Resim San'atı'nda Zihinsel ve Bedensel Özürlülüğün Ele Alınışı


Portre Konulu Resimlerde Özürlü Figürlerin Durumu



Yüklə 488,38 Kb.
səhifə8/14
tarix02.11.2017
ölçüsü488,38 Kb.
#28639
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   14

2.4. Portre Konulu Resimlerde Özürlü Figürlerin Durumu




Resim 26 : Cinnet (Dr. Georget'in Kliniğinden Bir Deli Portresi/Deli Kadın),

Théodore Géricault, Güzel Sanatlar Müzesi-Lyon, Romantizm, Tuval üzeri yağlıboya.

"Géricault (Rouen 26.9.1791.Paris 26.1.1824), Burjuva bir ailenin çocuğudur. Carle Verne Guérin ve Gros'un derslerini izlemek üzere doğduğu kentten ayrıldı. Bu süre içinde hayran olduğu Rubens-Caravaggio ve Vélasquez'in Louvre Müzesi'ndeki yapıtlarının kopyalarını yaptı. Parıltılı ışık içinde, genel olarak heykelsi biçimler yaratmak sanatını onlardan öğrendi. Atalara vurgundu, bu nedenle manej ve haralarda sayısız çalışmalar yaptı."58

Fransa'dan ayrılıp İtalya'ya gitti(1816). Michelangelo'nun Sixtine Kilisesi'ndeki fresklerinin, Raphaello'nun resimlerinin ya da Caravaggio yapıtının usanmadan sayısız taslaklarını yaptı. Fransa'ya dönüşünde döneminin halk oyunu kızdıran çeşitli olayların resimlerini yaparak resmi bir siyasal silah olarak kullandı.

Yapıtlarındaki piramit biçimli hareket, ters ışık uygulamaları, dehşet ve çılgınlık sahneleri, siyasal ve felsefi düzey, ayrıntıların gerçekliğine karşın, onu resim alanında Romantizmin temsilcilerinden biri yapmıştır. Değişik bir ışık, daha "akışkan" bir hava, manzarayı bir başka biçimde ele alan ve rengi tablonun egemen öğesi durumuna getiren bir tarz keşfetti. Heyecanlı konulara özendi.

"İnsan varlığının sorgulanması ve kişiliğinin en aşırı uçlara kadar uzanan duygusal araştırma biçiminde dile gelen hastalıklı yönü bu sırada ortaya çıkıp gelişti; bu anlayış içinde Salpêtriére hastanesinde delilerin resmini yaptı. Nihayet, korkunç maddi ve manevi acılar çektikten sonra, 1824 yılında gerçek bir romantik kahraman olarak öldü."59 Bu dönemde ilk bilinç uyanması görülmüştür.

Sanatçı, bir ruh doktorunun teklifi ile deliler ve katiller üzerinde bir çok etüd yapmıştır. Akıl hastaları da hayatı boyunca en çok ilgi gösterdiği konulardan olmuştur.

Géricault'ın bu yapıtı 1830'larda ortaya çıkan fakat aslında 1660-1690 şiirle özdeşleşerek zemini hazırlanan Romantizm Akımı'nın en iyi örneklerinden biridir. Çünkü bu dönem içinde sanatçılar insan ruhunu ortaya çıkarmaya çalışmışlardır.".... Romantik sanat duyguya seslenir, ihtirası körükler, kişiliği öne sürer, ahenk yerine heyecanı, ideal güzellik yerine ifadeyi, karakterin abartılarak belirtilmesini tercih eder. Coşu, orji ve hareket belirgin romantik özelliklerdir. Genellikle, değişmeyen, belirgin şeyler yerine belirgin olmayan, sürekli değişen şeyler geçerli sayılır. İnsana faniliği anımsatan sonbahar, gece, romantik sanatın değerlendirdiği konulardır.mezar şiiri ve tasviri de romantizmin buluşudur."60

Géricault ile Romantizmi çok ileri bir düzeye ulaşmıştır. Sanatçı bu tablosunda da dramatik ifadeyi vermiştir. Tablolarında her zaman, bu çalışmasında da olduğu gibi aktüel konuları işlemiştir. Litografiyi sanat alanında ilk kullananlardan biridir.

Cinnet, hayal gücünü ve insanın duygularını, ruh halini en iyi yansıtan eserlerden biri olmuştur. Sanatçı, ruh hastası yaşlı kadının resmini bu ilkelerle izleyiciye sunmuştur. Kadının marazî karakteri, gözlerinin boş bakışı ve fersizliği, yüzünün donuk görünüşü derin bir psikolojik incelemeyle saptanmış ve sanatçı tarafından gözler önüne serilmiştir.

Géricault için ideal güzel yoktur. Bir ruh hastası ya da fiziksel engelli bir insanda estetik haz verecek şekilde resmedilebilir.



Resim 27 : Kesik Kulaklı Portre I, 1889, Vincent Van Gogh,(0,51 x 0,45), Mr-Mrs. Leigh, B.Block Collection, Chicago, Neo-Empresyonizm, Tuval üzerine yağlı boya.

1853'te Hollanda'nın Zundert şehrinde doğan Van Gogh Protestan bir papazın oğludur. "Çetin ve inançlı karakterinin oluşumunda bu dinsel kaynağın etkisi olmuştur. Bir galeride çalıştıktan sonra Londra'ya gitmiş, oradan da Paris'e gelmiştir. Londra'da geçirdiği umutsuz bir aşk olayı sanatçıyı olumsuz etkisi her zaman görülecek şekilde karamsar yapmıştır... Van Gogh'a kardeşi Théo her zaman yardımcı olmuştur. Ayrıca; iki kardeşin mektupları Van Gogh'un yaşamı ve sanat dünyası hakkında geniş ölçüde bilgi vermektedir."61 Paris'te empresyonistleri tanıyan Van Gogh zamanla kendi stilini bulmuştur.

Empresyonizmden uzaklaşan sanatçı renkleri aşırı derecede şiddetlendirerek, coşturarak güçlendirmiş, böylece kırmızı, sarı ve yeşil renklerle sınırsız ve korkunç insancıl ihtirasları anlatmak istemiştir.

Bir ara "iki yıl boyunca fakir madenciler ve köylüler arasında kendi hesabına gezici vaiz ve misyoner olarak yaşadı. Oldukça ileri bir yaşta 1878 yılının sonlarına doğru resme başladı; ileri derecede bir Millet hayranıydı."62

Van Gogh portre resimler de yapmıştır. Birçok peyzajları, portreleri sanatçının fırtınalı ruh halini dile getiri. Dramatik çalkalanma, umutsuz bir sesleniş asabi tuşlarla ifade olunmuştur. Hayatı boyunca, psikolojik problemler yaşamıştır. Ciddi, sinirli ve dengesiz bir ruh hali vardır. Sanatçının hasta mizacının huzursuzluğu tablolarında okunur. Kullandığı sarı renk, güneşin tatlı sarı rengi değil, hiddetin sembolleşmiş rengidir. Işık ise, gizemli bir ışıktır. Ressam olarak 5 yıl çalışma olanağı bulmuştur. Van Gogh duygularla yüklü yaşamına 29 Temmuz 1890 günü Fransa'nın Auvers-sur-Oise kasabasında intihar ederek son vermiştir.

Van Gogh, bir heykeltıraşın kabartma üstüne kil parçaları uygulaması gibi, tuvale fırçayla kalın bir boya hamuru vurarak çalışmıştır.

Karakalem çalışmalarında çoğunlukla, gerçekçi bir tutum benimseyen Van Goghy maden işçilerini, köylüleri ele almış, basit, sıradan konuları işlemiştir. "Doğayı seven ve basit şeylerin saf güzelliğini görebilen Van Gogh, düşsel görüntüler yerine, penceresinden görünen ağaçları betimlemeyi her zaman yeğleyeceğini söylemiştir."63 Karanlık, kasvetli gökler ve koyu renklerle, iç karartıcı manzaraları resmetmiştir. "Van Gogh'un gerçeği bir şiir biçiminde anlatmasında ve her nesneye her varlığa doğadaki her öğeye insan olmanın verdiği korkutucu duyguyu aktarmasında, onun acayip, vahşi kişiliğine ait izler buluruz."64

O'nu büyüleyen bir diğer etkende, o zamanlar çok moda olan Japon Sanatı idi. Tablolarında her şey keskin ve sivri hatlarla resmedilmiştir. Biçimler sanki işkence edilircesine zorlanarak garip helezonlar, kıvrımlar ve büklümler halinde çarpıtılmıştır Her nesne sanki sürekli hareket halindeymiş izlenimi vermektedir. "Van Gogh'un kıvrımlar, büklümler, kavisler halinde, hareketli ve süslü şeklilerden oluşan kendine özgü tekniği, hâlâ varlığını korumaktadır. Yaptığı portrelerin asimetrik oluşu, bu resimlerde dikkati çeken bir başka özelliktir."65 Çizgi ve rengin olanakları üzerinde yaptığı deneylerinde ve araştırmalarında Empresyonist ressamlardan da öteye gitmiştir. Van Gogh, Fovizm ve Ekspresyonizmin yolunu açarak, çağdaş sanata büyük katkılarda bulunmuş bir ressam olmuştur.

Van Gogh'un bu çalışması 1888'de Gauguin'le yaptığı bir tartışma sonucunda yaptığı bir tablosudur. Aynı tarihte Gauguin'i birlikte çalışmak için yanına çağırır. Fakat bir süre sonra araları bozulur. Paris'e dönmek isteyen Gauguin'i elinde ustura ile takip ederken O'nun kendisini görmesi ile hırsından kendi kulağını keser. Kendisini hemen hastaneye yatırırlar. Hastanede "Başhekim Dr. Rey, Vincent Van Gogh'un korkunç dehasını keşfeden ilk insandı. Bu anlayışlı hekimin iyi bakımı sayesinde biraz sükûnet bularak iki hafta sonra taburcu edildi. 1889 yılının 7 Ocak günü evine döner dönmez ilk işi "kesik kulaklı Portre"yi yapmak oldu. Beşerî unsurlar bakımından bu resimle kıyaslanabilecek ikinci bir portre daha yoktur diyebiliriz.Kesik Kulağı, gizleyen sargı, uçuk beniz, birbirlerine yakın ve boşluğa bakan gözler itirafnamelerin en samimisi, en realistidir. Sanatçı bu resimle ilgili olarak kardeşi Théo'ya yazdığı bir mektupta: "Yaşayan bir ölüye benziyorum" diyordu. Bu portre gerçekten de yaklaşmakta olan felaketin ilk habercisiydi.66

Tablonun kışkırtıcı, neredeyse manik yüzeyi, trajik ve kısa yaşamının sonuna yaklaşan sanatçının zihinsel durumunu da yansıtmaktadır. Van Gogh'un bu çalışması da şekil ve renk açısından yoğun, lirik bir güzellik taşıyan yapıtlarından biri olmuştur.

Noktalama ve fırça vuruşları ile gerçekleştirilmiş bu eser tamamen ressamın fiziksel ve psikolojik durumunu yansıtır. Cansız bir yüz rengi, anlamsız bakışları dikkati çeker. Rahat, süratli ve kendini sıkmadan, fırça ile isabetli olarak boyamıştır. Kendi tekniğini çok iyi yansıtır. Boya, çizer gibi sürülmüştür. Piposundan çıkan duman çember çember sürülmüştür. Arka arkaya fırça sürüşleri ile gerçekleştirilmiştir. Renkleri çizgi ve ifade öğesi olarak kullanmıştır.

Kendi portresini sık sık yapan ve ruhsal durumunu, şiddetli kırmızı ve yeşillerle vurgulamaya çalışan Van Gogh bu tablosunda da kendi kendisinin sebep olduğu fiziksel özrünü gözler önüne sermiştir. Ayrıca bakanı rahatsız eden, delilere özgü esrarengiz yüz ifadesini tuval üzerine çok iyi yansıtmıştır.

Döneminde, diğer tabloları gibi bu eserde fazla ilgi görmemiştir. Ancak bugün, Chicago'da özel bir koleksiyonda yer almaktadır.

Resim 28 : Kesik Kulaklı Portre II, Van Gogh.

Van Gogh'un eserini, bir psikopatın eseri olarak görmek yanlıştır. Tamamen bilinçli bir kişiliği, kendini çıkmazdan kurtarmaya çalışan bir sanatçının eseridir.

Sanatçı, kulağını kestikten sonra yaşadığı buhranı ve ifadelenmeyi, anlattığımız tabloya benzer bir şekilde ikinci kez resmetmiştir. Bu tabloda, daha şiddetli renk kullanımı, kırmızıya verdiği ağırlık ve ifadedeki durum, şiddeti, nefreti alabildiğince yansıtır. Sanatçı bu çalışmasını 1889'da Sain-Remy'de yapmıştır. Tuval üzerine yağlıboya tekniği ile yapılan eser, 57 x 43,7 cm. ebatlarındadır. Bugün New York'ta, Mrs. John Hat Whitney Koleksiyonunda yer almaktadır. Arka fonda ise, Japon Sanatının örneklerinden, kendi yorumladığı bir tablo görülmektedir.

Resim 29 : Celestina(Pablo Picasso, 60x81), Picasso Müzesi, Paris,

Picasso'nun Mavi Dönemi, Tuval üzerine yağlıboya.

"Celestina or Woman with a Cast Celestina"67

1904 yılında, Mart ayında Barcelona'da yapılmış bir tablodur. Picasso'nun Mavi Dönemine ait bir çalışmasıdır. Tablodaki kadının gözü kördür. Geleneksele her şeyi ile karşı çıkış duygusu içinde bulunan sanatçı bu fiziksel engelli diye nitelendirilebilecek kadını usta bir portrecilikle resmetmiştir.Kadının, normal gözünün anatomik yapısı ile normal dışı görünen gözünün anatomik yapısı arasındaki bariz fark büyük bir gerçekçilikle işlenmiş, bizlere sunulmuştur. (Açıklama: Araştırmanın devam eden kısmında, sanatçının diğer eserlerinden de örnekler verilip, hayatı ve sanat görüşüne dair bilgiler sunulacaktır).



Yüklə 488,38 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   14




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin