Ravzât'ul-Cennât (Fi Usûlil-İtikâd)



Yüklə 0,75 Mb.
səhifə2/29
tarix04.01.2019
ölçüsü0,75 Mb.
#90462
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   29

Giriş

Hamdımız, bizi ilim imana yönelten küfür ve isyandan koruyan Allah (c.c.)'adır.

Salat ve Selâm, onun en hayırlı nizamla gönderdiği sevgili Nebisi güzei Muhammede (s.a.v.) hayırda yarışan mensupları sahabe ve ta­bileri üzerine olsun.

İmdi: İman., insanı ilk gereken ve ruh bedenden ayrılırken de ken­disinden esas beklenen şeydir. Daha doğrusu, varlığının meyvesi ve tek gayesidir. Ezeli sözleşmenin (misak) üstün hedefidir. Bu da ancak va-cibül-vücud, Cenabı Hakkının bilinmesiyle meydana gelir ve onun var­lığının zaruri sonucu olan sıfatlarının isbatıyle tamamlanır.

Bu yüzden, her aklı başında kişiye düşen, bu bilgi ve kavrayışı elde etmek için kesin delililere ulaşmaktır. Böylece de, toplu ve tafsilatlı, ama beşer gücü nisbetinde o marifete ulaşarak, tevhid akidesinde taklidden kurtulmaya bakacaktır.

Yani iman, din akidesinin başıdır. Bu yakın bilgisinin aslını ve te­melini tekeffül eden «Tevhid ve Sıfat ilmidir».2

Ben, bu konuda en veciz ve en güzel örnek olarak İmamımız İmamı A'zam'ın Fıkh-ı Ekber'ini görüyorum. Allah rahmet eylesin, bundan sonrada İmam Suyûti'nin Akaid-i-gelir. Gerçekten bu eser tertip ve terkibindeki güzellik, açık ve tatlı üslûp ve anlatım, din usullerinin bü­tününü ihtiva bakımından sanki ay ve güneşin safhaları gibi munta­zam ve hizmete elverişlidir.

Ancak, girişinde yeter açıklama ve delilden yoksun oluşu, taklidden tam korunmaya engeldir. Ben ise, zihnimde ve hayalimde öyle bir ta­san peşindeyim, Allah'tan öyle bir başarı istiyorum ki; akıl ve idrak sahibi kimselere bu temel ilkeleri, en özlü şekilde ama aynı zamanda bütün makul ölçüleri içine alan izah ve ifade olsun, Nakledilenlerin en sahihini içine alan sağlam bir metin meydana getirmek, hem de muha­liflerin delil gösterip, muarızlarını sual sormasına bile fırsat vermiyecek esaslar ve örneklerle... Böyle bir eser tasarlıyorum. Ve kitab-ı Cebrailin, Resulullah’a (s.a.v.) İmandan sual ettiği kitaplarına, Resulle­rine, âhiret gününe, ölümden sonra kalkışa, kadere, yani hayrın şerrin Allah'tan olduğuna inanmasıdır.» şeklinde.

Bu yedi temeldi. Ben İmanın hakikati bahsini de ekleyince, sekiz bölüm oldu. Ben bütününe: «Ravzatül Cennet Fi Usulül-İtikat» admı verdim. Allah bana yardım ve inayetini lütfeder de, gerçeği yazmamda kolaylık nasibeder inşallah. Zira o dualara karşılık veren, ihtiyaçları karşılıyan 'dır.

Birinci Bahçe

Bu bahis, İmanımız ve Mezhebimizin lideri Ebu Hanife (Rahman olan Allah'ın rahmeti üzerine olsun)'nin anlayışına dairdir.

Bilinmeli ki, İman kelime olarak tasdik anlamına gelir. Yani Ha­beri getirenin verdiği hükmü tanımak ve kabul etmek, ona teslim olup doğrulamaktır.:.

Şeriatta ise (terim olarak) kalben peygamberin varlığını ve doğ­ruluğunu tasdiktir. Allah'tan getirdiği herşeyi itirazsız ve seksiz kabul­dür. Bunu şu ilâhi kelamdan alırız. «Onların Kalbleri inanmamıştır» Ve Resulullahın (s.a.v.) şu kavli de ayni şeyi anlatır: «Yarabbi, kalbi­mi iman üzere sabit kıl.» Yine onun dille tevhid kelimesini söyliyeni öldürmesi üzerine Hz. Üsameye söylediği «O'nun kalbini yarıp ta bak-tın mı» buyurması da, imanın kalbe ait bir fiil olduğunu ifade eder. Ve ikrarın aksine, kalbin tasdikinin asla vazgeçilmez olduğunu anla­tır. Haniya ikrar tehdit altında terk edilebilir.

Öyle ise, İmanın hakikatinden olmayıp, Cenab-ı Hak, öbür müslümanların kalp de olanı bilmeleri için açıklamayı zaruri kıldı. Ve dini hükümlerin o kişiye uygulanabilmesi için, dil ile ikrarı belirtti ve şart kıldı. Çünkü tasdik iç âlemde bir şey olup dışta bir belirti gerektirir. O halde dil ile ikrar kalpteki tasdikin dışta görünen ve onun varlığına dalâlet eden vekilidir. Bu durumda: Kalbindeki tasdiki açığa vurma­yan Allah nazarında mü'min fakat halk arasında ve dünyevi hüküm­lerde mü'min değildir. Aksine, dil ile söylediğini kalben tasdik etmeyen de Allah indinde mümin değildir. (Buna münafık denir). Ama ikisini birden bulunduran ise rahatça, «ben hakikaten müminim» diyebilir. Çünkü imanında şüphe etmesi küfürdür.

Amel de böyledir. Yani imanın hakikatine dahil değildir. Çünkü sadece şartıdır. «Kim salih amel işlerse o mümindir» Âyeti bunu gös­terir. Zira şart meşruttan başkadır. Nitekim, İmam Ebu Mansur Maturidi de böyle der. Ama Mâlik ve Şafii, Evza-i ve bütün muhaddisler aksini iddia ederler: «İman kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve şartına uygun amelden ibarettir» derler. İmam Şafiiden şu rivayet vardır: Birinci şartı, ihlâl eden münafıktır. İkinci şartı ihlâl eden kâfirdir, üçüncü şartı ihlâl edense fasıktır. Demek ki, bunlara göre dil ile ikrar ve amel imanın hakikatından bir cüzdür. Bunun içinde amelin artması ve ek-silmesiyle imanın da artıp ekşiteceğini kabul ederler. Halbuki aklî ve naklî deliller bunun aksini ispat eder:

Akli İsbat: Bir şeyin varlığı rükünlerine bağlıdır. İnsan her an mü­mindir. Dil ile ikrar ise, her an yapılamaz. Amel de aynı. Yine iman mahdut ve bellidir. Ve ancak bütün cüzlerinin varlığı ile vardır. Bir cüzü zayi oldu mu, hepsi yok demek olur. Öyle olunca da, günah işli-yenin —küçükte olsa— ameli zayi olduğu için kâfir olması gerekir. Yani cüzün yok oluşu küllün yok olmasına varır. Bu durumda, ömrün­de kelime-i şehadeti söylememiş bulunan dilsizin kâfir olması gerekir­di. Halbuki, böyle değildir.3

Nakli Delile gelince: Resulullahın (s.a.v.) şu sözüne bakalım: Ceb­rail ona iman nedir diye sorduğunda; «Allah’a, meleklerine, peygamber­lerine inanmandır» diye cevap vermiştir. İkrar etmen veya amel et­mendir diye bir söz etmemiştir. Cebrail ed karşılık olarak: «Bunu ya­pınca ben mümin olur muyum deyince de; «evet» demiştir, Resulullah (s.a.v.). Halbuki, amel ve ikrar imana dahil olsa, «hayır ayrıca ikrar edip amel etmekle mümin olursun» demesi gerekirdi. Tasdik ile yoru­mun da yanlış olması ortaya çıkardı. «Evet» sözünün de yalan olması icabederdi. Bu batıldır tabii.. Demek ki, sürekli tasdike bağlı olarak, sürekli yenileşen bir şekil de tasdikle mümkündür...

Bu anlatılanlardan, keramiyenin şu görüşünün da bâtıl olduğu apaçık anlaşılır: «İman İkrardan ibarettir.» Aynı şekilde Beşir bin Giyas'ın ve İbni Râvendi'nin «Sırf tasdiktir» sözü de yanlıştır. Hayır, İman dil ile ikrar ve kalb ile tasdikten ibarettir. Ama, kaderiyeden Cehm bin Saffan ile Ebu Hüseyn gibilerinin, «İman Sırf marifettir» sözü ise daha bâtıldır. Çünkü bunda tasdik yok. Hani bazı Yahudi ve Hristiyanlar da Peygamberimiz nübüvvetini biliyor ama tasdik etmiyor­lardı.

Nitekim, Cenabı Hak: «Onlar onu, kendi evlatları gibi kesin tanı­yorlardı..» buyurması bunu ifade eder. Böylece de, İmanımızın ve bağ­lılarının görüşü itiraz edilemez gerçek olarak ortaya vurur. Yine bilin­melidir ki, iman tektir ve esasta iman ehli birbirine denktir. Araların­daki üstünlük ise, takva yönündendir. Yani iman gerçekte artıp eksil­mez. Çünkü tasdik kesin karar ve şuur derecesine varmakla artma ve eksilmeden beri olmuştur. Âyette: «Onların imanı artar» ifadesi ve, benzeri ise, vahiy gelişindeki tecelliler ya da imanın sıfat ve sonucu kuvvet veya za'fı bakımındandır.4

Şeriatta, iman ve İslam aynı anlamdadır. Çünkü, İslâm boyun eğip itaat bildirmektir. Bu ise tasdikin kendisidir. Bu bakımdan ikisi birbirinden ayrılmaz. Bunu bize şu âyet-ilham eder: «Oradan mümin olan herkesi çıkardık. Ama orada bir müslümandan başkasının evini bulamadık.»

«Araplar inandık dediler. De ki, hayır iman ettik demeyin ama, İslam olduk deyin» âyetine gelince; bu «İslamın» zahiri bir teslimiyet ve inkıyad olduğunu ifade eder, batini değil...

Yine bilinmeli ki, mukallidin imanı sahihtir. Çünkü bir kişi, bir ha­ber verse, biri de ona inansa; onun falan şeye, filan haber verdiği için inandım demesi normaldir.

Bu ise taklit yolu ile tasdiktir ki, sahihtir. Ama araştırma ve tah­kiki terk ettiği için günahkârdır. Sebebine gelince, Resulullah (s.a.v.) 'in ve Hulafa-i Raşidinin; nazar yolunu anlayamıyacak cahil kimselerin imanını makbul görmüş olmalarıdır.

Bilinmelidir ki, yerde ve gökte Allahın dini tektir, o da İslamdır. Nitekim Cenab-ı Hak: «Allah indinde yegâne din İslamdır» buyuruyor. Ölçüsü ise orta yoldur: İfratla tefrit, teşbih ile ta'dil cebir ile kader em­niyetle ye'is arasındadır. 5Yarabbi bizi müslümanlar olarak Öldür, salih kişilere kavuştur.


Yüklə 0,75 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   29




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin