KirkçEŞme tesisleri

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.15 Mb.
səhifə13/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   140

KONAKLAR

54

55

KONSİLLER

? ] ı 5

bahçeleri vardı. Kent içinde hali vakti yerinde olanların konak adı verilen büyük evlerine, son dönemde doğrudan sokaktan girildiği gibi, bir ön ya da yan bahçeden de girilebilirdi. Yapının büyüklüğüne göre bu bahçe bütün servis bölümlerini içerebildiği gibi, kapıcıların, bekçilerin bulunduğu bir dış bahçe, ahır, samanlık, a-rabalık ve yatakhanelerin olduğu bir iç bahçeden de oluşabilirdi. Harem tarafında ise bir iç bahçeye ve hareme girilen bir dış avlu olabilirdi. Mutfak, kiler, odunluk, fırın, hizmet edenler için odalar, genelde hareme bağlı olurlardı. Aslında bu ilişkiler küçük evlerde de uygulanmıştır. Küçük konaklarda orta ya da haçvari sofalı harem

Kaptan Paşa Konağı (üstte), Hasköy'deki Keçeci Piri Mahallesi'ndeki konak (solda) ve Subhi Paşa Konağı.

S. H. Eldem 'den

bölümüne eklenen ikinci bir sofa ya da bir mabeyin odası selamlığı haremden ayırmaya yeter. Ailenin erkekleri ve erkek misafirler selamlık kapısını kullanırlardı. Genellikle haremin ya da selamlığın zemin katından girilen büyük giriş hacmi "taşlık" diye anılırdı. Zemin katın mermer ya da seramik kaplı olması, bunun Anadolu ev geleneğiyle sürekliliğini belirler. Bu taşlık, harem bölümünde bahçedeki mutfakla ilişkili olurdu. Genellikle bu katta harem mutfağında hazırlanan yemeklerin selamlık tarafına geçirilmesi için, istanbul evlerinde karakteristik bir dönme dolap bulunurdu, imparatorluğun son döneminde, özellikle yüzyıl başından sonra mutfaklar

ev içinden kullanılmaya başlanınca taşlıktaki hacimler mutfak ve yemek odasına dönüştürülmüştür.

Son dönem evlerinde olduğu gibi, konak, yalı ve köşklerde de plan tasarımına orta sofanın, uzunlamasına (karnıyarık tipi) ya da haç biçimli olarak egemen olduğu görülür, ilginç olan son dönemlerden önce büyük orta sofaların daha çok sirkülasyon alanı olarak kullanılmalarıydı. Fakat Batılı bir yaşam anlayışı yerleşmeye başladığı zaman eski boş sofa, Avrupa konutlarının oturma salonuna dönüşmüştür. Yeni eşyaların, piyanoların girmesiyle geleneksel sofanın mekânsal etkisi de değişmiştir.

Mahalle içlerinde büyük konakların sağır duvarları ve vurgulanmış kapılarıyla belirgin olan görünümleri, 19. yy'm ikinci yarısında, özellikle bu yüzyılın başında pek kalmamıştı, istanbul'da, II. Dünya Savaşı sırasında, geleneksel kent içi görünümü ancak Çamlıca, Kısıklı, Boğaziçi ve Anadolu yakasında sayfiye niteliğini henüz koruyan yerlerde kalmıştı. Kent konaklan çokluk sokağa açılmışlar, kendilerini sokaktan ayıran yüksek duvarlarım genellikle yitirmişlerdi. Bugün kent içinde eski bir konak bahçesi duvarı Sultanahmet'te eski Esma Sultan Sarayı'nın bahçesindeki Tunuslu Mahmud Paşa Konağı'nın duvarıdır. Bunun eski sarayın duvarı olması olasıdır. Sayfiyelerde yüksek bahçe duvarı örneklerine Kuzguncuk üzerinde Halife Mecid Efendi Köşkü'nde, Arnavutköy'de, III. Selim döneminin (1789-1807) İzzetâbâd Köş-kü'nün ihata duvarlan gibi örneklerde rastlanabilir. Duvarlarla çevrili büyük bahçeler içinde tasarlandığı zaman konakların dış tasarımlarında zemin katların kapalı olmadığı görülür. Eldem'in verebildiği birkaç istanbul konağı örneğinde (Yerebatan'da Baltacı Konağı, Beyazıt'ta Haznedar Konağı) zemin katlar revak ve pencerelerle bahçeye açılmaktadır. Fakat Melling'in gravürlerinde Sultanahmet Meydanı çevresindeki, cepheleri meydana bakan konakların zemin katlan sağırdır. Temel tasarım ilkesi konutun içinin görünmemesi olduğu i-çin, bahçeli ve bahçesiz evlerin ve konakların cephe tasarımı birbirinden farklı olmuştur. Yapının genel tasarımında da zemin katları sağır olmak zorunda olan sokak üzerindeki yapıların üst katlarında, bahçe içinde olanlara göre daha abartılı o-larak çıkma motifine yer verilmiştir.

Konaklarda geleneksel hayat evinin temel öğesi olan yarı açık galerinin yok olmasına karşın, plan öğelerinin bazı özellikleri yaşar. Bunlar özellikle oda tasarımında, sofa çevresindeki eyvanlarda ve dış mimari biçimlenmede alt kadarın göreceli o-larak az delikli, üst katların payandalar üzerinde dışarı taşan ve çok pencereli cephe düzenlerinde görülür. Fakat örneklerini daha iyi bildiğimiz 19. yy'ın ikinci yarısından kalan konak, köşk ve yalılarda boyutlar giderek büyümüş, merdivenler Avrupa geleneğinin etkisi altında, kendi mimarimizde hiç alışmadığımız anıtsal biçimlerde tasarlanmışlar, simetri önemli bir tasarım ilkesi olarak kullanılmış, orta sofalar

tasarımın özenle vurgulandığı öğeler haline gelmiş, iç süsleme ise 18. yy'ın birinci yarısından bu yana başlayan köklü değişmelerle tümüyle Batılı bir bezeme geleneğini yansıtmış, II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) peyzaj konulu panolar duvar ve tavanları süslemek için daha sık kullanılmaya başlanmıştır. Batılı mobilya geleneği ise mimariyle birlikte tasarlanan se-

O 1 2 3 a 5 6 12m

Aynalıkavak Kasrı (sol üst), Baltacı Konağı (sol) ve Beyazıt Haznedar Sokağı'ndaki konak. S. H. Eldem 'den

dir, dolap, ocak gibi öğelerin ortadan kalkmasına neden olmuş, masalar, büyük karyolalar, gardıroplar, koltuklar, avizeler konakların iç mimarisini Avrupa konutlarına benzetmiştir. Yaratılan bu mimari ortam Osmanlı toplumunun egemen üst tabakaları ve sarayın köklü olarak Batılılaşmak isteklerinin en belirgin tanığı olmuş, bu yeni eşyalar, yabancı dil öğrenmenin, piyano

Köçeoğlu


Köşkü'nün

planı.


S. H. Eldem 'den

dersi almanın ve Avrupa gezilerine çıkmanın paralelinde yeni bir konut ve yaşam ortamı yaratmıştır. Yine de II. Abdülhamid dönemine kadar güçlü olarak yaşayan geleneksel konut tasarımı konak, yalı ve köşk tasarımına egemen olmuştur. Fakat bugüne kalmış olan yapıların hemen tümü, yukarıda sözü edilen büyük konut tasarımını bir yana bırakarak, genelde yabancı mimarlar tarafından Avrupalı modellere göre tasarlanmışlardır. Anadolu yakasının, Çamlıca ve Kısıklı'mn bütün köşk ve konakları, II. Abdülhamid döneminin yalıları kesin bir tipolojiye sokulamayacak kadar değişik düzenler ve seçmeci üsluplarla karşımıza çıkarlar. Kent içindeki konaklar da plan ö-zelliklerini yitirmişlerdir. Bugün Kuzguncuk'ta Cemil Molla Köşkü, Büyükada'da Con Paşa Köşkü(->), Yeniköy'de Afif Paşa Yalısı(-0 gibi yapılara bakıldığı zaman, bunların gelenekle ilişkilerini tümüyle kesmiş bir başka dünya görüşünün ürünü oldukları açıkça görülür. Oysa Abdülaziz döneminin (1861-1876) saraylarında bile eski büyük konut geleneğinin temel tasarım ilkelerini bulmak olasıdır. Kent içinde, Sü-leymaniye'nin, Cerrahpaşa'nın, Fatih'in artık tükenmiş küçük konaklarına bakıldığı zaman, malzemenin getirdiği benzerlik dışında, eski konut mimarisinin özgün niteliklerinden uzaklaştıkları görülür. Yine de, sadece istanbul'a özgü bu ahşap konut mimarisinin yok edilmesi Cumhuriyet tarihinin unutulmayacak bir tarihi ayıbı olarak kalacaktır.



Bibi. Eldem, Türk Evi, I, II, III; Eldem,, ve Kasırlar, I, II.

ı. DOĞAN KUBAN



KONSİLLER

Kilise doktrin ve disiplinine ilişkin konularda piskoposlar, rahipler, diyakonlar ve keşişler gibi kilise temsilcilerinin katılımı ile yapılan resmi istişare toplantıları.

Bizans tarihi boyunca, konsillerin çoğunun toplanma yeri Konstantinopolis olmuştur. Bütün piskoposlukların, yani Roma, Konstantinopolis, Aleksandreia, Antiokhe-ia ve Kudüs piskoposluklarının katıldığı toplantılara ökümenik (birleştirici) konsil-ler denir. Patriklikleri ve bölgeleri temsil e-den konsiller ise sinod adıyla anılır. Ortodoks kilisesi 7 konsili ökümenik kabul e-derken, Katolik kilisesi 1054'teki Doğu-Ba-tı bölünmesinden önce toplanan IV. Konstantinopolis Konsili'ni (869-870) ve onu izleyen 13 konsili ökümenik sayar. Konstan-tinopolis'te toplanan ökümenik ve lokal konsiller şunlardır;

/. Konstantinopolis Konsili: I. Theodo-sius(-») tarafından ? Mayıs-9 Temmuz 381 arasında toplandı. 325'teki İznik Konsili'n-den sonra 2. ökümenik konsil olarak bilinir. 150'ye yakın din adamının katıldığı konsilin temel konusu İsa'nın baba ve o-ğul niteliklerinin ayrılığını kabul etmeyerek İsa'nın tanrılığını reddeden İskenderiyeli Arius'un doktrini idi. Konsilde Arius-çuluk mahkûm edildi, kutsal ruhu Tanrı' mn kendisi değil, bir armağanı sayan Pnö-matomakhoi taraftarları ve İsa'nın insan bedeni ve ruhu taşıdığını öne süren La-



KONSİLLER

56

57

KONSTANTİNOS V

odikia Piskoposu Appolinaris mahkûm e-dildi. İznik Konsili'nin amentüsü onaylandı, "baba, oğul, kutsal ruh"un eşitliği vurgulanarak "teslis" (üçlü birlik) (Latince: Trinitas) öğretisi tanımlandı. Ayrıca, Kons-tantinopolis piskoposluk makamı, Hıristiyan dünyasının Roma'dan sonra gelen (ikinci) onur mevkii ilan edildi. Bu saptama, Konstantinopolis'in "Yeni Roma" adıyla edindiği politik öneme dayanılarak yapılıyordu. Konsilin sonuç bildirgesi günümüze ulaşmadığı gibi, büyük olasılıkla hiçbir zaman da var olmamıştır.

Halkedon Konsili(->): imparator Mar-kianos ve İmparatoriçe Puıheria(->) tarafından, 8-31 Ekim 451 arasında Halkedon' daki (Kadıköy) Ayia Eufemia Kilisesi'n-de(->) toplandı.

//. Konstantinopolis Konsili: I. İustini-anos(->) tarafından 5 Mayıs-2 Haziran 553 arasında toplandı. 5. ökümenik konsil o-larak bilinir. İustinianos'un amacı, bir yandan Batı'da yürüttüğü fetih politikaları için papalığın desteğini sağlamak, bir yandan da imparatorluğun Doğu topraklarındaki monofizitleri, Halkedon Konsili'nde Nastu-riliğe taviz verilmediği ve Efes Konsili'nin kararlarının reddedilmediği konusunda ikna ederek hoş tutmak, böylece Bizans'ın bütünlüğünü korumaktı. Konsilde, mono-fizitlerin karşı oldukları üç ilahiyatçının, Mopsuestia'lı (Misis) Teodoros'un, Kyrr-hos'lu (Kuruş) Teodoretos'un ve Edessa'lı (Urfa) İbas'ın Nasturiliği savunan yazıları mahkûm edildi. Papa Vigilius bu kararı bazı çekincelerle onayladı. Fakat beklenen uzlaşma sağlanmadığı gibi, konsilin kararları Batı'da tamamıyla tasvip görmedi. Öte yandan, monofizitlerin Konstantinopolis hükümetlerine olan kinleri de devam etti.

///. Konstantinopolis Konsili: IV. Kons-tantinos (hd 668-685) tarafından 7 Kasım 680-16 Eylül 681 arasında toplanan konsil, çeşitli dogmalar arasında uzlaşma sağlamayı amaçladığından 6. ökümenik konsil olarak adlandırılır. Konsilin amacı, 638'de Herakleios(-+) tarafından formüle edilen ve İsa'nın iki iradesinin ve iki enerjisinin tek biçimde tecelli ettiği şeklindeki mono-teletik açıklama yüzünden çıkan sorunları halletmekti. Bu amaçla, İsa'nın, biri ruhani diğeri insani iki enerjisinin ve iki iradesinin ayrılamaz bütün oluşturduğu, fakat iki doğa bulunduğuna göre iki de iradenin bulunacağı görüşü konsilde benimsendi ve Herakleios'un Ekthesis (İman) bildirgesine onay veren Papa Honorius (hd 625-638) ile daha önceki dört Konstantinopolis patriği aforoz edildiler.

Trullo Konsili: 5. ökümenik konsil o-lan II. Konstantinopolis Konsili ile 6. ökümenik konsil olan III. Konstantinopolis Konsili'nde belirlenen öğretileri tamamlayacak disiplin kurallarını düzenlemek a-macıyla, 691'in sonu ile l Eylül 692 arasında, imparatorluk sarayının Trullo salonunda toplandı. Konsile Yunancada "beşinci" ve "altıncı" anlamına gelen "Penthekte" ya da Latince "Quinisextum" adları da verilmiştir. Trullo Konsili'nde alınan kararlar Bizans dinsel yaşamında bir dönüm nok-

tasına işaret eder. Bu tarihten itibaren kilise dünyası, iki daireye bölündü. Biri kilisenin ve manastırların disiplin kurallarını saptıyor, diğeri ise evlilik, fahişelik, kölelik, suiistimaller, tayin ve takdis merasimleri, kilise giyimi, dini mevkilerin alınıp satılması gibi konularda karar veriyordu. Konsilde papalık temsil edilmediği halde II. İustinianos'un (hd 685-695) papayı bu kuralları onaylamaya zorlaması sonuç vermedi ve Trullo kararları Batı kiliselerince tam olarak benimsenmedi.



Hieria Konsili: V. Konstantinos(->) tarafından 10 Şubat-8 Ağustos 754 arasında, Fenerbahçe'deki Hieria Sarayı'nda(->) toplanan konsilin gündemini putperestliğin bir ifadesi olarak kabul edilen tasvirlere tapınmanın yasaklanması oluşturuyordu (bak. İkonoklazma). Konsil kendisini ökümenik (birleştirici) olarak tanımlamaya çalıştıysa da başta Konstantinopolis piskoposluk makamı olmak üzere dört patriğin katılmaması yüzünden bu iddianın dayanağı yoktu. 338 piskoposun bulunduğu konsilde Konstantinos'un tasvirkırıcı ideolojisi onaylandı.

815 Konsili: V. Leon (hd 813-820) tarafından 815 baharında Ayasofya'da toplanan bu yerel konsilin amacı, V. Konstan-tinos döneminden sonra hızını yitirmiş cilan tasvirkırıcı harekete yeni bir ivme kazandırmaktı. Konsilin toplanmasından kısa süre önce tasvirsever patrik I. Nikeforos görevinden azledilmiş yerine tasvir düşmanı I. Teodotos atanmıştı. Konsilde 754 Konsili'nin kararlan biraz yumuşatılarak tekrarlandı ve İmparatoriçe Eirene'nin(->) tasvirler kültünü canlandırmak amacıyla topladığı II. İznik Konsili'nin kararları reddedildi.

843 Konsili: İmparatoriçe Teodora tarafından 11 Mart 843'te Ayasofya'da toplanan yerel konsilde, İkonoklazma hareketine kesin olarak son verilerek, II. İznik Konsili'nin (787) amentüleri tekrarlandı, tasvirkırıcı patrik VII. İoannes Gramma-tikos azledilerek yerine I. Methodios atandı. Konsil, tasvirseverlerin kalesi Blahernai Kilisesi'nden başlayan ve daha önce tas-virkmcıların elinde bulunan Ayasofya'ya doğru yapılan sembolik bir zafer yürüyüşünden sonra açılmıştı. Konsilin toplandığı gün, 9. yy'm sonlarından itibaren "En-kainia" diye anılan bayram günü ilan edildi ve yüzyıllar boyunca bugün panayır ve seremonilerle kutlandı.

869-870 Konsili: I. Basileios(->) tarafından 5 Ekim 869-28 Şubat 870 arasında toplanan konsilin amacı Patrik Fotios'un(->) hizipçiliğini mahkûm ederek, Roma kilisesi ile ilişkileri düzeltmekti. Üç papalık temsilcisinin katılımı ile yapılan oturumlarda Fotios aforoz edildi ve papalığın desteklediği İgnatios(->) patrik olarak atandı, fakat konsil Roma'ya tümüyle teslim olmayarak papalığın itirazlarına karşın Bulgaristan kilisesini, Konstantinopolis Patrik-liği'ne bağladı. Ayrıca tasvirlere tapınma konularında bazı düzenlemeler yapıldı. 877'de Fotios'un yeniden patrik olmasından sonra, bu konsil, Katolik (Latin) kilisesinin ökümenik konsiller listesinden çı-

karıldı, ancak 11. yy'ın ikinci yarısında, Patrik MihaelKerulariosC-») ile papalık temsilcisi Umberto arasındaki çatışmadan sonra listeye dahil edildi.



879-880Konsili: I. Basileios döneminde, 383 piskoposun katılımıyla toplanan yerel konsil, Fotios'u tekrar patriklik makamına getirmek ve 869-870 Konsili kararlarını ilga etmek için toplandı. Konsil Roma ile Bizans kiliseleri arasındaki birliği sağlamak yolunda önemli bir adını sayıldı ve Papa VII. Gregorios'un (1073-1085) reform hareketine kadar ökümenik konsil olarak kabul edildi.

920 Konsili: Bu yerel konsil. VII. Kons-tantinos Porfirogennetos(->) döneminde (913-959) Temmuz 920'de toplandı. Konsilin gündemini, VI. Leon'un(-0 (hd 886-912) iki kereden fazla evlenmeyi yasaklayan kilise yasalarım zorlayarak, Zoe Karbonop-sina ile dördüncü evliliğini yapması yüzünden 20 yıldır süren tartışmalar oluşturuyordu. İlk iki karısı erken ölen Leon, üçüncü evliliğini kilisenin özel izniyle yapmış, bu eşinin de ölümü üzerine Zoe ile evlenmeye kalkıştığında ise Bizans kilisesini tümüyle karşısında bulmuştu. Leon'un, Konstantinopolis patriğini atlayıp, Papa III. Ser-gios'tan özel evlenme izni çıkartarak Ro-ma'nın üstünlüğünü kabul etmesi ve evlenmeye karşı çıkan Patrik I. Nikolas Mis-tikos'u azlederek (907) yerine Euthimios'u geçirmesi, kilisede yıllarca süren yeni bir bölünmeyi başlatmış oldu. Leon, konsilin toplandığı tarihten 8 yıl önce öldüğünden, konsilin temel nedeni Leon'un dördüncü evliliğinden doğan sorunları halletmek değil, 912'de tekrar patrikliğe getirilen Mistikos ve Eutimios'un atanmalarının geçerliliği hakkında karar vermekti.

9 Temmuz 920'de yayımlanan "tomos" ta (sonuç bildirgesi), çocuksuz ve 40 yaşın altındaki dullar ayrı tutulmak kaydıyla üçüncü evlilikler lanetleniyor, dördüncü evliliğe ise hiçbir biçimde izin verilmiyordu. Konsilde ayrıca bu bölünme sırasında makamlarını kaybeden Nikolas Mistikos' un görevine iadesi kararlaştırıldı ve sorun aşıldı. Konsil yalnızca Bizans kilisesinin birliğini tekrar sağlamakla kalmadı, aynı zamanda Roma ile ilişkilerin düzenlenmesine yardımcı oldu.



1094 Konsili: I. Aleksios Komnenos (hd 1081-1118) tarafından 1094'ün sonlarında (bazılarına göre 1095'in başında), Blahernai Kilisesi'nde(-») toplanan yerel konsil, imparatorun Bulgarlarla savaş halindeki devletin ihtiyaçlarını bahane ederek kiliselerin mallarına ve değerli eşyalarına el koymasına karşı çıkan Halkedonlu (Kadıköy) Leon sorununu halletmek için toplandı. Leon'un tepkisi üzerine, Aleksios bir süre için geri çekilmişti. Fakat müsaderenin tekrar başlaması ve kilise çevrelerinin uzlaşıcı tavırlarını protesto için 1084'te kiliseden ayrılan Leon, 1086'da kiliseden atılmıştı. 1094 Konsili, Leon'un kilise ile barışmasını sağlamak için toplanmıştı. Leon materyallere değil, fikrin kendisine tapınıldı-ğını kabul ederek, değerli eşyaların devletin ihtiyacı için kullanılmasını onayladı ve barış sağlandı.

1156-1157Konsili: I. Manuel Komne-nos(-») döneminde (1143-1180) 26 Ocak 1156-12Mayıs 1157 arasında iki oturum halinde toplanan yerel konsilde, Soterihos Panteugenos'un formülleştirdiği, İsa'nın çarmıha gerilmesiyle ilgili öğretileri tartışıldı. İsa'nın bu şekilde öldürülmesiyle tezahür eden Tanrı'mn kurtarıcı eyleminin, gerçekte teslis teorisinde zikredilen "baba, oğul ve kutsal ruh"un her üçünün bütünlüğüyle ilgili olduğu kabul edilerek, "ba-ba"yı öne çıkaran Panteugenos mahkûm edildi.

1166-1167 Konsili: I. Manuel tarafından toplanan yerel konsil, bir dizi oturumdan oluşuyordu. Konsilin temel meselesi, imparatorun yazdığı "İsa Benden Büyüktür" başlığını taşıyan ve İsa'nın "baba, o-ğul ve kutsal ruh" niteliklerini vurgulayan teslis teorisine yeni yorumlar getiren metnini tartışmaktı. Manuel'in elçisi Demetri-os'un, Avrupa'ya yaptığı seyahatlerinden etkilenerek başlattığı bu tartışmanın özünü İsa'nın insansal niteliğinin tanrısal niteliğine göre daha alt düzeyde olup olmadığı oluşturuyordu. Konsilde ruhani niteliğin insani olana, "baba"nın "oğul"a üstünlüğü vurgulandı. Şubat 1170'te toplanan oturumlarda tartışmaya devam edildi. Konsilin kararları mermer bir plakanın üzerine kazılarak Ayasofya'ya asıldı.

1285 Konsili: II. Blahernai Konsili olarak da bilinen ve 5 Şubat-Ağustos 1285 a-rasmda toplanan konsile Patrik II. Gregori-os başkanlık etti. Oturumlarda, İsa'nın "o-ğul" niteliğini vurgulayan "Filioque" (ve o-ğuldan) ifadesi ile eski metinlerde geçen ve savunuculuğunu eski patrik XI. İoannes Bekkos'un yaptığı ifadenin birbirine eşdeğer olup olmadığı tartışıldı. 1274 tarihli Lyon Konsili'nin kararları ve Patrik XI. Bekkos'un aforoz edildiği konsilin sonuç belgesi daha sonraları bazı kilise çevrelerinin karşı çıkmasına rağmen Ortodoks geleneğinde kalıcı olmayı başardı. Konsil, Bizans tarihinde Filioque doktrini ile ilgili olarak yapılmış tek resmi uzlaşmacı tavır olarak öneme sahiptir.

1341 Konsili: III. Andronikos (hd 1328-1341) tarafından 10 Haziran 134l'de toplanan konsilin amacı, kutsal ruha ulaşmak için katı ve münzevi bir keşiş yaşamını ö-neren, mistik, hesihastçı Gregorios Palamas (bak. Palamizm) ile Aristotelesçi rasyonalist Calabria'lı keşiş Barlaam arasında süregelen teolojik tartışmayı sonuçlandırmaktı. Konsile sonradan patrik olan XIV. Ka-lekas ile konsil sürerken Andronikos'un ölmesi üzerine kendisini imparator ilan e-decek olan VI. İoannes Kantakuzenos(->) da katılmıştı. Konsilin tek günlük ilk oturumunda Palamas açık bir zafer kazandı ve Barlaam kenti terk etmek zorunda kaldı. Ağustostaki ikinci oturumda Barlaam' in yandaşlarından Gregorios Akindinos da mahkûm edildi. III. Andronikos'un ölümü yüzünden bu oturuma VI. İoannes başkanlık etmişti. Konsilin yalnızca ilk oturumuna katılan Patrik Kalekas, VI. İoannes'in orada gayrimeşru olarak bulunduğu gerekçesi 'ile ağustostaki belgeleri imzalamadı.

1347Konsili: 8 Şubat 1347'de toplanan

konsilin temel amacı 1341 Konsili'nin kararlarını doğrulamaktı. 1341-1347 arasında meşru imparator V. İoannes Paleologos(->) ile mukabil imparator VI. İoannes Kanta-kuzenos arasında devam eden iç savaş sırasında, önceki konsilin kararlan, meşru olmayan VI. İoannes'in huzurunda alındığı gerekçesi ile V. İoannes'in annesi Savoy' lı Anna tarafından geçersiz sayılmıştı. Fakat Anna başkenti tehdit eden VI. İoan-nes'e karşı hesihastçıların (inzivacılarm) desteğini sağlamak için alelacele Kalekas'ı ve Barlaam'ın yandaşlarından Gregorias Akindinos'u mahkûm ettirerek Palamas'ı hapisten çıkardıysa da, İoannes'in şehre girerek imparatorluğunu ilan etmesini önleyemedi.



1351 Konsili: VI. İoannes Kantakuze-nos tarafından, 28 Mayıs 1351'de Blahernai Kilisesi'nde toplanan yerel konsilde, 1341 ve 1347 konsillerinde onaylanan fakat koşullar nedeniyle zaferini ilan edemeyen Palamizm tekrar ele alındı. Palamas karşıtları, Nikeforos Gregoras(-») liderliğinde yeni bir atılım yapmışlar ve söz konusu konsillerin kararlarım kabul etmediklerini belirtmişlerdi. Konsilin oturumlarına tüm taraflar katıldı ve görüşleri tartışıldı. 9 Haziran'da ayrılıkçıların alınmadığı oturumda, Gregoras ve yandaşları lanetlenirken, Palamas'ın fikirleri detaylandırılarak doğrulandı. Konsilin sonuç bildirgesi ağustosta Ayasofya'da kaleme alındı ve o sıralar başkentte olmayan meşru imparator V. İoannes tarafından Şubat ya da Mart 1352' de imzalandı. Böylece Palamizm Doğu kiliselerinde yüzlerce yıl sürecek hâkimiyetini onaylatmış oldu.

Bibi. C. J. Hefele-H. Leclercq, Histoire deş conciles, c. XI, Paris, 1907-1952; J. N. D. Kelly, Early Christian Creeds, New York, 1981, s. 296-331; A. M. Ritter, Das Konzü von Konstan-tinopel und sein Symbol, Göttingen, 1965; E. Chrysos, Die Bischofslisten deş V. ökumeni-schen Konzils (553), Bonn, 1966; F. X. Murphy-P. Shenvood, Constantinople II et III, Paris, 1974, s. 9-130; V. Grumel, "Recherches sur l'histoire du monothelisme", Echos d'Ori-ent, 1928, s. 6-16; D. Stiernon, Constantinop-felV, Paris, 1967; J. Meijer, A Successful Coun-cil of Union: A Theological Analysis ofthe Pho-HanSynodof 879-80, Selanik, 1975; V. Peri, "II cocilio di Constantinopoli deli' 879-80 come problema filologico e storiografico", Annuari-um historiae conciliorum, 1977, s. 29-42; P. J. Alexander, "The Iconoclastic Council of St Sophia (815) and Its Definition (Horos)", Dumbarton OaksPapers, no. 7, 1953, s. 35-66; C. Mango, "The Liguidation of Iconoclasm and the Patriarch Photios", Iconoclasm, s. 133-140; P. Gautier, "Le synode de Blachernes (fin 1094). Etüde prosopgraphique", Revue deş etudes byzantines, 1971, s. 213-284; P. Clas-sen, "Das Konzil von Konstantinopel 1166 und die Lateiner", Byzantiniche Zeitschrift, S. 48 (1955), s. 339-368; G. Thetford, "The Christo-logical Councils of 1166 and 1170 in Constantinople", St. Vladimir's Theological Quar-terfy, S. 31 (1987), s. 143-161; V. Laurent, "Leş signataires du second synode deş Blachernes (ete 1285)", Echos d'Orient, S. 26 (1927), s. 129-149; J. Bois, "Le synode hesychaste de 1341", Echos d'Orient, S. 6 (1903), s. 50-60; J. Meyendorff, Byzantine Hesychasm, Londra, 1974, s. 209-227; A. Dold, Das Geheimnis ei-ner byzantinischen Staatsurkunde aus dem Jahre 1351, Beuron, 1958.

AYŞE HÜR


KONSTANTİANAİ

Bugünkü Vefa bölgesinde bir zamanlar var olan erken Bizans dönemine ait saray ve kilise.

Bir ortaçağ efsanesine göre, I. Constan-tinus (Büyük) döneminde (324-337) Kons-tantinopolis'e Ayios Stefanos'un vücudunu getiren konvoy, kente bugünkü Unka-panı bölgesinde ulaşmıştı. Rivayet olunduğuna göre, güya cenaze arabasını çeken katırlar ileri gitmemek konusunda inat e-dince, azizin vücudu indirilerek oraya gömülmüş, üzerine de bir kilise inşa edilmiş. Ne ki, sarayın ve kilisenin adına bakılırsa, bu yapıların L Constantinus'un oğlu İmparator Constantius dönemine (337-361) ait olması gerekir. Öte yandan, varlığı bilinen tek Aziz Stefanos Kilisesi'nin de İmparator I. Anastasios zamanında (491-518) yapıldığını göz önüne alırsak, söz konusu söylencenin asılsızlığı, hiç değilse adı geçen binalarla ilişkisi olmadığı anlaşılır. Az sayıda da olsa bazı kaynaklarda ise, saray ve kilise için "Constantinus'un yeri" anlamına gelen "Konstantinianai" adı kullanılmıştır.

Konstantianai Sarayı, daha sonraki yıllarda bir manastıra dönüştürülmüştü. Fakat bu olayın, Konstantianai Kilisesi eklendiği zaman mı, yoksa daha sonra mı gerçekleştiği konusunda açık bilgi yoktur. Manastırın 13. yy'da varlığını sürdürdüğü kesinlikle bilinmektedir. Buraya ilişkin son kaynak ise, 1389'da şehri ziyaret eden bir Rus hacıya aittir. Günümüzde saray ve kiliseden herhangi bir parçaya rastlanmaz.

Bibi. Janin, Constantinople byzantine, 219-220, 372-373; Janin, Eglises et monasteres, I, 3; Prinzing-P. Speck, "Fünf Lokalitâten in Konstantinopel", Studien zur Frühgeschichte von Konstantinopel, Münih, 1973, s. 179-185; A. Berger, Untersuchungen zu den Patria Konstantinupoleos, Bonn, 1988, s. 471-475. ALBRECHT BERGER



Dostları ilə paylaş:
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə