TüRKÇe turkçe I cümlede Anlam ve Cümlede Anlatım



Yüklə 1.39 Mb.
səhifə11/19
tarix14.08.2018
ölçüsü1.39 Mb.
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   19

4. Kör vadi: İçerisinde su bulunmayan kuru
vadilerdir.

5. Obruk: Kireç taşları üzerinde oluşan, derinliği yer
yer birkaç yüz metreye ulaşan ayaklardır. Yeraltı
suları ile ilişkili olan obruklara dipsiz kuyular da
denir.

En yaygın olduğu yer Tuz Gölü güneyidir. Burada bulunan Obruk platosu adını, üzerinde bulunan obruklardan almıştır. Akdeniz Bölgesi'nde ise Silifke yakınlarındaki turistik Cennet ve Cehennem obruklardır.





6. Lapya: Kireç taşlarının yer aldığı yamaçlarda yağmur ve kar sularının kireç taşlarını çözerek oluşturdukları küçük oluklar şeklindeki oluşumlardır.

Toroslardaki Bolkar Dağları ile Aladağlar yamaçlarında bu tür şekiller yaygın olarak görülür.

Lapyaların bulunduğu yüzeyler testere dişi gibi parçalandıkları için buralarda yürümek zordur.



-COĞRAFYA-

63


7. Düden: Polyelerin tabanlarından akarsuların
yeraltında kaybolduğu doğal kuyulara denir. Bu
kuyulara ayrıca su batan ve su çıkan gibi adlar da
verilir.

8. Karstik Mağaralar: Karstik alanlarda oluşan yer
altı boşluklarına denir. Kalın kireç taşı tabakalar
arasında oluşan bu boşluklar zamanla gelişip
genişleyerek mağara ve galerileri oluşturur.
Mağaralar turizm alanlarıdır.

Türkiye'de çok sayıda karstik mağara bulunmaktadır. En tanınmış mağaralar; Karain (Antalya), İnsuyu (Burdur), Damlataş (Alanya) ve Ballıca (Tokat)



Karstik Birikim Şekilleri

Suda çözünmüş minaralerin, suyun durgunlaşması, buharlaşması, soğuması ya da sudaki CO2 gazının uçması sonucunda çökelmesiyle oluşan şekillerdir.



  1. Travertenler; Kireçli suların içerisinde eriyik
    halde bulunan kireç, buharlaşma ve sudaki
    karbondioksitin ayrışması sonucu çökerek
    travertenleri oluşturur. En tipik ömekleri
    Pamukkale'de bulunmaktadır.

  2. Sarkıt ve dikitler; Mağaralarda bulunan karstik
    birikim şekilleri sarkıt ve dikitlerdir.

Mağaraların tavanındaki çatlaklardan sızan kireçli suların tavanda buharlaşması sonucu sarkıtlar, buradan damlayan suların içindeki CaCOa'ün yerde birikmesi sonucunda dikitler meydana gelmektedir.

Akdeniz bölgesinde karstik mağaralarda sarkıt dikit ve sütunlar fazlaca oluşmuştur.



Akarsu Aşındırma Şekilleri




a. Vadiler; Vadiler sürekli inişi bulunan, deniz veya göl kıyılarındaki delta düzlüklerine kadar devam eden, delta oluşmamış kıyılarda ise deniz veya göl kıyısında sona eren uzun çukurluklardır.

Çentikvadi

Boğaz (yarma) vadi Kanyonvadi

  1. Çentik vadi: Yana ve tabana aşındırmanın orta
    derecede olduğu "V" profili vadilerdir. Çentik vadiler
    ülkemizdeki en yaygın vadi tipidir. Dağlık alanlarda
    bu vadilere sıkça rastlanır.

  2. Boğaz vadi: İki düzlük arasındaki yüksek araziye
    gömülmüş bulunan vadilerdir. Türkiye'de Kızılırmak,
    Yeşilırmak, Fırat, Sakarya, Seyhan ve Göksu
    nehirleri ile Zap suyu böyle vadilerden akar.

  3. Kanyon vadi: Yamaçlardaki farklı aşınma sonucu
    basamaklı bir biçimde oluşan vadi tipidir.

Taşeli platosunda kanyon vadiler oluşmuştur. Göksu ve Ihlara vadileri kanyon vadilerdir.

4. Yatık yamaçlı vadi: Bu vadi biçimi eğim ve hızın
azaldığı durumlarda yatağın yana aşındırılmasıyla
oluşur.

5. Tabanlı vadi; Akarsuların içinden salınımlar
yaparak aktığı vadilere tabanlı vadiler denir.











AKARSU TOPOĞRAFYASI

Eğime bağlı olarak, belli bir yatak içinde akan su kütlelerine akarsular adı verilir. Akarsuların oluşturduğu şekiller aşındırma ve biriktirme şekilleri olarak ikiye ayrılır.

Türkiye'de Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri ile Batı Anadolu'da büyük akarsuların vadilerinin tabanları akarsularla dolmuş ve akarsu vadilerinin tabanları genişlemiştir.

b. Peri bacaları; Volkanik arazilerde, volkanik tüf ve millerle kaplı yamaçlarda sel sularının aşındırması sonucunda meydana gelen şekillerdir.



64-

-GENEL YETENEK GENEL KÜLTÜR DERGİSİ-




Türkiye'de Nevşehir, Ürgüp, göreme, çevresinde yaygın olarak oluşmuştur.

c. Kırgıbayır; Killerden oluşmuş sahalarda
yürümenin zorlaştığı inişli-çıkışlı yer şekilleridir.
Türkiye'de başta İç Anadolu olmak üzere bitki
örtüsünün zayıf olduğu bir çok yerde görülür.

d. Çağlayan ve çavlan (şelale); Eğimin birden yok
olduğu, yükseltinin fazla olduğu yerlerde görülür.
Türkiye'de özellikle dağlık kesimlerinde görülür. En
bilinenleri Manavgat şelalesi, Muradiye
çağlayanladır.

e. Dev kazanı; Akarsuların, çağlayan yaparak
düştüğü yerlerde oluşan aşınım şekilleridir.

Türkiye'de en güzel ömekleri, Murat nehri yatağında, Düden Çağlayan ve Manavgat şelalesinin döküldüğü yerlerde görülür.



f. Peneplen; Akarsular, yerkabuğunun yüksek
kısımlarını aşındırarak, çukur yerleri doldurarak
yeryüzünü düzleştirmeye çalışırlar. Yapılan
aşındırmaya bağlı olarak çok uzun bir zaman
sonucunda bütün arazi alçalmış olur. Böylece,
karaların yüzeyi deniz seviyesi yakınlarına kadar
alçaltılır. Ve hafif daigalı bir düzlük haline dönüşür.
Akarsu aşındırması sonucunda meydana gelen bu
düzlüklere peneplen adı verilir.

h. Plato: Akarsular ile yarılıp parçalanmış olan yüksek düzlüklere denir. Ülkemizde görülen en yaygın yeryüzü şeklidir. Platolar genelde tahıl tarımı ve hayvancılığın yapıldığı alanlar olmasından dolayı önemlidir.

Akarsu Biriktirme Şekilleri

a. Birikinti konisi: Dik yamaçlardan hızla akan akarsuyun eğimin birden azaldığı düz yerlerde hızının ve taşıma gücünün azalması sonucu taşıdığı materyali biriktirmesiyle oluşan koni şeklindeki birikintilere birikinti konisi denir.

Eğimin az olduğu etek kısımlarında buiunan alüvyal topraklar ve su kaynakları nedeniyle birikinti konileri köy ve kasaba yerleşimlerinin kuruluş yeri olmuştur.



b. Deltalar; Akarsuların getirdiği küçük alüvyonların deniz kıyısında birikmesiyle oluşan şekillerdir.

Deltalar;



  • Akarsuyun taşıdığı alüvyon miktarı

  • Kıyının dikliği

  • Kıyı akıntıları

- Gel-git genliğinin büyüklüğüne bağlı olarak
değişik hızda ve büyüklükte oluşurlar.

Verimli tarım alanları olmaları bakımından deltalar, Türkiye için önemli yer şekilleridir.

Türkiye'deki başlıca deltalar; Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Göksu, Seyhan ve Ceyhan ırmakları ağızlarında oluşan alüvyal düzlüklerdir. Çukurova, Çarşamba, Bafra ve Silifke başlıca delta ovalarımızdır.

c. Dağ eteği ovası: Dağların yamaçlarından inen akarsuların, eğimin azaldığı yerlerde oluşturduğu birikinti koniierin yan yana dizilmesiyle dağ eteği ovaları oluşur. Dağlık alanlarda tarım yapılabiien yerler olmaları açısından önem taşır.

Dağ eteği ovası

Ülkemizde Bursa ve İnegöl Ovaları dağ eteği ovasına örnek gösterilir.

d. Dağ içi ovası: Dağlık alanlarda eğimin azaldığı iç kısımlarda birikmelerle oluşan yer şekilleridir.














Birikinti konisi

Bu şekillerin oluşumu için gerekli olan ani eğim değişiklikleri çok fazla olduğu için Türkiye'de birikinti konileri oldukça fazladır.

Malatya, Elazığ, Bolu, Erzincan, Muş ve Amik ovaları butürovalardır.

e. Taban Seviyesi Ovası: Akarsuların deniz seviyesine yaklaştığı yerlerde eğimin azalmasına bağlı olarak hızı ve taşıma gücü azalır. Böylece,


-COGRAFYA-

65



akarsuların yatağında geniş alüvyol ovalar oluşur. Bu ovalara taban seviyesi ovaları denir. Taban seviyesi ovalarında akarsular menderesler çizilerek akar, bu durum Ege Bölgesinde tipik olarak görülmektedir.

f. Kum (Irmak) Adası:



Akarsuların yatak

eğimlerinin azaldığı ve


genişlediği yerlerde

Kum adas ı

taşıdıkları alüvyon ve
kumları biriktirmesiyle
oluşan şekillerdir.

Ülkemizde yaygın olarak görülür.



Hem aşınma hem de biriktirme ile birlikte oluşan yer şekilleri

a. Sekiler; Akarsuyun zamanla canlanıp yatağını kazması veya farklı dirençteki kayaların farklı biçimde aşınmasıyla basamaklar oluşur.

Sekiler akarsuların önce biriktirdikleri alüvyonların


bir kısmını sonradan taşıyarak götürmeleri sonucu
taşınmayan kısımların oluşturdukları

biriktirme/aşındırmaşekilleridir.



Taraçalarm oluşum süreci



b. Menderesler: Akarsuların, yatak eğiminin azaldığı yerlerde büklümler oluşturarak akması durumuna menderes denir. Ülkemizde en fazla Ege Bölgesinde görülür.

Bir akarsuda mendereslerin artması, uzunluğunun arttığını; hızının, yatak eğiminin, aşındırma gücünün ve debisinin (akım) azaldığını gösterir. Menderesierin çaprak ve yığınak diye bölümleri vardır. Menderesler hem aşındırma (çaprak bölümü), hem biriktirme şeklidir (yığınak bölümü).



Q

o

£C VJ Q CD W



a.

"5

BUZUL TOPOGRAFYASI

Kutup bölgesinin ve yüksek dağların yıllarca erimeyen karları ile oluşan kalın buz örtüleri ve yüksek dağların doruklarından aşağılara uzanan buzlar buzulları oluşturur. Erimeyen karların başladığı yere "daimi kar sınırı" denir.

Buzullar dördüncü zamanın (kuaterner) ilk yarısındaki buzul devirlerinde meydana gelmiştir.

Anadolu'da buzullaşmaya uğrayan yerler Batı Anadolu'da 2200 m, Doğu Karadeniz'de 2500 m, Doğu Anadolu'da ise 3000 m.lerden başlamaktadır.





Hfl 4. Zamandaki Buzul Arazileri

• Aktif Buzullar Türkiye'de buzul şekilleri ve aktif buzulların dağılışı



Buzul Aşındırma Şekilleri

a. Sirk: Buzulların derine aşındırması sonucunda
oluşan çanak şeklindeki oluşumlardır. Bu çukurların
suyla dolması sonucu sirk göller meydana gelir.

Türkiye'de sirkler, daha çok dağların kuzeye bakan yamaçlarında oluşmuşlardır.



Başlıca sirkler; Toros dağları üzerinde;

Beydağları, Bolkar dağları, Aladağlar, Sultan dağlarında ve Buzul dağları doruklarında, Doğu Anadolu'da Ağrı, Süphan, Mescit ve Yalnızçam dağlarında, Doğu Karadeniz dağlarında; Kaçkar dağları, Giresun dağları, Kop, Mescit ve Yalnızçam dağlarında, Marmara Bölgesinde; Uludağ'da, İç Anadolu Bölgesi'nde Erciyes dağında bulunmaktadır.



b. Hörgüç Kaya: Kalın buzul örtülerinin etkisinden
kurtulmuş olan, geniş alanlarda hörgüce benzeyen
yuvarlak tepecikler şeklinde görülen aşındırma
şekilleridir.

c. Buzul vadisi: Buzulların hareketi esnasında az
dirençli kayaları aşındırmasıyla oluşan tabanı inişli
çıkışlı vadilerdir.

Buzul Biriktirme Şekilleri

a. Moren (Buzul taş): Buzulların aşındırma yoluyla kayalardan kopardıkları parçalara denir. Üzerleri çok çizikli olan bu kaya parçalarının birikmesiyle "moren

66-

-GENEL YETENEK GENEL KÜLTÜR DERGİSİ-


depoları" oluşur.

b. Drumlin: Buzul taşlarından oluşan daire ya da
elips şeklindeki (Kaplumbağa şekline benzer)
tepelere denir.

c. Sander: Eriyerek çekilmekte olan buzulun
sularıyla beslenen derelerin oluşturduğu düz ya da
yassı birikinti konileridir.

Buzul şekillendirmesi ülkemizde Sultan Dağları, Erciyes, Ağrı, Süphan, Tendürek, Cilo dağlarında görülmektedir.



KIYITOPOGRAFYASI

Kıyı şekilleri, dalgalar, kıyı akıntıları ve rüzgarların kıyılarda oluşturduğu aşınma ve biriktirme şekilleridir.



Dalga aşındırma şekilleri

a. Falezler: Dalgaların çarpması sonucu açığa çıkan kinetik enerjiyle meydana gelen fiziksel parçalanma ve suyun kimyasal etkisi aracılığıyla ortaya çıkan aşınma şekilleridir.

Karadeniz'de Ordu-Sarp arası ile Sinop-Karadeniz

Ereğlisi arasındaki dik kıyılarda çok fazla falezler z

bulunmaktadır. Akdeniz'de ise Teke yarımadasıyla £

Taşeli yarımadasının dik kıyıları falezlerle doludur. ğ

Ege'de grabenlerin denize açıldığı alçak kıyılar g





dışında kalan dik kıyılarda da falezler oluşmuştur. Ş



Akdeniz'de Taşeli ve Teke yarımadalarının dik kıyıları dışında kalan bütün kıyılarda plajlar bulunmaktadır. Akdeniz'in yaz turizmi için plajlarçok önemlidir.

b. Kıyı Oku (Kıyı Kordonu): Dalga ve akıntıların
kıyıdan kopardığı kaya ve molozları, kıyının önünde
bir ucu kayaya bağlı olduğu halde biriktirdikleri
şekillerdir.

c. Lagün (Deniz Kulağı): Koyların iki yanının kıyı
kordonları ile birleştirilmesiyle oluşan göllere denir.
Büyük Çekmece ve Köyceğiz gölleri örnek olarak
verilebilir.

d. Tombolo: Karaya yakın olan bir adanın, kıyı
kordonu ile ana karaya bağlanarak oluşan biriktirme
şeklidir.



TÜRKİYE'NİN HİDROGRAFİK ÖZELLİKLERİ

A- TÜRKİYE'NİN AKARSULARI

Türkiye'deki akarsuların ortak özellikleri:

» Akarsuların uzunlukları genellikle fazla değildir. Fırat, Dicle ve Kızılırmak dışındaki akarsuların boyları kısadır.


Türkiye'de olmamasında;
akarsu uzunluklarının fazla


b. Haliç: Gelgit hareketlerinin etkili olduğu kıyılarda, akarsuların denize döküldüğü ağız bölümünde oluşan oldukça derin girintilere haliç denir. Okyanusa dökülen akarsularda görülür.

Kıyı Birikinti Şekilleri

a. Plajlar (kumsallar): Falezlerden ve kıyıya yakın deniz tabanından dalgalar tarafından aşmdırılan kum taneciklerinin birikmesi sonucu oluşurlar.

Karadeniz'de Bafra ve Çarşamba deltaları kıyılarında kumsallar çok fazladır. Karadeniz Ereğlisi'nden Sakarya deltasına kadar alçak kıyılarda da tipik kumsallar oluşmuştur.

Ege denizi kıyılarındaki kumsallar, falezlerin geliştiği dik kıyılar arasında, grabenlerin denize açıldığı yerlerde bulunmaktadır.

a. Anadolu'nun bir yarımada olmasının etkisi vardır.

b. Kuzey ve Güney Anadolu'daki sıradağların
uzanış biçimlerinin etkisi vardır. Çünkü kıyıya paralel
uzanan dağlarla kıyı arasındaki mesafe fazla
değildir. Bu dağlardan kaynaklanan ve denize
ulaşan akarsuların boyları da kısadır.

» Akarsular genellikle hızlı akar. Bunun sebebi ülkemizde dağların ve dik yamaçların fazla olmasıdır.

» Türkiye'deki akarsuların akıttığı su miktarı mevsimlere göre farklılıklar gösterir. Bu durumun başlıca nedeni, ülkemizin çeşitli yörelerinde farklı iklim özelliklerinin etkili olmasıdır.

a. Akdeniz iklim özelliklerinin etkili olduğu yerlerde, yaz aylarında akarsuların suyu azalmakta, ilkbahar ve kış aylarında ise artmaktadır. Bu mevsimlerde



-COĞRAFYA-

67


düşen yağış suları ve kar suları, akarsuların seviyelerinin yükselmesini sağlamaktadır.

b. Orta Anadolu'dan beslenen akarsular yazın iyice


zayıflamaktadır. Çünkü burada etkili bir yaz kuraklığı
vardır. İlk baharda kabarmaktadır.

c. Karadeniz Bölgesi'nden ve Kuzeydoğu


Anadolu'dan kaynaklarını alan akarsularda durum
oldukça farklıdır. Bu akarsular yaz aylarında da
yağış sularıyla beslenmektedir. Bu yüzden
akarsuların yataklarında her ay su bulunmaktadır.
Aylık su akımları arasında da farklar fazla değildir.
En kabarık dönemi ise sonbahardır.

» Akarsularımızın pek çoğu ülke sınırları içinden doğup yine ülke topraklarından denize ulaşmaktadır.

Fırat, Dicle, Aras, Kura ve Çoruh ırmakları ise ülkemizde doğup başka ülkenin topraklarından denize veya göllere dökülmektedir.

Sınır aşan sular: Bir ülkeden doğup başka ülke topraklarından denize ulaşan akarsulara denir. Asi ve Meriç ırmakları ise ülke dışından kaynaklarını almakta ve sınırlarımız içinden denize ulaşmaktadır. ;§5

£C 111

Q


Ulaştıkları Denizlere Göre Türkiye'nin Başlıca Akarsuları



D.

a. Karadeniz'e ulaşan başlıca akarsular J

,™

Kızılırmak: En uzun akarsudur. Sivas yakınlarındaki -M Kızıldağ'dan kaynağını aldıktan sonra, Bafra § Ovası'ndan Karadeniz'e ulaşır. Hirfanlı ve Altınkaya Baraj gölleri bu akarsu üzerinde kurulmuştur.



Yeşilırmak: Çarşamba ovasından Karadeniz'e ulaşır. Kılıçkaya, Almus, Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları bu akarsu üzerinde kurulmuştur.

Sakarya: En uzun kolu Afyon'un kuzeyindeki Emir dağından doğar. Porsuk ve Ankara çaylarını alıp Karadeniz'e ulaşır. Hasan Polatkan ve Gökçekaya barajları bu akarsu üzerinde kurulmuştur.

Çoruh: Doğu Karadeniz'de Mescit dağından doğar. Gürcistan topraklarında Batum'dan Karadeniz'e ulaşır.

Filyos Çayı, Karadeniz'e ulaşan çaydır.

b. Akdeniz'e ulaşan başlıca akarsular:

Asi: Lübnan topraklarından doğar. Türkiye topraklarından Akdeniz'e ulaşır.

Ceyhan: Elbistan'dan doğar. İskenderun Körfezi'nin batısından Akdeniz'e sularını boşaltır. Aslantaş ve Menzelet barajları bu akarsu üzerinde kurulmuştur.

Seyhan: Zamantı Çayı adıyla Sivas'ın güneyinde, Uzunyayla'dan doğar. Adana ovasından büklümler yaparak Akdeniz'e ulaşır. Seyhan Barajı bu ırmak üzerinde kurulmuştur.

Göksu: Silifke Ovası'ndan Akdeniz'e ulaşır. Göksu yurdumuzda akarsu sporlarının en çok yapıldığı akarsuyumuzdur.

Aksu: Kaynağını Eğirdir Gölü'nün güneyinden alır ve Antalya düzlüğünden geçerek kentin içinden Akdeniz'e ulaşır.

c. Ege Denizi'ne ulaşan başlıca akarsular:

Meriç: Kaynağını Bulgaristan'dan alır. Ege denizine ulaşır.

Gediz: İç Batı Anadolu eşiği üzerindeki Murat dağından doğar ve Ege denizine dökülür. Demirköprü barajı bu ırmak üzerinde kurulmuştur.

Küçük Menderes: Kaynağını Bozdağlardan alır. Küçük Menderes Ovası'ndan geçerek denize ulaşır.

Büyük Menderes: Önemli kollarını İç Batı Anadolu eşiği, Göller yöresi ve Menteşe yöresinden alır. Kendi oluşturduğu deltadan Ege Denizine ulaşır. Adıgüzel ve Kemer barajları bu akarsu üzerinde kurulmuştur.

d. Marmara Denizine Ulaşan Başlıca Akarsular:

Susurluk: Simav çayı adıyla Simav yakınlarından doğar. Uludağ'dan gelen Nilüfer çayını aldıktan sonra Marmara Denizi'ne ulaşır.

e. Basra Körfezi'ne Ulaşan Akarsular:

Fırat: Kaynağını ülkemizden alan ülke sınırları dışından denize ulaşan en uzun akarsudur. Bu ırmağın en önemli kolları Murat ve Karasu'dur. Atatürk, Karakaya ve Keban barajları bu akarsu üzerine kurulmuştur.

Dicle: Güneydoğu Toroslardan gelen çok sayıdaki küçük kollarla beslenir. Habur çayı ve Zap suyu ile birleştikten sonra Irak'ın güneyinde Şat-ül Arab'da Fırat'la birleşerek Basra Körfezi'ne ulaşır. Devegeçidi, Kralkızı barajı bu akarsu üzerinde kurulmuştur.

f. Hazar Göiü'ne Ulaşan Akarsular:

Kura: Kars yakınlarından doğar. Azerbaycan topraklarına geçer. Burada Aras ile birleşerek Hazar Gölü'ne ulaşır.

Aras: Erzurum güneyinde Bingöl dağlarından doğar. Hazar Gölü'ne ulaşır.

68-

-GENEL YETENEK GENEL KÜLTÜR DERGİSİ-




AKARSU REJİMLERI

Akarsuların belirli kesitlerinde akıttıkları su miktarına akım (debi) denir. Akımın yıl içindeki değişmeleri ve akarsuların beslenme şekillerine ise akarsu rejimi denir. Akarsular akımın yıl içerisindeki değişimine göre düzenli rejimli akarsular ve düzensiz rejimli akarsular olarak ikiye ayrılır.

Bazı akarsuların akım değerleri yıl içerisinde belirsiz zamanlarda artış gösterir. Kurak bölgelerdeki epizodik ( düzensiz ) yağışlardan dolayı bu bölgelerdeki akarsular örnek olarak gösterilebilir. Buna bağlı olarak akarsuların akıttıkları su miktarı, yıl içerisinde belirsiz zamanlarda önemli azalıp çoğalmalar gösterir. Bu tip akarsular düzensiz rejimli akarsulardır. Bunun dışında kalan akım değerlerine sahip akarsuiar düzenli rejimli akarsuları oluşturur.

Akarsular, beslenme şekillerine göre de bazı rejim tipleri gösterirler. Akarsular, yağmur, kar, buz ve kaynak sularıyla beslenir. Buniardan sadece bir tanesiyle beslenen akarsuların sahip olduğu rejime sade rejim denir. Sade rejimli akarsular yeryüzünde çok azdır. Aynı durum Türkiye için de geçerlidir. Çünkü ülkemizdeki akarsuların pek çoğu hem yağmur, hem kar, hem de kaynak sularıyia beslenmektedir. Bu tür akarsuların rejimine de Karma rejim denir. Beslenme özellikleri dikkate alınarak akarsularının rejimleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

Yağmur Sularıyla Beslenen Akarsular Kaynak Sularıyla Beslenen Akarsular Kar ve Buz Sularıyla Beslenen Akarsular Göl Sularıyla Beslenen Akarsular Karma Rejimli Akarsuiar



Dostları ilə paylaş:
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   19


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə