I d I n I a V a V x h o n I n < I j V a h I x V l a I o I l n V v h fi X l Q

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 7.77 Mb.
səhifə130/139
tarix27.12.2018
ölçüsü7.77 Mb.
1   ...   126   127   128   129   130   131   132   133   ...   139

Bibi. (Ergin), Mecelle, III, 1240-1246; Çeçen, Su Tesisleri, 25-45; Çeçen, Halkah; Nirven, istanbul Sulan, 155-165; Galip Ata, "İstanbul Evkaf Suları", Sıhhiye Mecmuası, no. 16, 1922, s. 123-127; Nazım, İstanbul Vilayeti Şehrema-netine Evkaftan Devralan Sular, s. 16-26, ist., 1925.

KÂZIM ÇEÇEN



HALKALI ZİRAAT MEKTEBİ

Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi, Halkalı Ziraat Mekteb-i Âlisi, Halkalı Ziraat Okulu olarak da bilinir. 1891'de açılan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı mesleki ve teknik okul. Günümüzde aynı yerdeki kamu çiftliği ile birlikte Halkalı Ziraî Üretim işletmesi ve Ziraat Meslek Lisesi adıyla faaliyetini sürdürmektedir.

Türkiye'de tarım öğretimi 1847'de Yeşilköy'de Ayamama Çiftliği'nde açılan Ziraat Talimhanesi ile başladı. Bu talimhanede uygulama ağırlıklı pamuk üretimi bilgisi veriliyordu. 1850'de burada 30 öğrenci ders görüyordu. Merinos koyunculuğunun

pı, Çınardere, Mevlevihane Kapısı, Mima-rağa terazisi, Altımermer ve Küçükhamam terazisine gelir. Buradan üç kola ayrılarak Samatya civarında Çınar Mahallesi cihetine su dağıtır.



16. Kasım Ağa (Sekbanbaşı) Suyolu:
KasımAğa'nınlII.Ahmed'in (hd 1703-1730)
sekbanbaşısı olduğu ileri sürülür. Mem
baı Bayrampaşa'dadır. Topkapı Caddesi,
Mevlevihane Kapısı, Hisaraltı, Evliya ve
Mimar camileri, Odabaşı Caddesi, Macun
cu Hamamı, Molla Gürani, Biberağa Soka
ğı, Haseki Caddesi ile Kasım Ağa'nın vakıf
çeşmesine ve Haseki Nisaiye Hastanesi'
ne su verilir.

17. Nuruosmaniye Suyolu: 1748-1755
arasında Nuruosmaniye Külliyesi'ne su te
min etmek için yaptırılmıştır. Ayvalıdere
Suyolu da denir. Membaı Esenler'de Fer-
had Paşa Merası'ndadır. Ayvalı Dere, Mal
tepe Hastanesi, Bayrampaşa, Hisaraltı,
Edirnekapı, Sarmaşık, Deve Hanı, Dülge-
roğlu Camii, Acemoğlu Meydanı, Hasan
Paşa Karakolu, Yahnikapan Sokağı, Par-
makkapı yoluyla Atik Ali Paşa Camii için
den serin hazneye ulaşıp buradan Nuru
osmaniye Camii avlusundaki imaret haz
nesine dökülüp cami, medrese ve çeşme
lere dağıtılır.

*sJLr£>l

istanbul'un tarihi yarımadasına su temin eden Kırkçeşme sularının yüzeysel sular olmasına mukabil Halkalı suları memba sularıdır. Kırkçeşme isalesinin halen çalışmakta olmasına, Gaziosmanpaşa civarına su vermesine mukabil 16 Halkalı suyu tamamen haraptır. Verilen bütün bilgiler eldeki belgeler ile yerinde yapılan incelemelere dayanmaktadır. Müze ve kütüphanelerde Halkalı sularına ait 11 tane eski suyolu haritası vardır. Bunlardan 4 tanesi Fatih veya Beylik Suyolu'na, l tanesi Süleymaniye Suyolu'na, 2 tanesi Bayezid Suyolu'na, 3 tanesi Köprülü Suyolu'na ve l tanesi ise Ayvalıdere veya Nurosmaniye Suyolu'na aittir.

Halkalı sularına ait çeşmelerin vakıf defterine göre sayıları 435 olmasına mukabil bugün yarısı dahi kalmamıştır. Halkalı sularının yapımı 1453'ten 1755'e kadar sürmüştür. Şehir suları dışındaki isale hatlarının toplam uzunluğu 130 km kadardır.

HALKEDON

528

529

HALKEVLERİ

minde 1919'dan 1922'ye değin öğretim ya-pümadı. 1922-1923 öğretim yılında Ziraat Mekteb-i Âlisi adıyla ve yüksekokul konumunda açıldı. Okulun başına getirilen Ali Rıza (Erten) (1922-1924) ve daha sonra aynı görevi yapan Muhlis (Erkmen) (1924-1927), Süreyya (Genca) (1927-1928) ile Faik (1928) beyler, "rektör" sanım taşıdılar. 1928'de Islah-ı Tedrisat Kanunu gereği o-kul bir kez daha kapatıldı. 1930'da 3 yıllık ve orta dereceli bir meslek-teknik okulu olarak yeniden açıldı. O yıl 30, ertesi yıl 32 yatılı öğrenci alındı.

Kuruluşundan beri Tarım Bakanlığı'na (Ticaret ve Ziraat Nezareti-Ziraat Vekâleti) bağlı olan okul, İstanbul'a uzak bir yerde ve programı da sürekli uygulama çalışmaları gerektirdiğinden her dönemde yatılı konumda olmuştur. Kuruluşundan beri erkek öğrenci almaktadır. 1980-1981'de öğretim süresi 4 yıla çıkarılmış, ayrıca aynı yerdeki üretim çiftliği ile tek yönetim altında birleştirilmiştir.

1993-1994 öğretim yılında 194 yatılı öğrencinin bulunduğu okulda 11 ziraat mühendisi ile 5 kültür dersi öğretmeni görev yapmaktadır.



Bibi. Ergin, Maarif Tarihi, II, 469-475; Halkalı Ziraat Mekteb-i Âlisi Mecmuası, S. 1-7 (Nisan Teşrinievvel 1333), F. R. Unat, Türkiye Eğitim Sisteminin Gelişmesine Tarihi Bir Bakış, Ankara, 1964, s. 76, 80 k-n; Salnâme-i Nezaret-i Maarif-i Umumiye, Dördüncü Defa, İst., 1319, s. 251; Türk Ziraat Mühendisleri Birliği, Tarımsal Eğitimin 110. Yılı, Ankara, 1958. NECDET SAKAOĞLU

Mimari

Okulun ilk yapısı 1894 depreminde hasar gördü. Binanın onarımı ve yenilenmesi işi, Raimondo D'Aronco(-0 tarafından gerçekleştirildi. D'Aronco istenen projeyi Eylül 1894'te hazırlamıştı.

D'Aronco'nun projesi muhtemelen yemlenen eski binayı da içeren geniş bir kompleksi göstermektedir. Okul, ölçeği okunmayan projesinin tahmini ölçülerine göre 260xl65m boyutunda bir alana yerleştirilmiş görünmektedir. Ortasındaki büyük botanik bahçesinin bir yanında eğitim binası, simetriğinde ahırlar, diğer iki tara-

Halkalı Ziraat Mektebi'nin vaziyet planı.



Afife Batur arşivi

fında da atölyeler, depo, tohumluklar vb bulunmaktadır, înce uzun dikdörtgen birer zemine oturan eğitim binalarından bugün yalnızca birinin mevcut oluşu, projenin tamamının uygulanmamış olduğuna kanıttır.

Eğitim binası, iki katlı, kagir, işlevsel ve sade bir yapıdır. Simetrik bir planı ve kitlesi, orta eksen üzerinde bir girişi, giriş holü ve bu hole bağlanan orta koridorlu basit bir şeması vardır. Binanın iki ucu, üç kat olarak yükselen kitleler tarafından tutulup belirtilmiştir. Önemli değişiklikler ve eklerle günümüze gelen yapı, halen aynı işlevini sürdürmektedir.

Bibi. "l'Ecole de Halkalı", Moniteur Oriental, 11 Eylül 1894.

AFİFE BATUR



HALKEDON

bak. KADIKÖY



HALKEDON KONSİIİ

Birbirine karşıt Hıristiyanlık dogmalarını uzlaştırmak amacıyla düzenlenen "ökü-menik" (birleştirici) konsillerden dördüncüsü, imparator Markianos (hd 450-457), İmparatoriçe Pulheria'nın himayelerinde ve Papa I. Leon'un "legaf'ı (temsilci) Pasc-hinus'un önderliğinde Halkedon'daki (Kadıköy) Ayia Eufemia Kilisesi'nde(->) toplanan konsile, çoğu Doğu eyaletlerinden gelen yaklaşık 350 piskopos ve 170 kadar piskopos temsilcisi katıldı.

Konsilin asıl gündemi, 431 tarihli Ep-hesus (Efes) Konsili'nden sonra iskenderiye Patriği Kirillos'un temsilcisi Eutikhes tarafından formüle edilen; İsa'nın tek doğası (göksel, tanrısal) olduğu, bu yüzden de onun insani doğasının diğer insanlarla aynı tözden (cevher) gelemeyeceği görüşünü tartışmaktı. Oturumlarda, papalık temsilcisi ile Mısır, Suriye gibi Doğu eyaletlerinden gelen dinbilimciler birbirine karşıt görüşler ileri sürdüler. Papa I. Leon yazdığı "Tomus"ta (kitap) isa'nın tek olan bedenindeki tam teşekküllü iki doğanın birbirinden ayrı tutulması gerektiğini belirtiyordu. Buna karşılık, Doğulu dinbilimci-lerinin bir bölümü, isa'nın tek bir doğası

olduğunu kabul eden monofizitliği, bir bölümü ise (özellikle Suriye'den gelenler) Ephesus Konsili'nde Konstantinopolis Patriği Nestorion (ö. 451) tarafından ortaya atılan ve İsa'nın tanrısal ve insani doğalarının birbirinden bağımsızlığını vurgulayan Nasturiliği savunuyorlardı. Halkedon Konsül, bu üç görüş arasında bir uzlaşma yolunu tuttu.' Konsilde İsa'nın birbirinden ayrılamaz, birbirine karıştırılamaz ve birbiri ile değiştirilemez iki doğası olduğu ve "salvation"un (halas, selamet) ancak, İsa hem tam bir tanrı, hem de tam bir insan olduğu takdirde mümkün olacağı kabul edildi. Böylece Nestorion ve Eutikhes'in öğretileri hedefleniyordu. Fakat ne Efes Konsili ne de Kirillos'un görüşleri reddedildi. Oturumlarda hem papanın Tomus'u, hem de Nestorion'a karşı çıkan Kirillos'un iki mektubu onaylandı. Daha önceki kon-sillerin ve bazı yerel "sinod'ların (meclis) bildirilerinin de onaylandığı Halkedon Konsili'nde, papalık ve patriklik makamları Hıristiyanlığın en şerefli mevkileri olarak tanımlanıyor, fakat 28. madde ile yeni ve eski Roma piskoposlarının tamamıyla eşit olduklarından söz edilerek Roma kilisesinin mutlak otoritesine önemli bir darbe vuruluyordu. Konsilde ayrıca Konstantinopolis patrikliği güvence altına alınarak, Anadolu, Trakya ve Karadeniz eyaletleri buraya bağlandı. Böylece bir uzlaşma metni bile olsa bu, Doğu ve Batı kiliseleri arasında yüzlerce yıl sürecek karşıtlığın tescili demekti.

Öte yandan, Halkedon Konsili'nin bu uzlaştırıcı ve orta yolcu tavrı, Doğulu mo-nofizitler ve Nasturiler tarafından Hıristiyanlık öğrentilerine ihanet olarak kabul edildi ve konsilin kararlan reddedilerek bir başka bölünmenin temelleri atıldı. Bu tarihten itibaren diofizit Bizans kilisesi ile monofizit Doğu eyaletleri arasındaki ö-nemli hizipleşme belirginleşmiş oldu.

Bibi.' P. T. R. Gray, The Defense ofChalce-don in the East (451-553), Leiden, 1979; P. Stockmeier, "Das Konzil von Chalkedon. Probleme der Forschung", Freiburger Zeitsch-riftfürPhilosophie und Theologie, S. 29, 1982, s. 140-156; Ostrogorsky, Bizans, 55, 101.

AYŞE HÜR


HALKEVLERİ

Türkiye genelinde 19 Şubat 1932-11 Ağustos 1951 arasında faaliyet gösteren hal-kevlerinden bu süre içinde İstanbul'da da 11 halkevi açılmıştır.

Halkevi fikrinin doğuşu 1910Tu yıllarda İstanbul'da Türk Ocakları'nın kuruluşuna değin uzanır. 1927'de Halk Partisi bünyesine alınan ve 1930'da kapatılan Türk Ocakları'nın yerine halkevlerinin a-çılması o sırada gündeme geldi. Bu dönemde Avrupa'da da halk terbiyesi amaçlı, halk mektepleri, serbest üniversite, halk terbiye kurumu vb örgütler vardı. CHP Genel Sekreteri Recep Peker, açılması öngörülen halkevlerinin amacının ulusu, sınıfsız ve kaynaşmış bir kitle yapmak olduğunu açıklamıştı. Partinin aldığı kararla 19 Şubat 1932'de eski Türk Ocakları yapıları tahsis edilerek halkevleri açılmaya baş-

Kadıköy


Halkevi binası,

yapıldığı

dönemdeki

benzerleri

içinde en

görkemli


olanıydı.

Cumhuriyet

Gazetesi Arşivi

landı. İstanbul'da da ilk halkevi o yıl faaliyete geçti. İstanbul CHP İl Yönetim Kurulu, halkevinin üyelerini ve yöneticilerini seçti. Sonraki yıllarda İstanbul'da 10 halkevi daha açıldı.

Halk dershanelerine katılanlar için o-kuma-yazma, daktilo, muhasebe, ev ve mutfak bilgileri, yabancı dil, elektrik, na-kış-dikiş kursları açıldı. Halkevi kurslarına daha çok kadınlar ilgi gösterdi. 1935'e değin açılan halkevlerinden Üsküdar, Beyoğlu, Beşiktaş, Şişli, Şehremini ve Kadıköy'de yabancı dil kurslarına da ilgi fazlaydı. İstanbul (Eminönü) Halkevi ise Sultanahmet Cezaevi'nde bir kütüphane ve okuma-yazma kursu açmıştı. Bu halkevi, İstanbul Yüksek Ticaret Mektebi ile işbirliği yaparak muhasebe; Beşiktaş ve Beyoğlu halkevleri ise sanayi işçileri için elektrik ve buharlı makineler kursları düzenlediler. Kadıköy Halkevi, öğrenciler için her yıl bütünleme kursları açıyordu. Beşiktaş Halkevi binasındaki biçki-dikiş kursu, İstanbul'da özel bir üne sahipti. Halkevleri her yıl, çeşitli alanlarda sergiler de düzenlemekteydi. Türkiye'de ilk kitap fuarını ise 1935'te İstanbul Halkevi açtı. O yılki bir başka faaliyet, Galatasaray Yerli Mallar Sergisi ve Türk kadın dişlerinin tanıtımı oldu. Kadıköy Halkevi ise yerel tarih araştırmalarını başlattı. Konserler, sergiler, konferanslar, temsiller, anma toplantıları, Beyoğlu, Üsküdar, Şişli halkevlerinde yoğun biçimde sürmekteydi.

1935-1938 arasında Kadıköy Halkevi'n-deki temsil, konser, konferans, resim sergisi, proje sergisi, kongre, bayram, nişan töreni, şölen vb olarak 278 faaliyet gerçekleştirilmiş; bunları 63.369 kişi izlemişti. Bu sayı, o zaman 60.000 dolayında olan Kadıköy nüfusundan fazladır. Diğer yandan aynı üç yılda toplam 2.706 saatlik muhtelif kurslara 37.409 kişi katılmıştı. Bu halkevinin kayıtlı üye sayısı ise 1.025'ti.

Konferanslar, İstanbul halkevlerinin başarılı olduğu bir alandı. İstanbul halkevleri, ölen aydın, bilim adamı ve sanatçılar i-çin de anma toplantıları düzenlemekteydi. En faal evresi 1933-1940 arasında olan halkevleri, amatör ve profesyonel kadrolardan yararlanma konusunda, hayli başarılı olduğu gibi gelir seviyesi düşük kesime de destek sağlamaya çaba gösterdi. Örneğin yetenekli fakat sermayesi olmayan kal-

falara kredi sağlanması, Beşiktaş Halke-vi'nin semtin yoksul ailelerine kışlık yakacak dağıtması bunlardandı.

1940'tan itibaren savaş koşullan yüzünden istanbul halkevlerinde sosyal yardım çalışmaları ön plana çıktı. Yoksul çocukların giydirilmesi, okul giderlerinin karşılanması, yiyecek dağıtımı öncelik kazandı. 1943'e gelindiğinde Kadıköy Halkevi, ülke genelindeki 405 halkevi arasında ileri düzeyde orkestra çalışmalarıyla ünlenmiş-ti. Kadıköy Halkevi spor faaliyetlerinde de ileriydi ve burada okçuluk, cirit, eskrim, güreş, binicilik çalışmaları yapılıyordu. 1947'de ise Uludağ'da ilk kayak kampını açtı. Üsküdar ve Kartal halkevleri de bu çalışmalara katıldı.

Deniz sporları için her halkevinde kurslar düzenleniyordu. Üsküdar Halkevi'nin bir yılda gerçekleştirdiği spor kursu toplam 174 saatti. Burada haftanın iki gecesi sporcuların gösterilerine ayrılıyordu. Beyoğlu Halkevi kapalı spor salonu gençlere hizmet veriyordu. İstanbul'da, halkevlerinin öncülüğünde her yıl spor bayramı düzenlenmekteydi.

1935'e değin, İstanbul (Eminönü), Beşiktaş, Beyoğlu, Şehremini, Şişli, Kadıköy ve Üsküdar'da toplam 7 halkevi varken, 1940'a kadar Bakırköy, Eyüp, Kartal, Sarıyer halkevleri de açılarak bu sayı ll'e çıktı. Oysa kent ölçeğinde, başka hiçbir ilde birden fazla halkevi yoktu, izmir'de ve Ankara'da dahi birer halkevi vardı. Kadıköy ve Eminönü halkevi binaları, Atatürk döneminde yapılan çağdaş kültür kurumlarından olarak Bayındırlık Bakanlıği'nın hazırladığı projelere göre yapılmıştı. Kadıköy Halkevi için 1938'de Bahariye Cadde-si'nde satın alınan arsaya Türkiye'nin en görkemli halkevlerinden biri inşa edildi. Burada ve diğerlerinde dil ve edebiyat, ar (sanat), temsil, spor, sosyal yardım, halk dershaneleri ve kurslar, kitapsaray ve yayın, köycülük, müze ve sergi şubeleri için ayrı çalışma mekânları ve bürolar, tiyatro sahnesi, sinema ve konser salonları vardı. Halkevleri yönetimlerinde görev alan kadrolar genellikle istanbul'un kültür ve sanat çevrelerindendi. Örneğin Kadıköy Halkevi İdare Heyeti başkanlığım uzun yıllar Celal Esad Arseven(-t) yapmıştı. Bu kurulda ressam Hasan Vecih Bereketoğlu, şair ve yazar Behçet Yazar, yazar iffet

Oruz da bulunuyordu. Bu halkevinde ö-zel bir de heykel atölyesi açılmıştı. Halke-vine bağlı Yeldeğirmeni ve Erenköy dispanserleri, halka ücretsiz sağlık hizmeti vermekteydi. Yine bu halkevinin Kızıltop-rak, Göztepe ve Hasanpaşa'da birer semt spor kulübü faaliyetteydi.

1950'deki sayıları 478'e ulaşan Türkiye'deki halkevleri arasında 500 kadarı, sürekli ya da kısa bir dönem dergi çıkarttıkları gibi, pek çoğu da kitap ve broşür yayımladı. Yeni Türk(^>) istanbul Halkevi'nin aylık dergisi olarak yayımlanmaktaydı. Dönemin tanınmış yazar ve şairleri bu derginin kadrosundaydılar. Bu dergi, İstanbul'daki diğer halkevlerinden gelen yoğun istek üzerine İstanbul'un imarı, kentin başkentlik dönemi tarihi, İstanbul bibliyografyası gibi konulara 1938'den başlayarak ağırlık verdi. İstanbul Halkevi'nin ikinci süreli yayım Halk Bilgisi Ha-£>er/en(->) de aylık dergi olarak çıktı. Bu derginin yazarları genelde öğretmenlerdi. İstanbul halkevlerinin kitap yayını listesi hayli kabarıktır.

1946'da çok partili yaşamın getirdiği yeni koşullar, CHP'nin birer kurumu niteliğindeki halkevlerinin çalışmalarını o-lumsuz yönde etkiledi. Halkevlerinin kapatılmasına dönük ilk işaret ise Türk Ocakları'nın kurucularından Hamdullah Suphi Tanrıöver'in 10 Mayıs 1949'da Saraçhane-başı'ndaki mitingde yaptığı konuşma ile verildi. Tanrıöver, bu konuşmasında halkevlerinin, Türk Ocakları'nın kapatılmasına neden olduğunu ima ederek bu eski kurumun yeniden canlandırılmasını önerdi. Aynı günlerde Demokrat Parti (DP) milletvekilleri de TBMM'de halkevlerinin CHP için çalıştığı savını gündeme getirdiler. .Sonuçta, DP'nin iktidara gelişinin ilk yılında, 11 Ağustos 1951 tarihli ve 5830 sayılı "Resmi Daire ve Müesseselerin Siyasi Partilere Bedelsiz Mal Devredemeyeceklerine..." ilişkin kanun gereği tüm halkevle-riyle birlikte istanbul halkevleri, de 18 Ağustos 1951'de mühürlendi. Buralardaki tüm kültürel ve sanatsal birikimler kötü bir biçimde tasfiye ve tahrip edildi. Binaları ise resmi ve yarı resmi kuruluşlara devredildi. Eminönü Halkevi'ne Milli Türk Talebe Federasyonu yerleşti. Günümüzde burada, Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü, Kadıköy Halkevi binasında ise Kadıköy



HALKİ PALAS OTELİ

530

531

HALLAÇLIK

1 2 3

Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü ile Kadıköy Adliyesi hizmet vermektedir.

12 Nisan 196l'de Türk Kültür Demekleri, 1963'ten sonra halkevleri olarak açılan dernek konumlu kuruluşlar ise etkili bir faaliyet gösterememişlerdir.

BibL T. Çavdar, "Halkevleri", Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, IV, tst., 1983, s. 878-884; CHP, Halkevleri ve Halkodaları, 1932-1942, Ankara, 1942; CHP, 1935 Halkevleri, Ankara, ty; Kadıköy Halkevi, Kadıköy Halkevi 1935-1938, ist., 1938; A. Çeçen, Halkevleri, Ankara, 1990; Halkevlerinin 1933, 1934, 1935 Yılları Faaliyet Raporları Hülasası, Ankara, 1934-1936.

NECDET SAKAOGLU



HALKİ PALAS OTELİ

Heybeliada'mn güney yamacında, ismet inönü Caddesi üzerinde yer almaktadır. 1857-1862 arasında inşa edilmiştir.

1845-1918 arasında Balkanlar'ın en ö-nemli yatılı ticari eğitim kurumlarından Elen Ticaret Okulu'na yakın bir konumda inşa edilen otel, ziyarete gelen öğrenci yakınlarını ağırlamak amacıyla kurulmuştu. Konaklama dışında da pek çok sosyal etkinliğe, Adalıların düğün, nişan ve benzeri toplantılarına mekân olmuştu.

ilk inşasında iki katlı olarak tasarlanmış, 19l6'da üst iki kat ve ek bina inşa edilmişti. Yapının birinci ve ikinci bodrum katları tuğla kagir, zemin ve üst üç yatak katı ahşap iskelet üzerine yine ahşap kaplamaydı. Döşemeler bodrumda kagir volta, üst katlarda ise klasik alaturka ahşaptı. Duvarlar bağdadi sıva, tavanlar bezemeli klasik ahşap oyma motiflerle kaplıydı.

Denize paralel iki cadde arasında yer alan arazinin üst kısmında kurulan otel 1937'de kayyumlüğa devrine dek değişik kişilerce işletilmiş, son dönemlerinde oda oda kiralanmak suretiyle kullanılmış ve bu nedenle epeyce harap duruma düşmüştür. 1988'de Net Holding tarafından kiralanmış, ikinci derecede eski eser olarak restore edilmiş, otel olarak kullanılırken 1991'de tamamen yanmıştır. Bir kez daha, bu kez üçüncü derecede eski eser ilkelerine göre dış cephesi aynen korunarak betonarme sistemle yine otel olarak inşa edilmiştir. Halen seminer ve kongre turizmine hizmet vermektedir.

Yüzyılın başındaki parlak dönemlerin-

de otelin üst bahçe kapısının iki yanında, Adalılar arasında oldukça rağbet gören bira bahçeleri açılmıştı. Bir süre bu mekânlar "bira büfesi" olarak anılmıştı. Çocukluğu bu otelde geçmiş olan Bayan Anna Ha-ri 1933'e dek süren yaşantıyı halen aktarabilmektedir.

Binanın girişinde sağda içki sunulan büfe yer alırdı. Solunda ise yemekten sonra dinlenmek için küçük bir salon bulunuyordu. Alt kattaki mutfaktan yemekler yemek asansörü ile büfeye çıkardı. Fransız mutfağı sunulur, ızgara et vermek ayıp sayılırdı, en azından pane yapılırdı. Çok güzel pastalar pişirilirdi. Otelin son aşçıba-şılarından Grigous Hari daha sonra yıllarca iskelede Ligor Lokantası'm işletmişti. Çalışanlar arasında 4 garson frakla hizmet eder, bunlara ilaveten 3 aşçı, 3 bulaşıkçı, l depocu, 5 çamaşırcı ve önemli sayıda yardımcı personel bulunurdu.

Düğünlerde damat ve gelinden başka davetliler de otelde kalırlardı. Otelin piyanosu ve ayrıca orkestra sayesinde müzikli eğlenceler olurdu. Bu otel sahildeki diğer otellerden üstün tutulur, burada kalabilmek belli bir sosyal seviyeyi gerektirirdi. Yazın mayolar ve bornozlarla alt kapıdan Abbas Paşa Iskelesi'nde bulunan plaja inilirdi. Otelin tüm gereksinmesi karşı kıyıdan mavnalarla getirilirdi. Yalnızca et, adadan temin edilirdi. Şarap dışarıdan gelir, otelde şişelenirdi. Kahve çiğ alınır, otelde kavrulurdu. Su ise bir büyük kuyu ve üç sarnıçtan alınırdı. Bu sarnıçlardan alınan su çok soğuk olur, doğrudan müşteriye sunulurdu.

Otelin alt bahçe kapısının iki yanında ahırlar ve mandıra vardı. Bir tarafta iki yük ve bir yolcu arabasının atları barındırılır, diğer yanda ise otelin süt, yumurta gibi gereksinmelerim karşılayan inek ve tavuklarla, çöp tüketimi için domuzlar bulunurdu.

Kışın daha çok avlanmak için (çulluk, karatavuk) otelde kalınır ve hemen yanı başındaki ormanın eşsiz güzelliği içinde gezmeye çıkılırdı. Yemek vakti Ticaret Okulu'ndaki ve ormandaki müşteriler a-ğaca asılmış bir çanla yemeğe davet edilirdi.

BibL A. Müas, Heybeliada, Atina, 1984; N. Gülen, Heybeliada, ist., 1982.

SELCAN TEOMAN

Halki Palas

Oteli'nin

yanmadan

önceki bir

görünümü.

Erkin Em

1985

HALKOKONDİLES, LAONİKOS

(1423/1430, Atina -1490, ?) Bizanslı tarihçi.

Asurlardan başlayıp Osmanlı Devleti' nin kuruluşuna kadarki döneme bir kuş-bakışından sonra, Bizans imparatorluğu' nün yıkılışını, istanbul'un fethini ve erken dönem Osmanlı kurumlarını anlatan 10 kitaplık tarihi ile tanınır.

Atinalı seçkin bir ailenin oğlu olarak, eğitimini Paleologosların Mistra'daki (Yunanistan'da) sarayında tamamladı. 1447'de Bizanslı düşünür Plethon'un öğrencisi olduğu bilinmektedir. Yaşamı üzerine başkaca bilgi yoktur.

1480'lerde yazdığı sanılan 10 kitaplık eseri bir dünya tarihi niteliğindedir. Yazarın temel amacı "Hellen"lerin büyük imparatorluğunun nasıl yıkıldığını anlatmaktır. Kitabın ilk bölümü genel bir girişten sonra Yunanlıların dünya siyasetindeki yerine vePeleponnes savaşlarına ayrılmıştır. 1298-1463 arası ise oldukça ayrıntılı biçimde verilmiştir. Bizans'ın çöküşü, imparator II. Manuel'in kişiliği ve Osmanlılara karşı yardım istemek amacıyla Avrupa ülkelerinde dolaşırken yaşadıkları anlatıldıktan sonra, Osmanlı kurumlarına ilişkin önemli bilgiler verilir. Yazarın Osmanlı sarayıyla yakın ilişkileri bu konuda bilgi sahibi olmasına yardımcı olmuştur. Halkokondi-les'e göre asıl "basileus" (imparator) Bizans hükümdan değil, Osmanlı sultanıdır. Eser, 1463'te Lemnos'un (Linini) Osmanlılar tarafından alınmasıyla sona erer.

Kitapta dikkati çeken asıl nokta, olayların merkezine, Bizans'ın değil, Osmanlı Devleti'nin yerleştirilmesidir ki, bu tutum Bizans tarih yazıcılığında yeni bir yaklaşımdır. Seçkin dili ve ustaca tanımlamaları, yazarın edebi yeteneklerine işaret eder. Yapıt kronolojik açıdan oldukça karışık olmasına ve yazann zaman zaman kişisel, hattâ yanlı yaklaşımına rağmen, nesnellikten tümüyle uzak değildir. Bu kitaptaki bilgileri doğrulamak için yazarın çağdaşları olan M. Dukas'ın(-»), G. Sfrantzes' in(->) ve M. Kritobulos'un(-<) eserlerini birlikte okumakta yarar vardır.

Halkokondiles ayrıca, hayranı olduğu Heredotus ve Tukidides gibi tarihçilerin, Italyalı hümanistlerce tanınmasını sağlamıştır. Halkokondiles'in tarihi ilk kez 1556' da C. Clauser tarafından yapılan Latince çevirisi ile basıldı. 1587'de Historiarum Demonstrationes adıyla tekrar yayımlandıktan sonra Fransızca, ingilizce ve La-tincede birçok baskısı yapıldı. BibL A. Wifstrand, Laonikos Chalkokondyles, der letzte Athener, Ein Vortrag, Lund, 1972; H. Ditten, Der Russland-Exkurs deş Laonikos Chalkokondyles, Berlin, 1968; H. Hunger, Die hochsprachliche profane Literatür derByzan-tiner, c. 2, Münih, 1978, s. 485-490; Ostrogors-ky, Bizans, 432-434.

AYŞE HÜR

HALLAÇ BABA TEKKESİ

Üsküdar Ilçesi'nde, Toptaşı'nda, inkılap Mahallesi'nde, Çavuşdere Caddesi'nde yer almaktaydı.

Kaynaklarda "Abdülhay Efendi" ve "Ga-

ni Efendi" adlarıyla da anılan bu tekke, Celvetî tarikatının piri Aziz Mahmud Hü-daî'nin(->) mensuplarından Abdülhalim-zade Şeyh Abdülhay Efendi tarafından 16. yy'ın sonlarında veya 17. yy'in birinci çeyreği içinde kurulmuştur. Üsküdar'daki Celvetî Asitanesi'ne (Aziz Mahmud Hüdaî Tekkesi) bağlı küçük bir zaviye olarak tesis edilen Hallaç Baba Tekkesi, istanbul tekkelerinin dökümünü içeren kaynaklarda, 19. yy'ın başlarından itibaren Sa'dî tarikatına bağlı olarak gösterilmektedir. Tekkenin inşa tarihi gibi, binalarının zaman içinde geçirdiği aşamalar, ayrıca hangi tarihte bu tarikat değişikliğinin vuku bulduğu da tespit edilememektedir. Ancak tekkeye adını vermiş olan Şeyh Gani Efendi' nin veya "Hallaç Baba" lakaplı şeyhin, söz konusu tesisi ihya etmiş ve Sa'dîliğe intikal ettirmiş olmaları muhtemeldir.

Hallaç Baba'nın 19. yy'ın başlarında istanbul'un kalburüstü tabipleri arasında yer aldığı, III. Selim'in (hd 1789-1807) annesi Mihrişah Valide Sultan'm (ö. 1805), ölümünden önce tedavisini üstlendiği anlaşılmaktadır. Tekkenin son postnişinleri, dönemin tanınmış şairlerinden Şeyh Ali Fak-ri Efendi (ö. 1929) ve Şeyh Ferid Efendi (ö. 1908) ile ünlü edebiyat ve musiki tarihçisi Şeyh Sadeddin Nüzhet Efendi'dir (Ergun) (ö. 1947). Ayin günü cuma olan tekkede geçen yüzyıl sonlarında altı erkek ile iki kadının ikamet ettiği, Maliye Nezareti'nden günde l okka 200 dirhem et tahsisatı olduğu bilinmektedir.

Hallaç Baba Tekkesi'nin, 19. yy'ın ikinci yarısında yenilenmiş olduğu anlaşılan ahşap binası 1925'ten sonra bakımsızlıktan harap düşmüş, tevhidhane ile türbe 1963'te, mesken olarak kullanılan harem ve selamlık birimleri ise bundan az sonra tarihe karışmıştır. Vakıflar istanbul Başmüdürlüğü Arşivi'nde bulunan rölöveler-den tekkenin mimari özellikleri kısmen tespit edilebilmektedir.

Çavuşderesi Caddesi'ne bağlanan bir çıkmaz sokağın sonunda, çevresindeki meskenler ve dükkânlar arasında sıkışmış durumda yer alan iki katlı, ahşap tekke binası dış görünümü itibariyle bir meskeni andırır. Tarikat yapılarına özgü bir birlik-

telik sergileyen tevhidhane ve türbe bölümleri ufak boyutlu, dikdörtgen bir alanı kaplamakta, kıble yönünde, tekkenin komşusu olan kagir bir yapıya bitişmektedir. Bu yüzden sağır olan kıble duvarının eksenine, dikdörtgen planlı nişi ve sepet kulpu biçimindeki kemeri ile küçük mihrap yerleştirilmiştir. Ayinlere tahsis edilmiş olan sahayı, doğu ve kuzey yönlerinde, erkek seyirci mahfilleri, batıda ise, ikisi muhtemelen Şeyh Gani Efendi ile Hallaç Baba' ya ait beş adet ahşap sandukayı barındıran türbe bölümü kuşatır. Rölövenin alındığı 1963'te ortadan kalkmış bulunan doğu duvarının niteliği bilinmemektedir. Kuzey duvarında, daha ziyade tekke mensuplarının kullandığı, selamlığa açılan bir kapı ile bir pencere, türbenin gerisindeki batı duvarında da diğer bir kapı ile bunun yanlarında birer pencere bulunmaktadır. Söz konusu açıklıklar ziyaret (niyaz) pencereleridir. Tevhidhane mekânı, kuzey, doğu ve batı yönlerinde, kadınlara mahsus fevkani mahfillerle kuşatılmıştır. Selamlığın üst katını işgal eden haremden, kafeslerle donatılmış bulunan bu mahfillere geçilmektedir.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   126   127   128   129   130   131   132   133   ...   139
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə