I d I n I a V a 3IV1ho nin

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.6 Mb.
səhifə90/140
tarix30.12.2018
ölçüsü8.6 Mb.
1   ...   86   87   88   89   90   91   92   93   ...   140

VALİDE ÇEŞMESİ

362


363

VALİDE MEKTEBİ

maları sırasında Pertevniyal Sultan'ın türbesi ile muvakkithane ve sebil kaldırıldı. Sebil, 1968'de caminin avlusuna, hem de önündeki avlu duvarının yıkılarak sebilin yola açılmasını sağlayacak biçimde yeniden kuruldu. Yol açımı sırasında Millet Caddesi'nin kotu yükseltildiğinden, avlunun güney kapısı yoldan aşağı düzeyde kaldı. Doğudan batıya uzanan bir rampa ile kapıya ulaşım sağlandı. 1969'da başlayan altgeçit ve üst yol çalışmaları sonunda cami de iyice gömülü bir pozisyona itildi. Bibi. C. E. Arseven, Türk Sanatı Tarihi, ist., ty, s. 429; H. Edhem, Nos Mosquees de Stambo-ul, ist., 1934, s. 132; S. Eyice, "İstanbul (Tarihi Eserleri)", lA, V/2, 1214/63; Öz, İstanbul Camileri, I, 151; K. Pamukciyan, "Serkis Balyan", ISTA, IV, 2094; H. Şehsuvaroğlu, İstanbul, 155; Uluçay, Padişablann Kadınları, 124-126.

AFÎFE BATUR



VALİDE ÇEŞMESİ

Beşiktaş Ilçesi'nde, Valideçeşme ya da Viş-nezade olarak anılan semtte, Spor Cadde-si'nde yer alır.

Abdülmecid tarafından annesi Bezmi-âlem Valide Sultani) adına 1839/1255'te yaptırıldığı, üç tarih beytinde de belirtilmektedir. Kitabelerden biri Ziver, ötekisi ise Şükrü tarafından yazılmıştır. Çeşme

Valide Camii ve Sebili.

Ali Hikmet Varlık, 1994

1985'te TBMM Milli Saraylar Dairesi Başkanlığı tarafından onarılmıştır.

Mermer kaplı, dört cepheli bir meydan çeşmesi olan Valide Çeşmesi II. Mahmud döneminde (1808-1839) yaygınlaşan ampir üslubunun(->) özelliklerini taşır. Dört cephede de benzer bir düzenleme uygulanmıştır. Dikdörtgen prizma gövde düşey olarak biçimlenir. Cephe düzenlemesinde musluk az derin dikdörtgen niş içine alınmıştır. Musluk aynataşımn ekseninde, birbirini çapraz kesen yivli gövdeli iki meşaleyi alttan ve üstten birer kurdele dolanır. Bu bezeme grubunun üzerinde rozetlerle oluşan ters armut biçiminde çelenk ve defne dalları vardır. Çelenk ucunda yine kurdele örgesi kullanılmıştır. Simetri ekseninde uçları kıvrılmış uzun yapraklardan bir demet bulunmaktadır.

Musluğun iki yanında yapraklarla çevrili simetrik mısır örgeleri uzanmaktadır. Bu grup bir çerçeve içine alınmıştır. Çerçevenin simetri eksenine rozetler yerleştirilmiştir. Musluk yalağı dışbükey kıvrımlıdır. Yanlardaki setler yalaktan ayrı tasarlanmıştır. Setlerin ön yüzlerinde musluk çevresindeki bezeme yinelenmiştir.

Az derin nişin üzerinde, dikdörtgen çerçeve içinde yazıt yer alır. İki yanında yuka-

rıdaki baştabanı görsel olarak destekleyen ikişer kare kesitli kolon, cephe düzenini tamamlar. Kolonlardan köşedekilerin gövdesi yatay yivlidir, ikincileri ise düşey yivlidir. Kolonların başlıkları Dor düzenindedir. Baştabanda eksen üzerinde yuvarlak madalyon içinde Abdülmecid'in tuğrası vardır. Madalyondan iki yana yaprak örgelerinden oluşan değişik bezeme öğelerinden bir friz boydan boya uzanır. Çeşme tasarımı az derin bir saçakla son bulur. Çeşmenin arkasında gene Bezmiâlem Valide Sultan tarafından yaptırılmış etrafı parmaklıkla çevrili, mihrap taşı bulunan bir namazgah yer alır.



Bibi. Tanışık, İstanbul Çeşmeleri, II, 189; İSTA, V, 2733; A. Egemen, İstanbul'un Çeşme ve Sebilleri, ist., 1994, s. 208.

AYLA ÖDEKAN



VALİDE HANI

Eminönü Ilçesi'nde, Mercan'da, Çakmakçılar Yokuşu ile Fırıncılar Yokuşu arasında, yolun şartlarına ve bulunduğu alanın topografyasına bağlı olarak konumlanmışür. Yapı, Kösem Sultan'ın(->) Üsküdar'da inşa ettirdiği küçük ölçekli yapılar topluluğu olan Çinili Külliyesi'ne(-0 vakfedilmek üzere, gene Kösem Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. IV. Murad döneminde (1623-1640) inşa edilmiş olan Valide Hanı en geniş yerinden alınan ölçüleri itibariyle 98xl68 m ölçüsünde bir alana, üç avlu üzerinde planlanmıştır.

Büyük ve Küçük Valide Hanı olarak isimlendirilen yapının plan kuruluşu, bütünüyle inşa alanının topografyasıyla ilgilidir. Çakmakçılar Yokuşu'na açılan cephesini oluşturan bölümde üçgen konumlu bir avlu etrafında revaklar ve revakların gerisinde iki kenar boyunca düzenlenmiş mekânlar yer alır. Bu revaklı avlu ve mekânlardan oluşan ön yapı, sonraki 60x63 m ölçüsün-deki revaklı büyük avlu etrafında yer alan mekânlardan meydana gelen "Han-ı Kebir" denilen yapı bloğuna revak altındaki tonozlu bir girişle bağlanır.

Büyük Valide Hanı'nm bu bölümünün, han-kervansaray mimarisinde çokça kullanılan revaklı kare avlu etrafındaki mekân sıralarından oluşan plan şemasında inşa edildiği görülür.

Han-ı Sagir adı ile anılan Küçük Valide Hanı ise Fırıncılar Yokuşu'na kadar uzanan alanda, bulunduğu yerin imkân verdiği şekilde 15x56 m ölçüsündeki enine dikdörtgen, revaklı bir avlu etrafında yer alan, birer pencere ve kapı ile revak altına açılan mekânlar şeklinde planlanmıştır.

Hanın Çakmakçılar Yokuşu cephesinde, hafif sağda yer alan basık taş kemerli kapı ve tonozlu giriş mekânıyla üçgen biçimli avluya girilmekte, girişin solunda revak altından bir merdivenle üst kata çıkılmaktadır. Yapının üçgen avlu etrafındaki zemin ve üst kat mekânları, yolun eğimine ve kenarına uyan şekillerde, kare, dikdörtgen hacimler gibi revakların gerisinde sıralanır.

Bu mekânlardan zemin kattakilerin arkasında bir sıra dükkân yola bağlı cepheyi oluşturmakta, soldan iki dükkân geniş

ve basık kemerli, diğerleri sivri kemerli olarak yer almaktadırlar. Zemin katın dükkân kemerleri ve konsol çıkmalı giriş üstündeki mekân, cephenin bütününde enine hatlar oluşturmakta, üst katın yuvarlak şekilli tuğla-derz kemerlere sahip pencereleri ise dikey hatlarıyla cephede dengeli bir görünüş sağlamaktadırlar. Bu cepheyi üstten bir taş saçak silmesi dolanır. Cephe dokusu ise taş-tuğla-derz sıralarından oluşmuştur.

Üçgen avlu etrafındaki iki katlı revak düzenlemesinde de taşıyıcı örme payeler üzerinde tuğla-derz kemer sistemi ile taş-tuğla-derz duvar dokusu her üç avlu cephelerinde de görülür.

Büyük Valide Hanı, sokak ve topografyaya uyulan üçgen avlulu ön bloktan, revak altına açılan bir geçişle girilen ve bir meydanı andıran büyük avlu etrafında hemen hemen düzgün kareye yakın planıyla iki katlı olarak düzenlenmiştir.

Örme taş payeler ve kemerlerle taşınan iki katiı revaklar tuğla-derz dokulu sivri kemerdir. Revaklarda yükselen taş merdivenler iki katı birleştirir. Zemin kat mekânları revak altına birer yuvarlak, taş kemerli kapı ile açılmakta iken, üst kat mekânları birer kapı ve birer de pencere ile açılırlar. Her mekân dışa birer pencere ile açılmakta ve odalardan bazılarında ocak ve nişler özgün durumunu kaybederek günümüze ulaşmış bulunmaktadırlar. Zemin kat revakları ve mekânları beşik tonoz örtü sistemine sahip olup, üst katta revaklar tonoz, mekânlar ise kubbe ile örtülüdür. Bu örtü sistemlerinin zaman içinde çeşitlilik gösteren yapı malzemesiyle onarıl-dığı görülür.

Büyük Valide Hanı'nm kuzeydoğu cephesi, topografya nedeniyle yüksek olduğundan bu cephede duvar dokusundan taşan duvar payeleri, iki katın pencere düzenlemelerinin de etkisiyle taş-tuğla-derz dokulu cephe duvar dokusunun yatay hatlarına karşı dikey hatların hâkim olduğu bir cephe olmuştur.

Hadîkatü'l-Cevâmi'de Büyük Valide Hanı'nm Üsküdar'daki Çinili Külliyesi vakfı olduğu belirtilirken, han içindeki mescidin de aynı baninin eseri olduğu belirtilir. Hanın batı köşesindeki tonozlu bir ko-

ridorla "Han-ı Sagir" adı verilen üçüncü bölüme revak altından avluya girilir. Dar dikdörtgen avlu etrafındaki taş örme payeler ve kemerlerle iki katlı revaklar ve mekânlar birer kapı ve birer pencere ile revak altına açılan mekânlar ile topografyaya bağlı olarak bir koridor üzerine bir sıra halinde yer alan mekânların birer pencereli duvar dokusu Fırıncılar Yokuşu'ndaki kuzeybatı cephesini oluşturmakta, bu cephe yol kenarına bağlı olarak kırık bir şekilde yer almaktadır.



Evliya Çelebi, Seyahatname'de İstanbul hanları ile ilgili bilgi verirken, Büyük Valide Hanı'nm Cerrah Mehmed Paşa'nın saray alam üzerinde 300 odalı ve iki katlı olarak inşa edildiğini ve bir tarafında "ci-hannüma kulesi" bulunduğunu, develiği ve bir adet at ve katır alır ahırı, ortasında cami-i şerifinin bulunduğunu bildirir. 21 Mart 1926'da "Han-ı Sagir" bölümü çöken hanın avlusunun kuzeydoğusunda 12x12 m ölçüsündeki içi dilimli kubbesiyle "ci-hannüma kulesi" yer almaktadır. Gurlitt'in içinin katiara bölünmüş, S. Eyice'nin ise Bizans karakterinde olduğunu bildirdiği bu kule, bulunduğu alan göz önünde tutulacak olursa, Büyük Valide Ham'ndan önce burada mevcut olduğu söylenen Cerrah Mehmed Paşa'nın sarayına ait bir "cihan-nüma kulesi olabileceği düşüncesi akla daha yakın görülmektedir.

Günümüze orijinal dokusundan kayıplarla ve uygun olmayan ilave ve onarımlarla ulaşan Büyük Valide Ham, R. E. Koçu' nün aktardığı bilgilerle başlıbaşına bir tarihin yaşandığı yapı olarak da önemlidir. Bibi. Ayvansarayî, Hadîka, I; Evliya Çelebi, Seyahatname, II, ist., 1970, s. 325; Eyice, İstanbul, 26; Gurlitt, Konstantinopels, 51; Güran, istanbul Hanları; G. Güreşsever (Cantay), "Anadolu'da Osmanlı Devri Kervansaraylarının Gelişmesi", (yayımlanmamış doktora tezi), ist., 1975; R. E. Koçu, "Büyük Valide Ham", İSTA, VI, 3307-3312.

GÖNÜL CANTAY



VALİDE MEKTEBİ

21-Mart 1850'de istanbul'da Cağaloğlu'nda açılan rüştiye üstü ilk sivil okul. Adı, açılışından kısa bir süre sonra Meclis-i Vâ-lâ'nın kararı ile Darülmaarif olmuştur. " Abdülmecid'in bir iradesiyle açılan oku-

Valide Ham'nın planı.

Goodwin, Ottoman Archüecture

lun yapını ve donatım giderlerini, padişahın annesi Bezmiâlem Valide Sultan(->) karşılamış ve bir de vakıf tesis etmiştir. Valide Mektebi'nin açılış amacı, kurulması tasarlanan Darülfünun'a(->) öğrenci, saray ve Babıâli kalemlerine de memur yetiştirmekti. Kemal Efendi'nin (Paşa) Mekâtib-i Umumiye nazırlığı sırasında Darülmuallimin(->) açıldığı gibi, Avrupa'daki lise ve jimnaz-lar örnek alınarak İstanbul'da da aynı düzeyde bir okul açılması, Abdülmecid ve Sadrazam Mustafa Reşid Paşa tarafından kabul edildi. Bu okula, tutucu çevrelerin tepki göstermemesi için de Bezmiâlem Valide Sultan yapım ve vakıf giderlerini üstlendiği gibi kuruma da Valide Mektebi adı verildi. Mekteb-i Maarif-i Adliye(-»), Mek-teb-i Ulum-ı Ebediye(->) adı ilk rüştiyele-rin(->) üstünde ve.3 yıllık olan okul tamamlanınca Nazır Kemal Efendi, padişahın ve devlet erkânının katılacağı büyük bir açılış töreni düzenledi. O gün Abdülmecid, yanında oğlu Şehzade Murad (V. Murad) ve kızı Fatma Sultan olduğu halde okula geldi. Girişte devlet erkânı, Kemal Efendi ve okula atanan öğretmenlerce karşılandı. Sultan Mahmud Türbesi'nin bahçesindeki okulu ve çevresini davetliler doldurmuştu. Duadan sonra padişah Kemal Efendi'ye yaklaşarak çocuklarına "Efendinin elini öpünüz, bundan sonra sizin hocanız efendidir" dedi. Kemal Efendi'ye hitaben de "Bunları dest-i terbiyenize tevdi ediyorum, diğer taliplerle müsavi tutmanızı rica ederim" dedi.

Takvim-i Vekayi'de okulun açılışına ve kayıt kabul koşullarına ilişkin olarak uzun bir de haber yayımlandı. Sultan Mahmud Türbesi bitişiğinde, Bezmiâlem Valide Sultan tarafından yaptırılan okulun açıldığı, yapının büyüklüğünün ve görkeminin herkesi hayran bıraktığı, muallimlerinin ve hizmetlilerinin çokluğu, burada fünun ve maarif derslerinin gösterileceği, ayrıca Da-rülfünun'a mahreç (hazırlık) olacağı, Valide Mektebi'nde okuyanların resmi dairelere de alınacakları, bu konuların Meclis-i Umumi-i Maarifte görüşüldüğü, ancak okula kaydedilmek .üzere rüştiye mezunları o yıl bulunmadığından, bir imtihanla öğrenci alınacağı; başvuranların, Kuran'ı layıkıyla okuma, tecvid ve ilmihal, namaz sureleri, Avamtlve İzhar risaleleri, Arabi, Farisi, el yazısı işlekliği, hesap ve coğrafya derslerinden yoklanacakları; okulun ders programının ise hazırlanacak bir nizamname ile belirleneceği, okulu bitirenlere Meclis-i Maarif şahadetnamesi verileceği, diploma alanların imtihan edilmeden saray ve Babıâli kalemlerine kabul edilecekleri Takvim-i Vekayi'de açıklandı. Az sayıda öğrencinin kabul edildiği okula o yıl hikmet-i tabiiye, heyet, hendese dersleri de konuldu. Yıl sonunda yapılan sınavda da başarılı olanlar üst sınıfa geçirilerek derece alanlarına "sınıf-ı evvel mütemayizi" rütbesi verildi, imtihanları izleyen Abdülmecid, okuldaki çalışmalardan çok memnun kaldığını bildirdi ve Nazır Kemal Efendi ile muallimleri kutladı. Okulda öğrenci gözüken Şehzade Murad ile Fatma Sultan'a da birer nişan takıldı. Fakat

VALİDE SULTAN HAMAMI

364


365 VAN MILUNGEN, ALEXANDER

Bibi. M. S. Akpolat, "Fransız Kökenli Levanten Mimar Alexandre Vallaury", (Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yayımlanmamış doktora tezi), 1991; T. Artan, "Topkapı Sarayı Arşivi'ndeki Bir Grup Mimari Çizimin Düşündürdükleri", Topkapı Sarayı Müzesi, Yıllık, S. 5 (1992), s. 7-57; A. Batur, "19. Yüzyıl İstanbul Mimarlığında Bir Stilistik Karşılaştırma Denemesi: A. Vallaury/R. d'Aronco", Osman Hamdi Bey ve Dönemi Sempozyumu, İst., 1993, s. 146-158; S. Birsel, Ah Beyoğlu, Vah Beyoğlu, ist., 1981; C. Can, "İstanbul'da 19. Yüzyıl Batılı ve Levanten Mimarların Yapıları ve Koruma Sorunları", (Yıldız Teknik Üniversitesi, yayımlanmamış doktora tezi), 1993; O. Ceylan, "Afif Paşa Yalısı, Osman Reis Camii ve A. Vallaury", (Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, yayımlanmamış yardımcı doçentlik çalışması), 1990; M. Cezar, Sanatta Batıya Açılış ve Osman Hamdi, ist., 1971; ay, Güzel Sanatlar Eğitiminde 100 Yıl, ist., 1983; S. Çandarlı, "80 Yıl Önce Beyoğlu", Yıllarboyu Tarih, 1980, S. 4, s. 65-75, S. 5, s. 65-73, S. 6, s. 67-75; Z. Çelik, The Remaking of istanbul, Washington, 1986; E. Delaire, Leş Architectes Eleves de l'Ecole deş Beaux-Arts, Paris, 1907; S. N. Duhani, Eski İnsanlar, Eski Evler, 19. Yüzyılda Beyoğlu'nun Sosyal Topografyası, İst.,

şehzade ve sultan, saraya giden muallimlerden ders almaktaydılar.

Kemal Efendi'nin padişahtan aldığı güçle İstanbul medreselerini de ıslaha kalkışması, kendisine karşı olan tutucu kesimleri harekete geçirdi, îmamzade Esad Efendi ile yandaşlarının aleyhindeki girişimleri sonucu, durum Meclis-i Vâlâ'da görüşüldü, tmamzade Esad Efendi ile Kemal Efendi'nin meclis önünde kavga etmeleri üzerine her ikisi de görevlerinden alındı. Kemal Efendi, incelemelerde bulunmak üzere Avrupa'ya gönderildi. Meclis-i Vâlâ, Valide Mektebi'nin adını Darülmaarif e çevirdi. Mekâtib-i Umumiye Nazırı Muavini Vehbi Molla'nın önerisi üzerine de okul, 1851'de sıbyan mektebine dönüştürüldü. Aynı yıl, Encümen-i Dâniş(->) de bu okulda çalışmaya başladı.

Darülmaarif 19 Aralık 1873'te istanbul'un ilk idadisi oldu ise de 25 Eylül 1883' te lağvedildi ve öğretmenleri başka okullara dağıtıldı. 1914-1915 öğretim yılında ise okul binasında Bezmiâlem Valide Sultanisi açıldı.

Valide Mektebi (Darülmaarif) günümüzdeki Vefa Lisesi'nin(->) temeli sayılır. Onarım ve tadillerle korunan binasında ise halen Cağaloğlu Anadolu Lisesi hizmet vermektedir.

Bibi. Takvim-i Vekayi, S. 427 (1266); Mec-mua-i Ebüzziya, S. 120 (18 Zilkade 1329); Ergin, Maarif Tarihi, II, 375-379; C. Antel, "Tanzimat Maarifi", Tanzimat, l, ist., 1940, s. 446-448; Nafi Atuf (Kansu), Türkiye Maarif Tarihi Hakkında Bir Deneme, I, İst., 1930, s. 91; H. Â. Yücel, Türkiye'de Orta Öğretim, İst., 1938, s. 4-5; F. R. Unat, Türkiye Eğitim Sisteminin Gelişmesine Tarihi Bir Bakış, Ankara, 1964, s. 43-45.

NECDET SAKAOĞLU



VALİDE SULTAN HAMAMI bak. AYAKAPI HAMAMI

VALİLER

ildeki en yüksek mülki amir.

1826'ya kadar istanbul'un, bugünkü valilere tekabül eden en yüksek mülki amiri istanbul efendisi diye de adlandırılan

Vefa Poyraz, 1967'de Rami-Maltepe yolu yapımı sırasında çalışmaları izlerken. Cumhuriyet Gazetesi Arşivi

CUMHURİYET DÖNEMİ VALİLERİ

A. Haydar (Yuluğ) 1923-1924

Raşit(Bigat) 1924-1924

S. Sami (Kepenek) 1924-1927

Mithat Bey 1927-1928

Muhittin Üstündağ 1928-1938

Lütfi Kırdar 1938-1949

Fahrettin Kerim Gökay .. 1949-1957

Mümtaz Tarhan 1957-1958

Ethem Yetkiner 1958-1960

Refik Tulga 1960-1962

Niyazi Akı 1962-1966

Vefa Poyraz 1966-1973

Namık Kemal Şentürk ... 1973-1977

ihsan Tekin 1977-1978

Orhan Alaattin Erbuğ .... 1978-1979

Nevzat Ayaz 1979-1988

Cahit Bayar 1988-1991

Hayri Kozakçıoğlu 1991-

İstanbul kadısıydı (bak. İstanbul Kadılığı). Ama onun yanında vezirazam(->) ile sadaret kaymakamının(-») da idare görevleri vardı. 1826'dan sonra İstanbul'da, İhti-sab Nezareti kuruldu ve ihtisab nazırı kadının önemli yetkilerine sahip oldu. 1846'da İhtisab Nezareti'nin bazı yetkileri Zaptiye Müşirliği'ne devredildi (bak. idari yapı; ihtisab).

İstanbul'un yönetimi, payitaht olması ve bir bakıma doğrudan saraya ve padişaha bağlı sayılması yüzünden, her zaman diğer vilayetlerden farklıydı. 1867'de, Osmanlı Devleti'nin idari yapısı yeniden örgütlenmeye çalışılırken, bütün vilayetlere valiler atanmış, ancak İstanbul'da valilik görevi, eskiden olduğu gibi, Zaptiye Mü-şirliği'nin uhdesinde kalmıştır. 1869-1870' te yayımlanan "Dersaadet ve mülhakatı idare-i zabıta ve mülkiye ve mehakimi nizamiyesi hakkında"ki özel bir nizamname ile zaptiye müşirine İstanbul valisi unvanı verilmiştir.

1855'te şehremaneti(~») kurulduktan sonra, İstanbul'da, daha sonra valilerin, yani mülki otoritenin elinde bulunacak olan yetkilerin büyük bölümü yerel yönetimin başı olması gereken şehreminlerinde(->) toplanmıştır.

1908'de, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'un idari yapısı yeniden tartışma konusu olurken İstanbul'un diğer vilayetlere göre farklı ve ayrıcalıklı durumunun kaldırılması öngörülmüş, ancak asaleten vali atanmamış, .şehreminleri vali vekili olarak da görev yapmışlar, vilayet şehre-manetinin gerisinde kalmayı sürdürmüştür.

Cumhuriyet'ten sonra, 1958 sonuna kadar vilayet ve belediye örgütleri ile yasaları ayrı olmakla birlikte valilik ve belediye başkanlığı aynı kişide toplanmaya devam etmiştir. Bu iki makam ve unvan ilk defa Aralık 1958'de, Kemal Aygün'ün(-0 belediye başkanlığı sırasında ayrılmış, 27 Temmuz 1963 tarihli yasa ile İçişleri Bakanlı-ğı'na bağlı valiler hükümetin atamasıyla

gelirken, belediye başkanlarının seçimle gelmesi ilkesi benimsenmiştir.

İSTANBUL


VALLAURY, ALEXANDRE

(2 Nisan 1850, istanbul - 2 Mayıs 1921, İstanbul) Fransız asıllı mimar.

Varlıklı ve tanınmış Levanten bir ailenin çocuğu olarak Pera'da doğdu. İstanbul'un en tanınmış pastacısı olan, sarayla da ilişkisi bulunan babasının dükkânı Hristaki Pasajı'nın yanındaydı. Ünlü Lebon Pastane-si'nin(-0 kurucusu da A. Vallaury'nin babasının yanında yetişmiş ve ustasının kızı ile evlenmiştir.

Mimarın çocukluk ve gençlik yıllarına ilişkin hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Ortaöğrenimini Saint Joseph Koleji'nde yapmış olabileceği tahmin edilmektedir.

Döneminin en iyi mimarlık eğitimi veren okulu olan, Paris'teki Ecole deş Beaux-Arts'da 1869-1878 arasında 9-10 yıl süren öğrencilik dönemi onun mimarlığı konusunda önemli ipuçları vermektedir. Beaux-Arts'da Roma Büyük Ödülü sahibi Coqu-art'ın atölyesinde yetişmiştir.

İstanbul'a döndükten sonra ismini önce Elifba Sanat Kulübü'nün 1880 ve 1881'de açılan sergilerinde duyurmuştur. A. Valla-ury bu sergilerde mimari anıtların rölöve çizimlerini sergilemiştir. Ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in(->) de katıldığı bu resim sergileri, Vallaury'in onunla olan ilişkilerinin yoğunlaşmasını sağlar. Daha sonra iki sanatçı eğitim, arkeoloji, müzecilik ve mimarlık alanlarında yoğun bir işbirliğine gireceklerdir.

1883'te eğitime başlayan Sanayi-i Nefise Mektebi(->) binasının da mimarı olan A. Vallaury, aynı zamanda mimarlık bölümünün kurucu hocasıdır. A. Vallaury'nin Sanayi-i Nefise Mektebi'ndeki hocalığı kesintisiz 25 yıl sürmüştür. 1896'da Legion d'honneur nişanına layık görülen A. Vallaury, 1899'da da Fransız Enstitüsü'ne muhabir üye seçilmiştir. Ayrıca, gerek Osmanlı hükümeti, gerekse Fransız hükümeti mimara çeşitli nişanlar vermişlerdir.

Osman Hamdi Bey tarafından "Mimar-ı Şehîr" diye anılan Vallaury, başta 1894'te İstanbul'da meydana gelen büyük depremde olmak üzere kentin mimarisi ile ilgili çeşitli komisyonlarda görev yapmış, ayrıca İtalyan mimar d'Aronco(->) ile ortak projeler de hazırlamıştır.

Alexandre Vallaury'nin 1889 Uluslararası Paris Fuarı Türk Pavyonu dışında bilinen bütün yapıları İstanbul'da bulunmaktadır. Mimar, yapılarını 1882-1909 arasında gerçekleştirir. Bu yapılar, başta Boğaziçi, Cağaloğlu, Haydarpaşa, Galata, Pera, Büyü-kada olmak üzere İstanbul'un her köşesine dağılmıştır. Giderek ünlenen mimar, Osmanlı üst yönetiminin ve Fransız finans kuruluşları ile iş çevrelerinin tek mimarı durumuna gelmiştir. 1890'lara gelinceye kadar Vallaury, İstiklal Caddesi'ndeki Cerc-le d'Orient(->), Eminönü'ndeki Hidayet Camii(->) ve Paris Uluslararası Fuarı Türk Tütün Pavyonu (1889) yapılarını gerçekleştirmiştir.

Yüzyıl


başından bir

kartpostalda

Vallaury'nin

tasarladığı

Arkeoloji

Müzesi.


Cengiz Kahraman arşivi

Karaköy'deki Osmanlı Bankası bina-sı(->) ile Vallaury iyice ünlenir. Bu dönemdeki diğer büyük boyutlu yapıları da kent içinde hemen fark edilir. Arkeoloji Müzesi (1891-1907 üç aşamada), Pera Palas(-0, Yeni Karaköy Hanı (1893), Tokatlıyan Oteli(-»), Büyükada Rum Yetimhanesi(-») olarak bilinen yapı, Union Française(->) ve bugün İstanbul Lisesi olan Düyun-ı Umumiye Binası(->) bu grup içinde yer almaktadır. 1900-1904 arasında ise Vallaury, Osmanlı sarayı mensupları ile devletin üst düzey yöneticileri için büyük konutlar yapar. Bu gruba örnek olarak da İstinye'deki Afif Paşa Yalısı(-0, Bağlarbaşı'ndaki Abdülme-cid Efendi Köşkü(->) Erenköy'deki Rıdvan Paşa Köşkü(->) ve Çengelköy'deki Vahi-deddin Köşkü sayılabilir. Bu yıllarda gerçekleştirdiği diğer yapılar arasında Haydar-paşa'daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane bi-nası(->) ile İstinye'deki Osman Reis Camii bulunmaktadır.

Alexandre Vallaury, 2 Mart 1883'te başladığı Sanayi-i Nefise Mektebi'ndeki görevinden 10 Ağustos 1908'de istifa ederek ayrılmıştır. Bu istifa olayında, II. Meşrutiyet yönetiminin etkili olduğu görüşü hâkimdir. Ünlü mimarın bilinen son çalışması ise 1909'da düzenlenen "Abide-i Hürriyet Mimari Projesi Yarışması" için yaptığı projedir. Mimarın yapıtlarının neredeyse tamamı mimari ve dekoratif öğeleri ile stilistik normlara uyan bir bütünlük taşırlar. Vallaury'nin mimarlığında şaşırtmacaya ve keyfiliğe yer yoktur. Geleneksel Türk mimarlığını Beaux-Arts disiplini içinde yorumlayarak döneminin sosyal, kültürel ve estetik gereksinmelerini karşılayacak büyük konut tasarımları başarılı sayılmalıdır. Geniş saçaklı yapılarındaki, bazen düz, bazen dalgalı âdeta kanatlanan saçakları ise Vallaury'nin özgün mimarlık oyun-larındandır.

A. Vallaury (ön sırada soldan ikinci) Sanayi-i Nefise Mektebi'nin açılış yıllarında mektebin hoca, yönetici ve öğrencileriyle birlikte. Mustafa S. Akpolat arşivi

1984; Eldem, Türk Evi, II; A. Raymond, "Re-naissance Ottomane", L'ArtPublic, 1909 V-VI s. 55-59.

MUSTAFA S. AKPOLAT



VAN MILLINGEN, ALEXANDER

(31 Aralık 1840, istanbul-1915, İstanbul) İngiliz tarihçi.



Babası Dr. Julius van Millingen (1800-1878), Lord Byron'un yanında Yunan bağımsızlık ayaklanmasına katılmış, sonra İstanbul'a yerleşerek burada hekimliğim sürdürmüştü. Hayatı Dr. S. S. Mavroyeni tarafından yazılarak yayımlanmıştır (Leş ba-ins orientaux avec üne notice biographi-que surjules Van Millingen, Strasbourg, 1891). Julius hekimliğinin yanısıra, antik kitabeler ile de uğraşıyordu. Bu konudaki birkaç makalesi Siloğos'un yıllığının IV. ve VII. ciltlerinde 1870'li yıllarda basılmıştır.

Dr. Julius'un üçüncü oğlu olan Alexan-der öğrenimini Malta'da Protestan kolejinde, İngiltere'de Blair Lodge Academy'de yaptıktan sonra, Edinburgh Üniversite-si'nde yükseköğrenimini tamamladı. Bir süre Cenova'da bağımsız İskoç kilisesinde rahip olarak görevlendirildi. Arkasından aynı görevi İstanbul'da Beyoğlu'ndaki kilisede sürdürdü. Atina'daki İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'nün (British Scholl at At-hens) şeref öğrencisi seçildiğinden bu vesile ile Yakındoğu arkeolojisi üzerinde çalıştı. İlk baskıları 1840'a doğru yapılan Murray'sHandbook'un sonraki baskılarında İstanbul bölümünün redaksiyonuna yardımcı oldu, ayrıca Encydopaedia Bri-tannica'yz bazı maddeler yazdı.

Van Millingen Robert Kolej'de(->) tarih öğretim üyesi oldu. Bu görevi uzun yıllar sürdürürken, bir taraftan da İstanbul'un Bizans eserleri hakkındaki inceleme ve araştırmalarını yapmaya girişti. Batı'daki bilimler akademilerinin benzeri olarak, İstanbul Rumlarının kurmuş oldukları Elinikos Filo-loyikos Siloğos Konstantinopoleos'a(->) üye seçilen Van Millingen, şehrin tarihi topografyası ile ilgili ilk çalışmasını bu kurumun yıllığında yayımladı. Tekfur Sara-yı'mn(-») uzun yıllar kaynaklarda adı geçen Hebdomon Sarayı olduğu sanılmıştı. Van Millingen bunun yanlışlığını ve Heb-domon'un bugünkü Bakırköy olduğunu ispat etmiştir-("He alitis tesis tu Hebdomu",

L_

VAN MOUR, JEAN-BAPTISTE 366

367



Dostları ilə paylaş:
1   ...   86   87   88   89   90   91   92   93   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə