MukaddiME


CEHALETİN ÖZÜRLÜĞÜ İLE İLGİLİ ŞÜPHELERİN AYDINLATILMASI 91



Yüklə 0,79 Mb.
səhifə10/16
tarix22.01.2018
ölçüsü0,79 Mb.
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   16

CEHALETİN ÖZÜRLÜĞÜ İLE İLGİLİ ŞÜPHELERİN AYDINLATILMASI 91


Bu bölümde cehaletle ilgili serdedilen şüpheleri zikredeceğim. Allah’ın izniyle kimi şüpheler konuyla hiç alakası olmadığı halde saptırılan şüphelerdir. Kimi şüpheler ise çok dar bir alanı varken umumileştirilen şüphelerdir. Bunlara cevap vermemizin sebebi, cehalet konusuyla ilgili faideyi tamamlamaktır. Yazarın risalede zikrettiği beş şüpheliyi ilk olarak açıklamaya çalışalım.

1. ZATU ENVAT KISSASI


Bu kıssayı daha önce kaydetmiştik.

Âlimler bu hadisi iki şekilde anlamış ve yorumlamışlardır:



A) Bu talep büyük şirk değildir: Çünkü mahlûkattan direk istemekle, Allah’tan onun vasıtası ile isteme arasında fark vardır. Veya bir şeyden bereket ummak ile onun fayda ve zarar vermesi arasında fark vardır. Resulullah (s.a.v)’ın bu denli kızması ashabının müşriklere benzemeye çalışmalarındandır. Çünkü bu fiil şekil olarak müşriklerin fiillerine benzer. Resulullah (s.a.v) sadece bu meselelerde değil, birçok konuda müşriklere benzemeye karşı çıkmıştır. Demek ki Zatu Envat isteği büyük değil küçük şirktir.

İmam Şatibi El’itisam (2/246): “Zatu Envat edinmek Allah’ın dışında ilah edinmeye benzer. Fakat bu (zatu envat) bizatihi ilah edinmek demek değildir.

İbni Teymiye: İktida sıratel müstakim kitabında(314) “Dikkat edilirse Resulullah (s.a.v) sahabenin kılıçlarını asacağı bir ağaç konusunda, müşriklere benzemeye karşı çıkıyor, daha önemli konularda müşriklere benzemelerini nasıl önemsemez”

Muhammed bin Abdulvehhap: “Kitab-ut Tevhid’de Teberrük konusunda bu hadisi vermiş ve “Onbirinci mesele, onların bu şirki küçüktür. Çünkü mürted olmamışlardı.” diye ilave etmiştir.

Yine Tirmizi’ye şerh yazan İbni Arabi el-Maliki, Aridetul Ahvezide (9/72) benzer açıklama yapar. Yine Tirmizi şerihlerinden Mubarekfuri (6/408)’nin de benzer açıklaması vardır…



B) Burada talep edilen şey şirktir: Fakat kavmin henüz Müslüman olmuş olması ve istediklerini yapmamaları onlara mazeret olmuştur.

Şeyh Hamid el-Feki: Fethul mecid ta’likinde (141): Bu küçük şirk değil, büyük şirktir. Öyle olmasa Resulullah (s.a.v) yemin etmez ve onların bu isteklerini İsrail oğullarınınkine benzetmezdi. Bu talepleriyle küfre girmemelerinin sebebi ise henüz küfürden çıkmış olmaları ve talep ettiklerini yapmamış olmalarıydı.”

Şeyh Salih el-Fevzan: ‘Aridul Cehl kitabına ta’likinde (291) “Bunlardan şirk vaki olmadı, sadece kendilerine bir ağaç için izin talep ettiler. Fakat kim şirke düşerse onun müşrik olduğuna hükmedilir. Çünkü bu zahir (açık) şeylerdendir.”

Fetva kurumu el-lecne daime’nin fetvaları (2/34): “Bunların özrü yeni İslam’a girmeleri ve istediklerini yapmamış olmalarıdır. Resulullah (s.a.v) yaptıkları takdirde onların küfre gireceğini göstermiştir”

Şeyh İbni Baz: “Bunlar henüz yeni Müslüman olmuştu. Talep ettiler fakat yapmadılar. Onlardan hâsıl olan şeriata muhaliftir. Ve Resulullah (s.a.v) bu istediklerini yaptıkları takdirde onların kâfir olacağını haber verdi. (Feteva İbni baz 9257. fetva)

Bu aktardıklarımızdan sonra şöyle diyebiliriz. Birinci grup da olanlara göre burada vuku bulan şey büyük şirk değildir. Doğal olarak ta cehaletin büyük şirkte özür olup olmadığı konusunda delil olmaz.

İkinci grup âlimlere göre ise; Bunların büyük şirkte mazereti iki şeydir. a) Yeni Müslüman olmaları, b) İstediklerini fiilen yapmamış olmaları. Şayet yapmış olsalardı tekfir edilirlerdi.

Bizim tercih ettiğimiz ikinci grupda ki âlimlerin görüşüdür. Çünkü: Kıssanın zahiri ve Resulullah (s.a.v)ın benzetmesi bu yöndedir. Müşrikler kuş, ağaç vb. şeyleri direk fayda ve zarar konumunda görürlerdi. Henüz İslam’a girmiş birilerinin, bu ayrımı yapması mümkün değildir. O kadar fıkıh sahibi olsalardı zaten böyle bir talepte bulunmazlardı.

Ayrıca insanın bir şeye niyetlenip onu yapmaması, eğer kendi isteğiyle ve bu niyet kalpte tam mün’akıt olmadan olursa, insan bununla yargılanmaz. Fakat niyet ettikten sonra, kendinden kaynaklanmayan bir engelden dolayı niyet ettiğini yapmazsa, bu niyetle yine de yargılanır…

Sahih bir Hadiste: “İki Müslüman çarpıştığında ölen de öldüren de ateştedir. denilir. Sahabe, Ey Allah’ın Resulü öldüreni anladık, öldürülenin suçu nedir? Dedi ki o da kardeşini öldürmeye hırslıydı.”

Bu adam kardeşini öldürmeye niyetlenmiş ama yapamamıştır. Öldürmekten kendisi vazgeçmemiş ve öldürüldüğünden dolayı bunu yapamamıştır. Fakat bu niyetinden dolayı ateşe girmiştir.

Hadiste “…Allah birine mal vermiştir, onu haramda harcar. Birine de mal vermemiştir, keşke malım olsaydı da ben de onun yaptığını yapsaydım der. İkisi de günahta eşittir” (Sünenlerde rivayet edilmiş, sahihtir.)

Bu adam da kötülüğe niyetlenmiş fakat malının olmaması engel olmuştur. Bu fiili yapmamış olması niyetinden dolayı günah kazanmasına engel olmamıştır.

Sonuç olarak: her iki grup ilim adamına göre de bu kıssayı umumi olarak cehaletin özür oluşuna delil almak, hadisin zahirine muhalif olduğu gibi ilim adamlarının anlayışını da muhaliftir.(daha önce de geçtiği gibi bazı âlimler cehaletin özür olmayışında yeni islama giren ve Müslümanlardan uzak belde de yaşayanları, kendi taksirinden kaynaklanmadığı müddetçe mazaretli saymışlardır…)

Bizim zamanımızda, insanların durumu ne bu rivayete ne de ondan çıkan sonuca uymaktadır. Herkesin öğrenme imkânı olduğu halde, kendi taksirlerinden dolayı geri kalmışlardır. Bu da ittifakla özür değildir…92

Fayda:

Bu hadisi, kitaplarında büyük şirkte cehaletin özür oluşu sadedinde zikreden âlimlerin olduğunu söyledik. Veya başkalarının da, bazı âlimlerin bu hadisle cehaleti umumi mazeret saydığını vehm edip, okuyucuları saptırdığına dikkat çektik. Özellikle Arap dünyasında istismarcılar çoktur. Bu tür sözleri duyulduğunda aldanmamak için, sözleri saptırılan âlimlerin fetvalarını aktarmakta fayda vardır. Bir kısım âlimler bazı hadisleri cehaletin özür oluşunda delil olarak alsa da kendi dönemlerinde şirk işleyenleri mazur görmemişlerdir. Bu da onların Zatu Envat vb. hadisleri dar bir alanda özür saydıklarını gösterir.



İmam Şevkani’nin; bu konuda sözleri bazı yazarlar tarafından saptırılmıştır. Oysa onun kendi döneminin tasavvufcuları olan kabirperestler hakkında, onları mazeretli saymadığı, hatta eski müşriklerden daha şiddetli gördüğüne dair fetvası vardır. (Resail Es- Selefiyye 8/35) (Okul bölümünde geçti)

Yine İmam Şevkani: “Bedeviler de çoğu zaman el-fazı küfür söylerler, şunu şunu yapmazsam Yahudi olayım veya Yahudi olayım ki şunu yapacağım gibi. Bazen de fiille mürted olurlar farkında değildirler.” (Resail selefiyye)

Evet, İmam Zatu Envatı özür gibi beyan etmiş olsa da, mutlak cehaleti mazeret görmemiştir. Zamanında varolan şirklere düşenlere mürted hükmü vermiştir.

Bu hadisi büyük şirkte yorumladığı için sözleri saptırılanlardan birisi de İmam İbn-i Kayyım’dır: Onun için de aynısını söylüyoruz. O bu hadisi büyük şirk olarak yorumlamış olsa da, döneminin şirkine düşenlere müşrik demiştir. Demek ki hadisi mutlak olarak değil, dar bir alanda (yeni İslam’a girenler için) cehalete mazeret saymıştır. Aslında, hadisin zahirinde de bu olmasına rağmen, bu imamların farklı bir şey anlaması da düşünülemez. Fakat burada batıl ehli kafa bulandırmasın diye, özel fetvaları ve görüşlerini aktarıyoruz.

İbni Kayyım (r.h) şöyle nakleder: “Ebul vefanın güzel bir bölüm yazdığını gördüm, ondan harfiyle aktarıyorum. Ne zaman ki şeriatın kuralları bazı cahillere ve avama ağır geldi, bu kuralları bırakıp, kendi koydukları kurallara yöneldiler. Böylece kendilerine kolaylaştırmış oldular. Çünkü kimsenin emrine girmemiş oldular, bu kurallarla bunlar benim yanımda; kabirleri ta’zim, onlara ikram, kabirde yatandan ihtiyaç talep etme, yazı yazıp bana şunu şunu yap deme… Gibi kurallarla bunlar kâfirdirler.” (İğasetu’l lehefan 221)

Yine daha önce, onun Mekkeli müşrikleri, İbrahim (as) dininin kalıntılarından dolayı mazur olmadıklarını beyan ettiğini aktarmıştık. (Risale girişi hüccet ikamesi)

Yine bu hadisi büyük şirkte yorumladığı için sözü saptırılanlardan biri de Şeyh Süleyman bin Sehmandır, Şeyh Süleyman, İbni Kayyım’ın yukarıdaki Ebul Vefa’dan aktardığı sözü aktardıktan sonrader ki; bir çok alim bu sözü onu ikrar edip, razı olacak şekilde aktarmıştır. Bunlar Ebul ferec İbnul Cevzi, İmam İbni Muflih, İmam Şevkani’dir.” (Teysir’ul aziz el-hamid 228)

Yine bu risalede Şeyh Süleyman’ın kabirperestler için (kendi zamanının şirkidir) onların tevhidi Yahudilerin tevhidi ikrarı gibidir sözünü ve onların İslam müsemmasına dahil olmadığına dair fetvasını nakletmiştik.



Kataloq: 2009

Yüklə 0,79 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   16




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə