Tevhid nediR İnsanin üSTÜn yaratilmasinin sirri nedir müRŞİD-İ kamil kiMDİR



Yüklə 0,51 Mb.
səhifə4/9
tarix22.01.2018
ölçüsü0,51 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9

NAMAZDA KOLAYLAŞTIRICILIK

Kur-an ı Kerim de 3 türlü namazdan bahsedilmektedir.




1 -Selatü Vukuta (yani vakitlerle ilgili).
2 -Selatü Vusta (kalp namazı, orta namaz).
3 -Selatü Daimün (daimi olarak Haktan başkagörememek)

Vakitlerle ilgili Namazımızı camiye gitme imkânımız var ise elbette cemaatla kılmamız tabiidir. Cemaata gitme imkânımız yoksa evimizde veya işyerimizde de kılabiliriz. Fakat çalıştığımız yerde bu imkânların hiç biri yoksa kendimizi zorlamaya gerek yoktur. İmkân nispetinde öğle ile ikindiyi cem ederiz. Akşam ile yatsı namazlarını da yalnız farzlarını kılmak suretiyle cem edebiliriz. Uzun bir yolculuk veya 24 saat nöbet gibi iki vaktin dışına çıkacak bir zaman içersinde Namazımızı tadili erkânla veya cem ederek kılamıyorsak yalnız farzlarını ima ile yani akıl nimetiyle kılabiliriz.


Allah bize Namaz kılacak bir imkân tanımamışsa biz Allah tan daha üstün bir imkâna mı sahibiz de onu yaratmaya kalkışıyoruz. Dinde kolaylaştırıcı olunuz. Zorlaştırıcı olmayınız. (H.Ş.) Daima Allah kolaylaştıcı olmamızı istiyor. Ali İmran Suresi 191. ayetinde Onlar ayakta iken otururken ve yatarken Allah ı zikrederler. Yani Namaz kılarlar. Onun için dinde zorlama yoktur. İmkânımız neye elveriyorsa ona göre hareket etmemiz gereklidir.

Namaz nedir? Namaz müminin miracıdır. Miraç nedir? Miraç Allah la beraber olmak ve konuşmaktır. Bizler her varlıktaki Allah ın tecellilerini görüyorsak yalnız camide değil her zaman ve her yerde onunla konuşma imkânına sahibiz demektir. Doktor veya hemşire bir kardeşimiz kollarını sıvayarak lavaboda Abdest alma imkânı yoksa seccadeyi serip Kıyam, Rükû ve Secde etme imkânı bulunmuyorsa bu kardeşlerimiz ima ile Abdest alıp ima ile Namazlarını serum takarken, iğne yaparken veya herhangi bir görev ifa ederken hiçbir hareket olmadan kılabilirler. İmkân olduğunda kaza etmek değil cem edebilirler. Çünkü Hakikatte Namazın kazası yoktur. Fakat Orucun kazası vardır.


Zahir imkânlara sahip olmayan bir mümin, batın diye vasıflandırdığımız kalben Allah la konuşmayı terk etmemelidir. İmkânı olduğunda zahir ve batınını birleyerek her ikisini de yapabilir. Batın Hak la beraber olmak her zaman ve her durumda mevcuttur. Fakat günümüzün koşullarına göre zahiri ibadet imkânlarımız zaman zaman engellenebilir. İmkân mevcut olmayabilir. Çalıştığımız yerin durumuna göre bizlere gerici, yobaz gibi tabirler kullanılabilirler. İşte böyle yasaklamalarla karşılaştığımızda ibadetleri terk etmek değil, onlarla sürtüşmek değil, zahirini terk ederek, batına geçip gönlümüzden bağları sağlamlaştırmak en çıkar yoldur. Zira İslamiyette zora gelince, haram olan leş eti yemek bile helal olur. Ayrıca Allah bizlerin suretlerimize amellerimize bakmaz. Kalp ve niyetimize bakar. Şu halde cem etme imkânımız varsa evvela öğlenin yalnız farzını sonra da ikindinin farzını arka arkaya kılabiliriz. Evvela akşamın farzını sonra da yatsının farzını kılar, cem edebiliriz.


Namazlarımızı vaktinde geçirmeden mutlaka kılmalıyız. Kazaya bırakmak olmaz. Çünkü kaza Namazı avam içindir. Tevhid ehli Namazlarını kazaya bırakmaz. Mutlaka vaktinde kılar. Kılamadıysa hem zamanında vakti geçmeden ima ile onu kılar imkânı olunca da evinde cem eder. İnsanların Cehennemi cahilliğidir, Cenneti ise irfaniyet ve zevkidir. İşte bu kaideleri bilmeyenler daima zamanında Namazımı kılamadım diye azaba girmektedir. Allah ümmeti Muhammedi bu azablardan bir an evvel kurtarsın. Âmin.

                           CEMRE NEDİR

Cemre, kor Ateş demektir. Kor Ateş, havaya düştüğünde havayı ısıtmakta, suya düştüğü zaman suyu ısıtmakta, toprağa düştüğü zaman da toprağı ısıtarak ilkbaharın gelişini haber vermektedir. Bazı üstadlar cemreye Vahdeti remzettiği için zifiri karanlık manasını da vermişlerdir. Zahirde birinci cemre ile ikinci cemre, ikinci cemre ile üçüncü cemre arasında 7 şer gün ara mevcuttur. Üç cemrenin müddeti tam 21 gün eder ki’ bir tavuk kuluçkada yumurtaları 21 günde civciv haline getirir.


Aynen onun gibi bu kâinat yumurtasında 1. cemre havaya düştüğünde rüzgârlar şiddetlense dahi bir sıcaklık belirtileri başlamıştır. Bu Âlemi Kübra olan insan kâinatında da fiilerin failini Hakk a nispet edenlerde bir mülayimlik ve sakinlik sıcaklığı zuhur etmektedir. Kolu kanadı kırılmış bir kuş gibidir. Bu 7 gün devam eder. Çünkü insanlar da 7 sıfatı subutiye ile bu idraka sahip olduğunda, kemalatıyla fiillerin failini bilen ve gören olabilir. Tekvinat sıfatı halk edicilik yaratıcılık olması nedeni ile yedi sıfattan da fiillerin halk ediciliğini yapandır. İkinci cemre 7 gün sonra suya düşmekte, nasıl bütün ağaçlara suyun yürümesiyle ağaç yapraklarının yeşillendiğini görürüz. İnsan ağacının da sıfatlarının mevsufunu Hakk'a nispet edip, Hakkın tecellilerini sıfatlarımızdan açığa çıkardığımızda da bizlerdeki ilim olan suyun uygulanmasıyla vücudumuzun her dalı olan sıfatlarımızda fiileri olan yapraklarımızın yeşillendiğini görmeye başlayacağız. Çünkü su ağacımıza yürüdü. Elbette yeşilliği de görülecektir. Üçüncü cemre de 7 gün sonra toprağa düşmektedir. Cemre toprağa düşünce artık toprakta bir gevşeme olduğundan çiftçiler ekin ekmeğe başlarlar.
Biz inananlar da Mürşidi Kâmilin nefesi ile havamızı, suyumuzu, toprağımızı 7 sıfatımızla ısıttığında, EfÂlimizin Sıfatlarımızın ve vücudumuzun olmadığını anlayıp Efali ilahiye, Sıfatı ilahiye ve Vücudu ilahiye tecellileri ile ilkbahara ayak basmış oluruz. Çünkü bütün varlıklardaki Efal cemi, Sıfat cemi ve Vücud cemini zevk edenler cemrenin zevkine ermişlerdir. Bu kâinat cemrenin ısıttığı mahsulun çeşitli safhalarda görüntüsünden ibarettir.

Allah cümlemizi cemreler gibi sıcaklığı ile Celalinden Cemâline, Cemalinden de Kemâline vuslat buldurarak zevk eden kullarından eylesin. Âmin.



ZATİYYUN VE SIFATIYYÜN VELİ NE DEMEKTİR

Veli Allahın dostu, sevgili kulu Allahın velayetine sahip olan kemalat esmasıdır. Allahın bir adı da El Vely dir. Velilik mertebeleri her ne kadar çoksa da genelde 3 türlü velilik mertebesi vardır.




1 - Zatiyün Veliler
2 - Sıfatıyün Veliler
3 - Efaliyün Velilerdir

Zatiyün Veliler kendi varlıklarını Hakkın varlığında yok ettikten sonra Hakkın varlığı ile varlıklanarak zerreden kürreye kadar her varlığında kendi tecellisini gören ve zevk eden evliyaullahlardır. Nokta sırrına vakıf oldukları için nasıl Kur-an ı Kerim de noktalar üst üste konulduğunda 7 noktadan bir elif meydana gelir. Elif harfi de çeşitli şekillere bürünerek Kur-an ı Kerim deki 28 harfi meydana getirmektedir. Aynen onun gibi bu kâinatta nokta olan o İnsan-ı Kâmil in her varlıkta tecelli ettiğini gören ve 28 mertebede zuhuratını zevk edendir. Zatiyün Mürşidi Kâmillerin halife ve ihvanları da Zatiyün irfaniyetiyle yetiştikleri için Zatiyün halife ve ihvandırlar. Onlara sıfatiyün demek yanlıştır. Zatiyünlüğü bilmemektir. Efendim Hasan Özlem Hz.leri Zatiyün velilerdendi. Bütün halife ve ihvanları da Zatiyündurlar. Bunda kimsenin şüphesi olmasın. Her tecelli odur derler.


Sıfatiyün veliler ise Allahın bütün varlıklarda tecelli ettiğini bilir ve görürler. Her zuhurat ondandır derler. Bir tecelli eden bir de tecelli olunan vardır. Onun için sıfatiyündurlar. İlimde kendi varlıklarını Hakkın varlığı yanında bir tecelli mazharı bilirler. Tecelli eden kendi olduğu zevkine sahip olamamışlardır. Her şey ondandır derler. O dur diyemezler.
Efaliyün velilere gelince bu kesret Âleminde Esma ve fiillerin vakıfıyeti mevcuttur. Her tecellinin Allah ın ayetleri olduğunu, şeriat hükümlerinde aşırı hassasiyet göstermeleri mevcuttur. Allah ın fiil ve işlerinin her tecellisine boyun bükmüş kimselerdir.
Veliler irşadda görevli olanlar ve idari bölümde olanlar diye ayrıca ikiye ayrılırlar. İrşadla görevli olanlara Mürşid veya Mürşid-i Kâmil denilmekte. İdari bölümde olanlar ise irşadla görevli olmadıkları için ehli haricinde onlar Gök kubbemin altında benim nice sevgili kullarım vardır ki onları benden başka kimse bilmez. Hadisi Kudsisi gereğince bilinmezler. Bizler Allah-ı seviyor muyuz? Bunun belirtisi nedir? Ayrıca Allah ta bizi seviyor mu? Bunun da belirtisi nedir? Diye sorduğumuzda: Bizlerin Allah ı sevmemiz bizim Hakkın varlığında yok olmamızla mümkündür. Yani kişi fenafillah olmasıyla Allah-ı sevmiş olabilir. Allah bu varlıklar benimdir diyor. Sen de benimdir dersen itilafa girmiş olmaz mısın? Sevgilin için canını ver ki sana canan ihsan etsin.
İşte Allah da seni sevdiyse senin bütün sıfatlarından kemalatıyla zuhura gelir ki’ canını vermenin karşılığında canan almış olursun.

                                CUMA

Cuma Müminlerin Bayram günüdür. Bayrâmin birincisine Ramazan Bayramı diyoruz. İkincisine de Kurban bayramı diyoruz. Üçüncü bayram ise Ramazan bayramı ile Kurban bayrâminı bünyesinde cem etmiş, cuma bayramı yani cuma diyoruz.
Yahudilerin bayram günü cumartesidir. Hıristiyanların bayramı pazar günüdür. Müminlerin bayramı ise Cuma günü olmuş oluyor. Resulullah (S.A.V.) Efendimiz bir hadisi Şeriflerinde Hz. İsa A.S.. ın ümmeti 71 fırkadır. Bunun 70 fırkası delalette 71 inci fırkası hidayettedir. Musa A.S. ın ümmeti 72 fırkadır. Bunun 71 i delalette 72.si hidayettedir. Benim ümmetim ise 73 fırkadır. Bunların da 72 si delalette 73 üncüsü fırkayı Naciyedendir buyurmuşlardır. Neden Hz. İsa A.S. ümmeti 71 fırka 70 i delalette biri hidayettedir. Çünkü Hz. İsa A.S. tenzih dininde idi. Bu günde kim ki 7 sıfatı ve on duygusu ile Bakara Suresi 115. Doğu ve batı Allahındır. Nereye dönerseniz Allah ın yüzü oradadır ayetine mazhar olamamışsa yani Allahın birliğini 7 sıfat ve on duygusu ile 70 eder, şuhut edemezse delalette, onun birliğini şuhut etmişse hidayette olduğunu söylemiş oluyor. Musa A.S. da teşbih dininde idi. Onun da ümmeti 72 fırka idi. Yedi sıfatı subutiyesi ve zahir ve batın beşerden on duygusu ile de Allah ın birliğini Vahdet yönüyle zevk etse Musa A.S. dini olan teşbih dinine göre delalettedir. Vahdetin bütün sıfatlardan tecellisini zevk ettiğinde hidayette olacaktır.
Hz. Muhammed in dini ise tenzihi ve teşbihi birleştirerek Tevhid yapan Tevhid dinidir. Ne İsa gibi ne de Musa gibi Tenzih ve Teşbih yapsa dahi Hz. Muhammed in dini olan Tevhid dinine göre delalette, Tevhid ettiğinde ancak hidayette olduğu anlaşılmış oluyor. İşte cuma da bunu remzetmektedir. Üç bayramı birlikte cuma günü kutlayan Müminler, hem onların Bayram zevkini hemde ayrıca Tevhid olan cuma zevkinin üçünü birden zevk etmektedir. Çünkü Bayram dostla görüşmek ve buluşmaktır.

Onun için Cuma günü 2 rekât Cuma Namazından başka öğle Namazı ve başka Namazlar yoktur. Bir rekâtı kulun Hakta yokluğu ikinci rekâtta da Hakkın kulundan zuhuratıdır. Fenafillah ve bekabillah rekâtları da diyebiliriz. Bu 6 pencereden Hakkın bütün tecellilerini zahir ve batın yönüyle zevk edenler Cumaya çıkmışlardır. Cuma Namazını kılanlar için Allah Cuma Suresi 10 da Namazı kılınca yeryüzüne dağılın Allah ın fazlından rızık arayın buyurulmaktadır. Rabbimiz Cumayı idrak eden ve zevklenen kullarından eylesin. Âmin.



           TESBİH NE İÇİN ÇEKİLİR

Namazlardan sonra çektiğimiz Tesbihlerin manasına bir (H.Ş.) ile başlamak istiyorum. Resulullah (S.A.V.) Efendimiz Bir kimse Namazdan sonra 33 defa Sübhanellah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahüekber derse ormanlar kÂlem, deryalar da mürekkep olsa ecrini yazmaktan deryalar biter, ecri bitmez buyurmuşlardır. Peki, 33 defa Sübhanellah desek manası ne demektir? Ne için 31 değil başka bir rakam değilde 33 defa buyurulmuştur. Çünkü Allahü Teâlâ üç fenada, üç bekada bu tesbihlerin manalarını bizden zevk etmemizi istiyor. Üç fena ve üç bekadaki iki üçün yanyana gelmesi rakamsal olarak otuzüç oluyor. Yani sübhanallah Allahı tenzih etmek demektir. Allah Vahdaniyetiyle bütün varlıklarda tecelli ettiği halde hiç birine benzemez. İşte o bu yönüyle Sübhanellahtır. Rakamda eksiklik olduğunda tecelli de eksik olacağından Allah a eksiklik isnat edilmiş olunur. Hâşâ Allah eksiklikten münezzehtir.


O vahdet olarak tecelli eden tek Allah bütün yarattıklarında mertebelerine göre sıfatlarıyla her an ayrı bir şanda tecelli eder olması nedeniyle bütün sıfatlar da dile gelerek tecelli eden Rablarına Elhamdülillah diyerek teşekkür ederler. Bütün sıfatlardan tecelli eden sensin. Seni tesbihatınla yani benzetmemizle zevk etmekteyiz diyerek Elhamdülillah derler.


Tenzih, Teşbih ve ikisini de birleyerek Tevhid yapıp Allahü Ekber yani Allah uludur, yücedir demektedirler. Çünkü Vahdet Âlemine nazar ettiğimizde Tenzihi ile kesret Âlemine nazar ettiğimizde Teşbihi ile Haktan gayri varlık görmeyince elbette onun ululuğunu ve yüceliğini zevk edenler Allahü Ekber demekten başka bir söz söyleyemezler. İşte onun için Resulullah (S.A.V.) Efendimiz miraçtan dönerken İbrahim A.S. ile 6. kat semada karşılaşmış. Yani Tevhid babası olarak bilinen İbrahim A.S. , kavseyn mertebesine gelen ve zevk edenler layıkıyle ümmet olma hasletine sahip oldukları için benden ümmetine selam söyle Cennet bomboş bir arazidir. Buranın nimetleri Süphanellah, Elhamdülillah, Allahü Ekber demektir. Buna çokça devam etsinler. O zaman bütün Cennetin nimetlerine nail olurlar buyurmuşlardır. Yani Tenzih, Teşbih ve Tevhid yapanlar Allah ın Cemalullahını zerreden kürreye kadar şuhut etme zevkine layık olurlar.
Onun için bir kişinin Cehennemi cehaletidir. Cenneti de irfaniyet ve kemalat zevkidir. Çok insanlar kendilerindeki ten ve canı esmalarıyla Tevhid ederek bu tecelli zevkine sahip olmuş olsalar daimi Cennette olduklarını göreceklerdir. Çoklarına zulmani perdeler engel olmaktadır. Dolayısıyla da esma ve adet olarak söylenen tesbihatın da ömür müddetince çekilmesi onlara fayda verememektedir.


                         HACCIN SIRLARI

Hacca gidecek bir kişinin 3 adet farzı olan:


1- İhrama girmek,
2- Arafatta vakfaya durmak,
3- Kâbeyi tavaf etmek.

Gibi farzların şekil olarak yapılması değil taşıdığı manevi sırları da bilmesi lazımdır ki haccın zevkini alabilsin. Ayrıca 24 vacip ve birçokta sünnetleri mevcuttur. Bunlar neleri remzetmektedirler. Teker teker saymaya çalışÂlim. Evinden çıkarak çoluğunu çocuğunu, malını mülkünü tek Allah için terk ederek, Allah ın farziyeti için hacca hazırlanıp gitmesi gibi bir salikin de dünya zevklerini ve nefsanî her türlü zevklerden vazgeçerek bir Mürşid-i Kâmile gelip Hak ve Hakikata talip olmasıdır.


Birinci farziyet olan ihrama girmek, İnsan-ı Kâmilinde kendine nispet ettiği efalinin, sıfatının ve Vücudunun kendisinin olmadığını irfaniyeti ile bilerek fenafillah olmasıdır. Yani kendi varlığını Hakkın varlığında yok etmesidir.


İkinci farziyet Arafatta vakfeye durmaktır, yani kişinin Hakk a Arif olmasıdır. Vakfa nasıl ayakta Kâbeye doğru dönerek dua etmekse Hakikatında da Ruhullah olan bir kişinin tırnağından saç teline kadar bütün sıfatlarından Ruhun ilanıdır. Bakara Suresi 115 Doğu ve batı Allahındır. Yüzünüzü nereye çevirirseniz Allahın yüzü oradadır. İfadesi ile Arif olmuş demektir.
Üçüncüsü Kâbeyi tavaf etmektir. Zahirde nasıl taştan yapılmış Allahın Zatını remzeden Kâbeyi üçü çalımlı dördü de sakin olarak etrafında dönerek tavaf ediyorsak, aynen onun gibi bir salik de Mürşid-i Kâmilinde üç fena, dört beka meratibini tahsili ederek yeryüzünde Allahın Zatını remzeden canlı Kâbe durumundaki İnsanı Kâmilleri tavaf etmeleridir. Çünkü bu ilim ve irfaniyeti başka hiçbir yerde elde etmek mümkün değildir. İbrahim Hakkı Hz.lerinin hocası Fakrullah Efendi bir gün hüccacın önüne geçip nereye gittiklerini sormuş onlar da Hacca gittiklerini söylemişler. Onlara cevaben: Gelin beni 7 defa tavaf edin Sizleri Haccı Ekber yani büyük hacı edeyim demiştir. Yani beni tavaf edin demekten gaye onun etrafını dönmek değil onda 7 meratibi ilahinin tahsil edilmesidir. Çünkü Kâbe, Kâbe olalı Allah hiçbir zaman oraya girmedi. Fakat bu fakirin gönlünden de hiçbir zaman çıkmadı buyurmuşlardır.
Haccın ayrıca vacip durumunda olan emirleri de vardır. Merve ile Safa arasında 7 defa 3 ü koşarak 4 ü sakin olmak üzere say yapmak var. Çünkü Fena mertebelerinde Celal tecelliler kişiyi huzursuz ve mutsuz yapar. Bunlardan bir an evvel kurtulmak için koşmak lazımdır. Yani ikilikten kurtulmak için çok çalışmak gereklidir. Dördü ise sakindir. Zira kula nisbiyet kalmadığı için Beka mertebelerinde de sakin sakin Hakkın her an ayrı tecellilerinin zevki vardır. Merve demek kulluk demektir. Safa demek ise selamete çıkmak demektir. Bizler de kulluktan yani ikilikten 7 say sonunda selamete çıkanlardan olmuş oluyoruz.

İbrahim makâminda iki Rekât Namaz kılmak da: Emin beldeye ayak basanlar şükrani olarak iki Rekât Namaz kılarlar. İbrahim makamı emin beldedir. Kendi varlıklarını Hakkın varlığında yok edenler emin beldeye ayak basmışlardır.


Ayakta zemzem suyunu içme sırrı: Zemzem suyu İnsan-ı Kâmillerden tahsil edilen ilmi ledün diye vasıflandırdığımız Sır ilimleri, esrar ilimleridir. Çünkü İnsanı Kâmiller Tuba ağacıdırlar. Onların kökleri arşı âlâda, dal ve meyveleri yerdedir. Onlar ilhamlarıyla Ledün ilmini bizlere bardak bardak sunmaktadırlar. Bu zemzem suyunu da onlardan başka hiçbir yerde ve kitaplarda taze taze bulmak mümkün değildir. Onların bu ilmi kelam fiili ile zuhura geldiği için ayakta içilmektedir. Zira kıyamda durmak da Hakkın fiilleri ile açığa çıkışını remzetmektedir.

Mina da şeytan taşlamak: 70 taş 7 şer, 7 şer büyük şeytan, orta şeytan, küçük şeytan diyerek 3 gün atılmaktadır. İşte bunlarda büyük şeytan dediğimiz kendi varlığımızı, orta şeytan dediğimiz kendi sıfatlarımızı küçük şeytan dediğimiz kendi EfÂlimizi taşlıyoruz. Yani bunların bizim olmadığını 7 sıfatımızla kabullenme ameliyesini şeklen ve batınen yapıyoruz. Büyük şeytana 7 Taş attıktan sonra Kurbiyetimiz gereği kurban kesiyoruz. Yani varlığımızı Hakkın varlığında yok edip Ruhullah sahibi olduğumuzda, Ruhun sıfatlara tecelli ederek aslını göstermesi kurban olmuş oluyor. Yani kurban sıfatlara yaklaşması anlâmindadır.


Hüccac Arafatta öğle ile ikindi Namazlarını cem ediyor. Müzdelifede de Akşam Namazı ile Yatsı Namazını cem ediyor. Bunların remzettiği mana da ikilikteki sıfatlarımız Zat a vuslat bulunduğunda yani Zat ın idaresi altında olduğunu zevk edince sıfat ayrı Zat ayrı mütaâla edilemez. Öğle Namazı sıfatı, ikindi Namazı da Zat ı remzetmektedir. Namaz Müminin Miracı, Miraç da Allah la beraber olmak, konuşmaktır. Sıfatlardaki tecellilerin Zatın olduğunu irfaniyetle bilmek öğle ile ikindiyi cem etmektir. Akşam ile Yatsı Namazının cemi ise Müzdelife de olmaktadır. Yani Ruhun sıfatlarından zuhur etmesiyle cem edilmiş olunur. Kısaca şunu anlıyoruz ki: Halkın Hakta birleşme idraki Vahdaniyette olduğu için Arafatta cem ettik. Hakkın da halkta tecellisi ile yani kesrette zuhuratıyla Müzdelifede cem ettik demektir.


Kâbe dışında Kadınların Erkeklerin arkasından Namaz kılmaları gerekli iken, Kâbede Erkeklerin önünde Namaz kılabiliyor. Neden: Çünkü Kâbe Allah ın Zat ını remzettiği için orada kesret yoktur. Bütün nehirlerin suları deryaya ulaştığında deryadaki suların hiç biri ben şu nehrin suyuyum, diğeri ben bu nehrin suyuyum diyemediği gibi Kâbede kadın erkek diye bir şey olamaz. Oradaki kılınan Namaz gönül Kâbesinde kılınmaktadır. Bedenin hükmü yoktur. Düşünülemez de. İşte onun için kadınların önde erkeklerin arkada Namaz kılmaları dahi mahsurlu sayılmaz.
Genel olarak zahirde emri ilahi olarak ömrümüzde bir defa Hac farizası yapılmalı, aslında da batınan bir İnsanı Kâmilden bu meratibi ilahiyeyi ömrümüzde tahsil etmemizden ibarettir. Batın haccını ifade edildiği gibi yapanlar zahirine ne gerek vardır dememelidir. O siretteki zevklerini bizzat remzedildiği mahallerde zahir ve batınını birleştirerek Tevhid zevkiyle zevklenmeleri üstünün üstü olacaktır. Yoksa tek kanatlı kuş gibidirler. Tek kanatlı kuşta menzile varamaz.

Kâbe de 4 köşe vardır


1 - Şam köşesi
2 - Iraki köşesi
3 - Yemani köşesi
4 - H.Esvet köşesi


Hakikatte gönül Kâbesinin de dört köşesi vardır:


1 -  Şeytanı tecelliler
2 -  Nefsani tecelliler
3 -  Meleki tecelliler

4 -  Rahmani tecelliler

bu tecellilerin zuhur ettiği köşeler olmuş oluyor. Çünkü her kişi bu tecellilerin birinin tahakkümü altında yaşâmina devam etmektedir. Onun için Kâbenin 4 direği vardır. Hannan, Mennan, Deyyan ve Süphan direkleridir. Kâbe bu 4 direk üzerinde durmaktadır denilmiştir.




Şam Köşesi: Şeytani köşedir.
Irakı Köşesi: Nefsanî köşedir.
Yemeni Köşesi: Meleki köşedir.
H. Esved Köşesi: Rahmani köşedir.

Tavafa Hacer-ül Esved köşesinden başlanmakta ve 7 tavaftan sonra yine orada bitirilmektedir. Çünkü Kâbe üzerinde Hacer-ül Esved Allah ın sağ elidir. Onu öpenler veya uzaktan da olsa istilam edenler sözleşmeyi yapmışlardır. Araf Suresi 172 de Ben Sizin Rabbiniz değil miyim dediğinde onlar da evet rabbimizsin şahit olduk dediler. İşte o gün verdikleri sözü tuttuklarını Hacer-ül Esved e dönerek şahit ol diyerek tavafa başlamaktadır. Bu kâinatta da Allah ı Hüvviyet ve eniyetiyle cem edip kemalatıyla da zuhura getiren İnsanı Kâmillerdir. Onlar bu Âlemde Zat-ı remzettikleri için elini öpenlere o şahitlik yapmaktadır. Yoksa taş şahitlik yapmaz. Rab irşad eden ve terbiye eden manalarına geldiğine göre insanların irfaniyet ve kemaliyet irşatlarını da onların yaptıkları açık olarak anlaşılmış olur.


Pirimiz Muhammed Nurul Arabî Hz.leri üç yerde cem oluruz demiştir:


1- Ervah Âleminde
2- Âlemi Berzahta
3- Âlemi Ahirettedir

Ervah Âlemi Ruhlar Âlemidir. Yani bir salikin insani kâmilinin zahir huzurunda toplanıp onun irşad ve terbiyesini kabul ederek Nefisleri üzerine şahitlik yapmalarıdır.


Berzah Âlemi ise İnsanı Kâmilin varlığı Hak
varlığı olduğu için onun varlığında batını yönüyle Vahdaniyet deryasında cem olmasıdır.

Âlem-i Ahirette cem olması ise ihtiyari bir ölümle ölüp, Hakkın varlığında var olarak hafi şirklerden de kurtulup ibadet eden, ibadet ve ibadet edilen birliğine erildiğinde de cem olunmuş olmaktadır.


Onun için bu Âlemde Allahu Teâlâ, Zatı yönüyle hiçbir kimseyi irşad edemediği için sıfatları yönüyle İnsanı Kâmiller mazharından bizzat kendisi irşad ve terbiye etmektedir. Buna binaen İnsanı Kâmilleri tavaf etmek kişiyi haccül ekber yapmaktadır. Haccın sırrı, Mekke şehrindeki Kâbeyi ziyaretten gaye bir rumuzattır. Onun taşıdığı manalar İnsanı Kâmilden meratibi ilahiyeyi tahsil ederek 7 mertebedeki Hakkın tecellilerini zevk etmekten ibarettir. Allah cümlemize bu zevkleri ihsan eylesin. Âmin.

                  KURBAN BAYRAMI

Kurban kurbiyet demektir. Yaklaşmak demektir. 4 mezhebin üçünde kurban kesmek sünnettir. Yalnız İmam-ı Azâmin mezhebi olan Hanefi mezhebinde vaciptir. Onun da vacibiyeti İmamı Azam Hz.lerinin vahdaniyet üzerine kurduğu mezhebin gereğidir. Çünkü İmamı Azam mezhebini Makamı Cem zevkiyle kurmuştur. Onun için vahdet zevkiyle zevklenenlerin mutlaka anlâmina gelen vacibi uygulaması yani sıfatlara yaklaşarak cemalini izhar etmesi gereklidir. Zahirde her ne kadar mal canın yongasıdır denilmekte ve Allah için parasını harcamak olarak görünse de bir ayeti kerimede Sizin kestiğiniz kurbanların Allah a ne etleri ne de akıtılan kanları gitmektedir. Allah a giden tek şey sizin takvanızdır buyurulmaktadır. Takva ise Allah tan korkmaktır. Allah tan nasıl korkmalıyız? Allah hâşâ öcü değil ki Allah tan korkulsun. Allah tan, Allah a ait olan Efâline, Sıfatlarına ve Vücuduna sahip olmamak için korkmak lazımdır. Onun için Allah tan en çok korkan evliyalardır. Neden, çünkü bir an gaflete girer de kendime nispet ediveririm diye korkarlar.


Resulullah (S.A.V.) Efendimiz her kurban bayrâminda 2 kurban keserdi. Birisini kendisine diğeri ümmeti içindir. Bir hadisi şeriflerinde Ben iki kurban atasının evladıyım buyurmuşlardır. Çünkü İbrahim A.S. İsmail i kurban etmek istediğinde koç kurban ihsan edilmiş diğeri de Peygamberimizin dedesi Ebu Muttalibin oğlu olması için Allah a adadığı Peygamberimizin babası Abdullah için kestiği yüzlerce deve kurbanlardır.

Bir kişi Mürşide intisap ettiğinde kâmil onun halka dönük Nefsi emmaresini kestiği için ona kurban oldu denilmektedir. Bir de Mürşidi kâmilindeki tahsili sonunda, kendi varlığını Hakkın varlığında yok ettikten sonra, Ruhullah olan Vahdet deryasından sıfatlarına tecelli ederek oralarda kendi Cemalini izhar etmesine de kurbiyetinin gereği kurban denmiştir. Dikkat edilirse kurban bayramı ile hac farizası aynı zamanda ifa edilmektedir.


Onun için koç kurban kendimize nispet ettiğimiz varlığımızı kurban etmektir. Fena fillah olmaktır. Can kurban ise: Canın birlik zevki ile zevklenen kişinin sıfatlarından kemalatı ile zuhura gelmesidir. Yunus Emre Hz.leri :

İsmailem Hak yoluna canımı kurban eylerem. Çünkü bu can kurban sana ben koç kurbanı neylerem Diyerek Hakikatını ifşa etmiştir.




Yüklə 0,51 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə