KirkçEŞme tesisleri



Yüklə 8.15 Mb.
səhifə115/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   111   112   113   114   115   116   117   118   ...   140

MİMAR ACEM CAMÜ

di (ö. 1797); 9) Abdülhay Efendi'nin oğlu Şeyh Seyyid Mehmed Habib Efendi (ö. 1817); 10) Habib Efendi'nin oğlu, Merkez Efendi Tekkesi'nin haziresinde gömülü olan Şeyh Seyyid ismail Efendi (ö. 1840); 11) ismail Efendi'nin oğlu, 1850'de bu görevden ayrılan Şeyh Seyyid Abdülhay Efendi (ö. 1884); 12) Fındıklı'da Keşfi Cafer Efendi Tekkesi(->) postnişinlerinden Şeyh Yunus Hilmi Efendi'nin (ö. 1862) halifesi Yorganî Şeyh el-Hac Mustafa Su-fî Efendi (ö. 1867); 13) M. Sufî Efendi'nin oğlu Yorgam Şeyh Mehmed Arif Efendi (ö. 1908); 14) M. Arif Efendi'nin oğlu olması muhtemel son postnişin Şeyh Mustafa Efendi.

Küçük Saray Meydanı Sokağı boyunca uzanan çevre duvarında cami-tekkenin, kesme küfeki taşından örülmüş, basık kemerli cümle kapısı yer alır. Bunun sağında, son yıllarda yapıldığı anlaşılan diğer bir giriş vardır. Cümle kapısının solunda, Emine Sultan'ın 1151/1738-39'da yaptırmış olduğu çeşme görülür. Kesme küfeki taşı ile inşa edilmiş olan ve klasik üslubu devam ettiren çeşmenin dikdörtgen cephesi profilli bir silme ile çerçevelenmiş, silmenin üzerine talik hatlı, manzum kitabe yerleştirilmiştir. Çeşme nişini taçlandıran sivri kemerin kilit taşı kabartma bir rozetle süslenmiş, aynataşının dilimli kaş kemerinin üzerine palmetli bir alınlık oturtulmuştur. Metni şair Remzî'ye ait olan kitabede çeşmeye suyun Emine Sultan'ın sarayından getirildiği, çeşmenin kethüdası Hacı Hüseyin Ağa'nın gayreti ile yapıldığı belirtilir. Küçük Saray Meydanı Sokağı'nın adı da muhtemelen bu civarda bulunan, günümüze hiçbir izi ulaşmayan Emine Sultan'a ait sarayın hatırasını yaşatmaktadır. Çeşmenin solunda, aslında cümle kapısının üzerinde yer aldığı tahmin edilebilen, Emine Sultan'ın 1151/1738-39 tarihli onarımını belgeleyen, ta'lik hatlı manzum bir kitabe dikkati çekmektedir. Kitabeden sonra, nazireye açılan, altı adet, demir parmaklıklı, dikdörtgen pencere sıralanır.

Cümle kapısından avluya girildiğinde sağda, son yıllara ait hela ile meşruta, solda cami-tevhidhane ile bunun mihrap duvarı ile çevre duvarının arasını işgal eden küçük nazire yer alır. Cami-tevhidhanenin harimi enine yerleştirilmiş dikdörtgen

Mimar Acem

Camii ve


Tevhidhanesi'nin

planı.


M. Baha Tanman.

1981

(15x13,60 m) biçiminde bir alanı kaplamaktadır. 1981'de eklenen kapalı ve iki katlı son cemaat yerinin daha önce ne şekilde olduğu bilinmemektedir. Günümüzde son cemaat yerinin girişi üzerinde 13297 1911 tarihli, ta'lik hatlı, manzum ihya kitabesi bulunur. Hattı Hüseyin el-Merke-zî'ye, metni "Bahaî" mahlaslı bir şaire ait olan kitabe, V. Mehmed'in tuğrasını içeren beyzi bir madalyonla taçlandırılmış, madalyonun yanlarında kalan yüzeyler çiçek kabartmaları ile bezenmiştir. Harimin kuzey duvarının ekseninde giriş, bunun yanlarında birer pencere, güney duvarının ekseninde mihrap, mihrabın yanlarında ikişer pencere, doğu duvarında da dört adet pencere bulunmaktadır. Batı duvarı ise sağırdır. Pencerelerin, dışarıdan dikdörtgen biçimindeki açıklıkları içeriden basık kemerlerle geçilmiştir.

Yarım daire planlı ve yuvarlak kemerli mihrap nişi cephede kavisli bir çıkıntı teşkil eder. Ahşap minber ile vaaz kürsüsü son derecede basittir. Yapı kiremit kaplı bir kırma çatı ile örtülüdür. Harimin tavanında, çıtalarla oluşturulmuş dikdört-

Mimar Acem Camii

Hüsamettin Özer, 1994

gen panolar, ortada da yan yana üç adet sekiz kollu yıldız yer almaktadır. Harimin kuzeybatı köşesinde, dışa taşkın, kare tabanlı bir kaide üzerinde yükselen minare, tuğla örgülü ve sıvalı, silindir biçimindeki gövdesi, bezemesiz, kesme taştan korkulukların kuşattığı şerefesi ve kurşun kaplı, koni biçimindeki ahşap külahı ile sıradan bir görünüm arz eder.

Tasarım ve bezeme açısından ilginç mezar taşlarını barındıran hazirenin ortasında Emine Sultan'ın açık türbesi bulunmaktadır. Dikdörtgen bir alam işgal eden türbenin köşelerine, mermerden yontulmuş babalar dikilmiş, bunların arası madeni şebekelerle kapatılmıştır. Gerek Emine Sultan'ın, gerekse de az ileride yer alan, Emine Sultan'ın yetiştirmelerinden Mahbube Hamm'ın (ö. 1738) mezar taşları, Lale Devri üslubunu sürdüren zengin bezemeleri ve son derecede itinalı işçilikleri ile dikkati çeker. Mimar Acem Ali'nin, mihrap ekseninde yer alan ve küfeki taşından yontulmuş olan lahti kabartma şemselerle bezelidir.

Cami-tevhidhanenin kuzeydoğusundaki şadırvanın silindir biçimindeki haznesi gömme sütunlarla sekiz bölüme ayrılmış, her bölüme birer musluk yerleştirilmiştir. Sütunların alt ve üst bitimlerinde kum saatleri, muslukların üzerinde de içleri rozetlerle bezeli kaş kemerler yer almaktadır. Şadırvanın, basık piramit biçimindeki çatısı sekiz adet sütuna oturur.

Ortadan kalmış olan ve tasarımları hakkında herhangi bir bilgi bulunmayan tekke bölümlerinin cami-tevhidhanenin kuzey ve doğu yönlerdeki avlunun sınırında yer aldıkları anlaşılmaktadır. Günümüzde cami-tevhidhanenin kuzeyinde bulunan yeni meşrutanın girişi üzerinde tekkeye ait 1329/1911 tarihli ihya kitabesi göze çarpar. Esasen, kesme küfeki taşından söve-lerin çerçevelediği bu dikdörtgen kapının, tekke binalarından arta kalmış olduğu

tahmin edilebilir. Ta'lik hatla yazılmış olan bu manzum kitabenin yanlarında sehpa üzerine konmuş birer Sünbülî tacı kabartması yer almaktadır. Dr. 1. A. Yüksel'in tespit etmiş olduğu, günümüzde nerede olduğu bilinmeyen diğer bir tekke kitabesi daha söz konusudur. Ta'lik hatlı bir beyitten ibaret olan bu kitabenin üst kesiminde, ortada, beyzi bir çerçeve içinde "Hû" ibaresi, yanlarda Sünbülîliği temsil eden sümbül kabartmaları, beytin altında ise tekkenin ilk inşa tarihi ile son ihya tarihini veren "atîk 930 cedîd 1329" ibareleri görülür.

Küçük Saray Meydanı Sokağı'nın karşı (güney) yakasında, "Örümceksiz Dede" lakaplı bir meczuba atfedilen ancak inşa tarihi tespit edilemeyen bir türbe ile bunun yanında (doğusunda) ufak bir hazire bulunmaktadır. Örümceksiz Dede'nin yaşadığı dönem, hayatı ve kişiliği hakkında hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Mamafih türbesi, klasik üslubu yansıtan tasarımı ve mimari ayrıntılarına dayanılarak nispeten erken bir döneme, 15. yy'ın ikinci yarısına veya 16. yy'ın başlarına tarihlendi-rilebilir. Söz konusu türbeye komşu olmasından dolayı Mimar Acem Camii halk arasında "Örümceksiz Camii" ya da "Örümceksiz Dede Camii" adlarıyla tanınmıştır. Bu türbe ile Mimar Acem Cami-Tekkesi a-rasmda, komşuluktan öte bir ilişkinin olup olmadığı ayrıca araştırılmaya muhtaçtır.

Örümceksiz Dede Türbesi baldaken (cehar tak) tasarımına sahip açık türbelerdendir. Kare planlı (5,50x5,50 m) bir tabana oturan türbenin köşelerinde, kesme küfeki taşından örülmüş, "L" kesitli birer paye yer almakta, bu payelere oturan dört adet sivri kemer tuğla örgülü kubbeyi taşımaktadır, içeriden pandantiflere, dışarıdan sekizgen bir kasnağa oturan ve günümüzde dışı sıvalı olan kubbenin aslında kurşunla kaplı olduğu kesindir. Üstleri sıvalı, kitabesiz iki kabri barındıran türbenin doğu yönündeki açıklığın içine sonradan (muhtemelen 1738 onarımında) basık kemerli bir kapı yerleştirilmiş, basık kemerle yukarıdaki özgün sivri kemerin arasındaki açıklık moloz taş örgü ile doldurulmuştur. Türbeye komşu olan hazirede daha ziyade 18. yy'a ait mezarlar bulunmaktadır. Her iki hazire de âdeta çevre halkının çöplüğü haline gelmiş durumdadır. Bibi. Barkan-Ayverdi, Tahrir Defteri, 382-384, no. 2252; Ayvansarayî, Hadîka, l, 206-207; Çetin, Tekkeler, 587; Kut, Dereehname, 234, no. 62; Aynur, Saliha Sultan, 36, no. 127; Âsitâne, 14; Osman Bey, Mecmua-i Cevâmi, I, 100-101, no. 155; Münib, Mecmua-i Tekâyâ, 12; Ihsa-iyatll, 21; Vassaf, Sefine, V, 273; Tanışık, İstanbul Çeşmeleri, I, 160; Öz, İstanbul Camileri, I, 105; 1KSA, IV, 2186; Fatih Camileri, 108-169, 359; A. Egemen, istanbul'un Çeşme ve Sebilleri, ist., 1993, s. 266.

M. BAHA TANMAN

MİMAR AĞA MESCİDİ

Eminönü İlçesi, Vefa semtinde, Kâtip Çelebi Caddesi üzerinde yer alır.

Yapı Fatih Vakfı ruznamecisi Zeyni Mehmed Efendi tarafından 15. yy'ın ikinci yarısında yaptırılmış olan medresenin

Mimar Ağa Mescidi

Nurdan Sözgen, 1994 / TETTV Arşivi

dershanesi iken IV. Murad zamanında mescit haline getirilmiştir. Daha sonra, tarihi kesin olarak tespit edilemeyen bir Ci-bali 'yangınında mescit harap olmuştur. Mescidin karşısında evi olan Mimar Meh-rned Tahir Ağa yapıyı 1169/1755-56'da yeniden bina ederek minare ilave etmiştir. Zamanla harap olan yapı bir süre demirci ve nalbant dükkânı olarak kullanılmış, 1960'ta yeniden tamir edilerek ibadete açılmıştır. 1980'li yıllarda kuzeyde önceleri ahşap, daha sonrada betonarme olarak bir son cemaat yeri ilave edilmiştir.

iki sıra tuğla, bir sıra taş ile almaşık örgülü duvarlara sahip olan yapı 6x6 m ölçüsünde kare planlı olup üzeri pandantiflerle geçişi sağlanan, dıştan sekizgen kasnak-lı bir kubbe ile örtülüdür, iki sıra pencere düzenine sahip yapıda batı yönü hariç diğer üç yönde ikişer alt pencere vardır. Bu pencereler tuğladan sivri hafifletme kemerleri altında mermer alınlıklı ve söveli olup dikdörtgen açıklıklıdır. Dört yönde yer alan üst sıra pencereler ise ortada tuğladan sivri kemerli, yanlarda yuvarlak pencereler olarak düzenlenmiştir. Alt sırada penceresi olmayan batı duvarında üç tane dolap nişi vardır. Kuzey ve doğu duvarları ortasında mermer alınlıklı ve dikdörtgen açıklıklı birer kapı bulunmaktadır. Doğu duvarındaki kapının alınlığında Nuri imzalı 1379/1959 tarihi bulunan bir ayet kitabesi vardır.

Harimin kuzeyinde ahşap bir üst mahfil yer almaktadır. Mihrap nişi yarım yuvarlak şekilde olup mermerle kaplanmıştır. Yenilenmiş olan minber ve vaaz kürsüsü ahşaptır. Pencere alt hizasına kadar fayans kaplı olan yapının içi beyaz badana ile boyalıdır.

Minare tek şerefeli olup kuzeydoğu köşeye yerleştirilmiştir. Alttaki kare kaidesi ile geçiş bölgesi bir sıra taş, iki sıra tuğla örgülü, silindirik gövde ise tamamen tuğladan inşa edilmiştir. Şerefeye geçiş yuvarlak hatlarla olup korkuluk levhaları küfeki taşın-dandır. Kuzeyde küfeki taşından basık'kemerli ve söveli olan minare üstte kurşun kaplı ahşap külah ile örtülüdür.

467 MİMAR HAYREDDİN MESCİDİ

Bibi. Ayvansarayî, Hadîka, I, 195-196; Öz, istanbul Camileri, I, 105; Ayverdi, Fatih III, 455; 1. Erzi, Camilerimiz Ansiklopedisi, II. ist., 1987İ 41; Eminönü Camileri, 138-139.

AHMET VEFA ÇOBANOĞLU



MİMAR HAYREDDİN MESCİDİ

Eminönü Ilçesi'nde, Çarşıkapı'da, Yeniçeriler Caddesi üzerindedir.

Banisi II. Bayezid dönemi (1481-1512) mimarlarından Mimar Hayreddin'dir. ismi, 953/1546 tarihli İstanbul Vakıftan Tahrir -De/ferz hdeki hülasada "Üstad Mimar Hacı Hayreddin" olarak yazılmıştır. Mimar Hay-reddin bazı rivayetlerde Bayezid Camii'nin mimarı olarak da geçmektedir. 894/1488 tarihli olan vakfiyesine göre, mescidi için çeşitli yerlerde odalar ve dükkânlar, imam ve müzzin için oda vakfedildiği görülmektedir. Mimar Hayreddin'in kabrinin, mescidin karşısındaki Sinan Paşa Türbesi kabristanında bulunduğu rivayet edilmektedir.

Mimar Hayreddin Mescidi, bugün cadde üzerindeki tuğladan cephesiyle yanındaki diğer binalardan fazla ayırt edilmemektedir. Binaya altındaki iki dükkân arasından girilmektedir. İlk yapısı hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün çatılı, kiremitli ve minaresi mihrap duvarına bitişiktir. Bu yüzden cadde tarafından zorlukla seçilmektedir. Altında iki dükkândan başka, helalar, abdest alma yerleri bulunmaktadır. Yenileme kitabesi caddedeki kapısı üzerindedir. Ta'lik hatla yazılmış olan bu kitabede II. Abdülhamid'in (hd 1876-1909) tuğrası ve 1316/1898'de mescidin yenilendiği yazılıdır. Binanın cadde tarafında biri büyük, beşi küçük, mihrap duvarında da altlı üstlü dört penceresi mevcuttur. Yapı içeride ortadan kırık bir duvarla bölünmüş ve beş kenarlı bir namaz kılma mekânı (harim), bir son cemaat yeri ve buradan merdivenle çıkılan bir üst mahfil yapılmıştır. Harimin üstü dokuz dilimli basık bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe nakışlıdır ve göbeğindeki kufi İhlas suresi ortasında da



Mimar Hayreddin Mescidi

Turgut Erkişi / Obscura, 1994

MİMAR SİNAN

468

469

MİMAR SİNAN TEKKESİ

Mimar Sinan Hamamı

Tahsin Aydoğmuş

binanın yenileme tarihi olan 1316/1898 yazılıdır. Mihrap basit bir oyuk halindedir. Fakat üst tarafında eski yapısından kalma mermer bir taç ve mihrap ayeti bulunmaktadır. Tuğladan yapılmış olan minareye sağ taraftaki basit ahşap minberin altından girilmektedir. Mahfilde iki pencere arasında bulunan mermer bir levhada İslam dininin ilk müezzini Bilâl-i Habeşî'nin ismi bulunmaktadır. Bibi. Ayvansarayî, Hadîka, l, 200; Barkan-Ayverdi, Tahrir Defteri, 80; Öz, İstanbul Camileri, I, 105; Yüksel, Bâyezid-Yavuz, 285-286. 1. AYDIN YÜKSEL



MİMAR SİNAN

bak. SİNAN (MİMAR)



MİMAR SİNAN HAMAMI Üsküdar'da, İskele Meydanı'mn az ilerisinde, Yeni Valide Külliyesi'nin karşısında yer almaktadır.

"Büyük Hamam", "Çarşı Hamamı", "Valide Sultan Hamamı" ve "Yeşil Direkli Hamam" adlarıyla da anılan bu yapı III. Mu-rad'ın annesi Nurbânu Valide Sultan (ö. yak. 1580) tarafından, Üsküdar'daki külliyesine (Atik Valide Külliyesi!-»]) gelir getirmek amacıyla Mimar Sinan'a inşa ettirilmiştir. İnşa tarihi tam olarak tespit edilememekte ancak söz konusu külliyenin tamamlandığı 1579 yılı civarına tarihlen-dirilmektedir. Zamanında Üsküdar'ın en faal hamamlarından olan, güzelliği Evliya Çelebi tarafından övülen bu yapı, vakıf kurumunda suiistimallerin çoğaldığı son dönemde, birçok benzeri gibi, hileli satış yollarına başvurulmak suretiyle şahıs mülkü olmuş, 1917'den itibaren kullamlmama-ya başlayan hamam harap düşmüş, mermer döşemeleri ve aksamı sahipleri tarafından satılmış, çevresi ahşap binalarla kuşatılmıştır. 1929 da enkazcıya satılarak yıktırılmasına karar verilen yapı 1933'te Mehmet Bozkurt tarafından satın alınmış,

1959'da soyunmalık bölümleri kamulaş-tırılarak yıktırılan hamamın geriye kalan kesimi 1962'de çarşıya dönüştürülmüştür. Günümüzde "Mimar Sinan Çarşısı" adı altında bu kullanımını sürdürmektedir.

Çifte hamam olarak tasarlanan yapının, yıktırılmış bulunan soyunmalık bölümlerinin mimari özellikleri tespit edilememiştir. Enine gelişen dikdörtgen planlı ılıklık bölümleri üçer kubbe ile örtülüdür. Kubbelerin arasına kemerler konmuş, ılıklıkların yan taraflarına, cephelerde çıkıntı oluşturan ve beşik tonozlu bir birimin çevresine dizilen dörder hela yerleştirilmiştir. Sıcaklık bölümleri ise Osmanlı hamam mimarisinin Roma dönemi hamam ve kaplıcalarından devralıp geliştirdiği, S. Eyice'nin hamam tipolojisinde "B tipi" olarak adlandırılan "yıldızvari" bir tasarıma sahiptir. Merkezde yer alan, sekizgen planlı ve kubbeli mekânın çevresine sekiz adet eyvan yerleştirilmiştir. Sekizgenin kenarlarına isabet eden bu eyvanlardan köşelerde yer alanlar diğerlerinden daha derin tutulmuş,



Mimar Sinan Mescidi

Turgut

Erkişi/Obscura, 1994

köşeleri pahlanmış, bir kemer ve bunun gerisinde bulunan bir kubbe ile örtülmüştür. Geriye kalan ve hamamın her iki bölümünde de, birer tanesi girişe tahsis edilen dört eyvan ise beşik tonozludur. Bibi. Evliya, Seyahatname, II, 1969, 174; Ayvansarayî, Hadîka, II, 183; Konyalı, Üsküdar Tarihi, II, 444-450; Kuran, Mimar Sinan, 401. M. BAHA TANMAN



MİMAR SİNAN MESCİDİ Fatih İlçesi'nde, Yenibahçe semtinde, Ak Şemseddin Caddesi'ndedir. Mescidi ünlü Mimar Sinan tarafından 981/1573'te kendi hayratı olarak yaptırılmış, minberini Hâ-kîzade Halil Efendi koydurmuştur. Tezkirelerin hepsinde bu mescit Mimar Sinan'ın eseri olarak gösterilmektedir. Örneğin, Tezkiretü'l-Ebniye'âe "Yenibahçe kurbin-de bu fakirin mescidi", Tezkiretü'l-Bün-yarida. "Yenibağçe'de bu fakirin mescidi" şeklinde kayıtlar tespit edilmektedir.

1918'de Cibali-Fatih yangınında yanmış, duvarları bir süre ayakta kalmışsa da zamanla yıkılarak bozulmuştur. Minaresi 1938 ve 1962'de onarılmıştır. Caminin sahip olduğu geniş arsası üzerine 1950'den önce gecekondular ve apartmanlar yapılmıştır. Caminin ihyası sırasındaki çalışmalarda, arsayı işgal edenler engellenmiş, bazı kişilerce burası Mimar Sinan Kültür Sitesi yapılmak istenmiştir. Fakat 1976'da Vakıflar İdaresi tarafından yeniden ihya edilerek ibadete açılmıştır. Bunun için Gurlitt'in 1918' den önce çizdiği kroki, Ali Sairn Ülgen'in 1944'te hazırladığı restitüsyon projesi ve 1973'te yapılan kazı sonuçları esas alınarak ana kitle 1976'da yeniden ibadete açılmıştır. Mihrabı ise 1981'de taştan yapılmıştır. Hadîka'dz, mescidin civarında ;'duğu bildirilen mektebin günümüzde sadece duvar kalıntılarına rastlanmıştır. Ayrıca çeşmesi ve su haznesi de mevcuttur.

Yapının avlu kapısı mescit ile minare arasına konulmuş olup, mescit bir sıra kesme taş ve iki sıra tuğla ile örülmüş almaşık duvarlara sahiptir. Dikdörtgen plan gösterir ve yapının üstü kırma çatı ile örtülüdür. Mescit eyvan tarzında, önü açık, öbürü tamamıyla kapalı yan yana iki bölümden oluşur. Bunlar yazlık ve kışlık bölüm-

lerdir. Yazlık diye bahsedilen bölüm, içerisinde mihrabı olan ibadet mekânını da kısmen kuşatan "L" şeklindeki yerdir. Günümüzde ise bu kısım biraz fazla geniş tutulmuş bir son cemaat yeridir. Buranın cephesi iki direkle üçe ayrılmıştır. Güney duvarında yarını yuvarlak niş şeklinde mihrap, onun sağında ve solunda birer tane, iki katlı pencere vardır. Günümüzde, açık olarak yapılmış olan duvar camekânla kapatılarak, kapalı mekân haline getirilmiştir. Bu mekânın doğu duvarında üç tane, öbür mekân ile ortak olan batı duvarında iki tane pencere açılmıştır. Alttaki pencereler dikdörtgen şeklinde, üsttekiler ise sivri kemerlidir. Ahşap tavan çıtalarla karelere bölünmüş, duvarlar içten alt pencere hizasına kadar ahşapla kaplanmıştır.

Karimin pencereleri de iki katlıdır. Güney cephesinde dikdörtgen, içi yivli, üzeri sivri kemerle son bulan mihrap bulunur. Her iki yanında altta ve üstte ikişerden toplam dört pencere açılmıştır. Doğu cephesinde ise altta üç, üstte de üçerden toplam altı pencere bulunmaktadır. Alttaki üçüncü pencerenin olduğu yer kapatılarak dolaba dönüştürülmüştür. Batıda ise altta ve üstte üçerden altı pencere açılmıştır. Yapıdaki bütün pencereler aynı özelliği gösterirler. Müezzin mahfili kuzeybatı köşesinde olup buradan demir merdivenlerle kadınlar mahfiline çıkılır. Minberi ve vaaz kürsüsü ahşap olup vaaz kürsüsü güneydoğu köşesinde, duvara bitişik olarak yapılmıştır.

Yapının içinde kalem işleri görülmektedir. Pencerelerin arasında kalem işi ayetler vardır. Pencerelerin üstü ise alınlık şeklinde, içleri siyah, yeşil, beyaz, sarı, kırmızı renkli bitkisel motifli kalem işleri ile doldurulmuştur. Üst pencerelerde alçı şebekelere ayrılmış olup içleri vitraylıdır. Etrafı üç yönden kırmızı, sarı renkli geometrik desenle bezelidir. Pencere aralarında şemse motifleri yapılmıştır. İçten ana mekân pencerelerin altından başlayacak şekilde ahşapla kaplanmıştır.

Yapının en ilgi çekici öğesi minaresidir. Avlu girişinin yanında ve küfeki taşından örülmüş, ufak bir kubbe ile taçlandırılmış olan sekizgen gövdeli, köşk türündeki minaresinin her yüzünde bir adet ezan penceresi bulunmaktadır. Minarenin kürsü ve pabuç kısımları yoktur. Gövde iki yatay bilezik ile üçe bölünmüştür. Dış yüzeyleri köşeli olup, sekizgen bir plana sahiptir. Minare 10 m yüksekliğindedir. İçerisinde 26 basamaklı taş merdiven bulunur.

Bibi., Ayvansarayî, Hadîka, I, 199; Öz, İstanbul Camileri, I, 105; E. Yücel, "Mimar Sinan Mescidi", STY, III, 49; Eminönü Camileri, 169; Kuran, Mimar Sinan, 314; A. Kuran, "Mimar Sinan'ın Mescidleri", Semavi Eyice Armağanı, İst., 1992, s. 139; S. Eyice, "istanbul Minareleri", Türk Sanatı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri", I, ist., 1963, s. 107.

N. ESRA DİŞÖREN



MİMAR SİNAN TEKKESİ

Fatih İlçesi'nde, Haydar Mahallesi'nde, güneyde Esrar Dede" Sokağı, batıda Şair Baki Sokağı tarafından çevrili olan arsada, Âşık Paşa Külliyesi'ndeki(-+) caminin yanında yer almaktadır.

İstanbul'un en eski tarikat tesislerinden olan bu tekke, II. Mehmed (Fatih) döneminin hassa başmimarlarmdan, "Azadlı Sinan" veya Sinan-ı Aük(->) olarak tanınan Si-naneddin Yusuf Ağa (ö. 1471) tarafından 869/1464'te kurulmuştur. 953/1546 tarihli İstanbul Vakıftan Tahrir Defteri'nâe, söz konusu tesisin "Baba Saltuk Zaviyesi" ve "Zaviye der Mahalle-i Sarı Saltuk" olarak zikredilmesinden, "Gaziyân-ı Rûm" zümresinin ileri gelenlerinden, hayatı menkıbelere konu teşkil etmiş olan ve birçok yerde makamı bulunan Sarı Saltuk'a ithaf edildiği anlaşılmaktadır. Tekkenin çevresindeki mahalle Fatih döneminde "Mimar Sinan" veya "Sarı Saltuk" adlarıyla anılırken, muhtemelen 16. yy'ın başlarından itibaren, tekkeye komşu olan Âşık Paşa Camii'nin adını almıştır.

Tekkenin zaman içinde geçirmiş olduğu aşamaları tam olarak izlemek mümkün değildir. Ancak 18. yy'ın son çeyreğinde veya 19. yy'ın başlarında ortadan kalktığı, 19. yy'ın üçüncü çeyreğinde tekrar ihya edildiği anlaşılmaktadır. 1256/1840 tarihli Âsitâne'de yerinin "arsa" halinde olduğu belirtilmekte, Dahiliye Nezareti'nin R. 1301/ 1885-86 tarihli istatistik cetvelinde tekkenin faal olduğu ve 3 erkek ile 2 kadının burada ikamet ettiği kaydedilmektedir. Günümüzdeki bina ise, kitabesinden öğrenildiğine göre 1310/1892-93'te bahriye feriklerinden Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tekkelerin kapatılmasından (1925) sonra 1970'lere kadar son şeyhin ailesi tarafından mesken olarak kullanılan yapı günümüzde Âşık Paşa Camii'nin imam meşrutası görevini üstlenmiştir.

Başlangıçta hangi tarikata hizmet ^ettiği bilinmeyen Mimar Sinan Tekkesi Âsitâne'de (1840) Halvetîliğe, Dahiliye Nezareti istatistiğinde (1885) ve bundan sonraki listelerde Nakşibendîliğe bağlı olarak gösterilmiştir. Şeyhlerinin tam bir dökümü elde yoktur. Ancak Bandırmalızade A. Mü-nib Efendi'nin Mecmua-i Tekâyâ'sında. (1889) Şeyh Şevki Efendi'nin adı geçmekte, son şeyhin ise Mehmed Nizayi Şiriner

Mimar Sinan

Tekkesi'nin

planı.


M. Baha Tanman, 1981

adında bir şahıs olduğu tespit edilmektedir. Ayin günü salı idi.

Mimar Sinan Tekkesi, son haliyle, geç dönemde sayıları artan, maddi imkânları oldukça sınırlı, ufak boyutlu tarikat yapılarının (zaviyelerin) özelliklerini yansıtmaktadır. Tekkenin içerdiği bölümlerden tev-hidhane, harem ve mutfak 9x16 m boyutlarında, yamuk planlı, tek katlı bir bina içinde toplanmış, asgari ölçülerde tutulan söz konusu bölümler, binanın içine, kullanımlarının gerektirdiği biçimde yerleştirilmişlerdir. Yapının kagir duvarları tuğla ile örülmüş, cephelerdeki pencereler ve kapılar basık kemerlerle donatılmış ve tuğla örgülü çerçevelerle kuşatılmıştır. Kırma çatı günümüzde Marsilya tipi kiremitlerle örtülüdür.

Kuzey cephesindeki cümle kapısının üzerinde, istifli sülüsle yazılmış olan mensur kitabe tekkenin 1310/1892-93'te bahriye feriklerinden Seyyid Mustafa Paşa'nın oğlu Ferik Ahmed Paşa tarafından yeniden inşa ettirildiğini belgelemektedir. Her ne kadar Ahmed Paşa'dan kitabede "bâni-i sa-ni" olarak söz ediliyorsa da, zaman içinde bulunduğu semti harap eden birçok yangından tekkenin de etkilendiği ve her seferinde yeniden inşa edildiği ya da en azından esaslı surette tamir ettirildiği düşünülebilir. Girişi izleyen yamuk planlı, ufak taşlığın doğu duvarından tevhidhaneye, batı duvarından da harem bölümüne geçilmektedir. Dikdörtgen planlı (9,50x 5 m) tevhidhanenin, cepheden ileri çıkan mihrap duvarında köşeler çeyrek dairelerle yumuşatılmıştır. Tevhidhanenin duvarlarında ikişer adet pencere bulunmakta, batı duvarında yer alan ve sonradan örülmüş olan pencereler hareme ait mekânlara açılmaktadır. Herhangi bir mahfil izine rastlanmayan bu mekânda söz konusu pencerelerin zamanla kafeslerle donatılmış oldukları, arkasındaki mekânların da ayinler sırasında kadınlar mahfili gibi kullanıldıkları varsayılabilir. İçeriye doğru çıkıntı yapan mihrabın yarım daire planlı nişi ve yuvarlak kemeri, alçıdan bir silme ile kuşatıl-




Dostları ilə paylaş:
1   ...   111   112   113   114   115   116   117   118   ...   140


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə