KirkçEŞme tesisleri

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.15 Mb.
səhifə71/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   67   68   69   70   71   72   73   74   ...   140

MANASTIRLAR

290

291

MANASTIRLAR

Zoodohos Piyi

Manastırı'nm

ayazması


(Balıklı

Ayazma) için

19. yy'da ipek

üzerine


basılmış

bir resim.



Semavi Eyice

Koleksiyonu

nastır fethe kadar faal kalmış ve ancak II. Bayezid döneminde (1481-1512) kilisesi Fe-narîzade Alâeddin Efendi tarafından camiye ve manastır da zaviyeye çevrilmiştir (bak. Fenarî İsa Camii). Manastırın İmparatoriçe Teodora tarafından düzenlenen yönetmeliği eksik halde günümüze kadar gelmiştir.

Manastır bağımsız olup, 50 rahibeyi barındırıyordu. Bunun 30'u ibadetle, geri kalan 20'si hizmetle görevli idi. Manastırın, Makedonya, Silivri, İzmir çevresinde, İzmit'te, Üsküdar ve İstanbul içlerinde gelir sağlayan arazileri vardı. Yine aynı belgeden öğrenildiğine göre manastırın eki olarak küçük bir de hastane bulunuyordu. Türk döneminde manastır ortadan kalkmış, cami olan kilisesi, Vatan Caddesi kenarında günümüze kadar gelmiştir. 1918' de Cibali-Fatih yangınında harap olan cami uzun yıllar bakımsız kaldıktan sonra 1958'de ihya edilmiştir. Harabe halinde olduğu yıllarda, 1929'da içinde yapılan araştırmalarda döşemesinin altında, bir kısmı Paleologos hanedanına ait kişilerin mezarları olan 22 lahit bulunmuştur.

Latinlerden şehri 1261'de geri alarak Bizans devletini ihya eden VIII. Mihael'in kız kardeşi Maria, rahibe olarak Marta adını almış ve kurduğu manastır Kira Marta (Kyra Martha) Manastırı olarak tanınmıştır (bak.

Bu dini tesisler 15. yy'a kadar durmakla beraber, sonra ortadan kaybolmuştur.

Şehrin en önemli manastırlarından biri Meryem'e sunulmuş Hodegetria (veya Ho-degon) Manastırı idi (bak. Hodegetria Manastırı ve Ayazması). Kutsal bir su (kaynak veya ayazma?) yanında kurulan manastır ve kilisesinin ne zurnan yapıldığı kesinlikle bilinmez. Burada Havari Lukas tarafından yapıldığına inanılan, Meryem'in bir ikonası vardı. Hodegon veya Hodegetria adı ise "yol gösterici" anlamına geliyordu. Nitekim Latin işgalinin arkasından VIII. Mi-hael, Bizans devletini ihya ederek şehre girdiğinde, Hodegetria Meryemi ikonası zafer alayının başında yer almıştı. 13. yy'm sonları ile 14. yy'da imparatorlar Meryem'e şükranlarını dile getirmek için bu kilise ve manastırı ziyaret etmişlerdi. Fethe kadar faal olan manastır az sonra, ortadan kalkmıştır. Şehri koruyacağına inanılan Meryem ikonası ise surlara yakın olması için 1453'te Khora (Hora) Manastırı Kilisesi'ne götürülmüştü (bak. Kariye Camii). Fethin ilk günlerinin kargaşasında orada parçalanmıştır.

1921-1923 arasında eski Gülhane arazisinde Fransız işgal kuvvetleri tarafından yürütülen kazı ve araştırmalar sırasında R. Demangel ile E. Mamboury tarafından demiryolundan Topkapı Sarayı mutfaklarına doğru uzanan arazide Hodegetria'nın

Pammakaristos Manas tırı'mn dış narteksinden bir ayrıntı Mediafor the Arts

kutsal havuzu bulunmuştur. Önünde re-vaklı yarım yuvarlak bir avlu bulunan bu mermer havuz altıgen bir plana göre yapılmış olup, içine merdivenlerle iniliyordu. Çevresindeki kalıntılar herhalde Hodegetria Manastırı ve Kilisesi'ne ait olmalıdır. Bu manastırın keşişleri elyazmalarını istinsah etmekle ünlenmişlerdi. Burada 11-15. yy'lar arasında hazırlanmış 16 yazma eser tespit edilmiştir.

Geç Bizans döneminin ünlü bir manastırı olan Pammakaristos'un kurucusu ise II. Andronikos döneminde (1282-1328) yüksek mevkilerde bulunan Mihael Tarkoni-otes Glabas'tır. Belki aynı yerde II. İoannes Komnenos (hd 1118-1143) ile eşi Anna'nın yaptırdıkları bir kilisenin yerinde Latin işgalinin arkasından, 1293'e doğru Tarka-niotes yeni bir kilise ile yanında bir manastır yaptırmıştır. O çağın ünlü şairi Manuel Files bu hususta manzum bir methiye yazmış olup bu şiir, kilisenin dışını dolaşan mermer bir silme üzerine de işlenmiştir. Sonra eşi Maria 1315'te esas kilisenin güney tarafına bir mezar şapeli ilave ettirmiştir. Son Bizans döneminin en başta gelen dini tesislerinden olan Pammakaristos Manastırı bazı olaylara sahne olmuş, hattâ "Düzmece" denilen ve II. Murad'm kardeşi olduğunu iddia eden Mustafa'nın bir taraftarı 1418'de Bizanslılara sığınmış ve

Günümüzde hiçbir kalıntısı kalmamış olan Pantepoptes Manastırı'nm kilisesi Eski imaret Camii olarak ayaktadır. Mediafor the Arts

buraya kapanmış ise de, aralarında bir Müslümanı görmek istemeyen keşişlerin direnişleri üzerine Osmanlı Beyliği'ne geri yollanmıştır. Fetihten sonra kilise ve manastır Ortodoksların elinde kalmış ve Fatih'in Rumlara patrik olarak atadığı II. Gen-nadios Sholarios(->), patrikhane olarak tahsis edilen On İki Havari Kilisesi'nden 1455'te buraya taşınmıştır. Patrikhane olan Pammakaristos Manastırı'nı, bizzat II. Meh-med (Fatih) ziyaret ederek, burada Sho-larios ile Hıristiyanlık hakkında tartışmalar yapmış ve ünlü "Hıristiyanlık itikatnamesi" burada hazırlanmıştır. Patrikhane buraya taşındığında, içindeki rahibeler de komşu bir manastıra geçmişlerdir. I. Selim (Yavuz) döneminde (1512-1520) İoannes Pa-leologos buraya gömülmüştür. Kilise III. Murad döneminde (1574-1595) 1590'a doğru camiye dönüştürülerek Fethiye Camii^) adını almış, manastırın yapıları yerinde de Sadrazam Sinan Paşa bir medrese inşa ettirmiştir. Manastırın Rumların elinden çıkmasından az önce 1578'te Stephan Gerlach(-0, Martin Crusius'a yazdığı bir mektupta kilise ve manastırın bir anlatımını kaleme almıştır. 1581'de bir elçilik heyeti ile İstanbul'da bulunan Salomon Schweigger'in(->) seyahatnamesindeki tahta oyma gravürler arasında kilise ve manastırın bir resmi bulunmaktadır.

Panagiotissa Meryem Manastırı VIII. Mihael'in dayısı İsaakios Dukas tarafından, şehrin Latinlerden 126l'de geri alınışının hemen arkasından kurulmuştu. Yerleşmiş bir kanaate göre, VIII. Mihael'in kızı Maria, 1265'te İç Asya'ya Moğal hükümdarı Hülagu Han'a gelin gönderilmiş, fakat onun ölümü üzerine oğlu Abaka Han (1234-1282) ile evlenmiştir. Maria, kocasının 1282'de ölümü üzerine Bizans'a geri dönerek, şehrin Halic'e hâkim yamacında Akropolitissa ailesine ait kilise, hamam, bahçeler ve bağları satın alarak burada bir kadınlar manastırı tesis etmiştir. Burada, Fener sırtlamadaki Panagiotissa Meryem Kilisesi'ni restore ettirmiş, rahibeler için hücreler yaptırmış, şehrin içinde iki bağ bağışlamış ve kurduğu manastır Muhliotissa, Moğolların Meryemi olarak tanınmıştır. Bütün bu işlemlerin tahrif edilmiş bir belgeye dayandığı sonraları anlaşılmış ise de, manastırdan günümüze kadar gelen kilise hâlâ bu ad ile bilinir (bak. Panayia Muhliotissa [Kimisis] Kilisesi). Fetihten sonra manastır ortadan kaybolmuş, Fatih tarafından Ortodokslara bırakılan kilisesi ise günümüze kadar gelmiştir. Esasında dört yapraklı yonca biçiminde geç Roma dönemine ait bir mezar binası (ma-usoleum) olduğu anlaşılan bu yapı sonra kiliseye dönüştürülmüştür. Bugün hâlâ kilise olarak kullanılmakla beraber, geçen yüzyıl sonlarında yapılan eklemelerle mimarisi çok değişmiştir. Manastırdan ise hiçbir iz yoktur.

İmparator III. Romanos Argiros (hd 1028-1034) Samatya dolaylarında Meryem için Perivleptos adında büyük bir manastır kurdurmuş ve muhteşem surette bezenen bu kilisede 12 Nisan 1034'te gömülmüştü. III. Nikeforos Botaniates bu dini te-

sisi restore ettirdi. Fakat 1081'de iktidardan düşürüldüğünde keşiş olarak bu manastıra kapatıldı ve ölümünde de buraya gömüldü. Bu manastır fethe kadar yaşamıştı. Fetihten sonra kilise ve manastır Ermeni cemaatine bağışlanmıştı. Fetihten pek az önce İspanya'dan Timur'a elçi olarak gönderilen Ruy Gonzales de Clavijo(-»), 1403'te Bizans'tan geçtiğinden bu kilise ve manastırı ziyaret etmiş ve seyahatnamesinde bir tarifini yapmıştır. O sırada burada Romanos ile Nikeforos Botaniates'in mezarları bulunuyordu. Manastırın belgelerine ait çok sayıda kurşun mühür günümüze kadar geldikten başka, manastırın kütüphanesinden çıkmış bazı elyazmaları bilinir (Oxford, Vatikan, Aynoroz). Türk döneminde Sulu Manastır olarak bilinen Perivleptos Manastırı üstündeki kilise, 19. yy'ın sonlarında Ermeni cemaati tarafından modern bir kiliseye dönüştürülmüştür (bak. Kevork [Surp] Kilisesi). Fakat çevredeki evlerin altlarında manastıra ait pek çok kalıntı bulunduktan başka kilisenin altında da (kalorifer dairesinde) Bizans kilisesinin temel kalıntıları hâlâ durmaktadır.

Azizlerden Karpos ve Papilas (veya Ba-bilas) adlarına, Kudüs'teki İsa'nın mezar makamının bir benzeri olarak belki 4. yy' da yapılan kilisenin yanında daha sonraları bir manastır inşa edilmişti. 1935'te Ye-dikule'ye ulaşan anacaddenin kenarında Ayios Menas Ortodoks Kilisesi'nin altında tespit olunan yuvarlak planlı bir kilise alt yapısının adı geçen dini yapının kalıntısı olabileceği ileri sürülmüştür.

İmparator VI. Leon'un (hd 866-912) önce babası I. Basileios'un yaptırdığı Ayios Lazaros Kilisesi yanında inşa ettirerek, vakıflarla zenginleştirdiği manastır, Bizans sarayı hizmetindeki hadımlara tahsis olunmuştu. Leon'un üçüncü eşi Eudoksia 900'e doğru öldüğünde kocası onu buraya gömdürmek istemiş fakat manastırın başrahibi-nin şiddetli direnişi ile karşılaşmıştı. Latin işgalinde Katoliklerin kullandığı kilise ve manastır, Bizans devleti 126l'den sonra ihya olunduğunda bazı dini çekişmelere sahne olmuştur. Fethe kadar faal olan manastır, saray-ı hümayunun sınırları içinde kaldığından, 15. yy'dan itibaren kaybolmuştur. Bu dini müessesenin Gülhane'de, belki de yakın tarihe kadar burada mevcut hastanenin yerinde olduğu sanılır.

Bizans donanmasının komutanı (drun-garios) Konstantinos Lips'in (ö. 917) yaptırdığı ve 907'de İmparator VI. Leon'un da katıldığı bir törenle açılışı yapılan kilise ve manastır, Libos veya Lips adıyla tanınır. Sonraları bakımsız duruma giren bu dini tesis ancak Latin işgalinin arkasından VI-II. Mihael Paleologos'un eşi İmparatoriçe Teodora tarafından ihya edilerek, Meryem adına olan önceki kilisenin bitişiğine İoannes Prodromos adına ikinci bir kilise inşa ettirilmiştir. Paleologos hanedanının mezarları burada idi.

1303'te Teodora, 1306'da oğlu Konstantinos, 1324'te III. Andronikos'un eşi Eirene ve İmparator II. Andronikos 1332'de buraya gömüldükleri gibi, 1417'de ölen Rus prensesi Anna'nın mezarı da burada idi. Ma-

•İî?|4«p^jr-«uj'"8

*ıwt't*s. -nâHı^İW'j- î};^;!^L-lS=i;îi

Kira Marta Kadınlar Manastırı). 14. yy'da Paleologos ve Kantakuzenos soyundan birçok kişi buraya gömüldü. Fethe kadar durduğu tahmin edilen Kira Marta Manastırı kalıntısının, Atatürk Bulvarı kenarında, Gazanfer Ağa Medresesi yanındaki 1950' lerde yıktırılan Sekbanbaşı İbrahim Ağa Mescidi olduğu ileri sürülmüştü. Fakat bu görüş inandırıcı bulunmamıştır. Daha yeni bir görüşe göre ise Kira Marta Manastırı'nm Fatih'ten Yenibahçe Vadisi'ne (Vatan Caddesi) inen yamaçta bulunması gerekir. Bu satırların yazarı tarafından ise bu manastırın Topkapı'da Manastır Mescidi(->) olarak tanınan yapı ve çevresinde olabileceği yolunda bir hipotez teklif edilmiştir.

VII. Konstantinos'un ortağı olarak kendisini de imparator yapan I. Romanos Le-kapenos (hd 920-944), özel sarayı Mirela-ion'u (Myrelaion) manastıra dönüştürmüş ve başta 922'de ölen eşi Teodora olmak üzere ailesinin birçok ferdi buraya gömülmüştür. 932'de ölen büyük oğlu Kristofo-ros, 948'de kendisi, 96l'de VII. Konstantinos'un eşi olan kızı Helena buraya gömüldüler. Oğullan ile birlikte öldürülen İmparator Mavrikios'un (hd 582-602) ve çocuklarının lahitlerinin de Romanos'un emri ile buraya taşındıkları söylenir.

1059'da tahtı bırakarak Studios Manas-



MANASTIRLAR

292


293

MANASTIRLAR

tırı'na çekilen I. İsaakios Komnenos'un eşi Kateıia ile kızı Maria da Mirelaion Kadınlar Manastırı'na kapanmışlardı. Fetihten bir süre sonra manastırın kilisesi. Mesih Paşa tarafından camiye çevrilmişti (bak. Bodrum Camii). 1911'de Mercan yangını ile harap olan bu eski kilise uzun yıllar bakımsız kaldıktan sonra 1986'ya doğru restore edilerek yeniden cami olarak açılmıştır. Binanın yanında, Roma dönemine ait 40 m kadar çapı olan muazzam bir yuvarlak bina kalıntısı vardır. Bu yapı, Romanos sarayını yaptırdığında ve manastır kurulduğunda içine sütunlar dikilerek sarnıç haline getirilmişti. 1993-1994'te sarnıç, içi temizlenip gerekli restorasyon yapıldıktan sonra çarşıya dönüştürülmüştür.

Bazı efsaneler antik çağın bir mabedi (Zeus veya Herakles) üzerinde I. Constan-tinus'un azizlerden Mokios (Mocius) adına bir kilise yaptırdığını bildirirler. Bu söylenti tam gerçek olmasa bile İustinianos henüz iktidara geçmeden burada bulunan bir kiliseyi, muhteşem biçimde yeniden yaptırmış ve bezemesine özen göstermişti. Fakat kilise 9. yy'da harap olmuş, yıkılmış ve I. Basileios burayı yeniden yaptırarak ihya ettirmiştir. Kilisenin yanındaki Hagios Mokios Manastırı'nın da bu onarım sırasında yapıldığı tahmin edilir. I. Ma-nuel Komnenos (hd 1143-1180) manastırın yemekhanesini yeniden yaptırarak, burayı dedesi I. Aleksios, babası II. İoan-nes ve kendi resimleri ile süsletmiş, yalnız tavanın yaldızlanmasına 100 altın harcanmıştır. Kilise ve manastır, Latin işgaline kadar duruyordu. Bizans'ın son dönemlerinde bunların harabe halinde oldukları anlaşılıyor. V. İoannes Paleologos (hd 1341-1391) Altınkapı (Yedikule) çevresindeki surları onarabilmek için 1390'da kilise ve manastırın taşlarını kullanmıştır. Komşusu olan açık su haznesi (Çukurbostan), Hagios Mokios adıyla tanındığına göre kilise ve manastır buna yakın, herhalde haznenin batısında idi.

Söylenti çok eski bir tarihi göstermekle beraber Petra'daki Ayios İoannes Prod-romos Manastırı Bizans tarihinde İmparator I. Manuel Komnenos döneminde (1143-1180) belirir. Buraya Latin işgali yıllarında Katolikler yerleşmişler, Bizans yeniden kurulduğunda manastır şehrin önemli dini merkezlerinden biri olmuş ve 14. yy'da da bazı dini çekişmelere sahne olmuştur. 1381'de patrik tarafından sinod toplantılarında üçüncü kademeye çıkarılmıştır. 1395'te Manuel manastıra zengin bağışlar yapmış ve kayınbabası Sırp prensi Konstantin'in ruhu için yapılacak ayinleri bir ferman ile düzenlemiştir. Despot De-metrios Paleologos'un annesi Maria Laska-ris 16 Ocak 1450'de öldüğünde, cenazesi manastırın kapısı yanındaki kayınbabası-nm mezarına kaldırılmıştır. 12 Aralık 1452'de Ayasofya'da yapılan iki kilisenin birleşmesi toplantısında Petra Manastırı başrahibi de hazır bulunmuştur. II. Meh-med (Fatih) bu manastırı, Sadrazam Mah-mud Paşa'nın Hıristiyan olarak kalan annesine 1462'de bağışlamıştı. 16. yy'ın ikinci yarısı içlerinde Stephan Gerlach, kapatıl-

Son Bizans döneminin ünlü manastırı olan

Pammakaristos'tan bir ayrıntı. 1590'a doğru

camiye dönüştürülerek Fethiye Camii adını

almıştır.



Media For tbe Arts

mış olan kilisenin harap halde olduğunu, fakat manastırın bazı hücrelerinde rahibelerin yaşadığım, Martin Crusius'a yolladığı 7 Mart 1578 tarihli mektubunda bildirir. O yıllarda manastırın etrafını kesme taştan muntazam bir duvar çeviriyordu, içinde ise hâlâ bazı ikonalar bulunuyordu. 16. yy'ın sonunda Pammakaristos Manastırı patrikhane tarafından boşaltıldığında, Petra Manastırı da bütünüyle terk edilmiş olmalıdır. Sırp Kralı Milutin (hd 1275-1321) manastırın yanında bir misafirhane ve hastane yaptırmıştı. Petra Manastırı'nın oldukça zengin bir kütüphanesi olduğu, buradan çıkmış ve çeşitli ülkelere dağılmış, 6-14. yy'lara ait 28 elyazması eserden anlaşılır. "Kaya" anlamına gelen Petra adının, Türk döneminde Karagümrük'ün kuzeyindeki Kesmekaya semt adında yaşadığı bellidir. Ayrıca bu manastır kütüphanesindeki elyazmalarında Aetios Sarnıcı(-») yakınındaki Petra Prodromos Manastırı'na ait olduğunu bildirir bir kayıt bulunmaktadır. Bu bölgede Boğdan voyvodalarının sarayı yapılmış ve birçokları, bu arazi içinde görülen küçük şapel kalıntısının Petra Manastırı'nın bir parçası olduğunu ileri sürmüşlerdir (bak. Boğdan Sarayı ve Şapeli). Fakat bu hipotezin zayıf tarafları vardır. Belki de Petra Manastırı, şimdi gecekondular tarafından yok edilen Odalar ve Kasım Ağa camileri yerinde idi. Bizans tarihinde ilk defa adı 1094'te geçen Soteros (veya Kristos) Akataleptos Manastırı, Latin işgalinde Katolikler tarafından kullanılmış, 14. yy'da da faal olmuştur. Bozdoğan (Valens) Kemeri yanında olan Akataleptos Manastırı, fetihten sonra Fatih'in vakıfları arasında Kalenden dervişlerine zaviye olarak tahsis edilmiş ve kilisesi Ka-lenderhane Camii olmuştur. Bu binanın 598'de yapılan Teotokos Diakonissa Kilisesi olduğu görüşü uzun süre hâkim olmuş, sonra Akataleptos hipotezi tercih edilmiştir (bak. Kalenderhane Camii).

1967'den itibaren burada yapılan kazı ve araştırmalarda, Katolik mezhebinin ünlü azizlerinden Assisi'li Franciscus'un fres-ko resmi ile adını gotik harflerle veren Latince bir yazı bulunmuştur. Fakat manastıra işaret eden herhangi bir kalıntı ile kar-şılaşılmamıştır.

İmparator I. Aleksios'un (hd 1081-1118) annesi Anna Dalassene, Halic'e ba-

kan yamaçta İsa adına Kristos Pantepop-tes Manastın'nı yaptırmıştı. Bu tesisin 1087'de bitmiş durumda olduğu sanılır. Kısa Latin işgalinden sonra yeniden Ortodokslar tarafından idare edilen Pante-poptes Manastırı fetihten sonra, II. Meh-med (Fatih) tarafından imarete çevrilmiş, kilisesi de mescit yapılmıştır. Eski vakıflar defterindeki kayıttan manastır hücrelerinin kullanılmakta oldukları anlaşılır. Eski imaret Camii(->) olan kilise bugün hâlâ durmakta ise de manastırdan günümüzde bir iz yoktur. Çevresindeki evlerin aralarında ve altlarında bazı kalıntılara rastlanmıştır.

Bizans İmparatorluğu'nun başkentinin en büyük manastırlarından biri Kristos Pantokrator Manastırı yine şehrin kuzeyinde, Halic'e hâkim bir yerde İmparator II. İoannes Komnenos (hd 1118-1143) tarafından inşa ettirilmişti. Bu kuruluşta, ilk eşi, Macar Kralı Lazslo'nun kızı Eirene'nin de rolü olmuştur. Manastırın günümüze kadar metni gelmiş olan 1136 tarihli yönetmeliği, buranın kadrosu ve düzeni hakkında son derecede ilgi çekici bilgiler verir. Mimar Nikeforos tarafından inşa edilen tesis içinde bir erkekler manastırı ile bunun İsa'ya sunulmuş kilisesi vardı. Bitişiğinde Mihael adına bir mezar şapeli inşa edilmiş, bunun da bitişiğine Ele-usa Meryem adına üçüncü kilise yapılmıştır. Manastırın 50 yataklı, çok kalabalık hizmetli kadrolu bir hastanesi, bir ihtiyar düşkünler yurdu, şehrin başka bir yerinde bir cüzamhanesi bulunuyordu.

İmparator Manuel Komnenos'un eşi, Alman İmparatoru III. Konrad'ın baldızı Berthe von Sulzbach (Bizans'ta adı Eire-ne) Mihael Şapeli'ne gömüldüğü gibi, Manuel Komnenos'un da cesedi 1180'de, siyah mermerden bir lahit içinde aynı şapele konulmuştur. Daha önce de aynı yerde manastır ve kilisenin kurucuları II. İoannes ile eşi Eirene'nin de mezarları bulunuyordu. Latin işgali sırasında Venedikliler genel karargâhlarını burada kurmuşlardı. Bizans devleti 126l'den sonra ihya edildiğinde Paleologos hanedanından II. Andronikos'un ikinci eşi Eirene 1317'de buraya gömüldü. Sonra Sırp kralı olan Ste-fan Decanski, iki oğlu ile birlikte 1313'ten 1320'ye kadar Partokrator Manastırı'nda enterne edildiler. Bizans'ın son döneminde, 14-15. yy'larda, Manuel Paleologos (hd 1391-1425), oğlu Selanik Despotu Andronikos (ö. 1426), VIII. İoannes'in üçüncü eşi Trabzon Prensesi Maria (ö. 1439), VII. İoannes'in eşi Eugenia Gate-luzzi (ö. 1440), Silivri'de vebadan ölen Manuel Paleologos (ö. 1448), İmparator VIII. İoannes Paleologos (ö. 1448), Manuel Paleologos'un dul eşi Eirene (ö. 1450) Pantokrator Manastırı'na gömüldüler. İki kilisenin birleşmesine karşı olan II. Gen-nadios Sholarios, son Bizans imparatoru tarafından buraya kapatılmıştı. Fetihten sonra Gennadios, Fatih tarafından İstanbul Ortodoks patrikliğine atanmıştır. Manastır, Fatih Külliyesi inşa edilinceye kadar medrese olarak kullanılmış, camiye dönüşen kilise burada ders veren Molla

Zeyrek'in adını alarak Zeyrek Kilise Ca-mii(->) olmuştur. Yönetim belgesi, buradaki yaşantının çok sıkı esaslarını açıklar. Manastırın idaresinden tek sorumlu doğrudan doğruya imparatordur. Manastırın, İstanbul çevresinde, Trakya'da, Makedonya, Peloponnes'te, Ege adalarında, Anadolu'da gelir sağlayan arazileri vardı. Bunlardan İzmir yakınındaki Bare Köyü'ndeki arazi köylülerle uzun süre sürtüşmelere yol açmıştı. Birbirine bitişik üç yapıdan oluşan kilise bugün hâlâ durur. Manastırın altında bulunan çok sayıdaki su sarnıcı, eskiden kilise olan caminin batısındaki evlerin altında bulunmaktadır. Fakat mimari bakımından gerçekten muhteşem bir eser olan büyük sarnıç, modern Atatürk Bul-varı'nın kenarında bulunmaktadır (bak. Zeyrek Sarnıcı). Caminin batı tarafında sokak içinde bulunan merkezi planlı küçük binanın, Partokrator Manastırı'nın kütüphanesi olduğu ileri sürülmüş ise de, bunun doğru olmadığı anlışılmıştır (bak. Şeyh Süleyman Mescidi).

Son Bizans döneminde tanınan Kristos veya Soteros Filantropos (Khristos Phi-lantlıropos) Manastırı ise II. Andronikos'un yakın adamlarından Nikeforos Kumnos'un kızı Eirene tarafından kurulmuştur. Eirene 1308'de 16 yaşında dul kaldıktan sonra Eulogia adıyla rahibe olmuş ve "insanların dostu" İsa'ya sunduğu bu manastırı kurarak, yarım yüzyıl idare etmiştir. Bu arada annesi ile babası da manastırın yapılışına yardımcı olduktan başka, her ikisi de rahip ve rahibe olarak bu manastıra çekilmişlerdir. Sarayburnu ile Ahırkapı arasında, Marmara surları üstünde 16. yy'ın sonunda Sinan Paşa'nın yaptırdığı İncili Köşk'ün yanında görülen surlardaki tuğla süslemeli mimari Filantropos Manastırı Ki-lisesi'nin alt yapısının cephesi olarak kabul edilmiştir. İncili Köşk'ün alt yapısının kemerleri altında İstanbul Rumlarının 1821'deki Yunan ayaklanmasına kadar senede bir defa 6 Ağustos'taki yortu gününde ziyaret ettikleri ve şifa dağıttığına inanılan bir ayazma bulunmaktadır. Kilise ve belki de manastırın mahzeni demiryolunun altından yukarı uzanmaktadır. Surlardaki cephe ise, Bizans mimarisindeki 14. yy'ın tuğla süslemeleri (çark-ı felek, yürek biçiminde niş, meander motifli friz ve tuğladan bir yazı şeridi) ile bezenmiştir.

Şehrin önemli bir manastırı da, kuzeybatı köşede surlara yakın bir yerdeki Kho-ra (Hora) Manastırı idi. Bu da İsa'ya (Khri-tos veya Soteros) sunulmuştu. Daha eski bir kilisenin harap olması üzerine Maria Dukaina kiliseyi yeniden yaptırmış, I. Aleksios'un küçük oğlu İsaakios Komnenos, 12. yy'da bu kiliseyi genişletmiş herhalde manastırı da yaptırmış veya ihya ettirmiştir. Latin işgalinin arkasından II. Andronikos döneminde (1282-1328) Bizans sarayında önemli yeri olan Teodoros Meto-hites 1303'te bu kilise ve manastırı geniş ölçüde restore ettirmiştir. Gözden düştükten sonra da bu manastıra çekilerek 1332' de burada ölmüştür. Fetihten sonra kilise II. Bayezid dönemi sadrazamlarından Atik

Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiş ve Kariye Camii(->) adıyla tanınmıştır.

Surlar dışındaki manastırlardan biri, Pi-yi Meıyem'i idi. Zoodohos Piyi (hayat verici pınar) olarak tanınan bu manastır, kutsal bir suyun başında, büyük ihtimal ile İustinianos tarafından yaptırılmıştı. Bir kaynak kilisenin, Ayasofya'dan artan malzeme ile 559-560'ta inşa edildiğini bildirir. Bir depremden sonra 790'a doğru İm-paratoriçe Eirene, 869 depreminden sonra I. Basileios kiliseyi restore ettirmişler, hattâ bu restorasyon kiliseyi öncekinden daha da güzel duruma sokmuştur. Bulgarlar Konstantinopolis'i tehdit ettiklerinde, Çar Simeon, 7 Eylül 924'te burayı yakmış ise de kilise hemen onarılmış, I. Romanos Lekapenos'un küçük kızı Maria ile Çar Peter'in nikâhları 927'de burada yapılmıştır. 966'da II. Nikeforos Fokas burada bir törene katılmış, manastır ve kilise Latin işgalinde Katolik rahiplerinin ellerine geçmiştir. İoannes Kantakuzenos'un kızı He-lena, V. İoannes Paleologos ile burada nişanlanmıştır. Prenses bu nişan için karayoluyla Edirne'den gelmişti. Protokole göre Zoodokos Piyi'de durması gerekiyordu. Şehrin 1422'de kuşatılması sırasında II. Murad bu manastırda konaklamıştı. Bundan sonra bu dini merkezin harap bir halde kaldığı anlaşılır. 16. yy'da kilise yıkılmış olmakla beraber, halk şifa verici olduğuna inanılan kutsal suyu ziyaret ediyordu. 1727'de Derkos (Terkos) Metropoliti Ni-kodemos burada küçük bir şapel yaptırmış, Rumlar ile Ermeniler arasında çıkan mülkiyet çatışması, Rumlara verilen fermanlar ile çözümlenmiştir. Yunan ayaklanması sırasında, 1821'de şapel tahrip edildi ise de Patrik I. Konstantinos 1833'te padişahtan aldığı fermanla tekrar yapılmasını sağlamış ve yeni kilise 2 Şubat 1835'te açılmıştır.

Çok geç bir dönemde yaratıldığı anlaşılan bir efsaneye göre, 1453'te şehrin fethi sırasında, manastırda balık kızartmakla meşgul olan birinin "tavadaki bu balıklar nasıl dirilemez ise, şehir de alınamaz" demesi üzerine balıklar suya sıçramıştır. Hâlâ ayazmasının havuzunda balıklar bulunduğundan Türkler arasında burası Balıklı Manastırı adıyla tanınmıştır. Bugün manastır faaldir ve halk tarafından (Müslümanlar da) ziyaret edilir. Manastırın avlusundaki mermer döşeme, Ortodokslara ait mezar taşlarından meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı "Karamanlı" denilen anadilleri Türkçe olan Hıristi-yanlara aittir. İç Anadolu'dan göç ederek, Samatya-Yedikule bölgesine yerleşen bu Hıristiyanların mezar kitabeleri Grek harfleriyle Türkçedir. Çoğu manzum olan bu kitabelerde açıklanan duygular ve bunların ifade edilişi de Türk karakterine yakındır (bak. Balıklı Ayazması).

Surlar dışındaki ikinci ve büyük manastır, kuzeybatıda, Haliç kıyısında Kos-midion'da Kosmas ve Damianos Manastırı idi (bak. Kosmidion). Paulinus adında bir kişiye ait arazide, II. Teodosius döneminde (408-450), büyük ihtimalle 439'a

doğru bir kilise yapılmış, az sonra bunun yanında bir manastır inşa edilmiştir. 6. yy'ın ilk yarısı içinde bu manastırın varlığı kesinlikle bilinir. İustinianos kiliseyi restore ettirmiş, fakat 5 Haziran 626'da Avar-lar kilise ve manastırı yağma etmişler, 3 yıl sonra da şehrin önünden çekilirken kiliseyi ateşe vermişlerdir (bak. kuşatmalar). Tehlike geçtikten sonra onarılan kilise ve manastır, 822'de asi komutan Tomas tarafından karargâh olarak kullanılmıştır. II. Basileios'un 966'da makamından aldığı Antakya Patriği Agapios'a Kosmidion Manastırı'nın idaresi verilmiştir. Paflagonyalı lakabı ile tanınan IV. Mihael (hd 1034-1041) buradaki bütün binaları yenilemiş, etraflarını bahçe halinde düzenlemiş, mozaik ve değerli mermerler ile süslediği kiliseyi yeniden yaptırmış ve bir hamam inşa ettirmiştir. 10 Aralık 1041'de tahttan çekildiğinde, keşiş olarak bu manastıra kapanmış ve az sonra burada ölmüştür. Gangres (Çankırı) Metropoliti Nikalaos, Amastris (Amasra) metropoliti olmadan, bir süre Kosmidion Manastırı başrahipli-ğinde bulunmuştur. 126l'de şehri Latinler-den geri almadan önce, 14 Ağustos'ta surlar önüne gelen VIII. Mihael Paleologos, geceyi Kosmidion Manastırı'nda geçirmişti. 1303'te Bizans'taki yabancılar, manastıra yerleşerek, Cenevizlilere karşı buradan harekât düzenlemişlerdir. 1304'te de Beranger d'Entença, Katalanların başında birkaç gün burada barınmıştır. Kosmidion Manastırı'nın çevresinde bağlan vardı. 14. yy'da, Kudüs'e giderken Bizans'a uğrayan Rus hacıları manastırı ziyaret etmişler, burada azizlerden Kosmas ve Damianos'un altın kaplamalı baş röliklerini görmüşlerdir. Fethe kadar duran Kosmidion Kilise ve Manastırı sonra ortadan kaybolmuştur. Oldukça dik bir yamaç üzerinde bulunduğuna göre manastırın Eyüp semtine hâkim bir yerde bulunduğuna ihtimal verilir. Fakat kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Haliç üzerinde Hasköy Köprüsü yapılırken, Ayvansaray tarafındaki ayaklar ve buradaki çevre yolları için yapılan kazıda, çok değişik bezemelere sahip, büyük ölçüde bazı sütun başlıkları bulunmuştur. İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne taşınan bu başlıkların Kosmidion Manastırı'na ait olabilecekleri uzak da olsa bir ihtimal olarak düşünülebilir. Ayrıca Eyüp Külliyesi'nin bulunduğu yerde de Bizans dönemine ait tonozlu bir dehliz vardır. Bunun için de bir şey söylenemez.

Surlar dışında önemli bir manastır ise Hebdomon'da (Bakırköy) bulunuyordu. İncil yazarı (Teologos) İoannes'e sunulan kilise, daha 4. yy'da mevcut idi. Bina L Basileios (hd 867-886) tarafından onarılmış, sonra II. Basileios (hd 976-1025) da aynı kiliseyi tezyin ettirmiştir. Yanındaki manastır ise Hebdomon Manastırı olarak tanınmıştı ve o da oldukça erken bir döneme ait idi. Ancak II. Basileos 15 Aralık 1025'te öldüğünde vasiyeti uyarınca yeni baştan yapılırcasına onarımını yaptırdığı bu manastırın kilisesine gömülmüştür. III. Nikeforos Botaniates (hd 1078-1081),




Dostları ilə paylaş:
1   ...   67   68   69   70   71   72   73   74   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə