الأصل المعهود: اليقين لا يزول بالشك ‘Meşhur kaide: Şek ile yakîn zâil olmaz’

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 3.3 Mb.
səhifə25/48
tarix22.01.2019
ölçüsü3.3 Mb.
1   ...   21   22   23   24   25   26   27   28   ...   48

17. Kitâbu’l-Kefâle


(ذكر بعض ما لا يتجزأ شرعا ذكر لكله) "Şer'an mütecezzi olmayan bir şeyin ba‘zını zikretmek küllünü zikirdir". Kefâlet binnefs1329, yarım ve üçte bir gibi şayi‘ olan bir cüz'e izafe edildiğinde caiz olur. Çünkü teslim edilmek üzere kefil olunan can mütecezzi değildir1330.

(التصرف المضاف إلى غير محله باطل) "Mahalli dışında bir şeye izafe edilen tasarruf geçersizdir". İmam Şafiî’nin (v. 204/820), nefse, ayna ve fiile kefâletin sahih olmadığına dair görüşünü izah ederken bu kâideyi ona nispetle zikretmiştir1331.

(القول قول المنكر مع يمينه في الشرع) "Hukukta söz, yemin ile birlikte münkirin sözüdür". Başkasına kefil olan bir kimse, beyyine ile ispat edilen miktarı ödemek zorundadır. Eğer sözkonusu miktar beyyine ile ispatlanmamış ise kefil fazladan iddia edilen miktarı inkâr eden konumunda olduğu için yemin ile beraber onun sözüne itibar edilir1332.

Kitâbu'l-Kefâle'de zikrettiği dâbıtlara şunlar örnek verilebilir:

(الإبراء إسقاط) "İbrâ iskattır"1333.

(الإبراء عن الحق بعد وجود سبب الوجوب قبل الوجوب جائز) "Vücuptan önce, vücup sebebinin varlığından sonra bir haktan ibrâ caizdir"1334.

18. Kitâbu’l-Havâle


(الخراج بالضمان) "Bir şeyin nef‘i, zamânı mukabelesindedir". İmam Züfer (v. 158/775) dışındaki üç Hanefi fakihe göre, havale mukayyet olur ve muhâlun aleyh1335, üzerindeki borcu muhale ödemeden önce muhîl ölürse ve muhîlin üzerinde muhâlin borcundan başka ödemesi gereken borçlar bulunur da muhâlun aleyhten alacağının dışında herhangi bir malı da bulunmazsa, muhâl, alacağını alma hususunda diğer alacaklılara göre öncelik hakkına sahip değildir. İmam Züfer (v. 158/775) ise bu durumu rehin ile aynı şekilde değerlendirerek onun rehinde olduğu gibi diğer alacaklılar arasında öncelik hakkına sahip olduğunu söylemiştir. Kâsânî (v. 587/1191), Onun yaklaşımını eleştirirken bu kâideyi delil olarak kullanmıştır1336.

(القول قول المنكر عند عدم البينة مع يمينه) "Delil bulunmadığı sürece söz, yemin ile birlikte münkirin sözüdür". Muhâlun leh havâle malını kabzettikten sonra muhîl ile anlaşmazlığa düşerse, inkâr eden konumunda olduğu için yemin ile beraber muhîlin sözü kabul edilir 1337.



Kitâbu'l-Havâle'de geçen dâbıtlara şunlar örnek verilebilir:

(الأصل أن كل دين لا تصح الكفالة به لا تصح الحوالة به) "Kâide: Kefâletin geçerli olduğu her borç ilişkisinde havâle de geçerlidir"1338.

(الأصل أن الدين لا يسقط إلا بالقضاء) "Kâide: Borç, ancak ödeme ile düşer"1339.

19. Kitâbu’l-Vekâle


(مطلق الكلام ينصرف إلى المتعارف ذكرا وتسمية من غير إعتبار الفعل) "Mutlak olarak söylenmiş söz, fiile itibar edilmeksizin, anlatımda ve isimlendirmede yaygın olana hasredilir". İmâmeyn'in aksine, Ebu Hanife’ye (v. 150/767) göre satım için tayin edilmiş vekilin vekâleti mutlak olursa, mutlakın gereğince amel eder. Bu durumda vekil, malı aza çoğa bakmadan kendisinin uygun gördüğü bir fiyat ile satabilir. Ebu Hanife’nin (v. 150/767) görüşünü izah ederken bu kâidenin yanı sıra şu usûl kâidesini de görüşün temellendirmesinde delil olarak kullanmıştır: (لأبي حنيفة أن الأصل في اللفظ المطلق أن يجري على إطلاقه ولا يجوز تقييده إلا بدليل) "Ebu Hanife'ye göre mutlak lafızda aslolan, onun ıtlaki üzere cari olması ve bir delil olmadıkça mutlakı takyidin caiz olmamasıdır"1340.

(الثابت دلالة كالثابت نصا) "Delâleten sâbit olan, nass ile sâbit gibidir". Şeyhayn'ın, fâsid bey'e vekil olan bir kimsenin ondan daha hayırlı olan sahih bey'e delâleten vekil olabileceğine dair görüşlerini izah ederken bu kâideyi zikretmiştir1341.

(العبرة للمعنى لا للصورة) "İtibar manayadır, şekillere değil". Müvekkil, vekile belirli bir miktar karşılığında peşin olarak kendisine bir şey satın almasını söyler de vekil de aynı fiyata taksitle satın alırsa, satış müvekkil için bağlayıcı olur. Çünkü vekil, müvekkilin isteğine her ne kadar şeklen muhalefet etmişse de manen uygun hareket etmiştir1342.

(الأصل أن يكون الإنسان متصرفا لنفسه لا لغيره) "İnsanın başkası için değil de kendisi için tasarrufta bulunması asıldır".

(أمور المسلمين محمولة على الصلاح والسداد ما أمكن) "İmkân olduğu ölçüde Müslümanların işleri salâh ve doğruluğa yorulur". Bir kimse, tayin etmeksizin bir şeyi satın almak üzere birine vekâlet verse, vekil, aldığı şeyi müvekkili için almaya niyetlenmediği sürece kendisi için satın almış olur. Alım esnasında buna niyetlenmemesi durumu, mezhep imamları arasında ihtilaflıdır. Bununla ilgili tartışmayı aktarırken, ilk kâideyi İmam Muhammed’in (v. 189/805), ikinci kâideyi de Ebu Yusuf’un (v. 182/798) bu konudaki görüşünü aktarırken zikretmiştir1343.

(المعلق بشرطين لا ينزل إلا عند وجودهما) "İki şarta bağlı olan hüküm, ancak iki şartın varlığı ile yerine gelmiş olur". Evlenme, mal karşılığı boşama veya karşılığında mâlî bir bedel bulunan bir akit için iki kişiye vekâlet verilse, vekillerden biri, diğeri olmadan akdi icra edemez1344.

(تصرف النائب تصرف المنوب عنه) "Temsilcinin tasarrufu, temsil ettiği kişinin tasarrufudur". İmam Şafiî’ye (v. 204/820) göre, alım satım gibi akitlerin hükmü vekile değil de müvekkile râci olduğu gibi hakları da ona râcidir1345.

(فعل المأمور مضاف إلى الآمر) "Emredilen kişinin fiili, emredene izafe edilir". İmam Şafiî’nin (v. 204/820) aksine Hanefi mezhebine göre alım satım gibi akitlerin hakları vekile râcidir. Çünkü akdi yapan vekildir. Ancak müvekkil emreden konumunda olduğu ve vekil de onun emri ile hareket ettiği için hukuk, hükmün aslını müvekkil için, buna tabi olan şeyleri de vekil için geçerli kılmıştır. Bu konuda İmam Şafiî’ye (v. 204/820) itiraz ederken başka deliller ile birlikte bu kâideyi de zikretmiştir1346.

(القول قول المنكر مع يمينه) "Söz, yemin ile birlikte münkirin sözüdür". Mûdi‘, vediayı bir kimseye verse ve onu vedia sahibinin emri ile ona verdiğini iddia etse, vedia sahibi de bunu inkâr etse; mûdi‘ iddia eden, vedia sahibi de inkâr eden olduğu için, yemin ile beraber vedia sahibinin sözüne itibar edilir1347.

(الثابت بالبينة كالثابت حسا ومشاهدة) "Beyyine ile sâbit olan, sezgi ve müşahede ile sâbit olan gibidir". Müvekkil, vekile herhangi bir şey vermeden borcunu ödemeyi emretse, vekil de ödediğini söylediği halde müvekkil ile borç sahibi, ödemediğini iddia etseler; vekil borcu ödediğine dair delil getirdiği takdirde vekilin delili kabul edilir. Bu durumda müvekkil, borçtan kurtulmuş olur ve vekil yaptığı ödeme için müvekkile rücu‘ hakkına sahip olur1348.

(الكتاب من الغائب كالخطاب من الحاضر) "Gâibin yazısı hazırın hitabı gibidir".

(الرسول قائم مقام المرسل معبر وسفير عنه) "Elçi, kendisini gönderenin makamına kâim; onun aracısı ve duygularını ifade edendir". Vekilin azlinin gerçekleşmesinin ilk şartı, vekilin bu azli bilmesidir. Vekil hazır değil de gâip ise müvekkilin gönderdiği elçi veya azil yazısı kendisine ulaşıp da vekil bundan haberdar olunca, azil gerçekleşmiş olur1349.



Kitâbu'l-Vekâle'de zikrettiği dâbıtlara şunlar örnek verilebilir:

(الأصل أن الوكيل بالشراء إذا خالف يكون مشتريا لنفسه) "Kâide: Satın almak için vekil kılınan kişi, müvekkilin isteğine muhalefet ederse, aldığını kendisi için satın almış olur"1350.

(الأصل أن كل عقد لا يحتاج فيه إلى إضافة إلى الموكل ويكتفي فيه بالإضافة إلى نفسه فحقوقه راجعة إلى العاقد) "Kâide: Müvekkile izafe edilmesi gerekmeyen her türlü akdi, vekil kendisine izafe etmekle yetinir. Bu akitlerin hakları akdi yapana râcidir"1351.

(كل عقد يحتاج فيه إلى إضافته إلى الموكل فحقوقه ترجع إلى الموكل) "Müvekkile izafe edilmesi gereken her akdin hakları müvekkile râcidir"1352.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   21   22   23   24   25   26   27   28   ...   48
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə