Azebkapusu Camii (Plân: Cornelius Gurlit)
maya müsait olan sıva üzerine vurulduğundan yazısı değişir; esasen tarihli de olduğundan ne zaman tecdid olunduğu anlaşılır. Bütün iç ve dış alçı pencereler yeni yapılmıştır. Son cemaat mahfiline çıkan sağlı sollu iki kapısı yenidir. Ve gerek yıldızlı şebekeleriyle, gerek oyma yazılariyle son derece güzel ve zamana uygun yapılmış parçalardır. Camiin zeminine tuğla taklidi çimento müseddesi kırmızı çiniler konmuş, ahşaptan secdelikli namaz safları yapılmıştır. İçeride yapılan tamirat ufak tefek başka işlerle, yaldız, temizleme gibi işlere münhasırdır. Pencere kapakları kamilen zamanından kalmadır. Mihrab cihetindeküer yıldız şeklinde müşetobek, diğerleri mustatil ufak parçalardır. Mihrab duvarında altı parçada «Âyetelkürsi» yazılmıştır. Bunların yazısı eski, yaldızları yenidir. Kürsi üzerine de yine eski olmak üzere «Rabbena innenâ semi' nâ münadiyen yünâdi liliman» ayeti kerimesi yazılmıştır. Mihrab ve minber Onaltıncı asrın sanat eseri camilerinde olduğu gibi mermerden, şebekeli ve istalâktitlidir, çok güzeldir. Fakat fazla hususiyetleri yoktur. Cümle kapıların iç yüzünde yerini pek güzel kavramış rumî islemeli birer taç vardır.
Hariçte yapılan tamirat ise dahile nazaran pek fazladır; ve cidden kusursuz ve iyi olmuştur. Son cemaat yerinin üç duvarı ve pen-cereleriyle, parmaklıklariyle, oyma şebekeleriyle, merdiven ve döşe-meleriyle kamilen yenidir. Ve dahiline pek çok uygundur. Son cemaat yerinin döşemesi de cami gibi kırmızı tuğla taklididir; yalnız son cemaat safalarınm kenarına iki santimlik mermer konmuştur; böyle eski eserler tamirinde lâşey mesabesinde olan bir fedakârlıktan buraya aslı gibi kalın mermer vaz'ı lâzımdı. Son cemaat yerine sokaktan iki kapu ile girilir. Kapuların yanlarında mustatil plânlı iki niş vardır; ki üstlerinde Fatih devri motiflerine müşabih dilimli birer yarım kubbe ve iki sura istalâktit bulunur. Kapulardan birinin üstünde camiin Hicrî 985 (M. 1577) senesinde yazılmış eski kitabesi vardı; pek harabtır mülâ-
2, o
o
s
AZEBKAPUSU CAMİİ
— 1678
istanbul
ANSİKLOPEDİSİ
1679 —
AZEBKAPUSU ÇEŞME VE SEBİLİ
mabedi sanına lâyık güzellikte meydana çıkarmak için yıktırılması, dökümcülerin cami hariminden uzaklaştırılması, hattâ Azebkapu meydan çeşmesi ve sebiline kadar olan sahanın istimlâki ile, bu adacık üzerinde, eski çeşme meydanının daha geniş ölçüde ihyası lâzımdır. Minarenin altından geçen yolun başında, sol kolda kitâbesiz ve klâsik üslûpta büyük bir çeşme vardır, lülesi koparılmış ve teknesi moloz ile dolmuş olan bu; güzel eserin de bir an evvel tamiri ve su verilerek ihyası lâzımdır.
Köprü altının cami önüne rastlayan alt kısmı, Azebkapusu sandalcıları tarafından bir kayıkhane gibi kullanılmaktadır. Mabedin denizden görünmesine mâni teşkil eden ve harikulade çirkin bir yapı olan şehir hatları ambarının da tez elden yıkılması lâzımdır. Bu takdirde, cami hariminin sahil tarafı da temizlenerek Azebkapu iskelesi de bugünkü perişan halinden kurtarılmış olur (Nisan 1947).
AZEBKAPUSU ÇEŞME VE SEBİLİ — Türk çeşme yapısı san'atının en güzel eserlerinden, Galatayı tezyin eden âbidelerden-
hazasiyle hattat Kâmil Efendiye aynı yazdırılarak yerine konmuştur. Bu kitabe birincinin aynı kopyası olmakla beraber, vesika kıymetini muhafaza için, eskisinin de yerinde muhafazası lâzımdı. Diğer .kapunun üstüne de «Sokollu Mehmed Paşanın asarı hayriyesin-den olan bu camii şerif tamamen harab bir duruma girmiş iken Cumhuriyet eliyle yeniden tamir ve ihya edilmiştir 1941» ibaresiyle yeni bir kitabe konmuştur.
İki kapunun ortasında eskiden mevcut abdest musluklarının yalnız aynaları ihya olunmuş, musluk konmamış, bittabi su verilmemiştir. Son, cemaat yerinin üstü murabbaî çıtalı tavaniyle ahşaptır. Gurlit bunun yerine muhtemel bir kubbe restitüsiyonu çizmişse de yanlıştır; aslında kubbe yoktur, yeni yapıldığı gibi çatılıdır. Camiin altında birtakım dükkânlar yapılmış ve bunlar eşhas tasarrufuna geçmişti. İstimlâk olunarak hepsinin kapıları kesme taşla örülerek kapatılmış, yalnız mih-•rap cihetindeki pencereleri açık kalmıştır. Camiin minaresi hiçbir yerde tesadüf edilmiye-cek bir tarzda, biraz uzak yapılmış ve bir köprü ile son cemaat köşesindeki merdivene^ bağlanmıştır; köprünün altından dar bir yol geçer. Minarenin son cemaat yerinde ve sokakta iki kapusu vardı, merdivenle köprüye çıkılır, oradan minareye geçilir. Hadikatül Cevami minarenin Hicrî 1222 senesindeki yangından sonra esaslı tamir olunduğu ve tekrar saika işaretiyle harab olarak yıktırıldığını, ve Hicrî 1242 (M. 1826) de henüz inşa olunmamış olduğunu söylüyor. Gövde kısmının inşaatı da bunu gösteriyor, kaide ve küp kısmı ise Onaltmcı asır yapısıdır.
Bu güzel cami bugüne tamir olunmakla beraber dört cihetten berbad 'binalarla ve köprü ile kapanmış bir haldedir. Deniz cihetindeki Denizyollarına ait deponun ve diğer taraflardaki mağazaların gün geçirmeden yıkılıp etrafının açtırılması, sokaklarının tertemiz yaptırılması lâzımdır. Ondan sonra asıl büyük engel olan köprünün havuz cihetine doğru alınması ve yarısına kadar gömülmüş camiin meydana çıkarılması bir zarurettir. Bu ameliye büyük masraflara muhtaçtır. Acele yapılıp tatbik edilen plânların da sonu böyle fuzuli masraflardır. Minarenin de Onaltmcı asır üslû'biyle yeniden ihyası mübrem bir zarurettir. Bu şekilde cami, karşı cihetteki Türk
eserlerinin en güzellerinden biri olarak bir âbide şeklinde yükselir; aksi takdirde müstakbel nesillerin acı tenkitlerine hedef olmak mukadderdir.
Ekrem Hakkı Ayverdi
Aşağıdaki satırlar, İstanbul Ansiklopedisinin ziyaret notlarıdır: Camiin methal yüzünde ve sağındaki kapunun üzerinde bulunan kitabesi şudur:
Asafi âzam Mehmed Pâşâyi ahd mahmedet Mazhari lıayri cemil ü menşei lütfü ata Sahili deryâde itmişken bu zibâ camii Kârgir itti mükerrer ol binayı haliyâ
Cem olub dârüssıane mahfilinden ehlidin Kıldılar beş vaktiçün sahibine rahmet recâ Eikaldırub düaye Hatif de tarihin didi «Camii asaf ibadetgâhı Hak câyi düâ»
985 (M. 1577)
Camiin etrafını çeviren ve küçük dökümcü atölyeleri yerleşmiş bulunan harabelerin,
Azebkapusu Camiinde minareyi mabede bağlayan
kemer, içerden köprü tarafına bakış
(Resim: Reşad Sevinçsoy)
f
dir; hicri 1145 (milâdî 1732-1733) yılında İkinci Sultan Mustafanın zevcesi ve Birinci Sultan Manmudun anası Sâliha Sultan tarafından oğlunun padişahlığı ve kendisinin valide sultanlığı zamanında fevkaanî bir sibyan mektebi ile beraber yaptırılmıştır; mimarı maalesef bilinmiyor. Padişahların ve valide sultanların, haseki sultan, şehzadelerin ve padişah kızları sultanların bu gibi hayır eserleri devirlerinin devlet mimar basılarının elinden çıkması lâzımdır diye bir hüküm verebilirsek bu güzel eserin, Prof. Dr. Süheyl Ünver'in tarafından yapıldığı söylenebilir.
Resmi çeşme yapısında ihtisası olan devlet mimarlarından biri tarafından çizilmiş olsa dahi, bu resim adı geçen mimar başının hiç olmazsa kabul ve tasdikinden sonradır ki yapıya başlanmıştır.
Azebkapusu çeşme ve sebili banisine nis-betle Sâlihasultan Çeşmesi diye de anılır; önünde meydanımsı açıklık bu âbidenin inşasından sonra Çeşme Meydanı adını almıştır. Karşısında Sokollu Mehmed Paşa tarafından Mimar Sinana yaptırılmış Çifte Hamam svar-
-
ıS,'C?î!.'r JSiH'j*^''. vîvei Qı ' -fjp;d&> <7A#r • 'ı* *• s —f
Azebkapusu Çeşmesi (W. U. Bartlett'den Sabiha Bozcah eli ile)
AZEBKAPUSU ÇEŞME VE SEBİLİ
— 1680
ANSİKLOPEDİSİ
— 1681 —
AZEBKAPUSU ÇEŞME VE SEBİLİ
dır, bu şaheser de halk ağzında Yeşildirek-
li Hamam, yahut semte nispetle Azebka-
j pusu Hamamı adını taşır; çeşmenin he-
! men yanı başında da yine Sokollu hayratın-
! dan ve Mimar Sinan yapılarından Azebfeapu-
I su Camii ve Medresesi bulunmaktadır (B.:
j Azebkapusu Camii; Azebkapusu Hamamı).
j Sokollu Mehmed Paşanın onaltıncı asırda
i yapılmış bu eserleri arasında bir sibyan mek-j tebi ile çeşme ve sebil bulunmadığına göre j onları da birbuçuk asır kadar sonra Sâliha Sultan ilâve etmiştir. Her ne kadar etrafı fırdolayı açık, bir duvara veya bir yapıya dayanmamış ise de tek köse cepheli olan bu âbideye (köşelemesine bir sebilin iki yanında iki çeşme) meydan çeşmesi demek doğru değildir; birbuçuk asır ara ile yaşamış iki hayır sahibine aid haşmetli bir külliyenin bir parçasıdır. Unutmamalıdır ki meydan çeşmeleri daima münferid eserlerdir (B.: Mehmed III Çeşmesi; Tophane Çeşmesi). Sâliha Sultanın âbidevî çeşmesinin yanındaki fevkaanî mektebi İstanbulun sahne olduğu son imârda 1958 -1959 arasında kaldırılmıştır.
Son yüzyıl içinde görenlere hüzün veren ıbir harâbiye yüz tutmuş olan Azebkapusu Çeşmesi 1952 -1953 yıllan arasında eski İstanbul Valisi ve Belediye Reisi, bu satırların yazıldığı sırada Türkiyenin Bern Büyük Elçisi bulunan Ord. Prof. Dr. Fahreddin Kerim Gökay' in himmetiyle ve lâyık olduğu ehemmiyetle tamir görmüştür. Tamir projesini, klâsik Türk Mimarisi üzerinde tam salâhiyet sahibi fen ve san'at adamlarımızdan Yüksek Mimar Ali Sâim Ülgen hazırlamıştır.
istanbul Belediyesi Sular İdaresi Müdürlüğü tarafından 1954 de neşredilmiş «Azeb-kapı Çeşmesi» adındaki kollektif risalede Yüksek Mühendis Cahit Çeçen âbidenin son ta'mirini şöyle anlatıyor:
«O mıntakada oturan halkın ihtiyacını temin eden ve âbidevî bir eser olarak şehrimizi süsleyen bu çeşme bir müddet sonra bakımsızlık yüzünden harabîye yüz tutmuş, mühmel bir halde senelerin tahribatına terkedil-I mistir. Çatısı gittikçe eğilen bu san'at eseri-| nin bundan 30 - 35 sene evvel Evkaf idaresin-| ce tamirine tevessül edilmiş ve çeşme etrafı î tahta perde ile çevrilmiş ise de bu sıralarda 1 Vakıf sularının ve çeşmelerinin Belediyeye devri dolayısiyle tamirat işi geri kalmış ve
unutulmuştur (C. Çeçenin 'bahsettiği bu tamir teşebbüsünde tamir, projesini merhum Mîmar Kemal Altan hazırlamıştı). Bu geçen seneler esnasında ise çeşidli sebeplerle Sebilin kubbeleri çökmüş, bronz parmaklıkları sökülmüş, işlemeli taşlan da kırılmıştır. Son senelerde bu güzel Türk medeniyet eseri çürük ve kırık tahta parçaları arkasında gizlenen, çatısı ve kubbesi dökülmüş siyah bir taş yığını haline gelmiş bulunuyordu. Nihayet iki sene evvel sayın Vali ve Belediye Reisimiz Ord. Prof. Dr. F. Kerim Gökay'ın himmetiyle Belediye Meclisinin verdiği 170.000 liralık tahsisat sayesinde tamirine başlanmış ve aslına en uygun bir şekilde ikmal edilmişnıişti».
Yine ayni risalede Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver de bu tamir .hakkında şu satırları yazıyor:
«... İlk esaslı onarım projesini İstanbul Belediye Reisliğinin arzusu ile yüksek Mimar Ali Sâim Ülgen yapmış ve benim delâletimle makama verilmişti.- Halen 'bu proje ve tadilleri üzerine yapılan onarım cidden muvaffak olmuştur. Bir defa, (bozulan nakışlı taşların asılları gibi yapılmasına itina olunmuştur, saçak nakışları da XIX uncu asırdaki durumundan alınarak aynen yapılmıştır. Bu muvaffakiyetli tamirden dolayı başta kıymetli müdürleri olmak üzere bütün Sular İdaresi .tebrike şayandır.
« elimizde bu çeşmelerin ve sebilin
XIX uncu asırda yapılmış esaslı bir .gravürü vardır (W.H. Bartlett'in) ... 150 senedenberi zemin bir metre kadar yüksekliğinden bu âbide şimdi toprak seviyesinden biraz aşağıda bir vaziyete düşmüştür. O zaman da ahşap saçakları ve üstündeki ufaklı büyüklü kubbeleri kurşun ile örtülüdür. Saçak altları devrinin rokoko tezyinatı ile süslüdür ki bunlar esas tutularak son tamiri de ayni şekilde tamir edilmiştir».
Yukarıda da kısaca tarif ettiğimiz gibi Azepkapusu Çeşme, doksan derecelik bir zaviye üzerinde bir büyük sebil ile iki yanında iki büyük çeşmeden mürekkeptir; bilemeyiz ne dereceye kadar doğru, biz bu plân için «tek köşe cepheli» tabirini kullandık; âbideye sebilin tam karşısına geçerek bakmak lâzımdır. Nitekim âbideyi lâyıkıyle gösterebilmek için merhum Mimar Kemal Altan bir restütüsiyon resmim böyle yapmıştır; doksan derecelik 'bir
İİ
zaviye 'teşkil eden iki ayrı hat üzerindeki iki yanında tek hat üzerinde göstermek hakikate tam tevafuk etmese de âbidenin güzelliği kâğıt üzerinde ancak böyle bir resim ile gösterilebilir. Kemal Altan'm bu güzel resmini, elimizde ancak minyatür bir röprodüksiyonu bulunduğundan bu ansiklopediye koyamadık; bu röprodüksiyondan ne kuşe yaptırmak ve ne de ressamlarımıza bir kopyesini çizdirmek imkânını bulamadık.
Bu doksan derecelik kırık cephenin tam köşesinde bulunan sebil yarım silindir şeklinde bir çıkıntı teşkil eder; dört mermer sütun arasında beş bronz şebîkelidir.
Bu cephe zeminden ahşap ve geniş saçaklı çatısına mermer kaplıdır; çeşmelerin tekne hizasından sebilin de şebekeler üstündeki dantelli kemerlerinden çiçek motifleri ile sıvama alçak kabartma nakışlıdır; son derece-
Azebkapusu Çeşmesi (Sular İdâresinin broşüründen)
de ahenkli, son derecede zarif, son derecede güzel bir nakış zenginliği pek muhteşemdir. Âbidenin ikisi çeşmelerin kemerleri üstünde biri de sebilin kemerleri üzerinde üç manzum tarih kitabesi vardır; şiirler devrinin Sultânüşşürâsı ilân edilmiş Seyyid Vehbinin-dir. Çeşmelerin tarihleri on birer beyit olup bir satırda iki beyitten beş satır üzerine, sebilin tarihi de altı beyit olup ortadaki üç şe-bikenin üzerine ikişer ikişer hâk olunmuştur.
Sağda, batıdaki çeşmenin kitabesi:
Menbai âbi zülâli merhamet Lüccei pür cûşi ihsânü sena Devhai pür berü bari saltanat Şemsi ismet mâderi Zilli Hûda Vâlidesultan ki etmiş âleme Dest cûdin maksenü âbi ata Zikrü fikri bâkiyâti sâlihât Kâri hayrat hannândır dâima Fî sebilillâh nice asar idüb Eyledi kesbi rizâyi Kibriya İşte ezcümle bu dilcû çeşme kim Teşne îebdir Hızr ü İskender ana Carî hafızlar gibi her lülesi Sûrei Kevser okur subhu mesâ Mâhasal bu âbi canbahsâ ile oldu sâdan ruhi pâki Mustafâ Anı da Cennetde sîrâb eyliye Sâkii Kevser A%yi Murtezâ Dîdiler âbı hayâtın vasfım Gûş idüb söylersin amma Vehbiyâ Bari bir mümtaz târih eyleyüb Vâlîdesultanın iç hayrîne mâ
Solda, doğudaki çeşmenin kitabesi.
Hazreti Vâlîdesultan yâni Mâderi Hazreti Sultan Mahmûd Matlai şemsi hilâfet ki anın Fer'idir sâyei Hallâki Vedûd Ameli sâlihadır sa'yi müdâm Kândır kesbi rizâyi Mâbûd Havzı himmet kereminden memlû Feyzi re'fet eserinden meşhûd İşte ezcümle bu âsânna bak Lâzım îse eğer ityânı şühûd Nice kez yandı yakıldı Galata Gösterüb tab'ı ataş âteşü dûd Kimse sû sepmedi illâ keremi Komadı teşne lebi tâb âlûd Hacı A'mâ denilen semte idüb Çeşme asmakla ilâcı bilıbûd Oldu bir hayre muvaffak ki olur Ecri Çennetdeki havzi mevrûd Hem anın hem sehi devrânın ola Ömri Hızr ile zamanı memdûd Oldu târihe seza ey Vehbî Çeşmei Vâlîdei Han Mahmûd
AZEBKAPUSÜ ÇEŞME VE SEBİLİ
— 1682
İSTANBUL
ANSİKLOPEDİSİ
— 1683 —
AZEBKAPUSU HAMAMI
dağıtılır. Bugün Beyoğlunun merkezî yerinde olup Büyükşehrin nüfus kesafeti bakımından en kalabalık yeri olan Taksim, suyun getirildiği ve Azebkapusu çeşmesinin yapıldığı tarihlerde, kırlık, ormanlıktı; Taksim adını da o tarihte bu su münasebetiyle almıştı (B.: Sâliha Sultan; Mahmud I; Bağçeköy Kemeri; Topuzlu Bend).
Bibi.: C. Çeçen, S.N. Nirven ve S. Ünver, Azapkapusu Çeşmesi.
AZEBKAPUSU HAMAMI — Onaltmcı Asır yapısı bir çifte hamamdır; Galatada Çeş-memeydanında, Tersane Caddesi üzerinde ve
Sebilin kitabesi:
Vâlidesultânı âlî gani himmet meşrebin Ayni cadımdan gel ey leb teşne şîrü şekker iç Devri İskenderde olsa Hızr derdi gösterüb İşte mâi aynülhayâtı buldum ey İskender iç Tıflî müdrik lülesin vermezdi sedyi dâyeye Dîseler ister su iç isterse gîri mâder iç Sû be sû güya lisânı lüle île çeşmeler Çağlayub şerbet fürûşan gîbi derler anber iç Sâhibül hayrın duasın sû gibi ezberle de İşte sû işte sebil ister vuzû et ister iç Vehbiyâ târihin işrâb et atşâi ümmete Gel sebili Vâlîdesultandan âbı Kevser iç
Bu Ansiklopedinin has dostlarından olup Millî Kütübhanemize «istanbul Suları» adında çok kıymetli bir eser koymuş olan Dr. Saa-di Nâzım Nirven 1945 de Belediye Sular idaresi tarafından neşredilmiş ve yukarıda da zikredilmiş olan «Azapkapı Çeşmesi» adındaki kolleMif risaleye yazmış olduğu makalede bu âbidenin Azebkapusunda inşası olduğu sebebi üzerine çok şirin bir fıkra naklediyor:
«Azebkapusu Çeşmesinin tamiri sırasında semtin gün görmüş, saçları bembeyaz olmuş ihtiyarlarından da bu yapının tarihine aid şu hikâyeyi dinledik:
Istanbulun ılık ve güneşli aylarından bir gün, Dördüncü Mehmedin zevcesi ve ikinci Mustafanın annesi Validesultan şehirde bir gezintiye çıkıyor. Arabası ile Azebkapısmın sokakları arasından geçerken ufak bir meydanda bir çeşme başında, kırılan testisinden elinde kulpu kalmış, ağlıyan bir kız çocuğu görüyor. Yavrucuğun ağlamakla büsbütün mâsumlaş-mış, melekleş-ıniş yüzü Valide Sultanın rikkatini çekiyor; çocuğu çağırtarak, kırılan testinin bu üzüntüye sebep olduğuna da hükmederek bir başkasını alması için bir miktar para ihsan etmek istiyor.
Çocuk pa- Azebkapusu
rayı almıyor, ve: (Sular İdâresinin
— Testiyi kırdım, parası için, ağlamıyorum, bir su getirmenin üstesinden gelemediğime ağlıyorum., diyor.
«Valide Sultanın çok hoşuna gidiyor. Ailesine haber salınarak kız saraya alınıyor. Küçük Sâliha, sarayın zengin ve renkli muhiti içinde bir çiçek gibi büyüyor ve nihayet bir gün de İkinci Sultan Mustafanın zevcesi, Haseki Sâliha Sultan oluyor. Bir müddet sonra gebe kalıyor. Yattığı atlas döşekler içinde Azebkapısını, başında testisini kırdığı çeşmeyi hatırlıyor. Sarayın ihtişamına, arzularının yerine getirilmesine alışmış sultan, daima o ufak çeşmenin yerinde büyük ve muhteşem bir çeşmenin yaptırılmasını düşünüyor, ve yaptıracağı çeşme için bir şekil arıyor. Gebelik yatağında tabiatın iyice kabarttığı göğüs-leriyle vücudunda husule getirdiği değişiklik ona bir ilham kaynağı oluyor; bu suretle Azebkapusu Çeşmesinin her iki yanında mermer beyaz çeşmeler ile ortada müzehheb, zarif sebilin şekli bu saf sultanın temiz hislerinden doğmuş oluyor.
«Birinci Sultan Mahmud 1143 tarihinde (Milâdî 1730) saltanat tahtına oturunca sevgili anasının yıllardanberi özlediği arzusunu yerine getiriyor. Taksim suyu ile bol suya kavuşan Galata semtinin Azebkapusunda çeşme ve sebîl inşa ettiriyor.
«Sâliha sultan Azepkapısını sokaklarına aşı boyalı evlerin, mor salkımlarla yeşil asmaların serin gölgeler serptiği mahallesini asla unutmuyor. Sokollu M e h-m e d Paşanın Camiinin mermer duvarları önünde çekdir-melerin, büyük sandalların sulara yelkenlerinden düşen akislerin titreştiği Halicin bu kıyılarını daima tahattur ediyor;
Çeşmesi oraya havr ve
broşüründen) hasenat için bil
mektep yaptırıyor, eski Arab Camiini de tamir ettiriyor ve büyütüyor».
Bu fıkrada muhterem S.N. Nirven'in de kaydettiği gibi Azebkapusu Çeşmesinin suyu, taksim suyudur; bu su da Birinci Sultan Mah-mudun hayır eseri olarak inşaatı hicrî 1144 (Milâdî 1731-1732) yılında biten Topuzlu Bendde toplanmış ve büyük şöhret Galata ve Beyoğlu tarafları ile Boğazıçının Rumeli yakasını ihya etmiştir; Bağçeköyündeki 420 metre uzunluğunda Bağçeköy Kemeri yahut Büyük Kemer diye anılan su kemerinden ve geniş bir galeriden geçerek Taksime gelir ve oradan şehrin yukarıda zikredilen semtlerine
Azebkapusu Hamamı, 1947 (Resim: Nezih)
Azebkapusu Hamamı, 1960 (Resim: Nezih)
AZEPKAPUSU YANGINLARI
— İ684
ÎSÎANBUL
ANSİKLOPEDİSİ
1685 —
AZEBLER HAMAMI
bu caddenin Azebkapusu başı yakınındadır. Halk ağzında «Çeşmemeydanı hamamı» ve «Yeşildirek hamamı» diye de anılır. Bu satırların yazıldığı sırada B. Mustafa Karaman tarafından işletilmekte idi. Kalabalık ve bekâr yatağı bir semtte bulunduğundan işlek, takımları temiz, bakmalı bir hamamdır.
Erkekler hamamına birkaç basamak merdivenle girilir; camekân kısmının ortasında bir mermer fıskiye vardır, üzeri daima bir tahta ile örtülmüş durur.
Üst kat ahşab soyunma bölmelerine üç köşesinden üç ahşab merdivenle çıkılır; bir küçük kubbe ve bir küçük beşik kubbe ile örtülmüş olan soğukluğun sağında dört göz ayakyolu vardır. Asıl hamam kısmı, halvet kapularının yanında ikişer ikişer konulmuş sekiz mermer sütun üzerine dört büyük kemerle oturtulmuş bir kubbe ile örtülüdür; ortada sekiz köşeli bir göbek taşı vardır; dört köşesinde ikişer kurnalı dört halvet ve halvetler arasında da ikişer kurnalı üç sofası vardır.
AZEBKAPUSU YANGINLARI — (11
Azefokapusu Hamamı Erkekler kısmi (Plân: Reşad Sevinçsoy)
Azebkapusıı Hamamında Câmekân (Kesim: Regad Sevtaçsoy)
Muharrem 1127) yangım — Öğle ile ikindi arası çıktı, fakat bir âfet halini almadan söndürüldü.
(20 Şevval 1211) yangını — Bir cuma gecesi çıktı, yedi saat sürdü, bu yangın büyük gayretler gösteren Yeniçeri zabit ve neferlerinden otuz kırk kişi yaralandı.
AZEBLEE CAMİİ — Unkapanında idi. Atatürk Bulvarı açılırken yıkılan eserlerden-, dir; banisi Elvan Çelebi diye anılan Fatih devri ulemasından Sinan Efendi'dir. Sokak kapusundan bir avluya girilirdi, gayet büyük bir asma, geniş bir çardak üstüne yayılıp serpilmiş, bahçenin sokak duvariyle mabet arasını örtmüştü. Sokak kapusundan girilince cami sağa düşerdi, sol tarafta şadırvan vardı. Mâbed, dört duvar üzerine kiremit örtülü ibir çatıdan ibaret basit bir yapıydı. Camiin arka tarafındaki mezarlığında Azeb Baba denilen bir yatır var idi ki Camiin adı ya bu kabirden, veyahud ki azebler denilen bahriyelilerin 'karşı sahilden namaza bu camie gelmelerinden kalmış olacaktır. Cami yıkılırken amelenin toprak altından «Bana dokunma!..» diye bir
ses işittiğini, bir iki gün çalışamadıkları o zamanlar gazete sütunlarına geçmiş vakalardandır. Halk ağzında Azebler Camiine «El-vanzade Camii» de denilirdi.
Azebler Camii hakkında Evliya Çelebi şunları yazıyor:
«Unkapanının iç yüzünde, Ebiilfeth zamanında Elvan Celebi binasıdır. Avam arasında Şeftali Camii dirler. Bina olunduğu sene duvarının dışında bir şeftali ağacı husule gelüb dördü bir ofcka gelir şeftali verir büyük bir ağaç olmuş. İste şeftali Canıii namiyle yâd olunduğuna sebep de budur. Lâkin sonraları Muskt Sultan sarayında bir yangın olup bu vasıta ile şeftali ağacı ve camiin bir kısmı yandığından hâlen ol mahalle ahalisi şeftali-siz kaldıkları cihetle et şeftalisiyle geçinirler».
Hadikatül-cevami'de «Azebler Camib diye sâdece ismi kaydedilmiş olup banisi Elvan Çelebi'nin hal tercemesi Deınirkapuda kendi adına nisbetle anılan mescidinde yazılıdır (B. : Elvan Celebi, Elvan Mescidi).
AZEBLER HAMAMI — Unkapanında Azebler Camimin karşısında, İstanbul'un en eski hamamlarından biri idi; Atatürk Bulvarı açılırken yıkılan eserlerdendir. Evliya Çelebi, İstanbul hamamlarından bahsederken: «Istanbulda Osmanlılar eli İle ilk yapılan, hamam Fâ-
ı_ J • .-r • -r r_^T. —'-
*^ *
Azebler Camii (Resim: Eski bir krokiden Nezih eli ile)
ÂZER (Seyyid Cevad)
1686
İSTANBUL
ANSİKLOPEDİSİ
— 1687 —
AZERBAYCANLILAR
Azebler Camii (Resim: Eski bir fotoğrafdan Nezih eli ile}
tinin binagerdesi olan I r g a d Hamamıdır ki, huddamı sarayın gasil ve tathirine mü-hasses idi. İkinci hamam Azebler hamamıdır ki, kefere tarzı mimarisinden tahvil ile İslâm âdabı üzere yapırmısjtır» d' i y o r. Bir çifte hamamdı.
Seyyid Cevad Azer (Resim: Nezih)
Dostları ilə paylaş: |