KirkçEŞme tesisleri

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.15 Mb.
səhifə24/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   20   21   22   23   24   25   26   27   ...   140

KÖŞKLÜLER

98

99

KÖYLER

çok kötülüğün ve yanlış kararın sorumlusu olarak merhametsiz, hilekâr ve cahil harem ağalarını itham etti. Bunların başlatacakları bir kampanyaya karşılık da ocak ağaları ile olan dayanışmasını daha çok artırma gereğini duydu. Yaşamı boyunca sağduyulu ve dikkatli hareket eden Kösem Sultanin yaşlılık dönemindeki tutumu, IV. Mehmed'in annesi genç Valide Sultan Hatice Turhan'ın da harem ağalan ile anlaşması sonucu beklenmedik bir rekabet doğurdu. Kösem Sultanin, ocak ağalarından Kara Muradi (Kara Murad Paşa) vezirazam-lığa getirmesi, Bektaş Ağa aracılığı ile de istanbul'un tüm ticari muhitlerini, denetim altında tutma çabası, Muslihiddin ve Sarı Kâtibin, çıkar ve rüşvet işlemlerini kendisi adına yürütmeleri sonucu değiştirmedi. Murad Paşa'dan sonra Melek Ahmed Paşa'yı(-»), ardından Siyavuş Paşa'yı vezi-razamlığa getiren Kösem Sultan, gelişmelerin hızla aleyhine dönmesini önleyemedi. Melek Ahmed Paşa'nın vezirazamlığı sırasındaki para ve vergi operasyonu yüzünden paüak veren esnaf ayaklanması, saraydaki odaklaşmaları daha da belirginleştir-di. Kösem Sultan, kendisini tutan ocak ağalarının idamlarını güçlükle önleyebildi. Bir komploya uğrayacağını sezerek Turhan Sultan ve onunla işbirliği yapan Başla-la Uzun Süleyman, Hoca Reyhan ve Musahip İsmail adlı harem ağalarını, hattâ torunu IV. Mehmed'i ortadan kaldırmayı tasarladı. Bu amaçla saray helvacıbaşısıüveys' ten, iki kavanoz zehirli şerbet hazırlamasını istedi. Bunu, cariye Melekî Kalfa, Turhan Sultan'a haber verince ramazanın 17. günü (2 Eylül 1651) iki taraf da karşılıklı suikast girişimlerini başlattılar.

Kösem Sultan, gece bir grup ocak askerini saraya alıp IV. Mehmed'i tahttan indirmeyi ve Şehzade Süleyman'ı tahta geçirmeyi planlamış ve bunun için sarayın bazı kapılarını açık bıraktırmıştı. Oysa Tuhran Sultan ve harem ağalan daha önce davranarak zülüflü baltacılarla hasoda-lıları silahlandırmışlardı. Durumu öğrenen Vezirazam Siyavuş Paşa akşam saraya gelmekle birlikte bu iç hesaplaşmanın sonuçlarından korkarak konağına döndü. Teravihten sonra "Büyük valideyi isteriz!" bağ-rışlanyla harekete geçen hasodalılar, kendilerine engel olmak isteyen hasodabaşı-nı yaralayarak hareme yürüdüler. Onlara 120 kadar zülüflü baltacı katıldı. Valide dairesinin kapısını bekleyen kapı gulam-larını öldüren silahlı kalabalığın, beklediği ocak askerleri olmadığını anlayan Kösem Sultan kaçıp saklanmayı denedi. Nihanhane denen gizli odaların birinden ötekine geçti. Gurfe denen çok gizli bir as-makat dolabına gizlendi. Onu burada bulup aşağıya sürükleyen zülüflü baltacılar ve hasodalılar, üzerine çöküp mücevherlerini yağmaladılar. Bu yüzden parmaklarını kırdılar, kulağını yırttılar. Kuşhane Kapısı önüne kadar sopa ve silah darbeleriyle sürüklediler. Öldü sanarak bıraktılar. Fakat kımıldadığını görünce bir kez daha saldırdılar. Zülüflü Kuşçu Mehmed, Kösem Sultani bir perde ipi ile boğdu. Valide dairesi, baskını yapanlarca yağmalandı ve ri-

vayete göre haremdeki cariyelere tasallut edildi.

Kösem Sultanin boğulduğu Kuşhane Kapısı ve ölüsünün bir süre bekletildiği buradaki oturma sekisi, harem halkınca kutsanmış ve Valide Sultan Makteli olarak burada her gece mum yakılmaya başlanmıştır. Ertesi gün Eski Saray'a götürülen cenaze, buradan kaldırılarak I. Ahmed Tür-besi'ne gömülmüştür.

Osmanlı tarihinde Kösem Sultan'dan başka öldürülen valide sultan yoktur. Bu da onun, diğerleriyle kıyaslanmayacak kişiliği, Osmanlı sarayındaki yarım yüzyıla yakın otoritesi ile açıklanabilir.

Kösem Sultanin Osmanlı hanedanı ve tarihi içinde özel bir yeri vardır. Hürrem, Nurbânu, Safiye, Turhan ve Gülnûş sultanlara oranla daha yüksek düzeyde ve etkili bir kişilik sergilediği açıktır. Diğerleri salt, eşleri veya oğulları olan padişahları etkileyerek birtakım yönlendirmelerde bulunabildikleri halde Kösem Sultan, IV. Murad, I. ibrahim ve IV. Mehmed'in ilk saltanat yıllarında fiilen devleti yönetmişti. Bu iktidarının toplam 20 yılı bulması ise Osmanlı tarihi bakımından önemlidir. Tarihteki asıl rolü ise iki olayla belirginleşir. İlkin, IV. Muradin, kardeşi İbrahim'i boğdurtmasını önleyerek Osmanlı hanedanının devamını sağlamış, ikinci olarak da oğlu İbrahim'in tahttan indirilip yerine torunu IV. Mehmed'in geçmesine izin vererek doğabilecek daha kötü bir sonucu önlemiştir.

Kösem Sultanin, görkemli yaşamı ve trajik ölümü kadar, kazandırdığı eserler de dikkat çekicidir. Zile, Menemen, Gazze, Kilis ve Ezdin paşmaklıklarından yılda 250.000 riyal değerinde gelirinin olduğu hesaplanan Kösem Sultanin kethüdalarını ve vergi toplayıcılarını sıkıştırarak tahsil edilmemiş bir kuruş bıraktırmadığı biliniyor. Ölümü sırasında yağmalananlar dışında ortaya çıkartılan mal varlığından 20 sandık dolusu filorini hazineye alınmış ve o sıradaki para darlığı için bu servet geçici bir çözüm olmuştur. İstanbul'a yaptırdığı tesislerin başlıcaları, Üsküdar'da Çinili Kül-liyesi(->), Anadolukavağı Mescidi ve Camii, Sultanselim'de Valide Medresesi, Mescidi ve Çeşmesi, Çakmakçılar'daki Valide Hanı'dır(-0. Zengin vakıfları "Evkaf-ı Mah-peyker Sultan" adı altında toplanmıştır.



Bibi. Pietro delk Valle, Voyages, I, Rouen, 1645, s. 94; Tarih-iNaima, III-IV; Mehmed Halife, Tarih-i Gılmanî, îst., 1340, s. 21 vd; Ay-vansarayî, Hadîka, II, 144, 184 vd; Ahmed Refik, Kadınlar Saltanatı, II, ist., 1332, s. 147 vd, III, ist., 1923; ay, Samur Devri, ist., 1927; C. Baysun, "Kösem Sultan", İA, VI, 915-923; Si-lahdar Tarihi, II, 580 vd; Uluçay, Padişahların Kadmlan, 48-49; Ç. Uluçay, Harem, II, Ankara, 1985, s. 35 vd;.T. Hasırcıoğlu, "Mahpey-ker Kösem Sultan", Resimli Tarih Mecmuası, S. 75-77 (Mart 1956-Mayıs 1956).

NECDET SAKAOĞLU



KÖŞKLÜLER

Eski İstanbul'da yangınları ilgililere ve halka haber veren görevli.

Köşklülerin güçlü, kuvvetli ve gösterişli, ayağına çabuk kimselerden olması ter-

cih edilirdi. II. Meşrutiyet yıllarına kadar Beyazıt Yangın Kulesi'nde 20, Galata'da 18, İcadiye'de 3, Üsküdar Karakolu'nda 6, Eyüp'te 5 köşklü bulunmaktaydı.

Yangın çıktığı zaman kendisine verilmiş olan bölgenin sınırına kadar gider, nöbetçi olduğu zamanlarda da kulede dolaşarak etrafı gözetlerdi. Gözetleme esnasında bir yangın belirtisi gördüğünde kule a-ğasını uyandırarak haber verirdi. Daha eski dönemlerde asker gibi kılıç taşır, bellerine toka takarlardı. Kendilerine merkez komutanlığı altında bir koğuş tahsis edilerek barınmaları da temin edilmişti. Önceleri Bâb-ı Seraskeri, sonra da Zaptiye Nezareti tarafından senede bir kat elbise, ba-şağaya 6, ikinci ağaya 4, üçüncü ağaya 3, çavuşlara 3, neferlere de birer çift "nefer tayını" verilirdi.

Yangını haber verebilmek için gündüzleri yalnızca resmi daire ve karakollara, geceleri de karakollara ve mahalle bekçilerine uğrarlardı. Ellerinde ucu süngü gibi parlayan bir kargı ve bu kargının koştukça sallanan püskülleri olurdu. Geceleri ise "işkembe fener" denilen muşambadan akordeon biçiminde bir fener taşıyarak dolaşırlardı. Uğradıkları yerlerde nara atarlar ve yangın yerini kısa bir şekilde haber verdikten sonra yollarına devam ederlerdi. Yolda köşklüye rastlayanların ve yangının nerede olduğunu öğrenmek isteyenlerin ona "uğur ola" demeleri âdettendi. Yanılıp da yangın nerede dediklerinde küfür işitmeleri işten bile değildi. Köşklüler, İstanbul'un semtlerini kız ve oğlan olarak sembolleştirmişlerdi. Kız tarafı Galata ve Boğaziçi, oğlan tarafı ise diğer semtlerdi. Yangının nerede olduğunu öğrenmek isteyenlerin bazısı da "Kızın mı, oğlun mu oldu?" derlerdi.

Vehimli bazı kimseler gece çıkan yangınlardan haberdar olabilmek için köşklülere belirli bir aidat öderler, köşklüler de yangının yerini gece onların kapılarının ö-nüne kadar gelerek haber verirlerdi. ,

Köşklülerin son dönemdeki kıyafetleri, başlarında fes, üstlerinde asker biçimi kısa ve kapalı yakalı, parlak düğmeli bir ceket, onun altında da bol siyah paçalı pantolon, ayaklarında "karakaçan" denilen tulumba yemenisinden oluşurdu.



Bibi. Şehsuvaroğlu, Asırlar Boyunca, 115; 1. Birinci, "Dünkü istanbul'da Yangın", Yeni Tarih Dergisi, S. 4 (Nisan 1957), s. 127; ay, "Tulumbacılar", Hayat Tarih Mecmuası, S. 9 (Ekim 1965), s. 78-82; Pakalm, Tarih Deyimleri, II, 304-305; Ali Rıza, Bir Zamanlar, 97-102; Sadri Sema, Eski İstanbul'dan Hatıralar, ist., 1991, s. 43-45.

UĞUR GÖKTAŞ



KÖY TİPİ VAPURLAR

Şehir Hatları İşletmesi'nin filosunda, 300-500 grostonluk orta boy yolcu vapurlarına verilen ad.

Köy tipi vapurların ilk üçü, 1951'de Hollanda'da inşa edilen birbirinin eşi Beyler-beyi(->), İstinye, Yeniköy adlı vapurlar oldu. Bunlar 483 grostonluk, çift motorlu, kullanışlı vapurlardı. Önceleri Köprü, Moda, Kalamış, Caddebostan, Suadiye, Bostancı, Maltepe, Büyükada gibi Marmara'nın

Anadolu hattında ya da Adalar arasındaki seferlerde kullanıldı. Daha sonra Boğaz ve İzmit Körfezi hattında da çalıştırılan bu üç vapur 40 yıldan fazla bir süreden beri aralıksız olarak hizmet vermektedir.

1950'li yılların ortalarında bu vapurlara benzeyen beş şehir hattı vapuru daha inşa edilerek filoya kazandırıldı. Bunlar Çengelköy^) (515 grostonluk, çift motorlu, inşa yılı 1956), Ortaköy (515 grostonluk, çift motorlu, inşa yılı 1958), Vaniköy (512 grostonluk, çift motorlu, inşa yılı 1958), Beykoz (450 grostonluk, çift motorlu, inşa yılı 1955), Hasköy (511 grostonluk, çift motorlu, inşa yılı 1962) adlı vapurlardı. İlk ikisi İstinye, öteki üçü Hasköy Tersanesi'n-de yapılmışlardı.

1980'li yılların sonunda yine kendi ter


sanelerimizde inşa edilerek filoya kazan
dırılan birbirinin eşi 10 adet yeni vapuru
da köy tipi vapurlardan saymak yanlış ol
maz. Bunlar yazları 900, kışları da 700 ki
şi alan 307 grostonluk vapurlardır. Onun
da da iki adet Pendik-Sulzer yapımı mo
tor olup, saatte 14 mile yakın hız yapmak
tadırlar. Bunlardan Mehmet Akif Ersoy, Ru-
melikavağı, Anadolufeneri, Kilyos III Ha
liç Tersanesi'nde; Büyükada, Rumelifene-
ri, Kızıltoprak İstinye Tersanesi'nde; Tuz
la, Ambarlı, Kumburgaz İzmir'deki Alay-
bey Tersanesi'nde inşa edilmişlerdir. Am
barlı ve Kumburgaz İzmir Körfez hattında
hizmet vermektedir. ESER TUTEL

KÖYLER

Türkiye'nin bugünkü idari yapısı içinde köyler, bağlı oldukları illerin, il ve ilçe merkezleri dışındaki kırsal alanlarında yer a-lan; en küçük yerel yönetim ve yerleşme birimleri, yönetsel bölünmenin ilk ve en alt basamağıdır.

Eskiden beri büyük ve önemli bir kentsel merkez olarak dikkati çeken İstanbul' un çevresinde her zaman geniş bir kırsal alan vardı.

İstanbul geçmişte, II. Mehmed'in (Fatih) İstanbul'u fethettiği 29 Mayıs 1453-13 Ekim 1923 arasında 470 yıl Osmanlı Dev-leti'ne başkentlik yapmıştır. Bu süre zarfında padişah, sadrazam, nazır, kadı, ağa, serasker, zaptiye müşiri ve şehremini gibi görevliler ve makamlar başkentin sorunları ile uğraştıklarından, 1909'a kadar İstanbul şehri ile "mülhakat" olarak anılan çevredeki kazalar (ilçe) için ayrı bir vali tayinine gerek duyulmamıştır.

1866'da mülki idare ve zabıta işlerine bakması için kurulan Zaptiye Müşirliği'n-de Çatalca, Şile, Kartal, Gebze gibi "mülhakat" kazalara ait idari ve inzibati işlerle meşgul olmak üzere "Meclis-i İdare-i Li-va-i Zaptiye" adlı bir kuruluş oluşturulmuş; 4 yıl sonra 1870'te buraları da ilgilendiren bir nizamname yayımlanmıştır.

Bu nizamnameye göre Zaptiye Müşirliği idari teşkilatı İstanbul, Beyoğlu, Üsküdar, Çekmece adlı dört mutasarrıflık (valilikten küçük, kaymakamlıktan büyük bir idari makam) ile Galata, Adalar, Kartal, Eyüp, Yeniköy, Şile, Beykoz, Çatalca adları ile sekiz kaymakamlık ve Küçükçek-

mece, Suyolu Kurası (köyleri), Terkos, Gebze adları ile dört müdürlükten kurulu hale gelmiş; 1877'ye kadar Zaptiye Müşirli-ği'nin valilik yetkileri sürmüştür.

1908'de Meşrutiyetin ilanıyla şekil değiştiren Osmanlı Devleti'nde. 22 Temmuz 1909 tarihli bir kanunla İstanbul'da ilk kez bir "vilayet" kurulmuştur. Ancak şehir bir başkent olduğu için vilayetin varlığı ve otoritesi hissedilmemiştir.

13 Ekim 1923'te Ankara, Türkiye Cum-huriyeti'nin başkenti seçildikten sonra, i-dari bölünüşü yemden düzenleyen 20 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı (halen yürürlükten kaldırılmış olan) Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile İstanbul, vilayet (il) haline getirilmiştir. Zaman içinde idari bölünüş, ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak üzere çeşitli değişikliklere uğramıştır.

Söz konusu idari değişiklikler içinde köy yerleşmelerinin de zaman zaman bağlı oldukları il, ilçe ve bucak merkezleri değişmiş ya da hızla büyüyen kentsel alan içinde kalıp köy niteliğini yitirmiş, şehrin yeni mahallelerine dönüşmüşlerdir.

1935 sayımı sonuçlarına göre İstanbul îli'nde 260 köy bulunmaktaydı. Bunlardan 18i Bakırköy, ili Beyoğlu, 20'si Beykoz, li Fatih, li Kadıköy, 10'u Sarıyer, 7'si Üsküdar, 73'ü Çatalca, 19'u Kartal, 24'ü Silivri, 46'sı Şile ve 30'u da Yalova'ya bağlıydı.

1950 sayımına göre İstanbul İli'nde yine 260 köy olduğu görülür. Bunların ilçelere dağılımı şöyledir: Bakırköy 16, Beyoğlu l, Beykoz 19, Eyüp 20, Kadıköy l, Sarıyer 10, Üsküdar 7, Çatalca 65, Kartal 19, Silivri 25, Şile 45, Yalova 32. Bu köylerde 1950'de 183.436 kişi yaşıyordu. Bu durum o yıllarda İstanbul'un köylerinde yaşayanların il nüfusunun (1.166.477) yaklaşık 1/6'smı oluşturduğunu gösterir.



Köylerin bağlı oldukları bucak sayısı 47'dir. Bunların 34'ü il ve ilçe belediye sınırları içinde kalan merkez bucağı, 13 a-dedi de kırsal alanda bulunan belediyesiz bucak merkezleridir.

Tablo I

1970'te Köy Hizmeti Verilen

Belediyesiz Yerleşmeler - 2.000 ve +

Nüfuslu

Yerleşme

Nüfus

Yönetsel Durum Değişimi

Halkalı

5.880

1976 Bel.

Bağcılar

6.314

1976 Bel.

Yenibosna

8.775

1972 Bel.

Tokat

2.995

Şehir içi

Kemerburgaz

3.823

1972 Bel.

K.bakkalköy

4.074

Şehir içi

Ayazağa

3.584

Şehir içi

Binkılıç

2.766

Belediye

Mimarsinan

2.296

Şehir içi

Fener

2.334

Köy

Selimpaşa

2.295

1971 Bel.

Çınarcık

2.067

1971 Bel.

1960'lı yıllarda çıkartılan ve uygulamaya konulan yasal mevzuata göre nüfusu 2.000'den az olan köy yerleşim birimleri isterlerse belediye teşkilatı kurabiliyorlardı. Buna karşın İstanbul Belediyesi sınırının bitişiğinde ya da yakınında bulunan ve metropoliten gelişme alanı içinde o tarihte halen köy hizmeti götürülen birçok köy, nüfusları 2.000'i aşıp 10.000'e, hattâ 50.000'e ulaştığı halde belediye teşkilatı kurmak için girişimde bulunmuyorlardı (Tablo I, II, III, 1970,1980,1990'da köy hizmeti verilen belediyesiz yerleşmeler). Çünkü sanayi tesisleri, konut yapımı gibi bazı kentsel işlevlere ait yapıların başlatılmasında sadece muhtar ve ihtiyar heyeti izninin yeterli olması gibi veya mali açıdan köy yerleşmelerine uygulanan bazı vergilerden bağışık tutulma gibi konularda 1924 tarihli "Köy Kanunu"nun bazı maddelerinin ayrıcalık tanıyan avantajlarından yararlanmak istemişlerdir.

Tablo n

1980'de Köy Hizmeti Verilen

Belediyesiz Yerleşmeler - 2.000 ve +

Nüftıslu

Yerleşme Nüfus Yönetsel Durum

Firuzköy 3.060

1981'de bel. bağlandı

Atışalam 42.264

1981 'de bel. bağlandı

Güneşli 12.929

1981'de bel. bağlandı

Habibler 4.283

1981'de bel. bağlandı

Kirazlı 11.563

1981'de bel. bağlandı

Çavuşbaşı 2.605

Kentsel alan

Arnavutköy 2.221

Belediye oldu

Cebeci 9-517

1981'de bel. bağlandı

K.bakkalköy 12.752

1981'de bel. bağlandı

Bahçeköy 2.567

Belediye oldu

Ayazağa 9.674

1981'de bel. bağlandı

Alemdar 4.044

Ümraniye'nin köyü

A. Dudullu 12.742

1981'de bel. bağlandı

Sarıgazi 2.775

Ümraniye'nin köyü

S.çiftliği 2.035

1981'de bel. bağlandı

Y. Dudullu 8.642

1981'de bel. bağlandı

Binkılıç 3.002

Çatalca 'nın köyü

Esenyurt 6.636

Belediye oldu

Gürpınar 2.812

Çatalca'mn köyü

Güzelce 2.111

Silivri'nin köyü

Kumburgaz 2.750

Silivri'nin köyü

Mimarsinan 3-138

Çatalca'mn köyü

Tepecik 4.805

Çatalca'mn köyü

Aydınlı 15.231

1981'de bel. bağlandı

Başıbüyük 5.301

1981'de bel. bağlandı

Güzelyalı 2.017

1981'de bel. bağlandı

Kurtköy 3.246

1981'de bel. bağlandı

Şıhlı 2.592

1981'de bel. bağlandı

Sultanbeyli 2.431

Belediye oldu

Fenerköy 2.147

Silivri'nin köyü

Gümüşyaka 2.084

Silivri'nin köyü

Çifdikköy 3.289

Çatalca'mn köyü

KÖYLER

700


101

KÖYLER

cinde kalan ilçeler Adalar, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Eminönü, Esenler, Fatih, Güngören, Kadıköy, Kâğıthane, Maltepe, Sultanbeyli, Şişli, Üsküdar ve Zeytinburnu olarak sayılabilir. Bu ilçelerin sınırları içinde yer alan bazı eski çevre belediyelerinin 1970, 1980 ve 1990 nüfusları ile 1990'da kentsel alan içine dahil edilen kırsal yerleşmelerin durumları Tablo Fv"ten izlenebilir.



Geriye kalan 14 ilçe, kırsal alana, dolayısıyla kırsal nitelikli yerleşmelere (bucak, köy, mahalle) sahiptir. Toplam 247 adet kırsal nitelikli yerleşmenin 39'unda belediye örgütü kurulmuştur. Bunlardan 4'ü belediyeli bucak, 35'i belediyeli köydür. Bu belediyelerin ilçelere göre dağılışı, Büyükçekmece 8, Çatalca 3, Eyüp l, Gaziosmanpaşa 5, Kartal l, Sarıyer l, Silivri 7, Şi-

Tablo m

1990'da Köy Hizmeti Verilen

Belediyesiz Yerleşmeler - 2.000 ve +

Nüfuslu

Yerleşme

Nüfus

Yönetsel Durum Değişimi

Elmalı

2.497

Beykoz'un köyü

Göktürk

3.068

Eyüp'ün köyü

Pirinççi

3.699

Eyüp 'ün köyü

Boğazköy

4.495

G.O.paşa'nın köyü

Bolluca

2.409

G.O.paşa'mn köyü

Haraççı

2.671

G.O.paşa'nın köyü

Taşoluk

2.527

G.O.paşa'nın köyü

Yeniköy

2.338

G.O.paşa'nın köyü

Kayabaşı

9,191

K.çekmece'nin köyü

Orhanlı

2.735

Pendik'in köyü

Bahçeköy

4.072

Sarıyer'in köyü

Alemdar

6.684

Ümraniye'nin köyü

Çekmeköy

13.523

Ümraniye'nin köyü

Sarıgazi Sultançiftliği

22.125 9.747

Ümraniye'nin köyü







Ümraniye'nin köyü

Kavaklı

2.170

B. çekmece 'nin köyü

Yakuplu

2.841

B.çekmece'nin köyü

Muratbey

2.003

Çatalca'mn köyü

Çiftlikköy

2.032

Çatalca'nın köyü

Çanta

3.835

Silivri'nin köyü Silivri'nin köyü

Kavaklı

2.323




Oıtaköy B.çavuşlu

2.113 2.721

Silivri'nin köyü







Silivri'nin köyü

Kadıköy

2.741

Yalova'nın köyü

Esenköy

3.373

Yalova'nın köyü

Koruköy

2.050

Yalova'nın köyü

Taşköprü

3.129

Yalova'nın köyü

Kırsal alanda ilçe merkezi olmayan be-lediyeli yerleşmelere 1985 öncesi "bağımsız belediyeler" denilmekteydi. 1985 sonrasında imar Yasası uyarınca bunlara "belde belediyesi" denmeye başladı (Arnavut-köy, Esenyurt, Sultanbeyli vb).

l Mart 1966'da belediye sınırlan içindeki bucaklar yasal bir düzenlemeyle kaldırıldı. 1970 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre istanbul İli içindeki köy sayısı 283'tür. Buna göre, Bakırköy 19, Beykoz 22, Eyüp 11, Gaziosmanpaşa 11, Kadıköy l, Sarıyer 9, Şişli 2, Üsküdar 9, Çatalca 64, Kartal 23, Silivri 25, Şile 52, Yalova 35 köye sahipti. Aynı yıl toplam bucak sayısı 26'ydı. Bunun 13'ü merkez bucağı, diğer 13'ü de kırsal alanda kalan bucak merkezleriydi.

1970'te istanbul Ili'nde köy nüfusu 815.695'ti. İl nüfusu ise 3.019.032'ydi. Bu sonuca göre köylerdeki toplam nüfus, il nüfusunun 1/4'ünden fazlaydı.

1950'den bu yana Anadolu'dan İstanbul'a yönelen göç, kent içinde ve çevresinde olduğu kadar kırsal alanda da yeni yerleşme birimleri oluşmasına yol açmış, böylece çevredeki kırsal yerleşmeler kentle â-deta bütünleşmiştir.

11 Aralık 1980'de Milli Güvenlik Kon-seyi'nin 34 no'lu "çevre belediyelerin yeniden düzenlenmesi" kararı, 9 Şubat 1981'de İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nın 57 no'lu "25 Çevre Belediyesinin İstanbul Be-lediyesi'ne Bağlanması Hakkında" bildirisi, İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nın 11 Mart 1981'de 81 no'lu "22 Köyün İstanbul Belediyesi'ne Bağlanması Hakkında" karan, 4 Aralık 1981 tarihli 2561 no'lu "Bü-yükşehirlerin Yakın Çevrelerindeki Yerleşim Yerlerinin Ana Belediyelere Bağlanması Hakkında" kanun, 23 Mart 1984 tarihli 195 sayılı "Büyükşehir Belediyesinin Yö-

Beykoz'a bağlı Mahmutşevket-paşa

Köyü'nden bir görünüm, 1990 Cumhuriyet Gazetesi Arşivi

netimi Hakkında" KHK (kanun hükmünde kararname), 9 Temmuz 1984 tarihli 3030 sayılı "Büyükşehir Belediye Yönetimi Hakkında KHK'nin değiştirilerek Kabulü Hakkında" yasa ve diğer mevzuatla İstanbul kenti ve çevresindeki hızlı nüfus artışı ve göç sonucunda oluşan karmaşık kentsel büyüme, yeni bir yönetim ağı oluşturularak kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Yasal başlıklarından anlaşılacağı gibi 1981 sonuna kadar İstanbul çevresinde kurulmuş bulunan 25 çevre belediyesi ile mevcut 22 köyün, merkez belediyeye bağlanması sağlandıktan sonra ülke genelinde büyükşe-hirler hakkında yapılan yeni düzenlemelerle idari duruma yeni bir biçim verilmiştir.

Yeni düzen 1980 içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi mücavir alan sınırları içinde kalan ve muhtarlıkla idare edilen birçok köy yerleşmesini şehirsel hizmet alanı içine almıştır.

1980 Genel Nüfus Sayımı'na göre İstan


bul îli'nde belediyeli, belediyesiz olarak
287 köy vardı. Bunlardan 29'u belediye ku
ruluşuna sahipti. 1981 köy envanter etüt
lerine göre ise kırsal alan niteliğinde olup
köy hizmeti alabilen birim sayısı ise 234'
tu (bu köyler nüfusu 2.000 ve daha fazla
olan belediyesiz yerleşme birimlerini kap
sar).

1981'de nüfus özellikleri ve yaşam işlevleri farklılaşıp artarak kentsel nitelik kazanmış olan kırsal alanlar, yeni düzenlenen yönetim ağıyla kent alanına dahil edilmişlerdir.

1981 öncesi yönetim ağında İstanbul
Belediyesi'ne bağlı 14 şube müdürlüğü ile
il sınırı içindeki 35 adet bağımsız bele
diye yer alıyordu.

1981 yılı öncesinde yönetim ağı şöyleydi:



İstanbul Belediyesi Şube Müdürlükleri: Adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Eminönü, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Sarıyer, Şişli, Üsküdar, Zeytinburnu.

Bağımsız Belediyeler: Avcılar (Bakırköy), Halkalı (Bakırköy), Küçükçekme-ce (Bakırköy), Sefaköy (Bakırköy), Esenler (Bakırköy), Güngören (Bakırköy), Kocasinan (Bakırköy), Yenibosna (Bakırköy), bugünkü adı Bağcılar olan Yeşilbağ (Bakırköy), Tokat (Beykoz), Çatalca (Çatalca), Hadımköy (Çatalca), Büyükçekmece (Çatalca), Bayrampaşa (Eyüp), Alibeyköy (Eyüp), Kemerburgaz (Eyüp), Küçükköy (Gaziosmanpaşa), Kartal, Dolayoba (Kartal), Küçükyalı (Kartal), Maltepe (Kartal), Pendik (Kartal), Soğanlık (Kartal), Tuzla (Kartal), Yakacık (Kartal), Yayalar (Kartal), Silivri, Celaliye-Kamiloba (Silivri), Değirmen (Silivri), Selimpaşa (Silivri), Şile, Kâğıthane (Şişli), Ümraniye (Üsküdar), Yalova, Çınarcık (Yalova).

Önceki yönetim ağım değiştiren 57 no' lu Sıkıyönetim Komutanlığı bildirisine göre 1981'de İstanbul Belediyesi şube müdürlükleri: Adalar, Bakırköy, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz (Tokat), Beyoğlu, Eminönü, Eyüp (Alibeyköy, Kemerburgaz), Fatih, Gaziosmanpaşa (Küçükköy), Güngören (Esenler, Yeşilbağ), Kadıköy, Kâğıthane, Kartal, Kocasinan (Yenibosna), Küçükçekmece (Avcılar, Halkalı, Sefaköy), Maltepe (Küçükyalı), Pendik (Dolayoba, Yayalar, Tuzla), Sarıyer, Şişli, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu; bağımsız belediyeler ise Çatalca, Hadımköy (Çatalca), Büyükçekmece (Çatalca), Silivri, Selimpaşa (Silivri), Değirmenköy (Silivri), Celaliye-Kamiloba (Silivri), Şile, Yalova, Çınarcık (Yalova) oldu.

Yine 1981 tarihli ve 81 no'lu Sıkıyönetim Komutanlığı bildirisiyle "kırsal alandaki 22 köyün İstanbul Belediyesi'ne bağlanması" gerçekleştirilmiş; Rumeli yakasındaki Firuzköy, Kayabaşı, Samlar, İkitelli, Habibler, Mahmutbey, Kirazlı, Atışalanı, Cebeci, Ayazağa, Gaziosmanpaşa, Güneşli köyleri ile Anadolu yakasındaki Yukarı Dudullu, Aşağı Dudullu, Büyükbakkalköy, Küçükbakkalköy, Başıbüyük, Şıhlı, Güzel-yalı, Aydınlı, Kurtköy, Sultançiftliği köyleri İstanbul Belediyesi'ne bağlanmıştır.

1980 sayımı sonuçlarına göre İstanbul köylerinin ilçelere dağılımı şöyledir: Beykoz'da 20, Eyüp'te 8, Gaziosmanpaşa'da 9, Sarıyer'de 9, Üsküdar'da 6, Çatalca'da 62, Kartal'da 9, Silivri'de 23, Şile'de 53, Yalova'da 35 köy. Köy birimlerinin dışında 13 adet merkez bucağı, 13 adet de kırsal a-lan bucak merkezi vardır.

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü köy yerleşmelerine hizmet götürdüğü gibi mahalle veya daha küçük yerleşme birimlerine de hizmet vermektedir. Dolayısıyla hizmet birimi sayısı bazen nüfus sayımmda-ki köy sayısından farklı çıkabilmektedir.

1980'den sonra yönetsel ihtiyaçların karşılanabilmesi amacıyla birçok ilçe kurulmuştur. 1980'de 19 olan ilçe sayısı 1994'te 33'e yükselmiştir, l Nisan 1994 itibariyle toplam 33 ilçeden tümüyle kentsel alan i-




Dostları ilə paylaş:
1   ...   20   21   22   23   24   25   26   27   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə