KirkçEŞme tesisleri



Yüklə 8.15 Mb.
səhifə121/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   117   118   119   120   121   122   123   124   ...   140

Mahmut Morali

Cengiz Kahraman arşivi

(1944), Cyrano de Bergerac (1945\ Kral Lear'(1947), RuyBlas(1948), Nemo Bankası (1949), Tersine Dünya (1950), Kadıköy iskelesi (1953), Makine (1954), Fi-garo'nun Düğünü (1955), Benim Üç Meleğim (1957), Cennet Yolunda (1958), Köprüden Görünüş (1959), Beybaba (1960), Sinekler (1961), Dövme Gül(1963), Küçük Şehir (1964) olarak sıralanabilir.

Mahmut Morali, Muhsin Ertuğrul'un 1932'de çektiği Bir Millet Uy anıyor adlı filmle sinemaya geçti. Daha sonra Muhsin Ertuğrul'un yönettiği Leblebici Horhor Ağa (1934), Aysel Bataklı Damın Kızı (1935), Aynaroz Kadısı (1938), Bir Kavuk Devrildi (1959), Tosun Paşa (1939), Harman Sonu (1946) adlı filmlerde oynadı. Muhsin Ertuğrul'un dışındaki film yönetmenleriyle de çalıştı. Gene Muhsin Ertuğrul'un yönlendirmesiyle, ipek Film stüdyolarında film seslendirme yönetmenliğini yapmaya başladı. 1941'de de o günlerde yeni açılan Marmara Seslendirme Stüdyosu'nun kuruluşuna katıldı.

Bibi. Tiyatro 1963, ty, by, s. 206; M. And, Elli Ythn Türk Tiyatrosu, İst., 1973, s. 181; A. Ma-dat, Sahnemizin Değerleri, ist., 1943, c. II, s. 70-75; Ö. Nutku, Darülbedayi; M. N. Özön-B. Dürder, Türk Tiyatrosu Ansiklopedisi, tst., 1967, s. 296-297.

RAŞlT ÇAVAŞ



MORAN, NAİLİ

(3 Şubat 1908, İstanbul - 14 Mart 1968, Bolu yakınları) Sporcu ve spor adamı.

Son Osmanlı sadrazamı Tevfik Paşa'nın torunudur. Dedesinin Ayaspaşa'daki konağında doğdu. Spora, 1923 te öğrenimini yaptığı Göztepe Amerikan Koleji'nde başladı. Önceleri atletizm ve yüzme sporlarıyla uğraştı. 1931'de atletizm milli takımına seçildi. 1935'e kadar milli forma altındaki yerini korudu. Bu arada disk atmada bir de Türkiye rekoru kırdı. Atletizmle uğraşır-

ken basketbola da merak sardı. Yükseköğrenimi için gittiği Amerika'da basketbolü yakından tanımak imkânım buldu. Galatasaray kulübünde arkadaşı Feridun Şerifza-de ile birlikte ilk basketbol takımını kurdular. 1936'da basketbol milli takımının kurulmasına öncülük ettiği gibi, Yunanistan'la yapılan ilk milli maçta takım kaptanlığım yaptı. Aynı yıl Berlin Olimpiyatları'na katılan milli basketbol takımında da yer aldı. 1930'lu yıllarda boks ve yüzme milli takımlarında da milli formayı giydi. Dört ayrı branşta milli olan tek Türk sporcusu oldu. Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında 481 basketbol maçı oynadı. Bu arada Göztepe Amerikan Koleji, Galatasaray (B) ve Fransa'nın Olympique takımlarında futbol, Amerika'da da Amerikan futbolu oynadı. 1929'da Fransa'nın Balzac ve 1937'de de Chicago'nun Yüksek Beden Eğitimi Enstitüsü'nden mezun oldu. 1954-1958 arasında Atletizm Federasyonu başkanlığı yaptı ve Türk atletizmine büyük hizmetlerde bulundu. Basketbol hakemi olarak da 1948 Londra Olimpiyat Oyunla-rı'nda maç yönetti. Ankara'dan istanbul'a gelirken Bolu yolunda bir trafik kazası sonucu öldü.

CEM ATABEYOĞLU



MORDTMANN, ANDREAS DAVİD (Baba)

(11 Şubat 1811, Hamburg - 31 Aralık 1879, İstanbul) Alman Doğubilimci.

Annesi 1813'te, babası 1829'da öldüklerinden, Mordtmann oldukça sıkıntılı bir gençlik yaşadı. Hamburglu diplomat Kari Sieveking tarafından himaye edilerek, Hansa şehrinin senatosunun görevlisi oldu. 5 Mayıs 1836'da evlendi, Hamburg şehir kütüphanesindeki Doğu yazmalarının katalogunu hazırlamakla görevlendirildi. Birçok Batı dilinden başka mükemmel Arapça da öğrenmişti. Arapçadan yaptığı tercümelerinin takdir toplaması üzerine, Kiel Üniversitesi Felsefe Fakültesi ona 6 Kasım 1845'te doktor payesini verdi.

Mordtmann 25 Ocak 1846'da istanbul'a ayak bastı. 1847 sonlarında Hansa şehri Hamburg'un Osmanlı Devleti'ndeki temsilcisi oldu ve bu görevi küçük Alman idarelerinin lağvedilip, temsil yetkisinin Prusya devletine geçtiği, l Temmuz 1859'a kadar sürdü. Mordtmann, istanbul'a yerleşti ve 1860'ta, o sırada yeni kurulan Ticaret Mahkemesi'nde hâkim olarak görev aldı. 10 .yıl Osmanlı Devleti'nin hizmetinde bu işi yürüttü ve 27 Kasım 1871'de Sadrazam Mahmud Nedim Paşa tarafından görevden alındı. 1872 başlarından Ekim 1873' e kadar Alman taraftarı olarak bilinen Pha-re du Bosphore gazetesinin yayın müdürü olarak çalıştı. 1877'de Mekteb-i Mülki-ye'nin öğretim üyeliğini kabul ederek, burada coğrafya ve istatistik derslerini üstlendi. En büyük desteği Vezir Münif Paşa'dan (1830-1910) gören Mordtmann, İstanbul'da öldü. Büyük bir törenle kaldırılan cenazesi 2 Ocak 1880'de Feriköy Protestan mezarlığına gömüldü (no. 1552). Bu satırların yazan tarafından yapılan araştırma-

489 MORDTMANN, ANPREAS DAVlD

da mezarına işaret eden herhangi bir taş bulunamadı.

Pek çok bilimsel kuruluşun asli veya şeref üyesi seçilen Mordtmann'ın zengin bir kütüphanesi, sayısı 3ö'yı bulan eski Is-lami yazmaları, Part, Sasani sikkeleri ile Bizans kurşun mühürlerinden meydana gelmiş koleksiyonları vardı. Üçü kız olan çocuklarından en büyüğü Andreas David Mordtmann(->) tıp doktoru olmakla beraber Bizans arkeolojisine dair pek çok yayım olan bir yazardır, ikinci oğlu August Justus (1839-1912) Münchener Neuesten Nachrichten gazetesinin uzun yıllar başyazarlığını yapmış, ayrıca romanlar yayımlamıştır. Kızı Doris Reeck (1841-?), Aus dem Reiche deş islam başlıklı bir kitap dışında Ahmed Midhat Efendi'nin(-») bir kitabını Almancaya çevirmiştir. Diğer kızları Patrizia ile Konstanze'nin yazarlıkla ilgileri olmamıştır. Fakat çocuklarının sonuncusu Johannes Heinrich Mordtmann (1852-1932) aslında konsolos ve başkonsolos olmakla beraber ünlü bir Doğubilimci olarak pek çok eser vermiş, 1914-1918 arasında İstanbul Darülfununu'nda öğretim üyeliği yapmıştır.

Mortmann genellikle Bizantolog ve Türkolog iki oğlu ile karıştırıldığından "Baba" olarak ayırt edilir. Mordtmann, yaşamının büyük kısmım Tükler arasında geçirmiş olmakla beraber, yazılarından anlaşıldığı kadarı ile Türklere aşırı bir sevgisi yoktur. Anadolu içlerinde 1850-1859 arasında yaptığı pek çok gezinin notlan 1925'teF. Babinger tarafından, XXXIV+ 591 sahifelik kalın bir cilt halinde yayımlandı (Anatolien, Skizzen und Reisebriefe aus Kleinasien, Hannover, 1925, yeni tıpkıbasımı, Osnabrück, 1972). Mordtmann, Augsburger Allgemeine Zeitung adlı gazeteye Anadolu'da gördükleri, yeni çıkan Türkçe kitaplar, istanbul'daki politik durum gibi konularla ilgili 1853'ten 1878'e kadar makaleler göndermiştir. Bilimsel dergilere dağılmış olan makaleleri çeşitli konulara dairdir ve bunların istanbul ile ilgileri yoktur.

Doğrudan doğruya istanbul ile ilgili bir yayını şehrin kuşatılması ve fethine dairdir (Belagerung undEroberung Konstantino-pels durcb die Türken injahre 1453, Nacb den Originalquellen bearbeitet, Stuttgart ve Augsburg, 1858). Orijinal kaynaklara dayanmak suretiyle yazıldığı başlığında bildirilen bu kitap, Yunanlılar arasında çok beğenilmiş ve Grekçeye çevrilerek üç defa basılmıştır (Atina, 1859 ve 1879; ist., 1909). Bu sonuncu baskının Osmanlı hükümeti tarafından yasaklandığı söylenir. Aynı eserin hiçbir bibliyografyada yer almayan bir de Karamanlıca, yani Grek harfleriyle Türkçe baskısı olduğuna da işaret etmek gereklidir. Feth-i Konstantinie başlığı ile lordanes t. Limnides tarafından herhalde Almancadan değil, Grekçeden çevrilen bu baskı 1909'da istanbul'da 176 sahifelik ufak boyda bir cilt halinde yayımlanmıştır. Grekçe üçüncü baskının (1909) yasaklandığı söylentisine, aynı kitabın Türkçesi o yılda çıkabildiğine göre inanmak zordur.

MORDTMANN, ANDREAS DAVİD 490

Bu kitap çıktığında, evvelce İstanbul'da yazarın yanında bulunurken aralarında baş gösteren bir anlaşmazlık yüzünden görevine son verilen E. Sperling adlı bir memur, KölnischeZeitung'da. ağır bir tenkit yazısı yayımlamış, Mordtmann da ona başka bir gazetede cevap vermiştir.

Mordtmann'ın istanbul arkeolojisine dair bir eseri ise P. A. DethierO) ile birlikte hazırladıkları istanbul'un antik çağdan 1453'e kadar geçen dönem içinde yazılmış kitabeleridir (Epigrapbik von Byzantion und Constantinopolis von den altesten Ze-iten bis zumjahre Christi 1453, [Denksch-riften der Akademie der Wissenschaften, XIII, 2 Abtl., Viyana, 1864). Bu çalışmanın yalnız birinci bölümü yayımlanmıştır.

Andreas David

Mordtmann (Baba)

Semavi Eyice arşivi

Abdülaziz'in tahtından indirilmesi, V. Murad'ın kısa saltanatı, Meşrutiyet'in ilam II. Abdülhamid'in tahta geçmesi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı gibi olaylar yüzünden Osmanlı Devleti'ne büyük ilgi uyandığı günlerde Leipzig'de Duncker ve Humb-lot yayınevi, Mordtmann'dan çok acele teslim edilmesi şartı ile bir kitap istemişti. Yazarın ifadesine göre bu iş o derecede aceleye gelmişti ki, kitabın devamı daha yazılmadan baştan 10 forması basılmıştı bile. Bu yüzden kitabın başlık sahife-sinde yazar adı olmayıp, sadece bir "Osmanlı" tarafından kaleme alındığı bildirilmiştir: Stambul und das modeme Türkent-hum, polüische, sociale und biographische Bilder von einem Osmanen (Leipzig, 1877 ve 1878).

2 ciltlik, VII+259 ve 324 sahifelik bu kitap son dönem Osmanlı tarihi ile İstanbul'un politik ve kültür tarihi hakkında çok değerli bilgilerle doludur. Ayrıca bu yıllarda Beyoğlu sosyetesindeki pek çok kişinin kritiği de yer alır. Bibi. Hayatı ve yazılarının tamama yakın bibliyografyası, Mordtmann'ın Anadolu hakkındaki kitabını yayımlayan F. Babinger tarafından bu kitabın başına konulmuştur: "Andreas David Mordtmann's Leben und Schriften", Ana-tolien, Skizzen undReisebriefe aus Kleinasien, Hannover, 1925, s. VII-XXXIV. istanbul'a dair büyük çapta yayım olmayan küçük oğlu hakkında bak. F. Babinger, "J. H. Mordtmann

zum Gedâchtnis", Mitteüungen deş Seminars für Orlental Sprachen, XXXV (1932) s. 1-16, ayrıca broşür olarak da basıldı, Berlin, 1933. SEMAVİ EYİCE



MORDTMANN, ANDREAS DAVİD (Oğul)

(l Mayıs 1837, Hamburg - 29 Şubat 1912, İstanbul) Alman hekim ve Bizan-tolog.

A. D. Mordtmann'ın(-0 büyük oğlu olan Mordtmann genellikle esas mesleğinin unvanı ile doktor olarak ayırt edilir. Tıp öğrenimi görerek hekim oldu. Babası ile İstanbul'a yerleşti ve Beyoğlu'nda muayenehane açtı. Hayatının ayrıntılarına dair etraflı bilgi edinilemedi.

Dr. Mordtmann, o yıllarda İstanbul'da çok sayıdaki amatör arkeolog ve Bizans eserleri uzmanlarının en ünlüsü oldu. İstanbul'un Bizans dönemindeki tarihi topografyasına dair çalışması, önce bir dergide dört makale halinde basıldı: Revue de l'art Chretien, (IX [1891] s. 22 vd, 207 vd, 363 vd, 463 vd). Arkasından da 91 sahifelik bir kitap halinde piyasaya çıktı: Es-quisse topographique de Constantinople, (Lüle, 1892). Fransızca olarak yazılan bu kitabın sonunda C. Stolpe'nin Boğaziçi haritasının bir röprodüksiyonundan başka, Comte Riant'ın isteği üzerine Dr. Mordtmann'ın hazırladığı ve Riaut'ın ölümünden sonra F. de Mely'nin yayımladığı renkli ve büyük boyda, İstanbul'un Bizans dönemi yapılarının yerlerini gösteren bir harita da bulunmaktadır.

Mordtmann Bizans kaynaklarını oldukça dikkatle taramak ve şehrin içinde de dolaşmak suretiyle, zaten fazla bir iddiası olmadığı için başlığında "taslak" (esqu-isse) terimini kullandığı kitabını meydana getirmiştir. İçinde eskimiş ve geçerliliğini kaybetmiş, hattâ oldukça hatalı görüşler yer almasına rağmen aradan geçen yüzyıl bu kitabı tamamen eskitememiştir. Bugün ihtiyatla da olsa hâlâ başvurulmaktadır.

Mordtmann tarih ve arkeolojiye dair makalelerini genellikle İstanbul'daki Elini-kos Filoloyikos Siloğos Konstantinopole-os(-0 yıllığında ve Alman Gezinti Kurumu' nün Ausflugs-Verein dergisinde yayımlamıştır. Bunlardan İstanbul ile ilgili olarak şu yazıları anılabilir: "Topografia Konstan-tinupoleos", Elinikos Filoloyikos Siloğos, XIX, eki Parartema, 1891; "Bogdan Se-rai...", ae, 1891; Bizans'ta liman mahalleleri hakkında, "Die Hafenquartiere von Byzanz", Mitteüungen deş deutschen Ex-cursions-Clubs in Constantinopel, S. 3 (1891), s. 1-24; Bizans'ın son günlerine dair, "Die letzten Tage von Byzanz", ae, 2. seri, S. l (1893), s. 34-47 ve S. 2 (1894), s. 1-21; 1573-1578'de İstanbul'da bulunan bir Alman elçilik heyeti hakkında, "Fine deutsche Botschaft in Konstantinopel", ae, S. 3 (1895), s. 1-50 (Kasım 1894'te Teuto-nia Alman Kulübü'nde konferans olarak verilen bu çalışma derginin bütününü kaplar); İmparator İustinianos'a karşı yapılan Nika Ayaklanması hakkında, "Justi-nian und der Nika-Aufstand, 18-19 Janu-

ar 532", ae, S. 4 (1898), s. 3-48 (Teuto-nia'da 6 Mart 1898'da verilen konferans); Konstantinopolis önünde Avarlar ve Pers-ler'e dair, "Die Avaren und Persen vor Konstantinopel", ae, S. 5 (1903), s. 1-29; I. Süleyman (Kanuni) döneminde İstanbul'a gelen ve şehrin büyük bir resmini çizen Melchior Lorichs'in(->) bu eserinin yayımlanması münasebetiyle imzasız olarak uzun bir makalesi de vardır: "Constantinopel zur Zeit S. Süleiman deş Grosser nach einen Bilde von Melchior Lorichs", Bosporus, 3. seri, S. l (1906), s. 8-44. Diğer makaleleri ise şunlardır: Boğaziçi'nden görüntüler, en erken dönem ve Boğaz'da Fenikelilere dair, "Historische Bilder von Bosporus", ae, S. 3 (1907), s. 3-59; bu makalenin devamı, Boğaz'da Alman hatıraları hakkında, "Historische Bilder von Bosporus, III-Deutsche Erinnerungen von Bosporus", ae, S. 4 (1907), s. 73-103; Bizans döneminde İzmit Körfezi ve kıyı konulu, "Bosporus Christianus, Golf von Ni-comedien und Asiatisches Ufer", ae, S. 6 (1911), s. 3-94.

Bunlar dışında Dr. Mordtmann, aslı 15. yy'in ikinci yarısı içinde (belki Fatih dönemi sonlarında) yapılmış olmakla beraber, 16. yy'm sonlarına kadar defalarca ağaç gravür olarak yeniden yayımlanan İstanbul gravürüne dair de Caedicius takma adı altında ince bir broşür yayımlamıştır: Ancienplan de Constantinople, Imprime entre 1566 et 1574, İst., ty, (1889'a doğru ?). Dr. Mordtmann'ın İstanbul'daki yabancı ticaret odası yıllığında, şehrin eski

Doctatr MORDTMANN

ESQUISSE

TOPOGRAPHIQUE

DE

CONSTANTİNOPLE



L1IJC.E DESCI.EE, BE BROUWER ET C"

Andreas David Mordtmann'ın (Oğul) Esquisse Topographique de Constantinople adlı kitabının kapağı. Pera Kitabeui, X Antik Kitap Müzayedesi Katalogu

eserlerine ve tarihçesine dair çok kısa yazıları da basılmıştır: "Antkjuites et Lieux re-marquables de Constantinople", s. 515-532 (basım tarihi tespit edilemedi); Cervati kardeşlerin yayımladıkları, L'Annuare Orien-tal'de aynı yazı tekrarlanmıştır.

SEMAVİ EYİCE



MOZAİK

İstanbul'un çeşitli yerlerinde 20. yy'ın ikinci yarısında başlayan temel kazılarında rastlantı sonucu ilginç döşeme mozaikleri ortaya çıkmıştır. Bunlar kentin tarihi ve arkeolojisini aydınlığa kavuşturacak önemli bilgiler vermiş, İstanbul müzelerinin de zenginleşmesini sağlamışlardır. Saraçhane-başı, Cağaloğlu, Kapalıçarşı, Tuzla, Yakacık, Kurtköy'de rastlantı sonucu bulunan mozaikler 9-13. yy'lara tarihlendirilir.

İstanbul'un yakınındaki Esenköy'de bir evin yapımında zengin görünümü olan bir mozaiğin bulunuşu rastlantıya verilecek en güzel örnektir. Çerçeveler içerisine alınmış, sarımtırak pembe zemine gri, mavi ve kırmızı renkli taşlardan yapılmış kuş ve çiçeklerin resmedildiği bu mozaik, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndedir. Atina İllis-sus Manastırı kalıntıları ile Manavgat yöresinden bulunup Antalya Müzesi'ne götürülen 5. yy mozaikleri ile çok yakın benzerlikleri vardır. Sultanahmet'teki Adliye Sarayı ile Saraçhanebaşı'ndaki Belediye Sarayı yapımında ortaya çıkan mozaikler bugün Ayasofya Müzesi'ndedir. Beyaz, koyu mavi, pembe, kırmızı, bordo, açık ve koyu yeşil taşlardan yapılmış, insan ile hayvan figürlü döşeme mozaiklerinde ilginç kompozisyonlarla karşılaşılmıştır. Bunlarda odun, kuzu, tavuk taşıyan köylüler, dans eden kadınlarla erkekler çerçeveler içerisine alınmıştır. 5. yy'a tarihlendirilen bu eserler üslup olarak eski Roma geleneğim sürdürmekte, aynı zamanda da Bizans mozaik sanatının belirgin etkisi gözlenmektedir. Antakya yöresindeki mozaiklerle bunlar arasında çok yakın benzerlikler vardır.

Saraçhanebaşı, Sultanahmet kazıları başta olmak üzere kentin çeşitli yerlerinde bulunmuş mozaikler Ayasofya Müzesi'nin iç ve dış narteksinde teşhir edilmektedir. Bunlardan derlenmiş bir grup mozaik Ayasofya Müzesi'nde açılan Ali Sami Boyar mozaik bölümünde sergilenmektedir. Ö-zellikle 5. yy'a tarihlenen Belediye Sarayı temel kazılarında ortaya çıkan yıldızlı, toprak tanrıçalı, kantharoslu, geometrik motifli, sonbahar, yaz, ilkbahar, kış figürlü, av sahneli, pazara giden köylü, koşan adam, haçlı, dansözlü, baklavalı, kıvrık dallı, kuşlu ve karışık parçalı mozaikler Bizans mozaik sanatının en güzel örnekleridir. Ayrıca, onları gene 5. yy'a tarihlenen Cağaloğlu mozaikleri tamamlamıştır. Burada da geometrik motifli, fırıldaklı, yıldızlı, balık pullu, halat motifli, defne dallı, kuşlu, kantharoslu mozaikler görülmektedir. Sultanahmet, Tuzla kilise ile Pendik Kurtköy kilise kazısı, Yakacık'ta bulunmuş Opus Sectile mozaikleri bu ilginç koleksiyonunun bir diğer örnekleridir.

İstanbul'un çeşitli yerlerinde bulunan

(Yukarıdan aşağıya) Mozaik Müzesi'nde bulunan bir zemin mozaiğinin bordürü, deve üstünde çocuklar, geyiğe saldıran ayı ve Ayasofya'da kuzey galeride bulunan VI. Leon'un kardeşi Alexsandros'un tasviri. Fotoğraflar Tahsin Aydoğmuş

mozaikler Ayasofya, Arkeoloji Müzeleri ve Mozaik Müzesi'ndedir. Ayrıca Sadberk Hanım Müzesi'nde bir Urfa mozaiği ve Patrik-hane'de de Fethiye Camii'nden getirilmiş iki mozaik ikona vardır. Ayasofya(->), Ka-

491

MOZAİK MÜZESİ

riye Camii(->), İmrahor Camii(-»), Zeyrek Kilise Camii(-»), Fenarî İsa Camii(->), Aya Irini(->) ve Büyük Saray' ın(->) mozaikleri de yerlerinde korunan Bizans mozaikleridir.



Bibi. G. Bred-W. Maconlay-R. B. Stevenson, The Great Palace ofthe Byzantine Emperors, Londra, 1949; R. Duyuran, 1952 Yılında Arkeolojik Çalışmalar, İst., 1953; ay. "Belediye Sarayı Mozaikleri", Arkitekt, S. 9-12 (1955), s. 166-170; A. Cengiz Üstüner, "Mozaik", Sanat Tarihi Araştırmaları Dergisi, S. 7 (1990), s. 52-66; M. L. Veloccia, "Problemes de Conserva-tion Provenant", Mosaioquel. Deterioration et Conservation, Roma, 1978, s. 36-41.

ERDEM YÜCEL



MOZAİK MÜZESİ

Sultan Ahmed Külliyesi'nin arastasında, Büyük Saray(->) kalıntılarının bir bölümünde Bizans mozaiklerinin teşhir edildiği müze.

20. yy'ın başlarında E. Mamboury, Th. Wiegand ve W. Schneider gibi araştırmacılar burada araştırmalar yapmıştır. Edinburg St. Andrews Üniversitesi'nin yaptığı kazıları D. Talbot Rice'nin çalışmaları izlemiştir. Böylece Büyük Saray'ın mozaiklerinin bir bölümü temizlenmiş, yeni buluntularla daha da zenginleşmiştir. Aynı yerde bir mozaik müzesinin açılmasının yerinde olacağı düşünülmüş ve Arkeoloji Müzeleri'nin bir bölümü olarak 3 Aralık 1953'te ziyarete açılmıştır. Türkiye'nin en büyük mozaik müzesi olan Antakya Müzesi'nden sonra ayrı bir önem taşıyan müze 26 Eylül 1979' da Ayasofya Müzesi yönetimine bırakılmıştır. Büyük Saray mozaiklerinin yamsıra İstanbul ve çevresinde bulunan mozaikler de burada sergilenmiştir. Mozaik Müzesi olarak kullanılan arastanın onarımına başlanınca müze bir süre için kapanmış, mozaikler Ayasofya Müzesi ile Aya İrini'ye götürülerek korumaya alınmıştır.

Arastanın onarımı tamamlanınca Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile A-vusturya Bilimler Akademisi arasında 4 Mayıs 1982 günlü bir protokol yapılmış, Büyük Saray mozaiklerinin bilimsel araştırılması, koruması ve konservasyonunun yapılmasına karar verilmiştir. Bundan sonra Avusturya Bilimler Akademisi'nden Wer-ner Jobst, Kari Herold, Alfons Krici ve Ro-bert Widtmann 16 Mart 1983'te İstanbul'a gelerek Türk uzmanlarla birlikte çalışmalara başlamıştır.

Büyük Saray mozaiklerinin meydana çıkarılışından sonra küçük önlemler dışında geniş kapsamlı bir koruma yapılmamıştı. Bu nedenle döşemenin bulunduğu yerin nem oranının yüksekliği, koruyucu çatının yeterli olmayışı, doğanın etkilerini önleyememişti. Böylece mozaiklerin bulunduğu alanda kimyasal, fiziksel ve biyolojik zararlar gözle görünür dereceye ulaşmıştır. Periyodik aralıklarla yapılan çalışmalar sonunda Mozaik Müzesi 25 Ağustos 1987'de ziyarete yeniden açılmıştır. Ancak Türk ve Avusturya ekiplerince konser^ vasyon çalışmaları 1994'e kadar sürmüş ve Büyük Saray'ın tüm mozaikleri konservas-yonu yapılarak yerlerine konulmuştur.

Mozaik Müzesi'ndeki mozaikler Bizans imparatorluk atölyesinin en güzel örnekleri arasındadır. Bu atölyelerde Bizans İmpa-



MUALIA, FİKRET

492

493

MUHARREM ÂDETLERİ

ratorluğu'nun her yanından gelmiş sanatçılar çalışmış ve âdeta bir resim galerisini andıran eserler ortaya konulmuştur. Kireçtaşı, mermer küp, cam ve pişmiş toprak ve bazen de değerli taşların oluşturduğu mozaiklerin büyük çoğunluğu 5-6. yy'lara ta-rihlendirilmiştir. Hıristiyan sanatının çok sevdiği ve sık sık uyguladığı dini sembollere burada yer verilmemiştir. Günlük yaşantıdan alınmış kompozisyonlar, hayvan ve insan figürlerinin yanısıra mitolojik sahneler de sevilen örneklerdir. Mozaik Müze-si'ndeki bu örneklerde Helenistik ve Roma geleneğinin Bizans'ta uzun süre devam ettiğini göstermektedir.

Mozaik Müzesi'nde Büyük Saray'ın 143 mozaik panosu ile çevreden toplanmış Bizans mimari parçalan teşhir edilmektedir. Müze, arastanın ortasından geçen yol ile ikiye ayrılmış ve alttan geçen bir dehlizle iki kısım birbirlerine bağlanmıştır. Demir konstrüksiyonlu bir çatı ile örtülen müzenin aydınlık bir görünümü vardır. Bibi. T. Ergil, İstanbul Müzeleri, ist., 1993; S. Eyice, "istanbul'da Bizans İmparatorlarının Sarayı: .Büyük Saray", Sanat Tarihi Araştırmaları Dergisi, S. 3 (1988), s. 3-36; E. Yücel, "Mozaik Müzesi", Eski Eserler ve Müzeler Bülteni, 1987, s. 15-20.

ERDEM YÜCEL



MUALIA, FİKRET

bak. SAYGI, FİKRET MUALLA



MUALLİM CEVDET

bak. INANÇALP, MEHMET CEVDET



MUAYEDE RESMİ

bak. BAYRAM ALAYI



MUHALLEBİCİLER

Eskiden İstanbul'un gezici esnafından olan muhallebiciler, "sumuhallebisi" denilen muhallebiyle beraber yazın dondurma da satarlardı. Çoğunluğunu Debre, Prizren ve Priştinelilerin oluşturduğu satıcılar daha çok mesirelerde dolaşırlardı.

Mallarını, başlarının üzerine yerleştirdikleri bir tablada taşırlardı. Üstünü çiçek ve yaprak motifleriyle süslerler, tablanın yarısına yarım rafların içindeki süslü tabaklarını, kâselerini, gülabdanlarını dizerler,

Mozaik Müzesi'nin içinden bir görünüm.



Tahsin Aydoğmuş

diğer yarısına bir tepsi içindeki muhallebilerini koyarlar, ellerinde de su ve pekmez güğümleri bulunurdu. Muhallebi, sütlü veya pekmezli olmak üzere iki şekilde, satılırdı. Muhallebiden bir parça kesilip tabağa konulur, üzerine pudraşekeri ve gülsuyu serpildikten sonra sütlü isteyenin muhallebisine süt, pekmezli isteyeninki-ne ise pekmez ilave edilirdi. Küçük kaplar içindeki sütlaçlar da arzu eden müşterileri beklerdi.

Muhallebicilerin bacaklarında siyah şeritli beyaz potur, ayaklarında renkli işlemeli çoraplar ve püsküllü yemeniler, sıt-larında cepken, başlarında uzun püsküllü beyaz takkeden ibaret kıyafetleri vardı. Bellerinde ise kırmızı kuşak ve önlerinde muhakkak bir peştamal olurdu.

Gezgin muhallebicilerin yanında İstanbul'un değişik semtlerinde o semtin adıyla ünlenmiş birçok muhallebici dükkânını da bulmak mümkündü. Buralardaki muhallebicilerde tatlı çeşitlerinin yanısıra döner kebabı, pilav ve özellikle tavuk söğüşü ile çorbası bulunurdu. Bu dükkânlar, hem tatlı, hem tuzlu çeşitleriyle her çeşit

Yüzyıl başından bir kartpostalda muhallebiciler. Nuri Akbayar koleksiyonu

damak zevkine hitap ettiği gibi ucuzlu-ğuyla da tercih edilirdi. Önemli muhallebiciler içinde Beyazıt, Çemberlitaş, Sarıyer muhallebicileri ve bir devre damgasını vurmuş olan Çukur Muhallebici sayılabilir. Ka-palıçarşı içindeki Çukur Muhallebici, çarşı içindeki buluşmaların ve adres tariflerinin de odak noktasını oluşturmuştur. Bugün kapanmış olsa da adı unutulmamıştır. Eski İstanbul muhallebicileri arasında sütçülük-leriyle tanınmış Bulgarlar da vardı. Bunlardan Pangaltı'daki Yordan Muhallebicisi çok ünlüydü.

Günümüzde her alanda olduğu gibi muhallebici dükkânları da yerlerini ayaküstü bir şeyler yenebilecek büfelerle harri-burger salonlarına bırakmakla birlikte son yıllarda bellibaşlı semtlerde yeniden açılmaya başlanmıştır.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   117   118   119   120   121   122   123   124   ...   140


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə