10. Sinif dil ve anlatim ders notlari I. ÜNİte sunum-tartişma-panel


Aşağıdaki cümlelerde zaman belirteçlerinin altını çiziniz



Yüklə 2,29 Mb.
səhifə15/21
tarix26.07.2018
ölçüsü2,29 Mb.
#58597
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   21

Aşağıdaki cümlelerde zaman belirteçlerinin altını çiziniz.
Az önce seninle konuşan kimdi?

Olanlardan sonra artık buralarda kalamam.

Yazın bu şirin kasaba turist akınına uğrar.

Dediklerini, ona bu akşam söylerim.


Not: Cümlede zaman anlamı taşıyan her sözcük, belirteç görevinde olmayabilir. Eğer sözcük, “Ne zaman?” sorusuna cevap veriyorsa belirteçtir; vermiyorsa belirteç değildir.
Akşam, maça gideceğiz. (belirteç)

Akşam, şairlerin ilham kaynağıdır. (ad)

Annemler gece yola çıkacak. (belirteç)

Şiirlerinde, gece önemli bir yer tutar. (ad)


3. YER – YÖN ZARFI (BELİRTECİ)
Eylemleri ve eylemsileri yer ve yön ilgisiyle tamamlayan sözcüklerdir. Eyleme, eylemsiye sorulan ve ek almadan “Nereye?” sorusunun cevabı olan şu sözcüklerdir.

‘’ aşağı, yukarı, içeri, dışarı, ileri, geri, öte, beri…’’


Yaşlı kadın, kapıyı açmak için aşağı iniyordu.
Bu cümlede “aşağı” sözcüğü “inmek” eyleminin “hangi yöne doğru” yapıldığını belirttiğinden, yer-yön belirtecidir.
Aşağıdaki cümlelerde koyu renkli sözcükler, yer-yön belirtecidir.
Yağmur başladı, hemen içeri girelim.

Birazdan hep birlikte dışarı çıkarız.

Azıcık ileri gider misiniz?
Aşağıdaki cümlelerde yer-yön belirteçlerinin altını çiziniz.

Rahat edemediysen beri gel biraz.

Yukarı çıkmak için bütün gücünü kullanmalısın. 

Hatasını anlayıp geri döneceğini düşünmüştüm.

Aşağı ineceğim, istediğin bir şey varsa alayım.

Park etmek için önce ileri git, sonra direksiyonu kır.



  • Yer yön belirten sözcükler cümlede farklı görevlerde kullanılabilir. Eğer çekim eki alarak kullanılırsa isim, ismi etkileyecek şekilde kullanılırsa sıfat olur.


İçeriye girdi ve elindeki çiçeği annesine uzattı.

(İçeri sözcüğü fiile sorulan nereye sorusuna cevap verse  de  “e”  yönelme hal eki aldığı için yer yön zarfı değil isimdir.)


İçeri çok soğuk, üzerine bir şeyler al. (İçeri sözcüğü isimdir. )

Yukarı kata küçük bir çocuk çıktı.(Yukarı sözcüğü ismi nitelediği için sıfattır.)

Beni yukarıda bekle.(Hal eki aldığı için isimdir)



4. AZLIK – ÇOKLUK (MİKTAR) ZARFI / BELİRTECİ
Eylemleri, eylemsileri, sıfatları, adlaşmış sıfatları ve belirteçleri miktar yönüyle belirten sözcüklerdir. Azlık-çokluk belirtecini bulmak için ilgili sözcüğe “Ne kadar?” sorusu sorulur.
Sıkça kullanılan miktar belirteçleri şunlardır: ’’ az, çok, fazla, pek, azıcık, biraz, oldukça, daha, en…’’
Onunla bu konuyu çok tartıştık.
Bu cümlede “çok” sözcüğü “tartışmak” eyleminin “ne kadar” yapıldığını belirttiğinden, azlık-çokluk belirtecidir.
Aşağıdaki cümlelerde koyu renkli sözcükler, azlık-çokluk belirtecidir.
Yıllardır bu şehirdeyim; ama burayı pek sevmedim.

Tarlada çalışırken kendini fazla yorma.

Akşamleyin sahilde arkadaşlarla biraz dolaştık.
Aşağıdaki cümlelerde zaman belirteçlerinin altını çiziniz.

Sen kalk azıcık da biz oturalım.

Bundan sonra az görüşelim mümkünse.

Seni dün, sahilde bayağı bekledim.

Birazcık konuştu, sonra sahneden indi.

Görmeyeli oldukça değişmişsin.

Şimdi de belirteçlerin; eylemsileri, sıfatları, adlaşmış sıfatları ve belirteçleri nasıl derecelendirip belirttiklerini görelim:
Çok konuşan insan, çok yanlış yapar.
Bu cümlede “çok” sözcüğü, eylemsi olan “konuşan” sözcüğünü belirtmiştir.
Ben, kardeşimden daha hızlı koşuyorum.
Bu cümlede “daha” sözcüğü, zarf olan “hızlı” sözcüğünü belirtmiştir.
Not: “En” ve “daha” sözcükleri; sıfatı, adlaşmış sıfatı ve zarfı üstünlük yönüyle belirtir. Bu durumlarda bu sözcükler üstünlük zarfı olarak adlandırılır.
Sonbahar, en güzel mevsimdir.

Bu çocuktan daha çalışkanını görmedim.

Bizimle gelmeni en çok ben istiyorum.

Ben, hepinizden daha çok sevindim.


5. SORU ZARFI (BELİRTECİ)
Eylemleri soru yoluyla belirten sözcüklerdir.
Çanakkale gezisi nasıl geçti?
Bu cümlede “nasıl” sözcüğü “geçmek” eyleminin “nasıl” yapıldığını soru yoluyla belirttiğinden, soru belirtecidir.
Aşağıdaki cümlelerde koyu renkli sözcükler, soru belirtecidir.
Bu karanlıkta oraya nasıl gideceksiniz?

Köye ne zaman varırız?

Misafirlerimiz bizi kapıda ne kadar beklemişler?

Bunları bana neden daha önce söylemedin?



Niçin okula erkenden gidiyorsunuz?

Bana niye bağırıyorsun ki?



Ne gülüp duruyorsunuz orada?
Not: “Ne” sözcüğü cümle içinde değişik görevler kazanabilir.
Bana hediye olarak ne aldın? (soru adılı)

Buraya ne gün geleceksin? (soru sıfatı)



Bu çocuk ne ağlıyor? (soru belirteci)

DÜŞSEL (FANTASTİK) ANLATIM
Düş ya da rüya, uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütününe verilen isimdir. Düş kelimesi gerçek olmayan şeyler için, imge için de kullanır. Aynı zamanda gerçekleşmesi istenen şeyler, umutlar için de düş kelimesi kullanılabilir. Düşsel kelimesi ise düşle ilgili olan, hayali şeyler için kullanılır. Bu yüzden düşsel ya da fantastik anlatım gerçek olmayan, hayalî anlatım demektir.
İmgeye dayalı, hayali, olağanüstü olayların anlatımında düşsel (fantastik) anlatımdan yararlanılır. Düşsel ya da fantastik anlatımda olay, konu ve kişiler olağanüstü niteliklere sahiptir. Bu anlatım türünde hayal ürünü olaylar belli bir plan çerçevesinde anlatılır.
Düşsel (fantastik) anlatımda zaman öğesi bazen “zaman ötesi” bir özellik gösterir; belirli veya belirsiz olabilir. Örneğin masallarda zaman öğesi “bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde”, “zamanın birinde” gibi sözlerle ifade edilir. Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere düşsel anlatımda söz konusu olan zaman hayali bir zamandır.
Düşsel (fantastik) anlatımda mekân gerçekte olmayan, gündelik yaşamda ulaşma olanağı bulunmayan, olağanüstü bir yerdir. Kimi zaman Kaf Dağı’nın ardıdır, kimi zaman periler ülkesidir, kimi zaman da devlerin, cinlerin yaşadığı hayali bir yerdir. Söz konusu mekân, anlatıcının hayal dünyasında yarattığı bir mekândır.
Olay, yer, kişi ve zaman da çoğunlukla hayalidir. Zaman zaman gerçek yaşamdan kişiler olsa bile bu kişiler, yaptıklarıyla ve nitelikleriyle gerçek olmayan kişilikler hâline bürünür. Düşsel (fantastik) anlatımda insan dışındaki varlık ya da kavramlar kişileştirilebilir. Örneğin masallarda bütünüyle hayal ürünü olan bir kişi çok zor bir işi başarır. Bunu yaparken de çoğu zaman olağanüstü özellikleri olan, büyüleyici bir kişiliğe bürünür.
Düşsel öğelerin egemen olduğu fantastik romanlarda kahramanların şeytanla, meleklerle, vampirlerle veya daha başka türden hayali varlıklarla konuşması, onlarla etkileşim içinde bulunması söz konusudur.
Düşsel (fantastik) anlatımlarda olaylar -bütünüyle hayal ürünü olsa da- yaşadığımız dünyanın koşullarına uydurulmuş, gerçek bir zemine oturtulmuş olabilir. Aynı şekilde kişiler de yaşadığımız dünyanın gerçekleriyle bağlantılıdırlar.
Düşsel (fantastik) anlatım, fabllarda, masallarda, şiirlerde, korku romanlarında, bilim kurgu romanlarda ve filmlerde sıkça kullanılan bir anlatım yöntemidir. Bilim kurgu romanlarında bilimsel merak ile hayalin yani düşün iç içe geçtiği bir anlatım vardır.
Örnek Metin:

Uyuduğum koltuğu görünmez bir elin sarsmasıyla uyandım. Gözlerimi açtım. Burası benim odam değil. Sanki gökyüzünde uçan bir balonun içindeyim. Dokunduğum her şey yumuşacık. Kalkmak istiyorum. Aman Allah'ım! O da ne? Ayaklarım "pıt pıt" diye damlayan birer su damlası olmuş. Eyvah! Ayakkabımın teki su oldu bile. Artık ayağım çıplak, Panikleyip hareket ettikçe su damlaları hızlanıyor. Yerde bir gölcük oluştu. Artık sağ bacağım dizime kadar yok. Sol bacağım çoktan göl olmuş durumda. Öylece sessiz, duygusuz yerde biriken suya, kendime bakıyorum. Hareket etmediğim zaman damlama işi de duruyor. Öyleyse hareketsiz kalmalıyım. Nefes bile almaya korkuyorum." Burada bana yardım edecek kimse yok mu?" Oh! İşte annem elinde paspasla içeri girdi. Beni görmüyor. Su birikintisini yani ayaklarımı, bacaklarımı siliyor. Bağırıyorum, duymuyor... Bu sırada Pati içeri girdi. Tamam, o beni kurtaracak; ama üstüme oturuyor. Eriyorum. Su olup yere dökülüyorum. Annem beni kovaya topluyor.
Örnek Metin:

Ne istiyorsunuz?” diye sorudu Mrs. Ttt.

Siz bir Marslısınız!” dedi adam ve gülümsedi.

Bu kelime kesinlikle size bildik değil. Bu bir dünya deyimi.”



Başıyla adamlarını işaret etti. “Biz Dünya’danız. Ben kaptan Williams. Mars’a ineli henüz bir saat olmadı. İşte buradayız. İkinci Mars Seferi! Bir ilk Mars Seferi yapılmıştı ama başına ne geldi bilmiyoruz. Her neyse işte buradayız. Ve siz de karşılaştığımız ilk Marslısınız!”

Marslı mı?” Kadın, kaşlarını kaldırdı.

Demek istediğim şu, güneşten bu tarafa dördüncü gezegende yaşıyorsunuz, değil mi?”

Çok basit!” diye tersledi kadın onu süzerek

Ve biz – Kaptan, tombul, pembe elini göğsüne bastırdı – biz de Dünya’danız. Değil mi beyler?”

Evet, efendim!” dedi bir koro.

Burası Tyrr gezeni” dedi kadın, “Eğer asıl adını kullanmak isterseniz…”

(Ray Bradbury)
Örnek Metin:

Bir zamanlar, üç oğlu olan bir değirmenci varmış. Değirmenci ölünce büyük oğluna değirmen, ortanca oğluna eşek, küçük oğluna da kedi miras kalmış. Küçük oğul bu duruma çok üzülmüş. “Kedi ne işine yarar ki insanın?” diye yakınmış. “Pişirip yiyemezsin bile.” Kedi bunu duymuş ve hemen cevap vermiş. “Kötü bir mirasa sahip olmadığınızı göreceksiniz efendim. Bana boş bir çuval ve bir çift de çizme verirseniz, neye yarayacağımı görürsünüz.” Şaşkınlıktan ağzı bir karış açık kalan çocuk, kedinin istediklerini yapmış. Kedi çizmeleri giyince ayna karşısına geçmiş ve kendini pek beğenmiş. Sonra kilerden taze bir marulla güzel bir havuç seçip ormanın yolunu tutmuş…

EDAT (İLGEÇ)
Cümle içinde sözcükler arasında çeşitli anlam ilgileri kuran ve cümleye değişik anlamlar katan, tek başına bir anlamı olmayan sözcüklerdir. Başlıca edatlar şunlardır:
‘’gibi, sanki, göre, kadar, için, üzere, -e doğru, -e karşı, -e karşın, -e rağmen, -e değin, -e dek, -den dolayı, -den başka, ile, yalnız, ancak, sade, sadece, tek, bir, denli, değil…’’
Şimdi aşağıdaki cümlelerde, belli başlı ilgeçlerin, cümlelere ne gibi anlamlar kattığını görelim:
Gibi

Annem, melek gibi biriydi. (benzerlik)

Zil çaldığı gibi dışarı çıktık. (tezlik)

Birazdan fırtına çıkacak gibi. (tahmin, olasılık)


Sanki

Everest, sanki bir dev çadırdı. (benzerlik)

Babam, sanki seni dinler de! (inanmama)

Sanki birazdan yağmur yağacak. (tahmin, olasılık)


Göre

Kafama göre bir dost bulamadım. (uygunluk)

Sana göre hangimiz suçlu? (kanaat, görüş)

Bu sınav dünküne göre daha kolaymış. (karşılaştırma)


Kadar

Bu işi akşama kadar halletmeliyim. (zaman, süre)

Elmalar elim kadardı. (benzerlik)

Durakta bir saat kadar bekledim. (yaklaşık)

Hiç kimseyi senin kadar sevmedim. (karşılaştırma)

Tilki kadar kurnaz bir adam. (derece, ölçü)


İçin

Ders çalışmak için kütüphaneye gitti. (amaç)

Senin için herkes iyi şeyler söylüyor. (hakkında)

Kardelen, benim için apayrı bir çiçekti. (görecelik)

Trafik sıkıştığı için geç kaldım. (neden-sonuç)

Bu hazırlıkları konuklar için yaptık. (aitlik)

Çocukları için her fedakârlığı yapardı. (uğruna, yoluna)
Üzere

Yarın getirmek üzere arabayı alabilirsin. (şartıyla)

Teşekkür etmek üzere sahneye çıktı. (amacıyla)

Anlaştığımız üzere yarın buluşuruz. (şekilde, tarzda)

Uçağımız kalkmak üzereydi. (zaman)
Doğru

Çocuklar sahile doğru yürüyorlar. (yön)

Akşama doğru buralar sakinleşir. (zaman)
Karşı

Güneşe karşı yavaş yavaş yürüyorduk. (yön)

Sabaha karşı köye vardık. (zaman)
Başka

Benden başka herkes maça gitmiş. (dışında, hariç)


Not: “Doğru, karşı, başka” sözcükleri, cümle içinde edat dışında değişik görevler kazanabilir.
İnan bana, doğru söylüyorum. (belirteç)

Sence doğru tarafa mı gidiyoruz? (sıfat)

Sonunda doğruyu buldum. (ad)

Burası karşıdan, çok net gözüküyor. (ad)

Evimiz şehrin karşı yakasındaydı. (sıfat)

Sana başka, bana başka konuştu. (belirteç)

Bize başka bir adres verdiler. (sıfat)

Bunu başkasından duymuş. (adıl)


İle

Annemler uçakla gelecekmiş. (araç)

Elini bıçakla kesmiş. (gereç)

Bahçede, arkadaşlarıyla oynuyor. (birliktelik)

Öğretmen, telaşla içeri girdi. (durum)

Ağaçların devrilmesiyle yol kapandı. (neden-sonuç) 


Not: “İle”, yerine “ve” getirilemiyorsa edat; getirilebiliyorsa bağlaç olur.
Şiir ile romanı çok severim. (ile=ve > bağlaç)

Gençken şiir ile çok ilgilendim.

Bu cümlelerin birincisinde “şiir ve roman” denilebildiği için “ile” bağlaçtır; ikincisinde “ile” yerine “ve” getirilemediği için “ile” edattır.
Yalnız, Sade, Sadece, Bir, Tek

Dünkü toplantıda yalnız sen yoktun. (sadece)

Ben bu konuda sade ona inanırım. (yalnız)

Sadece dinlenmek istiyorum. (yalnız)

Pikniğe bir o gelmemişti. (yalnız)

Tek sen misin sevdiğine kavuşamayan? (yalnız)



Not: “Yalnız” sözcüğü, yerine “ama” getirilebiliyorsa bağlaç olur.
Dün seni çok bekledim; yalnız sen gelmedin. (yalnız=ama > bağlaç)
Bu cümlede “yalnız” yerine “ama” getirilebildiği için “yalnız” sözcüğü bağlaçtır.
Not: “Yalnız, sade, sadece, bir, tek” sözcükleri, cümle içinde ilgeç dışında değişik görevler kazanabilir.
Dedem, yalnız bir insandı. (sıfat)

Sahilde, yalnız dolaşıyordu. (belirteç)

Sade bir görünümü vardı. (sıfat)

Sanatçı, çok sade yaşıyordu. (belirteç)

Onunla bir boydayız. (sıfat)

Bir sen bir ben biliyoruz bunu. (bağlaç)

Olanları bana bir bir anlattı. (belirteç)

Çocuk, tek kelime konuşmadı. (sıfat)

Herkes gidince ben tek kaldım. (belirteç)
Ancak

Bizi oraya ancak sen götürebilirsin. (sadece)

Bu arabaya ancak on milyar veririm. (en çok)
Not: “Ancak” sözcüğü, cümle içinde değişik görevlerde kullanılabilir.
Çok çalıştım; ancak ödevimi bitiremedim. (ancak=ama > bağlaç)

Misafirler, akşama ancak gelebildiler. (belirteç)


Birinci cümlede, “ancak” sözcüğünün yerine “ama” getirilebildiği için “ancak” bağlaçtır. İkinci cümlede “ancak” eylemin yapılış zamanını belirttiği için belirteçtir.
Rağmen, Karşın, Denli, Değil, Dolayı
Bağırmama rağmen beni duymadı. (tersine olarak)

Fakirliğine karşın hep mutlu biriydi. (tersine olarak)

Seni ölünceye değin unutmayacağım. (zaman)

Yağmur geceye dek devam etti. (zaman)

Beni bu denli sevdiğini bilmiyordum. (derece)

Burası dediğin kadar güzel değil. (olumsuzluk)

Trafikten dolayı sınava geç kaldım. (neden-sonuç)

-e hal eki ile kalıplaşmış olanlar

‘’-e dair , -e doğru, -e değin, -e dek , -e göre , -e kadar, -e karşın, -e rağmen..’’


Bu dergide şiire dair çok yazı yazıldı.

Sabaha dek gözüme uyku girmedi.

Eve kadar benimle birlikte geldi.

Bütün söylediklerine rağmen onu affettim.



-den hal eki ile kalıplaşmış olanlar

‘’-den başka , -den beri , -den dolayı , -den ötürü…’’


Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.

Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.

Çalışmadığından ötürü hiçbir şey elde edemiyor.

Senden başka kimse bunu anlayamaz.



NOT: -den hal eki tek başına sebep anlamı taşıyabildiği için dolayı veya ötürü kelimesi ile birlikte kullanılması anlatım bozukluğu olarak değerlendirilir. Sebep anlamı sağlamak için sadece “-den” hal eki kullanılması yeterlidir.
Zayıflıktan sık sık hastalanıyor.

Çalışmadığından hiçbir şey elde edemiyor.



GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM
Yaşadığımız andan daha ilerideki zaman dilimini gelecek olarak ifade ederiz. Gelecekten söz eden anlatıma da geleceğe yönelik duygu, düşünce ve beklentilerin dile getirildiği anlatım diyebiliriz.
Gelecekten söz eden anlatımın kullanıldığı metin türleri: roman (özellikle bilim kurgu türündeki romanlar), hikaye, tiyatro, şiir, deneme olabilir. Bu tür metinlerde eldeki verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir. Varsayımda bulunulabilir. Olandan çok olması beklenen anlatılır. Gerçekleşmesi mümkün olan tasarı ve düşünceler (ütopyalar) anlatılır.
Gelecekten söz eden anlatım, fallarda, burçlara yönelik tahminlerde, meteorolojik tahminlerde de kullanılır.
Gelecekten söz eden kimi metinlerde bilimsel verilerden yararlanılabilir. Bazılarında ise anlatılanlar bütünüyle bilim kurgudan ve kehanetten ibarettir. Öykü, roman gibi edebi metinlerde ise yazar, geleceğe yönelik düşüncelerini, planlarını veya beklentilerini düş gücüyle yoğurup anlatabilir.
Gelecekten söz eden anlatımların özünde varsayım ve tahminde bulunma olduğu için bu tür anlatımların kullanıldığı metinlerde olasılık ve tahmin bildiren “olasıdır, olacaktır, olabilecektir, belki, ihtimal ki, büyük olasılıkla” gibi sözlerden yararlanılır.
‘’Gelecekten Söz Eden Anlatım” ile ”Düşsel Anlatım” arasında benzerlik ve farklılıklar vardır. Gelecekten söz eden anlatımda ve düşsel anlatımda kişinin kendi hayal dünyasındakiler dile getirilir ve buna göre bir anlatım yolu seçilir. Düşsel anlatımda gerçeklikle ilgisi olmayan, tamamen çağrışımlara dayalı olaylar, kişisel, zamanlar anlatılır ve bu yapı unsuruyla konu ve tema oluşturulur. Gelecekten söz eden anlatımda ise gerçeklerden yola çıkılarak tahmine dayalı bir anlatım yolu benimsenir. Yani gelecekten söz eden anlatım gerçeğe daha yakındır. 
Gelecekten Söz Eden Anlatımın Özellikleri


  • Beklentiler, tahminler ve varsayımlar üzerine kurulur.

  • Olandan çok, olması istenen veya beklenen olaylar anlatılır.

  • Verilerden yola çıkılarak geleceğe yönelik tahminlerde bulunulur.

  • Yaşanan andan daha sonraki bir zamanda gerçekleşecek olay ve durumlardan söz edilir.

  • Anlatımda kullanılan fiiller ya gelecek zaman kiplidir ya da fiilin kipi, gelecek zaman anlamı taşır.

Örnek Metin:

Bundan elli yıl sonra, dünyanın yüzde 80’inde ulaşım sorunu olmayacak. Her ülke, metro sistemini mükemmel bir hâle getirecek. Şimdiki yollar ise insanların çok daha iyi bir hayat sürmesi için kullanılacak. Hava trafiği biraz yoğunlaşacak ancak, şimdiki trafiğe göre çok rahat olacak. 10 kişiden 7’sinin uçan arabası olacak. Ancak özel bir sistem sayesinde, hava trafiği diye bir sorun söz konusu bile olmayacak. Şehirlerarası yolculukların hepsi, özel uçaklarla yapılacak.
Örnek Metin:

Düşle ki kötülük diye bir şey yok. Bunu başarmak kolay eğer bir kez denersen. Ayaklarımızın altında yemyeşil vadiler, üzerimizde yalnız gökyüzü. Düşle ki “yarın” kaygısı diye bir şey yok. Tüm insanlar sadece “bugün” için yaşıyor. Hırslar tükenmiş, açgözlülüğe gerek kalmamış. Herkesin mutlu olduğu bir dünya. Düşle ki tüm insanlar barış içinde yaşıyor. Hayalperest olduğumu söyleyebilirsin; ama umudum var. Düşle…
Örnek Metin:

Hava Tahmin Raporu

Günün Meteorolojik Yorumu (Genel Durum): Yapılan son değerlendirmelere göre yurdun büyük bir bölümünde görülecek olan yağışlar, Akdeniz ile iç Anadolu'nun güneyinde etkili olacak.

Hava Sıcaklığı: Yağışla birlikte güney ve iç kesimlerde 3 ila 5 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak.

BAĞLAÇ
Cümle içinde aynı görevde olan ya da anlamca birbiri ile ilgisi bulunan sözcükleri, sözcük gruplarını, anlam bakımından birbiri ile ilgili cümleleri bağlayan sözcüklere “bağlaç” denir.
Cümlede birden fazla özne, birden fazla sıfat, belirtili nesne, zarf, tamlayan, tamlanan, yüklem vb görev yapan her türlü kelime ve cümleleri birbirine bağlar.
Bağlaçlar tek başına anlamı olmayan ve cümlede bir görevi olan sözcüklerdir. Bağlama görevi yanında cümlede çeşitli anlam ilgileri de kurabilirler.
Cümleden çıkarıldıklarında cümlenin anlamında bozulma olmaz; fakat daralma olabilir.
Bağlaçlar kendinden önceki ve kendinden sonraki sözcüklerden ayrı yazılırlar. (ile, ise bağlaçları istisna.) Bağlaçlara benzediğini ve bağlaç olduğunu düşündüğünüz birleşik yazılmış olanlar bağlaç değil ektir.
Hiç bir cümle ögesi olmazlar.
Bağlaçların yerine uygun olan bir noktalama işareti konulabilir.

En sık kullanılan bağlaçlar şunlardır:

‘’ama, fakat, lâkin, ancak, yalnız, oysa, oysaki, hâlbuki

ve, ile

ki

de, dahi, bile,



çünkü, zira

madem, mademki

veyahut, yahut, veya, ya da

şayet, eğer, ise

öyleyse, o halde, kısacası, demek ki, nitekim

yoksa, anlaşılan

ne……ne (de), ya….ya (da), gerek…gerek(se), ha……..ha, ister…..ister(se), kâh……….kâh, de…..de

hatta, hele, öyle ki, üstelik, ayrıca, hem, hem de,

yine, gene

ne var ki , ne yazık ki

yeter ki,

meğer…’’


VE BAĞLACI

Türkiye ve Hırvatistan bu sene şarkı yarışmasına katılmadılar. (Özneleri bağlar)

Çarşıdan gazete ve ekmek aldım. (Eş görevli sözcükleri (bsiz. nesne) bağlar)

Okuldan geldim ve dershaneye gittim. (Cümleleri bağlar)

Bahçedeki otları yoldum ve bir köşeye yığdım. (Cümleleri bağlar)

Yaramaz ve çalışkan bir çocuk. (Sıfatları bağlar)

Pahalı elbiseler ve ayakkabılar aldı. (Tamlananları aynı zamanda isimleri bağlamıştır.)

Bu yazıda, Çehov’u ve Sait Faik’i anlatıyor. (Nesneleri bağlar)



İLE BAĞLACI

Çoğu zaman “ve” bağlacı ile eş görevli kullanılır. Ancak bu bağlaç cümleleri bağlama göreviyle kullanılmaz.
Güneş ile dünya arasındaki uzaklığı soruyor. (İsimleri bağlar)

Gelmesi ile gitmesi bir oldu. (Fiilimsileri bağlar)

Annesi ile teyzesi termal otelde konakladılar. (Özneleri bağlar)


KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR: İle sözcüğü cümlede sözcükler arasında anlam ilgisi kurarak edat olarak da görev yapabilmektedir, bu durumda bağlaç olan “ile”yle karıştırmamak gerekir. Bunun için cümledeki ile sözcüğü yerine “ve” bağlacı getirilir. Anlamda bozulma olmuyorsa ile sözcüğü bağlaçtır.

Bu para ile nasıl geçinebileceğimi bilmiyorum. (Edat) (ile ≠ ve)

Amcası ile halası bahçede semaverin başındaydı. (Bağlaç) (ile = ve)

AMA, FAKAT, LAKİN, ANCAK, YALNIZ, OYSA, OYSAKİ, HALBUKİ BAĞLACI
Karşıtlık anlamı kazandıran bağlaçlardır. Genellikle cümleleri bağlama görevi üstlenirler.
Gitar çalıyorum ama kemanı daha çok seviyorum.

Kitabı daha bitiremedim ama keyifle okuyorum.

Sevmek ama sevilmemek işte bütün mesele bu.

İyi koştu fakat birinci olamadı.

Benimki aşk değil lakin onu çok seviyorum.

Kimsesi yoktu ancak kendine bakabilecek kadar da güçlüydü.

Oysa ne çok sevmiştim seni. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)

Paketi zamanında yerine ulaştıramadım oysaki yola çok erken çıkmıştım.

Arabayla gideceğini biliyordu halbuki. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)


1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   21




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin