KirkçEŞme tesisleri

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.15 Mb.
səhifə37/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   33   34   35   36   37   38   39   40   ...   140

Bibi. Aynur, Saliha Sultan, 35 no. 67; Âsitâne, 4; 1301 istatistik Cedveli, 55; Osman Bey, Mecmua-i Cevâmi, I, 78-79, no. 124; Münib, Mecmua-i Tekâyâ, 4; Halil Edhem (Eldem), Nos mosquees de Stamboul, İst., 1934, s. 128-129; Tanışık, İstanbul Çeşmeleri, I, 250-256; Öz, İstanbul Camileri, I, 94; A. Kuran, "Türk Barok Mimarisinde Batı Anlamında Bir Teşebbüs: Küçük Efendi Manzumesi", Belleten, 107 (Temmuz 1963), s. 467-470; İSTA, X, 5737; Goodwin, Ottoman Architecture, 414-416: M. Sözen. Türk Mimarisinin Gelişimi ve Mimar Sinan, ist., 1975, s. 296-333; O. Aslanapa, Osmanlı Mimarisi, ist., 1986. s. 435-437.

M. BAHA TANMAN

XXVII/

KÜÇÜK İSMAİL EFENDİ

152

153

KÜÇÜK SANAYİ SİTELERİ

şa edilen işyerlerinin üzerine kat çıkılarak karşılanmaya çalışılmıştır. Başlangıçta öngörülmeyen bu yoğunlaşma, İstanbul'da küçük sanayi siteleri içerisinde çok önemli trafik ve araç parkı sorunlarına yol açmıştır. Son dönemlerde bu tür trafik, park ve yükleme boşaltma sorunları, çok katlı iş merkezi bloklarına dönüşmüş küçük sanayi sitelerinin, üst katlarında çözümlenmeye çalışılmaktadır.

Bu hızlı işlev ve yapı değişimine karşılık, İstanbul'da küçük sanayi sitelerinde kiracı işyeri sayısının zaman içerisinde yüksek düzeylerde kararlı kaldığı, hattâ bazı sitelerde kiracılık oranının belirgin bir biçimde arttığı gözlenmektedir. İstanbul'da makro ölçekli genel sanayi coğrafyası çözümlemelerinde "kiracılık" değişkeni, kuruluşların küçük ve büyük sanayi kuruluşları şeklinde ayrıştırılmasında başarılı bir ayırıcı işlev görebilmektedir. Bu ayırıcı değişken kullanıldığında istisnalara her zaman rastlanabilmekle birlikte genelde kiracı işyerlerinin küçük ölçekli olduğu ve küçük sanayi siteleri içerisinde yer aldığı; işyerlerinin sahibi konumundaki kuruluşların ise büyük ölçekli oldukları ve küçük sanayi siteleri dışında bağımsız adreslerde bulundukları görülmektedir. 1988 kapasite raporlarına göre, İstanbul'da sanayi odası üyelerinin yüzde 70'i kiracı konumunda idiler. Bunlar İstanbul'daki top-

KÜÇÜK İSMAİL EFENDİ

bak. İSMAİL EFENDi (Küçük)



Kemal Küçük

Şehir Tiyatroları Arşivi

KÜÇÜK, KEMAL

(1901, Girit - 23 Nisan 1936, istanbul) Tiyatro ve sinema oyuncusu, oyun yazarı.

Sahneye ilk kez amatör olarak 1920'de Beyazıt'ta Türk Ocağı'nda çıktı. Aynı yıl Darülbedayi'ye (bugün Şehir Tiyatroları) giren sanatçı, Kalbin Gençliği adlı oyunda rol aldı.

Darülbedayi'nin 1923-1927 arasında karışıklıklar yaşadığı dönemde, Sahir Opere-ti'nde, Türk Tiyatrosu'nda, Milli Sahne'de ve Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları topluluklarında çalıştı, turnelere katıldı. Bu arada sinemayla da ilgilenmeye başlayan Kemal Küçük'ün rol aldığı filmlerden bazıları, Boğaziçi Esrarı, Leblebici Horhor Ağa, Ankara Postası'âvc.

1926-1927 sezonunda, kurum içindeki karışıklıkların, sorunların azalması üzerine Şehir Tiyatroları'na döndü ve ölümüne kadar burada sahneye çıktı. Şehir Ti-yatrolan'nda oynadığı oyunlardan bazıları, Mürai, Bir Komedi, Hamlet, Bir Kavuk Devrildi, Mum Söndü, Bir~İki-Üç, Balayı, Ayı, Şarlatan, Onlar Ermiş Muradına, Hile ve Sevgi, Uçurum, Cürüm ve Ceza, Balaban Ağa, Müfettiş, Ölçüye Ölçü ve Mımav'dtt.

Kemal Küçük oyunculuğun yamsıra, o-yunlar yazdı ya da uyarladı. Sanatçının Bekârlar, Mürai, Yumurcak, Sarı Zeybek Oteli adlı uyarlamalarından başka İç Acısı, Çınar, İnkılap Sembolü ile 1935-1936 sezonunda Şehir Tiyatrolarında sahnele-

nen Çocuklara İlk Tiyatro Dersi ve Gülmeyen Çocuk adlı çocuk oyunları vardır. Küçük'ün çocuk oyunları, Şehir Tiyatrola-rı'nda ve Türkiye'de çocuk tiyatrosu geleneğinin ilk örnekleridir. Ayrıca sanatçı, tiyatro üzerine yazılar yazdı, Alay Köşkü'n-de açılan tiyatro kursunda verdiği derslerin notlarını, 1930'da yayımlanan Tiyatro adlı kitapta topladı.

HİLMİ ZAFER ŞAHİN

KÜÇÜK SAHNE

Muhsin Ertuğrul'un Yapı ve Kredi Banka-sı'nın katkısıyla Beyoğlu'nda Atlas Sine-ması'nın bulunduğu binada kurduğu tiyatro topluluğu. Bu ad daha sonra tiyatro salonu için kullanılmıştır.

l Mart 1951'de Devlet Tiyatroları genel müdürlüğü görevinden istifa eden Muhsin ErtuğruK-0, Yapı ve Kredi Bankası kurucusu Kâzım Taşkent'in desteği ve Vedat Nedim Tör'ün girişimleriyle kurduğu topluluğa Küçük Sahne adını verdi. Topluluğun ilk oyunu l Nisan 1951'de perde açan Fareler ve İnsanlar 'dır. Muhsin Ertuğrul'un sahnelediği oyunda, Nuri Altıok konuk sanatçı olarak yer alırken, Nevin Akkaya, Mücap Ofluoğlu, Sadri Alışık, Cahit Irgat, Mümtaz Ener, Münir Özkul, Kâmran Yüce, Şükran Güngör, Saim Giray diğer rolleri paylaştı. Topluluğa daha sonra Agâh Hün, Lale Oraloğlu, Asuman Ko-rad, Altan Karındaş, Şahin Tek, Heyecan Başaran ve Uğur Başaran katıldı.

Muhsin Ertuğrul'un 1954'te yeniden Devlet Tiyatroları genel müdürlüğüne atanmasına kadar topluluk, 1951-1952 sezonunda Yarış, Kanlı Düğün, Karışık İş, Karakolda, Siyah-Beyaz, Aşağıdan Yukarı; 1952-1953 sezonunda Nasıl İsterseniz, On Büyük Yaramaz, Arpa Ambarı, Örümcek, Her Yerde Bulut; 1953-1954 sezonunda Babayiğit, Ziyafet, Dünkü Çocuk, Cinayet Var; 1954-1955 sezonunda Hamlet-Godot' yu Beklerken, Yaz Bekan, OyunOlmasay-

Küçük Sahne'de 1953-1954 sezonunda oynanan Hilmi Zafer Şahin arşivi

Küçük Sahne'nin amblemi. Hilmi Zafer Şahin arşivi



di adlı oyunları sahneledi. 1955-1956 sezonunda topluluk oyuncuları, Keçiler Adası, Çayhane, Erkeklerin Gecesi, Soytarı, İş Becerenin, Yağmurcu ve 1956-1957 sezonunda Arsenik Kurbanları adlı oyunlarla çalışmalarını sürdürdükten sonra dağıldı.

Küçük Sahne topluluğunun dağılmasından sonra, 1957-1958 sezonundan bugüne Dormen Tiyatrosu, Mücap Ofluoğlu Tiyatrosu, Ulvi Uraz Tiyatrosu, Gülriz Su-ruri-Engin Cezzar Tiyatrosu, Ayfer Feray Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, Ali Poyrazoğ-lu Tiyatrosu, Galeri Tiyatro, Aydemir Akbaş Tiyatrosu, Ortaoyuncular, Nokta Tiyatrosu, Salih Kalyon Tiyatrosu ve Bizim Tiyatro adlı topluluklar Küçük Sahne'nin salonunu kullandı. Binanın tümü 1987'de Kültür Bakanlığı tarafından satın alındı.

1951-1957 arasında çalışmalarını sürdüren Küçük Sahne topluluğu, hem birçok genç yeteneğin tiyatromuza kazandırılmasını sağlamış, hem de tiyatro topluluklarının hep sıkıntısını çektiği yer sorununu çözmelerinde önemli bir adım olmuştur. Topluluk Nisan 1951'den başlayarak Yapı ve Kredi Bankası'nın desteğinde Küçük Sahne dergisini 1955-1956 sezonuna ka-

'it'ten bir sahne.

dar yayımlamıştır. Bankanın parasal desteğini çektiği bu tarihten sonra da dergi birkaç sayı daha yayımlandı.

1993'te Kültür Bakanlığı tarafından baştan aşağı elden geçirilen bina, 24 Ocak 1994'te yeniden açıldı. Bina içindeki sahneye, Bedia Muvahhit Sahnesi adı verildi. HiLMi ZAFER ŞAHiN

KÜÇÜK SANAYİ

bak. SANAYİ



KÜÇÜK SANAYİ SİTELERİ

Küçük sanayi siteleri ve bu sitelerin mekânda yan yana gelerek oluşturdukları küçük ölçekli sanayi üretim kompleksleri istanbul'da sanayi yapısının belki de en ö-nemli bileşenlerinden birisini oluşturur. Ne var ki, gerek küçük sanayi sitelerinin metropoliten alan içerisindeki dağılımları, gerekse küçük ölçekli sanayiyi tüm iş-kollarım içerecek biçimde tanımlamaktaki zorluklar nedeniyle, küçük ölçekli sanayi üretiminin İstanbul'daki ağırlığının kamuoyunda yeterince bilinmediği söylenebilir. Kentteki küçük sanayi sitelerinin dağılımının, batı ve doğu yönünde uzanan karayolları üzerinde yer seçmiş, geniş arazi kullanan, kampus tipi, sermaye yoğun üretim yapan entegre fabrikaların oluşturduğu görsel etkiye benzer bir izlenim bı-rakmayışı nedeniyle, İstanbul daha çok bir büyük sanayi kenti şeklinde algılana-bilmektedir. Ancak, sanayi yapısı açısından İstanbul, bir büyük sanayi merkezi olduğu kadar belki de Türkiye'nin en önemli küçük sanayi merkezidir.

İstanbul'da küçük sanayi sitelerinin yapısal özelliklerine ve coğrafi dağılımlarına ilişkin, aşağıdaki dört nokta vurgulanabilir:

1. istanbul'da küçük sanayi siteleri, ken


tin üç yakası (Anadolu, Beyoğlu, İstanbul)
arasında eşit ağırlıkla dağılmamışlardır.
Anadolu yakasında Ümraniye, Dudullu,
Kartal ve Gebze yakınlarında bazı kayda
değer yoğunlaşmalara rağmen, sitelerin bü
yük çoğunluğu, kentin İstanbul ve Beyoğlu
yakalarında, bu yakalardaki yoğun nüfus
lu merkezlerin üzerinde veya yakınlarında
bulunmaktadır. 1970'lerin sonlarına kadar
Beyoğlu yakasında 4. Levent'teki Levent
Oto Sanayi Sitesi, Maslak yolu üzerinde
Ayazağa'daki Atatürk Küçük Sanayi Site
si, istanbul yakasında ise Topkapı Bay
rampaşa Topçular ve Davutpaşa Merter
(Keresteciler Sitesi) çevresindeki birbiri
ne komşu küçük sanayi siteleri, önemli
küçük üretim kompleksleri oluşturmak
taydılar. Kentin 1980'li yıllardaki hızlı bü
yüme sürecine paralel olarak, küçük sana
yi komplekslerinin daha dış çeperlere
doğru kaydığı görülmektedir. Beyoğlu ya
kasında Ayazağa' daki, İstanbul yakasın
da Çobançeşme'deki sanayi sitelerinin ge
lişmesi bu döneme rastlar. Bunlar arasın
da, pek çok sanayi işkolunda kurulan işye
ri yapım kooperatiflerinin bir araya gele
rek oluşturdukları İkitelli Küçük Sanayi
Kompleksi, ölçeği ve barındırdığı işlevsel
çeşitlilik açısından dikkat çekicidir.

2. Kentte farklı dönemlerde'kurulan kü-

tkitelli

Organize


Küçük Sanayi

Bölgesi'nden

bir görünüm.

Yavuz Çelenk,

1994

çük sanayi sitelerinin iç yapılarının zaman içerisindeki evrimi incelendiğinde, barındırdıkları işkollarının bileşiminin zaman içerisinde hızla değiştiği; buna karşılık, bu sitelerde işyeri kiracılığının her dönemde çok yüksek oranlara ulaştığı görülmektedir. Bu hızlı işlevsel dönüşüm sonucunda pek çok küçük sanayi sitesinin kuruluştaki adı ile günümüzde barındırdığı işyerlerinin işlevleri arasındaki bağlantı kopmuş bulunmaktadır. Sözgelimi istanbul yakasında Bakırköy'de E-5 yolunun kuzeyinde kurulu Merter Keresteciler Sitesi, günümüzde başlangıçtaki kuruluş amacına tümüyle yabancı olan tekstil imalat ve satışında uzmanlaşmış işyerlerinin işgaline uğramıştır. Bu açıdan, pek çok küçük sanayi sitesinde karşımıza çıktığı üzere, sitenin kuruluştaki adı ile günümüzde barındırdığı işlevler arasında belirgin bir bağlantı bu-lunmayabilmektedir. Benzer bir durum, Beyoğlu yakasında Levent Oto Sanayi Sitesi için de geçerlidir. Küçük sanayi sitelerinin işlevlerinin zamanla değişmesi, bu sitelerin yakın çevrelerinde belirli becerilere sahip işgücünün yoğunlaştığı emek havuzlarında da değişmelere yol açmaktadır. Bu biçimde konsolide olmuş bir küçük üretim kompleksine yönelik talep artışı, genellikle bu sitelerde işyeri talebinde büyük artışlara neden olmaktadır. Bu talep, çoğunlukla bir katlı olarak tasarlanıp in-



KÜÇÜK YENİ HAN

154

155

KÜÇÜKBAKKALKÖY

lam sanayi istihdamının yüzde 35'ini kullanan, toplam sanayi sermayesinin ise ancak yüzde 15,23'ünü denetleyebilen kuruluşlardı. Toplam sanayi kuruluşlarının sadece yüzde 30'unu oluşturan mal sahipleri ise istihdamın yüzde 65,10'unu ve sermayenin ise yüzde 84,77'sini denetimleri altında bulunduruyorlardı.

3. Yukarıda da vurgulandığı üzere küçük
sanayi siteleri, metropoliten alanın üç ya
kası arasında eşitsiz bir kalıpta dağılmış
bulunmaktadır, istanbul'da toplam sanayi
kuruluşlarının yüzde 70'ini oluşturan kü
çük ölçekli sanayi kuruluşlarının Beyoğlu
yakasındaki oranı yüzde 75, İstanbul ya
kasında yüzde 70,3, Anadolu yakasında
ise yüzde 46 düzeyindedir. Beyoğlu ve İs
tanbul yakalarında küçük ölçekli sanayi
kuruluşlarının toplam kuruluş içerisinde
ki payları birbirine ve metropoliten orta
lamaya yakın, Anadolu yakasmdakilerin
payları ise hem metropoliten ortalamadan,
hem de İstanbul ve Beyoğlu yakasında
ki değerlerden kayda değer biçimde fark
lıdır. Bu coğrafi farklılaşma metropolün
üç yakasının birbirinden çok farklı sana
yi işkollarında uzmanlaşmış olmasından
kaynaklanmaktadır. Anadolu yakası boya-
vernik, ilaç, ana kimya, cam, metal, gemi
inşa, makine montajı, karayolu taşıtları ve
karayolu taşıtları yan sanayi gibi genellik
le sermaye yoğun, entegre üretim süreç
lerinin hâkimiyeti altındaki işkollarında;
Beyoğlu ve İstanbul yakaları ise deri ve
deriden mamul eşya, tekstil, plastik, basın-
yayın, hazır giyim gibi sermaye yoğunlu
ğu göreli olarak düşük, üretim sürecinin
düşey parçalanmasına oldukça elverişli iş
kollarında uzmanlaşmış bulunmaktadır.
Küçük sanayi sitelerinin metropoliten ala
nın, üç yakası arasında eşitsiz bir örüntüde
dağılmış olmaları bu yerel uzmanlaşma ile
ilgilidir. Beyoğlu ve İstanbul yakalarının
göreli olarak emek yoğun ve üretim süre
cinin düşey parçalanmasına elverişli sayı
lan işkollarında uzmanlaşmış olması, kü
çük sanayi sitelerim İstanbul'un batı yaka
sındaki sanayi peyzajının hâkim öğesi du
rumuna getirmektedir.

4. İstanbul'da küçük sanayi sitelerinin


oluşturduğu üretim yapısının bir diğer be
lirgin özelliği de emek, sermaye ve kapa
lı alan kullanım yoğunluğu gibi üretim ö-
zelliklerinin konuşlanma yoğunlukların
da kent merkezine göre kayda değer bir
farklılaşma bulunmayışıdır. Nitekim küçük
sanayi sitelerindeki kuruluşlara ait sayılan
özelliklerin mekânsal dağılım kalıpları,
birikimli yüzde eğrileri ile gösterildiğinde
sayılan eğrilerin birbirine paralel yörün
geler izlediği görülmekte; bu bulgu, genel
de küçük sanayi sitelerinde şekillenen üre
tim yapısının kent merkezine uzaklıkla i-
lişkili (duyarlı) olarak farklılaşmadığım or
taya koymaktadır.

Bibi. M. Güvenç, "General Industrial Geo-graphy of Greater istanbul Metropolitan Area: an Exploratory Study", Development of istanbul Metropolitan Area and Low Cost Housing, İst., 1992; ay, "Metropol Değil Azman Sanayi Kenti", istanbul, r. 5, s. 75-81.

MURAT GÜVENÇ



KÜÇÜK YENi HAN

Eminönü İlçesi'nde, Çakmakçılar Yokuşu' na açılan Sandalyeciler Sokağı üzerinde inşa edilmiştir. Bir tarafıyla Çakmakçılar Yokuşu'na cephelenirken diğer tarafıyla Kum-rulu Han ile bitişik nizamlıdır. Karşısında Sandalyeciler Sokağı boyunca konumlanmış Büyük Yeni Han bulunur. Küçük Yeni Han'ı yapı malzemesi ve tekniği kadar plan şeması ile de 18. yy'a tarihlemek mümkün görülmektedir.

İstanbul ticari hanları plan geleneğinde, yaklaşık 27x35 m ölçüsündeki bir alana, bulunduğu arsanın şekline uyan bir şekilde inşa edilen yapı, üç katlıdır. 7x10 m ölçüsündeki avluya Sandalyeciler Sokağı' na açılan kapı ve tonozlu dar bir geçitle girilir.

Yapı günümüze çok yıpranmış, özgün durumunu kaybetmiş olarak gelebilmiştir; ancak mevcut görüntüler yapıyı özgün plan yorumu ve cephe düzenlemesiyle tanımamızı sağlamaktadır.

Küçük avluyu üç katlı revak sistemi dolanmaktadır. Revaklarda taşıyıcı payeler ve kemer sistemi tuğla-derz dokulu olarak inşa edilmiştir. Tuğla revak kemerleri her katta yuvarlak şekillidir. Zemin kat mekânları revak altına birer kapı ile, üst katlardaki mekânlar ise birer kapı ve birer pencere ile açılmaktadırlar. Bu mekânların kapıları taş söveli ve yuvarlak kemerli olup, pencereleri tuğla-derz dokuyla meydana getirilmiş, yuvarlak şekilli kemerlere sahiptirler.

Yapının dış cephelerinde muntazam kesme taş ve tuğla-derz doku hâkimdir. İç avlu cephelerinde kare örme payelerde ve kemerlerde tuğla-derz doku dışındaki yüzeylerde moloz taş ve derz kullanılmıştır. Cephelerin özgün şekilleri bir ölçüde tespit edilebilmektedir. Sandalyeciler Soka-ğı'na açılan ana cephede basit taş kemerli bir kapı açıklığı dışında, zeminde bir sıra dükkân yer alır. Tuğla-derz dokulu yuvarlak şekilli bir kemer açıklığı ile sıralanan dükkânlar üzerinde yükselen cephe dokusu ise muntazam kesme taş ve tuğla-derzdir. Birinci kat mekânlarından bazılarına birer, bazılarına ise ikişer; üst kat mekânlarına ise ikişer pencere açılmıştır. Pen-

Lefter Küçük-

andoniadis

50. milli

maçında


Romanya

milli takımı

karşısında.

Cengiz Kahraman

arşivi

cereler dikdörtgen şekilli, taş söveli ve tuğla-derz dokulu yüzeysel sivri kemerlidir. Ana cephede taş bir silme üst katlan birbirinden ayırır. Çakmakçılar Yokuşu cephesi ise yolun topografyasına bağlı olarak yükselir. Birinci ve ikinci katlar, zemin kattan profilli konsol taşları ile ayrılmakta, taş konsol sırası köşede taş silme olarak devam etmektedir. Yapının her iki cephesi de üstten tuğla kirpi saçak bordürü ile sınırlanmaktadır.

Üç katlı yapıda her katta hem mekânlarda, hem de revaklarda örtü sistemi tonoz olarak tespit edilebilmektedir. Üst kat tonozları günümüze, aslına uygun olmayan malzeme ile onarılarak gelmiş ve yapı, özgün mimarisinden çok şey kaybetmiştir. Bibi. Güran, istanbul Hanları, 129-130.

GÖNÜL CANTAY



KÜÇÜKANDONİADİS, LEFTER

(1925, istanbul) Futbolcu.

Arnavutluk'tan gelip Büyküada'ya yerleşen ve balıkçılıkla uğraşan bir babanın çocuğudur. Futbola Büyükada'da başladı. Taksim kulübünde yetişti. Taksim kulübü yöneticileri kendisine lisans çıkartabilmek için 194l'de mahkeme kararıyla yaşını büyüttüler. Ancak bu sayede takımda oynaya-bildi. 2 yıl Taksim takımında yer aldı. 1943' te askere gitti. 4 yıl süren askerlikten sonra 1947'de İstanbul'a döndü, Fenerbahçe kulübüne girdi. 19ö3'e kadar Fenerbahçe forması altında top koşturdu. Bu süre içinde l yıl İtalya'nın Fiorentina ve l yıl da Fransa'nın Nice takımında oynadı. Yurtdışında da başarılı futboluyla ün yaptı. Türk futbolunun efsaneleşen isimlerinden biri olarak tanındı. Golcülüğünden ötürü "Ver Lef-ter'e, yaz deftere!" sloganı onun için çıktı. Futboldaki büyük ustalığından ötürü "Ordinaryüs" sıfatıyla anıldı. Başarılı futbol yaşamında 50 kez milli formayı giydi. Türk futbolunda "50. Milli Maç" altın madalyasını alan ilk futbolcu oldu. Milli takımda 22 golle "gol krallığı"nı hâlâ elinde tutmaktadır. 8 kez de milli takımın kaptanlığını yaptı. Fenerbahçe forması altında 605 maç oynadı, 407 gol attı. Ayrıca İstanbul Karma-sı'nda 7 maçta 4 golü, Üç Kulüp Karma-sı'nda 8 maçta 3 golü, Milli Takım Namzet-

leri Takımı'nda da 60 maçta 54 golü bulunmaktadır. Futbolu bıraktıktan sonra bir süre antrenörlük yaptı, bu arada Yunanistan ve Güney Afrika'da da takımlar çalıştırdı. Halen spor yazarlığı yapmaktadır.

CEM ATABEYOĞLU



KÜÇÜKARMUTLU

Boğaziçi'nin Rumeli yakasında Baltalima-nı sırtlarında yerleşim yeri.

Boğaziçi'nin batı kıyılarında Bebek Ko-yu'nun kuzeyine ve Rumelihisarı'nın batısına düşen Hisartepe ve çevresindeki sırtlarda, Boğaziçi Üniversitesi ve Kampusu, Hisarüstü adı verilen mahalle, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi, Etiler'in doğu kesimleri yer alır. Buranın kuzeyindeki belden Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün çevre yolu geçer. Yolun hemen kuzeyinde arazi yeniden yükselir ve ikinci bir tepeden sonra, doğu-batı istikametinde akan Baltali-manı Deresi'ne iner. Yerleşim öncesinde geneliyle Armutlu denilen yer bugün söz konusu çevre yolunun geçtiği vadinin kuzeyine, Baltalimanı Deresi'nin ise güneyine düşen tepenin yamaç ve sırtlarıdır. Bu yörenin doğu kesiminde Boğaziçi'ne hâkim yamaçlar bulunmaktadır. Buralar hem otoyolun geçtiği geniş açıklığa baktığından, hem de Bebek Koyu'nun kuzeyinde bir burun gibi çıkıntı veren kıyı çizgisinin üst kısımlarım oluşturduğundan güzel bir yerdir ve Boğaziçi sırtlarına dahildir; nitekim resmi deyimle "öngörünüm bölgesi" içinde kabul edilmektedir. Armutlu'nun doğu kesimi bugün adı Küçükarmutlu olan yerleşmedir. (Armutlu adı da yörenin batısına düşen yerleşim mahalline verilen addır.) Küçükarmutlu mevkiinde önceleri yer yer çiçek seraları bulunmaktaydı. Daha sonra burada evsaflı mıcır elde etmeye elverişli kalkerin bulunduğu anlaşılınca, geniş ta-şocakları açıldı, ocakların işletilmesi Fatih Sultan Mehmet Küprüsü ve ikinci çevre yolu tamamlanıncaya kadar sürdü.

1980'lerin ikinci yarısında taşocakları kapatıldı ve hemen kısa bir süre içinde kaçak yapılaşma başladı.

Kamu arazisi üzerinde ve yasalara ay-kın bir biçimde yapılan bu binalar, hem Sarıyer hem de büyükşehir belediyesi tarafından birkaç kez yıkılmak istendi ve ba-

zıları yıkılabildi ise de sonuçta belediye yönetimleri ile Boğaziçi'nin korunmasında, nâzım planında yetkili komisyonlar yenik düştüler, kaçak yapılaşma işlerini çevirerek büyük meblağlar kazanan çevre ya da kişiler kudretlerini göstermiş oldular. Başlangıçta yapılan derme çatma binaların yerine sağlamları inşa edildi, tek katların üstüne ikinci, üçüncü katlar çıkıldı ve Boğaziçi'ne hâkim tepelerden birisinde daha, yasadışı yollardan yapılmış çirkin binalar kondurulmuş, böyle bir yerleşim birimi peydahlanmış oldu.

Küçükarmutlu, henüz bir semt ya da mahalle bile değildir. Sayısız benzerlerinden biri olduğu için kendine özgü hiçbir özelliği de yoktur, ama mevkiiyle, ortaya çıkışıyla İstanbul'da çarpık kentleşmenin, yasal olmayan yapılaşmanın karakteristik örneklerinden biridir; aynı zamanda kentin, ona ait gerek doğal, gerekse insan eliyle yapılmış güzelliklerin nasıl ve niçin korunamadığının bir göstergesidir.

İSTANBUL


KÜÇÜKAYASOFYA HAMAMI

bak. ÇARDAKLI HAMAM



KÜÇÜKBAKKALKÖY

Çok yakın tarihlere kadar, Kadıköy İlçesi' nin tümüyle kentleşmiş mahalleleri arasında yegâne kırsal yerleşim konumunda bulunan Küçükbakkalköy, E-5 ve TEM o-toyolları arasındaki bağlantı yolunun hemen doğusunda yer alır. Batıda Kadıköy 11-çesi'nin Erenköy semtinin Yenisahra Mahallesi, güneyde Erenköy'ün îçerenköy Mahallesi, kuzeyde Ümraniye îlçesi'nin Yukarı Dudullu kesimi, doğuda ise Kayışdağı' na batıdan bitişik Kayışdağı Mahallesi ile sınırlanmıştır. Denizden yüksekliği 100 m kadardır. Metropoliten alan içerisindeki konumu dikkate alındığında hızlı bir dönüşüm ve büyüme süreci geçiren bir çevre yerleşmesi örneği olarak ele alınabilir. 1985-1990 arasında nüfusun göreli olarak sabit kalması büyük bir olasılıkla sınır değişmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu sınır değişmeleri hesaba katılmasa bile 1965-1990 arasında Küçükbakkalköy nüfusunun 10 kata yakın bir artış göstermiş olması, bu dönüşümün en belirgin göster-

Küçükarmutlu' nün genel görünümü. Nurdan Sözgen/ Onyx, 1992

Küçükbakkalköy Mahallesi'nin Nüfus Gelişimi

Nüfus

Yıllar

2.136


4.074

1965*


1970*'

7.621


1975

12.752


1980

20.031


1985

19.899


1990***

* 1965 Genel Nüfus Sayımı, İdari Bölünüş ** İstanbul Ulaşım Çalışması verileri *** 1990 Genel Nüfus Sayımı

gelerinden birisidir (bak. Tablo). Bu göreli hızlı büyüme sürecine rağmen Küçükbakkalköy nüfusu içerisinde İstanbul doğumluların oranı yüzde 40 düzeyinde bulunmaktadır. Bu oranın metropoliten ortalamanın (yüzde 37,6) üzerinde oluşu ilginçtir.

Göçmen nüfusun doğum yerleri itibariyle dağılımı incelendiğinde Küçükbak-kalköy'ün Türkiye'nin neredeyse tüm illerinden göç aldığı ve göçmen nüfus içerisinde metropoliten alan ortalamasını aşan o-ranlarda temsil edilen il sayısının 19'a eriştiği dikkati çekmektedir.

Mahalledeki göçmen nüfus içinde Sivas ve Kars'tan gelenlerin ağırlığı belirgindir. Ayrıca Çankırı, Çorum, Kars, Muğla, Nevşehir, Ordu ve Sinop doğumlu göçmenlerin, metropoliten alandaki yoğunluklarını burada kayda değer biçimde aşmış olmaları bir diğer dikkati çeken unsurdur.

Nüfusun Toplumsal-Ekonomik Özellikleri: Küçükbakkalköy Mahallesi'nde, kadın ve erkekler arasında kayda değer eğitim düzeyi farklılıkları bulunmaktadır. 6 ve daha yukarı yaşlardaki okul çağındaki toplam nüfus içerisinde okuma yazma bilmeyenlerin oram, büyükşehirde yüzde 9,5 iken aynı oran Küçükbakkalköy'de yüzde 16,41 düzeyindedir. Bu açıdan erkek ve kadın nüfus ayrı ayrı ele alındığında önemli bir farklılaşma görülmektedir. Erkeklerde, okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 9,21 olup, büyükşehirortalamasmın (yüzde 4,7) yaklaşık olarak iki kat üzerindedir. Kadınlarda okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 24,50 olup büyükşehir ortalamasından (yüzde 14,7) 1,66 kat daha yüksektir. Diğer bir deyişle Küçükbakkalköy'de okul çağındaki kadın nüfusun yaklaşık dörtte biri okuma yazma bilmemektedir. Ancak, okullaşma oranlarına bakıldığında büyükşehir ortalamasını aşan değerlere rastlanıyor. Nitekim, büyükşehirde toplam eğitim çağı nüfusunun yüzde 47,7'si ilkokul mezunu iken, aynı oran Küçükbakkalköy'de yüzde 50,76; erkek nüfusta ise büyükşehir ortalaması yüzde 49,4, Küçükbakkalköy ortalaması yüzde 54,91 düzeyindedir. Kadınlarda ilkokul mezunlarının oranı, büyükşehir ortalamasına hemen hemen yakın bir değerdedir (büyükşehirde yüzde 45,9, Küçükbakkalköy' de yüzde 46,10).

Ortaokul mezunları kategorisinden iti-




Dostları ilə paylaş:
1   ...   33   34   35   36   37   38   39   40   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə