Birinci Bölüm / allah'i tanimak



Yüklə 1,3 Mb.
səhifə7/80
tarix21.08.2018
ölçüsü1,3 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   80

Sonuç


Bu incelemelerden çıkarılan sonuç şudur: Dünya görüşü konusundaki meselelerin çözümünü arayan birinin önündeki yegâne açık yol akıl ve mantık yoludur, bu nedenledir ki gerçek "dünya görüşü"nü felsefî dünya görüşü olarak tanımlamak gerekir.

Bu arada şunun altını çizmekte yarar var: Söz konusu meselelerin çözümünü sırf akla özgü bilmek ve dünya görüşünü de felsefî görüşten ibaret saymak, doğru dünya görüşüne ulaşabilmek için bütün felsefî konuları çözmek gerektiği şeklinde anlaşılmamalıdır. Bilakis, dünya görüşünün en temel meselesi olan tanrının varlığını ispatlamak için gayet basit ve netliğe yakın birkaç felsefî meseleyi çözebilmek kâfidir. Ancak, bu tür konularda uzmanlık kazanıp her nevi şüphe ve soruyu cevaplayabilecek kapasiteye ulaşmak da elbette ki daha etraflı ve geniş felsefî etütlerde bulunmayı gerektirmektedir.

Yine, temel meselelerin çözümü için gerekli, faydalı bilgileri akıl ve mantık yoluyla elde edilen bilgilerden ibaret varsaymak, bu konuların çözümü için diğer bilgi türlerine kesinlikle başvurulmaması gerektiği anlamına da gelmez. Bilakis, birçok aklî istidlallerde (uslamlamalarda) fıtrî bilgi veya duyu ve deney yoluyla edinilen ön bilgilerden de pekâlâ yararlanılabilir.

Nitekim sânevî ve itikadî füruatla ilgili meselelerin çözümleri için taabbudî bilgilerden yararlanmak ve bunları dinin muteber kaynakları olan Kitap ve sünnet hükümleri esasınca ispatlamak mümkündür. Böylece, doğru dünya görüşü ve ideolojiye ulaştıktan sonra irfan ve tarikatın seyr-u süluk merhalelerini kat edip bir takım mükâşefe ve müşahedelere ulaşabilmek ve aklî ispatlama yollarıyla elde edilenlerin pek çoğunu, zihnî mefhumları kullanmaya gerek bile kalmadan anlayıp idrak edebilmek de pekâlâ mümkün olabilir.


Sorular:


1- İnsanın bilme ve öğrenme yollarını ve bunlardan her birinin sahasını açıklayınız.

2- Kaç tür dünya görüşü tasavvur edilmektedir?

3- Dünya görüşünün temel meseleleri hangi yolla ispatlanabilir?

4- Bilimsel dünya görüşünü eleştiriniz.

5- Dünya görüşüyle ilgili meselelerin anlaşılmasında tecrübî ve deneysel bilgilerden nasıl yararlanılabilir?

6- Akidevî meselelerin ispatında taabbudî bilgilerden nasıl ve hangi durumlarda yararlanılabilir?

7- İrfânî dünya görüşü nedir? Dünya görüşünün temel konularını irfanî müşahedelerle çözebilmek mümkün müdür? Neden?

5- ALLAH'I TANIMA

Giriş


Dinin temelini âlemi yaratan Allah'ın varlığının oluşturduğunu, asıl farkın ise varlık âlemine ilâhî bakışla maddî bakış ve yine bu inancın varlık ve yokluğunda olduğunu gördük.

Dolayısıyla, hakikati arayan kimse için söz konusu olan ve her şeyden önce doğru cevabı bilmesi gereken ilk konu Allah'ın varlığıdır. İnsan bu hususta kesin sonuca varmak için aklını kullanmalıdır.

İkinci aşamada ise sıra ayrıntılara (vahdet, adalet ve Allah'ın diğer sıfatlarına) gelir.

Şuhudî (Sezgisel) ve Zihnî Bilgi


Allah Teâla’yı iki değişik yöntemle tanımak mümkündür. Biri şuhudî ve sezgisel bilgi yoluyla tanıma ve diğeri ise zihnî bilgi yoluyla tanıma.

Allah Teâla hakkında şuhudî bilgiden maksat, zihnî kavramlar vasıta olmadan bir nevi içsel ve kalbî müşahedeyle Allah'ı tanımaktır.

Açıktır ki, bir kimsenin Allah hususunda bilinçli müşahedesi olursa (ariflerin iddia ettiği gibi) aklî delil ve ispata ihtiyacı kalmayacaktır. Ama normal[1] insanların bu sezgisel bilgiye ulaşabilmeleri, kendilerini yetiştirip bir takım irfanî seyr-ü süluk merhalelerini geride bırakmalarına bağlıdır. Evet, Allah Teâla hakkında şuhudî bilginin zayıf merhaleleri her ne kadar normla insanlarda da varsa, bu müşahede bilinçsiz olduğu için bilinçli bir dünya görüşünün oluşması için yeterli değildir.

Zihnî tanımadan maksat ise, insan "her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, yaratıcı, ihtiyaçsız vb." gibi tümel kavramlarla Allah Teâla hakkında müşahede türünden zihnî bir bilgi kazanması ve "âlemi yaratanın varlığına" inanmasıdır. Daha sonra diğer zihnî bilgilerini de buna ekleyerek uyumlu bir inanç düzeni (dünya görüşü) elde etmesidir.

Aklî ve felsefî delillerden doğrudan doğruya elde edilen işte bu zihnî bilgidir. Böyle bir bilgiye ulaştıktan sonra insan bilinçli şuhudî bilgiye de ulaşabilir.

 

[1]- Böyle bilinçli bir müşahedeye sahip olan istisnaî kişilerin varlığı inkâr edilemez elbette. Nitekim biz, peygamberlerin ve masum Ehlibeyt İmamları'nın çocuklukta bile bu tür müşahedeye sahip olduklarına inanıyoruz.


Fıtrî Tanıma


Birçok din önderlerinin, ariflerin ve hekimlerin sözlerinde "Allah'ı tanıma fıtrîdir" veya "İnsan fıtrî olarak Allah tanır." gibi tabirlerle karşılaşmaktayız. Bu sözlerin doğru anlamlarını anlayabilmek için "fıtrat" kelimesi hakkında bir açıklama yapmak zorundayız:

Fıtrat, Arapça bir kelime olup yaratılış şekli anlamındadır; dolayısıyla ancak bir varlığın yaratılışının gerektirdiği şeylere "fıtrî" tabiri kullanılabilir. Bu nedenle, fıtrî olan her şeyin şu üç özelliğe sahip olması gerekir:

1- Her varlık türünden var olan fıtriyat, şiddet ve zaaf açısından farklı olsa da o türden olan diğer bütün bireylerde de var olur.

2- Fıtrî şeyler tarih sürecinde daima varlıklarını korurlar. Dolayısıyla; bir varlığın fıtratının bir dönemde bir şeyi ve başka bir dönemde de başka bir şeyi gerektirmesi imkânsızdır.[1]

3- Fıtrî şeyleri, her ne kadar güçlendirme veya yönlendirmek için eğitime ihtiyaç olsa da varlığın yaratılışının gereği olmaları açısından oluşumlarında öğretme ve öğrenmeye ihtiyaç yoktur.

İnsanın fıtriyatını ikiye ayırabiliriz:

1- Her insanın eğitime ihtiyaç duymadan sahip olduğu yaratılışının gereği (fıtrî) olan bilgiler.

2- Her insanın eğitime ihtiyaç duymadan sahip olduğu yaratılışının gereği olan eğilim.

Buna binaen, her insan eğitim ve öğrenmeye gerek duymadan Allah'ı tanımaya muktedir olursa buna "Allah'ı fıtrî olarak tanıma" diyebiliriz. Ve eğer bir insanda Allah'a yönelme ve O'na tapma eğilimi diye bir özellik bulunursa bunu da "Fıtrî olarak Allah'a tapma" diye adlandırabiliriz.

Birçok bilgin, din ve Allah'a yönelişi insanın psikolojik eğilim ve özellikleri olarak tanımlayıp bunu "din hissi" veya "dinî duygu" diye isimlendirmiştir.

Bizce Allah'ı tanımak da insanın fıtratının bir gereğidir. Ama "Allah'a tapma fıtratı" bilinçli bir yöneliş olmadığı gibi, "Allah'ı tanıma fıtratı" da sıradan insanları Allah'ı tanımak için aklî çabadan mustağni kılacak kadar bilinçli bir tanıma değildir.

Ancak, şu noktayı da unutmamak gerekir ki, her insan en azından fıtrî ve sezgisel tanımanın zayıf bir derecesine sahip olduğu için bir az kafa yorarak ve kısa yollu bir istidlale başvurarak Allah'ın varlığını kabul edip, tedricen bilinçsiz olarak var olan sezgisel ve şuhudî tanımasını güçlendirebilir ve neticede bu hususta yüksek bir bilince erişebilir.

Kısacası, Allah'ı tanımanın fıtrî oluşu demek, insanın kalbinin Allah'ı tanıdığı ve ruhunun derinliklerinde bilinçli olarak Allah'ı tanıma yeteneğine sahip olduğu anlamındadır. Fakat bu fıtrî yetenek sıradan insanlarda onları tamamen düşünme ve aklî ispattan ihtiyaçsız kılacak derecede değildir.



Yüklə 1,3 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   80




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə