I d I n I a V a V x h o n I n < I j V a h I x V l a I o I l n V v h fi X l Q

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 7.77 Mb.
səhifə137/139
tarix27.12.2018
ölçüsü7.77 Mb.
1   ...   131   132   133   134   135   136   137   138   139

HARİRİ MEHMED EFENDİ TEKKESİ

bak. PAZAR TEKKESİ



HARİTALAR

İstanbul gibi her zaman siyasal ve ekonomik olarak önemli olan bir kent haritacıların da sürekli ilgisini çekmiştir. Bilmen ilk İstanbul haritası istanbul'un fethinin öncesine uzanmaktadır. Cristoforo Buon-delmonti'nin(-+) 1422'de hazırladığı Ege Adalan hakkındaki yazma kitapta İstanbul ve Galata surları içindeki alanın bir haritası yer almıştır. Harita üzerindeki surlar ve ana binalar güneyden göründüğü biçimde resmedilmiştir. Fetih öncesinde 1450' de yüksekten yapılmış bir perspektif niteliğindeki Atmeydanı gravürünün ise kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Veronalı bilgin Onuphrius Panvinius'un 1580'de Venedik'te yayımladığı kitapta bir kopyası yer almıştır. 15. yy'a ilişkin İstanbul'un son resim ile harita arası gravürünü Alman hekim ve haritacı Hartman Schedel 1493'te yayımlamıştır. Fetihten 50 yıl sonrasında yayımlanmış olmasına karşın Bizans İstanbul'unu göstermektedir. Daha sonraki yıllarda bu üç çalışmayı esas alan yeni İstanbul gravürleri yapılmıştır.

Osmanlı İstanbul'unun geçirdiği değişiklikleri gösteren yarı harita yarı kuşbakışı resim niteliğindeki bir gravür Venedikli ressam ve hakkak G. A. Vavassore tarafından 16. yy'm ilk yarısında yayımlanmıştır. Anadolu yakasından İstanbul, Haliç ve Galata'nın görünümünü vermektedir. Bu gravürde genellikle II. Mehmed (Fatih) dönemi (1451-1481) yapılarının yer almasından hareketle, gravüre esas olan harita çalışmasının Fatih'in Georgias Ami-rutzes'e hazırlattığı, halen kopyası bulunmayan İstanbul haritası olabileceği konusunda düşünceler geliştirilmiştir. Bu gravürün ilk kez 1520'de yayımlandığı çeşitli yazılarda yer almakla birlikte bu tarih Vavassore'nin yaşadığı yıllar göz önüne a-lındığında gerçekçi değildir. Bu ilk yayım-

lanma tarihini 1530'lar sonrası olarak düşünmek gerekir. Bu gravür 16. yy boyunca Avrupa'nın İstanbul imajını belirlemiştir denilebilir. Değişik zamanlarda Avrupa' da yapılan istanbul haritalarına esas oluşturmuştur. Sebastian Münster'in 1550, yine Vavassore'nin 1558 tarihli ve müellifi belirsiz Venedik'te basılan 1566-1574 arasına tarihlenmiş olan harita ile Braun ve Hogenberg'in 1574 tarihli haritaları bunlar arasında sayılabilir.

16. yy'da Osmanlı haritacılarınca yapılan haritalar da bulunmaktadır. Bunlardan Matrakçı Nasuh'un 1537'de tamamladığı Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn'deki haritası İstanbul ve Galata surları içindeki alanı kapsamaktadır. Nasuh'un bir kara atlası niteliğindeki bu kitabında İstanbul bir minyatür ve harita tekniği ile betimlen-miştir. Bu haritada coğrafyanın betimlenmesinden çok binaların betimlenmesi ön plana alınmıştır. Haritada yer alan 200 yapıdan 121'i bir biçimde tanımlanmıştır. Haritada yerin doğru temsil edilmesinden çok binaların birbirine göre konumlarının doğru olmasına önem verildiği görülmektedir, istanbul'un bir üçgene yakın suriçi kesiminin Nasuh'un minyatüründe dikdörtgen biçiminde çizilmiş olması yoğun kesimlere binaları sığdırabilmek kay-gısındandır. Önemli binalar gerçeğe yakın olarak resmedilirken, önemli olmayanları daha çok bir harita işareti mahiyetinde tip olarak resmedilmiştir.

Zaman zaman Osmanlı denizci ve haritacısı Piri Reis'in İstanbul haritasından söz edilmiştir. Bu konuda dikkatli olmak gerekir. Bu konudaki sav, Piri Reis'in Ki-tab-ı Bahriye'sinin daha sonraki yıllarda yapılan kopyalarının bir kısmında İstanbul haritalarının bulunmasından kaynaklanmaktadır. Piri Reis tarafından 1521'de yazılan ve 1525'te geliştirilen Kitab-ı Bah-riye'nin her iki orijinali de bugün bilinmemektedir. Elde bulunanlar değişik tarihler-

de yapılmış kopyalardır. Bu kopyaların bir kısmında İstanbul haritası bulunmamaktadır. Zaten Piri Reis'in Gelibolu'dan başlayarak limanları sıralamak için izlediği güzergâh içinde İstanbul'a ilişkin bir yer yoktur. Ayrıca İstanbul haritası bulunan Kitab-ı Bahriye kopyalarındaki haritalar birbirinden çok farklıdır. Bu nedenlerle Kitab-ı Bahriyelerin bir kısmına İstanbul haritalarının daha sonra eklendiği düşünülebilir. Nitekim bazı kopyalara Hü-nemame'deki İstanbul haritası eklenmiştir. Bu harita devrinin şehnamecisi Seyyid Lokman'ın 1579-1584 arasında yazdığı Hü-nemame içindeki nakkaş Veli Çan'ın yaptığı minyatür haritadır. Bu harita daha öncekilerden farklı olarak İstanbul ve Galata surları dışında Haliç boyunca gelişmeyi daha ayrıntılı olarak vermektedir. Kasımpaşa Tersanesi ve Haliç'teki kayık iskeleleri gösterilmiştir. Haritada kıyı çizgisinin gerçeğe uygun olarak verilmesine çalışılmıştır.

15. ve 16. yy'da İstanbul'a ilişkin ha-ritalardaki birikim bir ölçüde 17. ve 18. yy'da da sürmüştür denilebilir. Bu gelişmedeki niteliksel bir dönüm noktası F. Kauffer'in(-0 1776'da yaptığı haritayla ortaya çıkmıştır. 16. yy'daki yarı harita yarı kuşbakışı resim biçimindeki pratikten, 1776'daki modern haritacılık pratiğine geçiş iki yöndeki gelişmeyle olmuştur. Birinci gelişme yönü harita niteliğini tamamen kaybederek İstanbul panoraması haline gelmesi, ikinci gelişme yönü ise görüntülerden tamamen arınarak salt harita halini almasıdır.

Birinci yöndeki gelişmenin en çok bilinen örnekleri arasında G. J. Grelot'nun(-») 1680'de yayımlanan, C. De Bruyn'un(->) l698'de yayımlanan gravürleri sayılabilir. Haritacılık bakımından ilginç olan ikinci kanaldaki gelişmedir. 17. ve 18. yy'da Boğaziçi'ni ve onun başlangıcında İstanbul ve Galata surlarının içini gösteren çok sa-

yıda harita yapılmıştır. Bu haritaların üç özelliği dikkati çekmektedir, Suriçi kesim tam olarak haritalaşmıştır. Yani üçüncü boyutta hiçbir görüntü yaratma kaygısı yoktur. İki boyutlu bir gösterimle yapı adaları ve yollar gösterilmiştir. Sur dışı kesimlerde özellikle topografyanın perspektif bir gösterimi sürmektedir. Ha-ritalaşma bu kesimlerde gerçekleşmemiştir. Bu haritalarda nesnel durumdan iki farklı türde sapma vardır. Bunlarda Boğaz gerçekte olduğundan çok daha kıvrımlı ve Boğaz'ın batı yakası doğu yakasına göre çok büyük gösterilmiştir. Bu sapmalar yapılan haritaların hassas bir ölçmeye dayanmamış olması yüzündendir. Bu nedenle bir bakıma zihin haritalarının öznelliklerini taşımaktadır. Bunların önemlileri arasında Venedik Cumhuriyeti'nin resmi haritacılığım yapmış olan V. M. Coronelli'nin l696'da, Almanya'nın kraliyet coğrafyacısı J. B. Homann'm 1707'de, Fransa'da kralın coğrafyacısı unvanını kazanmış olan G. Sanson'un 1711'de, Viyana'da M. Seut-ter'in 1728'de yayımlanan haritası sayılabilir. Dimitrie Cantemir'in 1734'te yayımlanan Osmanlı tarihi kitabındaki harita da bu kategoriye katılabilir. 1732-1733'te İbrahim Müteferrika'nın yayımladığı Kâtip Çelebi'nin Cibannüma'smdaki Boğaziçi' nin sadece kıyı çizgisini gösteren harita, Boğaziçi ve Boğaz'ın iki yanım gerçeğe yakın olarak göstermesiyle dikkati çekmektedir. Macar mühendis J. B. Reben'in 1764 tarihli haritasında Boğaz ve çevresinin doğru olarak gösterilmesi, çizim tekniğinin haritaya yakınlığı ve yürüyüş ölçekli olması bakımından başarılıdır. Bu Kauffer haritasının gerçekleştirdiği aşamaya bir yaklaşma olarak görülebilir.

İstanbul'un ölçmeye dayanan ilk haritasını F. Kauffer 1776'da almıştır. 1786' da M. Le Chevalier'in yardımıyla yeniden gözden geçirmiştir. Kauffer, Fransız Elçisi Choiseul-Gouffier'in(-») maiyetinde gel-

HARİTALAR

558

559

HARİTALAR

»:«îs«sESiia£j!ii!.SEasse!s»«S!,s

Hogenberg'in, G. A. Vavassore tarafından yayımlanan yarı harita yarı kuşbakışı resim

niteliğindeki gravürden esinlenerek yaptığı

istanbul çizimi, 1574 (üstte) ve Matrakçı Nasuh'un bir minyatür ve halita tekniği ile betimlediği istanbul haritası, 16. yy.

Galeri Alfa (üst), Ara Güler fotoğraf arşivi

mis bulunan mühendislerden biriydi. Ha- rihli J. D. Barbie Du Bocage, 1836 tarihli

zırlanan harita tarihi yarımadayı, Halic'i, J. J. Hellert, 1840 tarihli B. R. Davis hari-

Pera'yı, Üsküdar ve Kadıköy'ü kapsamak- talan sayılabilir.

tadır. Haritanın ölçeği 1/10.000'dir. Bu ha- 19. yy'ın ilk yıllarında dikkati çeken bir

rita 1840'a kadar Avrupa'da yayımlanan başka harita Kumbaracılar Ocağı sipahi-

çok sayıdaki istanbul haritasının temeli- lerinden Kapıkuleli Seyyid Hasan'ın 1815

ni teşkü etmiştir. Bunlar arasında 1819 ta- tarihli suyolu haritasıdır. II. Bayezid'in

Edirnekapı'dan Bayezid Külliyesi'ne(->) getirdiği suyun dağıtıldığı alanı kapsayan, bu alandaki evleri, medreseleri ve dini binaları gösteren bu çalışma, geleneksel Osmanlı haritacılığının kendi gelişmesi içinde ulaştığı yeri göstermesi bakımından ilginçtir. Bir kroki mahiyetinde olmasına karşın her bina tek tek gösterilmiştir.

Kauffer'inkinden sonra istanbul'da ölçmeye dayanan ikinci önemli harita F. Von Moltke'nin 1836-1837'de yaptığı olmuştur. II. Mahmud zamanında (1808-1839) Prusya'nın Osmanlı ordusuna uzman olarak gönderdiği subaylar arasında bulunan Moltke, istanbul'un 1/25.000 ölçekli bir haritasını almıştır. Kauffer haritasına göre daha büyük bir alanı kapsamaktadır. İstanbul yakasında Bakırköy'e kadar olan bölüm, Halic'in uzantısında Alibeyköy, Boğaz'da Anadolu ve Rumeli Hisarı'na kadar uzanan bölüm harita kapsamına alınmıştır. Haliç üzerinde kurulan ilk köprü de gösterilmiştir. Osman Nuri Ergin'e göre bu harita üzerinde istanbul'un ilk plan kararları da verilmiştir. 1839 tarihli ilmühaberde betimlenen kararlar bu planı yansıtmaktadır. Bu haritanın 1851-1852' de Türkçe bir çevirisi de Mekteb-i Fünun-ı Harbiye matbaasında basılmıştır.

19. yy'ın ikinci yarısından itibaren istanbul haritalarında iki yönde yeni gelişmeler olmuştur. Bunlardan birincisi imar nizamlarının uygulamaya girmesi üzerine yangın yerlerinin mevzi haritalarının alınmaya başlamasıdır, ikincisi ise mühendislik mesleğinin gelişmesi üzerine subay mühendislerin istanbul'un ölçmeye dayalı haritalarını yapmaya başlamasıdır. Yangın yerleri haritalarının ilki italyan mühendis Luigi Storari tarafından Aksaray yangını sonrasında 1854'te yapılmıştır. Bunu Storari'nin 1857'deki Salmatomruk ve Saraçhane yangın alanı haritaları izlemiştir. 1864'teki Hocapaşa yangınından sonra yapılan haritada ise Mehmed Kemaleddin imzası vardır, ikinci kanaldaki gelişmeler arasında "Mekteb-i Harbiye-i Mansure" öğrencilerinden mühendis Kamil ve Idris'in 1838'de yaptığı istanbul ve Boğaz haritası, Mühendishane öğrencilerinin 1845'te yaptığı renkli, iki paftalı istanbul ve Boğaziçi haritası, yine öğrencilerin yaptığı 1848' de taşbaskısı yayımlanmış istanbul surlarının içini gösteren harita ile 1851'de taşbaskısı yayımlanmış renkli istanbul ve Boğaziçi haritası sayılabilir. 1848'de basılmış olan İstanbul haritasındaki tarihi yarımadanın eni ile boyu arasındaki oranın Kauffer ve Moltke haritalanna göre büyük olmasıyla dikkati çekmektedir.

Altıncı Daire-i Belediye'nin(->) kurulmasından sonra 1860lı yıllarda ilk kadastro haritaları alınmaya başlamıştır. Parsel bazında bilgi verilen bu haritaların alınması Abdülaziz döneminde (1861-1876) sürmüştür.

19- yy'ın ikinci yarısında yapılan istanbul haritaları içinde C. Stolpe'nin çalışmaları ayrı bir yere sahiptir, ilk haritasını 1855-1863 arasında yapmıştır. 1/10.000 ölçekli olan bu harita Abdülaziz'e ithaf edilmiştir. Suriçini ve Galata'nın küçük bir

kısmını kapsayan bu harita, kentsel dokuyu vermek bakımından o zamana kadar yapılmış haritaların en gelişmişidir. Stolpe' nin ikinci haritası 1866'ya kadar olan gelişmeleri kapsamaktadır. Sadrazam Fuad Pa-şa'ya ithaf edilen 1/15.000 ölçekli bu harita tarihi yarımadanın dışında Eyüp'ü, tüm Beyoğlu yakasını, Boğaz'da Ortaköy'e kadar olan kesimi, Anadolu yakasında ise Beylerbeyi, Üsküdar ve Kadıköy'ü kapsamaktadır. Stolpe aynı alanı kapsayan l/ 15.000 ölçekli haritayı 1880'e kadar olan değişiklikleri işleyerek yeniden çizmiştir, istanbul'un çok hızlı değişme gösterdiği bu 14 yıllık dönemdeki değişmeleri saptamak olanağı verdiği için son iki harita çok değerlidir.

istanbul'un büyük ölçekli haritalarının alınmasında ilk adım olarak gösterilebilecek çalışma E. H. Ayverdi'nin yayımladığı 1/2.000 ölçekli haritadır. Ayverdi bu haritayı 1875-1882 arasına tarihlemiştir. Subay mühendislerce hazırlanan bu haritanın bazı ayrıntıları tamamlanmamıştır. Sadece su-riçini kapsamaktadır. Bu yıllara ulaşıldığında Osmanlı haritacılığı oldukça gelişmiş bulunuyordu. Osmanlı haritacıları 1875'te II. Dünya Coğrafya Kongresi'ne 48 parça ile katılmış ve çok sayıda madalya almıştı.

1887-1891 arasında büyük ölçekli bir başka harita Galata, Taksim, Pangaltı ve Feriköy için Haydarpaşa-Ankara demiryolu inşaat komiseri Binbaşı R. Huber tarafından yapılmıştır. 1/1.000 ölçekli bu haritada binalar düzeyinde ayrıntılı bilgi vardır. Türkçe ve Fransızca kopyaları yapılmıştır. Bu haritanın kent planlaması gereksinmelerinden çok kentte gelişen sigorta şirketlerinin gereksinmelerim karşılamak için yapıldığı düşünülebilir.

Bölgesel ölçekte olduğu söylenebilecek bir harita ise 1897'de II. Abdülhamid' in isteğiyle orduda görevli Goltz Paşa'nın yaptığı 1/100.000 ölçekli, eşyükselti eğrileri de bulunan ve Berlin'de basılan haritadır. Küçükçekmece'den Pendik'e ve Karadeniz'e kadar uzanan alanı kapsamaktadır.

istanbul'un kentsel dokusu hakkında ayrıntılı bilgi veren bir başka önemli harita alımı 1904-1906 arasında C. E. Goad şirketince yapılmıştır. Bu yangın sigortası haritaları 1/600 ölçekliydi. Binaların kullanılışı, yapıldıkları malzemeler vb özellikleri hakkında bilgi veriyordu. 1/3.600 ölçekli anahtar paftaları vardı. Bu çalışma üç parçalı yapılmıştır. Birinci parça tarihi yarımadanın Sirkeci'den Cibali'ye kadar u-zanan kesimini Bayezid Camii'ne kadar derinlikte kapsamaktadır. İkinci parça Pe-ra ve Galata'yı, üçüncü parça ise Haydarpaşa ve Moda'yi içermektedir.

Osmanlı haritacılığında ve istanbul'un haritalarının yapılmasında II. Meşrutiyet önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu yıllarda biri ordudan diğeri şehremanetin-den gelen iki farklı atılım görülmektedir. Birincisi Erkân-ı Harbiye Dairesi Harita Şu-besi'nin çalışmalarıdır. 1909'da Türkiye' nin jeodezik ölçmelere dayalı nirengi ağının kurulması ve bu ölçmelere dayalı ha-

^'-eijjSp-'f^



:y JL * X. *.. ™ ... ,,. .... - - - ... • , . -f

? - - '\-i l_k__™^5

~!v '-' . • ./-->•'J"'"li*l-*;;£",Jrfllfi~™°*l*rjJ'-c'''"'i' "* ~":'":' *"''' %£



18. yy'da iki

boyutlu


harita olma

özelliğim

taşıyan iki

tipik örnek

J. B. Homann'ın

1707'de (en

üstte) ve G.

Sanson'un

1711'de

(ortada)


yayımlanan

haritalarıdır.

F. Kauffer'in

1776'da


yapılan ve

istanbul'un

ölçmeye

dayanan


ilk haritası

(yanda).


Fotoğraflar

Galeri Alfa

HARİTALAR

560

561

HASAN AĞA MEDRESESİ

rita alımı 1909'da Albay Mehmed Şevki Bey'in yönetiminde başlamıştır. Nirengi sisteminin başlangıç noktası olarak Âbi-de-i HürriyetC-») seçilmiştir. İlk 1/25.000 ölçekli haritanın alımına aynı yıl Bakırköy' den başlanmıştır. 1909-1911 arasında istanbul ve çevresinin 1/25.000 ölçekli 14 pafta harita alımı tamamlanmıştır. Aynı zamanda bu haritanın 1/50.000 ölçekli bir kopyası yayımlanmıştır.

ikinci atılım şehrernanetince başlatılmıştır, istanbul'un kent planlamasına temel oluşturacak harita alımı için ilk adım Halil Edhem Eldem'in(->) şehreminliği döneminde atılmıştır. Fransız Topografya Ce-miyeti'ne nirengi sistemi kurulması işi i-hale edilmiştir. Fransız plancılar Galata Kulesi merkezli bir nirengi sistemi kurarak ölçümlerini 1911'de tamamlamışlardır. Bu nirengiye dayanan harita alma işi 1913'te "Deutsches Syndikat für Staeba-uliche Arbeiten" firmasına ihale edilmiştir. Bu firmanın ölçümlerinden elde edilen bilgiler Almanya'ya gönderilmiş, çizimleri orada gerçekleştirilmiştir. Renklidirler, yazıları Fransızcadır, eşyükselti eğrileri yoktur. "Alman mavileri" diye bilinen bu haritalar 1/500, 1/1.000, 1/2.000 ölçekli olarak hazırlanmıştır. Haritalarda sokaklar, yapı adaları, kamu binaları gösterilmiştir. Parsel düzeyinde bilgi yoktur. Bu haritaların muşamba kopyaları istanbul'da hazırlanmış, yazıları Türkçeye çevrilmiştir. Harita alım çalışmalarında öncelik Üsküdar ve Beyoğlu'na verilmiştir. 1919'a kadar 27.000 hektarlık bir harita alımı yapılmıştır. 1914'ten sonra bu firma "Societe Anonyme Ottomane d'Etude et D'Enterprises Urbaine" olarak anılmış ya da ona dönüşmüştür. Bu şirket ayrıntılı planlara dayanarak 1/10.000 ölçekli, Fransızca yazılı istanbul, Beyoğlu-Galata, Üsküdar haritalarını hazırlamıştır. Bu haritaların Erkân-ı Harbiye Dairesi'nin aldığı l/ 25.000 ölçekli haritalarla uyumu sağlanmıştır.

Harita alımı çalışmaları benzer bir anlayışla 1922'de kurulan Keşfiyat ve inşaat (Osmanlı) Türk Anonim Şirketi'nce 1928'e kadar sürdürülmüştür. Bu şirket de 1/500, 1/2.000 ölçekli planların yanısıra 1/5.000 ölçekli Osmanlıca yazılı İstanbul, Beyoğlu-Galata, Üsküdar haritalarını hazırlamıştır. Bu haritalar savaş sonrası istanbul'un yangınlarla tahrip edilmiş kentsel dokusu hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. Bu firma 1928'de işi Rahmi Arı Firması'na devretmiştir. Bu firma 1928'de Boğaziçi 'ni, 1932'de Bakırköy'ü, 1936'da Adalar'ı ölçmüştür. 1940'ta bu firmanın işi de sona ermiştir.

1925'te Kadastro Genel Müdürlüğü' nün kurulması sonrasında istanbul'un kadastro haritaları yapılmaya başlanıldığında "Alman mavileri" altlık olarak kullanılmıştır.

istanbul'un II. Dünya Savaşı öncesindeki kentsel dokusu hakkında en ayrıntılı bilgiyi Jacques Pervititch'in, Türkiye Sigortacılar Daire-i Merkeziyesi adına hazırladığı haritalar vermektedir. 1922-1945 a-rasında 230'u aşan harita yapmıştır. Bu

haritalar iki düzeydedir. Birincisi ayrıntılı 1/375, 1/500, 1/750, 1/1.000 ölçeğindeki haritalardır. Binaların kullanılışı, yapı sistemleri vb konularda ayrıntılı bilgiler vermektedirler, renklidirler, ikinci düzey-dekiler 1/2.000 ile 1/5.000 arasındaki değişen ölçeklerdeki daha küçük ölçekli a-nahtar haritalardır. Pervititch sonrasında 1946-1950 arasında Suat Nirven de Beyoğlu, Galata ve Karaköy'ün 1/500 ölçeğinde renkli baskılı 20 pafta haritasını yapmıştır. Bunu 1950 sonrasında M. Bülend Tu-valo'nun 1/500 ölçekli aynı nitelikteki haritaları izlemiştir.

I. Meşrutiyet'ten (1876) II. Dünya Savaşı sonuna (1945) kadar uzanan yıllar istanbul için kentsel haritalar bakımından zengin bir dönem olmuştur. II. Dünya Savaşı sonrasında kentin hızla büyümeye başlaması üzerine, bu gelişmeyi denetleyecek imar planlarının yapılabilmesi için yeni harita alımına gereksinme doğmuştur. Bu dönemde üretilen harita miktarı sürekli olarak talebin gerisinde kalmıştır. Bu dönemde İstanbul'un haritalarının ü-retilmesinde Harita Genel Müdürlüğü ve iller Bankası kullanılmıştır. Menderes imar operasyonu sonrasında Piccinato imar planı hazırlamaya çağrıldığında Harita Genel Müdürlüğü'nün 1956'dan sonra yenilediği 1/25.000 ölçekli haritadan büyütülerek elde edilen 1/10.000 ölçekli harita üzerinde çalışılmıştır. Harita eksikliğini kapatmak için 1958'de İller Bankası'nın yaptırdığı yeni nirengi ve nivelman çalışması kullanılarak 1960'ta Harita Genel Müdürlüğü fotogrametrik teknikle 1/5.000 ölçekli 43 paftadan meydana gelen bir harita yapmıştır.

1960'lı yılların ikinci yarısında bu haritalar da yetersiz kalmıştır. 1966-1968 arasında bir yandan Büyük istanbul Nâzım Plan Bürosu hava fotoğrafları ve haritalarının yeterli hale getirilmesini sağlamaya çalışmış, öte yandan iller Bankası'nın İstanbul bürosu aracılığıyla gecekondu alanlarında oluşan çok sayıdaki belediyede i-mar planı- yapılabilmesi için 1/1.000, l/ 2.000 ve 1/5.000 ölçekli haritalar müteahhitler eliyle hazırlatılmıştır. Harita Genel Müdürlüğü kentin hızlı büyümesi karşısında 1972 sonrasında 1/25.000 ölçekli haritasını yenilemiştir. 1993'te bu haritanın bir kez daha yenilenmesine başlanmıştır.

İstanbul haritalarının yapımında teknolojik bir başka dönüm noktası 1987'de MNG firmasının büyükşehir belediyesi i-çin yaptığı çalışma olmuştur. Bu çalışmada fotogrametrik yöntem ile sayısal haritalar üretilmiştir. Eylül 1987 ile Kasım 1989 arasında yapılan harita alımı Büyükçekme-ce ile Küçükçekmece arasındaki bir nokta ile İkitelli, Belgrad Ormanı, Beykoz'dan Tuzla'ya kadar uzanan 93.700 hektarlık alanda yapılmıştır. 4.300 hektarlık kısmı 1/500, geriye kalanı 1/1.000 ölçeklidir. Meskûn olmayan kesimlerde eşyükselti eğrileri gösterilmiştir.

1990'h yılların bir başka gelişmesi u-zaktan algılama yöntemlerinin istanbul' un büyük ölçekli uzay haritalarının elde edilmesinde kullanılması olmuştur. As iş-

lem Şirketi 1990'da 1986'da uydudan yapılan bir saptamaya dayanarak 1/50.000 ölçekli bir harita üretmiştir. Bu harita üzerinde I. Boğaz Köprüsü ve çevre yolları gözükmektedir. 1991'de yapılan bir uydu alımından yararlanarak Martin Seger'in 1992'de hazırladığı 1/75.000 ölçekli haritada II. Boğaz Köprüsü ve çevre yolları gösterilmiştir.

İstanbul haritalarının gelişme öyküsünü tamamlamak için istanbul şehir rehberlerinden de söz etmek gerekir, ilk "İstanbul rehberi" Şehremaneti Harita Şubesi Müdürü Mühendis Necib Bey'in ismiyle bilinir. 1918 tarihli olan rehberin haritaları Şehremaneti Heyet-i Fenniye'since çizilmiş, Viyana'da bastırılmıştır. Fransızca ve Türkçe kopyalan vardır. 1/50.000 ölçekli istanbul ve Boğazlan kapsayan bir genel harita dışında 1/5.000 ölçekli 15 paftayla Adalar dahil tüm yerleşme alanları kapsanmıştır. ikincisi 1934'te İstanbul Belediyesi yayını olarak Osman Nuri Er-gin'in hazırladığı 1/8.000 ölçekli, 34 paf-talı, sokak, cadde isimleri fihristi! İstanbul Şehri Rehberi'dir. Üçüncüsü Hayrettin Lok-manoğlu tarafından hazırlanan Hantalı Şehir Rehberi-tstanbul'dw. 1955'te yayımlanan bu rehberde 1/8.000 ile 1/17.500 ölçekleri arasında değişen farklı ölçekli 17 harita ile sokak ve cadde adları fihristi bulunmaktadır. Dördüncüsü 1971'de istanbul Belediyesi Harita Müdürlüğü'nün hazırladığı, Harita Genel Müdürlüğü baskısı 1/15.000 ölçekli, 43 paftalı, sokak ve cadde isimleri fihristi bulunan, altı renkli istanbul Şehir Rehberi'ait. 1980'li yıllarda bu rehberin renksiz bir kopyası Orhan Peksayar tarafından yayımlanmıştır. Beşincisi 1989'da Yiğit İkiz imzasıyla yayımlanan istanbulA-ZRehber-Atlas'tiı. Marmara kıyısında Avcılar'dan Tuzla'ya kadar, Boğaz'da Sarıyer'e kadar uzanan kesimi kapsamaktadır. 279 beş renkli paftası, sokak ve cadde fihristi vardır. Bunlara ilçe belediyelerinin yayımladığı iki rehberi de eklemek gerekir.

1987'de iki Nokta şirketinin hazırladığı 1/8.000 ölçekli 111 renkli paftalı Bakırköy Rehberi ile 1/4.000 ölçekli 59 renkli paftalı Şişli Rehberi ilçe belediyelerince yayımlanmıştır.



Bibi. Ayverdi, İstanbul Haritası; istanbul Harita ve Planlan Sergisi, ist., 1961; M. Demircan, "İstanbul Şehrinin, Adaların Haritaları", istanbul Belediyesi, S. 26 (1963), s. 25; A. Mecit Yayla, "istanbul Şehrinin Planı ve Bundan Doğan Problemler", ae, S. 27 (1963), s. 31; W. B. Denny, "A Sbcteenth Century Architectural Plan Of İstanbul", Arş Orientalis, VIII, 1970, s. 49-63; Nasuhü's-Silahi, Beyan-ıMenazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han, Ankara, 1976; A. Aygün, Türk Haritacılık Tarihi, I-II, Ankara, 1980; E. Özkale-M. R. Şenler, Haritacı Mehmet Şevki Paşa ve Türk Haritacılık Tarihi, Ankara, 1980; M. O. Bayrak, "istanbul Haritaları", istanbul'dan Göreme'ye Kültür Mirasımız, (Milliyet gazetesi eki), ist., 1983, s. 155; C. Kayra, Eski İstanbul'un Eski Haritaları, İst., 1990; C. Kayra, İstanbul Mekânlar ve Zamanlar, İst., 1990; K. Özdemir, Osmanlı Deniz Haritaları, ist., 1992, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Harita Katalogu, I-II, 1992-1993.

ilhan tekeli



HARP AKADEMİLERİ

Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri subayları ile kimi yabana devletlerin gönderdiği subaylara kurmaylık eğitiminin verildiği askeri akademi. Harp Akademileri Kampusu Ayazağa'dadır. Burada, kurmaylık eğitiminin yanısıra, yüksek komuta ve milli savunma uzmanlık hizmetleriyle askerliğe ilişkin diğer yan uzmanlık eğitimleri de verilmektedir.

Kurmay terimi ile eşanlamlı olan "er-kân-ı harp" sözcüğü ilk kez 1845'te, Osmanlı ordusuna alınan mühendis subaylar için kullanıldı ve bunlara erkân-ı harp zabiti denildi. O yıl, Harbiye Mektebi'nde kurmay subay yetiştirmek üzere hazırlıklar yapıldı (bak. Mekteb-i Harbiye). 1846' da Çırpanlı Abdülkerim Paşa ile Fransız ve Prusyalı subayların çalışmaları sonunda, Mekteb-i Fünun-ı Harbiye-i Şahane erkân-ı harbiye sınıfları adıyla ilk harp akademisi açıldı. Harbiye Mektebi'ni en yüksek dereceyle bitiren 5 subay, bu sınıflarda l yıl eğitim görüp yüzbaşı olmaktaydılar. 3 yıllık akademi 9 Temmuz 1849'da ilk mezunlarım verdi. 1865'te Avrupa'dan getirtilen programlar incelenerek Fransız Askeri Akademisi'nin programına benzer bir ders ve uygulama sistemi benimsedi. Bu yeni dönemde Harbiye Mektebi'nin mevcudunun yüzde 5-10'u kadar, başarılı ve yeni mezun mülazimin (teğmen) erkân-ı harp sınıflarına alınması kararlaştırıldı. 1880'e kadar bu sistem değişmedi. Dersler, savaş teknolojisi, savaş bilimleri ve spor dal-larındaydı. 1880'den sonra 3 sınıflı Alman harp akademileri örneğine geçildi. 1899' da okulun adı erkân-ı harp namzet sınıfları oldu. Bu sınıflarda başarılı olamayan subaylara "erkân-ı harp" unvanı verilmeyerek "mümtaz" dendi. 1908'de Harbiye Mek-tebi'nden ayrılarak bağımsız konuma getirildi. Yıldız Sarayı Şehzadegân Mektebi binasına taşındı. Programı, tarih, fen, topografya, hukuk, yabancı dil dersleri konarak genişletildi ve bir nizamname-i dahili (iç hizmet tüzüğü) çıkarıldı. Bu dönemde adı Erkân-ı Harbiye Mektebi'ydi.

Mütareke döneminde (1918-1922) Kâğıthane'deki Çağlayan Sarayı'na taşındı. Kurmay subay yetiştirme hizmetine ara verilmekle birlikte "Harp Tarihi Tetkik Heyeti" adı altında akademik konumunu korudu. 1920'de Teşvikiye'de Şerif Paşa Ko-nağı'na taşındı. 13 Ekim 1923'te adı Mekteb-i Âli-i Askerî oldu ve yeni bir "tedrisat talimatı" yayımlandı. Ders programı, metotlan ve giriş koşulları değiştirildi. Aynı tarihte Beyazıt'taki Harbiye Nezareti binasına, 24 Mart 1924'te de Yıldız Sarayı mabeyin dairelerine taşındı. Adı da "Harp Akademisi" oldu. 1927'de "Harp Akademisi Kumandanlığı" olarak yeniden örgüdendi. Yüksek Komuta Kursu ve Yüksek Levazım Mektebi de buraya bağlandı. 2 yıllık akademinin öğretim kadrosu genişletildi. Programı ve giriş koşulları bir kez daha değiştirildi. Yabancı uzmanlar ve öğretmenler getirtildi. 2 Kasım 1930'da Deniz Harp Akademisi de burada açıldı. 1937'de ise Hava Harp Akademisi hizmete girdi.

Harp Akademileri 1939'da Ankara'ya, 13 Kasım 1944'te yeniden istanbul'a Yıldız Sarayı'na taşındı. 1948'e değin uygulanan Alman-tngüiz öğretim metotları yerine o yıl Amerikan akademileri modeline geçildi, l Eylül 1952'de Milli Savunma Akademisi de faaliyete geçti. Bu yıldan başlayarak İran, Pakistan, Afganistan, Irak, Mısır ve Libya gibi ülkelerden ve NATO devletlerinden Harp Akademileri'ne sınırlı sayıda kontenjanlarla subay-öğrenci alınmaya başlandı.

Kurum, 14 Ekim 1954'te "Müşterek Harp Akademisi", ardından "Silahlı Kuvvetler Akademisi", 1956'da da "Yüksek Komuta Akademisi" adlarını aldı. Öğretim süresi 3 yıla çıkarıldı.

4 Ocak 1960'ta "Hava-Kara-Deniz İşbirliği Kumandanlığı", 196l'de "Kurslar Kumandanlığı" adlarıyla çalışmalarını sürdüren akademide 1962'de kumanda, karargâh subayı, nükleer silahlar kursları da açıldı. 7 Ağustos 1964'te, "Yüksek Komuta", "Silahlı Kuvvetler", "Milli Savunma Akademileri" olarak üçe ayrıldı. Harp Akademileri Komutanlığı ortak ad oldu. Kurum, Genel Kurmay Başkanlığı'nın gereksinimi doğrultusunda, öğretim, yönetim, komuta vb alanlarda araştırmalar yapmak, doktrinleri incelemek görevlerini de üstlendi. Tüm bu hizmetler için Maslak'ta kamulaştırılan geniş bir alanda akademi binalarının yapımına 12 Mart 1969'da başlandı. Kampusun inşası 1975'te tamamlandı. Akademi karargâhı 12 Eylül 1975'te Yıldız Sarayı'ndan buraya taşındı. Milli Güvenlik ve Silahlı Kuvvetler Akademisi ise 17 Ocak 1977'de taşındı.

istanbul'daki en eski askeri öğretim kurumlarından olan Harp Akademileri'nin ilk mezunu (1849) Serasker Hüseyin Avni Paşa'dır. Son dönem sadrazamlarından Müşir Esad, Ahmed Cevad, Ahmed Muhtar, Mahmud Şevket, Ahmed İzzet (Fur-gaç), Salih Hulusi (Kezrak) paşalar ile Mareşal Fevzi Çakmak, Enver Paşa, Mustafa Kemal Atatürk, Kâzım Karabekir ve İsmet İnönü; cumhurbaşkanlarından Cemal Gürsel, Cevdet Sunay ve Fahri Korutürk de Harp Akademileri mezunlarıdır.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   131   132   133   134   135   136   137   138   139
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə