Din Ticareti Yapanlar


İş Yapmak Kolay Tahsilât Zor



Yüklə 0,51 Mb.
səhifə3/11
tarix07.01.2019
ölçüsü0,51 Mb.
#91761
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11

İş Yapmak Kolay Tahsilât Zor

Piyasalarda ekonomik kriz var deniliyor ancak ben buna inanmıyorum. Krizi biz kendimiz üretiyoruz, yani psikolojik bir şey. Bu yıl Gönende otel pansiyon işi iyi gitmedi deniliyor. Oya çeyiz işi de aynı şekilde. Esnaflar siftah yapamamaktan, yaprak kıpırdamadığından şikâyetçi. Doğrudur gözle görülür, elle tutulur ve hissedilir bir sıkıntı var. Esnafın ortak görüşü şu: iş yapmak çok kolay, ancak tahsilât çok zor. Evet çok doğru bir tespit. Günümüzde en zor iş tahsilât işi. Hak ettiğin parayı sana getirecekler, verecekler diye beklersen çok beklersin  asla alamazsın. Peşine düşeceksin, koşacaksın terleyeceksin, zaman, emek ve enerji harcayacaksın, moralin bozulacak, kavga edeceksin, kötü olacaksın belki ancak tahsilâtı yaparsın. Durum bu maalesef.   Nerede biliyorsun dersen bende her gün işin içindeyim. Yüz liranın yüz gün peşinde koşuyorsun yinede alamıyorsun, usanıp lanet olsun deyip bırakıyorsun. Birçok kişiye kefen parası yap kendine dedim peşini bıraktım. Öyle sahtekâr, hırsız, dolandırıcı, yalancı adamlar tanıdım ki adamız diye ortada dolaşıyorlar. Camiden çıkmayan sahtekârları, cemaatçi dolandırıcıları tanıdım şu ilçede.

Sanırım kıyamet alametleri bunlar. Önceden yamuk adam parmakla gösterilecek kadar az dı, şimdi doğru adam bulunmaz, görülmez, az rastlanır hale geldi.

Esnaf bir arkadaşım isyan ediyor,  110 bin lira alacağım var, satışı, iş yapmayı bıraktım alacağımın peşine düştüm diyor. Veresiye alışveriş bitmiş artık. Peşin paran yoksa bir işin görülmez. Bütün bunların yanında iş yaptıracak adam da bulamıyorsun, iş yapan, iş beğenen kalmamış. Herkes kendini garantiye almaya, devlet işi gibi yan gelip yapmaya, bir yere kapak atmaya çalışıyor. Yorulmadan para kazanma hevesi var herkes de.

İnamın aylardır bir kameraman bile bulamadım.  İlan verdim yine yok. Gelenler 1000–1500 TL maaş, sigorta ve kaç gün tatil yapacağını soruyor. Ne iş yapacağını, yapıp yapamayacağını, seni düşünmüyor.  Çoğu esnaf kendi adam bulamayınca kendi işini kendi yapıyor. Bende öyle yapmaya başladım. Gittiğim yerde birisine 2 dakika kamerayı gösteriyorum sonra verip program sunumunu çektiriyorum. Öyle tanıdığım adamlar var ki emekli olmuşlar kahvede oturuyor, boş boş geziyorlar. Gel yardım et deyince maaş ne kadar diyorlar. Ne kadar aptalca bir şey.  Dinleri imanları para olmuş.  İnsan boş durur mu, birçok vakıf, dernek, hayır işleri ortada dururken adamlar oturuyor.

Gönen’de En Canlı Sektör İnşaat

Bir usta arkadaşımla sohbet ediyorum. 50 TL yevmiye  ile 20 yıldır ile inşaat ustalığı yapıyormuş. Dediğine göre Gönen’de müteahhit sayısı kırka dayanmış. Her yer inşaat ve müteahhit  işi olmuş. Eskiden kooperatifçilik vardı, şimdi müteahhitçilik var. Kooperatifler halkın gözünden düştü. Vatandaş biraz birikimi varsa biraz da kredi çekip hazır bitmiş bir daire almayı tercih ediyor. Bana göre en iyisi de bu. Gönen’de öyle güzel yapılar var ki, mütahiitler yapmışlar hayran kalmamak mümkün değil. Kırk tane mütahit olsun iyi bir şey. Rekabet imkânı olur ve insanımız iş ekmek sahibi olur. Biz geçen yıl GönTAM olarak 4 tane mütahide Üstün Hizmet ödülü verdik. Çok süper ve sağlam yapılar yapmışlar.

Bence ileriki dönemde başarılı müteahhitlerden biri ekibini de kurarak yerel yönetimin başına getirilmeli. Getirilmeli ki kendi özel işinde gösterdiği başarısını Gönen’in imarı ve inşasında da göstersin. Düşüncem o ki bu insanların bazılarına imkânlar sunulsa neler yapacaklar neler.

Mütahitlere acizane bir uyarım olacak. Birinci sınıf sulanabilir tarım arazileri ile meyvelik ve sebzelik bahçelerin imara açılmasını zorlayıp, kökleyip kazıyarak üzerlerine kendi rantları için bina yapımından vazgeçsinler. Biraz da toplumun ilerideki geleceğini düşünsünler. Verimli bahçeleri, tarım alanlarını imara açmak başarı değildir.  Yapılar tarıma ve ormana elverişli olmayan araziler üzerine inşa edilmeli. Yüksek ve zemini sağlam yerler seçilmeli. Hem su baskınları hem de depremin etkisinin az olması bakımından çok önemlidir. Şehircilik ve sorumlu vatandaşlık bilinci olmalı. Verimli alanlara bina yaparsak bu toplum nerede üretim, ziraat yapacak. İleriki nesiller size sövmeye başlarlar.

Verimli bir alana bina yapıldığını gördüğümde içim sızlıyor. Bu yere nasıl kıydınız diyorum. Gidin evlerinizi Çiçekkent’in olduğu yere benzer yüksek zeminlere ve verimsiz topraklar üzerine yapın.

Mesela Sarıköy tepeleri var oralar boş ve verimsiz arazi, zemini süper. Oralara ne deprem tesir eder nede sel felaketi. Üfül üfül havası olan bir yer. Toki çalışması başlatıldı yeterli kayıt bulunamadı. Bence bir proje geliştirilsin, orası mütahitlere ücretsiz olarak verilsin, mütahitler bir araya gelsinler oralara 10 bin tane konut yapsınlar ne iyi olur. Gönen’in ve Sarıköy’ün bir kısmı oraya taşınabilir. Gönen Sarıköy arası 6 dakika.

Bir de tarihi binalar ne hikmetse yanıyor, yıkılıyor sonra yerine satılık arsa diye tabela asılıyor. Gönene çok yazık oluyor. Böyle giderse Gönenin tarihine yönelik bir tek tarihi eser kalmayacak. Tarihi binalara belediyeler fıransız kalıyor ne hikmetse. Bari sahipleri ya da mütahitler sahip çıksa diyorum maalesef onlar da yıkılsa da yerine bina yapsak diye bekliyorlar.

Bilmediğiniz Yere Yardım Etmeyin

Her gün kapımıza birileri geliyor yardım toplamaya. Ellerinde bir kağıt parçası, camiye yardım, Kuran Kursuna yardım, özürlülere yardım, kendime yardım, yanımdakine yardım. Kimisi de yolda kaldım, memlekete gidicim bilet param yok diyormuş. Kimisi de ekmek parası istiyor, kimisi de iş bulamadım yardım edin diyor.  Kimileride kamyonla köyleri dolaşıp öğrenci yurdundan geliyoruz deyip buğday, arpa, nohut, mısır ne varsa çuval çuval alıp gidiyormuş.

Bir köylü anlatıyor filanca yurttan geliyoruz, yardım, hayır topluyoruz siz de verin, geçen sene şu kadar vermiş diniz diye de miktar belirliyorlarmış. Verdim diyor köylü, çuvalı doldurdum teslim ettim aldılar gittiler. Makbuz verdiler mi dedim hayır hiç bir şey vermiyorlar dedi. Nasıl olur ya dernek ise eğer para alırsa nakdi yardım makbuzu vermesi zorunlu, mal- ürün almışsa ayni yardım makbuzu vermesi zorunlu. Makbuzsuz bağış toplamak suçtur dedim. Filanca öğrenci yurduna diye almışlar, bir soruşturduk o öğrenci yurdunda bir öğrenci aylık 300 TL ye kalıyor. Hem oradan, hem buradan gelir oh ne güzel dedim. Köylüler nereye, kime, ne için yardım ettiğini bilmeden, yardımların nerede kullanıldığını görmeden Allah rızası deyince dayanamayıp sevap kazanmak için veriyorlar. Bu işler sakat işler, bir terör örgütü dahi gelip bu şekilde yardım toplayabilir.  Yasal bir dernek ise zaten makbuzu vardır ve bağış almışsa onun makbuzunu ibraz eder. Eğer makbuzsuz mal almışsa o malın nereye gideceği belli olmaz. Muhtarlar bu kişilere dikkat etmeli, uyanık olmalı. Makbuzsun köye geleni geri çevirmeli. Adamlar öyle işler ayarlamışlar ki, sapasağlam insanlar, özürlülerle hiç ilgi ve alakaları olmadığı halde özürlüler adına dernek kurmuşlar, makbuz bastırmışlar özürlülere yardım diye kapı kapı gezerek bağış topluyorlarmış.

Ben bilmediğim yere asla yardım etmem.  İyice emin olmam lazım. Gelişigüzel her gelene, araştırıp sormadan, kanarak yardım edersek piyasada birçok üçkâğıtçılara, dolandırıcılara kapı aralamış, gerçek ihtiyaç sahiplerini de mağdur etmiş oluruz.

Ramazan ayı içindeyiz, fitremizi vereceğiz, fitre toplayıcılara itibar etmemeliyiz. Bazı cemaatler maşallah fitre de topluyorlarmış.  Kendimiz araştırıp bulmalı ve gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalıyız.

Gönende Eleman ve İşçi Sıkıntısı

      Gönen’de sizce işsizlik var mıdır? Cevabını ben vereyim kesinlikle yoktur. Çarşıya çıkın hemen hemen on dükkândan birinin camında eleman ilanı vardır. İstedikleri elmanı bulabiliyorlar mı hayır.

     Adam gelmiş bana isyan ediyor, yahu diyor dükkânı bekleyecek, oturacak bir çırak bulamıyorum, bir sekreter bulamıyorum. Birisi gelmiş usta arıyor, birisi yetiştirilmek üzere vasıfsız eleman arıyor.  Ama maalesef. Bir de işsizlik var diyorlar. Ben işsizliğe inanmıyorum. Yakınen biliyorum ve yaşıyorum.  Bırakın çalışmak için büroda oturarak, hatta yatarak telefonlara bakacak eleman bile bulamıyorsun.

     Bulduğun elemanları çalıştıramıyorsun. Televizyon programı yapıyorum, kameraman bulamıyorum. Bulduğum bir eleman gündüz saat 10 da, 11 de hatta 12 de işe zor geliyor. Nedense şu Gönende insanlar çalışmayı sevmiyor. Zengin bir memleket olmuş Gönen.

    Gönenin insanı çalışmak, üretmek yerine süslenip püslenerek gezmeyi, eğlenmeyi seviyor. Hazır yemeyi seviyor, asalak yaşamayı seviyor. Kendi yakınlarımdan, içimizden biliyorum, şu şehirde öyle kişiler tanıyorum ki kene gibi asalak yaşamayı seviyorlar. Bir adam anasına babasına yaslanmış hep alıyor, 20-30 yaşına gelmiş, üstelik bir de evlenmiş, çoluk çocuk sahibi de olmuş çalışmıyor, girdiği işlerden çıkıyor, hiçbir yerde dikiş tutmuyor.  Hala kene gibi yapışmış anası, babası, dedesi, ninesi ve akrabalarının sırtından geçinmeye devam, asalak yaşamayı sürdürüyor. Utanma sıkılma yok, asalak ve beleşçi halinden son derece memnun.  Ana baba da veriyor, çocuğumuz yorulmasın, üzülmesin, rezil olmasın, yapamaz, edemez diye veriyorlar.  Bu kişi yanlış yapıyor, ana babada çok yanlış yapıyor ama anlayan, dinleyen kim.

     Şöyle bir bakın etrafınızda çalışmadan, üretmeden, beleş olarak birilerinin sırtından geçinen onlarca kişi görürsünüz. Belki siz de aynı kategoriye giriyor olabilirsiniz.

     Keneler hayvanların bir kenarına yapışarak kan emerek hayatlarını sürdürürler. İşte bazı insanlar da aynı keneler gibidirler.  Birilerinin sırtına yapışarak çalışmadan, yorulmadan, terlemeden, beleş ve asalak olarak hayatlarını sürdürürler.

       Bir atasözü vardır. “Kim kazanmazsa ki bu dünyada bir ekmek parası, dostunun yüzkarası, düşmanının maskarası” denir. Evet içimizde bir çok maskara yaşarken ve bunların yaşamasına fırsat verilirken daha çok eleman ve işçi ararsınız diyorum ben.

Anne baba görevini iyi yapmalı. Çocuklarının asalak yaşamasına izin vermekle onlara en büyük kötülüğü yaptıklarının farkına varmalılar.

  Bu hususta yabani güvercinleri örnek alsınlar derim. Yavruları biraz büyüyünce uçmayı öğrensin diye yavaş yavaş yuvadan boşluğa atarlar, iyice uçmaya başladıklarında komple yuvadan kaldırıp atıyorlar kendi ayaklarının üzerinde doğrulsun ve hayatla tanışsın diye. Bizim insanlarımız ne hikmetse hayvanları bile örnek alamıyorlar kendilerine.

   Onun için ben diyorum ki Gönende asla işsizlik yok, iş beğenmeme, iş yapmayı sevmeme, beleş ve asalak geçinme tutkusu var.

    Fabrikalara bakın işçilerin çoğu dışarıdan gelmiş. Ağır işleri sevmiyor Gönen halkı nedense.

      Yetiştirilmek üzere 16-19 yaşlarında bir kameraman arıyorum ama bu güne kadar bulamadım ne hikmetse.

     Çıraklık, kalfalık müessesini de bitirmişler maşallah. 28 Şubatçı vatan hainleri sekiz yıllık kesintisiz eğitimle çırak bulmayı bitirmişlerdi. İktidar da maalesef bir delinin attığı taşı kuyudan hala çıkaramadı. Esnaf, sanatkar, fabrika sahipleri çırak ve eleman bulamamaktan neredeyse kan ağlıyor. Ülkeye bu kötülüğü yapanların Allah belalarını veriyor, verecek ama biz bir şeyler yapamadıkça bu sorun devam edecek.

      Ne olursunuz gençler çalışın, üretin, kendiniz kazanın asalak yaşamayın. Bulduğunuz her işe sahip çıkın, başka hiçbir yerde iş yokmuşçasına o işe sarılın. Girdiğiniz iş de kendi işinizmiş gibi sorumluluk duygusuna sahip olun. At arpasını kendi arttırır derler. Siz çalıştıkça iş yeri sahibi hakkınızı teslim edecektir. Dinimiz “ en makbul kazanç kişinin kendi emeğiyle kazandığıdır” diye çalışıp alın teriyle kazanmayı övmektedir.

     Asalak ve beleş yaşamak çok kötü bir şeydir. Ancak kişiliksiz, karaktersiz, duygusuz, toplumda bir yeri olmayan insanlar birilerinin sırtından geçinmeyi marifet bilirler.

      Düşmanının maskarası, dostunun da yüzkarasıdırlar.

Çalışmak ibadettir, sağlık ve sıhhattir. 



Gönen Çağ Atlamış

İsmini vermeyeceğim,  birkaç hafta önce bir gazetede manşet olarak gördüm. Gönen Çağ Atladı diye bir manşet haber ve detaylarını okudum. Allah Allah dedim yahu hangi Gönen acaba dedim. Isparta Gönen mi, Balıkesir Gönen mi. Balıkesir Gönen olamaz dedim.  Çünkü Gönen’de yaşayan ve her yeri karış karış gezen, tozan, görüntüleyen birisi olarak Gönen çağ atlamışsa bizim görmemiz lazım. Eğer gerçekten Gönen çağ atlamış da biz görememiş isek çağın arkasında, altında, gerisinde kalmışız demektir.

Gönende yaşayan, Göneni seven ve Gönenin hakiki, orijinal yerlisi olan birisi olarak Gönenin çağ atlamasını herkesten çok ben isterim. Gönen’e çağ atlatsınlar da kim atlatırsa atlatsın, başımın tacı yaparım.

Ama Allah her şeyi görüyorken, kulları her şeye şahit oluyorken birlerinin bu kadar uçuk kaçık iddialı sözler etmesine sadece gülünür.

 Bakın etrafınıza çağ atlamış veya atlamaya ramak kalmış gibi bir çevre, görüntü, olay, yaşantı var mı.  Ya ben körüm ve ön yargılıyım ya da gerçekten böyle bir şey yok ortada.

Keşke Gönene çağ atlatabilsek te ondan sonra bunu manşet yapabilsek. Çağ atlatamadan manşetle çağ atlatırsak sadece kendi kendimizi kandırmış oluruz.

Kumköy muhtarı köyün içinden geçen tozlu topraklı yol için feryat ederken,  Gönen yolu sekiz yıldır bitirilememişken, köy yolarının neredeyse tamamına yakını bozukken, şehir içi yollar delik deşik iken,  tarihi yapıların hiç birine bir tek çivi çakılmayıp kendi kaderine terk edilip yıkılmasına göz yumulurken, çevreyi kirleten Gönen çayı hala sorun olmaya devam ederken ve onlarca sorun sorun olarak ortada dururken, çağ atlattık derseniz buna kargalar bile güler derim.

Göneni ilada güllük gülistanlık göstermeye gerek yok. Doğal ve tabii olmak lazım. İnsan önce zihninde, düşünce ve davranışlarında çağ atlaması lazım. Ne demişler atalarımız büyük lokma ye ama büyük konuşma.

Valla ben basit birisiyim,  sıradan birisiyim, bulunmaz Hint kumaşı değilim, bu gün güzel diye yaptığım bir işi ertesi gün beğenmiyorum. Çünkü neden beğenirsem daha iyisini yapma şansım ortadan kalkar. Bu iş çok güzel oldu tamam dersem, orada kalır ve tamam olur. Gönene çağ atlattık derseniz yapacak bir şeyiniz kalmamıştır demektir.

Yaptığımız işi Allah rızası için yapmalıyız derim.  İnsanları da fazla abartmalıyız. Yerine göre destek ve teşvik için övmeli, teşekkür etmeli, yerine göre de yanlış ve eksik yaptığını hatırlatmalıyız.

Zaten bir adam eleştiriye gelmiyorsa veya eleştirilerden hiç hisselenmiyorsa onun topluma bir faydası olmaz. Eleştirilmek, eleştirileri dinlemek her zaman aydın ve aktif bir insanın mihenk taşıdır.

 Gönen’in Çağ Atlamasını görmek ümidi ve hayaliyle Allaha emanet olunuz.

 Yenice - Gönen Yolu  ve  Kumköy Halkının  İçler Acısı Durumu

Malumunuz Yenice Gönen karayolu üzerinde 3 yıl önce büyük bir toprak kayması ve heyelan olmuş,  Kumköy’ün altından geçen yaklaşık 4 km lik bir yol heyelan altında kalmış ve Yenice- Gönen arası ulaşım durmuştu. Yolun kenarından geçen Bandırma su şebekesi çökmüş Bandırma haklı da haftalarca su sıkıntısı çekmişti.

Yolun ulaşımı geçici olarak Kumköy içinden yapılmaya başlanmıştı. O gün bu gündür tam 3 yıl geçmesine rağmen yola bir tek çivi çakan olmamış, köyün içindeki geçici ulaşım kalıcıya dönüşmüş.

Bundan 40 gün önce bölgeye gidip orada  yo ile ilgili televizyon programı çektim ve Türkiyem TV de yayınladım. Aradan geçen zamanda hiç bir şey olmamış ki dün Kumköy halkından birisi aradı adeta isyan ediyordu. Yahu ne olur gelin buraları çekin yayınlayın, bu sorunu çözsünler, bıktık, usandık perişan olduk. Köyün içine bir de iyi olsun diye malzeme attılar, araçlar geçtiğinde bütün köy koskocaman toz bulutları altında kalıyor. Sütlerimiz, yoğurtlarımız, evlerimizin üzeri, içleri, dışları, tarlalarımız, bahçelerimiz, elbiselerimiz, ürünlerimiz her şeyimiz toz duman içinde kaldı. Diye adeta isyan ediyordu. Köy halkı da aynı isyan noktasına gelmiş. Muhtarı sıkıştırıyorlarmış, sorunu çöz diye. Bu yazıyı kaleme almadan önce Muhtarı da aradım ve konuştum. Nedir durum, söylenilenler doğrumu diye.

Muhtar Davut Sarıoğlu da bıkmış, usanmış, bezmiş artık. Çaresizim diyor daha ne yapayım. Aramadığım vekil, konuşmadığım siyasi ve yetkili kişi kalmadı. Cemal Öztaylan’dan, Edip Uğurdan,  İl Meclis Üyelerinden, Kaymakam Bekir Dınkırcı’dan tutun da aşındırmadığım kapı kalmadı.  Bıktım, usandım artık. Kimse bir şey yapmıyor, sorunumuzla baş başa kaldık diyor.

Yine bir esnaf arkadaş da her gün Yeniceye işi dolayısıyla gidip geliyor. Oda diyor ki 27 km lik yol tam bir rezalet. Sadece Kumköy altında heyelan olan yer de problem yok, yolun tamamı bozuk. Önceden bu yolu 40 dakikada giderdik şimdi 90 dakikada zor gidiyoruz. Yani her gidiş gelişte 100 dakika fazla zaman harcıyoruz ve o kadar da yakıt israf ediyoruz.

Düşünün bir kere, bir araç günde 100 dakika fazla yakıt israf ediyor, 100 dakika iş gücünden israf ediyorsa günde bin aracın hesabını yapın, aya vurun, yıla vurun ve 3 yılın hesabını çıkarın. Yolun yapım maliyetiyle - üç yılın israfını karşılaştırın. Üç yılın israf toplamının onda biriyle yolun yapılabileceği gerçeğiyle yüzleşip milli ekonomiye ve insan psikolojisine verilen zararı çıkarın ortaya.

Demek ki sadece Kumköy halkı perişan değil, tüm Gönen ve Yenice halkı ile Türkiye insanı perişan oluyor bu ilgisizlikten.

Sanırım bu yollar doğuda bile yoktur. Yol medeniyettir, Ak Parti Hükümeti de yol ve ulaşım çalışmalarında cumhuriyet tarihinin en büyük hamlelerini ve başarılarını sürdürüyor. Böyle bir iradenin 27 km lik bir yolun yapılmasında, sorunun çözülmesinde kaynak sıkıntısı çekeceğini düşünemiyorum. Olsa olsa,  vekillerimizin, siyasilerimizin, bürokratlarımızın, yerli sorumlu siyasetçilerimizin ilgisizliği, başarısızlığı, iş bitiricilik becerilerinin zayıflığı yüzündendir diye düşünüyorum.

Hep zaten konuşulan bir konu var buralarda. Çanakkale ili komşumuz ve daha az vekili bulunuyor. Çanakkale ilçelerinin tamamının yollarının, ve şehirlerinin daha iyi olduğu, vekillerinin daha fazla çalıştığı söylenir. Mesela Yenice ve Biga belediyelerinin çalışmalarını halk çok beğeniyor ve memnun. Ben de Yenicede İmamlık yapan bir arkadaşa sordum nasıl belediyenin çalışmaları diye, bana çok süper dedi. Şimdi bana yabancı birisi sorsa, nasıl Gönen belediyesinin çalışmaları diye, ben ezilmek, büzülmek zorunda kalırım, çok süper diyemediğim için üzülürüm.

Ne olur şu Balıkesir insanları birbirlerini böyle üzmeseler. Şu vekillerimiz biraz daha, ama ciddi olarak şu insanlarımızın istekleriyle ilgilenseler, sorunlarını çözseler.

Şu yerel siyasilerimiz masaya yumruklarını vurmayı ve iş bitirmeyi becerebilseler.

Belki diyorum bir gün bunların olduğunu da görürüz. Şu anda sadece hayal edebiliyorum. Ak Partiye bölgede oy kaybettiren en önemli etkenlerden birisinin de bu ilgisizlik ve sorunların çözümü beceriksizliği olmasın.

Yenice Gönen yolu daha 3 yıl uzamasın, bir an önce, kış gelmeden evvel bu işin bitirilmesi ve insanların mutlu olması dileğiyle. Bir daha bu konuda yazı yazmak zorunda kalmamam dileğiyle.  O bölgede Türkiyem TV de yayınlanan Keşif Programı için Program çekimlerine gideceğim ama yol perişan eder kaygısıyla gitmiyorum. Demek ki birçok iyiliğin yolun kötülüğü nedeniyle ertelendiğini görerek o bölgedeki insanların zararını hesaplayabiliyorum.

Kumköy muhtarına ve halkına sabırlar diliyorum. Sabreden derviş muradına ermiş derler.  Sabredin, Balıkesir bazındaki girişimlerinizi sonuçlandırın. Eğer sonuç alamadığınız takdir de,  o zaman Çanakkale ili bazında çalışmalarınızı sürdürün. Komşu diye belki yardımcı olabilirler derim. Başka ne diyeyim.

Gönen’de Akil Adam Eksikliği

Maalesef Gönende akil adam olmadığı, kalmadığı gibi akil kurum da yok diyebiliriz. Birisi yanlış yapıyorsa dur ne yapıyorsun diyen olmadığı gibi, birisi de fikir sorup danışacaksa danışacak kişi de bulunamıyor maalesef.

Akil adam demek, sözüne, özüne güvenilen, toplumda sevilip sayılan, bir ağırlığı ve toplumda yeri olan adamlar demektir. Zaman zaman arka planda, zaman zamanda ön planda bulunurlar. Herkes bir işe başlamadan önce onlardan görüş alırlar ona göre hareket ederler. Aslında bu İslam da var olan bir husustur, adına da istişare, müşavere denir.

İşte istişareye iki temel dayanak.

 Şûra 38:”O kimselerdir ki Rablerine itaate icabet etmişler ve namazı gereği üzere kılmışlardır. İşleri de hep aralarında istişare iledir...”

Al-i İmrân 159:”...İş hususunda fikirlerini al (müşavere et) müşavereden sonra da bir şeyi yapmaya karar verdin mi, artık Allah’a güven ve dayan (o işi uygulamaya geçir) Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.”

Yine bir atasözü vardır. Danışan dağlar aşmış, danışmayan yaya kalmış diye. Başka bir atasözünde ise Kılavuzu karga olanın burnu …. dan kurtulmaz derler.

Kılavuzları karga olanlar bir de devlet işi yapıyorlarsa vay bu halkın haline. O zaman halkın başı dertten, beladan kurtulmaz.

  Başkalarını bilemem ama, ben gerçekten şu Gönen’de danışacak, konuşacak, tartışacak, sohbet edecek adam gibi beni dinleyecek, adam gibi  sözü dinlenecek adam bulmakta sıkıntı çekiyorum.

Eskiden her köyde bile birkaç akil adam vardı. Şimdi bırakın köyleri koskocaman şehirde bile bu tür adamlar kalmadı. Onlar aramızdan birer birer iyi atlara binip gittiler. Nedense iyiler gidiyor da, kötülere bir şey olmuyor sözünü sık duyar olduk.

Bundan onaltı yıl önce Rabbine kavuşan rahmetli dedemden biliyorum. Köyün akil adamlarındandı. Köyden ve civar köylerden onlarca kişinin gelip dedemle dakikalarca, saatlerce sohbet ettiklerine şahit olurdum. Osmanlı insanıydı dedem vesselam. Bana da hep oğlum çalış, çalış, çalış hep iyilik yap, hep ver, almayı değil vermeyi sev. Aldığında değil verdiğinde mutlu ol derdi. Bir de hap yap para kap derdi. Yani toplumda faydalı bir şey yap da ne yaparsan yap aç kalmazsın derdi.

Meşhur rahmetli Alaşar köyünden molla Ahmet Hoca vardı. Oda hem talebe yetiştirir hem de dönemin en öndeki akil adamlarından biriydi.  Dedemde kısmen ondan etkilenmiş di. Hem insanları uzun uzun dinler, dinlemesini bilir hem de hiç üşenmeden insanların gözünün içine bakarak ona kalbinden geçenleri aktarır nasihat ederdi.

Yani Müslümanların haliyle hallenirdi, gönül insanlarıydı onlar. Onlar bu günkü okumuşlardan çook daha önde okumuşlardı. Şimdi ise ortalığı üniversite, fakülte diplomalı cahiller sarmış.

Akil adamlar bundan sonra çıkar mı bilemem. Akil adam eksikliği kıyamet alametlerinden birisimidir onu da bilemem.

Yerel Basına Sahip Çıkalım

Yerel gazete yayıncılığı bir şehir için çok önemlidir. Kalkınmada, haberleşmede, kültürel ve tarihi mirası korumada, kötülerin alıp başını gitmesi ve topluma musallat olmasının önlenmesinde çok önemlidir.

Halk olarak, esnaf ve sanayici olarak yerel gazetelere elimizden gelen desteği vermeliyiz. Ancak yerel gazeteler de gazete gibi gazete olmalıdırlar, adam gibi adam olmalıdırlar.  Ben gazeteci değilim, ama bana da halk gazeteci diyor. İnadına değilim diyorum. Çünkü halkımızdan bazılarının hatta çoğunun gazetecilerle ilgili iyi izlenimleri ve mazileri yok ilçemizde maalesef. Yanlış işler yapmış halkımızı üzmüş birçok gazete ve gazeteci var ilçemizde. Kötü örnekler ortadayken ve hala içimizde bu işe devam ediyorken biraz zor ama ben yinede yerel gazetelerin yaşaması taraftarıyım.

 Ben kendimi halk yerine koyuyorum ve diyorum ki biz halk olarak iyi gazetelere sahip çıkmalıyız, yanlış yapanları da uyarmalıyız.

Resmi ilan gelirleriyle günlük gazetelerinde artık ayakta durma şansları azalıyor. Abonelik ve reklâm yayınları çok önemli. Şu Gönende acaba kaç tane kahvehane yerel gazeteleri alıyor. Benim önerim her kahvehane yerel gazetelerden en az birini almalı.

Biz abone olur, reklâm verirsek onlara şu şekilde haber yap, şu şekilde yapma deme hakkına sahip olabiliriz. Yoksa hiçbir şey deme hakkına sahip değiliz.  Ben yerel gazeteleri yazılarım ve haberlerimle desteklemeye çalıştığım için kendimde bu hakkı görüyorum.

Bir şehirde neler olup bitmiş herkesin bilmesi, öğrenmesi gereken olaylar ve konular vardır. İnsanoğlu merak eder. Yerel basın da bu merağı gidermenin en önemli faktörüdür. Basın ayrıca bilgi, eğitim, öğretim, tanıtım ve kültüre de hizmet eder. Onun için haberlerimizde, teklif ve önerilerimizle, abonelik ve reklâmlarımızda desteklemeliyiz. En azından yayın çizgisini beğendiğimiz, şaibesiz basına sahip çıkmalıyız derim


Yüklə 0,51 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin