KirkçEŞme tesisleri

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.15 Mb.
səhifə77/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   73   74   75   76   77   78   79   80   ...   140

MAZUL KEMER

Mahmutbey ile Atışalanı (Avasköy) arasındaki çizginin ortasından 750 m kadar kuzeyde Uzuncaova Deresi üzerinde bulunur. Halkalı sularının(-0 ilk kemeridir.

Kemerin üst kotu denizden yaklaşık 80 m yüksekliktedir. Su Nazırı Davud Ağa tarafından yapılan 1584 tarihli haritada II. Mehmed (Fatih) zamanından (1451-1481) beri sarayın suyunun bu kemer üzerinden geçtiği kayıt edilmiştir. Fetihten sonra eski suyolları tamir edilerek ve genişletilerek şehre su getirilirken, Fatih Suyu'nun da Mazul Kemer üzerinden geçirildiği, sonra I. Mahmud zamanında (1730-1754) ilaveler ve tamirlerle bu suyun Beylik Suyu haline dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. 1557' de hizmete giren Süleymaniye suyollarının künkleri de bu kemer üzerinden geçirilmiştir. Bugüne kadar Mazul Kemer'in bir rö-levesi yapılmamıştır. Tarafımızdan yapılan röleve ise ancak kemerin ana boyutlarını vermektedir. Zira kemerin birinci katının üstüne ve tepesine çıkmak mümkün olamamış, duvarların kalınlıkları ile gözlerin açıklıkları ölçülmüş, uzaktan fotoğraflar çekilerek büyütülmüş, ölçülemeyen boyutlar kıyas suretiyle bulunmuştur. Bu yüzden meydana gelen hatalar en çok 10 cm civarındadır. Tabanda ve erişilebilen yerlerdeki duvar kalınlıklarının hepsi ölçülmüştür. Hassas bir röleve ise ancak fotogramet-rik yol ile elde edilebilecektir.

Suyun kemere giriş yeri Uzuncaova De-resi'nin sağ sahilindedir. Buradan itibaren

gözlere l'den 13'e kadar numaralar verilmiştir. Gözleri takip eden ayaklar da aynı numarayı alırlar. Mazul Kemer'in gözlerinin açıklıkları 1. gözden itibaren 2,08 m, 2,90 m, 4,30 m, 4,35 m, 4,35 m, 4,45 m, 4,35 m, 5,80 m, 6,65 m, 5,80 m, 4,35 m, 3,90 m ve 3,35 m olarak ölçülmüştür. 9, 10, 11, 12 ve 13. üst gözlerin içerisine sonradan ayaklar örülerek açıklıkları darlaştı-rılmış, yeni kemerler bu ayaklara oturtulmuştur. Bu ayakların kalınlıkları da çok değişiktir, l, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. üst gözlerde ise darlaştırma yapılmamış, tepesi orijinal kemerden daha aşağıda olan yeni kemerler örülmüştür. Bütün bu değişikliklerin sebebine gelince, geç Roma döneminde inşa edilen Mazul Kemer üzerinden fetihten sonra su geçirilmek istenmiş ve yeniden bulunan memba suları künklerle kemerin başına getirilince künklerin seviyesi gözlerin kemerlerinin tepesinden l m kadar aşağıda kalmış, bu kemerlerin mansap tarafındaki bölümünün tepesini yıkabilmek için l'den 8'e kadar gözlerde üstü orijinal kemerlerden l m kadar alçakta olan yeni kemerler, mevcut ayaklar ü-zerine, 9'dan 13'e kadarki gözlerde ise yeni ayaklar yapılarak açıklıklar darlaştırıl-mış ve kemerler bu ayaklar üzerine oturtulmuştur. Darlaştırmaların duvar kalınlıkları 1,70 m civarındadır ve her kemerde değişiktir. Sonradan yapılan bu darlaştırmalarda kemerler taş ve tuğla, bazen de moloz taş kullanılmak suretiyle inşa edilmiş, mansap tarafları kuzey cepheye göre daha düzgün örülmüştür. Sonradan yapılan kemerler arasında yalnız 6. kemerde kesme taş kullanılmıştır, l, 2, 3 ve 4. gözlerde yapılan yeni kemerler zamanla yıkılmış, bunların ayaklar üzerine oturdukları yerlerin izleri kalmıştır.

Bugün Mazul Kemer'in üzerinden değişik seviyelerden geçen 3 künkün kalıntıları açıkça görülmektedir. Bunlardan ikisinin Beylik (Fatih) ve Süleymaniye suyol-larma ait olduğu kesin ise de üçüncüsünün bir katmaya ait olması ihtimali büyüktür. Her üç künk de kemerin mansap cephesine çok yakın geçirilmiştir. Geç Roma döneminde Mazul Kemer'in memba tarafına yakın bir bölgede üstten eni 0,86 m olan bir galerinin geçirildiği, sol sahildeki çıkış yerinde açıkça gözlenmektedir. Anlaşıldığına göre Roma döneminde bu galeriden su geçirilmiştir. Osmanlı döneminde tadilata uğrayan mansap tarafında da tadilattan önce Roma döneminde ikinci bir galerinin mevcut olup olmadığı bilinmemektedir.

Önce de belirtildiği gibi Fatih zamanında Fatih'in sarayının suyu bu kemerin üzerinden geçirilmiştir. Mazul Kemer üzerinde yapılan değişikliklerin Fatih döneminde çok kısa zamanda yapılmış olması ihtimali büyüktür. Zira yapı tekniği acele bir inşaatı kanıtlamakta, ayrıca 1557'de tamamlanan Süleymaniye suyolları künklerinin de yine aynı seviyelere yakın, orijinal kemerlerin tepe noktalarından daha aşağıda geçirilmiş olması da tadilatın daha evvel, yani Fatih döneminde yapıldığını kanıtlamaktadır. Memba tarafından alınan fotoğ-

MAZUL KEMER

314

315

MECİDİYE CAMÜ

raflarda Mazul Kemer'in üst gözlerinin o-rijinal şekilleri görülmekte ve yapılan değişiklikler sırasında künklere daha fazla eğim verebilmek için çıkış yönündeki kemerlerin daha alçakta tutulduğu anlaşılmaktadır.

Künkler Mazul Kemer üzerinden geçtikten sonra güneye yönelmektedir. Aynı yerlerde görülen basık galerilerin geç Roma döneminden kaldığı tahmin edilmekte ise de bunların maslak olması ihtimali daha fazladır. Bu hususta kesin bir hüküm verebilmek için kazı yapmak gerekecektir. Beylik ve Süleymaniye suyollarına ait haritalardan bu isale hatlarının Mazul Kemer'e giriş ve çıkışlarının ne şekilde olduğunu ve sonradan yapılan katmaları da görmek mümkündür.

Köprülü suyolları isale hattı ve Ayşe Sultan katması Uzuncaova Deresi'nin sol sahilinde bulundukları için Mazul Kemer' in üzerinden geçmezler.

Mazul Kemer blok şeklinde çok sert kalker taşları ile inşa edilmiştir. Örgü tabakaları 30-50 cm arasında değişmektedir. Üzengi taşlan kemer içerisine doğru çıkıntı teşkil ederler. Kemer taşları gayet düzenli işlenmiş ve dış cepheden 5 cm kadar içeride örülmüştür. 8, 9 ve 10. kemerlerin temelleri sonradan yapılan takviyelerle, oyulmalarına karşı korunmuştur. Takviyeler kademelidir ve talvegden 1,10 m yüksektedir. Mazul Kemer'in alt gözlerinin duvar kalınlıkları, orta kemerlerde yukarı doğru gözle zor fark edilecek şekilde incelmektedir. Her iki baştaki yamaçlar üzerindeki kemerlerin ise duvar kalınlıkları sabittir. Duvar kalınlıkları 3-ayakta 4,03 m, 4. ayakta 4,20 m, 5. ayakta 4,30 m, 6. ayakta 4,46 m, 7. ayakta 4,6l m, 8. ayakta 4,65 m'dir. Üst gözlerin ayakları da 3,95 m ile 4,10 m arasında değişmektedir. Orta ayaklar üzerindeki üst a-yaklar ölçülememiştir. Üst ayakların altındaki kornişte, mansap yani güney cephesinde 24 cm, kuzey cephesinde ise 28 cm' lik bir kademe yapılarak üst ayaklar dü-

Mazul Kemer

Kâzım Çeçen, 1989

şey cepheli ve daha ince örülmüştür. Mazul Kemer'in üst bölümü çok harap olmuş, birçok yerinin taşları dökülmüştür. Ancak Roma galerisinin üstünü örten taşlar henüz durmaktadır. Osmanlılar tarafından yapılan tadilat Roma dönemindekilere göre çok daha fazla yıkılmıştır. Kemerin kuzey cephesi yani memba tarafı hava şartlarından müteessir olmuş, taşlan düşmüştür. Kuzey cephesinin yamaçlardaki bölgesinin kesme taşları ise tamamen düşmüş veya sökülmüştür. Gözlerin kemer taşlarının kemer yarıçapı yönündeki boyutu 48 cm ve 5 cm kadar cepheden içeridedir.

Kemerin üzerinden geçen her üç kün-kün de iç çapları 21 cm'dir. iki tanesi güney cephesine çok yakındır. Mazul Kemer ile Bozdoğan Kemeri'nin(->) üst kotları arasında yaklaşık 20 m fark vardır. Buna göre künklerin eğimi 1/1.000 civarındadır.

Mazul Kemer'in inşa tarihi hakkındaki bilgilerimiz çok eksiktir. O. Dalman Mazul Kemer hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler vermekte, Mazul Kemer'in V. Konstan-tinos(-0 (hd 741-775) tarafından tamir ettirildiğini yazmakta, S. Eyice ise bu hususun ispatlanmadığını, ancak kemerin yapı tekniği bakımından geç Roma dönemine ait olması gerektiğini, belki 4. yy'da yapıldığı kanaatinde olduğunu açıklamaktadır. Dalman, Mazul Kemer'in üst gözlerinin sayısını 11, alt gözlerinin ise 5 olduğunu yazmakta ise de üst gözler 13 ve yıkılan 2 alt göz de hesaba katılırsa alt gözler 7 tanedir. Yaptığımız ölçmelere göre ise Mazul Kemer'in boyu 110 m'dir. Gerçi kemerin nerede başlayıp nerede bittiğini hassas bir şekilde tespit etmek oldukça zordur. Zira zamanla yamaçlar toprakla dolmuş, bazı yerler ise yağmurlarla aşınmıştır. Sağ yamaçta toprak içerisindeki üç kün-kün kalıntıları da görülmektedir. Mazul Kemer çok harap durumdadır. Bu çok ilginç kemerin yapılış tarihinin tespiti ve fotogrametrik hassas rölevesinin çizilmesi için araştırmaların bir an önce yapılması lazımdır. Kemerin üzerinden geçmek

tehlikelidir. Mevcut basık galerinin, Bozdoğan Kemeri (Valens) üzerinde tespit ettiğimiz galeri ile ilgili olması ihtimali vardır. Mazul Kemer'den geçen Süleymaniye ve Beylik sularına ait künkler Bozdoğan Kemeri üzerinde de aynı boyutta künkler olarak görülmektedir. Mazul Kemer imparator Valens zamanında (364-378) yapılan Bozdoğan Kemeri ile aynı tarihlerde mi yapılmıştır? Bozdoğan Kemeri üzerinden geçirilen sular eskiden nereden gelmekte idi? Bütün bu sorulara cevap verecek durumda değiliz. Bu konu ayrı bir araştırma olarak yürütülmektedir. Mazul Kemer'in, istanbul'un en eski yapılarından biri olması ihtimali büyüktür. Bibi. O. Dalman, Der Valens Aquâdukt in Konstantinopel, Bamberg, 1933; Çeçen, Halhali, 123-129.

KÂZIM ÇEÇEN



MECİDİYE CAMÜ

Beşiktaş Ilçesi'nde, Çırağan Sarayı'mn(->) arkasında, Yıldız Parkı girişine doğru uzanan kısa yolun yanında yer alır. Biri avluya, diğer ise doğrudan camiye açılan iki kapısı vardır. Abdülmecid (hd 1839-1861) tarafından 1265/1848'de yaptırılmıştır. Mimarı Garabet Amira Balyan'dır.

Mecidiye Camii, üzeri tek bir kubbeyle örtülü kare planlı bir harim bölümü, bunun kuzeyinde yer alan, genel biçim-lenişiyle simetrik bir son cemaat yeri, doğu cephesinde yer alan minare ve son cemaat yerinin batı yanına eklenen giriş hacminden oluşur.

Kütle düzeni, minarenin tek oluşu ve batı yanına eklenen giriş hacminin dışında, ana girişten ve mihraptan geçen aksa göre simetriktir. Harim dışında kalan bölümlerin üzerleri basık tuğla tonozlar ve bazı yerlerde de ahşap çatı ile örtülüdür. Kubbe ve tonozlar kurşunla kaplıdır. Birçok caminin değişmez elemanlarından olan kubbe kasnağı bu yapıda mevcut değildir. Kubbeden askı kemerine bir profil takımı ve küçük dekoratif konsollarla inilmektedir. Harim bölümü ile son cemaat yeri ve hünkâr mahfili kütlelerinin cephe yüzeylerinde aynı profiller yer almakta ve bunlar yapıyı dolanarak kütleler arasındaki ilişkiyi artırmaktadır.

Caminin kuzey tarafında, duvarlarla çevrili küçük bir avlu vardır. Bu avlunun doğu tarafında müezzin konutu olarak kullanılan hacimler sıralanmıştır. Bu hacimlerin gerisinde yüksek bir istinat duvarı bulunmaktadır. Avludan yapının zemin kotuna dört basamaklı bir merdivenle u-laşılmaktadır. Üç açıklıklı bir giriş kapısından, yaklaşık olarak 6,75x11,80 m boyutlu bir hole geçilmektedir. Girişin hemen önünde bulunan camekân sonradan eklenmiştir. Bu giriş holünün sağında ve solunda üst kata çıkan merdivenleri ve odaları barındıran yan bölümlere geçişi sağlayan iki kapı bulunmaktadır. Giriş holünün harim bölümüyle ilişkisi, yine üç açıklıklı bir geçişle sağlanmıştır. Holün ortasında, üst kattaki düzenlemenin ve tavan kirişlemesinin gereği olan iki kolon vardır.

Holün yanlarındaki, her iki ucu da dairesel olarak sonuçlanan uzun dikdörtgen bölümlerin harim bölümüne yakın olan uçlarına üst kata götüren merdivenler yerleştirilmiştir. Bunlardan baü tarafındaki, dışarıdan da ulaşılabilen merdiven iki kollu döner bir merdivendir. Doğu tarafındaki merdiven ise, yine iki kollu olmakla birlikte daha dardır ve ayrıca ortasında bir sahanlığa sahiptir. Bu merdiven evlerinin tam karşısında birer oda bulunur. Düzenlenişlerinden, tavan ve duvarlarının ele alınışından hünkâr mahfili ile bir ilişkilerinin olmadığı, cami personelinin gereksinmelerine cevap verdiği anlaşılan bu odalardan batı tarafındaki, dışarıdan ulaşılan girişin ö-nündeki hole de yer ayrıldığı için, doğu tarafındaki odadan daha küçüktür. Batıdaki girişin önünde, üç taraftan kemerli açıklıklarla çevrelenmiş, basamaklarla u-laşılan bir giriş platosu yer almaktadır.

Caminin harim bölümünün planı, yaklaşık 12,50 m boyutlu bir kare biçimindedir. Kuzey tarafındaki üç açıklıkla son cemaat yerine bağlanmaktadır. Zemin kotunda, doğu ve batı cephelerinde üçer pencere, güney cephesinde ise, ortalarında mihrap bulunmak üzere iki pencere yer almaktadır. Yapının diğer bölümleri, her noktasında iki katlıdır. Batıdaki merdivenden küçük bir ön odaya varılmakta; bu oda bir yandan abdest alma yeri olması muhtemel küçük bir hacme, öte yandan da kare planlı bir hole bağlanmaktadır. Merdivenin tam karşısında yer alan, iki ucu dairesel olarak sonuçlanan odanın hem abdest alma yeriyle, hem bu kare holle bağlantısı vardır. Ayrıca batı cephesi üzerinde, tam giriş platosunun üzerine rastlayan bir küçük oda daha bulunmaktadır. Son cemaat yeri ve hünkâr mahfili kütlesinin en özenle biçimlendirilmiş yeri olan ve iki ucu dairesel olarak sonuçlanan odanın, padişaha ayrıldığı anlaşılmaktadır. Kare planlı mekânın güney tarafının batı ucundan hünkâr mahfiline geçilmektedir. Mahfilin tam ortası dairesel planlıdır. Burası küçük bir ahşap kubbe ile örtülüdür ve yine daire parçası biçiminde bir uzantıyla harim bölümüne açılmaktadır. Doğudaki merdivenden daha geniş bir sahanlığa çıkılmaktadır. Bu sahanlıktan minareye, kuzey tarafındaki odaya ve kare planlı hole açılan kapılar bulunmaktadır. Yine aynı sahanlığın güneybatı ucundan, hünkâr mahfilinin yanında yer alan kadınlar galerisine geçilmektedir. Bu galerinin harim bölümüyle iki açıklıktan ilişkisi vardır. Bunlardan doğudakin-de, hünkâr mahfilindekinin simetriği olan, daire parçası biçiminde bir konsol yer almaktadır. Sahanlığın kuzeyinde kalan oda, altındaki odayla birlikte, muhtemelen cami personeline ayrılmıştır; yani bir çeşit "meşruta" olarak kullanılmaktadır. Mecidiye Camii'nin plan tasarımı açısından en ö-nemli özelliği, açık mekân ile kapalı mekân arasında bir geçit karakteri taşıyan son cemaat yerinin bulunmayışıdır. Tasarıma dairesel biçimlerin katılması da ilgi çekicidir.

Camide yüzeylerin biçimlendirilişinde kullanılan en belirgin eleman pencereler-



Mecidiye

Camii,

Çırağan

Selçuk Batur

dir. Harim bölümünün güney, doğu ve batı cepheleri ile kuzey tarafındaki hünkâr mahfili ve meşruta kütlesinin her iki katında ve her cephe diliminde üçer pencere vardır. Bunlardan zemin kattakiler, birbirleriyle aynı yükseklikte ve biçimde pencerelerdir. Sadece harim bölümünün üst sıra pencerelerinde farklı bir düzen uygulan-

Çırağan'daki

Mecidiye


Camii'nin alt

1 î î *, 5

kat planı.

Selçuk Batur

mıştır. Burada askı kemerinin zorlamasıyla orta pencere, yanlardaki pencerelerden daha yüksektir. Tüm pencere kemerleri daireseldir. Kemerlerin profili, üzengilerin yatay profilleri tarafından kesilmekte, pencere yanlarında devam etmektedir.

Harim bölümünün güney, doğu ve batı cephelerinin düzenlenişi, yapının öteki

MECİDİYE CAMÜ

316

317

MECIDİYEKÖY

cephelerine oranla, daha parçalı bir görünüm ortaya, koymaktadır. Bunun nedeni, bu cephelerin yatay ve düşey profiller ve sağır bölümlerde yer alan kabartma çerçeveler yönünden, ötekilere oranla daha zengin oluşudur. Zeminden askı kemerlerinin üzerine kadar, yedi profil takımı bulunmaktadır. Bunlar zeminde, zemin kat pencerelerinin altında ve üstünde, yapının birinci katının başlangıç hizasında, üst sıra pencerelerin altında ve üstünde ve üst kat orta pencere kemerinin üzengisi hizasında yer almaktadır. Bunlardan dördüncü ve yedinci profiller ötekilere oranla cepheden daha fazla öne çıkmaktadırlar. Üzerleri kurşunla kaplanmış olan bu iki profilden ilki hünkâr mahfili ile meşruta kütlesinin iki katını birbirinden ayırmakta, ikincisi ise bu kütlenin saçağını belirlemektedir. Her iki profil de yapıyı çepeçevre dolanmaktadır. Dışa bakan cephelerdeki düşey profil ve kapalı çerçeve bolluğuna avluya bakan cephede rastlanmamaktadır.

Harim hacminin köşeleri üzerinde yer alan ağırlık kuleleri yapının en plastik e-lemanlarıdır. Aşağıdan başlayarak ilk çıkıntıların üzerinde palmet yapraklarını andıran kabartmalar vardır.

Minarede, gövdeden şerefeye, anahat-larıyla mukarnası andıran, fakat gerçekte mukarnas olmayan, dört sıra küçük konsolla geçilmektedir. Şerefenin çevresinde on iki küçük kolon yer almaktadır. Bu kolonların arasına yerleştirilen demir parmaklıklar parapet görevini karşılamaktadır. Kolonların arasında, yukarıda üç loplu gotik kemerler vardır. Kemerlerin içine süslemeler övülmüştür. Minare bundan sonra külaha kadar, daha çok neoklasik olarak adlandırılabilecek süsleme ayrıntılarıyla, bu arada örneğin "yumurta ve ok" motifleriyle devam etmekte; kolonlar arasında görülen bu gotik esinlenme, yapı bütünlüğü içinde tek başına kalmaktadır.

Harim bölümünün iç yüzeylerinin düzenlenişi, zeminden askı kemerlerinin üstüne kadar, dış düzenlemenin hemen hemen aynıdır. Aradaki tek ayrılık, içeride, kapalı panoların içinde alçı kabartma süslemelerin yer almış olmasıdır. Bu panoların kabartma olmayan bölümleri yakın bir tarihte yeşile boyanmıştır. Özgün halinde de renkli olup olmadığını, renkliyse ne renk olduğunu bilmiyoruz. Aynı anlamda bir kabartma pano düzenine geçit elemanlarında ve kubbede de rastlanmaktadır.

Bibi. Öz, İstanbul Camileri, II, 46; S. Eyice, "istanbul Minareleri", Türk Sanatı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri, I, İst., 1963, s. 72. S. Batur, "Mecidiye Camisi", Prof. H. KemaKSöy-lemezoğlu'na Armağan, İst., 1982, s. 61-78. SELÇUK BATUR

MECİDİYE CAMÜ

Yeşilköy'de, Gazi Evrenos Caddesi ile Mühendis Ziya Sokağı'nın kesiştiği köşenin güneydoğusunda bulunmaktadır.

1909'da V. Mehmed'in (Reşad) (hd 1909-1918) emriyle ve Mimar Kemaleddin Bey'in tasarımına göre, Evkaf Nezareti tarafından yapımına başlanan cami, ancak Cumhuriyet döneminde tamamlanabilmiştir.

Yeşilköy'deki Mecidiye Camii.



Yıldırım Yavuz

Giriş eksenine göre simetrik bir biçimde planlanmış olan caminin kare biçimli harim bölümünün önüne, harimin enini a-şan, dikdörtgen planlı, kapalı bir son cemaat yeri yerleştirilmiştir. Bunun üst katı kadınlar mahfili olarak harime açılmakta, ayrıca buradan ufak bir kapıyla minareye çıkılmaktadır. Mihrap nişi, harim duvarında dairesel bir çıkıntı oluşturmaktadır.

Kubbenin sonradan tamamlandığı, geleneksel köşe bingileri yerine yatay beton plaklar üzerinde yer alan sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuş olmasından anlaşılmaktadır. Son cemaat yerinin üzeri ise, inşaat Cumhuriyet döneminde tamamlanırken, kubbeli bir üst örtü yerine düz bir betonarme plakla örtülmüştür.

Plana uygun olarak, cepheleri de simetrik bir biçimde düzenlenmiş olan caminin giriş portali cepheden dışarı ve saçak düzeyinden yukarı doğru taşırılarak vurgulanmıştır. Girişin iki yanında, her iki katta da birer pencere bulunmaktadır. Harimin yan duvarlarının orta akslarında, tüm cephe boyunca yükselen, sivri kemerli, demir şebekeli büyük pencereler yer almaktadır. Arka cephede, mihrap çıkıntısının iki yanında ise ön cephedeki pencere düzeni yinelenmiştir. Yapı saçak düzeyinde, çepeçevre kesintisiz dolanan, kademeli bir silme ile bitirilmiştir.

Caminin cephelerinde bezemeler için hazırlık yapılmış ancak bunlar gerçekleştirilememiştir. Portalin tepeliğini çevreleyen palmetlerin dış çizgileri belirlenmiş, içleri bezenmeden düz olarak bırakılmıştır. Alt bölüm pencerelerinin kilit taşları sonradan güleçler oyulmak üzere çıkıntılı olarak bırakılmış ancak bu oymalar yapılmamıştır. Ayrıca, ön cephenin sağ üst köşesinde, üst başı kum saati motifli, alt başı tamamlanmamış bir köşe sütunçesi görülmektedir.

Yeşilköy Mecidiye Camii, I. Ulusal Mimarlık Dönemi'nde tasarlanan küçük dini yapılar arasında, özellikle iki katlı son

cemaat yerinin biçimlenmesindeki özgün yaklaşım nedeniyle dikkati çekmektedir.

Bibi. Öz, istanbul Camileri, I, 156; Yavuz, Mimar Kemalettin, 94-98.

YILDIRIM YAVUZ



MECİDİYE KÖŞKÜ

Topkapı Sarayı'nda(->), sarayın doğu u-cunda, Ahırkapı ile Sarayburnu arasında kalan alanda yer almaktadır.

Abdülmecid zamanında (1839-1861) Sar-kis Balyan (ö. 1899) tarafından inşa edilen bu köşk, Topkapı Sarayı'nda yapılan en son padişah köşküdür. Köşk, 19- yy'da Osmanlı hanedanının terk ettiği Topkapı Sarayı'nda yapılan törenlere katılan sultanlar için kabul ve dinlenme yeri olarak kullanılıyordu.

15. yy'dan kalma bir köşkün tonozlu alt yapısı üzerine inşa edilen köşk, dikdörtgen planlı 15x38 m boyutlarında tek katlı bir binadır. Doğu-batı doğrultuda denize paralel konumdadır. Yapının kuzeyinde üç girişi bulunmaktadır. Kuzeydoğuda yer alan, ikişer yandan mermer basamaklarla girilen kısım padişah girişidir. Girişte yer alan geniş holden iki kolonun ayırdığı üçer açıklıkla köşkün büyük salonuna ulaşılır. Dikdörtgen biçimli salonun ortası denize bakan yönde dışarıya taşkındır. Köşkün ortasında yer alan mermerden yuvarlak kemerlerle girilen ikinci giriş kapı-sıyla tuvaletlere ve servis mekânlarına u-laşılır. Kuzeybatı tarafında yer alan üçüncü kapının bulunduğu bölüm ise bir hol, güneyde dışarı taşkın kare planlı büyük bir oda ile bu holü çevreleyen küçük odalardan oluşmaktadır. Ampir üslubundaC-») bezemelerin yer aldığı köşkün cephelerini büyük pencereler çevrelemektedir. Pencere ve kapılar dikdörtgen çerçeve içine alınmıştır. Pencereler iki yanda Korint düzeninde başlıkları bulunan yarım payelerin taşıdığı, basık kemerli; kapılar ise yine iki yanda birer kaide üzerinde yer alan ve gövdelerini sivri uçlu akantus yapraklarının oluşturduğu vazoların üzerinde yükselen Korint başlıklı sütunların taşıdığı yuvarlak kemerlidir. Yumurta frizinin süslediği pencere ve kapı kemerlerinin kilit taşında çeşitli şekillerde yerleştirmiş akantus yapraklarının çevrelediği madalyonlar yer almaktadır. Kemer dolguları ise aynı şekilde akantus yapraklarının "S" ve "C" kıvrımlarıyla düzenlenmesinden oluşan bitkisel bezemelerle dolgulanmıştır. Yapının denize bakan güney cephesi daha gösterişlidir. Büyük salona ait pencerelerin bulunduğu kısım, pencere aralarına sütunlar yerleştirilerek kuvvetle belirtilmiştir. Köşkün kısa kenarlı doğu ve batı cephelerinde ise yanlarda birer pencere, ortada ise duvara gömük, gövdesi akantus yapraklarıy-la bezenmiş, payelerin çevrelediği bir niş içerisinde, köşelerinde "S" ve "C" kıvrımlı bir kaidenin üzerinde yer alan çok süslü bir vazo bunun da üzerinde aşağıya doğru bakan bir istiridye kabuğu motifi bulunmaktadır. Yapıyı yukarıdan, triglifler ve aralarında istiridye kabuğu ve akantus yapraklarının oluşturduğu geniş metopların yer aldığı bir friz, bunun üzerinde ince bir friz



Mecidiye Köşkü

Ali Hikmet Varlık, 1994

ve en üstte ise akantus yapraklarının süslediği bir diğer friz çevrelemektedir.

Köşkün kuzeybatısında köşkle birlikte inşa edilmiş esvap odası yer almaktadır. Kare planlı esvap odasının batı cephesi düz bırakılmıştır. Kuzey ve güney tarafında birer tane büyük dikdörtgen pencere yer almaktadır. Doğu cephesinde ise ortada bir, kapı yanlarında ise birer tane büyük dikdörtgen pencere bulunmaktadır. Bezemeleri köşke göre daha sade olmakla beraber giriş kısmı oldukça gösterişlidir.

Topkapı Sarayı yapılar topluluğuna en son eklenen bu köşk, Fransız bahçe köşklerini çağrıştıran bir örnektir. Yapı, istiridye kabuğu, uçları sivri akantus yapraklarından oluşan vazolar, yumurta frizi, akantus yapraklarının çeşitli şekillerde kullanılmasıyla oluşan bitkisel formlar gibi ampir üslubunun sık kullanılan öğelerini bünyesinde barındırmakla beraber bu öğelerin zenginleştirilmesiyle, sütunları ve nişler içerisinde yer alan vazoların üzerini süsleyen özellikle gül ve çeşitli çiçek motifini de uyumlu bir şekilde taşımaktadır. Mecidiye Köşkü, Sarkis Balyan'ın kardeşi Ni-goğos Balyan (ö. 1858) tarafından yapılmış Ihlamur Kasrı(->) ile büyük benzerlik göstermekle beraber daha büyük ölçekte o-lup cephe süslemeleri ile daha sadedir.



Bibi. Tuğlacı, Balyan Ailesi, 531-533; D. Dişbudak, "Milli Saraylar ve 19. Yüzyıl Mimarlığı", STAD, (1990), s. 37-44.

EMİNE NAZA



MECİDİYEKÖY

Şişli ile Esentepe semtleri (daha ileride Zin-cirlikuyu Mezarlığı) arasında, Büyükde-re Caddesi'nin(-0 iki yanında, ağırlıklı olarak da kuzey kesiminde yer alan semt. İdari bakımdan Şişli İlçesi'ne bağlı bir mahalle.

Mecidiyeköy Mahallesi, güneyde Bü-yükdere Caddesi ve Fulya Mahallesi, batıda Kuştepe Mahallesi, kuzeyde dar bir

boyunla Gültepe Mahallesi, doğuda Esen-tepe'nin batısında bulunan Gülbahar Mahallesi ile sınırlıdır.

Mecidiyeköy Mahallesi'nin de üzerinde bulunduğu bu bölge, İstanbul'un Avrupa yakasının, 1950'lerden sonra hızla iskâna açılan ve 40 yıl içinde kentin en yoğun konut, iş ve trafik merkezlerinden biri haline gelen bölgelerindendir. 1934 tarihli istanbul Şehir Rehberi, bugün Şişli Camii'nin bulunduğu yöreden itibaren, günümüzün Mecidiyeköy, Esentepe, Zincirlikuyu, Levent semtlerinin kurulduğu geniş bölgenin, Mecidiyeköy'deki küçük bir köy yerleşmesi hariç, bomboş kırlardan ibaret olduğunu göstermektedir. 1930'larda Büyükdere Caddesi'nin sağ (güneydoğu) tarafında şimdi yerinde büyük bir otel olan eski

Mecidiyeköy Meydam'ndan bir görünüm. Yavuz Çelenk, 1994

İETT garajı ve daha kuzeyde, halen aynı yerde bulunan likör fabrikasından başka kayda değer bina yoktu (bak. Mecidiyeköy Likör ve Kanyak Fabrikası) . Bu görünüm 1950'lere kadar sürmüş; Mecidiyeköy'ün İstanbul'un en kalabalık, en yoğun trafik-li, hava kirliliği oranı en yüksek birkaç noktasından biri haline gelmesi, 1970'ler-den sonra gerçekleşmiştir.

Boğaziçi'nin güneybatısında yükselen tepeler, 19. yy'ın ortalarına kadar çiftlikler, çok seyrek olarak av köşkleri ve kışla binalarıyla ve göz alabildiğine tarlalarla, kırlarla kaplıydı. Padişahların bu bölgedeki bahçelere, bağlara, çiftliklere ve kasırlara rağbet etmeye başlamaları 18. yy'ın ortalarına kadar giderse de, çevrede ilk iskân Abdülmecid döneminde (1839-1861) muhacirlere bugünkü Mecidiyeköy'de toprak verilmesi ve buraya iskân edilmeleriyle başlamıştır. Mecidiyeköy'ün adı da Abdül-mecid'den gelmektedir.

Bölgenin bu ilk iskânı sırasında, çevrenin dutluklarla dolu olduğu ve buraya ö-zellikle dut yemek için gelindiği bilinmektedir. Dutluklar 1930'lara, hattâ yer yer 1950 sonlarına kadar varlıklarını sürdürmüştür. Yine 20. yy'ın ilk yarısına kadar, Mecidiyeköy ve çevresindeki Fulya, Esentepe gibi mahallelerin bulunduğu sırtlar veya yamaçlar çiçek, özellikle de karanfil tarlalarıyla ünlüydü. İstanbul'un Avrupa yakasında, hafif ve serin rüzgâra ve kırmızı toprağa ihtiyaç duyan karanfil yetiştirmeye' en elverişli olan yöresi, Mecidiyeköy çevre-siydi.

Mecidiyeköy, 1950'den sonra, önce yavaş yavaş 1970 lerden itibaren de büyük bir hızla yapılaşarak bir yandan Şişli(->), öte yandan Levent(->) ile kesintisiz ve yoğun şekilde birleşti. Mecidiyeköy'deki ilk köy yerleşmesi dışında, daha kuzeyde kalan Levent'in ilk evleriyle hemen hemen aynı zamanda, Esentepe'de Zincirlikuyu Me-zarlığı'nın güneyinde tek ve bitişik evler,




Dostları ilə paylaş:
1   ...   73   74   75   76   77   78   79   80   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə