserde olduğu düşünülebilir. Sardeis Mezar Anıtı’ na ait kabartmalı alınlık blokları ise, Batı Anadolu Ion yapılarında kabartmalı alınlığın net şekilde izlenebildiği, günümüze değin ele geçmiş ilk örnektir. Polyksena lahdi, Sardeis Anıt Mezarı ve Nereidler Anıtı alınlık kabartmaları, Batı Anadolu Ion yapılarında kabartmalı alınlık kullanımının en azından M.Ö.5.yy. içinde oluştuğunu ortaya koyar. Bu üç örnek, aynı zamanda, kabartmalı alınlığın Batı Anadolu yapılarında ilk olarak mezar yapıları gibi küçük tasarımlarda kullanıldığı önerisini de destekler niteliktedir.

Sardeis Mezar Anıtı alınlıklı kabartmalarında ve Nereidler Anıtı plastik eserlerinde görülen bazı Pers etkileri, Batı Anadolu ve Pers kültürlerinin, M.Ö.5.yy. ikinci yarısından sonra homojenleştiğini gösterir. Nitekim Batı Anadolu mimari kimliğini net şekilde yansıtan Ion düzeni bu mezar anıtlarında, süslemeye yönelik detaylarda görülen Pers etkileri bunun göstergesidir. Ancak yapıların düzenlemesinde görülen Batı Anadolu mimarisinin güçlü baskısı yanında, sadece plastik unsurların detaylarında görülen Pers etkileri, Pers etkilerinin simgesel nitelikten ileri gitmeyerek, Batı Anadolu’nun içsel kimliğini koruyabildiğini ortaya koyar.

Polyksena lahdi ve Nereidler Anıtı’ na ait buluntular, M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion yapılarında üst örtü sistemine ait bilgilerin detaylandırılması açısından önemlidir. Nereidler Anıtı’ na ait mermer tavan kirişleri, tavan kasetleri, çatının taşıyıcı blokları, sima, çapraz geison, kalypter ve stroter gibi üst örtü sisteminin tüm mimari elemanlarının mevcut olması, Batı Anadolu yapılarında üst örtü sisteminin ne tür bir tasarım ile oluşturulduğunu net olarak ortaya koyar. Nereidler Anıtı’ nda uygulanan çatı sistemi, M.Ö.6.yy. Adalar mimarisi örneklerinden Sangri Demeter tapınağında izlenebilen Ion yapılarının çatı sistemlerinin temel tasarım çizgileri ile çok benzerdir386. Bu örneklere dayanılarak, erken Ion mimarisi üst örtü sistemlerinin çok fazla değişmeyerek M.Ö.5.yy.’ da da uygulandığı düşünülebilir. Yapıların formuna uygun iki yöne eğimli çatının tasarımında en kolay ve kullanışlı sistem olarak önerilebilecek bu düzenlemelerin günümüzde de benzer şekilde uygulanmasıyla başarısını kanıtladığı söylenebilir.

M.Ö.5.yy. Ion yapılarında, buluntu içeren örnekler içerisinde tespit edilen alınlıkların açısal değerlendirmesi, alınlıkların yaklaşık aynı açısal değerlerle oluşturulduğunu ortaya koyar. Polyksena lahdi, Sardeis Mezar Anıtı ve Nereidler Anıtı (Şekil.12-a) alınlıkları yaklaşık 16º-18º açılım gösterir.

M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion yapıları çatı mimarisi örnekleri, kendi içinde olduğu gibi, Batı Anadolu dışındaki örneklerle karşılaştırılarak değerlendirilmesi aşamasında da bazı farklı yapıcı tartışmalara zemin hazırlar. Bu düşünceyle iki yapı, Athina Akropolü’ nden Erechtheion ve Nike tapınağı çatı mimarisi tasarımlarıyla ön plana çıkar.

Athina Nike (M.Ö.427-424) ve planlamasıyla çağının tasarım harikası olarak nitelenebilecek Erechtheion (M.Ö.5.yy. son çeyreği) tapınakları, M.Ö.5.yy. Ion mimarisi örnekleri içinde, Batı Anadolu dışında yer alan en önemli iki yapıdır387.

Amphiprostylos planlı Nike tapınağı dört cepheyi saran architrav, kabartmalı friz kuşağı ve geison ile kısa cephelerde alınlıklı çatı tasarımına sahiptir388. Architrav üç fascialıdır ve üst kenarı boyunca ince bir silme halinde kyma-reversa profili bulunur389. Architravın üzerinde, M.Ö.479’ da yaşanmış olan Plataea savaşından sahnelerin yer aldığı friz kuşağı bulunur. Frizin üzerinde tipik Ion formlu geison ve bunun üzerinde, uzun cephelerde, aslan başı çörtenlere sahip sima yer alır. Alınlık kabartmalı değildir ve alınlık üzerindeki akroterler kanatları açık Nike şeklinde düzenlenmiştir390.

Erechtheion’ un doğu ve batı cephelerini oluşturan ana binası ve ana binaya kuzeyde eklenmiş olan portikonun çatı sistemi, Nike tapınağıyla aynı düzenlemede, üç fascialı architrav, kabartmalı friz kuşağı, geison şeklinde dizilime sahiptir391 (Şekil.18-f). Ana binaya güneybatıdan bağlanmış olan portiko, karyatidlerin taşıdığı ve diğer cephelerdeki iki yöne eğimli-alınlıklı üst örtü sisteminin aksine düz çatılıdır392. Karyatidli portikonun çatısı üç fascialı architrav, geisipodes, geison şeklinde dizilime sahip mimari elemanlardan oluşmaktadır. Architravın üst fasciasında daire şeklinde hafif dışa profilli basit süsleme unsurları uygulanmıştır ve architrav üst kenarı boyunca Ion kymalı ince silme yer alır.

Çatı tasarımları genel düzenlemeleri aynı sayılabilecek Nike tapınağı ve Erechtheion üç fascialı architrav ve üzerinde kabartmalı friz kuşağı uygulamaları, M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion yapıları genel çatı düzenlemelerinden bazı noktalarda farklı görülebilir. Yapıların üç fascialı architravları genel değerlendirme çerçevesinde Batı Anadolu gelenekli olarak işaret edilmektedir393. Ancak M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion mimarisi örnekleri içerisinde fasciasız ve iki fascialı örnekler ışığında yaptığımız öneri doğrultusunda bu sonucun doğruluğu tartışmalıdır. İki yapıda architrav üzerindeki kabartmalı friz kuşağı, Batı Anadolu örneklerinde Ion kymaları ve geisipodesle oluşturulan bölüme denk olarak düşünülebilir. Bu düşünceden hareketle, Athina Akropolü’ nün yeniden yapılanma döneminde, yüksek maliyetleri finanse edebilecek maddi olanakların bulunması ve Athina Akropolü’ nde yürütülen mimari faaliyetin Athina yönetiminin propaganda aracı olması gibi nedenlerle, iki yapıda süslemeye dayalı kaygılar ile kabartmalı friz kuşağının kullanılmış olabileceği düşüncesi öne sürülebilir. Nitekim ana binanın güneybatı cephesindeki karyatidli portikoda uygulanmış olan geisipodesli çatı tasarımı, çatının diğer kesimlerinde uygulanan architrav üzerindeki kabartmalı friz kuşağının; Batı Anadolu geleneklerinden farklı, Kıta Yunanistan mimari çizgilerini takip eden bir uygulama olmadığını vurgular. Bu düşüncelerden hareketle, Batı Anadolu Ion yapılarındaki Ion kyması-geisipodes dizilimi ile Kıta Yunanistan örneklerindeki kabartmalı friz kuşağının, Ion yapılarının çatı mimarilerinde aynı bölgeyi oluşturan farklı tasarım uygulamaları olduğu sonucuna varılabilir ve bu durumda düzenlemelerdeki farklılıkları bölgelerin geleneksel mimari uygulamaları olarak öneren görüşlerin tartışmalı olduğu söylenebilir.





Yüklə 0,73 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə