Evliya deneme



Yüklə 4,3 Mb.
səhifə20/57
tarix17.01.2019
ölçüsü4,3 Mb.
#99316
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   57

Evsâf ı germâb ı Niksar;: Şehrin cânib i kıb­lesi hâricinde haylice mesâfe bâğlar kenarında mü­fîd ü muhtasar binâlı bir ılıcadır, ammâ suyu gâyet nâfi‘dir. Ehl i beledin sıbyân [u] nisvânı cümle esbâ­bların anda gasl ederler. Gâyet latîf ve lezîz âb ı hayâtdır. Aslâ kükürd râyihası yokdur. Âdemin vü­cûdunda suyu yâğ gibi kayar. Cüzzâma ve berasa ve nikrîse ve cerebe nâfi‘ olduğundan cânib i erba‘a büleydelerinden her sene mâh ı temmûzda niçe bin araba erbâb ı maraz gelüp bir ay ayş ve su­yundan nûş edüp sıhhat [u] ifâkatla herkes vatanına giderler. Meşhûr ı âfâk hamme i zîbâdır.

Medrese ve dârü'l-hadîsi ve dârü'l-kurrâ yı mahsus ve imâreti yokdur. Amma yetmiş yerde mekteb i sıbyân [u] tıflân ı ebced-hânı vardır. Cümle halkı zekâvet üzre halk olunup reşîd ü necîb, mah­bûb u mahbûbe ciğer-kûşeleri vardır.

Ve dahi yedi aded tekyesi vardır. Cümleden Çöreğibüyük tekyesi ve İlyâs Dede tekyesi meşhûrdur. Çeşmeleri, selse­bîlleri revân ve uyûn ı cârîyeleri firâvândır. Şehrin cemî‘î esvaklarından cârî olup tabahâne içinde değirmânlar dengi (?) ile debbâğân mazıları döğüp bu şehr içre yetmiş adedden ziyâde su değirmanları, mazı değirmanları vardır. Ve bu şehr içre cümle beş yüz dekâkîn i esnâf ı gûnâ-gûn vardır, ammâ bezzâ­zistânı ma‘lû­mum değildir. Kal‘adan aşağı [283b] Kav­vâfhâne içine doğru ol daracık sokağın iki tarafı cümle dükkânlardır ve cümle şâhrâhı kaldırımlıdır. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden halkının reng i rûyları humret üzre olup zinde Türk âdemleri olur. Garîbü'd-diyâra gâyet ri‘âyet eder halûk âdemleri vardır.

Me’kûlat-ı mahsûlât [ve] meşrûbâtının memd­ûhâtından bâğı ve bâğçesi cihânı zeyn edüp bir vukıyye ve beş yüz dirhem lüffân narı olur kim içinde her dânesi kızılcık dânesi kadardır. Ve gâyet âbdâr lüffândır kim âdem kellesi gibi olur ve peyniri ve küfteri ve pasdığı ve sahrâlarında çeltikliği çok ol­mağıla dânedâr ve pişegen pirinci olur. Ve bu kal‘anın cânib i şimâlinde Karadeniz kenarında (   ) 2 konak karîbdir.



Evsâf ı ziyâretgâh ı Niksar;: Evvelâ fâtîh i Niksar Hazret i Melik Gâzî ibn Dânişmend: Kal‘a kapusu kurbundadır. Kabr i şerîfinde mehâbet var bir serverdir. Hâlâ ziyâretgâhdır. Rahmetullahi aleyh.

Ve Çöreğibüyük Sultân, Câmi‘i civârında bir kubbe i âlîde medfûndur kim bir tekye i âsitâne i kübrâdır.

Ve ziyâret i Hümâm Sultân Kaddesenallahu bi-sırrıhilaziz.

Bu şehirden kalkup yine cânib i şarka dağlar ve ormanlar aşup 6 sâ‘atde,



Menzil i karye i Baş çift­lik: Bu mahalde Sivas eyâleti tamâm olup bundan öte Erzurûm eyâletiyle bu karye-i Musa'dır, iki yüz hâneli Ermeni köyüdür ve ze‘âmetdir. Andan ale's-sabâh Bismillah ile kal­kup Erzurûm eyâletinde İskefsir kazâsına kadem bas­dığımız gibi iki yüz ko­yun ve yedi deve kurbân edüp cümle Erzurûm a‘yânlarından çavuşlar kethü­dâ­sı ve defter emîni ve çavuşlar emîni ve timar def­ter­dârı ve sâ’ir erbâb ı dîvân cümle istikbâle gelüp her biri zî-kıymet cevâ­hir avânî hedâyâlar getirdiler. Andan,

Vilâyet i eyâlet i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzu­rûm;: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçako­yunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyâ­rından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl i Osmân'ın ecdâd ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet i Erzurûm'da Hasan­kal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl i Osmân'ın ba‘zı hudûd­larına vaz‘ ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna

"Butlanu keydü'l-hâ’inîn"1 sene [878]

târîh olup Elez vilâyetin feth etdüğü mahalle­rinde tahrîr olunur. Ez-în-cânib, Paşa yı âlî-vakâr efendi­miz­le Erzurûm eyâletine dâhil olup İskefsir nâm bir bî-emân beli yüz bin renc-i anâ ile ubûr edüp üç sâ‘at dahi gidüp,



Karye i Şahne: Erzurûm eyâletinde İskefsir nâhiyesinde iki yüz hâneli Er­meni köyüdür ve ze‘âmetdir. Acâ’ib döledâr mahbûbe Ermeni kızları vardır. Üsküdar'dan tâ bu mahalle gelince (   ) konakda cümle baş yukaruya cânib i şarka gidüp cümle sular hep ol cânibden Tokad ve Osmâncığ'a doğru şarkdan garba akardı. Ya‘nî hâk i Erzurûm ne kadar âlî zemîndir, demek olur. Bu mezkûr Şahne köyünden kalkup artık eyâ­le­timizdir deyü kâr-ı der-âmede mukayyed olup,

Kurâ ve kasabât ve büleydeleri de­verân ve seyrân ederek kâh şarka ve kâh cânib i garba ve kah cenûba ve kâhîce cânib i şimâle git­diğimiz menâzilleri beyân eder

Andan 4 sâ‘at ma‘mûr kurâlar içre gidüp,

Karye i Tekye: İskefsir kazâsında yüz evli ve bir câmi‘li ze‘âmet köydür. Ziyâreti var ammâ ma‘lûmumuz değildir. Andan 5 sâ‘at mahsûldâr mezra‘alar ge­çüp,

Menzil i karye i Çavdar: Koylıhisâr kazâsında yüz evli ma‘mûr kurâdır. Andan 5 sâ‘atde,

Evsâf ı kal‘a i Koylıhisâr: Ebü'l-feth havfin­den Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Hikmet i Hudâ yine sene (   ) târîhinde Ebü'l-feth feth etmişdir. Erzurûm eyâletinde Şebin Karahisâr san­cağı hâkinde nâhiye ve yüz elli akçe kazâdır. Kal‘ası eflâke ser çekmiş bir yalçın kaya üzre sengîn binâ çâr-kûşe kal‘a i ra‘nâdır. Dâiren-mâdâr cirmi bin üç yüz adım küçük kal‘adır. İçinde yüz hânesi ve anbarları ve cebehânesi ve su sarnıçları ve cânib i garba [284a] bir demir kaplu kapusu var. Dizdârı ve yetmiş neferâtları ve taşrasında yüz hâneli varoşu ve bir câmi‘i ve bir kaç dükkânlarından mâ‘adâ âsâr ı binâları yokdur. Kal‘adan on yedi pâre top atılup şâdmânlar oldu ve ahâlî i kal‘a hedâyâlarıyla gelüp paşa yı kâmkâra buluşdular. Ve huzûr ı vezîrde on koyun kurbân edüp on altun ihsân alup gitdiler.

Bu kal‘anın şimâlî tarafına iki merhale yer Karadeniz sâhilinde Penç­şenbe bâzârıdır. Piyâde âdem bir günde irer. Bir kerre Ahmed Hân asrında Özü Kazağı Karade­niz'den çıkup bu dağları aşup bu kal‘a taşrasın nehb ü gâret edüp yine firâr etmişdir. Ve bu kal‘a yayla yerde olmağıla âb [u] hevâsı ve bâğ u bâğçesi ve kayalarında kovan arısı olup misk [u] ânber i hâm-misâl râyiha i tayyibeli balı olur kim Koylıhisâr balı meşhûrdur. Ammâ halkı bâğî ve dağî ve zağî âdemler ve gâyet gâzîlerdir. Bu kal‘adan kalkup te­per aşağı bir uçurumdan uçarak nüzûl edüp nehr i Kerkük kenarında dere ve depeler aşarak 7 sâ‘at,



Menzil i karye i Doyran: Bu nehr i Kerkük (   ) (   ) dağlarından cem‘ olup Koylıhisâr dağ­ların­dan niçe sular dahi mahlût olup iner. Çârşenbe bâzârından aşağı Boğazkesen'de nehr i Çârşenbe ki Amâ­siyye'den cereyân eden nehrdir. Ana mahlût olup Karadeniz sâhilinde kal‘a i Samsun kurbunda Ka­radeniz'e munsab olur. Ammâ bu nehr i Kerkük âb ı hayât sudur. Zîrâ menba‘ı ulu dağlardır. Mez­kûr karye i Doyran, nehr i Kerkük'e karîb yüz evli ma‘mûr Ermeni köyüdür ve Akşar ovasında vâki‘ olmuşdur. Andan cânib i şarka 4 sâ‘at,

Menzil i karye i Enderes: Şebin Karahisâr hudûdunda yine Akşar ovasında yüz evli âbâdân Ermeni köyü ve ze‘âmetdir. Andan yine cânib i şarka 2 sâ‘at gidüp,

Menzil i Taban Ahmed Ağa Çiftliği: Ahmed Ağa bunda bir ziyâfet i azîm edüp paşaya bir tavla kü­heylân at ve tevâbi‘lere yigirmi at ve üç bin koyun ve yedi katar katır ve yedi katar maya bevli deve ve on kîse nakid akçe paşaya hedâyâ verüp bir ziyâfet i azîm etmişdir kim Âl i Osmân pâdişâhına lâyık ziyâ­fet i uzmâ olmuşdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ertesi gün ale's-seher Ahmed Ağa'nın ziyâfetine karşılık Ahmed Ağa'yı, Paşa kethüdâsında haps olunup katl olunacak mahalde kırk kîsesi ve yetmiş devesi alı­nup hapsden ıtlâk olunup hakîre dahi bir atı müyes­ser oldu. Andan 2 sâ‘atde,

Menzil i karye i Ezbe­der: Şebin Karahisâr hâkinde bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr Ermeni köyü ve ze‘âmetdir. Andan 4 sâ‘at,

Evsâf ı mutalsamât-ı Zağapa Deresi: Bu dere câ­nib i erba‘asındaki dağlardan cem‘ olup nehr i Kerkük'e mahlût olur. Bir sengistân dereli yerde yüz evli bir köyü vardır. Re‘âyâları cümle Yar­meni'dir. Bu kayada zamân ı kadîmde bir kenz var imiş. Mağarasının kapusundan içeri bakdukda cümle cevâhir ve altun ve gümüş avânî râyegân imiş. Ammâ bâb ı gârda iki dâne kılıç, biri inmede ve biri çıkmada. Niçe kerre kılıçlar önüne gemi di­rekleri koyup ol ân direği iki pâre edermiş. Ârif i billahın biri gelüp ilm ile dahme-küşâlık edüp ana müyes­ser olur. Hâlâ ol gâr zâhirdir, ammâ genci nâ-zâ­hirdir. Bu Zağapa deresinde bir mutalsam ı acîb dahi vardır derler, ammâ hakîr görmedim. Andan kalkup 5 sâ‘atde,

Menzil i karye i Kara Ya‘kûb: Şebin Karahisâr hudûdunda Ermenilerdir. Andan 3 sâ‘at,

Menzil i Korkun Kayası: Andan bir sâ‘at,

Karye i Baru: Anı geçüp andan Tikmânbeli'n aşup bir beldir kim kâmil yedi sekiz ay seddolup şiddet i şitâdan kuş uçmaz, anı yüz bin ıtâb-ıla ubûr idüp,

Menzil i Kadıoğlu Köyü: Müslim ve Ermeni kö­yüdür. Lâkin ze‘âmet olmağıla ma‘mûrdur. Andan 4 sâ‘at,

Menzil i karye i Şîrân: Kasaba-misâl Şebîn sancağı hudûdunda Ermeni ve müselmânlı bir ma‘mûr karyedir. Andan 4 sâ‘at,

Menzil i karye i Karacalar: Ermeni ve müselmânlardır ve ze‘âmetdir. Andan 5 sâ‘at,

Menzil i karye i Sarıca­lar: Müselmân ve Ermenili ma‘mûr ze‘âmet köy­dür. Andan 6 sâ‘at,

Menzil i karye i Salut: Ma‘mûr ve mahsûllü, müslim ve Ermenili köydür. Andan Salutbeli'n yüz bin meşakkat ile aşup

Sahrâ yı Ker­kük Ovası: Tepe i bî-pâyân, ma‘mûr, âbâdân, mahsû­lâtı firâvân bir fezâ yı azîm içre 5 sâ‘at gidüp ova başında,

Menzil i karye i Genç Mehemmed Ağa Köyü: İki yüz hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr müselmân köyüdür. Şebin Karahisâr'ın Kerkük nâhiyesi hudûdudur. Andan 5 sâ‘at şarka,

Menzil i karye i Kermili: Ma‘mûr köydür. Müselmânı ve câmi‘i ve Ermeni re‘âyâları vardır. Bu karyenin ensesinde bir püşte üzre [284b]

Kal‘a i Dirmiri: Sene (   ) târî­hinde Sultân Ahmed asrında celâlî havfinden binâ olunmuş bir mütehassın olacak müfîd u muhtasar kal‘acikdir. Cânib i şimâle bir kapusu vardır. İçinde hânesi ve dizdârı ve neferâtı yokdur. Bu mahalde paşa ile üç yüz atlı ılgar edüp dağ u taş aşup 12 sâ‘atde,

Evsâf ı menzil i Âsitâne i Çağırkanlı Sultân; kuddise sırruhu: Sene (   ) târîhinde (   ) Hân meşâ­yihlerinden ulu sultânmış. Niçe yüz keşf [u] kerâ­mâtları zâhir u bâhir olmuşdur. Bir binâ yı pür-en­vârın içinde medfûnlardır. Kabr i şerîfinin etrâfında gûnâ-gûn şem‘dânlar ile çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gülâbdânlar ile zeyn olup niçe hüsn i hatt-ı Ke­lâm ı İzzetler ile müzeyyendir. Bir âsitâne i rûhânî­dir kim âdem dâhil olunca gışş u mebhut olup el­bette hayr murâdât-ı makbûledir. Hamd i Hudâ ziyâ­ret edüp bir Yâsîn i şerîf tilâvet etdik. Bu azîzin rûhâ­niyyeti sebebiyle kurâsı ma‘mûr olup dağlarında kırk bin koyun ve sığırı ve câmûsu ve kısrak ve taylak­ları vardır. Ve iki aded ma‘mûr çiftlikleri vardır. Selef pâdişâhlarından mu‘âf ve müsellem olmalariyçün her pâdişâhdan mu‘âfnâme hatt ı şerîfleri vârid (   ) üç yüz hâneli ma‘mûr köydür. Bir câmi‘i ve bir tek­yesi vardır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl­dür. Cümle ahâlîsi pây-bürehne ve ser-bürehne ve giysûdâr dervîş i dil-rîşân fukarâları vardır. Cümle evlâd ı sığâr u kibârının ellerinde birer ağaç topuz­ları ve niçesinün birer eğri başlı demir asâları vardır. Paşaya cümle fukarâları hedâyâlarıyla ve evkâfnâ­meleriyle gelüp hizmetde olup du‘â i hayr niyâ[z] etdiler. Paşa yı [sâhib]-re’y [u] tedbîr eyitdi: "Ey fukarâ! Bu kadar mu‘âf ve müsellem olmağa neden müs­ta­hak oldunuz?" deyince "Sultânım sehilce semâ‘hâne meydânımıza teşrîf buyurun" dediler. Paşa dahi da‘vete icâbet deyüp vardık. Bir meydân ı muhab­bete kırk elli araba mikdârı oduna âteşler urup câ­nib i erba‘asında kırk aded kurbânları kebâb edüp niçe fukarâ çevirmede. Paşaya âteşden ba‘îde bir mastaba üzre yer gösterüp karâr edüp binden mütecâviz fukarâ yı billah âteş kenarına cem‘ olup kat kat âteşi ihâta edüp tabl, def [ve] kudûmler ile zikrullaha meşgûl olup kâmil bir sâ‘at i nücûmî âteş i semender germâ-germ olup cümle fukarâlar dahi tevhîd i erre ile mest ü medhûş olup yüz mikdâ­rı fukarâ yı billah uryân u büryân u giryân, dil­lerinde Hazret i Kur‘ân tilâvet ederek evlâd ı sağîre­lerinin ellerine yapışup "Yâ Hayy" ismiyle hemân ol alev-ber-alev olmuş âteş i Nemrûd içine girüp "Yâ Hayy, yâ Kayyûm" ismiyle semâ ı safâ edüp âteşi depe depe nîm sâ‘at tevhîd edüp taşra çıkup ancak başlarında cümle saçları ve sakalları yanmış, bi-em­rilllah rûhâniyyet i pîr ile kendülere bir maraz isâ­bet etmemiş, bu hâl ile kimi paşa huzûruna geldi, kimi aslâ gelmeyüp savma‘asına gitdi. Paşa ve sâ’ir temâşâcılar âlem i hayretde kalup ol mahalde pa­şaya bir ziyâfet i azîm çekdiler kim Taban Ahmed Ağa ziyâfetine gâlib idi. Garâ’ib bunda kim paşa bu âsitâneye ale'l-gafle geldi. Zîrâ yoldan sapa dağ­lar içinde bir nihânî genc i nihân gibi künc i râhda kalmış bir âsitânedir. Bu kadar ta‘âmı bir sâ‘atde niçe yetişdirdiler, paşa hayrân kalup mu‘âfnâmeleri üzre buyurdı ı şerîf verüp yüz altun, fukarâsına ta­sadduk edüp hayr du‘âlarıyla behre-mend olduk. Andan 12 sâ‘atde Tercân Ovası'na gelüp,

Men­zil i Sultân Hasan Câmi‘i: Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı vâcibü's-seyr bir [câ]mi‘u'n-nûrdur. Ammâ bir kurâ içinde cemâ‘atden garîb kalmış câmi‘ i vâcibü's-seyrdir. Hasan Şâh bu mahallin âb [u] hevâsın beğenip bu Tercân sahrâsı başında bu câmi‘i inşâ eder kim bu mahalle bir şehr i azîm edüp ismine Hasan-âbâd koya. Âkıbet Ebü'l-feth bu Tercân sahrâsında Ha­san'ı hüsn i nazarına komayup ne Hasan-âbâdı ma‘mûr oldu ve ne hüsn-i âbâdı kalup Hasan Şâh "hüsn i tedbîr budur" deyüp Ebü'l-feth inhizâmın­dan firâr edüp Azerbaycân'da cân verüp anda dârü'l-ka­râr etdi. Bu Tercân sahrâsı eyle bir hâmûn ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift sürer­lerken zemînden âdem üstühânları bulunur ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib olmuş mâllar ayân u beyân olur. Böyle bir ma‘reke mey­dânı sahrâ yı bî-pâyândır. Bu vâdîyi ılgar ile 8 sâ‘atde ubûr idüp,

Menzil-i karye i Çavuşlar Kethüdâsı: Paşanın cümle askerine bunda mülâkât olup Çavuşlar Kethüdâsı azîm ziyâfet edüp beş at ve beş kîse ve üç Gürcî gulâmı hedâyâ verdi. Andan 5 sâ‘atde,

Menzil i karye i Pulur: Ma‘mûr [285a] müselmânlardır. Andan 4 sâ‘at,

Menzil i Tercânlı Alî Ağa Köyü: Tercân ovasında üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve hammâmlı ma‘mûr müselmân ve Yarmeni köyüdür. Bunda Alî Ağa bir ziyâfet i azîm edüp on at ve on kîse ve on katar deve beş katar ka­tır verdi. Andan yine Tercân ovası içre 9 sâ‘atde,

Menzil i karye i Mama Hâtûn: Erzurûm nâhi­yesinde bir vâsi‘ dereli ve depeli öz içinde yüz evli ma‘mûr müselmân köydür. Ve serbest ze‘âmet i Alî Ağadır. Anda,

Ziyâret i Mama Hâtûn : Bir kayalı yer dibinde binâ yı kadîm ve kubbe i azîm içinde medfûn Mama Hâtûn nâm Akkoyunlu pâdişâh­larının duh­ter i pâkîze-ahterlerinden imiş. Cümle evlâd ı zevi'l-ihtirâmlarıyla bir kubbe i âlî musanna‘ içinde med­fûndur. Lâkin âvîze ve sâ’ir tekellüfden berî tür­be­dârsız ve dîdebânsız yatar bir sultândır. Mer­mer sandûkası münakkaş ve mutavvelce sand­ûka-i kabrdir. Cenbinde bir câmi‘i ve bir hammâm ı müfîd [ü] muhtasarı vardır. Andan 6 sâ‘atde,

Men­zil i karye i Cinis: Erzurûm sahrâsının cânib i garbîsi nihâyetinde yüz elli hâneli Ermeni köyüdür. Bunda cemî‘î a‘yân ı Erzurûm serâ-per­de i vezîre gelüp kendi dîvânında buluşup bî-hisâb zî-kıymet hedâyâlar geldi. Andan 5 sâ‘atde alay ı azîm ile,

Menzil i karye i Ilıca i germâb ı nâfi‘: Erzurûm kazâsının cânib i garbîsi tarafında bir ılıca i ibret-nümâdır. Lâkin her sene elbette birer âdem gark olur, ammâ gâyet nâfi‘dir. Âbı gâyet suhû­niyyet üzredir. Ammâ sermâb halt edüp mu‘tedil olur. Ce­rebe gâyet nâfi‘dir. Selef pâdişâhlarından üzerine bir kubbe i azîm ve câmekân ve bir havz ı kebîr inşâ etmişler. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Bunda Müsellem Mustafâ Ağa, paşaya bir mücevher eğerli bir küheylân at ve bir semmûr kabaniçse ve bir cevâ­hir tîrkeş ve bir mücevher kılıç ve cevâhirli hançer ve mücevher ve murassa‘ kuşak ve on aded müsel­lah küheylan atlar üzre kâkülleri perîşân Gürcî mahbûbları ve elli aded kerûke (?) zireh ve kolçağ ve serpenâh getirüp paşaya hedâyâ verdi. Ve cümle üç yüz yetmiş aded gılmân ı hassâlara birer kat sâye çuka ve akmişe i fâhire yıllıklar getirüp cümle gulâmlar giyinüp ürdibehişt gılmânına dön­düler. Hakîre dahi bir semmûr paçası kürk ile bir kat esbâb ve yüz guruş in‘âm etdi. Zîrâ niçe zamân mahdûm ı mü­kerreminin hocası olmış idik.

Ba‘dehû ale's-sabâh bin elli (   ) senesinin mah ı Şevvali'l-mu‘azzam'ının (   ) günü İslâm­bol'dan kâmil yetmiş konakda oturaklarımızla bu Ilıca'ya dâhil olup Erzu­rûm'a girmeğe bir alay ı azîm tertîb olundu kim bir vezîr i âlî-şâna bu gûne muhteşemâne alay olma­mışdır. Zîrâ hatt ı şerîf ile tuğrâ yı garrâ çeker ser­dâr ı mu‘azzamdır. Ve hakîkatinde paşa dahi pâdi­şâh-meşreb, azamet ve dârât sâhibi Cem-vakârdur. Erzurûm askeri dahi bu Ilıca'dan altı sâ‘at tâ Erzu­rûm'a varınca tarîk i âmmın tarafeynine cenâheyn-vâr mevc u mevc ve fevc u fevc, yemîn ü yesâr mü­sellah asâkir i kerrâr kat-ender-kat cânibeyne selâ­ma durup zırh zireh, külâh ve kolçâğ ve botluğ ve giyimler giyüp ellerinde on yedişer boğum Basra kargısı tarakları yalmanı demrenleri orman gibi yolun iki tarafında çataçat durup atları altışar pâre âlât-ı yancığa ve bahrî hotaza ve gûnâ-gûn raht u bahta müstağrak olup âdâb üzre selâma durup paşa dahi önüne sekiz aded altun taslı şâtırları ve ellerinde teber i müsel­lemî­leri ve bellerin­de murassa‘ kemer kuşakları ve kantûre ve tennûreleri ve dîbâ vü zîbâ hil‘at i fâhire ve başlarında âfıtabe ve cığcığa keme­riyle tâvûs ı bâğ ı cinân gibi hırâmânî reftâr edüp paşanın yemîn ü yesârında mataracıbaşı ve tüfenkçi­ler kırmızı sâye çuka dolama ile mücevher ve mu­rassa‘ matara ve tüfenkler ve zerdûz üsküfleri üzre otâğlarıyla ile zeyn olup paşa yı pür-vakâr iki tarafına selâm vererek ubûr edüp cümle asâkir i Erzurûm selâm alarak ubûr ederlerdi. Ve cümle iç gulâmları dörd yüz aded âlât-ı silâha ve cebe [vü] cevşene müstağ­rak olup enselerinde imâm ve hakîr ve hazî­nedâr dahi akîbimizce alemdâr ve sancakdârlar dahi akîbince sekiz kat mehterhâne i Âl i Osmânî'yi ça­larak ubûr olunup cümle Tatar askeri ve müteferri­kagân ve vâcibü'r-re‘ayâ ve kapucubaşılar dahi âlât ı harbe müstağrak olup muhteşemâne gürûh gürûh ubûr edüp alaylarının ibtidâları kal‘a i Erzurûm'a dâhil olunca ibtidâ derûn ı kal‘ada Kesikkulle [285b] nâm kullenin tâ zirve i a‘lâsı ki eflâke ser çekmiş bir tula kulle i bâlâdır, anın üzerinden ibtidâ aleykümü's-selâm şâhî topları atılmağa başladı. An­dan yeniçerilerin iç kal‘asından toplar atıldı. Tâ ki Ilıca'dan altı sâ‘atin sa‘d sâ‘atinde paşa kal‘a i Erzu­rûm'un Erzincan kapu­sundan içeri dâhil olun­ca el-azametullah kal‘anın cemî‘î burc [u] bârûları üzre altı yüz yetmiş pâre topa bir fitilden âteş edüp zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp sadâ yı top ı küp evce pey­veste oldu. Ve cümle piyâde kal‘a kulu ve yedi oda dergâh ı âlî yeniçerileri çorbacıları çavuş­ları ve ağa­larıyla kat-ender-kat pür-silâh paşa sarâyına varınca selâma âmâde olup paşa selâm vererek sarâya dâhil olunca yine kal‘adan bir yaylım top dahi atılup dîvâ­nhâne i âlîde niçe yüz kurbânlar zebh olup sommât ı Muhammedî çekilüp eyle bir ziyâfet oldu kim gûya ziyâfet i Ma‘dîkerb­dir. Ba‘de’t-ta‘âm sekizer kat mehterhâne döğülüp dîvân ı pâdişâhî oldu. Niçe da‘vâlar kat‘ ı alâka ve fasl ı husûmet olup bu dîvâ­nda yigirmi yedi kal‘a ağalarına ve yeniçeri ocağına ve topçu ve cebeci ve sa’ir ocak ağalarına ve iş erle­rine ve gümrük emîni ve dizdâra el-hâsıl yetmiş aded hil‘at i fâhire giy­dirilüp cümlenin huzûrunda Emîr Buhârî dâmâdı Molla Çelebi Efendi'ye bir yeşil çukalı semmûr lipaça ihsân olunup hakîr dahi gümrük kitâbeti hil‘atıyla ser-firâz ve ser-efzâz olup herkes du‘â ve senâ edüp hâne i bî-minnetlerine re­vâne oldular.

Ba‘dehû sâhib i devlet kendü re’y [ü] tedbîrine şürû‘ eyleyüp hakîre derûn ı sarâyda Te­keli Mustafâ Paşa binâsı bir hücre ihsân edüp ve cümle ma‘ûnâtımızı şeker ve kahvemize varınca ih­sân edüp evkât ı hamsede hayr du‘âlarıyla me’lûf u meşgûl olup kâhîce nedîmlik, kâhîce gümrükde kitâ­betlik edüp ahvâl ı Erzurûm'a ıttilâ‘ hâsıl etmeğe alâ kadri'l-imkân bezl i himmet etmeğe mübâşeret etdik. Cemî‘î kânûnnâmeleri, defterhânesi ve sicil­lâtı­na nazar olundu.


Evsâf ı dârü'l-celâl, vilâyet i dârü'l-ik­bâl, kal‘a i hısn ı hasîn ve sedd i metin Şehr i Erzene'r-rûm ya‘nî Erzurûm ve behçet i rüsûm dirler

Ba‘zılar Ere zulûm demişler. Azerbaycân hâ­kinde Ermen vilâyetlerinde bir eyâlet i vâsi‘dir. Niçe tevârîhinde Enûşirvân binâsıdır, demiş. Ammâ sahîhi Akkoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar ibn Gündüz Bây binâsıdır kim bâlâda eyâleti hudûdunda ahvâlleri münâsebetiyle mestûrdur. Nice mülûke intikâl edüp sene (   ) târîhinde Sultân Hasan hükmünde idi. Ba‘dehû anın evlâdı, Kara Yû­suf destinden sene (   ) târihinde Sultân (   ) Hân feth edüp eyâlet i Rûm olmuşdur. Taraf ı pâdişâhî­den vezîrinin hâssı on iki kerre yüz bin ve on dörd bin altı yüz akçedir. Ve eyâletinde on iki sancakdır. Hazîne defterdârı ve defter kethüdâsı ve timar def­terdârı ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni ve kâtibi vardır ve alaybeğisi ve çeribaşısı dahi vardır.

Sancakları bunlardır kim zikr olunur.

Evvelâ san­cağ ı Karahisâr ı Şarkî ve livâ yı Kiğı ve livâ yı Pasin ve livâ yı İspir ve livâ yı Hınıs ve livâ yı Ma­lazgird ve livâ yı Tekmân ve livâ yı Kurucan ve livâ yı Tortum ve livâ yı Mecingird ve livâ yı Mam­rovan ve livâ yı Erzurûm, paşa tahtı sancağıdır. Mâl defterdârının hâssı 1.152.900 ve ze‘âmet kethüdâsı hâssı 50.000 ve ze‘âmet defter­dârı timar 20.200 ve Erzurûm sancağında cümle ze‘âmet 56 ve cümle timar 2219 ve eyâlet i Erzurûm'un cümle sancakla­rında olan timar ve ze‘âmetlerinin kılıçları beş bin iki yüz yetmiş tokuz kılıçdır. Ve kânûn ı Süleymânî üzre cebelüleri ile hîn ı gazâda alaybeğlerinin bay­rağı altında bayraklarıyla on iki bin asker olur. Pa­şasının dahi hâss-ı hümâyûnına göre cebelüleriyle iki bin asker olur. Bu Erzurûm'un gâyet güzîde müsel­lâh ve mükemmel şeci‘ ve bahâdır ve dilâver ve ser­ver yiğitleri vardır. Ve bu Erzurûm beş yüz akçe şerîf mevleviyetdir. Şehrde üç niyâbeti var, sanca­ğında cümle (   ) nâhiyesi var. Evvela nâhiye i (   ) (   ) (   ) (   ) (   ) [286a] Ve yayabaşılardan yeni­çeri ağası ve yedi oda dergâh ı âlî yeniçerileri ve bir oda topcu ve bir oda cebecileri var. Bunlar cümle iç kal‘ada sâkinlerdir. Sene (   ) târihinde Abaza Paşa bu Erzurûm'da ale'l-gafle celâlî olup bu iç kal‘ayı bir gice basup cümle yeniçerileri dendân ı tîğdan geçi­rüp ancak yeniçeri ağası kal‘dan taşra bulunup o da Abaza {Paşa} re’yiyle taşrada bulundu, derler. Ol ha­lâs olup Abaza kal‘a i Erzurûm'a melik olup kâmil on sene isyân edüp yedi kerre üzerine mühr ile Çerkes Mehemmed Paşa ve Dişlen Hüseyin Paşa ve Demirkazık Halîl Paşa ve niçe serdârlar üzerine va­rup Erzurûm'u kabza i tasarrufundan alamadılar. Tâ bu mertebe Erzurûm sa‘b u metin ve kışı kavî kal‘a i bî-emândır. Ve iç kal‘ası dahi metîn kal‘a-i Rûm-ı cihândır.

Ba‘dehû sene (   ) târîhinde Abaza Paşa üzre deryâ-misâl askerle Husrev i şîr i dilîr, Berhayâ-âsâ vezîr i Aristo-tedbîr gelüp emân u ze­mân vermeyüp top ı kûpler ile kal‘ayı rahnedâr edüp derûn ı kal‘adan Abaza eman ile kılıcın boy­nına kefen ber-gerden edüp Husrev i şîrin huzûruna çıkup emân ile Husrev Paşa, Abaza Paşa'yı Sultân Murâd Hân ı Râbi‘e götürüp cümle defter i cerâ­’imin âteşe yakup afv olunup eyâlet i Bosna, an­dan eyâlet i Budin, andan eyâlet i Özü ihsan olunup niçe zaman mu‘azzez ve mükerrem manâsıb ı âlî­lere mutasarrıf olup tâ ki Sultân Murâd Hân sefer i Revân'a gidecek mahalde cümle kul guluvv edüp "Pâdişâhın Abaza Paşasıyla gazâsı mübârek ola. Biz­den Erzurûm tarafında Revân seferine revâne olur yokdur." dedikleri mesmû‘ ı hümâyûn olunca bi'z-zarûrî Abaza'yı Murâd Hân katl edüp İslâmbol'da Mürekkebciler kurbunda Murâd Paşa Türbesinde medfun etdiler.

Hikmet i Hudâ Murâd Hân, kula rağmen katl etmeyüp bir gîce Cezâyire firâr etdirir (   ). Sene (   ) mürûr edüp bu bizim Erzurûm'u aldığımız mahalde Abaza Paşa Erzurûm'a Acem'den gelüp yine Erzurûm'da başına haşerât cem‘ olup isyân murâd edüp fermân ı şehriyâr ile katl olunup biz Erzurûm'a vardığımızda hakîrin kapusu önünde kanı dahi pıhtı gibi uyuşmuş dururdu. Zîrâ bizim müsel­lemimiz varduğu mahalde Silâhdâr Süleymân Paşa, Abaza'yı katl etmişdi. Bundan murâd [u] merâm ya‘nî Erzurûm ı pür-gumûm böyle bir metin hisâr ı şum­dur kim hasretü'l-mülûk olup celâlîler dâr ı karârı olmuşdur.

Abaza Paşa mütehassın olaldan berü Âl i Osmân havf edüp bî-hisâb cebehâne ve altı bölük ağası ziyâde edüp cümle iki bin beş yüz kulu ve dizdârı ve on iki ağası ve iç kal‘asında buğday anbârları ve yüz seksen pâre topları ve Tebrîz ka­pusunda iki hisâriçe arasında Murâd Hân'ın on iki balyemez topları var. Kal‘ası Eğerli dağının dibinde bir top menzili ba‘îd bir bayırlı ve mesûr kayalı zemîn i metîne vâki‘ olup cânib i şimâlîsi ve yıldız tarafı ve cânib i garbîsi sahrâ yı Erzurûm'dur kim tûlen ve arzen ikişer fersâh menzil sahrâ yı âbâdân-ı reyhân u çemenistândır. Ve niçe yüz ma‘mûr ve âbâdân kurâlar ile ârâstedir.


Yüklə 4,3 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   57




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin