KirkçEŞme tesisleri

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.15 Mb.
səhifə26/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   22   23   24   25   26   27   28   29   ...   140

Tablo V İlçelere Göre Birinci ve İkinci Derecede Geçim Kaynağı Tercihleri (%)

makla birlikte büyükbaşta yüzde 50'nin üstünde, kümes hayvanında yüzde 1.400'e yaklaşan, an kovanlarında da yüzde 100'e yaklaşan oranda artış tespit edilmiştir. 42 yıllık böyle bir gelişmeye karşın 1990-1993 arasındaki 3 yıllık sürede ahır sayısında yüzde 66, büyükbaş hayvan sayısında yüzde 59, küçükbaş hayvan sayısında yüzde 60, at sayısında ise yüzde 46'ya varan a-zalmalar olmuştur.

Ancak bu artış oranları, 1950-1990 arasındaki 40 yılda nüfusun yaklaşık yedi kat artışıyla karşılaştınlırsa hayvancılığın (kişi başına tüketilen miktarın) gerilediği açıkça ortaya çıkar. II genelinde mera hayvancılığı, ahır hayvancılığına tercih edilmektedir.

Ekonomik Durum: İl alanındaki köylerin şehre olan uzaklığı, çevrede sanayi alanı ya da tesislerinin bulunup bulunmaması, tarım ya da hayvancılık ürünlerinin işlenebileceği bir kuruluşun varlığı ya da yokluğu, iklimin sıcak, kurak ya da nemli, yağışlı oluşu veya ekstremlerin yaşanması, ulaşım araçları ve ulaşım sisteminin niteliği ve niceliği gibi birçok etkene bağlı olarak farklılıklar gösterir. Buna rağmen 1981'de il köylerindeki ekonomik etkinlikler yüzde 27 işçilik, yüzde 26 tarla ziraatı (tarım), yüzde 25 ormancılık, yüzde 9 hayvancılık, yüzde 6 meyvecilik, yüzde 4 sebzecilik, yüzde l su ürünleri, yüzde l çiçek seracılığı, yüzde l de arıcılıktı. İlçelere göre geçim kaynağı tercihleri Tablo V teki gibidir.

Görüldüğü üzere, yoğun kentsel yerleşmeye uzak kalan ilçelerde (Şile, Yalova, Çatalca), geçim kaynakları yerel özelliklere, yeraltı ve yerüstü potansiyeline göre çeşitlenmiştir. Çatalca'da işçilik, tarla tarımı, ormancılık ve hayvancılık önde gelen uğraşlar olurken, Silivri'de tarla tarımı ve hayvancılık ağırlık kazanmaktadır.

Şile'deyse işçilik, orman ürünleri, hayvancılık ve meyvecilik öne geçmekte, arazinin topografik hareketliliğinin fazla oluşundan dolayı tarla tarımı minimum seviyede kalmakta, ayrıca sebzecilik, balıkçılık ve arıcılık da yapılmaktadır.

Yalova'da tarla tanmı birinci derecede geçim kaynağı olamazken, bunun yerine büyük şehirlere yakınlık nedeniyle işçilik, meyve üretimi, ormancılık ve hayvancılıkla ayrıca yerel özelliğe uygun olarak çiçekçilik ile arıcılık da tercih edilen uğraşlardandır.

Yoğun kentsel yerleşme alanına yakın yerlerde, örneğin Eyüp-Kemerburgaz'da birinci derecede tercih edilen geçim kaynağı tarım, ticaret, işçi ve hizmetler olarak sıralanabilirken, Göktürk Köyü'nde a-ğırlık hayvancılığa kaymıştır.

Ayrıca, Silivri'nin doğusundaki kıyı yerleşmelerinde, yaz aylarında ikinci konut ve deniz (plaj) kullanımının yoğun oluşu nedeniyle iç turizme hizmet veren yöre sakinleri de artmaktadır.

Yine Çatalca'nın ve Şile'nin Karadeniz sahillerindeki yerleşme çevrelerinde, özellikle yaz aylarında iç turizme hizmet veren çalışan sayısı fazlalaşmaktadır (şilebezi dokumacılığı ve giysi üretimi dikkate değer).

Ekonomik ve Sosyal Tesisler: Kırsal alana sahip olan ilçelerin köylerinde yer alan ekonomik ve sosyal tesisler incelendiğinde, yaşam gereği her yerde aynı olan, fırın, berber, bakkal, manav, cami, okul, köy o-dası, kahvehane, kasap, PTT, mandıra, değirmen vb sosyal birimler ya da tesislerin birçok köyde varlığı tespit edilmiştir.

Ancak ilçelerin coğrafi konumları, alan büyüklükleri, yüzey şekilleri, yükseklikleri, eğimleri, ulaşım sistemiyle ilişkileri, iklim özellikleri, kuruluşunun eski ya da yeni oluşu, şehre yakın, bitişik ya da uzak olmaları, tarımsal ürünü ve özellikleri, kulla-

nılan tarım aletleri, köy arazisinin mülkiyet durumundaki farklılıklar, sanayi tesislerinin varlığı ve istihdam kapasitesi, yeraltı zenginlikleri, yasal orman alanı içinde o-lup olmamaları vb kriterlerin farklılıkları doğal olarak ekonomik ve sosyal tesislerin cinslerinde de farklılıklar getirmiştir. Buna göre ilçelerin köylerinin farklı karakterlerini yansıtan ekonomik ve sosyal tesisleri kabaca şunlardır:

Beykoz: Taşocağı, tuğla-kiremit imalathanesi, ağaç işleri atölyesi (baston yapımı), demir-metal işleri atölyesi, mobilya imalathanesi, Paşabahçe cam sanayii, karbo kimya, kireç fabrikaları, tarım aletleri imalathanesi, boya imalathanesi.

Çatalca: Çamaşırhane, köy kitaplığı, demirci, lokanta, kaynakçı, motor tamirhanesi, lastikçi, domuz çiftliği, züccaciye, tuhafiye, traktör tamirhanesi, sığır çiftliği, mobilyacı, kunduracı, kitapçı, otel, motel, o-tobüs işletmesi, soğuk hava deposu, taşocağı, maden ocağı, mensucat, konserve imalathanesi, halı-kilim atölyesi, içki imalathanesi, avizeci, kil tekne imalathanesi, baskül fabrikası, Çekomastik Fabrikası, büst imalat yeri, hasır eşya fabrikası, kâğıt fabrikası, iplik fabrikası, beton fabrikası, yapıştırıcı imalathanesi, alüminyum sac imalathanesi, yağ fabrikası, prefabrik malzeme fabrikası, naftalin imalathanesi, çini imalathanesi, merdiven yapımcısı, düğme fabrikası, çimento fabrikası.

Eyüp: Maden ocağı, dericilik, tuğla-kiremit imalathanesi, reçine sanayii, lastik, kimya, iplik, karton, demir, boya fabrikaları.

Gaziosmanpaşa: Taşocağı, maden ocağı, tuğla-kiremit imalathanesi, demir-metal işleri atölyesi, dökümhane, torna-tesfi-ye, ateş tuğlası imalathanesi.

Kartal: Düğün salonu, ağaç işleri atölyesi, demir-metal atölyesi, kazan fabrikası, boya fabrikası, demirci, boru sanayii,

yem sanayii, deterjan fabrikası, gıda sanayii, plastik fabrikası, emaye kaplama fabrikası, gresyağı hammadde imalat yeri.

Sarıyer: Otel, motel, plaj kabini, terzi, nalbur, ekmek fabrikası, balıkçı teknesi tersanesi, çocuk arabası fabrikası, ağaç işleri atölyesi.

Silivri: Soğuk hava deposu, tuhafiye, benzinci, nalbur, elektrikli değirmen, oto tamircisi, pastane, lahmacuncu, gofret imalathanesi, bakalit imalathanesi, tuğla-kire-mit imalathanesi, ağaç işleri atölyesi, de-mir-metal atölyesi.

Şile: Otel, motel, otobüs işletmesi, ziraat aletleri bayii, taşocağı, maden ocağı, mensucat, ağaç işleri, demir-metal a-tölyesi, şilebezi imalathanesi, doğrama atölyesi, bez dokuma atölyesi, el tezgâhı.

Üsküdar: Kitapçı, lokanta, pastane, kunduracı, benzinci, tavuk çiftliği, oto tamirhanesi, mensucat fabrikası, dericilik, tuğla, kiremit imalathaneleri, mandıra, nalbur, elektrikçi, demirci, camcı, halı-kilim atölyesi, ağaç işleri atölyesi, demir-metal atölyesi, boya, kablo, kâğıt kaplama, plastik, suni deri, mobilya, demir doğrama, tutkal, motor, suni kösele, iplik, düğme, tel çekme, porselen fabrikaları, makine torna tes-fiyesi, yoğurt, kereste, muşamba, sac kesme fabrikaları ve tavan kaplama işyeri.

Yalova: Hamam, çamaşırhane, han, otel, motel, pansiyon, soğuk hava deposu, dondurmacı, lokanta, restoran, taşocağı, tuğ-la-kiremit imalathanesi, konserve imalathanesi, halı-kilim atölyesi, ağaç işleri atölyesi, demir-metal atölyesi, ipek ipliği imalathanesi, peynir imalathanesi, elyaf fabrikası, ipek fabrikası, zeytinyağı atölyesi, mermer atölyesi, koltuk-kanape atölyesi.



Eğitim: istanbul ili kırsal alanında 1981' den bu yana her köyde mutlaka en az l ilkokul vardır. Bazı ilçelerde köy sayısından daha fazla sayıda ilkokul bulunmaktadır (örneğin Beykoz Ilçesi'nde 20 köyde 29 ilkokul, Eyüp'ün 8 köyünde 10 ilkokul, Üsküdar'da 6 köyde 7 ilkokul, Çatalca'da 62 köyde 64 ilkokul, Kartal'da 9 köyde 11 ilkokul, Şile'de 53 köyde 67 ilkokul, Yalova'da 35 köyde toplam 40 ilkokul).

Ortaokulların, ilçelerin köylerine dağılışı şöyledir: Gaziosmanpaşa'nın, Üsküdar'ın, Kartal'ın l'er köyünde, Silivri'nin, Yalova'nın 2'şer köyünde, Şile'nin 3 köyünde, Çatalca'nın 7 köyünde olmak ü-zere toplam 17 ortaokul vardır.

Lise, meslek okulu ve diğer eğitimi almak isteyenler köy yerleşmesi dışına gitmek durumundadırlar.

Sağlık: 1981 envanter çalışmalarında yöresel bir yerleşim hastalığına rastlanmamıştır. Sadece tarımsal ilaçların uygun kullanılmaması sonucu zehirlenme ve ölüm olduğu tespit edilmiştir. Toplam köylerin yüzde 50'si civarındaki yerleşmelerde sadece birisi olmak üzere sağlıkocağı, sağlı-kevi, köy grup ebeliği, ana-çocuk sağlığı binaları bulunduğu halde, bunların sadece yüzde 2'si faal durumdadır. Köylerin ve Köylülerin Sorunları ilgili kamu kuruluşları tarafından İstanbul İli kırsal alanında yer alan köy yerleşme-

Sarıyer llçesi'ne bağlı Bahçeköy. Cengiz Kahraman, 1994

lerine yol, su, elektrik, çeşitli ekonomik tesisler, cami, köy konağı, sağlık hizmetleri, veterinerlik hizmetleri, eğitim, lojman, telefon, kahvehane gibi sosyal tesisler, tarla, maden ocakları, mezbaha, kanalizasyon, turistik tesisler vb çok çeşitli hizmetlerin götürülmesine rağmen yine de halledilmesi veya desteklenmesi gereken bazı sorunlar vardır. Köylerin yerel, sosyal ve ekonomik farklılıkları sorunlarının da farklı olmasına neden olmaktadır. 1981 köy envanterlerine göre tüm ilçelerin köylerinde, istek oranı az ya da çok olarak, okul, ek dershane ve öğretmen talebi vardır. Yine tüm ilçelerde su, yol, elektrik, kanalizasyon ve sağlık sorunlarının çözümü dile getirilmektedir. Bu talepler ilçelere göre şöyledir:

Beykoz: Ekonomik tesis, konserve fabrikası, çamaşırhane, spor sahası, telefon, belediye otobüsü, tarımsal kredi, konut, dere ıslahı, orman ürünlerinden yararlanma.

Eyüp: Lojman, telefon, kahvehane, nakil ve iskân, tarla temini, kömür ocaklarının kalkması.

Gaziosmanpaşa: Cami, lojman, telefon, kahvehane, mezbahanın yeterli hale getirilmesi.

Sarıyer: Turistik tesis yapımı, hayvancılığın geliştirilmesi, lojman ve diğer sosyal tesislerin yapımı, tarım alanı yetersizliğinin çözülmesi, hazinenin kıyıdaki kumluk arazilerinin köylüye dağıtılarak turizmin geliştirilmesi, belediye vasıllarından yararlanmak.

Üsküdar: Telefon, düğün salonu, spor sahası, belediye otobüsü verilmesi.

Çatalca: Spor tesisi, lojman, çamaşırhane, hamam, kooperatif kurulması, derenin ıslahı, mezbaha yapımı.

Kanal: Ekonomik tesis yapımı (turistik vb), tapulama yapılması, kredi verilmesi, belediye otobüsü verilmesi.

Silivri: Cami, köy konağı, ekonomik tesis, telefon, lojman, fundalığın kültür

arazisi olarak kullanılması, vakıf arazisinin köy tüzel kişiliğine devri, halıcılık kursu.



Şile: Turistik tesis, yangına karşı su deposu yapımı, kıyının düzenlenmesi, telefon, lojman.

Yalova: Soğuk hava deposu, köy konağı, hamam, telefon, nakil ve iskân, tarım arazisinin korunması, ılıca yapılması.

Bibi. // Yıllığı 1973, Cumhuriyetin 50. Yılında, s. 96-116; Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, c. 14, s. 7071-7074; Meydan Larous-se Büyük Lügat ve Ansiklopedisi, c. 7, s. 558-56i; Ç. Aysu, "Boğaziçi'nde Mekansal Değişim", (İstanbul Üniversitesi yayımlanmamış doktora tezi), ist., 1989; R. Izbırak, Coğrafya Terimleri Sözlüğü, Ankara, 1964, s. 215; Köy EnvanterEtüdlerine Göre-lstanbul, Yayın Il6, Ankara, 1969; Köy Hizmetleri istanbul tt Müdürlüğü: Bilgi Rehberi-İstanbul, 1993; DiE Nüfus Sayımlan, 1935-1990; L. Suri, "Kırsal Alanların Kentsel Alanlara Dönüşümü-Istanbul ve Kartal Örneği", (Yıldız Teknik Üniversitesi yayımlanmamış yüksek lisans tezi), 1984; "Türkiye, 1111: Dünü, Bugünü, Yarını" Yurt Ansiklopedisi, ist., 1983, s. 4003-4007.

ÇİĞDEM AYSU



KREPEN PASAJI

Galatarasay'da bugün yerinde Aslı Han'ın bulunduğu eski ve ünlü bir geçit-çarşı.

İstiklal Caddesi (Grand Rue de Pera) üzerindeki Galatasaray Postanesi'nin de yer aldığı bloğun iki yanında İstiklal Cad-desi'ne açılan sokaklardan -halk arasında Balıkpazarı ya da Çiçekpazarı da denilen-Sahne Sokağı ile Ömer Hayyam (ya da Ay-nalıçeşme) tarafından gelen Hamalbaşı Caddesi arasında uzanan ve Balıkpazarı'nın bir parçasını oluşturan Duduodaları Sokağı'na paralel ve her iki tarafa da açıldıkları için geçit-çarşı da diyebileceğimiz iki pasaj vardı; bunlardan birisi halen onarımı sürdüğü için kapalı bulunan Avrupa Pasajı(->), diğeri ise Krepen Pasajı idi.

Söz konusu her iki binanın ve bir kısım başka binaların da üzerinde bulunduğu alan, İngiltere Elçiliği Binası'ndan(-0



KRİKET

106

107 KRİKOR LUSAVORİÇ KİLİSESİ

1958'de istimlakler sırasında yıkılan Karaköy'deki Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'nin yıkım öncesi enine kesiti ve önden görünüşü. Şoğagat, 1962 / Vağarşag Seropyan koleksiyonu

Krepen Pasajı'nda Cihat Burak (ayakta duran). Ara Güler, 1972

(bugünkü Birleşik Krallık Başkonsolosluğu) Naum Tiyatrosu'na (bugünkü Çiçek Pasajı[-»]) kadar uzanan çok çiçekli bir parktı. Bu arazi üzerinde 1850'lerin ikinci yarısından itibaren değişik kişiler tarafından Palais deş Fleurs (o zamanın koşullarında bir sirk) ile otel, kafe gibi binalar yapılmıştı. 5 Haziran 1870'te çıkan büyük yangında bunların hepsi yamnca, arazinin bir bölümüne Mr. Scribe bugünkü Avrupa Pasajı'm yaptırırken, aynı yıllarda Crespin adlı Yahudi bir Levanten ailesi de bir başka pasaj inşa ettirdi. Sözcük Fransızcada "krepen" diye okunduğundan, geçit-çarşı Krepen Pasajı olarak ünlendi. 1934'te devlet, Türkçe olmayan bu tür adların Türkçeleştirilmesi mecburiyetini getirince buraya da Krizantem Pasajı denildi (sanki bu sözcük Türkçeymiş gibi), a-ma yeni ad halk tarafından benimsenmedi, yalnızca resmi kayıtlarda kaldı.

Krepen Pasajı sadece Sahne Sokağı (eski Tiyatro Sokağı) ile Hamalbaşı Caddesi' ne açılmıyordu, aynı zamanda bu geçide dik bir başka koridorun sonunda sonradan açılan bir kapıyla Duduodaları So-kağı'na da çıkılıyordu (Krepen Pasajı'nın yerine yapılmış olan Aslı Han'da da aynı sokağa çıkan bir ek geçit bulunmaktadır).

Krepen Pasajı'nın ilk dönemlerinde genellikle geçide konfeksiyon dükkânları hâkimdi: Terziler, iplikçiler, dikiş malzemesi satanlar, modistler pasajda çoğunluktaydılar, fakat bir matbaa ile diğer bazı dükkânlar da (örneğin müzik aletleri dükkânı ve tamir atölyesi vb) bulunuyordu. 1900'lerin başlarından itibaren kundura yapan ya da levazımatını satan dükkânlar a-çılmaya başladı. Pasajda terziler ve dikiş le-vazımatçıları varken Levantenlerde olan çoğunluk, çarşı değişiklik geçirince Rumlara geçti.

1940'larda kundura levazımatçıları biraz ötedeki Hamalbaşı Caddesi ile oradan

Tarlabaşı Caddesi'ne bir yay çizerek inen Kalyoncukulluğu Caddesi arasındaki Lütful-lah Pasajı'na taşınmaya başlayacaklar ve 1950'lerden 1970'lere kadar Krepen Pasajı bazı dükkânları hariç tıpkı Çiçek Pasajı gibi bir meyhane pasajı halinde işlev görecekti.

Daha sonra pasajın bu özelliği de kaybolmaya, buradaki meyhanelere duyulan ilgi azalmaya yüz tuttu, geçit 1981'de tümüyle tahliye edildi, yıkıldı, yerine günümüzün pasajlarına benzeyen betondan bir bina yapıldı. Bugün burası, girişinde Beyoğlu Sahaflar Çarşısı "Second Hand Bo-oks" tanıtımı bulunan bir sahaf çarşısıdır.

Pasajın ilk ünlü ve çok tutulan meyhanesi Triandafılo'nunkiy di. Daha sonraki dönemlerde Yorgo ve İspiro kardeşlerin İmroz'u, Bayram Aydındoğan'ın Neşe'si rağbet gördü, imroz'un garsonu Yorgo, bugün Nevizade'de iki ortağıyla birlikte İmroz'u işletmektedir, bir dönem için Dürnev Tu-naseli ve Cahide Sonku'nun sürekli müdavimi oldukları Neşe'nin sahibi bugün Çiçek Pasajı'nda Sevinç Lokantası'nın sahibidir. Krepen Pasajı'ndaki diğer bir meyhane ise gene Nevizade Sokağı'nda aynı sahibi tarafından Kadir'in Yeri adıyla açılmıştır. Krepen Pasajı'ndan geriye kalanlar bunlardır.

BEHZAT ÜSTDİKEN

KRİKET

Bir İngiliz sporu olan ve Büyük Britanya Adaları'nda doğan kriketi İstanbul'a İngilizler getirdiler. 19101u yılların başlarında, İngiltere Elçiliği'nin gemisi olan "Imo-gene" personelinin Beykoz Çayırı'nda başlattığı kriketi daha sonra İstanbul'da yerleşmiş bulunan İngiliz ailelerin Kadıköy' deki Union Club sahasında (bugün Fenerbahçe Stadı'nın bulunduğu yer) devam ettirdikleri görüldü.

Türk kulüplerinden bu spora faaliyeti

arasında yer veren Fenerbahçe oldu. Kol kuvveti, göz kararı ve çabukluk isteyen bu sporda Said Salahaddin Cihanoğlu(->), Galip (Kulaksızoğlu), Hasan Kâmil (Sporel), Tevfik Haccar (Taşçı), Kemal Aşkî (Aşkın), Otomobil Nuri, Mehmet Reşat (Pekel-man), Hüseyin İzzi, Nüzhet Abbas (Baba), Nasuhi Esat (Baydar), Çerkez Sabri gibi devrin ünlü futbolcuları büyük başarı gösterdiler. Fenerbahçe ile İngilizler arasında 1911-1914 arasında yapılan karşılaşmalar, Türk sporundaki tüm kriket faaliyetini oluşturdu. I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla (1914) bu spor da tarihe karışmış oldu.

CEM ATABEYOĞLU

KRİKOR LUSAVORİÇ (SURP) KİLİSESİ

Beyoğlu İlçesi'nde, Karaköy'de, Sakızcı-lar Sokağı'nda, no. 3'tedir. İstanbul'daki en eski Ermeni kilisesidir.

Kilise hakkındaki en eski bilgilere bazı elyazmalarında rastlanmaktadır. Keşiş Asdvadzadur'un 1360'ta kaleme aldığı dilbilgisi yazmasında, bu kiliseden Surp Sar-kis adıyla bahsedilmektedir. Isdepanos tarafından 136l'de tekrar kâğıda dökülen bir başka elyazmasında da aynı isim kullanılmaktadır. Kilisenin resmi kayıtlarda adının Ermenicedeki Sarkis isminin değiştirilmiş hali olan Cercis olmasını da dikkate alan araştırmacı Kevork Pamukciyan, Surp Sarkis'in günümüzdeki Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'nin yerindeki kilise olduğunu savunur.

Armaş (bugün Akmeşe, İzmit) Manastırı elyazması koleksiyonuna ait 1769 tarihli bir yazmada, Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'nin yapım tarihi 1391 olarak gösterilmektedir. Aynı kayıtta Teotoros'un baş-patrikliği döneminde Kefe'den İstanbul'a gelen Goms (veya Gozmas) adlı bir kişi Galata'da Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'ni yaptırır. Aved adlı bir demirci ustası da Surp Haç Şapeli'ni inşa ettirir. Buna rağmen Erem-ya Çelebi Kömürciyan ve önderliğindeki birçok tarihçi, 1391 tarihini kilise arsasının alınış tarihi olarak kabul ederler. Daha sonra bulunan birçok kanıtla kilisenin inşa tarihinin 1431 olduğu kesinleşir. Kilisede bulunan biri haçkar, diğeri ise Aziz Bakire Meryem ile Isa tasvirleri nakşedilmiş, iki kitabeli taş 1431 tarihini taşımaktadırlar.

Eldeki kayıtlarda 15. ve 16. yy'da, Ma-ğakya Apeğa'nın yazdığı kitabenin dışında, bir kayda rastlanmamıştır. 1635'te dönemin sözü geçen Ermenilerinden Şahin Çelebi'nin girişimleri sonucu Sadrazam Bayram Paşa'nın izniyle, Patrik Kayserili Kri-kor'un naaşı kilise duvarlarından birinin altına defnedilir. Gezgin Polonyalı Simeon, İstanbul'u ziyareti sırasında Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'ni de gezer ve kilisenin yapısı hakkında seyahatnamesinde bilgi verir. Antoine Galland(^) l672-l673'te kaleme aldığı seyahatnamesinde kilisenin üç bölümden oluştuğunu yazar.

7 Nisan 1660 Galata yangınında kilise hasar görmeden kurtulur. Sarkis Tıbir

Saraf-Hovhannesyan'a göre kilise, 10 Temmuz 1731'de Galata'da çıkan yangında büyük hasar görür. Harap olan kilisenin onarımı için Patrik Bitlisli IX. Hovhannes Golod^) Sadrazam Ali Paşa'nın yardımıyla I. Mahmud'dan 15 Aralık 1732 tarihli izni elde eder. Üç ay gibi kısa bir sürede tamamlanan onarım işlerini hassa mimarı Kayserili Sarkis Kalfa yürütür. Saraf-Hov-hannesyan ve İnciciyan'a göre kilisenin iç duvarlan Kayserili ressam Yesayi tarafından yapılan resimlerle süslenir. Kilisenin bu büyük onarımının giderleri saray bezir-gânbaşısı ve İngiliz Elçiliği çevirmeni Eğinli Seğpos (veya Seğpesdros), Amira Ye-revanentz ve Patrik Bitlisli Hovhannes Go-lod tarafından karşılanır. Bu onarımın sonunda, Aziz Krikor Lusavoriç yortusunda (10 Mart 1733) Patrik Hovhannes Golod tarafından meshedilerek ibadete açılır. Patrik Hovhannes Golod, 12 Şubat 1741'de vefat edince bu kiliseye yaptığı maddi ve manevi yardımlarından dolayı ve vasiyeti gereği naaşı ana giriş kapısının güneyine defnedilir.

7 Şubat 1771'de meydana gelen büyük bir yangında kilise hasar görür. Surp Haç ve Surp Garabed kiliseleri ise tümüyle kül olur. Anlaşmazlıklar nedeniyle 28 yıllık bir beklentiden sonra gerçekleştirilen onarımın (başlangıcı 12 Eylül 1799) mimarlığını hassa mimarı Minas Kalfa üstlenir. Sekiz hafta gibi kısa süreli bir onarımdan sonra "hayranlık uyandırıcı" bir görünüme bürünen kilise, 13 Kasım 1799'da Patrik Tani-el tarafından meshedilerek ibadete açılır. Kilise 1834 yazında bir tamirat geçirdikten sonra 11 Aralık 1834'te takdis edilerek ibadete açılır. Kilise 1888'de bir şekil değişikliği geçirir. Üç kilise (Merkezi, Surp Haç ve Surp Garabed) birleştirilir, aradaki duvarlar kaldırılır, cephe geri çekilir.

İstanbul'da ilk kez çoksesli koro kavramı bu kilisede başlamıştır. 1906'da Le-von Çilingiryan'ın yönetiminde kurulan koro, ayinde üç sesli olarak okur.

Karaköy'ü Tophane'ye bağlayan Keme-raltı Caddesi'nin genişletilmesi sırasında istimlak sahası içerisinde kalan kilisenin, 1958'de önce bir bölümü, daha sonra tümü yıkılır. Mimar Bedros Zobyan'ın hazırladığı planlar üzerine yeniden inşa edilen kilise, 25-26 Ağustos 1965'te Patrik Yozgatlı Şınorhk Kalustyan(~0 tarafından takdis e-dilerek ibadete açılır.



Mimari: Kilisenin bugünkü şekli karakteristik Ermeni kilise mimarisine son derece uygundur. Doğu-batı yönünde kurulmuş olan plan gereği kilisenin girişi batıdandır.

Batı yönünden girişe bitişik inşa edilmiş olan çan kulesi (4,40x4,80 m) Ermeni kilise mimarisi stilindedir. Dört ayak üzerinde yükselen çan kulesinin ayaklarının arasından (kuzey, güney ve batı yönlerinden) dörder rıhtla çıkılarak, kiliseye girilir. İki katlı olan ve çatı örtüsü bakımından da kilise gibi kubbeli ve geleneksel külah çatılı çan kulesi kilise ile tam bir uyum içerisindedir.

Çan kulesinden sonra, ana kapıdan kilisenin narteksine girilir. 4,50x6,50 m'lik

bir alana yayılmış olan narteksin dört köşesinde birer kolonla kuzey-güney doğrultusundaki kemerleri, bunlarla da verna-dun'u (galeri kat) taşır. Narteksin kuzey ve güneyindeki merdivenlerle bodrum kattaki Surp Amenapırgiç Şapeli'ne inilir. Güneydeki merdivene güney yönünden verilen girişle vernadun'a çıkış sağlanır. Narteks-ten hemen sonra 10,10 m genişliğindeki ve 14,20 m uzunluğundaki nef gelir. Nefte her bakımdan tam anlamıyla bir simetri vardır. Dört köşede bulunan çeyrek kolonlar, kuzey ve güney duvarlarındaki ikişer yarım kolon, pencereler bu simetrinin ayrılmaz parçalarıdır.

Nefteki ana kolonlar üzerine oturan kemerler, kilisenin merkezi kubbesini taşırlar. Cumhuriyet döneminde inşa edilen sayılı kiliselerden biri olan Surp Krikor Lusa-voriç'in, kubbeli dört-beş Ermeni kilisesi içerisinde özel yeri vardır. Bunun yanında kubbe örtüsü bakımından, İstanbul'daki gatoğige'li (külah örtü) bir-iki Ermeni kilisesinden başlıcasıdır.

Kemer ve pandantifler üzerine oturan kubbenin yapıya birleşimi, yapıya kendine has bir hareketlilik sağlamaktadır. Sekizgen planlı başlayan kubbenin silindiri (tambur), onaltıgene dönerek, önce çokke-narlı yükselir, daha sonra yarı küresel yüksek kubbeyi oluşturur. Kubbenin doruğu yer kotundan 23 m yüksektir.

Nefteki ikinci yarı kolonlar arasındaki, yerden bir basamak yükseklikteki "tas", ahşap korkulukla başlar ve "pem" bölümüyle son bulur. Kilisenin doğu ucunda, yerden 1,05 m yükseklikte "pem" bölümü yer alır. Kuzey ve güney uçlarından dörder rıhtla çıkılan pem'in merkezinde ana ab-sid ve sunak yer alır.

Absidin iki yanında, yerden bir rıht yükseklikteki sahanlıklardan sonra, kemerli kapılarla iki odacığa girilir. Bunlardan güneydeki Surp Isdepanos'a (St. Stephan) atfedilmiş, kuzeydeki ise vaftizhane olarak kullanılagelmiştir. Bu odalar, absidin arkasındaki geçitle birbirine bağlanırlar. Yarı dairesel planlı ana absidin çevresi boyunca, yine yarı dairesel planlı altı adet niş a-çılmıştır. Bunlardan dördü dekoratif olarak kullanılmış, diğer ikisi ise kutsal ekmeği, şarabı ve bazı özel kitapları saklamaya ayrılmıştır. Absidin doğu ucundaki kapı i-se, arkadaki geçide açılır.

Kilisenin bodrumu Surp Amenopırgiç'e (Aziz Kurtarıcı: İsa Mesih) ithaf edilmiştir. Narteksin kuzey ve güneyindeki merdivenlerle inilen bodrum, çan kulesinden nefin ilk çeyreğine dek uzanır. Çan kulesinin altı, Patrik Bitlisli Hovhannes Golod'un kabrine ayrılmıştır. Merkezdeki mezarın yan tarafına, Patrik Krikor'un kemikleri de gömülmüştür. Bodrumun merkezi kısmı (5,50x6,50 m) nef olarak göz önüne alınabilir. Bu bölümün güneyine konan küçük sunak ve resim, istimlakler sırasında yıkılan Halıcıoğlu'ndaki Surp Isdepanos Ki-lisesi'nindir.

Nefin önünde, kuzey-güney yönündeki iki kolondan sonra sunaklar bölümüne girilir. Buradaki merkezi sunak Surp Ame-napırgiç'e (AzizKurtancı), kuzey ve güneydeki sunaklar ise İsa Mesih'in öğrencilerinden, Ermenilere Hıristiyanlığı ilk vaaz eden Surp Tateos (Aziz Taday) ve Surp Par-toğomeos'a (Aziz Bartalmay) ithaf edilmişlerdir.

Kilisenin aydınlanması ilgi çekicidir. Geleneksel Ermeni kilise mimarisi kurallarını bozmamak için pencereler çok dar ve



Dostları ilə paylaş:
1   ...   22   23   24   25   26   27   28   29   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə