Hazirlayan 24 kasim öĞretmenler güNÜ

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 53.39 Kb.
tarix19.12.2017
ölçüsü53.39 Kb.


2017-2018 EĞİTİM – ÖĞRETİM YILI

…………….ORTAOKULU




HAZIRLAYAN



24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ – ÖĞRENCİ KONUŞMASI



TEŞEKKÜRLER ÖĞRETMENİM!
(24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ İÇİN BİR KONUŞMA)

   Çok Saygıdeğer Öğretmenlerim. Sevgili Arkadaşlarım,


Yeryüzünün bütün uluslarının en başta gelen ortak dileği, "daha mutlu, daha aydınlık bir geleceğe kavuşmak" değil midir? Atatürk, bu evrensel özlemi, Onuncu Yıl Nulku'nda şöyle dile getirmiştir: "Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." Ulusların bu büyük amaca ulaşabilmek için bulabildikleri tek yol da "eğitim - öğretim"dir. Devlet, eğitim ve öğretim görevini öğretmenlerine vermiştir. Biz çocukları ve gençleri geleceğe hazırlamak görevini üstlenen, bunun için her türlü özveriyi gösteren bütün öğretmenlerimize en içten, en sıcak teşekkürlerimizi sunarız.
Teşekkürler öğretmenim!

   Bir ülkenin kalkınması, ancak çok iyi yetiştirilmiş insan gücü ile gerçekleşir; buna, "beyin gücü" diyoruz. Yeryüzünde yüzlerce meslek var: Her meslekle çağ açmış insanlar görev almış. Şöyle bir düşünelim: Bütün bu yetişmiş insanları kim yetiştiriyor? Bütün mesleklerin temeli olan tek meslek hangisidir?.. Zihinlerimizi fazla zorlamaya hiç gerek yoktur; çünkü bütün mesleklerin temeli kesinlikle "öğretmenliktir; bütün yetişmiş insanları yetiştirenler de ancak ve ancak "öğretmenlerdir. İnsanları yetiştirdiğin, onlara değerli meslek armağan ettiğin, ülkenin geleceğini güvenilir ellere teslim ettiğin için teşekkürler öğretmenim!

   Bizi var olduğumuz günden beri yetiştiren ve geleceğe hazırlayan iki insanı asla unutamayız: Birincisi evimizde annemiz, babamızdır; ikincisi de okulumuzda öğretmenlerimizdir. Birinciler bizlere sütünü, sevgisini, emeğini, umudunu verir; ikinciler ise sevgisini, ilgisini, bilgisini, deney birikimini verir. Biz eksiklerimizi onlarla tamamlarız; gün geçtikçe kişiliğimizi bulur; geleceğin büyük insanlarından biri olma yolunda güvenli adımlarla zaman merdivenini tırmanırız. Bize gülüşün kadar sıcacık sevgini; bitmeyen ve hiçbir zaman da bitmeyecek olan ilgini verdiğin için teşekkürler öğretmenim!

   Bütün öğretmenler isterler ki, biz çocuklar çok iyi yetişsin. Bir binanın temeli sağlam atılırsa, o bina yüzyıllara meydan okur. Çocuklar ise, ulusun sonsuzluğa ulaşmasında temel yapıtaşlarıdır. Çocuklar öyle ye-tişmelidirler ki, ülkesini, ulusunu hep yaşatsın, hep yüceltsin. Bunu başarabilen öğretmenlerdir ve öğretmenler birer gerçek mimardırlar. Onlara "insan ve insanlık mimarı" demek çok doğru olur. Öğretmenler taşın, tuğlanın, harcın yerine bilgiyi, beceriyi, yeteneği, çocuğun özündeki cevheri koyar; binasını bunlarla yapar. En büyük, en gerçek bir mimar olduğun için sana teşekkürler öğretmenim!

   Cehalet batağının yılmaz savaşçıları da yine öğretmenlerdir. Görmüyor muyuz sanıyorsunuz? Yurdun en uç köşelerine bütün devlet görevlilerinin içinde ilk giden, ilk ışığı, ilk aydınlığı götüren; amansız cehalete karşı ilk kurtuluş bayrağını açan, o bayrağı yurdun her köşesinde onurla dalgalandıran öğretmenler değil midir? Bugün eğer gerçek bilgi aydınlığında yaşıyorsak, çağın uygarlığını yakalamaya çalışıyorsak, bu onuru ancak öğretmenlerimize borçluyuz. Biz çocukları ve sevgili yurdumuzu çağın aydınlığıyla aydınlatma savaşı verdiğin için teşekkürler sevgili öğretmenim!

   Atatürk, bizim ilk öğretmenimizdir. Atatürk, öğretmenlere en gerçek değeri ve önemi veren insandır. Öğretmenler için elinden geleni yapmıştır. Kara tahtanın başına ilk önce Atatürk geçtiği için Atatürk'e "BAŞ ÖĞRETMEN" denmiştir. Atatürk, öğretmenlere bu kadar çok güvendiği için, biz çocukları öğretmenlerin sevecen ellerine teslim etmiştir. Onlara, "Öğretmenler! yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!" buyruğunu vermiştir. Biz, gerçek anlamda öğretmenlerimizin sonsuzluğa ulaşan birer eseriyiz. Bizim çok çalışkan olmamızı, kendimizi çağdaş bilgilerle çok iyi yetiştirmemizi, uygarlık bayrağını onurla dalgalandırmamızı bekleyen öğretmenlerimize ancak ve ancak sevgi, saygı ve gönül borcumuz var. Buna yaraşır davranışları gösterebildiğimiz öiçüde öğretmenlerimize layık olacağımızı asla unutmamalıyız. Nerede olursa olsun saygımızı göstermekte kusurlu davranmamalıyız.

   Bizi insan içinde insan gibi yetiştirdiğin için binlerce, yüz binlerce teşekkürler sana öğretmenim!

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

İLE İLGİLİ ÖĞRETMEN KONUŞMASI METNİ

Değerli meslektaşlarım, sevgili öğrenciler,

İnsan doğası gereği daima yeniliklere açık, öğrenmeye meyilli bir yaradılışa sahiptir ve her insan bir yol göstericiye İhtiyaç duyar. Bu yol gösterici öğretmendir. Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz mesleğidir. Öğretmenlik, sevgini, sabrın, fedakârlığın ve aşkın önkoşul olduğu bir meslektir.

Mustafa Kemal Atatürk ülkemizin karanlıktan aydınlığa ilerlediği dönemde insanlarımızın bilgiye, öğrenmeye ne kadar aç olduğunu; buna karşılık sisteminde buna bir o kadar engel olduğunu fark etmiş ve harf inkılâbını gerçekleştirmiştir. Bununla kalmayıp kara tahtanın başına bizzat kendisi geçerek yeni harflerimizi ilk o öğretmiştir. Oysa biz sadece ilk harfleri değil, öğretmenliği de ondan öğrendik. Bunun üzerine Ata’mıza başöğretmenlik unvanı verilmiştir. 24 Kasım onun bu unvanı kabul ettiği gündür ve 1981 yılından beri her yıl öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır. Aslında bizler öğrencilerimizin yanında olduğumuz her an bu günün tadını alıyoruz. Ancak bu gün bizim unutulmadığımızın göstergesidir.

Ben bu mesleği önce kendi öğretmenlerimden öğrendim. Beni omuzlarında evime götürüp getiren ilkokul öğretmenimden öğretmenliğin babalık olduğunu öğrendim. Hiçbir karşılık beklemeden maddi manevi beni geleceğe hazırlayan öğretmenlerimden öğretmenliğin gönüllülük olduğunu, annelik olduğunu öğrendim ve gün gelip atandığımda ülkemin en ücra köşesine; okuluna, öğrencilerine ulaşmak adına yolda hayatını kaybeden öğretmen arkadaşımdan öğretmenliğin fedakârlık olduğunu öğrendim. ‘’Öğretmen ‘’ kelimesinin içi o kadar doluymuş ki her geçen gün yeni bir özelliğini öğreniyorum hala. Ama artık öğrencilerim öğretiyor bana ayrıntıları. Ben onlara bilgimi verirken; onlar bana mesleğimi veriyor. Öğretmenliğimi…

Sevgili öğrenciler;


Bizler Güzelkent ilköğretim okulu öğretmenleri olarak sizleri hayata en iyi şekilde hazırlamak, insan olduğunun farkında olan, fikri hür vicdanı hür kişiler olarak yetiştirmek istiyoruz. Öğretmenler genelde bir bahçıvana benzetilir. Öğretmenleriniz Türkiye’nin çeşitli yerlerinden ellerine sinen çiçek kokuları ile buradalar. İstiyoruz ki bu okulda da çiçekler toplayalım, sizler diken olup ele batan can acıtan değil, hoş kokusuyla etrafını mutlu eden insanlar olun. Yüreği masumiyetle dolu, gözleri parlayan, yüzü kadar fikirleri de aydınlık olan insanlar olun

Sayın meslektaşlarım dilerim ki elleriniz hep çiçek kokar... öğretmenler gününüz kutlu olsun.



ATATÜRK'ÜN ÖĞRETMENLERE HİTABI
(KÜTAHYA LİSESİ - 24 MART 1923)

   "Muallime hanımlar ve muallime efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.

   Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.
Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.
Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.

    Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.

   Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz.

  ….

   Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.

   Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum."



EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ÖNEMİ
Eğitim bir milletin en mühim meselesidir. Eğitime gereken önemi vermeyen milletler yok olmaya mahkûmdur. Çünkü bir milletin en önemli gücü ne tankıdır, ne topudur, ne tüfeğidir ne de parasıdır. Bir milletin en önemli gücü maddi ve manevi olarak yetişmiş evlatlarıdır. Bu evlatları yetiştirenler de öğretmenlerdir. Onun için İslam Peygamberi “Âlimlerin mürekkebi şehitlerin kanından üstündür.” buyurmaktadır. Çünkü şehidi yetiştiren, şehidin o manayı idrak etmesine vesile olan ve şehitliğin ne demek olduğunu öğreten âlimdir. Öğretmen şehitliğin manasını öğretmeseydi şehit niçin şehit olduğunun farkında olmayacaktı.

Çömlek ustası çömleğe, heykeltıraş mermere, şair kelimelere, musikişinas sese yön ve şekil verir; öğretmen de insana yön verir, şekil verir, onu eğitir. Öretmen insan mimarıdır kısaca. Mimar ne kadar kabiliyetliyse eseri de o derece görkemli ve ihtişamlı olur. Diğer taraftan mimar eseriyle övünür ve över. Usta mimarların eserlerinin sağlamlığı gibi usta öğretmenlerin talebeleri de mükemmel insan özelliği kazanır.

Rus-Japon savaşının meşhur komutanlarından Amiral Togo savaş sonrası ülkesine döndüğünde, bir kahramana yakışır şekilde karşılanmış. Tüm ülke yönetiminin katıldığı karşılama sonrasında, Amiral Togo’nun şerefine verilen yemekte Başbakan ayağa kalkar ve şöyle hitap eder: “Sayın Amiralim. Sizin bu ülke için yapmış olduğunuz kahramanlıkları, savaş meydanlarındaki emeğinizi bu topraklarda yaşayan hiç kimse unutmayacaktır. Millet olarak size çok şey borçluyuz. Şiddetli savaş meydanlarında göstermiş olduğunuz fedakârlıkların karşılığını size ödememiz mümkün değildir. Şu andan itibaren isterseniz emekli olup aileniz ve sevdiklerinizle birlikte, kalan zamanınızı değerlendirebilirsiniz. İsterseniz Kaymakamlık, Valilik, Milletvekilliği, Bakanlık veya herhangi bir mevkide talip olacağınız her kapıyı size açmaya hazırız.” Amiral Togo oturduğu yerden ayağa kalkar ve cevaben: “Sayın Başbakanım, Sevgili Konuklar. Tarafıma göstermiş olduğunuz ilgi ve alaka için hepinize teşekkür ediyorum. Evet, çok yoğun ve yorucu savaş meydanlarında askerlerimle beraber büyük zaferler elde etmiş olmanın mutluluğunu ben de yaşıyorum. Bana layık gördüğünüz tüm makam ve mevkiler için hepinize teşekkür ediyorum. Ancak ben bu makamların hiçbirisine talip olmayacağım. 0 şiddetli savaş meydanlarında fark ettiğim bir gerçek var. Hiçbir savaş insan yetiştirme mücadelesinden daha önemli değildir. Meydanlardaki savaşları kazanmak isteyen milletler önce “İnsan yetiştirme mücadelesini” kazanmak zorundadırlar. İnsan yetiştirme mücadelesinin komutanları “öğretmenlerdir “Bana bir ödül vermek istiyorsanız, beni ülkemin herhangi bir köşesinde, herhangi bir okuluna öğretmen olarak görevlendirin ki, ömrümün kalan yıllarını yeni Togo’lar yetiştirmeye adamış olayım.” demiştir.
Bu bir şuurdur. Bizim eğitimcilerimiz ve öğretmenlerimiz tarihimizde iz bırakmış öğretmelerimizi örnek almalıdırlar. Ayrıca yukarıda zikredilen örnekten de ders alarak yaptıkları işin şuurunda olmalıdırlar. Tarih de onları o zaman Yeni Bir Dünyayı kuran şuurlu nesilleri yetiştirmiş kahraman öğretmenler olarak kaydedecektir.

ÖĞRETMENİM
"Öğrenci gözüyle öğretmen" adlı yarışmada birincilik ödülü alan yazı:
 

Ben bir öğretmen çocuğuyum. İlk öğretmenim de annemdir. Öbür çocuklar gibi okula başlarken yabancılık çektiğimi söyleyemem. Yaşamım okulda başlamıştı. Ancak okula başlamamla yeni bir sorun önüme çıktı. Annemi öbür çocuklarla paylaşmak zorunda kalmıştım. Evde benim üzerime kanat geren, bana bir çiçek gibi özen gösteren annem, okulda ve özellikle sınıfımızda bambaşka biri oluyor, tüm çocuklar onunmuş gibi onlara da aynı sevgiyi gösteriyordu.

Dahası, onların sorunlarını eve de getiriyor ve hepsiyle ayrı ayrı ilgileniyordu. Bu benim kıskançlığımı arttırıyordu. Özellikle "Ümmü" ile çok ilgileniyordu. Bu siyah saçlı, siyah gözlü, tombul yanaklı köy çocuğu pek konuşkan değildi. Teneffüslerde oyunlara da katılmazdı. İçine kapanık, sessiz bir tipti. Annem teneffüslerde "Ümmü" ile oynardı. Ümmü'nün sorununa çözüm bulabilmek için ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Bu çalışma kısa sürede meyvesini verdi.

Ümmü oyunlara bizim çağırmamızı beklemeden katılıyor, çalışmaları ile de kendini gösteriyordu. Annemin sevinci sonsuzdu. Bir ödül almışçasına "Ümmü'yü kazandım" diye seviniyordu. Fakat sevinci uzun sürmedi. Talihsiz bir olay Ümmü'nün yaşantısını alt üst etti.

Soğuk bir kış günü evde yalnız kalan Ümmü, sobayı yakmak istemiş fakat yakamamış. Bakmış ki olmuyor, kızgın odunların üzerine gaz dökmüş ve kibriti yakmış. İşte ne oldu ise o zaman olmuş, sobadan fırlayan alevler Ümmü'yü sarmış. Dumanları gören komşular eve koşmuşlar. Ümmü'yü yarı baygın halde kurtarmışlar, yangını da bastırmışlar.

Ev kurtuldu. Fakat Ümmü geçirdiği korku nedeniyle konuşamaz oldu. Gösterildiği doktorlar Ümmü'yü ancak bir şokun konuşturabileceğini söylemişler. Annem Ümmü'yü sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı. Sınıfa getiriyor, onunla yine ilgileniyordu.

Aradan iki ay geçti. Annem kalp çarpıntısı geçirerek derste rahatsızlandı. Rengi sararıyor, nefes almakta güçlük çekiyordu. Babam bir taksi getirdi, annemi bir battaniye içinde sarsmadan arabaya yerleştiriyorlardı ki; kekeleyen bir ses işitildi. "Öğretmenim ne olur iyi ol, seni çok seviyorum." Hepimizden önce annem tanıdı sesin sahibini. Ümmü'ydü bu.

Annem kapalı gözlerinin ardından sızan yaşlarla, "Ah ne güzel Allah’ım Ümmü de konuştu." dedi.

Ben de Başöğretmen Atatürk'ümün eğitim ordusunda öğretmen olacağım. Ben de bilgisizliğin karanlığına ışık tutacağım. Yurdumun çocuklarına bilgiden taç öreceğim. Öğrencilerimin gönüllerinde yaşayacağım.

ÖĞRETMENİME MEKTUP

Önce beni affetmeni istiyorum öğretmenim. Yıllar sonra sana bu yazıyı yazdığım ve tüm yaptığım yaramazlıklar için.
Hiç unutmuyorum o ilk günleri. Küçücük ellerimden tutup sınıfa götürüşünü, bizlere sevgiyle ve gülümseyerek açtığın kucağını, okumayı-yazmayı öğretişini, ilk yaptığım resmime yıldızlı pekiyi verişini. Daha sonra sınıfları bir bir geçişimizi…
Sen hep sevgi ve saygıyı öğrettin öğretmenim. Vatanı, aileyi, arkadaşlığı… Daha nice güzel şeyleri sevmeyi öğrettin. Atatürk’ü, Fatih’i, Kanuni’yi öğrettin. Sıcacık yuvamızdı okul, korunaklı ve güzel.
İlk öğrendiğim meslekti öğretmenlik. Hamuru olup yoğrulduğum, çiçeği olup açtığım. Hep bize söylerdin öğretmenim: ‘‘ Büyük insanların değeri, kıymeti yıllar sonra anlaşılır’’ diye. Ben de senin değerini yıllar sonra anladım. Şimdi o yaptığım yaramazlıklar aklıma geliyor da ne kadar da üzmüşüz seni öğretmenim.

Şimdi 24 Kasım Öğretmenler Günü diyorlar. Sen her günüm, her dakikam, her anımdasın öğretmenim. Seni bir güne değil, bir ömre sığdıramadım. 24 Kasım öğretmenler günü senin olsun, diğer günleri bana bırak öğretmenim. Çünkü vefa borcumu o kalan günlerde ancak ödeyebilirim.


Bir daha anlat, tekrar oturttur sıralara bizi. İnkılâpçılığı, laikliği, milliyetçili, çağdaşlığı, istikbali… Bir daha anlat Atatürk’ün dediklerini, bir daha anlat. Seni iyi dinleyememişiz öğretmenim. Sıcacık ellerindeki sevginin kıymetini, değerini; yaptığın mesleğin kutsallığını bilememişiz.

Affet beni öğretmenim küçücüktük anlayamadık kıymetini…



24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ İLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER
*Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
*Dünyanın her yanında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve en değerli varlığıdır.
*Öğretmen bir sanatkârdır, yarının temelini o attığı gibi, değerli kişilik hamuruna da biçim verir.
*Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
*Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.
*Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur.
*Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.
*Geleceğin güvencesi eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.

Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə